09 MAYIS, CUMA, 2014

Deniz Gül ile Röportaj

Deniz Gül ile ‘kişisel sergiden biraz daha özel bir durum’ olarak adlandırdığı, ‘5 Kişilik Bufet’ ile de ilişkili olan Manâ Galeri’deki B.İ.M.A.B.K.R. başlıklı sergisinin mekânsal önerisi üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Bu sergide sanatçının metin ve nesne arasında sürdürdüğü form araştırması niteliğindeki çalışmaları, yedi hafta boyunca değişen bir kurgu içinde izleyiciye sunulacak.

Deniz Gül ile Röportaj

5 kişilik Bufet ile Manâ’da açtığın ilk kişisel sergi arasında nasıl bir ilişki kuruyorsun?

Benim için 5 kişilik Bufet başlangıç gibi bir şeydi. Bu sergide de benzer bir metod ile çalıştım. Bu sergi de mobilyaların içinde olan kişilerin içine biraz daha girdiğim bir proje olarak okunabilir. Eğer ki mekândan söz edeceksek 5 kişilik Bufet’de içine kapanık ve dışarıya çıkmaya korkan bir durum söz konusuydu. Bu sergide ise kişilerin daha fazla içine girdikleri, izleyiciye de alan bırakan çalışmalar var. Form ve mekân olarak öyle bir devamlılık söz konusu, ilk sergi ile ilişkilendirecek olursak; sergi ile ilgili yazmış olduğum metnin direkt çalışmalarla bir ilişkisi yok bu sefer. Aslında bu benim kişisel olarak arayışım ile ilişkili. Sözcüklerin nesnelere dönüşmesi sürecinde ortaya çıkan metinler.

Ayrıca bir başka ilişkiden daha bahsedecek olursak; 5 kişilik Bufet metninde bahsi geçen 3 kişi vardı. Beyaz İlmekli Manyel, Albay Bicol ve Kornatlı Raziye. O karakterleri tekrar ele alarak daha derinlikli bir şekilde çalıştım. Aslında duruma tipolojik olarak değil de hayatımızı çevreleyen iktidar alanları üzerinden bu üç karakteri çözümlemeye gittim.

Bu karakterleri seçmende özel bir nedenin var mı?

Aslında 5 Kişilik Bufet sergisinin kitabını tekrar okurken bu üç isimden bahsetmişim. Bu üç ismi de tam olarak bilmiyorum. Bunlar kimdir diye baktığımda örülen tipolojilerle birlikte incelediğimizde örneğin; Bez Manyel ile beyazlık, sahiplik, sınıf yani ev içine bakan bir karakter, Albay Bicol ise hem ev içine hem de ev dışına bakan bir karakter. Ev dışındaki söylem ve tanımlamaların ev içine nasıl sızdığı ve kendini görünür kıldığı ile ilişkili bir durum söz konusu. Ev içi ile ev dışındaki çelişkinin birlikteliğini kendi hayatımızda görme biçimleri üzerine kurgulanmış bir karakter aslında Albay Bicol.

Bu karakterleri oluştururken tabi ki kişisel çevre çok önemli. Fakat bu karakterlerin birebir hayatımdan referansları olan kişiler değil. Aslında bu karakterleri daha iyi okumak için tam olarak benim hayatımı kuşatan çevreye daha çok bakmak gerekiyor.

Serginin çıkış noktasını bir nedene indirgeyebilir miyiz?

Aslında bu bahsettiğim tipolojileri görünür kılmak ve anlatmak istedim. Hayatımızda yer eden bu durum ve karakterleri oluşturulan belli formlar (sınıf, askerlik, kadınlık, erkeklik…) çerçevesinde irdelemek istedim. Hayatındaki görünmeyen dış mihrakları görünür kılıp kendi varoluş biçiminden ayrıştırmadığında kendin için bir alan belirlemek çok zor oluyor.

Birbirinden farklı objelerin bu sergi için kullanıldığını görüyoruz. Nasıl bir süreç oldu buna karar vermen?

Çok fazla fotoğraf ve imge kullanmayı tercih etmiyorum. Fotoğraf ya da imge de didaktik olarak anlatmak ve ya temsil edilme gibi durumlar benim için hâlâ problem olarak duruyor. Temsiliyetten biraz daha uzaklaşıp nesnenin kendisi olması ve soyutlanması ve tabii ki soyutlanırken anlamını dönüştürme düşüncesi üzerinden malzemeleri ele alıyorum. 

Dolayısıyla temsiliyet ile ilgili bir sorunum var. Yani benim için hayatta her şeyin bir temsil edilme durumu söz konusu. O açıdan imgeyi çok fazla kullanmıyorum. Bunun yerine daha çok sözcük ve nesne kullanımını tercih ediyorum. Nesnenin ilk karşılaşıldığı andaki doğrudan temas hali ve bilinçaltındaki o değişimi gösterme etkisi açısından çalışmalarımda daha çok üç boyutlu nesneleri kullanmayı tercih ediyorum. Tabii seçmiş olduğum nesneler bildiğimiz heykel malzemesi yerine daha çok izleyicide farklı çağrışımlar yaratan malzemeler oluyor. Örneğin süt, kum, elleme hissi veren meme başı gibi…

Sergi ile ilişkili olarak hazırlamış olduğun kitapta şiirsel metinlere de yer verilmiş. Bunun çıkış süreci nasıl gelişti?

Aslında birbirinden farklı olan çağrışımları açma isteği üzerinden metinler ortaya çıktı. Tabii yine de çok didaktik bir şekilde açıklamak değil kişinin bu çağrışımları nasıl anladığı ile ilişkilendirmek istedim. Sınırları çizmektense sınırsız bir deneyimleme alanı yaratmanın daha etkili bir yapı oluşturacağını düşünüyorum.

Çalışmalar ile metinler eşzamanlı olarak mı ortaya çıkıyor?

Evet aynen öyle. Örneğin bir sözcük beni bir nesneye götürdüğü gibi seçmiş olduğum bir nesne beni bir sözcüğe götürüyor.

Sergi süreci nasıl başladı?

5 Kişilik Bufet sergisi sonrası bu serginin hem içeriği hem de bu içeriğin nasıl formlar olarak üretileceği netleşti. Bu da üretim ile birlikte en az iki yıl süren bir süreci kapsıyor. Üretim kısmı aslında işin en son kısmı. Tabii üretim kısmında yine tesadüflere ve birlikte çalıştığım kişilerin deneyimlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Tesadüflere açık bir kapı bırakıyorum bir bakıma bu da hem nesnenin hem de sürecin nasıl bir yol izleyeceğini gösteriyor.

Sergi sürekli bir değişkenlik gösteriyor?

Sergide göstermek istediğim karakterleri farklı zaman aralıklara bölerek göstermek istedim. Her karakterdeki geçiş bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Aslında genel olarak bakıldığında bir bütün olarak bir beden gibi okunabilir.

Sergi sonrası programın nasıl?

Ucu açıkta olan üç farklı projem var. Onlardan birine doğru yönelmeyi planlıyorum.

B.i.M.A.B.K.R.

25 Ocak’a kadar Galeri Manâ’da. (212) 243 66 66, Kemankeş Mahallesi Ali Paşa Değirmeni Sokak, no 16–18 Beyoğlu, Salı-cumartesi 11.00-18.00, cuma, cumartesi ve pazar 12.00–20.00 arasında açık. Pazartesi günleri randevu ile açıktır : http://www.galerimana.com/

0
2185
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle