06 AĞUSTOS, ÇARŞAMBA, 2014

3x3: Berlin’de üç kuşak üç janr

Son yıllarda yeniden Avrupa’nın cazibe merkezlerinden biri haline gelen Berlin, sanat açısından da çok hareketli bir şehir. Şehrin farklı yerlerine yayılan küçüklü büyüklü galerilerde ve müzelerde, her daim ilginizi çekecek sergiler görmeniz mümkün. Haziran ayında Berlin’i keşfe çıkmışken, fotoğraf sergilerini de es geçmek olmazdı. İşte, uzun bir listenin içinden öne çıkan, üç farklı kuşaktan ve üç ayrı janrdan fotoğrafçının sergileri -Philip Lorca diCorcia’nın ‘Hustlers’, Christopher Anderson’ın ‘Son’ ve Andrés Galeano’nun ‘Unknown Photographers’ı- üzerine kısa notlar...

3x3: Berlin’de üç kuşak üç janr

Amerikan rüyasının sonu

Philip-Lorca diCorcia'nın (1951) 1990'lı yılların başında Los Angeles'ta gerçekleştirdiği eski adıyla 'Hollywood' şimdiki adıyla ‘Hustlers’ serisi, ünlü olmak hayaliyle Hollywood'a gelen ama bu hayallerini gerçekleştiremeyip fahişelik yapan erkekleri konu alıyor. 1993'te MoMA'daki ilk sergilenişinin yirminci yılı şerefine geçtiğimiz yıl kitaplaşan ve çeşitli yerlerde tekrardan sergilenmeye başlayan 'Hustlers', Berlin'in en kalburüstü galerilerinden Sprüth Magers'teydi. (1) 'Hustlers', diCorcia'nın fotoğraf dünyasında isminin duyulmasına yol açan işi olmasının yanı sıra, bugün artık iyice kanıksadığımız, sokak ile sahnenin, kurgu ile hayatın iç içe geçtiği çalışmaların da köşetaşlarından biri.


diCorcia, ‘Hustlers’ için, otel odaları, otoparklar, restoranlar ya da otobüs durakları gibi kamusal mekânlarda asistanına poz verdirerek ışığını ve mekân düzenlemesini ayarladığı  setler hazırlıyor. Setleri hazırladıktan sonra Los Angeles’ın en hip ve ünlü caddelerinden biri olan Santa Monica Bulvarı’na (bizim İstiklâl Caddesi ile Abdi İpekçi Caddesi’nin bir karışımı diyebiliriz) inip orada müşteri bekleyen erkek fahişeleri buluyor ve onlarla bir anlaşma yapıyor: Seks için talep ettikleri en düşük ücreti ödeyip, seks yapmak yerine fotoğraflarını çekmek. Bu teklifi kabul edenleri hazırladığı setlerde fotoğraflıyor ve ödemelerini 1989’da National Endowment for the Arts’tan aldığı bursla yapıyor. Fotoğrafların başlıkları da poz veren kişinin ismi, yaşı, doğum yeri ve fotoğraflanmak karşılığında kabul ettiği ücretten oluşuyor. Aktör olmak hevesiyle Hollywood’a gelen, ama bunu başaramayıp Hollywood filmlerindeki erkek stereotiplerine bürünüp bu stereotipleri tekrar tekrar üreterek 23-30 dolar gibi düşük rakamlara fahişelik yapmak durumunda kalan erkeklerle fotoğrafçı arasındaki bu ‘alışveriş’in neticesi olan ‘Hustlers’, Amerika’nın 1990’ların başındaki sansüre eğilimli ortamının tam da göbeğine düşmüştü.

  • Chris,  28 yaşında, Los Angeles, Kaliforniya, $30, 1990-92, C-print © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London izniyle
  • Tim, 27 yaşında, Orange County, Kaliforniya, $30, 1990-92 © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London izniyle

Tim, 27 yaşında, Orange County, Kaliforniya, $30, 1990-92 © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London izniyle

Cosby Ailesi’nin oynadığı bir televizyonun olduğu bir otel odasının kapısında muhtemelen yataktaki müşterisine bakıp gülümseyen kaslı bir siyahi erkek, John Lennon’ın yıldızının önünde kaldırıma boylu boyunca uzanıp hayallere dalmış bir diğeri ya da hamburger, kahve ve müzik kutusu gibi Amerikan kültürünün tüketim ikonlarının sıralandığı bir restoran vitrinine dışarıdan bakan bir başkası… Sayılı bir zümrenin tecrübe edebildiği Amerikan rüyasının karşısındaki Hollywood gerçekliğini gösteren film kareleri gibi duran bu sinematografik fotoğraflar, yirminci yıllarında da hâlâ çok taze ve etkileyiciler.

Aile hayatının katıksız güzelliği

Christopher Anderson (1970), uluslararası arenada ilk çıkışını 1999 yılında, el yapımı bir sandalla Amerika’ya yelken açan Haitili mültecilerle birlikte çıktığı ama Karayipler’in soğuk sularında sonlanan yolculukta çektiği fotoğraflarla yapan bir belgesel fotoğrafçı. Kendisinin ‘tecrübeye dayalı dokümantasyon’ (experiential documentary) olarak adlandırdığı ve işlerinin ayırt edici özelliği olan duygusal olarak yüklü belgesel stilinin ortaya çıkışını imleyen bu fotoğraflarla 2000 yılında ‘Robert Capa Gold Medal’ı kazanan Anderson, akabinde dünya üzerindeki birçok çatışma noktasında fotoğraf çeken, kuşağının en üretken isimlerinden biri. Hâtta belgesel fotoğrafın kalesi Magnum Photos’un bir üyesi. Fakat 2008 yılında ilk çocuğunun doğmasıyla birlikte yıllardır beslendiği çatışma alanlarından uzaklaşıp kamerasını kendi evine ve ailesine çevirmiş. Ve sonuçta ortaya, aile hayatının ve beraberinde getirdiği ilişkilerin katıksız güzelliğini gözler önüne seren samimi fotoğraflardan oluşan ‘Son’ (Oğul) başlıklı iş çıkmış.

  • Gerald Hughes (nam-ı diğer Vahşi Fantazi), 25 yaşlarında, Güney Kaliforniya, $50, 1990-92 © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London izniyle
  • Rance DiGaetano lll, 28 yaşında, Glendale, Kaliforniya, $30 / 'Rose' (Gül) Eunice Belcourt, 22 yaşında, Vancouver, Kaliforniya, $30, 1990-92 © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London
  • Marion ve Atlas duş yaparken, 2009, Rio de Janerio, Brezilya © Christopher Anderson/Magnum Photos. Sanatçı ve Robert Morat Galerie izniyle

Marion ve Atlas duş yaparken, 2009, Rio de Janerio, Brezilya © Christopher Anderson/Magnum Photos. Sanatçı ve Robert Morat Galerie izniyle

Ekim 2013’te kitap olarak da yayımlanan ‘Son’, Hamburg kökenli Robert Morat Galerie’nin Berlin’deki proje mekânında sergileniyordu. (2) Özel yaşam fotoğraflarının çoğundaki ortak hissiyatı barındıran ve bu hissi izleyiciye geçirmekte hiç zorlanmayan fotoğraflar bunlar. Üç tekerlekli bisikletine binen ağlamaklı suratıyla küçük bir çocuk, ağzında emziğiyle Süpermen atletli bir anne, gün ışığıyla yıkanan bir odada kameranın varlığını unutup dışarıyı seyreden çıplak ana-oğul, kemoterapi tedavisi gören yaşlı bir baba, evin pencerelerinden görünen şehir manzaraları, bulutlar, ağaçlar… Hayata dair kimi huzur dolu kimi gergin ayrıntılar…

Anderson’un kendi sözleriyle: “Bu fotoğraflar, aynı zamanda hem eşsiz hem de evrensel olabilen deneyimlerden birine -bir çocuğun hayata gelmesine- verilen organik bir tepki. Hayatımın bu yeni evresinin yoğun mutluluğuyla doluyken, babama akciğer kanseri teşhisi kondu. Bariz bir şekilde yaşam ve ölüm temalarını düşünürken buldum kendimi. Oğlum aracılığıyla oğul rolüm bambaşka bir anlam kazandı ve hayatımın akıp gittiğine dair kanıtlara yönelik hislerim çok hassaslaştı. Ve sonrasında bir şekilde bu fotoğraflar ortaya çıktı. Aşkın ve hayatın mevsimsel döngüsü üzerine yansımalar bunlar.”

Anderson’un belgesel fotoğraf çalışmalarında da ön plana çıkan duygusal yoğunluğun daha da görünür olduğu ‘Son’, fotoğrafçının kendi elleriyle yaratmakta olduğu bu yeni dünyada yolunu bulmasına dair bir önerme olarak da görülebilir. Kişisel olduğu kadar evrensel de olmayı başaran ‘Son’, bu janrın en başarılı örneklerinden biri olmaya aday.


  • Robert 'Sparky' Anderson, 47 yaşında, Detroit, Michigan, $25, 1990-92 © Philip-Lorca diCorcia. Sanatçı, David Zwirner New York/London ve Sprüth Magers Berlin London izniyle
  • Marion yatakta, 2009, New York, ABD © Christopher Anderson/Magnum Photos. Sanatçı ve Robert Morat Galerie izniyle

Marion yatakta, 2009, New York, ABD © Christopher Anderson/Magnum Photos. Sanatçı ve Robert Morat Galerie izniyle

Eski fotoğraflardan yaratılan ‘yeni’ fotoğraflar

Andrés Galeano (1980), felsefe eğitiminin ardından fotoğraf okuyan ve resim, video, enstalasyon, performans gibi çeşitli mecralarda işler üreten bir sanatçı. Son iki senedir bitpazarlarından ya de Berlin’in unutulmuş bodrum katlarından eski fotoğraf albümlerini toplayan Galeano, bulduğu bu albümlerdeki fotoğrafları kesmeden ve manipule etmeden bir araya getirip yepyeni fotoğraflar yaratıyor. Böylelikle isimlerini bilmediğimiz fotoğrafçıların ellerinden çıkan bu fotoğraflar birbirleriyle konuşmaya ve yeni anlamlar kazanmaya başlıyor. Galeano’nun ikonografik bir yöntemle bir araya getirdiği bu ‘yeni’ fotoğraflardan oluşan ‘Unknown Photographers’ (Bilinmeyen Fotoğrafçılar), Berlin’in yeni ve samimi fotoğraf mekânlarından biri olan pavlov’s dog’ta sergileniyordu. (3)

​Son derece banal, hatta komik olabilecek birbirini tekrar eden detayların, hataların ya da durumların üst üste bindirilmesiyle oluşan görüntüler, bir aradayken soyut bir katman daha kazanıyor ve her ne kadar izleyiciler açısından şaşırtıcı ve ilgi uyandırıcı olsalar da yapay görünmüyorlar. Birbirlerini tanımayan fotoğrafçılar tarafından çekilmiş bu şipşak fotoğraflar, sanki bu bir araya gelmeler için yaratılmış gibi duruyorlar. Üstelik Galeano’nun şiirsel ve sürrealist kompozisyonlarını oluşturan fotoğraflar, bu bir araya gelmelerin geçici ve kazara oluştuğunun altını çizercesine fiziksel olarak tek başlarına varolmayı da başarıyorlar. Yani hem tek tek hem de bir aradayken anlamlı fotoğraflar bunlar.

  • Philip-Lorca diCorcia 'Hustlers' sergisinden genel görünüm. Fotoğraf: © Timo Ohler
  • Philip-Lorca diCorcia 'Hustlers' sergisinden genel görünüm. Fotoğraf: © Timo Ohler
  • Philip-Lorca diCorcia 'Hustlers' sergisinden genel görünüm. Fotoğraf: © Timo Ohler

Philip-Lorca diCorcia 'Hustlers' sergisinden genel görünüm. Fotoğraf: © Timo Ohler

Galeano, eski aile albümlerindeki fotoğrafları yeniden değerlendirirken bunu fiziksel olarak da geri dönüşü olan bir şekilde gerçekleştiriyor. Artık fiziksel olarak aile albümü oluşturmayı neredeyse unuttuğumuz günümüzde, eski aile albümlerindeki fotoğrafları tamamen ortadan kaldırmadan dönüştürüp sadece sunum için bir araya getiriyor ve bir anlamda aile albümlerini taçlandırıyor. Eski/buluntu fotoğraflarla iş yapan çoğu koleksiyoner/sanatçının yaptığı gibi…

0
2746
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle