04 HAZİRAN, PAZARTESİ, 2018

Genç Sanatçılar İçin Alternatif Bir Model: Simbart Projects

Simbart Projects, genç sanatçıları desteklemek ve görünürlüklerini artırmak amacıyla, çeşitli pratiklerden kişilerle, Aslı Hatipoğlu’nun kuruculuğunda, kolektif bir çalışma ve iş birliğiyle oluşturulan bir sanat platformu. Simbart Project’in kurucusu Aslı Hatipoğlu ile oluşumun nasıl geliştiği ve yeni projeleri üzerine konuştuk. 

Genç Sanatçılar İçin Alternatif Bir Model: Simbart Projects

Simbart Project; belirlenen sanatçıyla, her seferinde değişen mekânlarda tek günlük bir sergi gerçekleştirdikten sonra, bir ay süresince sosyal medya üzerinden yoğun olarak devam eden içerik paylaşımlarıyla hem sanatçıyı görünür kılmayı hem de sanata alternatif bir model sunmayı hedefliyor. Projeyi kurucusu Aslı Hatipoğlu’ndan dinledik.

Öncelikle Simbart Projects'in, ortaya çıkışından söz eder misiniz?

Simbart Projects’in ana fikri, aslında birçok farklı fikrin bir araya gelmesi ile ortaya çıktı. Hem yurt dışında hem de İstanbul’da uzun süre edindiğim deneyimler ve bu deneyimler sonrasında birtakım gözlemlerim doğrultusunda projenin fikri gelişti. Eğitimimi New York ve Londra’da tamamlayıp, profesyonel alanda Christie’s Londra ve Galerist İstanbul’da çalıştıktan sonra genç sanatçıları ön plana çıkarmak, sosyal medyanın gücünü kullanarak sanatın erişilebilirliğini artırmak adına birtakım fikirler geliştirdim ve bunları gerçekleştirmenin peşine düştüm. Daha sonra ise küratör, sanat tarihçisi Fırat Arapoğlu ile bir araya geldim ve devamında da tüm ekibi oluşturarak Simbart’ı hayata geçirdim.

Peki, Simbart Projects bir ekip olarak hangi alanlardan kişilerle iş birliği yaptı? Kimler var bu projede?

Simbart aslında kendi alanlarında profesyonel kişilerin ekip olarak bir araya geldiği bir sanat projesi. Ben, uzun yıllardır sanat piyasasında deneyim edindim. Üniversite eğitimim sonrasında bir süre New York’ta sanat alanındaki farklı organizasyonlarda yer alarak önemli ve değerli yerlerde deneyim kazandım, ardından Londra’ya taşınıp, sanat bilgilerimi derinleştirmek adına yüksek lisans programını tamamladım, sonrasında da Christie’s Londra’da çalıştım. Yaklaşık 8 senelik yurt dışı eğitim ve çalışma sürecinden sonra İstanbul’a dönüp Galerist’de satış yöneticisi olarak görev aldım. Koleksiyoner iletişimleri, eser satışları ve fuarlar gibi konuları yönettim. Ayrıca bu profesyonel deneyimlerim sırasında 2012 yılında Istanbul Gallery Map, www.istanbulgallerymap.com adlı siteyi hayata geçirdim. Hâlen devam eden ve bir harita eşliğinde İstanbul’daki güncel sergi duyurularına ve sanat etkinliklerine yer veren bu site ile beraber Galerist’ten ayrıldıktan sonraki çalışmalarımı Simbart etrafında yoğunlaştırdım. 

Fırat Arapoğlu, ekibin küratör danışmanı, zaten sanat dünyasının uzun yıllardır içinde olan, değerli isimlerinden biri, aynı zamanda bu yıl Mardin Bienali’nin eş küratörlüğünü üstlendi. Aynı şekilde, Çağrı Saray hem sanatçı hem akademisyen olarak bilinen ve severek takip edilen isimlerinden biri, kendisiyle de projemizin sanatçı danışmanı olarak fikir alışverişinde bulunuyoruz.

Mina Dilber, Simbart’ın iletişim ve proje yöneticiliği kısmı ile ilgileniyor. Hem yurt dışında hem İstanbul’da medya ve basın alanındaki deneyimlerden sonra sanata olan ilgisiyle beraber Simbart’ın kendini en doğru şekilde aktarabilmesi adına tüm iletişimleri sağlıyor.

Polin Kuyumciyan, Simbart’ın tüm grafiklerinin yaratıcısı, aynı zamanda kendisi freelance grafik tasarımcı ve PK Design kırtasiye ürünlerinin kurucusu. Bunun yanında, projenin sosyal medya içeriklerine yardımcı oluyor ve görsel kimlik konusunda ekibe destek oluyor.

Hande Öney, genç ve idealist bir mimar. Aile işi Öney Mimarlık’ta çalışmalarına devam ederken, diğer bir taraftan da sanatla mimarinin bir araya geldiği farklı projelerle ön plana çıkıyor, Simbart Projects’in de mimari danışmanı.

  • Aslı Hatipoğlu
  • Hande Öney
  • Mina Dilber

Mina Dilber

Altı kişiden oluşan ekip için kolektif bir çalışma söz konusu diyebilir miyiz?

Kesinlikle denebilir. Alanında deneyimli ve başarılı kişilerden oluşan bir ekibin, ortak çabaları ve uğraşları sonucunda hayata geçen ve her projesi ile kendini daha da iyi anlatan bir oluşum Simbart. Sanatçıyı merkeze alan bir proje olmakla beraber, tüm çalışmalar ekibin kolektif ruhu ile beraber ortaya çıkıyor.

Simbart Projects’te, proje olarak alternatif sergiler yapma ve sonuçtan ziyade sürece yayma gibi bir durum söz konusu. Bu noktada tek günlük sergi fikrinizi açıklar mısınız?

Evet aslında tam da öyle. Sonuçtan ziyade devam eden bir süreç var ve bu sürece dikkat çekmek önemli. Tek günlük sergiler de zaten bu süreçlerin sadece bir parçası. Sergi ile beraber eşit derecede önemsenen sergi sonrasındaki bir aylık sosyal medya süreci. Sergisi yapılan sanatçı ve sanatçının işleri hakkındaki bilgiler, sergi tarihinden sonraki bir aylık sürede @simbart_projects Instagram hesabı üzerinde paylaşılıyor. Simbart’ı en kısa ve öz hâliyle anlatmak gerekirse, tek günlük sergiler ile başlayan, sanatın erişilebilirliğini ve etkileşimini arttırmayı amaçlayan, sanatla sosyal medyayı bir araya getirmeyi hedefleyen bir proje diyebiliriz. Yani sergiler sadece projelerin başlangıcı aslında. Arkasında ise devam eden bir sosyal medya süreci var ki, bu süreçte sanatçıyı merkeze almak ne demek, o anlatılıyor.

Tek günlük bir sergi bittikten sonra sürece yayılmış olarak sosyal medyada devam etmesi için neler yapıyorsunuz? Nasıl bir zamanlama söz konusu?

Sergi bittikten sonra bir aylık bir sosyal medya süreci başlıyor. Sanatçı başta olmak üzere tüm ekip beraber toplantılar yaparak sosyal medya takvimi oluşturuyoruz ve paylaşımları bir plana oturtuyoruz. Sanatçının özgeçmişinden, sergi hakkındaki bilgilere, eski yeni tüm işlerinden, üretim pratiğine ve üretim sürecindeki deneyimlerine, ilham aldığı fikirlere kadar olabildiğince detaylı bir şekilde paylaşmaya özen gösteriyoruz. 360 sergi videosu çekimleri, sanatçı stüdyosu çekimleri, sanatçı-küratör konuşması videoları gibi içerikler zaten her projenin olmazsa olmazları. Bunlar dışında proje sanatçısı ile Instagram takeover’lar yapıyoruz. Sanatçı ve izleyicileri dijital ortamda buluşturuyoruz. Tüm bunlar Simbart’ın sanatçıyı ön plana çıkarma hedefi ile dijital yollar üzerinden zaten örtüşüyor. Yine dediğimiz gibi tüm bunları bir aylık bir zamanlama diliminde yapıyoruz.

  • Fırat Arapoğlu
  • Polin Kuyumciyan
  • Çağrı Saray

Çağrı Saray

Proje içinde birinci sergi Didem Erbaş, ikinci sergi ise Mehmet Öğüt'ün oldu. Bu aşamada sanatçı ve eser seçkisini nasıl belirliyorsunuz?

Benim de dahil olduğum, küratör danışmanımız Fırat Arapoğlu ve sanat danışmanımız Çağrı Saray ile birlikte bir ekip olarak hareket ediyoruz. Sanatçı önerilerimiz üçümüzden de gelebiliyor. Sonrasında sanatçıların atölyeleri ziyaret ediliyor, böylelikle iletişim süreci de başlamış oluyor. Ardından da düşünülen sergi için proje önerisi alınıp, üzerinde çalışıp geliştiriliyor. Seçilen sanatçıların bağımsız olmaları ve belli bir seviyede eser üretimi gerçekleştirmiş olmaları Simbart için önemli noktalar.

Son serginizde Mehmet Öğüt ile çalıştınız. Sanatçının Anasır-ı Erbaa isimli serisinde kavramsal ve formsal olarak üretim pratiğini nasıl değerlendirdiniz?

Mehmet, sanatçı olarak kendi pratiğine çok hâkim bir sanatçı. Ne yapmak istediğini biliyor ve nasıl yapılacağına dair hem altyapısı çok kuvvetli hem de deneyimsel yaklaşımıyla orijinal projeler ürettiğine inanıyoruz. Simbart projesi için önerdiği “Anasır-ı Erbaa” adlı serisi ise Mehmet’in hem malzeme ile deneyimlediği bir süreç hem de yaşam, doğa ve yaşam döngüsü etrafında önemli felsefi fikirleri barındıran bir çalışma. Dört unsur, dört element anlamına gelen “Anasır-ı Erbaa” sergisine Çukurcuma Hamamı’nda ev sahipliği yaptığımız için çok mutluyuz.

Sanatçıların kavramsal ve formsal olarak ürettiği yapıtlar ile mekânlar arasında bugüne kadar belirli bir ilişki söz konusuydu. Mekân bulurken süreç nasıl ilerliyor? Sanatçı, eser ve çalışma disiplinini göz önünde bulunduruyor musunuz?

Sergi mekânlarının fikri aslında seçilen sanatçının gerçekleştirmek istediği sergi önerisinden sonra çıkıyor. Sanatçının hayalindeki sergi mekânını bulmak hedefleniyor. Tüm sergilerde aslında mekâna özgü ne demek, Simbart bunu anlatmaya çalışıyor. Bir anlamda eserlerin mekânla konuşmasına şahit olunuyor da denebilir. Öncelikli amacımız sanatçının bize sunduğu sergi önerisinden sonra eserlerin, fikrin ve yerleştirmenin birbiriyle ilişki içerisinde olmasına özen göstererek en uygun mekânı seçmek. Formdan ziyade önerilen projenin ruhuna ve fikrine sadık kalması önceliğimiz, zaten yapılan yerleştirmelerle beraber eserlerin formlarını da en doğru biçimde sunmaya gayret ediyoruz. Şu ana kadar her iki sergimizde de en çok aldığımız yorumlardan biri eserler ve mekânın birbiriyle gerçekten konuşur olmasıydı, izleyicinin de bunu fark etmesi bizim için çok sevindirici bir durum.

Peki, tek günlük sergiler için basın ve yayılım açısından izleyiciye nasıl ulaşıyorsunuz?

Tüm iletişimlerimizi stratejik bir plana oturtup, ağırlıklı olarak duyuruları sergi tarihleri yaklaştıkça yapıyoruz. Sergisi yapılacak sanatçının adı ve sergi mekânı zaten sergi tarihinden yaklaşık on gün önce açıklanıyor. Projelerin sergi ayağı da bir gün sürdüğü için, yine sergi tarihi yaklaşırken tüm duyuruları yapmaya çalışıyoruz. Ana iletişim mecramız Instagram olduğu için, tabii ki tüm dijital mecralar bizim için çok önemli. Ulaşmaya çalıştığımız kitlenin büyük bir çoğunluğu da zaten bu mecralarda.

Simbart, hem mekânsız hem de göçebe bir sanat projesi. Dijitalleşmek daha kısa sürede daha çok insana ulaşım sağlamanın yanı sıra mekânsızlık hissi de bir nevi sahip olmama, tek bir yere ait olmama düşüncelerini içinde barındırıyor. Sonuçta genç, yenilikçi, özgün ve özgür bir proje Simbart. Bu dinamikler içerisinde başvurduğumuz yöntemlerden biri de her proje için dört farklı video hazırlanması. Dijital ortamda içeriklerimizi 2d olduğu kadar 3d de sunmaya da önem veriyoruz. Bu anlamda videolar ve sonrasındaki paylaşımlar ile etkileşimi ve sanat- sanatçı-sanatsever üçgeni arasındaki canlılığı arttırdığımıza inanıyoruz. Yine dijital dışındaki tüm diğer mecralar da bizim için aynı derecede önemli.

  • Mehmet Öğüt /  Fotoğraf: Rıdvan Bayrakoğlu
  • Mehmet Öğüt /  Fotoğraf: Rıdvan Bayrakoğlu
  • Mehmet Öğüt /  Fotoğraf: Rıdvan Bayrakoğlu

Mehmet Öğüt /  Fotoğraf: Rıdvan Bayrakoğlu

Bugüne kadar sergilediğiniz iki sanatçı için bütçe konusunda nasıl ilerlediniz? Katalog, kitap gibi basılı materyalleriniz var mı? Sponsorlarla çalışıyor musunuz?

Katalog, kitap gibi basılı materyallerimiz yok zaten dijital bir proje olduğumuz için buna gerek duymuyoruz. Ana iletişim mecramız Instagram olduğu için, Instagram hesabımızı görsel bir arşiv niteliğinde derleyerek, tüm içerikleri, kürate edilmiş bir şekilde orada bir araya getiriyoruz. Şu an için sponsorlarla çalışmıyoruz. Önümüzdeki projeden itibaren iş birlikleri yapmak gibi hedeflerimiz var, bununla ilgili çalışmalara yakın zamanda başlayacağız. Bütçe konusunda ise, sanatçıyı daha çok koruyan bir model ile ilerliyoruz çünkü hep söylediğimiz gibi Simbart sanatçıyı merkeze alan bir proje.

Aslında bugün dünyada yavaş yavaş bir trend hâline dönüşen bir proje fikri söz konusu burada. Sergi açıldıktan ve bittikten sonra canlı bir şekilde süreci devam ediyor. Sosyal medyada ve basında varlığını sürdürüyor. İzleyicilerin bu alternatif, tek günlük sergilere karşı bakışı nasıl?

Projenin ana fikrini ve amacını kavradıktan sonra oldukça pozitif ve heyecanlı tepkiler alıyoruz. Simbart’ın sanatla sosyal medyayı bir araya getiren bir proje olduğunun altını çizmek gerekiyor. Çünkü hep söylediğimiz gibi tek günlük sergiler projelerin sadece ilk ayağı. Devamında oldukça önemsediğimiz bir aylık bir Instagram paylaşım süreci var ki biz o bir ay boyunca sanatçı ve işleri hakkında kürate edilmiş içerikler paylaşıyoruz. İzleyiciyi sanatçının iç dünyasında bir yolculuğa çıkarmaya çalışıyoruz. Genel hatlarıyla sanat dünyasında bu tarz alternatif ve piyasaya yeni soluk getiren projelerin yapılması hem sanatçıları hem de sanatseverleri heyecanlandırıyor.

Sergilerin stratejileri açısından bir sonraki genç sanatçıyı gizli tutarak basında da bir merak uyandırıyorsunuz. Bu gizlilik ve sürdürülebilirliği hangi açılardan önemli buluyorsunuz?

Gizliliğin insanlarda merak ve heyecan uyandırması güzel bir şey. Her projenin sanatçısının farklı olması ve sergi mekânlarının yine farklı yerlerde olması açıkçası bizi de heyecanlandırıyor. Mekânların sergilerle bütünleşmesi ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatabiliyor. Bunun yarattığı heyecanın sergi tarihine kadar devam etmesi ve sonrasında Instagram üzerinden devam eden bir süreçle bütünleşmesi aslında projeyi de anlatıyor. Tek günlük sergiler Simbart’ın projelerinin sadece bir ayağı. Sonrasında sosyal medya üzerinden devam eden ve sanatçıyı ön plana çıkarmayı hedefleyen süreç, sürdürülebilirlik açısından önemli.

Son olarak bugüne kadar geldiğiniz noktada, bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? Ulusal olduğunuz kadar uluslararası bir hedef de söz konusu mu?

2018 yılı içinde iki sergimiz daha olacak. Üçüncü sergimiz Eylül ayında gerçekleşecek. Sergi mekânı ve sanatçı bilgilerini sergi tarihinden önce yine Instagram hesabımızdan paylaşıyor olacağız. Her sanatçının farklı olması, sergi mekânlarının sürekli olarak değişmesi ve bu mekân arayışlarımızı sanatçılarımızın hayallerindekileri gerçekleştirmeye odaklı yapıyor olmamız, tüm bu süreçleri oldukça heyecanlı kılıyor. Uluslararası bir hedef yakın tarihte olmasa da tabii ki gönlümüzden geçer, doğru bir zamanda, doğru bir iş birliği ile Türk sanatçıları yurt dışında tanıtabilmek çok büyük bir gurur olur.

0
2797
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle