26 MART, PAZARTESİ, 2018

Sovyetlere Karikatürize Bir Bakış: Stalin’in Ölümü

İngiliz Film Akademisi Ödülleri (BAFTA) ve Toronto Film Festivali’nde beğenildikten sonra 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında Türkiye’de de gösterime giren The Death of Stalin (Stalin’in Ölümü), politik komedilerin tecrübeli ismi Armando Ianucci’nin, Fabien Nury ve Thierry Robin imzalı çizgi-romandan uyarladığı ve yönettiği bir politik satir. Stalin’in ölümü sonrasında Sovyet yönetiminde ortaya çıkan güç mücadelelerini epeyce sivriltip ekrana yansıtan The Death of Stalin, bugünlerde azalan eleştirel sinema geleneğinin devam ettirilmesi adına önemli bir yer tutuyor. 

Sovyetlere Karikatürize Bir Bakış: Stalin’in Ölümü

The Death of Stalin (Stalin’in Ölümü) tartışılmaya başlamadan önce filmin altında imzası olan kişiyi biraz konuşmakta fayda var. Zira film, büyük sinema şirketleri tarafından yazılıp çizdirilen ve sonrasında da yalnızca ekonomik kaygıyla çekilen bir ana akım sinema örneği değil. Aksine, eserleriyle ortaya tutarlı bir œuvre çıkaran, günümüzün otör sinemacılarından biri olarak anılmaya aday Armando Ianucci’nin yazıp yönettiği özel bir eleştirel komedi. Ianucci, The Thick of It (2005-2012) ile başladığı satirik anlatım kariyerini In the Loop (2009) ve Veep (2012-2015) ile güçlendirip günümüzde de The Death of Stalin ile devam ettiriyor. İngiltere ve Amerika’nın beceriksiz, komik ve lakayıt politikacılarını “mockumentary” tarzının özellikleriyle sosladığı eserlerinde anlatan Ianucci, bu sefer kalemini ve kamerasını Sovyetlere yöneltmiş. Ianucci’nin geçmişini bilmek, The Death of Stalin’i öylesine bir film gibi değil de altında günümüzün en aktif, belki en başarılı ve en çok korkulan politik satirist sinemacısının imzasının bulunduğu özel ve dikkate değer bir film olarak izlememiz açısından önemli.

1930’lardan itibaren özellikle Charlie Chaplin imzalı filmlerle var olan eleştirel sinema, 1960’lardan sonra ise Monthy Python ekibinin eserleri ve Dr. Strangelove (Stanley Kubrick, 1964)M.A.S.H. (Robert Altman, 1970ve Wag the Dog (Barry Levinson, 1997) gibi tekil örneklerle 21. yüzyıl başına kadar popülaritesinin zirvesini yaşarken, içinde bulunduğumuz dönemde birkaç öncü eser dışında nispeten durgun. Bunun nedeninin, günümüz post-modernizmiyle hayatımıza giren politik doğruculuk öğretisinin, ifade özgürlüğü ve özgür sanat anlayışını yer yer engelliyor olduğu ihtimaliyle bağlantılı olduğu tartışılabilir. Fakat çoğunlukla Amerika özelinde desteklenen bu politik doğruculuk, iş Amerika’nın tarihsel düşmanı komünizme geldiğinde pek işlemiyor. Bunu politik ikiyüzlülük olarak yorumlamak kafalardaki kimi sorulara cevap verebilir ama bu yazıda işte bu tartışmayı konuşmak amaçlanmıyor. Satirin aşırı duyarcılık tarafından öldürülmüş olduğu veya yalnızca kültür emperyalizminin izin verdiği şekilde hayata tutunabildiği gibi tartışmaların içinde bir şekilde yaşatılmaya çalışılan eleştitel sinema geleneğinin başarılı örneklerinden biri olan The Death of Stalin, Rusya’da tepkiler çekmiş ve dünyada sol cenahın kalbini biraz kırmış olsa da tüm bu politik tartışmalardan bağımsız olarak çok eğlenceli ve renkli bir film. 

The Death of Stalin, izleyiciye dönemin Sovyetlerini tasvir etmek amacıyla yüksek tempoda başlıyor. Aynı anda olan birkaç olayın çapraz geçiş (crosscut) tekniğiyle kurgusal harmanı, izleyicinin hem kritik kırılma olan Stalin’in ölümüne kadar filme ısınmasını hem de Sovyetlerin dönemsel politik yapısını güldürü ögeleriyle birlikte tanımasını amaçlıyor ve başarıyor da. Filme adını veren olaya kadar dönemin Sovyet rütbelileri izleyiciye tanıtılıyor ve güç mücadelesi için ortam hazırlanıyor. Filmi komik yapan en temel özellik, bu tarihsel kişiliklerin tümünün epeyce karikatürize edilmiş olması. Ianucci, tüm bu Sovyet tarihsel isimlerinin bilinen karakteristik özelliklerini sivriltip bunları durum komedisinin içine atmak suretiyle güldürüyü amaçlamış. Bunların yanı sıra, filmin diyalogları son derece yaratıcı ve zekâ dolu. Sovyet ve dünya tarihine dair onlarca referansın yakalanması için ise ortalamanın üzerinde bir tarih bilgisi şart. Stalin’in ani parlamaları, Kruşçev’in Sovyetlerin dağılması adına ilk adımlar kabul olarak edilen revizyonizmine derin aşkı, Beriya’nın güç hayranlığı gibi tarihsel gerçekler Ianucci’nin artık üstünde iyice profesyonelleştiği politik güldürü anlatısı için çok uygun. Filmin başarılı olma nedenlerinden biri de bu: Ianucci’nin doğru dönem ve karakter seçimleri. Önceki eserleri de politik komediler olan Ianucci’nin Stalin’in Ölümü özelinde büyük bir avantajı, bir de göze aldığı riski var. Avantajı, bu filmde kaşıyabileceği olayların, tarihsel gerçekler ve güldürü ögesi yapabileceği karakterlerin gerçek insanlar olması. Bu nedenle, kara mizah yapması daha kolay çünkü kuracağı her diyalog, canlandıracağı her olay tarihten güç alabilir. Elbette bu işin riski de tarihsel gerçeklerle “gerektiği kadar” oynamak gerektiği. Zira fazla oynamak saçmalığa, az oynamak ise güldürü eksikliğine neden olabilir. Ianucci bu dengeyi güzel tutturmuş gibi görünüyor. Ara başlıklarla bir belgesel havası da katılan The Death of Stalin, Ianucci’nin “mockumentary” benzeri anlatısının çok güzel bir örneği haline geliyor.

Seth Rogen imzalı The Interview (2004) ile benzeşen konuları eleştiren The Death of Stalin, aynı zamanda kıyafet seçimleri bakımından da etkileyici. Sovyet giyim kuşamı üzerine çalışılmış ve seçimler doğru yapılmış. İyi bir klasik müzik dinleyicisi olduğu bilinen Ianucci, film müzikleri için ise Veep’ten tanıdığı Christopher Willis’le çalışmış. Kusursuz denemese de Willis imzalı eserler ve bu eserlerin filmde kullanımı pekâlâ ortalama üstü. Filmde öne çıkan iki karakter olan Beriya ve Kruşçev’e sırasıyla esasında bir tiyatrocu olan Simon Russell Beale ve “uyuz adam” rolleriyle bildiğimiz Steve Buscemi hayat vermiş. Özellikle Beale’ın oyunculuğu muhteşem, Kruşçev rolü de Buscemi’ye pekâlâ gitmiş.

Zaman zaman ölümlerin ciddiyetiyle ara verilen güldürü, film genelinde gayet enteleküel, yaratıcı ve dozunda. Tarihsel bir komediden beklenen hemen her şey var filmde. Ianucci imzalı The Death of Stalin, eleştirel sinemaya özlem duyulan şu günlerde bu türü ve kara mizahı sevenler için doğru adres. Ama filmden tam anlamıyla keyif alabilmek için Sovyet tarihine dair bir bilgi birikimine sahip olmak ve varsa Sovyet sempatisini filme girerken kapıda bırakmak gerekiyor.

https://www.youtube.com/watch?v=ksBfRxW6SLk

0
1469
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle