18 ŞUBAT, SALI, 2014

3. Boyutta Aşk

Zorlu Center PSM ve Armaggan Art&Design Gallery bu yıl Sevgililer Günü'nde farklı bir sergi ile bizlere 'merhaba' dediler. Bu sergi ile Sevgililer Günü monotonluğun ve kapitalizmin pençelerinden kurtulurken, biz de aşkın başka bir boyut ile anlatılabileceğine şahit olduk. Dinçer Güngörür, Aysun Bozuklu ve Kağan Torus'un hekel çalışmalarının yer aldığı ''3. Boyutta Aşk'', 12 Şubat'ta Zorlu Center PSM’de sanatseverlerle buluştu.

3. Boyutta Aşk

Genç sanatçıları ve tasarımcıları desteklemek amacıyla kurulan Armaggan Art&Design Gallery'nin farklı ve yaratıcı projelere imza atmasına alışkınız. Sanatçı beraberlikleri, farklı disiplinler arası üretimler, tasarım sergileri ile vazgeçemediğimiz sanat duraklarından biri haline gelen Armaggan, kısa sürede İstanbul'un önemli etkinlik mekânlarından biri olan  Zorlu Center ile 'aşk'ı konu alan bir karma sergiyi ağırlıyor. Üç genç ve yetenekli heykeltraşın yer aldığı sergide Sevgililer Günü'ne özel çalışmalar bulunuyor. 28 Şubat'a kadar devam edecek ‘’3.Boyutta Aşk’’ta yer alan sanatçıları biraz tanıyalım.

Aysun Bozuklu; Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Cam Bölümü mezunu. Lisans eğitimi Seramik Cam üzerine olsa da şu sıralar heykel ve resim çalışmakta. 2010 yılında Maslak Atatürk Oto Sanayi’nde kendi atölyesini açtı. Halen çalışmalarına bu atölyede devam ediyor.

Dinçer Güngörür; 1977 Adana doğumlu, 2001'de Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nden mezun oldu. Kendisi de heykeltıraş olan eşi Demet Kaya Güngörür ile kurduğu atölyede çalışmalarını sürdürüyor. Heykel üretimlerinde figüratif bir temelden hareket etmeye gayret ederken malzeme olarak mermeri kullanıyor. Şu ana kadar pek çok yurt içi ve yurt dışı etkinliğe katılıp, sekiz kişisel sergi açtı.

Kağan Toros;  Zonguldak doğumlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü'nden mezun oldu. Yaklaşık sekiz yıldır heykelle iç içe ve beş yıldır Maslak Atatürk Oto Sanayi'deki atölyesinde çalışmalarıma devam ediyor. Bir çok karma sergiye kaltıldı. Bu süreçte Armaggan Art&Design Gallery iyi anlaştığı galerilerden biri arasında yer aldı.

Sergi fikri nasıl gelişti, hazırlık süreci nasıldı?

A.B. Zaten atölyemde benzer temalarda çalışmalar yapıyordum. İşlerim Armaggan’ın ‘3. boyutta Aşk’ konseptli sergisine uygun temalara sahip olduğu için serginin hazırlık sürecinde galeriyle yaptığımız görüşmeler sonucu, işlerimin arasından seçtiğimiz ‘Ne yardan ne serden’ isimli yapıtımı sergiye dahil etme kararı aldık.

D.G. Armaggan Art&Design Gallery benim zaman zaman çalışma şansı elde ettiğim gerçekten müthiş bir galeri. Herhangi bir sergi projesinden uzun zaman önce Galeri Koordinatörü Şanel Hanım ile bir araya gelir, belirlenen sergi konsepti üzerine konuşur, ilerleyen günlerde hazırladığım tasarımlardan seçim yapar ve üretime başlarız. Böylece sergi fikri adım adım gelişir ve öyle gerçekleşir.

K.T. Son zamanlarda kendi içimde zihnimi ve ruhumu kurcalayan ''Şu an''ın yaşanabilirliği ve materyalizmin getirdiği illüzyonlar üzerine projelerimi ilerletiyorum.

''3. Boyutta Aşk'' alıştığımız sergilerden biraz farklı. Hem çok geniş bir anlam kalabalığına sahip 'aşk' konusunu ele alırken hem de elinizde olan belirli bir konu etrafında dolaşmak, farklı konulardan uzak durmak zorunda kalmış olabilirsiniz. ''3. Boyutta Aşk''ın sergi öncesinde sizde farklı heyecanlar uyandırdığını söyleyebilir miyiz?

D.G. Armaggan Art&Design Gallery’de dahil olduğum her serginin hazırlık süreci gerçekten bazı açılardan daha farklı olabiliyor. Çünkü konusu tam olarak belirlenmiş, son derece bilinçli seçimler yapılan, 'kavram'a dair sergiler düzenleniyor. Bu da sizi belki daha önce düşünmediğiniz malzemelerle çalışmaya veya çözümlemelere götürebiliyor ve sizi geliştiren, heyecanlandıran bir üretim oluyor. Sanat, zaten sizi yeniyi denemeye zorlar ve içinde keşfi barındırır. Böylelikle 'heyecan' işin doğasında her zaman var olmuş oluyor... Bilinçli üretim heyecanla bir araya geldiğinde, sonucun da keyifli olduğuna inanıyorum.

K.T. Aslında her yapılan heykelin ''An''ındaki o heyecan farklıdır. Bu konu yani aşk benim için çok derin bir konu. Çünkü aşk dediğimiz zaman genelde kişiye olan aşk simgesi meydana gelir. Bu konuyla ilgili de bir sürü fikrim mevcut tabii ki ama bu sergi kişiye olan aşk duygusuyla tadını alan bir sergi olduğu için heykeli yaparken de aşkın verdiği akıcı duygulara da karıştım. Sonuçta bir yerlerde aşk da akar.

A.B. Evet heyecanlandım tabii ki. Aslında her işimin insanlarla buluşması beni heyecanlandırıyor.


Aşkı yorumlamak sizin için kolay oldu mu? Kelimelerle ifade etmekte zorlandığımız duygular sanat aracılığıyla daha kolay ifade edilebilir mi?

A.B. Aşkı yorumlamak aslında hepimiz için zor bir şey. Kelimeler bazen anlatmak istediklerimiz için yeterli olmuyor. O zaman burada devreye duygular ve eller giriyor.

K.T. Bir önceki soruya cevap verdiğim gibi aslında heykeli yaparken de insan aşkların en güzelini yaşayabilir. İnsanın karşısında başkası olmaz bile. Bunun yanında yapılan yani şekil verilen üç boyutlu bir formu başka bir üç boyutlu canlıya olan aşkla bağlantı kurularak yapılırsa kolay olur ve de en güzeli olur. İzleyici eğer görebilirse her yerde karşılaşabileceği gibi heykelde de aşkı bulabilir.

D.G. Aslında sanat, aşkı ifade edebilmenin belki de en iyi yolu. Söz konusu aşk olunca, kendimi yoğun ama kısa süreli duygulardan çok, bedel ödenen, bir arada olabilmek için sınavlar veren ve vazgeçilmeyen birlikteliklere yakın buluyorum. Aşk benim için uzun vadede anlam taşıyor. Tam da bu noktada aşk sanatla kesişiyor. Sanat hayatınızın sonuna kadar yapacağınızı içinizde bir yerlerde bildiğiniz, yaptığınız fedakarlıklardan daha fazlasını size mutluluk olarak verecek bir eylem. Aşk ve sanat, sizin hayatınızı isteyen, verme cesareti gösterebilene de anlam ve mutluluk veren iki ödül.

Sanat aracılığı olmadan aşkı bir de sözlerle anlatmanızı istesek bize ne derdiniz?

A.B. Tek diyebileceğim bünyeye girmiş bir virüs gibi. Senin kontrolün dışında bağımsız hareket eden bir şey; aşk. Sen de onunla yaşamaya alışıyorsun.

D.G. Hayatımız da kimi zaman istediğimizi düşündüğümüz, bizi mutlu ettiğne inandığımız şeyler konusunda kuşkuya ya da belirsizliğe düşeriz. Ama her zaman, sizi siz yapan, hiç değişmeyeceğini bildiğimiz bazı duygular bir yerlerde durur. Benim içimde hep asılı duran bu yoğun duygunun heykel yapmak olduğunu biliyorum. Bence 'Aşk' hayatta herkes için en çok istediğin o şeydir.

K.T. İçte yaşanılan yani derin ve içten hissedilen, aslında kelimelere döküldüğünde tam anlamıyla anlatılamayanı bir canlı aynı anda görüp, dokunup, tadıp, dokunabilirse o an aşkın tam ortasındadır.

* Sergi 12 Şubat – 28 Şubat tarihleri arasında Zorlu Center PSM’de ziyaret edilebilir.

0
2283
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle