30 HAZİRAN, SALI, 2015

MoMA'daki Björk Sergisi Neden Beğenilmedi?

8 Mart-7 Haziran tarihleri arasında MoMA'da gerçekleştirilen Björk sergisi üzerine çok fazla yazıldı çizildi. Açıkçası pek de iyi değerlendirilmeyen serginin kötü olmasının cezası büyük oranda serginin küratörü Klaus Biesenbach’a kesildi.

MoMA'daki Björk Sergisi Neden Beğenilmedi?

Björk’ün böyle bir sergiye neden evet dediğinden, Biesenbach’ın popüler isimlerle verdiği partiler ve instagram hesabından paylaştığı fotoğraflarla temsil ettiği kurumunu bu kadar -kötü anlamda- popülerleştirmesine, önceki Marina Abramoviç, Tilda Swinston performansları ile Tim Burton sergisine kadar MoMA tarihinde sanat ötesi ‘sanat sergileri’ de değerlendirilerek Björk sergisi ‘bir sanat müzesine popüler kültürün işi ne’ sorusunun tekrar sorgulanmasına, konuşulmasına neden oldu.

Geçtiğimiz ay Frieze New York fuarı vesilesi ile şehre gidince sergiyi görmezsem olmazdı. Eleştirilerden uzak durmaya çalışarak, yazılanları çok da okumadan sergiyi gezmeye, objektif bakmaya çalıştım.

Songlines sergisi besteci, müzisyen ve şarkıcı, kendi dünyasının yaratıcısı Björk’ün 20 yıllık kariyerini kapsıyordu. Belgeler, kostümler, videolar, objeler, özel düzenlemeler, ses düzenlemeleri serginin ana malzemeleri idi. Müzenin girişinde 2011 tarihli Björk’ün Biophilia albümü turu için tasarlanan gameleste, borulu org, havaya asılı bir sistem ile ses veren gravity harp ve düşük akım ve yüksek frekansta alternatif akım üreten deşarj bobinlerinden ibaret Tesla coin / Tesla bobini ile başlayan sergi çok yönlü bir sanatçı olarak, 90'ların ve bugünün ikonu Björk’ü hissettirmeye çalışıyor, dünyasına girmeye davet ediyordu.

  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Installation view of Björk, The Museum of Modern Art, March 8–June 7, 2015. © 2015 The Museum of Modern Art. Photo: Jonathan Muzikar
  • Björk, Debut, 1993.Credit: Photography by Jean Baptiste Mondino. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk, Post, 1995Credit: Photography by Stéphane Sednaoui. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk, Biophilia, 2011Credit: By M/M (Paris) Photographed by Inez van Lamsweerde & Vinoodh Matadin. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian

Björk, Biophilia, 2011
Credit: By M/M (Paris) Photographed by Inez van Lamsweerde & Vinoodh Matadin. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian

Serginin ilk durakları iki sinema odası idi. İlkinde MoMA koleksiyonuna girmek üzere üretilen videosu ile Vulnicare albümünden yönetmenliğini Andrew Thomas Huang’ın yaptığı Black Lake videosu mimar David Banjamin’in tasarımı odada ilk kez izleyiciyle sergi vesilesiyle buluşurken, hemen karşı odada ise Björk’ün 1993‘teki Debut video klibinden Biophilia’ya kadarki bütün videoları dönüyordu. Ana sergi mekânı ise kostümleri, videolarındaki  özel mekân betimlemeleri ve özel bir kurgu ile İzlandalı yazar Sjón’un hazırladığı Björk’e özel metin eşliğinde ‘deneyim’ yaratmayı hedeflemiş -açıkçası pek de becerememiş- bir ses ile birlikte gezdiğiniz bir düzenlemeden ibaretti.

Tüm videolarının döndüğü sinema odası, girişteki düzenlemeler ile birlikte kanımca serginin en iyi bölümü idi. Hem bütün videolarını dakikalarca fiziksel olarak rahat bir şekilde izleyebileceğiniz mekân kurgusu ile, hem de bütünü görerek Björk ve müziği, Björk dünyası-felsefesi hakkında fikir edinmek açısından en iyi bölümdü. Mekânın sadece ekrandan ibaret yalın tasarımı ve uzanabileceğiniz, nasıl rahat ediyorsanız öyle oturabileceğiniz, yatabileceğiniz düzenlemesi kendinizi Björk dünyasına teslim etmenize yardımcı bir elementti. Ama ne yazık ki Björk büyüsü orada kalıyordu.

İnteraktif bir ses deneyimi olarak adlandırılan ‘Songlines’ ana sergi mekânında Chris Cunningham’ın ‘All is Full of Love’ videosu için tasarladığı robotlardan, Björk dendiğinde ilk aklımıza gelen Marjan Pejoski’nin tasarladığı ünlü kuğu elbisesine, Iris van Herpen’in Biophilia konser turu için tasarladığı kostümlere, not defterlerine, videolarının bir kopyası olarak tasarlanan mekân düzenlemelerine kadar bir Björk dünyası sunulduğu düşünülse de, derme çatma adeta bir çadır gibi dar, hareketi kısıtlayan, kötü replikalar ve balmumu Björk modelleri ile çok sakil bir sergileme arz ediyordu bu bölüm. Bir modern sanat müzesinde böyle önemli pop ikonunun sergisi olarak değil de arkasında yer alan, onunla birlikte yol alan sanatçılara ve işlerine dair bir sergi olarak sunulsa, pazarlansa idi, belki farklı bir ses getirir ama bir sanat müzesine yakışır bir sergi kavramı yaratılmış olurdu diye düşünüyorum. Diğer taraftan eğer bir sanat sergisi ve Björk üzerine bir sergi olarak değerlendirileceksek Songlines’ı, bu noktada da basit malzeme ve kötü sergileme biçimi dolayısıyla birçok kişi hemfikirdir sanırım. 

  • Björk, Vespertine, 2001Credit: Photography by Inez van Lamsweerde & Vinoodh Matadin. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk, Medulla, 2004Credit: Photography by Inez van Lamsweerde & Vinoodh Matadin. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk, Volta, 2007Credit: Photography by Nick Knight. Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk, published by The Museum of Modern Art, 2015
  • Björk, Vulnicura, 2015Copyright © 2015 Inez and Vinoodh. Image courtesy of Wellhart/One Little Indian
  • Björk, “Mutual Core” video still, 2012.Credit: Directed by Andrew Thomas Huang, Image courtesy of Wellhart Ltd & One Little Indian
  • Björk. Credit: Photograph by Danny Clinch
  • Björk, The Face, 1993Credit: Photo by Glen Luchford
  • Björk, Still from ‘Pagan Poetry’ directed by Nick Knight 1993.Credit: Courtesy Wellhart Ltd & One Little Indian.
  • Björk. Still from “Black Lake,” commissioned by The Museum of Modern Art, New York, and directed by Andrew Thomas Huang, 2015. Courtesy of Wellhart and One Little Indian
  • Cover of Björk, published by The Museum of Modern Art, 2015

Cover of Björk, published by The Museum of Modern Art, 2015

Tüm bunlar bir kenara, 40 dakikalık zorla tutulduğumuz Songlines ana sergi mekânındaki deneyimi düşünecek olursak da büyük bir Björk fanı olmasanız da Björk’e haksızlık edildiğini düşünüyorum. Björk’ün şarkıları, kostümleri, müzik ve ses ile olan ilişkisi doğa ile olan içiçeliği, her videosunda konserinde izlediğimiz özgür, büyük ve fiziksel olarak da geniş ve serbest hareket dili ile bu sergiye baktığınızda, tam tersi bir deneyim sunuluyordu izleyiciye. Sıkıştığınız, hareket edemediğiniz, bir kulaklık ile yönlendirildiğiniz, yani size verilen saatte sergi mekânına girebildiğiniz için de pek özgür olamadığınız bir alanda, size ‘huşu’ içinde okunan bir metni dinleyerek Björk’ün dünyasına girmek öyle pek kolay olmuyordu. Björk sevenleri için her şeyi bir arada gördükleri, hiç bilmeyenler için belki mini bir özet olabilecek sergi, dünyanın en önemli sanat müzesinde gerçekleşmiş hali ile çok çok zayıftı.

Peki bir Björk sergisi nasıl olsa Björk olurdu?

Doğada olsaydı,

sizi hareket etmeye, arada meditatif durgunluklar sakinliklere çağırsaydı,

kollarınızı açabileceğiniz, dokunabileceğiniz, giyebileceğiniz, hissedebileceğiniz objeler olsaydı, şarkıları söyleyebileceğiniz.

Yani gerçekten interaktif olsaydı...

Ya da gerçekten tamamen bir sanat sergisi olarak, kostümleri yapan sanatçının başka işlerinden örneklerin olduğu, videolarının o videoya aitmişcesine özel tasarlanmış alanlarda sunulduğu, Björk’ün doğal ve dijital ses tekniklerine birebir maruz kalacağınız ses enstalasyonlarının olduğu, sanatçılarının yaratıcılarının Björk ile birlikte sahne aldığı bir sergi olsaydı MoMA’nın ihtişamı, namı altında ezilmeyecek gerçek bir sergi olabilirdi belki...

​Björk ile MoMA’nın cirosunu toparladığı ya da bilmemkaçlara katladığı aşikar da; Tilda Swinton, Tim Burton ve Björk’ün ardından, Klaus Biesenbach’ın MoMA’daki devamlılığı merak konusu. Bakalım gelecek 5 yıl içinde hangi popüler ismi MoMA’da göreceğiz...

0
2344
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle