08 EYLÜL, SALI, 2015

Fotoğraf Kitabı Üzerine Düşünceler

Mixer Arts’ta 24 Temmuz-28 Ağustos tarihleri arasında açık kalan “Fotoğraf Kitabı Üzerine Çalışmalar” sergisi, Kadir Has ve Sabancı üniversitelerinden öğrencilerin fotoğraf kitabı işlerini bir araya getirirken bu mecra hakkında tekrar bir düşünme fırsatı da getiriyordu

Fotoğraf Kitabı Üzerine Düşünceler

Kitabın ne olduğu hakkında çok fazla şey söylemeye gerek yok, en azından basılı kitap henüz ender rastlanan bir obje haline gelmemişken. Kitap formuyla olan uzun süreli ilişkimiz nedeniyle -en azından internetin içine doğmamış kuşak için- değerli ve işlevsel bir özelliği var kitabın.

‘Fotoğraf kitabı’ da neredeyse fotoğrafın ilan edilmesiyle birlikte fotoğrafın kendini kitap formu içinde bulması nedeniyle varlığı kulağa çok doğal gelen bir tamlama. 1839’da Fransız Akademisi’nde bulunduğu ilan edilen fotoğraf -Daguerre’in Nicéphore Niepce ile birlikte geliştirdiği ve Niepce’in erken ölümünün ardından kendi adını verdiği ‘dagerotip’ti ilan edilen- aslında eş zamanlı olarak Fransa ve İngiltere’de ortaya çıkmıştı. Burun farkıyla fotoğrafın mucidi ilan edilen Daguerre’in yönteminin aksine, dijital fotoğrafın keşfine kadar yaygın olarak kullanılan negatif-pozitif yönteminin ilk halini keşfeden Talbot’un 1844’te yayımlanan ‘Pencil of Nature’* kitabı genel olarak yayımlanmış ilk fotoğraf kitabı olarak bilinir.** 1844 yılında yayımlanan kitap, Talbot’un fotoğrafı keşif serüvenini anlattığı bir bölümle başlar ve sonrasında 24 fotoğraf ve onlarla ilgili açıklayıcı metinlerle devam eder.

19. yüzyılın son çeyreğine kadar yayımlanan fotoğraf kitaplarındaki fotoğraflar, gravür yöntemiyle basıldığı için orijinal fotoğraf baskısına yakın fotoğraflardı. O dönemde kitaplar çok büyük sayıda üretilmiyordu. Daha sonra tramlı fotoğraf baskısını mümkün kılan gelişmeler olduğunda, fotoğraflar gazete ve dergilerde daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başladı ve fotoğraf kitapları da daha büyük sayıda basılır hale geldi. 

Kitaplardaki fotoğraf baskısını daha da mükemmel kılmak için yapılan araştırmalar, her zaman için matbaacılığı bir adım öteye taşıdı. Geçen yüzyıl, matbaacılık teknolojisindeki gelişmelerle daha iyi kalitede basılan kitaplara şahit oldu. Bu alandaki en kapsamlı derleme olan ve Martin Parr ile Gerry Badger’ın editörlüğünde, uzun bir aradan sonra geçtiğimiz yıl yayımlanan üçüncü cildiyle birlikte tamamlanan “The Photobook: A History” serisi, başlangıcından bu yana yayımlanan fotoğraf kitaplarından geniş bir seçkiyi editörlerin kaleminden yazılarla sunan bir fotoğraf kitabı ansiklopedisi olarak bu mecradaki işleri -tematik başlıklar altında- bir araya getiriyor.

Bugün dijital baskı teknolojilerinin gelişmesiyle daha farklı bir döneme girmemiz, fotoğraf kitabı kavramını da başka noktalara götürüyor. Bağımsız ve daha az sayıda üretilen -sanatçı kitabı olarak da adlandırabileceğimiz- kitaplar daha da fazla ortaya çıkıyor. Fotoğraf kitabı üzerine çeşitli atölye çalışmaları yapılıyor, daha çok fotoğrafçı kitabını kitlesel fonlama yöntemlerini de kullanarak bağımsız olarak yayımlıyor ve dağıtıyor, fotoğraf kitabına özel fuarlar düzenleniyor.*** Bu mecradaki gözlenebilir artışın son 10 yılda gerçekleşmekte olduğunu söylemek mümkün. Bunda fotoğrafçıların kitaplarını üretmekte özgürleşmesini sağlayan teknolojinin ve  de fotoğrafçıların fotoğraflarını galeri, müze gibi sanat mekânlarında sergilemesinin ve işlerini gazete ve dergi basın organlarında yayımlatabilmesinin zorlaşmaya başlamasının da etkisi var.

Bununla birlikte kitap, başka mecralara göre kimi zaman daha kalıcı, kimi zaman daha biricik, kimi zaman da daha özgün bir şekilde var olabilmenin yolunu sunuyor. Fotoğraf, bir kitapta basıldığı zaman resim, heykel, video veya enstalasyon gibi başka sanat alanlarındaki gibi sanat işinin dolaylı bir temsili olmaktan ziyade orijinalinin daha küçük ebatlarındaki bir temsiline dönüşüyor. Üstelik sergilendiği mekândaki veya yayımlandığı -gazete, dergi gibi- basılı yayın organındaki haline göre, üreticisinin daha içine sinen bir sunuma kavuşabiliyor. Kitaptaki sunumu, fotoğrafçısının üzerine uzun süreler düşünerek son halini verdiği belki de gerçekten işin hak ettiği, değişmeyecek sunumu oluyor. Bu açıdan ele alındığında, fotoğrafın nihai sunumunun kitap olarak yayımlanması olduğunu düşünenler de var.

Peki fotoğraf kitabının bu kadar olumlu özelliği varken fotoğraf kitabı yapımındaki bu yükselişi tamamen olumlu olarak nitelendirmek mümkün mü? Özellikle bağımsız kitap yayımcılığının, yeni üretimlerin paylaşımını kolaylaştırmak açısından çok değerli olduğunu düşünmekle beraber, kendi başına tamamlanmış olarak değerlendirilemeyecek bazı işlerin kitap formuna büründürülerek pazarlanmasının yolunu açtığı için bazı çekinceler uyandırdığını da belirtmem gerek. Bu çekinceleri gidermek için en büyük sorumluluk da artık pek çok rolü birden üstlenmiş fotoğrafçılara düşüyor. Yaptıkları kitaplar hakkında çalışırken doğru geri bildirimler alabilecekleri insanları çevrelerinde bulundurmaları, özellikle yeniliğe çok açık ve zihni düşünceden düşünceye sıçrayan yaratıcı genç fotoğrafçılar için bir gereklilik.

Ülkemizde de ‘fotoğraf kitabı’ adına yapılan çalışmalar denince akla Frederic Lezmi ve Okay Karadayılar’ın ilkini 2013’te İstanbul’da Empire Project’in deneysel bir alan olarak kullandığı Poligon’da, ikincisini de 2014’te Studio-X’te gerçekleştirdiği Book Lab, yine Frederic Lezmi ve Marcus Schaden’in**** 2014’te Ankara’da Torun’la işbirliği yaparak Atölye Ka’da gerçekleştirdiği PhotoBook MasterClass’ı da anmak gerekiyor*****.

‘Fotoğraf kitabı’ üzerine böyle uzun bir giriş yaptıktan sonra biraz da bu yazıya vesile olan ve Mixer Arts’da yazın en sıcak günlerinde izleyicisiyle buluşan “Fotoğraf Kitabı Üzerine Çalışmalar” sergisinden de bahsedeyim. Kadir Has ve Sabancı üniversitelerinde fotoğraf kitabı yapmak üzerine odaklanmış iki ayrı dersin çıktılarının bir bölümünü ilgilisiyle buluşturan sergi, 24 Temmuz-28 Ağustos tarihleri arasında açık kaldı ve sergi kapsamında 20 Ağustos’ta Sabancı Üniversitesi’nden Eren Sulamacı, Kadir Has Üniversitesi’nden Aslı Narin ve her iki üniversitedeki derslere de tasarımcı olarak destek veren Melis Bağatır serginin oluşumuna giden süreci ve kimi kitapları anlattılar.******


Çoğu, fotoğraf dışında disiplinlerden gelen öğrencilerin seçmeli olarak aldıkları derslerde kendilerinden bir fotoğraf projesi geliştirmeleri ve bu projelerini kitap formunda sunmaları istenmiş. İlk baştaki görece uzun bölümde bir kavramın nasıl geliştirebileceği üzerine kafa yorulmuş, arkasından kafalardaki düşüncelerin nasıl görselleştirileceği üzerine çalışılmış ve çekimler gerçekleştirilmiş, son olarak da eldeki fotoğrafların nasıl kitaplara dönüştürüleceği üzerine çalışılmış.


Sergiye seçilen isimler Kadir Has Üniversitesi’nden Elif Büşra Doğan, Leandra Haupt, Melike Kahraman, Yıldız Didem Kaya, Selma Köran ve Sabancı Üniversitesi’nden Camille Bertagna, Didem Erbaş, Holly Flores, Kaytsen Jama, Kira Leskinen, Lu Chen Ringo, Ute Stiglmair, Aljaz Tepina, Derya Yıldız, Dila Yumurtacı olmuş. Serginin eksiklerinden biri, özellikle fotoğraf kitabı gibi kalıcı bir konuda yapılan sergideki işlere, sergi sonrasında erişimimizin olmaması. Kimi paylaşım platformlarında kitapların örneklerine erişebiliyor olmak orijinallerini görmek için de ilgilisini heveslendirirken, sergi sonrasında bu kitaplara dijital ortamda nasıl ulaşabileceğine dair bir bilgiye -en azından şu ana kadar- rastlayamadım. Yine de sergideki kitaplara ve dersler kapsamında üretilen ama sergilenmeyen kitaplara Studio-X’te ulaşabileceğimize dair bir bilgi var sergi turundan kalan.

Genel izlenimim başka bir sürü yük altındaki farklı disiplinlerden lisans öğrencileri için bu derslerin bir miktar zorlayıcı olduğu ancak öğrencilerden en azından bir bölümünün bu işi çok ciddiye alarak bir fotoğraf kitabı üretmek konusunda başarılı olduğu. İşlerin son hali, öğrencilerin farklı disiplinlerden olduğu da düşünülünce kimi örnekte vasat düzeyde ve bu durumda bunların kitap formuna sokulması da işin toplamını kurtarmıyor. ‘Fotoğraf kitabı’ yeni bir fetiş objesi olma yolunda hızla ilerlerken bu konuları daha çok konuşacağa benziyoruz.

*Henry Fox Talbot’un ‘Pencil of Nature’ kitabının telif hakları ortadan kalkmış olduğundan, kitapların yasal paylaşımını sağlayan Project Gutenberg kapsamındaki dijital kopyasına http://www.gutenberg.org/files/33447/33447-pdf.pdf?session_id=bbc11a660c1a75481c4cc64b28d1fd55df8d81c0 adresinden ulaşabilirsiniz.

**Bilinen ilk fotoğraf kitabının Anna Atkins’in 1843’te yayımlanan ‘Photographs of British Algae: Cyanotype Impressions’ olduğu yönünde tartışmalar var ama bu kitaptaki fotoğrafların siyanotip olması ve kitabın çok az sayıda üretilmesi nedeniyle Talbot’un kitabının ilk fotoğraf kitabı olduğu kabul ediliyor çoğunlukla. Anna Atkins’in kitabının dijitalize edilmiş versiyonu için: http://digitalcollections.nypl.org/collections/photographs-of-british-algae-cyanotype-impressions#/?tab=navigation.

***Bunlardan ilki diyebileceğimiz ‘Off Print’, 2010 yılından beri Paris, Amsterdam son olarak da Londra’da düzenlendi. Paris Photo’yla aynı zamanda düzenlenen Off Print, alternatif bir platform olma özelliğiyle dikkat çekiyordu, ama takip eden senelerde onun da alternatifleri çıktı. Fotoğraf kitabı fuarlarındaki artış hakkında daha fazla kafa yormak isteyenler, E-flux’da bu yılın başında çıkan şu tartışmaya göz atabilir: http://conversations.e-flux.com/t/why-has-there-been-such-a-boom-in-art-book-fairs/948.

****Türkiye’den önce farklı defalar PhotoBook MasterClass’lar gerçekleştiren Frederic Lezmi ve Marcus Shaden’in fotoğraf kitabı üzerine hazırladıkları ve şu anda sabit bir mekânı olmayan PhotoBookMuseum’a da bir göz atmak isteyebilirsiniz: http://thephotobookmuseum.com/.

*****Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nde gerçekleştirilen PhotoBook MasterClass ile ilgili Nazlı Deniz Oğuz’un yazdığı değerlendirme yazısını okumak isterseniz: http://www.artfulliving.com.tr/sanat/photobook-masterclass-ankaranin-ardindan-i-1047

******Bu işbirliğini hayata geçirenlerden biri olan fotoğrafçı ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Murat Germen, o günkü sergi turuna katılamadı.

0
3312
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle