21 MAYIS, SALI, 2013

0 dB

Sergen Şehitoğlu, Sanatorium'daki sergisinde kentin karanlık ve yalnız köşelerinde “0dB”lik bir gürültünün karşılığını arıyor. “0dB”, öyküsünü yazar Hakan Bıçakcı’nın metinlerini hazırladığı bir fotoğraf kitabıyla destekliyor.

0 dB

“Pırıl pırıl gündüzün arkasında karanlık bir gece vardır.”
İtalyan Atasözü

Golü atan hangi takım olursa olsun, çalan kornalar hep aynı. Ama o gün korna sesi yoktu. Hatta hiç ses yoktu. Hiç olmasa bile, neredeyse hiç...

Geldiğinde etrafta kimse yoktu. Kendisi dahil. Adımlarının sesi kısılmıştı. Adım adım. Gittikçe biraz daha... Biraz daha... Ama tamamen değil. Duymakla duymamak arası. Kaç adım?

Açığa çıkmak için kaç adım gerekliydi? Kendine gelmesi, adını hatırlaması için. Sayarsa eğer hiç varamayacak gibiydi. Kaç adı vardı? Kim bilir. Dışarısı tehlikeli miydi? İçinde tuhaf bir heyecan vardı. Tehlike mi heyecanlıydı, heyecan mı tehlikeli?

Kimseyle buluşmamak üzere sözleştiği yere, tam zamanında yetişti. Gözü bir “K” harfi aradı en azından. Gülesi geldi. Gülmenin ne yeriydi ne zamanı. En son ne zaman gülmüştü? Bulaşık yıkamıştı? Kedi sevmişti? Sayarsa eğer hiç varamayacak gibiydi.

Bir yere gidecekmiş gibiydi her yer. Sanki birbirine bağlıydı. Her şey. Her yer bir yere çıkacak gibiydi. Şimdi duramazdı. Durabilir miydi? Duruyor muydu? Kesin bir sürü böcek vardı aşağıda. Paniklemiş manevralar her yerdeydi. Kesin.


Hayat var mıydı? Oksijen. Kimse yok muydu? Ne çok ev vardı. Ne çok alışkanlık... Ne çok yumurta buzdolaplarında… Hep aynı yerde. Kapı içinde en üstte. Sarı veya beyaz. Penceredeki ışıklar... Ne çok uyku. Her dairede ayrı rüya. Karanlık manevralar her yerde. Ne çok çalar saat. Çalmalı mıydı bir kapıyı? Yaklaşmalı mıydı? Kaç adım vardı? Adımlarının sesi kısılmıştı. Tamamen değil. Ama duyamıyordu. Peki nereden biliyordu? İzler vardı. Hafızaya biçiminde, biçimsiz izler. Hangileri onundu? Kaç adı vardı?

İlerlemeliydi. Geri adam atmamalıydı. Bir an için panikledi. Yoksa başından beri geri geri mi yürüyordu? Doğduğundan beri. Gözü bir sayfa numarası aradı çaresizce. İlerlediğinden emin olmak için. Köşeleri taradı.

Çalmalı mıydı bir kapıyı? Gökten düşmüş gibi. Düşüp paramparça olmuş gibi. İçeriyle dışarıyı ayıramayacak kadar hasarlıydı kapılar. Gözü bir apartman numarası aradı. Yürümeye devam etti. Saatin yelkovanı gibi. Aynı yerlerde dönüp duruyor muydu? Yerinde mi sayıyordu? Sayarsa eğer hiç varamayacak gibiydi. 


0db
Yayınevi: Espas Yayınları, 2013
Metinler: Hakan Bıçakcı


0
2119
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle