25 KASIM, ÇARŞAMBA, 2015

Mesele ‘Sanatın Tarihini Yazmak’ Değil, ‘Sanat Tarihlerinin Yazılması’

Yayınlanmasıyla birlikte tartışmaların odağında yer aldı “Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1975-2015”. Kitap özelinde ‘bir sanat tarihi yazmak’ı tartışalım…

Mesele ‘Sanatın Tarihini Yazmak’ Değil, ‘Sanat Tarihlerinin Yazılması’

“User’s Manual: Contemporary Art In Turkey 1975-2015” yani “Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1975-2015”. Halil Altındere ve Süreyyya Evren tarafından hazırlanmış. Tasarımı Şener Özmen’e, editöryal koordinasyonu Azra Tüzünoğlu’na ait. Birinci bölümü metinlerden oluşuyor. Sanat tarihçisi, sanatçı, küratör, eleştirmen vd. meslek erbabı 16 yazarın metni ve röportajlar bu bölümde yer alıyor. İkinci bölümde, her sanatçıya dörder sayfa ayrılmak kaydıyla 101 sanatçı ya da sanatçı grubuna yer verilmiş. Yayıncı olarak Revolver publishing, art-ist prodüksiyon tasarım yayıncılık ve SAHA ortaklığı belirtilmiş. Destekleyen, çeviren, düzelten daha başka çok sayıda isim var. Kitap 664 sayfa ve 3 kg ağırlığında. Kalın kapak, kuşe kâğıt, renkli baskı… Altındere ve Evren’in sözleriyle “101 Türkiyeli sanatçıdan yaklaşık 1001 yapıtın yanı sıra Türkiye güncel sanatının geçmişi ve tarihlerini çeşitli açılardan ele alan çok sayıda deneme ve inceleme içeren bir toplam.”[1] Kitabın, 2007 yılında yayınlanan “Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1986-2006”nın yenilenmiş baskısından daha fazlası olması amaçlanmış. Öyle de olmuş, tasarımından yenilenen içeriğine, değişen sanatçı isimlerine ve sanatçıların eklenen yeni çalışmalarına, kitap pek çok değişiklik içeriyor. Dolayısıyla “Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1975-2015”i yeniden basım değil, yeni bir kitap olarak değerlendirmek gerekir.

“Kullanma Kılavuzu” hakkında verilebilecek temel bilgiler yukarıda sayılanlarla sınırlı kalmak zorunda. Çünkü kitabın sadece sanatçı listesini vermek bile, hakkında yazılabilecek yazının üçte birini oluşturabilir. Elimizde ‘iyi çalışılmış’ bir kitap var ve bu nesnenin cazibesinden kurtulup içeriğine baktığımızda değerlendirebilmek için sorularımızı sormaya başlayabiliriz. Bu adımda getirilebilecek eleştirilerin esasını “öznellik” konusu oluşturuyor. Sadece hacmiyle bile hayli iddialı kitabın bir sanat tarihi yazma girişimi olması, öznellik tartışmasını alevlendiriyor. Önsöz’de de bu iddia vurgulanmış: “Kitabın temel meselesinin; ‘Türkiye güncel sanatı neydi, ne oldu ve şimdi nedir?’ sorularıyla olduğu kadar, ‘bu alanın tarihi nasıl yazılabilir?’ sorularıyla şekillendiği rahatlıkla görülebilir sanıyoruz.”[2] Süreyyya Evren “Türkiye güncel sanatı tarihini nasıl yazmalı” yazısında da ortaya malum soruyu attıktan sonra, amaç ve yöntemlerini şöyle özetliyor: “1970’lerden bugüne uzanan, birbirinden kopuk aktör ve anlarla yüklü ve sıçramalarla şekillenen bir Türkiye güncel sanatının tarihini yazmak nasıl mümkün olabilir? Bu iddialı soru, tekil bir sanat tarihi okumasına Türkiye örneğini yerleştirmek yerine, Türkiye Güncel Sanatı geçmişinin hangi yollarla Türkiye Güncel Sanatı tarihine dönüştüğüne bir bakış öneriyor.”[3] Evren, kronolojik bir tarih yazmak yerine bir tartışma açmanın hedeflenenler arasında olduğunu belirtiyor. “Kullanma Kılavuzu”, şimdiye dek Türkiye’de sanatçı seçkisi yapma yöntemi benimsenerek gerçekleştirilmiş pek çok dönemlendirme çalışmasından biri ve hepsi gibi uygun bir üslupla “bu benim seçtiğim” diyor aslında. Burada önem kazanan yegâne şey ise metodolojik bakış. “Kullanma Kılavuzu”nu incelediğimizde bir yöntem denemesi yapıldığını görebiliyoruz. Sıklıkla başvurulduğu gibi sanatı onar yıllık dilimlere ayırıp anlamaya çalışırken bu kronolojik tavrı yine de sorgulayan bir dil benimsenmiş. Kitabın ilk kısmındaki tartışma, röportaj, kuram çalışması vd. metin yoğun bölüm, aslında günümüz sanatının üretimi kadar değerlendirilmesi ve tarihinin yazılmasında da yeni metodolojik yöntemler gerektiğini hatırlatıyor. Keza bilginin tanımı ve bilgiye ulaşma yöntemleri başlı başına değişirken modernist rasyonelleştirici reflekslere göre şekillenmiş olan metodolojinin kendisinin belki de yeniden tanımlanması gerekiyor.

Dahil etme ve dışlama bir seçimdir; her tarih anlatısı bir nevi seçimler dizisiyken öznelliği de mutlaktır. Kitabın öznelliği bir seçki olmasından kaynaklanıyor ve seçilmenin -dolayısıyla güncel sanatçı olmanın da- kriterleri bildiğimiz üzere epey çeşitli. Yer verilen sanatçıların çalışmaları için ‘resimden, heykele, videodan, enstalasyona, desen, kolaj ve fotoğrafa, pek çok farklı medyumla üretilmiş eserler”[4] tabiri kullanılmış. Burada bir güncel sanat nedir tartışması açmak ise gereksiz görünüyor ancak “güncel sanat” söyleminin sürdürülüyor oluşu dikkate alınabilir. Güncel son zamanlarda eskisi kadar sık duymadığımız, pek tercih edilmeyen bir terim haline geldi fakat Altındere ve S. Evren’in yıllardır yaptıkları çalışmalar düşünüldüğünde kendi içinde tutarlı... Çünkü Türkiye’de güncel “bugün”ün, çağdaş 90 öncesinin ve modern de 60 öncesinin sanatını tanımlamakta kullanılır hale gelmiş durumda ve kitap,  “çağdaş” olarak nitelenen ile bir nevi hesaplaşmayı barındırıyor. “Kullanma Kılavuzu”, kendisini anlaşılabilir nedenlerle 90’lı yılların merkezine, 90’lı yılları da “güncel sanat”ın merkezine koyan bir ekibin ürünü. S. Evren yazısında Türkiye sanat sahnesi adına dönemin önemini vurguluyor:  “90’lı yıllarda oluşan sahnenin önemi, sahnenin aşağıdan ele geçirilmesi duygusu vermesi. … ellenmemiş konu, yıkılmamış tabu kalmıyor. … O güne dek, piyasasıyla, yazarıyla, galerisiyle yerleşik bir sanat çevresini oluşturan tüm öğeler, kendilerini dışarıda hissetmeye başlıyor.”[5] Neredeyse son yirmi yıldır çağdaş sanat ortamındaki kutuplaşmayı açıklayabilecek ancak başka bir tartışmanın konusu bu “dışarıda hissetme” durumu…

“Kullanma Kılavuzu” ya da başka herhangi bir sanatçı seçkisi özelinde yayıncının üslubu ya da seçimin kendi seçimi olduğunu söyleyen sesin tonunu, sesin sahibinin samimiyetini tartışmak ise anlamsız bir çaba gibi duruyor. Yayınlanmış, kuramsal içeriğe ve perspektife sahip dönemsel bir sanat tarihi seçkisini aylık bir magazinin spekülatif “en güçlüler”, “en başarılılar”, “en çok satanlar” listesinden çok ayrı bir noktada değerlendirmek gerek elbette.

Veya elimizde bir galerinin yıldönümü için o güne dek sergisini açtığı sanatçıların çalışmalarını derlediği bir katalog değil, Türkiye’nin kırk yıllık çağdaş sanatını gösterme çabasında bir kitap var. Bu nitelikte bir sanat seçkisi yapmak zor, özverili ve kuşkusuz pahalı. Yıllardır söyleyip durduğumuz “Türkiye’de sanat tarihi yazılmıyor” şikayetine karşılık bu ve benzer daha çok çalışma yapılması gerektiğine konusunda hemfikir olmak şart.

Elbette her alanda yapılabilecek her türlü seçki, manipüle etmeye müsaittir. En bilinen örnekte, yaptığı sanatçı seçkisiyle sanat tarihi disiplininin babası kabul edilen Vasari’de olduğu gibi. Rönesans üzerine çalışan İtalyan akademisyen Carlo Ginzburg’un “Tahta Gözler: Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce” kitabında “Üslup: Dahil Etme ve Dışlama” başlıklı bir bölüm vardır. Ginzburg burada sanat tarihi disiplininin temellerini atan “Le Vite” adlı malum seçkisi ile Vasari’nin tarihsel perspektifini tartışır. Aktardığına göre, Vasari seçkisinin ilk baskısında Tiziano’ya yer vermemiştir. Çünkü yaşayan tek sanatçı olarak kitapta Michelangelo yer almalıdır ve Tiziano da henüz ölmemiştir. Şöyle der Vasari: “Çünkü Tiziano hayatta ve eserleri görülebilir, bu yüzden onları burada anlatmaya gerek yok…” Michelangelo 1568’de öldükten sonra ise kitabın bir başka baskısında Tiziano kitaptaki yerini almıştır bile…[6] Vasari yazmasaydı bugün Tiziano’yu bilmeyecek miydik? Söz konusu Tiziano olunca bu hiç makul görünmüyor. Bugüne dek yazılmış yüzlerce tarihten birinde mutlaka yer alırdı sanırız. Sanat tarihi, kendisindeki gücü tarihi yazmaya muktedir görenlerin tarihi olageldi. Ancak sanatçı ya da sanat tarihçi, kimsenin tekelinde değil. Önemli olan, varlığıyla bu iddiaya sahip projeleri çoğaltmak değil mi? Sanat tarihi inhisar usulüyle yazılmıyor. Neyse ki… Yani mesele ‘sanatın tarihini yazmak’ değil, mesele ‘sanat tarihlerinin yazılması’. Bu kabulden sonra kaynak bulmak, sermaye yaratmak gibi sorunlar gündeme gelecekse, belki de asıl onu tartışmak gerek.


[1] Halil Altındere&Süreyya Evren, “Önsöz”, “Türkiye Güncel Sanatı Tarihini Nasıl Yazmalı”, Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1975-2015, s. 7.

[2] Halil Altındere&Süreyya Evren, “Önsöz”, age, s. 7.

[3] Süreyyya Evren “Türkiye Güncel Sanatı Tarihini Nasıl Yazmalı”, age, s. 11.

[4] Halil Altındere&Süreyya Evren, “Önsöz”, age, s. 7.

[5] Süreyyya Evren “Türkiye Güncel Sanatı Tarihini Nasıl Yazmalı”, age, s. 16.

[6] Carlo Ginzburg, Tahta Gözler: Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce, Çev. Aysun Şişik, İstanbul, Metis Yayınları, Ocak 2009, s. 144.

0
5467
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle