23 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2014

Güncel Anlatıların Buluşması

İstanbul Modern, yeni yılı 9 Ocak’ta, ‘Komşular: Türkiye ve Çevresinden Güncel Anlatılar’ isimli sergiyle açtı. İstanbul Modern’nin kuruluşuna denk getirilen serginin küratörlüğünü İstanbul Modern’den Çelenk Bafra’nın  Paolo Colombo ile birlikte üstlendiği seçkide Türkiye’nin  yanı sıra birbiriyle tarihi, siyasal ve kültürel bağları olan Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu gibi komşu coğrafyalardan isimleri görmek mümkün. Bir bütün olarak ele alınan coğrafya daha çok yolculuk teması üzerine programlanmış bir sergi olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda serginin küratörlerinden Çelenk Bafra ile “ Komşular  sergisi ”  ile ilgili söyleşi düzenledik. 

Güncel Anlatıların Buluşması

İstanbul Modern’in 10. Yılına denk getirilen “ Komşular “ sergisi bir sergiden çok daha kapsamlı bir önerme sunarak bir araştırma projesi olarak kendini sergi alanında konumlandırmış. Bu konuyla ilgili ne diye bilirsiniz?

İstanbul Modern’in kuruluşunun 10. yılı için hazırlanan özel bir sergi Komşular. İki küratör, üç sanat danışmanı, müzenin küratöryel ekibi ve gönüllü araştırmacılardan oluşan bir kadronun bölgede işbirliği yapılan kişi ve kurumların desteğiyle yayın değişimleri, araştırma gezileri, atölye ziyaretleri, toplantılar ve e-mail trafiğiyle geçen iki buçuk yıllık bir emeği var. Proje, Türkiye ile tarihi, siyasal ve kültürel bağları olan Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu gibi komşu coğrafyalardaki güncel sanat pratiklerini inceliyor, sosyo kültürel bağlamların sanat üzerindeki etkilerini ele alarak bölgenin görsel kültürüne dair ortak yaklaşımları ve güncel dinamikleri araştırıyor. Bunu yaparken günümüz sanatı ve sanatçılarını sadece bölgesel ya da ulusal kimlikler üzerinden tanımlamanın geçersizliğinin farkında, dolayısıyla herhangi bir sınıflandırmadan ziyade sanatçıların bu bölgedeki yaşam ve deneyimlerine çalışmalarında nasıl yer verdiğiyle ya da içinde bulunduğumuz coğrafyaya has konu ve meselelerle ilgili ortaya konan sanat projeleriyle ilgileniyor.

Bu araştırmanın gerçek bir anlamı olması için müzenin bu alandaki girişiminin uzun vadeli olması gerekir, dolayısıyla ben Komşular sergisini İstanbul Modern’in içinde bulunduğu coğrafyanın görsel kültürüne gösterdiği ilginin somut bir neticesi olarak görmek istiyorum. Daha yapılması gereken çok şey var şüphesiz, bunu bir araştırmadan ziyade bu yolda mütevazi bir başlangıç sayarak yatırıma devam etmek ve araştırmayı derinleştirmek gerekir.

Böyle bir sergi düzenlemeye nasıl karar verdiniz?

İstanbul’daki öncü bir sanat kurumunun içinde bulunduğu bölgenin sanat dinamiklerini anlamaya çalışmasından, çevresindeki sanatçı ve sanat projelerini tanımak ve araştırmak istemesinden daha anlaşılır bir şey olamaz. Bu açıdan İstanbul Modern’in Türkiye sanatıyla birlikte bölge kültür ve sanatına dair projeler üretmesi misyonları arasında. Toplum olarak uzunca bir süre ya içe kapalı ya da Batı odaklı yaşadık. Komşularımızla ilişkilerimizde ise kendimizi bir imparatorluğun başkenti olarak konumlandırma gafletine düştük, sosyo politik  konjonktüre göre birbirimizi ötekileştirmeye ya da indirgemeye çalıştık. Hala gerçek bir diyaloğa girmekte zorlandığımızı düşünüyorum. Öte yandan , İstanbul’un kültür sanat çevrelerinde bölgesel işbirliğine ve yakın çevresindeki sanatsal üretime dair samimi bir heyecan gözlemliyorum. Sergi ve etkinliklere hem İstanbul’dan hem de bölgeden aldığımız ilgi bu heyecanı ve Komşular’ın ne kadar doğru bir tercih olduğunu ortaya koyuyor.

