12 OCAK, SALI, 2016

Çılgın Dünyamızın Trajikomik Çiftleri

Moda Sahnesi, yeni yıla yeni bir oyunla girdi. Moritz Rinke'nin Seviyoruz ve Hiçbir Şey Bilmiyoruz adlı oyunu, zekice yazılmış, günümüzün ruhunu yansıtan bir komedi. Hem güldürüyor hem de kadın erkek ilişkileri ve çağımızın hastalıklı iletişim biçimleri üzerine kara kara düşündürüyor. 

Çılgın Dünyamızın Trajikomik Çiftleri

Yıllardır bir arada yaşayan çiftler birbirlerini gerçekten tanıyorlar mı, yoksa yalanlar üzerine kurulu bir ilişkiyi alışkanlıkla mı sürdürüyorlar? Moritz Rinke'nin dört farklı kişisi, günümüzün kadın-erkek ilişkilerinin iç yüzüne gerçekçi bir ayna tutuyor. Yazar, karakterlerini iyi tanıyor ve oyunda sembolik bir işlev gören ayçiçeği gibi kendilerini seyirciye açmalarına izin veriyor.

Sebastian (Sermet Yeşil), evde oturup yazmaya çalışan başarısız bir serbest yazardır. Hannah (Berfu Öngören), bankacılara nefes açma dersleri veren ve anne olmaya çalışan bir iş kadını-terapist. Hannah'nın işi nedeniyle Zürich'e taşınmak üzere evlerini bir başka çiftle değiş tokuş etmek üzere sözleşme yapmışlardır. Sebastian ev değiştirmek istemez. Evi kiralamak üzere gelen çift ise Hannah ile Sebastian'dan farklı tipte kişiler. Roman (İnan Ulaş Torun) bir telekomünikasyon uydu şirketinde çalışıyor. En yakınındaki eşi ile iletişim kuramazken küresel iletişim sistemlerine tapıyor. Teknolojik aletler bağımlısı erkeklerin bir prototipi olarak tanımlanabilir. Magdalena (Özlem Taş)  ise eşi tarafından ezilmiş bir kadın tipini temsil ederken, entelektüel yazarımız Sebastian'la iletişim kurduktan sonra birdenbire erkeğine karşı çıkabilme cesaretini kazanıyor. İki çiftin de daha önce birbirlerine söyleyemedikleri sırlar ve içlerinde biriktirdikleri öfke, oyunun gelişimi içinde vurucu biçimde ortaya dökülüyor.

Seviyoruz ve Hiçbir Şey Bilmiyoruz, yakınımızda gördüğümüz kadın erkek ilişkilerinin en sakat yönünün iletişimsizlik olduğu, hiçkimsenin birbirini tanımak için yeterli özeni göstermediği gibi sıklıkla işlenen bir konuyu ilgi çekici ve özgün bir biçimde anlatmayı başarıyor. Bireylerin şişkin egoları, ötekini anlamayı engelliyor. Oyunun yazarı Moritz Rinke, ülkemizde yazar olarak pek tanınmıyor. Sanırım bu bizde sahnelenen ilk oyunu. Almanya'da iyi tanınan ödüllü bir yazar olan Rinke'nin ilk romanı çok satanlar listesine girmiş. Filme çekilen eseri September, Cannes Film Festivali'nde gösterilmiş. Moritz Rinke kendini tanıtırken, “Ben hikâyeler anlatmayı seviyorum. Dünya o kadar çılgın ki, insanlar daha da çılgın ve bütün bu çılgınlıklar benim ilgimi çekiyor. Ben hayatın böyle olduğuna inanıyorum. Biz hepimiz bir şekilde trajikomiğiz. Bir de kendimizi ne kadar ciddiye alıyoruz! Ben de öyle, bir de bu dışarıdan ne kadar komik görünüyor! Çehov’dan çok şey öğrendim. Hüzünlü insanlar üzerine gülerek izlenecek oyunlar yazdı. Ben de oyunlarımda hep bu tadı yakalamaya çalışıyorum” diyor. Gerçekten de oyundan Çehovyen bir tat alıyoruz. Bonobolara özenen Sebastian'da Vanya Dayı'nın duyarlılığı ve kırılganlığının yanında Musil'in Niteliksiz Adam'ının baş karakteri Ulrich'in kayıtsızlığını bulmak mümkün. Sebastian'ın yazmakta olduğu romanın karakteri de Ulrich adını taşıyor ve 99 Ulrich'e bölünüyor. Moritz, günümüz insanının parçalanmışlığını ve tutarsızlığını çok iyi ifade etmiş.

Rinke'nin kısa özgeçmişinde bile Alman yazarlar takımının golcüsü olduğu özellikle belirtilmiş. Futbolla yakın ilişkisinin oyunun kurgusunun tempolu gelişimini etkilediğini düşünüyorum. Atak ve kontratak biçiminde gelişen diyaloglar, karakterler arasındaki çatışmayı daha da çarpıcı hale getiriyor. Deneyimli oyun çevirmeni Sibel Arslan Yeşilay'ın akıcı çevirisinin payını da göz ardı etmemeliyiz.

Oyun Atölyesi'ndeki başarılı sahnelemelerinden tanıdığımız Kemal Aydoğan, birikimini ve deneyimini Moda Sahnesi'nin yapımlarında en etkin biçimde değerlendiriyor. Günümüz ölçülerine göre oldukça uzun olan oyun su gibi akıyor. Ritmi yüksek tempolu  sahnelemede, oyuncular yeteneklerini sergileme olanağı buluyorlar. Sebastian'da Sermet Yeşil, müthiş bir oyunculukla oyunun lokomotifini ustalıkla sürüyor. Sermet Yeşil'i tiyatro sahnesinde seyretme zevkini kaçırmamak gerek. Hannah'da Bengü Öngören rolünün iniş çıkışlarını, karakterin tezatlarını ortaya koyuyor. Roman'da İnan Ulaş Torun, teknoloji hayranı erkeğin güç gösterisini, kabadayılıkla iktidar özentisinin zavallılığı arasındaki ince çizgide sergiliyor. Magdalena'da Özlem Taş, karakterinin ezik ve melankolik bir kadından sorgulayıcı bir bireye dönüşmesini, anlık değişimlerini doğallıkla ve samimiyetle canlandırmayı başarıyor. Seviyoruz ve Hiçbir Şey Bilmiyoruz, zekice yazılmış, güldürmeyi başaran eğlenceli bir komedi ve etkileyici bir oyunculuk şöleni olarak izlenmeli.

0
6731
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle