
Sıra dışı konulara değinen tarzıyla karşımıza çıkan Steve Mcqueen’in son filmi Widows’tan (Dullar) ilk fragman paylaşıldı. Mcqueen, Hunger ile İrlanda'daki açlık grevi’ne, Shame ile seks bağımlılığına ve 12 Years A Slave ile Amerikan köleliği’ne değindikten sonra son filmi Widows ile dul kadınların yaşamına odaklanıyor. Film, Chicago’da geçiyor ve kocalarının ölümünden sonra birtakım işleri devralmak zorunda olan kadınların hayatını merkeze alıyor.
Yönetmenin 12 Years A Slave’den sonra dördüncü uzun metraj filmi olan Widows’un oyuncu kadrosunda: Colin Farrel, Elizabeth Debicki, Viola Davis, Robert Duvall, Michelle Rodriguez, Jacki Weaver, Liam Neeson, Jon Bernthal ve Carrie Coon gibi önemli isimler yer alıyor. Filmin vizyon tarihi ise 16 Kasım.
https://www.youtube.com/watch?v=JZ5gRMWjwAw
Kült korku filmi Suspiria, 41 yıl sonra tekrar filme uyarlanıyor. Remake olarak uyarlanan filmin oyuncu kadrosunda Dakota Johnson, Tilda Swinton, Chloë Grace Moretz, Mia Goth, Jessica Harper, Angela Winkler ve Sylvie Testud gibi isimler yer alırken yönetmen koltuğunda ise Call Me By Your Name filminden tanıdığımız yönetmen Luca Guadagnino oturuyor.
1977 yılında Berlin'de geçen filmde, Amerikalı genç bir kadın olan Susie Bannion’ın, dünyaca ünlü bir dans okulu Markos Tanz Company'e katılmasının ardından başka bir dansçı olan Patricia ise gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor. Susie, okulda Sara adında bir arkadaş ediniyor ve zaman içerisinde bu iki arkadaş okulun ve yöneticilerinin karanlık bir sırrı sakladıklarından şüphelenmeye başlıyorlar. Gizem dolu film 2 Kasım’da vizyona girecek.
New York gece hayatının hedonistik gece kulübü olan Studio 54, seks ve uyuşturucuyla dolu, göz kamaştırıcı eğlenceleriyle bir zamanlar ünlülerin oyun alanıydı. Matt Tyrnauer'ın belgesel filmi olan Studio 54, 1970'lerdeki bu efsanevi mekânın yükselişine ve 1986'da kapanışına odaklanıyor. Gece eğlencelerinin ışıltılı dünyası olmasının yanında devrimci ve avangart hareketin bir parçası da olan Studio 54, 1974'ün sonunda Manhattan'ın ortasında, 254 West 54. Sokak'ta kapılarını açmıştı.
Andy Warhol, Grace Jones, Elton John, Nil Rodgers, Calvin Klein, David Bowie, Elizabeth Taylor, Mick Jagger, Jack Nicholson, Yves Saint Laurent gibi pop kültürünün ve modasının en büyük simgeleri hâline gelmiş isimleri adeta yetişkinler için kurulmuş olan bu tema parkın o yıllarda ki müdavimleri arasındaydı. Matt Tyrnauer'in Studio 54 adlı belgeseli, Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde açılışını yapacak.
https://www.youtube.com/watch?v=rW-eehvrJnI
Fransız fotoğrafçı Mathieu Bernard-Reymond'un imgeleri nostaljik bir özlem hissi uyandırıyor. Sanatçı Disparitions isimli fotoğraf serisinde yalnızlık teması altında geçmişi ve geleceği kıyaslıyor. Zamansızlığı ön plana çıkaran bu çalışmalarda, fotoğrafın geçmiş ya da geleceğe ait oluşuna izleyici kendi karar veriyor.
Mathieu Bernard-Reymond’a göre fotoğrafçılık, “tuhaf gerçeklikler yaratmak” ve “olası dünyaları doğurmak” için kullanılan bir araç. Mekânların dokusal yumuşaklığını ve dokular arasındaki boşlukları gösteren sanatçı Disparitions serisinde, oldukça duygusal ve derin fotoğraflar elde ediyor. Sanatçı bu motifi, uzak insan figürleriyle, boş mesafelere ve saat kulesi görüntülerine bakarak tekrarlıyor.
Hollandalı sanatçı Berndnaut Smilde, sadece duman ve su kullanarak 10 saniyelik ömrü olan bulutlar yaratıyor. Bulutların bu 10 saniyelik ömürleri, sanatçının kamerasına yakalanmaları için yeterli oluyor.
Bulutların oluşum sürecinde kullanılan yerin, hava sirkülasyonu olmayan, soğuk ve biraz nemli bir alan olması tercih ediliyor. İlk olarak, su havada buğulanıyor ve daha sonra bir makineden duman çıkıyor. Bu iki elementin birleşmesiyle birlikte de Smilde'ın sanat eserleri oluşuyor. Smilde çalışmalarında tipik olarak mimari efektif alanları tercih ediyor. Mekânların mükemmel yakalanmış hatlarında, geçici enstalasyonlar elde ediyor. Sanatçı bulut çalışmalarını geçici heykel ve enstalasyon çalışmaları olarak tanımlıyor.
En son Borg/McEnroe filmi ile karşımıza çıkan Shia LaBeouf’un acı dolu yaşam öyküsünün anlatılacağı yeni filminden ilk görüntüler paylaşılmaya başlandı. Alkol bağımlısı olan öz babası rolünü kendisinin oynayacağı filmde LaBeouf, tamamen değişmiş bir hâlde karşımıza çıkacak.
Bir çocuk yıldızın on yıl boyunca babasıyla olan kötü ilişkisini düzeltmesine odaklanacak olan, LaBeouf’un çocukluk lakabı olan Honey Boy adlı filmde, LaBeouf’u Manchester by the Sea ve Lady Bird’deki performanslarından tanıdığımız Lucas Hedges canlandıracak. Filmin yönetmen koltuğunda Alma Har’el yer alırken vizyon tarihinin ise önümüzdeki günlerde paylaşılması bekleniyor.
Bugüne kadar aralarında Madonna, Arnold Schwarzenegger, Gordon Ramsay, Bono, Kate Moss ve Dolce and Gabbana gibi ünlü yüzlerin de bulunduğu birçok koleksiyonerle çalışan, ünlülerin sanat danışmanı Jean-David Malat, bir galeri açma hazırlığında. Galeri, Londra sanat dünyasının kalbi olan ve şehrin sanat tarihinde önemli bir yeri olan, hatta bir zamanlar Van Gogh'un çıraklık ve sanat simsarlığı yaptığı prestijli Berkeley Meydanı'na çok yakın konumdaki Mayfair'de konumlanıyor.
11 Haziran tarihinde kapılarını açacak olan J.D Malat Gallery'nin temsil edeceği isimler arasında Türkiyeli bir heykeltıraş da yer alıyor. İstanbul ve New York'ta yaşayan ve çalışan Hande Şekerciler, epoksi kullanarak yaptığı heykellerinde gerçeklik ve zihnimizden geçenlerin karşıtlığını konu ediniyor. J.D Malat Gallery'nin açılış grup sergisinde Hande Şekerciler’in yanı sıra pek çok tanınmış ve yeni yükselen yetenekli sanatçı yer alacak.
Norveçli ekspresyonist ressam Edvard Munch’ın eserleri, Oslo Munch Müzesi tarafından dijital ortamda erişime açıldı. Bu kapsamda Munch’ın, Oslo Munch Müzesi’nin kendi koleksiyonu harici başka müzelerden ve özel koleksiyonlardan derlenen 7600 eseri bir araya getirildi.
Bu dijital erişim sayesinde Munch’ın en bilindik eseri Scream’in (Çığlık) yanı sıra sanatçının çocukluk yıllarından ölümüne kadar yaptığı basit çizimler, çizim defterleri ve mektuplarına da ulaşılabiliniyor. Oslo Munch Müzesi müdürü Stein Olav Henrichsen, yaklaşık 2,8 milyon dolarlık bütçe ayrılan proje için: “Bunların %100 halka açık olması sanatçının kreatif sürecini anlamak açısından çok önemli” yorumunda bulundu.
Japon sanat yönetmeni ve sanatçı Yuni Yoshida, yiyecek koleksiyonlarının pikselleştirildiği bir sürrealist dizi yarattı. Yoshida, sürrealist çalışmalarıyla tanınıyor. Genellikle nesneler üzerinden yola çıkarak onlara farklı işlevsellikler yükleyen sanatçı bu kez yiyeceklere odaklanıyor.
Dijital sanatın ilerlemesine atıfta bulunan sanatçı, yiyecekleri pikselleştiriyor. Bunun için yiyeceklerden faydalanan Yoshida, küpler hâlinde bulunan parçaları yeniden yapılandırıyor. Böylece yiyecekler yeni bir görüntüye sahip oluyor. Organik dokuyu bozmayan Yuni Yoshida, aynı zamanda bütün bir kimliği parçalara ayırarak kimlik ifşasında da bulunuyor.
Ece Temelkuran, Polonya‘da Avrupa Dayanışma Merkezi tarafından verilen “Yeni Avrupa Büyükelçisi Ödülü”ne, Türkiye: Çılgın ve Hüzünlü kitabıyla layık görüldü.
European Solidarity Center direktörü Basil Kerski, Ece Temelkuran'ı gerçek bir yurtsever ve Avrupa savunucusu olarak tarif etti. Kitabın sadece Türkiye'nin güzel yüzünü göstermekle kalmayıp aynı zamanda Avrupa ülkelerine yükselen sağ popülist politikalar bakımından bir ders niteliğinde olduğundan bahsetti.
29 Mayıs’ta 1980’de başlayan işçi direnişinin merkezi olan Gdansk doklarında inşa edilen ve Avrupa’nın en önemli siyasi tarih müzesi olarak da bilinen Avrupa Dayanışma Merkezi’nde düzenlenen törende Temelkuran, “Avrupa Dayanışma Merkezi tarafından Yeni Avrupa'nın büyükelçisi seçilmek onur verici. Avrupa bir coğrafya değil bir fikir benim için. Ve bugün, Suriye'deki savaştan ötürü yaşanan mülteci dalgasıyla birlikte insanlık tarihinin en büyük ahlaki çöküşlerinden biri yaşanırken bu fikre sahip çıkmak gerekiyor. Bir büyükelçi olarak resmen bir Avrupa vatandaşı olmasam da kendimi ve benim gibi milyonlarca insanı bu fikrin taşıyıcısı olarak görüyorum,” dedi.