Bölgenin tarihi dokusuna bakıldığında göç ya da yerinden edilme politikaları, üzerinden zaman geçmiş olmasına karşın  sürekli güncelliğini koruyor. Bu açıdan bakıldığında, kültürel dokuların birleşimi ya da ortak noktaları hala rahatlıkla görülebiliyor. Bunu sergideki hangi çalışmalar çerçevesinde görüyoruz?

 Tek ama çarpıcı bir örnek vermek isterim. Hemen fuayede, sergi giriş metninin yanında iki tane ahşap üzerine yağlıboya çalışma sergiliyoruz. Iraklı sanatçı Hayv Kahraman’ın yaptığı Waraq serisinden devasa oyun kartları bunlar. Sanatçının Körfez Savaşı ile seyri değişen çocukluk yılları çalışmalarının da içeriğini belirliyor. Kendisi de Irak’tan ayrılmak zorunda kalan sanatçı, göçmenlik ve diasporada olma durumuna dair korku, dehşet, kayıp, özlem ve tükeniş gibi karmaşık konuları ele alıyor. Bizim sergilediğimiz Waraq serisini ise doğrudan Irak diasporasına ithaf etmiş. Göç, ayrılık, yeniden yerleşim, uyum ve mücadele arasında gidip gelen figürleri, yabancılaşma, ötekileşme ve sosyal yıkım gibi zorlu durumlara atıfta bulunuyor. Sergilenen yapıtlar, Göçmen 4 ve Göçmen 8 ’de tıpkı iskambil kartlarında olduğu gibi geleneksel kıyafetler içinde biri ters biri düz duran iki figür var. Bunlar birbirlerinin şeytani ikizleri gibiler, dikkatli baktığınızda şizofreniyi ve tekinsiz bir kırılmayı hissetmemek mümkün değil. Bu iki taraflı bir yaşantıya ve iki arada sıkışıp kalmış bireyin çelişkilerine işaret ediyor. 

Balkanlar ve Türkiye’ de sanatçıların dolaşımı kolaylaşmış ve buna paralel olarak  üretim dili günümüzde özgürleşmiş gibi görünse de,  Ortadoğu ve Kafkaslar’ da sanatçıların ifade biçimleri sürüp giden siyasi istikrarsızlık ve karışıklıklardan ötürü yaşadıkları coğrafya ile   sınırlı kalıyor. Bu bağlamda bu durumla ilgili ne söylebilirsiniz ?

Olsa olsa ülke bazında ya da dönemsel zorluk ve sınırlardan söz etmek mümkün. Örneğin İran sanatı piyasa ve sergileme anlamında yoğun bir dolaşım içindeyken Irak ya da Suriye için siyasal gündemin de etkisiyle zorluklar mevcut. Neye göre Balkanlar’ dan Bulgaristan’daki bir güncel sanatçının Kafkasya’daki Gürcistan’dan bir meslektaşına göre daha avantajlı ya da özgür olduğunu iddia edebiliriz? Kabul edelim ki dünya sanat ortamını büyük ölçüde hala Batı Avrupa ve Amerika merkezli kurum ve kişiler yönlendiriyor. Bu durum elbette radikal kırılmalara uğradı ama bölgesel ya da bölge içindeki karşılaştırmalardan ziyade şunu belirtmek gerekir: Komşular sergisi için ilgilendiğimiz coğrafyada uluslararası dolaşıma girmiş ve evrensel bir güncel sanat dili kullanan çoğu sanatçı ya diaspora ya da çalışmalarını Avrupa ve Amerika’da sürdürüyor. Biz bu sergide elbette onlardan bazılarına da yer verdik. Özel bir tercih olarak ise zorluklara rağmen ülkesinde yaşayıp çalışmaya devam edenlerle ya da bölgenin güncelliğinden kopmamış olanlarla çalışmaya dikkat ettik. Bir kaç örnek vermek gerekirse; Furat al Jamil, Avrupa’da doğmasına rağmen Irak’ta yaşayıp zor siyasal ve ekonomik koşullarda film ve video çekmeyi tercih eden bir isim. Adib Fattal, Suriye’nin Lübnan sınırında bir çiftlikte yaşayan kendi kendini eğitmiş bir sanatçı. Erivan’dan davet ettiğimiz Bir Metrekare Festivali ekibindeki oyuncular izole bir sosyo  kültürel ortamda sınırlı mali imkanlarla harika projeler yapmaya devam ediyor.

Komşular sergisi için, bölge kültür ve sanatına dair gösterim, performans, panel, söyleşi ve atölye çalışmalarından oluşan kapsamlı bir etkinlik programı hazırlandı. Sergi 8 Mayıs’a kadar görülebilir.

0
1901
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle