16 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2015

Hikaye Kurmaca Ama Karakter Gerçek

Sinemaseverlerin ses getiren kısa filmleriyle tanıdığı yönetmen Nesimi Yetik, ilk uzun metraj filmi Toz Ruhu ile yoluna devam ediyor. Baş rollerini Tansu Biçer, Nihal Koldaş ve Aytaş Arman gibi isimlerin üstlendiği film, Altın Koza ve Malatya film festivallerinden aldığı ödüllerin ardından şimdi de !f İstanbul’da jüri karşısına çıkıyor. Biz de Nesimi Yetik’e yeni filmi ve sinemacılığı hakkında merak ettiklerimizi sorduk.

Hikaye Kurmaca Ama Karakter Gerçek

Toz Ruhu henüz yeni sayılmasına rağmen, tıpkı kısa filmleriniz gibi ödülleri toplamaya başladı bile. Yaptığınız işin ödül alması sonraki filmler için nasıl bir etki yaratıyor?

Yapılan işin bir karşılığının olması elbette motive edici. Ama bütün bunlar gerçekleşmeyebilir de. Bence olmadığında da devam edebiliyorsanız, gerçekten yaptığınız işe tutkuyla bağlısınız demektir.

Kısa film çekmek bir üretim tarzı mı sizin için yoksa sinema sektörüne geçiş için bir adım mı?

Kısa filmin kendine has bir ifade biçimi olduğunu düşünüyorum. Genellikle uzun metraja geçmek için bir basamak olarak da görülüyor. Oysa yapısı itibariyle kısa film son derece özgür bir alan. Ayrı bir yaratıcılık ve bakış açısı gerektiriyor.

“Annem Sinema Öğreniyor” için annenizle olan diyaloglarınızdan doğaçlama çıktığını söylemiştiniz. Toz Ruhu’nunda da benzer bir hikaye var mı? 

Toz Ruhu’nda 2008 yılından bu yana aynı apartmanda yaşadığımız bir komşumuzdan yola çıktık. Onun karakterinden etkilenerek başladık senaryoyu yazmaya. Ama yazdığımız senaryo bütünüyle bir kurmaca. Yani gerçek bir karakterden yola çıkıp onu kurmaca bir öykünün içinde ele aldık.

Toz Ruhu’ndan ilk kez bu festivalle haberdar olanlara filminizi kısaca nasıl anlatırsınız? Paylaşmak istediği derdi nedir bu filmin?

Toz Ruhu, Metin Tosyalı adında İstanbul’da yaşayan, arabesk müzikle ilgilenen bir erkek gündelikçiyi anlatıyor. Filmin derdinin tam olarak ne olduğunu söyleyerek seyircinin hayal gücünü ve yorumlama özgürlüğünü kısıtlamak istemem. Seyirci filmden çıktığında bu filmin derdi neydi, diye bir süre düşünür ve hayal gücü ona bazı kapılar açarsa, film amacına ulaşmış demektir bence.

“Başrol için Tansu Biçer ile çalışmamın doğru olacağını hissetmiştim.”

Filmde şimdiye kadar çalışmalarınızda denemediğiniz teknikler kullandınız mı? Nasıl bir ekip çalışmasıyla ne kadar sürede tamamladınız filmi? 

İlk defa bir uzun film çektiğim için aslında bir çok şeyi ilk defa denedim sayılır. Film dört haftada çekildi. Post prodüksiyon süreci ise çekimleri takip eden bir yıl içinde aralıklı zaman dilimlerinde tamamlandı.

Tansu Biçer kendisine de ödül getiren başarılı bir performans sergiliyor. Başrol için baştan beri o mu vardı aklınızda? 

Tansu’yu baştan düşünmemiştik. Aslında Metin Tosyalı karakteri için net olarak belirlediğimiz isimler de yoktu ama araştırıyorduk. Başlangıçta komşumuz kendisi oynasın diye düşündük hatta. Ancak hem senaryonun yapısı hem onun bu duruma pek sıcak bakmaması nedeniyle oyuncu arayışına giriştik. Bu süreçte Sevil Demirci bizi Tansu’yla bir araya getirdi. Tanışmadan sonraki süreçse tamamen hislerle ve sezgilerle ilgili aslında. Bu rol için onunla çalışmamın doğru olacağını hissetmiştim.

Kendi yazdığınız senaryoyu yönetmek daha mı kolay daha mı zor?

Toz Ruhu’nun senaryosunu Betül Esener’le birlikte yazdık. Bütünüyle bir başkası tarafından yazılmış bir senaryoyu yönetmek daha zor olurdu sanırım.

“Arabeskin konu edindiği temalar tüm dünyada ilgi görüyor.”

Toz Ruhu

Tiyatro mezunu olmanızdan yola çıkarak yönetmen ve oyuncu arasındaki iletişimi daha iyi anlayabildiğinizi söylebilir miyiz? 

Ben okulda Tiyatro Tarihi ve Teorisi okudum. Oyuncu-yönetmen iletişimini okulda öğrendim diyemem. Oyunculuk bölümünde okuyan öğrencilerle de yakın ilişkilerim olmadı hiçbir zaman. Sanırım onları biraz ‘‘artis’’ buluyordum. Başta Annem Sinema Öğreniyor olmak üzere bütün kısa filmlerimde oyunculuk eğitimi almamış, mesleği oyunculuk olmayan oyuncularla çalıştım. Toz Ruhu’na geldiğimde ise durum bütünüyle değişti. Hemen hemen bütün kadro profesyonel oyunculardan oluşuyordu. Bütünüyle karakter odaklı, oyunculuğun ön planda olacağı bir film yapacaktım ve oyunculara bir şekilde kendimi en iyi biçimde ifade etmenin bir yolunu bulmam gerekiyordu. Bu noktada Tansu, bendeki okul yıllarından kalan oyuncu imgesinin değişmesinde etkili oldu sanırım. Onun tevazusunu, işine tutkusunu görmek beni rahatlattı.

Özellikle televizyon dizilerinde arabeske yer verildiğinde bir anda etkileri artıyor, çok konuşuluyorlar. Arabeskin her dönem kendine bir alıcı bulmasını nasıl yorumlarsınız?

Belki bu, üzerinde durduğumuz kültürel zeminle ilgilidir. Arabesk bu toprakların ruhunda varsa onu sevenler hep var olacak. Ama bakıldığında arabeskin kendine konu edindiği aşk acısı, ayrılık gibi temalar ve bir bütün olarak söylersek ‘‘hüzün’’ dünyanın her yerinde ilgi görüyor.

!f İstanbul’da yarışan filmler arasında özellikle ilginizi çekenler var mı?

Keş!f Bölümü’nde yarışan filmler, yönetmenlerin ilk veya ikinci uzun metraj filmlerini kapsıyor. Bir anlamda, belki de ileride adını daha çok duyacağımız yönetmenlerin filmleri var bu bölümde. Ben hepsini merak ediyorum açıkçası.

Hazırlığına giriştiğiniz yeni projeler var mı gündemde? 

Yeni bir uzun film var. Şu an senaryosu üzerinde çalışıyoruz. Motivasyonumu kaybetmemek adına anlatmamayı tercih ediyorum…

****

Gösterim tarihleri:

15 Şubat 2015 17:00

Cinemaximum Fitaş Salon 1

18 Şubat 2015 14:30

Cinemaximum Kanyon

20 Şubat 2015 13:00

Cinemaximum Fitaş Salon 4

0
1320
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle