07 KASIM, CUMA, 2014

Sanat ile Hayatın Giriftliğinde İsmail Saray’dan Sevgilerle

Sanat nesnesini yadsıyan bir kavram sanatçısı olarak İsmail Saray, üretirken bunun karşısında ise adeta kendi yaşam öyküsünü, kendi varlığını sanat olarak sunuyor. Estetik kaygıların ötesinde duran sanatçının söylemi, politik duruşu, hak mücadelesi sanat eylemi haline geliyor. Salt Galata’da 13 Eylül-2 Kasım 2014 tarihleri arasında gerçekleşen sergi, çağdaş Türkiye sanatının da izdüşümü niteliğindeydi.

Sanat ile Hayatın Giriftliğinde
İsmail Saray’dan Sevgilerle

 Yaşam mücadelesini sanat üretiminden okuyabileceğimiz biri İsmail Saray. Sanat tanımını kökten değiştirmeye kararlı kavramsal sanatın enstrümanlarıyla üreten, diğer yandan Türkiye gerçeğiyle hesaplaşmak zorunda kalan bir sanatçının, İsmail Saray’ın sanatının kuvveti buradan kaynaklanıyor: vasatın, yanlışın, haksızlığın, bürokrasinin, militarizmin vd. karşısında taviz vermediği tavrıyla durabilmek. Böylece SALT Galata’ta gerçekleşen “İngiltere’den Sevgilerle, İsmail Saray” sergisinde görülen o ki, sanat yapma uğraşısının kendisi sanat ürünü olarak meydana çıkıyor.

İsmail Saray’ın Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun olup 1968 yılında devlet bursuyla Londra’ya gitmesi, henüz ezberlerin bozulmadığı içine kapanık Türkiye’deki sanat ortamından kopuşun ilk adımı olur. 1969-1970 yıllarında Saint Martin’s School of Art’ta heykel lisansüstü sertifika programını tamamlayıp 1973’te Royal College of Art’tan yine heykel dalında yüksek lisans derecesini alır. 1973’te Türkiye’ye dönüp, aldığı burs karşılığı zorunlu hizmet görevi için devlet tarafından Samsun Eğitim Enstitüsü’ne atanır. Ülke koşulları tarafından pasifize edilmiş bir “olmaz”cı anlayıştan uzaklık, bir nevi dışarıdan bakış avantaja dönüşür ve İsmail Saray, henüz bu erken döneminde tavrını belli eder.

Sanatçının 1973 Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ni görmesi, kendi tabiriyle onu şaşırtır ve kafasında özellikle bir jüri tarafından seçme-seçilme meselelerine dair bazı sorular belirir. 1 Böylece ortaya Leonardo da Vinci adlı kitapçık çalışması çıkar. Saray, Leonardo’nun adını, el yazılarındaki gibi ters yazarak isimlendirdiği kitapçıkta Devlet Resim Heykel Sergilerine eleştirel olarak bakan bir metin yazar ve içine “Devlet resim, heykel, grafik sergisine katılmadığınızdan dolayı sizi tebrik ederim” notunu ekleyerek, çoğu Akademi’den oluşan sergi katılımcılarına gönderir. Bu isimsiz kitapçık karşısında pek kimseden ses çıkmaz; ancak sonradan Saray ile yolları Sanat Tanım Topluluğu’nda kesişecek olan Ahmet Öktem’in belirttiğine göre “herkes biraz ürkmüş”tür. 2

[1]İsmail Saray "Leonardo Da Vinci" Kitabını Anlatıyor: https://soundcloud.com/saltonline/sets/ingiltereden-sevgilerle-ismail-saray (erişim tarihi 27 Ekim 2014)
[2]Ahmet Öktem "Leonardo Da Vinci" Kitabını Anlatıyor: https://soundcloud.com/saltonline/sets/ingiltereden-sevgilerle-ismail-saray(erişim tarihi 27 Ekim 2014)


Saray, Samsun Eğitim Enstitüsü’ne atandıktan sonra, öğrencileri ve eğitim kadrosunu harekete geçirmek için “karmaşık” happeningler yapar; henüz İstanbul’da bile uluslararası düzeyde bir sanat kütüphanesi yokken bunu Samsun’da hayata geçirir; kimse yapmazken Paris Bienali’ne dosya hazırlayıp başvurur ve devlet desteği olmasa da ne yapıp edip gider. Sanatçının yeniden İngiltere’ye dönme kararı alması ise, artık çalışamaz hale geldiği 12 Eylül askeri darbesiyle 1980 yılında olur. Zaten bürokratik engellerce kışkırtılan sanatçının muhalif dili sivrilmiştir ve böylece, 1992 yılına kadar sürecek gönüllü Londra sürgünü başlar. Sanatçı Londra’da ortak üretim üzerine düşünür; bir işgal evinde yaşar; 1982’de eşi Jenni Boswell-Jones ve sanatçı Roderick Coyne ile AND dergisini çıkarır, Sanatçılar Sendikasına üye olur; Margaret Thatcher karşıtı politikada söz söylerken, sözünü sanatın alanına dahil edecek müdahalelerde bulunur.


SALT Galata’da üç kata yayılan “İngiltere’den Sevgilerle, İsmail Saray” sergisinde resmi yazışmalar, mektuplar, fotoğraflar, her türlü taslak-çizim-proje tasarımı, hatta mezuniyet, izin, bütçe talep belgeleri gibi pek çok doküman eşliğinde çalışmalar izlenir hale geliyor. Ancak farklı nedenlerle orijinalleri korunamadığı ya da onlara ulaşılamadığı veya zaten korunabilir nesne odaklı çalışılmadığı için, pek çok işdokümanlarıyla yer alıyor. Buna karşın SALT, sanatçıyla işbirliği yaparak ve arşiv malzemelerini baz alarak bazı işleriyeniden üretmiş. Öte yandan, Saray’ın ilk öğrencilik yıllarından itibaren benimsediği kavramsal sanatın sanat nesnesinin varlığını yadsıyan bir tür doküman sanatı oluşu, sergiyi eksik değil tam tersine avantajlı kılıyor. Maurizio Cattelan’ın “sergiden çalışmam çalındı” minvalli polis raporundan, Robert Morris’in sattığı çalışmasının karşılığında hiçbir para almadığının noter tasdikli belgesine kadar Batı’da örneğine sık rastlanır bir sunumla, sanat ile hayatın muzip giriftliğini gösteriyor İsmail Saray. Sanatçı, belli ki sergi ismine ilham veren 1989-90 tarihli çöp odaklı işi “İngiltere’den Sevgilerle: Avrupa’nın Ezgisi”nde olduğu gibi, formel sanatın beğenmediği hayat gerçeklerini bağırmadan, tumturaklı sözler söyleme hatasına düşmeden, doğrudan gülümsetmek amacı olmasa da gülümseyerek aktarıyor. Türk çağdaş sanat tarihi yeni yeni yazılırken, iki yıllık araştırmaya dayalı sergi ile Vasıf Kortun yönetimindeki Salt’ın araştırma odaklı çalışmalarını ise, bu sergi özelinde bilahare takdir etmek gerekiyor.

T.C. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Yükseköğretim Dairesi Başkanlığı'ndan İsmail Saray'a öğrenim borcuna ilişkin olarak gönderilen mektup, 12.11.1985

0
2260
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle