03 ŞUBAT, CUMA, 2017

Denizden Çıkarılan Umut: Manchester by the Sea

Analyze This, Gangs of New York filmlerinde senaristlik yapan Kenneth Lonergan’ın yönetmenliğindeki Manchester by the Sea/Yaşamın Kıyısında filmi bugün vizyona girdi. Başrollerinde Casey Affleck, Michelle Williams, Kyle Chandler’ın olduğu film, en iyi film dahil altı dalda Oscar’a aday gösterildi.


Denizden Çıkarılan Umut: Manchester by the Sea

Deniz, dalgalar, balıkçılık ve tüm bunlara yüklenen anlamlar sinemada sık sık karşımıza çıkan, düş gücümüze ulaşım sağlayan metaforlar. Filmlerdeki deniz görüntüsü, umut, hüzün, hatıra ve zamana dair birçok anlamı içerebiliyor. Bir yaşamı denizin derinliğine dağıtmış ve orada saklamış 2004 yapımı Javier Bardem’li İçimdeki Deniz ya da ölüm ve yeniden hayat bulmanın mekânı denizin işlendiği 2014 yapımı Dingin Sular, insanı denizde oksijensiz yaşatan, gücünü denizden alan filmlere yalnızca birer örnek. Manchester By The Sea de hikayesinin hüznünü ve umudunu denizden çıkaran bir film. Tıpkı açılış sahnesinde gördüğümüz, açık bir havadaki tekne gezintisinde yapılan balık tutma eylemi gibi. Birkaç saniye sonra oltaya bir şeyin tutulduğunu görürüz ancak balığı göremeyiz. Oltaya takılan başka bir şeydir; balığın sembolik anlamıyla yeniden hayat bulma ve birlikteliktir. 

Balık tutmak, balıkçılığı öğretmek bir baba ve oğul ilişkisi sembolüdür. Birçok kültürde ve mitolojide balık bereket ve reenkarnasyonu çağrıştıran ikonografisiyle tanınır. Babanın kendi deneyimini, sabrını, hafızasını, tüm yaşam görüşünü oğluna aktardığı sosyolojik eylem olarak görülür balık tutma anları. Avcı-toplayıcı insan anlamında babadan oğula geçen sadece maddi miras değildir, dünya tarihi babadan oğula geçen kültürel miraslarla dolup taşmıştır. Şiddet, alkoliklik, otorite, maçoluk, üretkenlik, fedakarlık bunlardan sadece bazılarıdır ve ülkeler tarihi dahil birçok şey bu miraslarla oluşturulmuştur.  

Nereden bakarsak bakalım bir erkek çocukta babasının olumlu ya da olumsuz etkilerini görebiliriz, mülkiyet maddi olduğu kadar aynı zamanda manevidir. Dinler tarihi ve siyasal tarih olarak bakarsak da baba ile oğul ilişkisi ve mirası hem ataerkillik, hem düzen, hem de otoriteye dair birçok anlam barındırır. Bir babanın ve oğlunun birbirleriyle gurur duymaları tüm kültürlerde önemlidir. Film, işte tam böyle bir yapıda açıyor kendini, bir baba (Kyle Chandler), oğul (Ben O’Brien) ve babanın erkek kardeşi... Amcası (Casey Affleck), kardeşinin çocuğuna balık tutmayı öğretmeye çalışır, ancak çocuk amcasının dediklerine kulak asmaz, onun sadece bir tane baba figürü vardır. Amca Lee Chandler karakterinin çevresi tarafından saygı görmeyen sönüklüğünü tam bu noktada görmeye başlarız. O asla karizmatik bir baba figürü değildir. 

Casey Affleck’in çok başarılı bir şekilde canlandırdığı Lee Chandler karakteri, her gün gördüğümüz ve hep aynı şekilde yaklaştığımız insanlardan aslında. Örneğin; kargo memuru, temizlik personeli ya da adı sadece bunun gibi isimlerle akıllarda kalan ve işimize gerekmedikçe konuşmaya gayret etmediğimiz tüm insanlar... Lee Chandler bir tesisatçı, kapıcı ya da elektrikçi gibi görmezden geldiğimiz işleri bizim için yapan bir karakter. Hatta ona, açıkça olmasa da, cinsel teklifte bulunan kadınları reddettiğinde aşağılanan bir karakter. Çünkü onun reddedecek bir karizması yoktur, çünkü o erotik filmlerdeki tesisatçılar gibi olmalıdır. Çünkü güçlü bir baba figürü değildir. Tesisatı tamir edip, işimizi görüp gitmesi gereken bir karakter Lee Chandler. Casey Affleck’in mimiklerinde ve vücut hareketlerinde hayat bulan çekingen, donuk ifade, küçük istekler ve mütevazilik Lee Chandler’ın her adımında hissediliyor. 

Kardeşi Joe’nun kalp yetmezliği nedeniyle ölüm haberini alan Lee, yıllar önce terk ettiği Manchester’a geri dönmek zorunda kalır. Joe ölmeden çok önce eşiyle ayrılmış ve oğlu Patrick şimdi babasının ölümüyle de yalnız kalmıştır. Annesinin başka biriyle evlenmesi Patrick için sorun olmasa da, Joe’nun gidişi; balık tuttukları teknenin kaptanı ve her işin altından kalkan örnek bir baba figürünün ortadan kaybolması demektir. Onun yerini dolduracak kişi ise su tesisatçısı kardeşi Lee’dir. Ancak Lee’nin aile geçmişindeki lekeli izler baba figürünü sahiplenmeye yeterli değildir. Joe’nun ölümünden sonra teknenin motorunun bozulması, yine bu egemen baba figürünün yokluğuyla teknenin yüzmeyip, gitmemesi düzenin varlığını gösteriyor bizlere. Belki de bozulan motorun yerine yenisinin takılmasının istenmesi, Joe’nun kalp pilini anımsatan hem fiziksel hem de soyut bir gönderme olarak karşımıza çıkıyor. Ve belki de Lee’nin onardığı borulardan akan su, Joe’nun teknesini ilerletecektir... 

Filmin yapımcısı olan Matt Damon’ın Casey Affleck’le birlikte rol aldıkları Good Will Hunting filminden bu yana Affleck’in yıllar içinde uzmanlaştığı karakter oyunculuğu filmin etkisini arttırıyor. Daha çok tek bir karakterin fiziksel ve ruhsal durumlarına odaklanan böylesi bir filmde oyunculuğun en üst seviyede olmasının hem iyi hem de kötü getirileri mevcut. Zira Affleck’in muhteşem performansının Kyle Chandler ve Michelle Williams’ın daha az parlamasına sebep olduğu hissediliyor.
Geçmişin, hataların, baba ve oğul ilişkisinin denizden çıkarıldığı Manchester By The Sea, Amerikan sinemasının bu seneki en iyi filmlerinden biri olmaya aday.   

0
4138
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle