15 ARALIK, SALI, 2015

Bir Sabah Sokaklar Bana Yedi Hikaye Anlattı

Boğazkesen Caddesi’nden Çukurcuma’ya doğru çıkan yola sapıyorum. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi sırasında ordusuyla buradan geçerken “Cuma namazını şu çukurda kılalım” demiş ve bölgeye o andan itibaren Çukurcuma denmiş. Bu hikayeyi bilerek, o anı hissederek, o anın görüntüsüne tanıklık ederek bu yoldan Rem Art Space’e doğru gidiyorum.

Bir Sabah Sokaklar Bana Yedi Hikaye Anlattı

Rem Art Space, Eylül 2015’te Çukurcuma’daki mekânında önce izleyicinin avuçlarına “Zamanın Tozu”nu üfledi, hemen ardından kasımda “New Gold Dream” ile sinemaskop rüyaları gözle görülür, elle tutulur hale getirdi ve izleyiciyi altın sarısı işlerle büyüledi. Şimdi sırada  11 Aralık 2015 – 10 Ocak 2016 tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan “Görgü Tanıkları” adlı karma sergi var. Sergi adını İngiliz tarihçi Peter Burke’un Tarihin Görgü Tanıkları adlı kitabından alıyor. Peter Burke sergi ile aynı adlı kitabında farklı tarihsel dönemleri hem sosyolojik hem de kültürel anlamda ele alarak, karşılaştırmalı bir okuma yapıyor. Serginin çıkış hikayesiyle yolları tam da bu noktada kesişiyor, günümüzde etrafımızda olup biten birçok olaya, yakın tarihe – aslında  güncel olana – kişisel hikayemizle tanıklık ediyoruz. “Görgü Tanıkları”nda da izleyici birer tanık haline dönüşüyor, sergiyi izleyenlerin gözünden değerlendiriliyor. Peter Burke da tıpkı bu sergideki gibi, ele aldığı dönemlerin kimliğini tanımlayabilecek görsel önermelerde bulunuyor. Örneğin Barok dönemi anlatırken, o dönemde yaşamış bir ressam seçiyor ve onu, o dönemin görgü tanığı haline getiriyor. Bu anlatım biçiminin sergideki iz düşümüne gelecek olursak “Görgü Tanıkları”nda yer alan her bir sanatçı farklı tarihsel dönemleri işlerine yansıttığından bahsetmek gerek. 

İzleyici Rem Art Space’e girer girmez Tayfun Gülnar ve Deniz Aktaş’ın işleriyle karşılaşıyor. Mehtap Baydu’nun çalışmasıyla başka bir hikayeye geçiyor. Mekânın ana duvarında mekâna derinlik vermesi amacıyla yerleştirilmiş Horasan’ın 48 parçalık işi yer alıyor. Paralel duvarda Tunca Subaşı’nın çalışmasıyla karşılaşıyoruz. Deniz Aktaş’ın işi ise adeta izleyiciyle birlikte hareket ediyor gibi.

Sergide yer alan sanatçılardan Tunca Subaşı tuval üzerine silikonlu akrilik dış cephe boyasıyla ürettiği işinde Hitler’in yemek masasını resmediyor. İzleyiciye o dönemi hatırlatıyor. Tarihsel kalıntıları kayıt altına alarak, günümüz sanat pratiğiyle yeniden yorumlayarak, geçmişin estetiğini bugüne taşıyor. Her sanatçı görme, tanıma ve tanıklık etme halini kendi pratiği üzerinden ele alıyor. 

Mustafa Horasan’ın kırk sekiz parçadan oluşan When The Time Comes fotoğraf kolaj işinde kullandığı her bir kelimenin soyut imajı ve o kelimenin izleyicinin karşılaştığı durumlarla ilişkili duygu değişimini, onun bu kelimeler karşısında verdiği tepkilerden anlayabiliyoruz. Çalışma belleğimizde yer edinen olayları hatırlama sürecini görünür kılıyor.

Tayfun Gülnar’ın Sonsuz Devir adlı çalışmasında bireyin gün içerisinde karşılaştığı anların sürreal yorumlamasını görüyoruz, sanatçı hareket halindeki insanı çevreleyen imajların birlikteliği ile çıktığı yolculuğu görünür kılıyor. Baudelaire’in dediği gibi “günümüz sanatçısının beslenme biçimi çevresinde gördüğünü çalışmalarıyla ilişkilendirmektir.” 

  • Mehtap BayduMehtap Baydu 5451 Osman fine art baski 66 cm x 100 cm
  • Tayfun Gülnar sonsuz devir III tuval uzerine yagli boya 155 x 165

Tayfun Gülnar sonsuz devir III tuval uzerine yagli boya 155 x 165

Mehtap Baydu’nun 5451 Osman adlı işiyse Türk işçilerle yaptığı bir performansın fotoğraf çalışması. Bu çalışma sergide orjinal belgesiyle sergileniyor. Sanatçı iş bulma kurumunda, bir işçinin yerine geçerek kendini ifade etmeye çalışıyor. İzleyiciye kendi sanat pratiğiyle, 1950’lerde göç eden işçilere tanıklık etme fırsatı veriyor.

Deniz Aktaş’ın Pencereler serisi ile içeriden dışarıya bakıyoruz. Görkem Dikel’in soyut kompozisyonu Yükseliş renkle eylemi, uzaklıkla yakınlığı tanımlıyor. Aslında güneş gibi görünen bir mandalina, üstü görünmeyen figür ise bir astronot, izleyicinin resme yaklaşmasıyla tüm sırlar açığa çıkıyor. Eyüp Ataş’ın işinde ise aynı kare içinde birçok farklı olayın içiçe geçip bütünleştiğine şahit oluyoruz.

Serginin küratörü Mehmet Kahraman sergi için şunları söylüyor: “Ben bu sergiyi bellek ve tanıklık ilişkisi üzerinden ele aldım. Sergi için seçtiğim yedi sanatçının işlerinde hem geçmiş hem şimdiki zaman hem de zamanın belleği açıkça izlenebilir. Her ne kadar sanatçılar sosyopolitik olarak farklılıklar gösterse de, yönelişleri bambaşka noktalar olsa da üretimlerindeki ortak alan ‘bellek’.”

Bellek teması etrafında şekillenen “Görgü Tanıkları” 10 Ocak’a kadar Rem Art Space’de izlenebilir. 

Adres: Çukurcuma Caddesi No:20 İstanbul

0
2802
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle