17 TEMMUZ, PERŞEMBE, 2014

Parçalanmış Sistemlerde Çok Boyutlu Sanat Eğitimine Duyulan İhtiyaç

Artfulliving.com.tr bu ay sanat eğitiminin durumuna eğilecek.  Her yıl yüzlerce öğrenci, vakıf ve devlet üniversitelerinin güzel sanat fakültelerinde, eski akademilerde sanatın teorisini ve pratiğini okuyor. Geleceğin sanatçılarının hayalleri, vizyonları ve misyonlarını şekillendirmeye başladığı ilk mesleki platform olan sanat eğitimi, sanat eğitimimizin temel direklerinden biri.

Yazarlarımız temmuz ayında sanat eğitimi kurumlarımızı inceleyecek, statükoyu eleştirel bir gözle sorgulayacak ve durumun nasıl iyileştirilebileceğine ilişkin modeller önerecek.

Parçalanmış Sistemlerde Çok Boyutlu Sanat Eğitimine Duyulan İhtiyaç

Konu aslında basit.  Çağdaş sanat; heterojenliği, çoğulculuğu ve eklektikliği bakımından çağdaş hayata, bugünün gerçekliğine çok benziyor.  Her şeyin çok hızlı değiştiğini, dünyanın tımarhaneye döndüğünü, kimsenin de neler olduğunu anlamadığını sık sık dile getiriyoruz.  Aynı kaosu, çağdaş sanatın karakterinde de görüyoruz.  Yarı özerk, fazlasıyla dinamik bir sistem olmasına rağmen siyaset, ekonomi, eğitim gibi diğer sosyal sistemlerle ilişki içinde. Konu sanat olunca, kendi tarihleri, mekânları, dilleri, bilimsel alanları, piyasaları, değerleri ve eğitim kurumlarıyla birbirinden bir hayli ayrılan uzmanlık alanlarını kastediyoruz demektir.  Özellikle sanatçıların eğitimi konusunda şekil, kalite ve verimliliği mutlaka konuşmamız lazım.  Pisa’dan veya Bologna’dan söz etmiyorum elbette.  Geleneksel eğitim sisteminin darlığını ve sınırlarını giderek fazla hisseden öğrencilerden şikayet geliyor.  Öğretim üyeleri de tüm disiplinlerde akademik teori ile gerçek hayattaki deneyim arasındaki uçurumun farkında.  Hele de özgürlüğün başat değerlerden sayıldığı görsel sanatlarda, lisans ve yüksek lisans programlarında kredili sistem de, sabit müfredat da bana hiçbir zaman anlamlı gelmemiştir.

Öncelikle sanatın durumuna bakarsak, sanat eğitiminin nasıl olması gerektiğini oradan çıkarabiliriz.  Bilgi çağının başladığı 1990’lardan bu yana büyük bir değişim geçiriyoruz ve görselliğin, yazılı ve sözlüden çok daha güçlü olduğu bir görsel kültür içindeyiz.  Bu kültürde sayısız görüntüyle birlikte yaşarken, çağdaş sanat ve kültür modern çağdan muazzam farklar gösteriyor.  Sanatın stratejileri, kavramları ve yaklaşımlarının tamamen değiştiğine ve bugünkü sanatı klasik sanat tarihçiliği yöntemleriyle, ikonografi veya ikonoloji düşünceleriyle açıklayamayacağımıza inanıyorum.  Bu nedenle sanat eğitiminin de değişmesi, bence kendini çağdaş sanatın biçimsel, estetik ve kavramsal karakterine uyarlaması gerekiyor.

Çağdaş sanatın karakteri nedir?  Öncü okulların, hareketlerin ve tarzların modern sanat üzerindeki hegemonyasının kırılmasından sonra, çağdaş sanat disiplinlerarası, mecralar arası, etkileşimli, süreç odaklı, kültürler arası, estetikler arası tavırları benimseyerek yüksek kültürle alçak kültür arasındaki ayrımı yok etti.  Kalıcı ve hızlı teknik ve entelektüel gelişmelerin eşzamanlı meydana geldiği bir çağda yaşıyoruz.  Sayısız heterojen unsur kalıcı olarak birbirine katılıyor ve günümüzde hayatın, kültürün ve sanat biçimlerinin varlıklarını hibrid olarak sürdürdüğü eklektik ve çoğulcu bir platform ortaya çıkıyor.  Bu göz alıcı ve çılgın görsel kültür içinde mutlak gerçek veya hakikat kayboluyor.

Yaratıcılık, deneysel çalışma yöntemleri ve entelektüel akışkanlığın doğurduğu bu dinamik kaosa sanat eğitimi nasıl tepki ve karşılık verebilir?  Akademide veya üniversitede sanat eğitimi, zorunlu müfredata, not sistemlerine, bürokratik norm ve prosedürlere mahkum durumdadır.

Özellikle Amerikan lisans sisteminin ürünü olan notlar ve krediler, öğrencinin akademik, entelektüel veya sanatsal kalitesini değerlendirmekten çok, lise sisteminin devamı gibidir. Geleneksel sanat eğitimi sadece heykel, resim, çizim ve baskı üzerine odaklanır.  Halbuki günümüzün sanat dünyasında insanlar hazır parçalar, kavramsal sanat, performans, fotoğraf, video, yerleştirme ve dijital sanat gibi alanlara da yöneliyorlar.  Öte yandan akademide bu alanların eğitimine dair altyapı genellikle eksik.  Öğrenciler konuşacak bir hoca bile bulamıyorlar.  Bu bakımdan çok büyük açık var.

Eğitimin nasıl değişmesine ilişkin somut önerilerimi getireyim: Öncelikle tüm Güzel Sanatlar Fakültelerinin tekrar Sanat Akademileri olmasını, not ve kredi sistemini bırakmasını sağlamak gerekir.  Öğrenciler aynı anda çeşitli branşlara ilgi gösterdikçe, eğitim sistemi de disiplinlerarası çalışmaya izin vermeli ve bunu desteklemelidir. Hatta öğrencinin bir Ana Sanat Dalı, bir de Yan Sanat Dalı olabilir.  Çağdaş sanat, çağdaş hayat ve araştırmayla yakından ilintili olduğu için, her öğrenci dört yıl boyunca bir sosyal bilim dalı üzerinde çalışmalıdır.  Bu felsefe, psikoloji, siyaset bilimi, sosyoloji, pedagoji ve benzeri dallardan biri olabilir.  Öğrencilerin sanat dalları dışında alanları da öğrenmesi gereklidir.  Kurumlar dönem projesi uygulamasına da geçmelidir.  Örneğin öğrenciler yaz aylarında başka branşlardan öğrencilerle ve hocalarıyla özel projeler üzerinde çalışabilir.  Staj elbette zorunlu olmalıdır.  İş hayatını da farklı yönleriyle tanımaları gerekiyor.  Sergi yönetimi, teşhir yöntemleri gibi idari alanlarda verilecek seminerlerin de yararı olacaktır.  İngilizce çok önemli olduğu için müfredata İngilizce Sanat Teorisi veya İngilizce Sanat Tarihi gibi derslerin katılması yararlı olur.  Son olarak, genç sanatçılar ilk sergilerini açtıklarında, küratörler veya kurumlarla çalıştıklarında, iş idaresinin proje yönetimi, zaman yönetimi, bütçe ve diğer konularıyla karşı karşıya kalacaktır.  Bu nedenle idare teorisi, pratiği ve ilkeleri üzerine de eğitim almaları gerekir.

Akademiden ve öğrencilerden çok şey beklediğimin farkındayım.  Fakat açık fikirli, çalışkan, akıllı ve hümanist sanat öğrencilerini hakkıyla yetiştirmek için, çok yaratıcı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.  Bu sistemin yetiştireceği korkusuz kültür aktivistleri, verili duruma karşı çıkmaya ve onu sorgulamaya gönüllü olacak, bilinenin ötesine bakarak bilinmeyeni açığa çıkaracaktır.  Son kertede amacımız, sanat öğrencilerine çağdaş sanat ve hayat denen çokboyutlu kaosa aktif, istekli ve bilinçli katılımcılar haline gelecekleri profesyonel bir forumda sanatın teorisi ve pratiği hakkında bilgiler kazandırmaktır.

Burak Delier, "Art Talks", Performance, 2013

0
1803
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle