21 HAZİRAN, ÇARŞAMBA, 2017

Geçmişten Bugüne Bir Göç Ninnisi

İstanbul merkezli tasarım kolektifi True Treu’un Nude sponsorluğundaki grup sergisi olan “Synesthesia: Beklenmedik Duyumlar ve Göç Hikâyeleri”, ilk gösterimini Venedik Bienali 57. Uluslararası Sanat Sergisi kapsamındaki Venice Design’da yaptı. Sergi vesilesiyle Ali Bakova’nın atölyesini ziyaret ettik. Synesthesia sergisinin ortaya çıkışı, sergilenen işleri, Venedik Bienali ve projeleri hakkında konuştuk.

Geçmişten Bugüne Bir Göç Ninnisi

Yer değiştirme, kök salma, köksüzlük, teknolojik ve kültürel ağlar içinde hareket, tohumların yayılması, ötekiyle yüzleşme gibi göç olgusunun farklı boyutlarını sorgulayan ürün yerleştirmelerinin yer aldığı “Synesthesia: Beklenmedik Duyumlar ve Göç Hikâyeleri”, GAA Vakfı tarafından organize edilen Venice Design 2017’nin ilgi çekici bölümlerindendi. Ali Bakova, Argun Dağçınar, Aykut Erol, Can Yalman, Demirden Design, İzlem Akman, Neslihan Işık, Serhan Gürkan ve Yiğit Yazıcı’dan oluşan True Treu tasarım kolektifinin ilk sergisi Venedik yapısı olan Palazzo Michiel'de, Benan Kapucu küratörlüğünde gerçekleşti.

​Venedik Bienali’nden sonra İstanbul’da da sergilenecek olan “Synesthesia: Beklenmedik Duyumlar ve Göç Hikâyeleri” sergisi bir proje olarak 2018’e dek devam edecek. Yolculuğunu başka ülke ve şehirlerde sürdürmeyi planlayan sergi göç olgusuna odaklanıyor. 

Ürün müdürü, marka danışmanı, tasarımcı, küratör kimliğiyle tanıdığımız Ali Bakova, Maslak Sanayi’deki atölyesinde üretimlerine devam ediyor. 2004’te İstanbul Designweek’te küratör olarak karşımıza çıkan Bakova, o yıllarda sanat ve tasarım arasındaki ince çizgiyi vurgulamak adına “Sanat ruhun gözü, tasarım da aklın gözü”dür demişti. Atölye Maslak “maker culture” sergisinin küratörlüğünü üstlenen Bakova, Fatma’nın elini bir sineklikte kullanmak ya da İstanbul kedilerini pala bıyıklı tasarlamak gibi coğrafyanın geleneksel ikonlarını ironik bir dille ele alıyor.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Sergi adı olan “sinestezi”yi: “DNA havuzunda olumlu mutasyon anlamına gelen sinestezi yani duyum ikililiği sergiye adını veriyor. Bazı insanların sayılarla renkleri birlikte düşünmesi, altı kilometre ilerideki bir tabelayı okuması gibi... Göçün sonuçlarından sonra oluşan olumlu bir mutasyon” olarak tanımlayan Ali Bakova, göç temasına odaklanan Sleepwalker adlı çalışmasıyla sergide yer alıyor. Göç olgusu çerçevesinde çalışırken ninni temasına odaklanan Bakova, dünyanın en sevimli göç eden şeyinin ninni olduğunu söylüyor. Tasarımcının bir hikâye anlatan çalışması melatonin salgıtan bir ritim yani ninniden ilham alıyor. Yeni doğmuş bir bebeğin kafatasını korumak için kullanılan ortası delik bir yastığın yer aldığı çalışmaya delikte oynayan hologram görüntüler eşlik ediyor. Uykuya dalma ve uykudan uyanma konusuyla ilgili videolara bir de müzik dahil oluyor.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

​Bakova Sleepwalker’ın hikâyesini şöyle anlatıyor: “İstanbul’da yeni evlenen genç bir çift bu ülkeden gitmeye karar verip yola çıkıyorlar. Yolda bir kız çocukları doğuyor. Babası yolda çocuğa bu ortası delik yastığı dikiyor. Annesi de ninni söylüyor ve saten kumaştan bir yorgan dikiyor. Çalışmaya teki yolda kaybolmuş bir terlik, bardağını bulamamış bir çay tabağı eşlik ediyor. Aile sonunda Venedik’e yerleşmeye karar veriyor”. Göz delikleri olmayan bir Venedik maskesi de çalışmaya dahil olan bir diğer obje. Maskenin gözleri delik değil çünkü o kültür karmaşasına uğramış bir uyku maskesi olarak kullanılıyor. İki kültür arasında Araf’ta kalan kız çocuğunun ergenlik dönemine yönelik bir dildo da sergiye eşlik eden diğer bir öge.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Göç temasını salt gerçeklik yerine hikâyeler ve simgelerle, anı ve tarih olgularıyla anlatmak günümüzde çok değerli. Hayatımızın büyük bir parçası olan göç olgusu aslında hepimizin hikâyesi. Üretimlerinin birer tasarım ögesi olduğunun özellikle altını çizen Bakova uykuyu üç boyutlu anlatmanın ve tasarım açısından ele almanın başka bir şey olduğunu hatırlatıyor.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

​Bu yılki Venedik Bienali ile ilgili yorumlarını sorduğumuz Bakova, özellikle dökümantasyon işlerin yoğunlukta olduğunu ve bu durumun dikkatini çektiğini söylüyor. Damien Hirst’ün eserini abartılı bulurken realistik heykellerin ve Rusya’nın standının ilgisini çektiğini belirtiyor. 

Ali Bakova ©Nazlı Erdemirel

Ali Bakova ©Nazlı Erdemirel

Bakova sosyolojik boyutu ağır basan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Hapse girme korkusundan etkilenerek hapishanedeki mahkumlara üretim yaptıran tasarımcı, mahkumların çizgi filmlerde izledikleri karakterleri boncuktan tasarlamalarını istediğini anlatıyor. Sosyolojik ve algı boyutuyla dikkat çeken çalışmalarda kadın, erkek ve çocuk figürlerinin nasıl algılandığını mahkumların gözünden üç boyutlu birer obje olarak görebiliyoruz. Tasarımcı bu seride yer alan Crazy Mustafa adlı çalışmasıyla Asya Tasarım Ansiklopedisi-Enynclopedia of Asian Design Türkiye seçkisine davet edildi.

*“Synesthesia: Beklenmedik Duyumlar ve Göç Hikâyeleri” ise 26 Kasım 2017 tarihine dek Venedik Bienali izleyicilerine açık olacak.

0
3170
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle