GÜNDEM
  • 30-06-2026

    Fransız sosyolog ve filozof Roger Caillois’nın insanlık tarihini oyunun merceğinden okuduğu eseri Oyunlar ve İnsanlar, Haldun Bayrı’nın çevirisiyle Doğu Batı Yayınları’ndan çıktı.

    Caillois, oyun oynamayı yalnızca çocukça bir eğlence ya da boş zaman aktivitesi olarak görmek yerine kültürün, hukukun, sanatın ve toplumsal kurumların temelini oluşturan kurucu bir unsur olarak tanımlıyor. Oyunları; yarışma (agôn), şans (aléa), -mış gibi yapma (mimicry) ve baş dönmesi (ilinx) olmak üzere dört temel kategoriye ayırıyor. Kuralların disiplini ile özgürlüğün coşkusu arasındaki o hassas dengeyi kusursuz biçimde inceliyor. Antikçağın ritüellerinden modern dünyanın kumarhanelerine, borsadan profesyonel spor müsabakalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, toplumların karakterini oynadıkları oyunlar üzerinden analiz ediyor.

    ​Caillois; disiplinlerarası yaklaşımı, oyun tipolojisi, mimetizm (taklit) ve kutsal üzerine geliştirdiği teorilerle sosyoloji, psikanaliz, edebiyat eleştirisi ve modern oyun çalışmaları alanlarında Jacques Lacan, Georges Bataille ve Jean Baudrillard gibi isimleri derinden etkilemiştir. Ayrıca Caillois’nın oyun ve kültür ilişkisi üzerine kurduğu sosyolojik çerçeve, Türkiye’deki tiyatro ve kültür tarihçiliğinde de izler bırakmıştır. Metin And, oyunun kültürel kökenlerini ve ritüelleri çözümlerken Huizinga ile birlikte Caillois’nın şans, rekabet ve taklit kategorilerine sıklıkla atıfta bulunmuştur.

    0
    0
    231
  • 30-06-2026

    Kübra Yeter’in yazdığı, Zeynep Hakgüder Yılmaz’ın resimlediği hayal gücünün tüm zenginliğiyle doğa sevgisi, dayanışma ve sorumluluk duygusunu odağına alan Düş Peşime Güneşe adlı kitap Ginko Çocuk’tan çıktı.

    Düş Peşime Güneşe, “Güneş’in doğmadığı bir gün, tüm canlıların asabını bozar ama en çok da günebakanın canı sıkılır. Nerede Güneş? Neden kayboldu? Nasıl geri gelir? Ne yapmalı?” gibi soruların peşine düşen dört kafadarın atıldığı bir macerayı anlatıyor.

    Düş Peşime Güneşe, küçük okurları Anni ve arkadaşlarının peşinde bir maceraya davet ediyor. Güneş’i bulmak için yola çıkan dört kafadar, bu cesur yolculuk sırasında yalnızca sorularının peşine düşmekle kalmıyor; birlikte hareket etmenin gücünü, sorumluluk almanın önemini ve dayanışmanın dönüştürücü etkisini de keşfediyor. Doğa sevgisini, ortak çözümler üretmenin değerini ve umudu merkezine alan kitap, çocuklara sorunlar karşısında birlikte düşünmenin ve harekete geçmenin önemini sıcak, ritmik ve hayal gücünü besleyen bir hikâyeyle anlatıyor.

    0
    0
    294
  • 30-06-2026

    Galerist ve Galeri Nev, Yıldız Moran ile Şahin Kaygun’u bir araya getiren “Yaz Göğünün O Güzel Adası” başlıklı sergiyi 18 Eylül’e kadar Büyükada’daki Splendid Palace’da sanatseverlerle buluşturuyor.

    Adını Lord Byron’ın Fair Island of a Summer’s Sky dizesinden alan sergi, Türkiye fotoğrafının birbirinden neredeyse tamamen farklı iki görme biçimini temsil eden sanatçıyı, aynı mekânda bir araya getiriyor. Yıldız Moran, 1950’lerin başında Büyükada’da çektiği ve ilk kez Splendid Palace’da sergilenen fotoğraflarında, insanları, gündelik yaşamı ve manzarayı âdeta bir belgeselci gibi gözlemliyor, ancak bir şair gibi belgeliyor. Şahin Kaygun ise fotoğrafı, görüntüyü kaydeden bir araçtan öte, müdahaleye, katmanlara ve yeniden kurmaya açık bir yüzey olarak ele alıyor. Yüzeyleri kazıyor, boyuyor, kimyasal işlemlerle dönüştürüyor ve görüntüyü özenle yeniden kurguluyor. Böylece iki sanatçının bir araya geldiği sergide, fotoğrafın gerçekliğe tanıklık eden ve gerçekliği bozan, yeniden icat eden olanakları görünür kılınıyor.

    ​Büyükada’nın hafızasında özel bir yere sahip olan Splendid Palace’ın yüzyılı aşkın belleği içinde kurgulanan “Yaz Göğünün O Güzel Adası”, izleyicilerini yaz mevsiminin hafifliği ve adaların çağrıştırdığı zamansızlık duygusu eşliğinde, Yıldız Moran’ı ve Şahin Kaygun’u resimsellik ve deneysellik üzerinden karşılaştırarak deneyimlemeye davet ediyor.

    0
    0
    237
  • 29-06-2026

    1987 yapımı kült film Dirty Dancing, film gösterimi ve canlı performansı bir araya getiren özel prodüksiyonu Dirty Dancing in Concert ile 17 Ekim’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda izleyicilerle buluşacak.

    Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleşecek gösteride, Dirty Dancing’in dijital olarak yenilenmiş versiyonu dev ekranda gösterilirken filmin ikonik müzikleri sahnedeki canlı grup ve vokalistler tarafından filmle senkronize şekilde seslendirilecek. Sinema ve konser deneyimini aynı sahnede buluşturan yapım, seyircileri Baby ve Johnny’nin yıllara meydan okuyan aşk hikâyesine yeniden ortak edecek.

    Patrick Swayze ve Jennifer Grey’nin başrollerini paylaştığı Dirty Dancing, vizyona girdiği günden bu yana romantizm, müzik ve dansı bir araya getiren hikâyesiyle sinema tarihinin en sevilen yapımları arasında yer alıyor. Dirty Dancing in Concert ise izleyicilere, filmin unutulmaz atmosferini canlı müzik eşliğinde yeniden deneyimleme fırsatı sunuyor.

    ​1987 yılında gösterime giren Dirty Dancing, dünya çapında 214 milyon doların üzerinde gişe hasılatı elde ederek uluslararası bir başarıya imza attı. Film müzikleri iki multi-platin albüme dönüşürken, “(I've Had) The Time of My Life” şarkısı En İyi Özgün Şarkı dalında Akademi Ödülü kazandı. Aradan geçen yıllara rağmen popülerliğini koruyan yapım, farklı kuşaklardan izleyicileri bir araya getirmeyi sürdürüyor.

    0
    0
    327
  • 29-06-2026

    Mert Çağıl Türkay’ın “Var Olmayan Bir Hikâyenin Tesadüfi Örgüsü” başlıklı kişisel sergisi, 7 Temmuz’a kadar MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi Cam Altı Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    ​Bitki, özne ve beden arasında kurulamayan bir anlatının izini süren sergi, izleyiciyi tamamlanmamış hikâyelerin ve parçalı hafızaların içinde dolaşmaya davet ediyor. Fotoğraf aracılığıyla kurulan bu görsel evrende imgeler, köksüz bir hafızanın dağılmış parçaları gibi belirirken; hiçbir zaman bütünüyle tamamlanmayan bir anlatının olasılıklarını görünür kılıyor. Sergi, yalnızca fotoğrafın estetik olanaklarına değil, aynı zamanda belleğin, bedenin ve kimliğin kırılgan ilişkilerine de odaklanıyor. Bitkiler bedene, beden özneye yaklaşırken hiçbir zaman tam anlamıyla birleşemiyor; ancak bu kopukluk, toplumsal kodların gölgesinde beklenmedik bağların kurulmasına imkân tanıyor. Böylece “Var Olmayan Bir Hikâyenin Tesadüfi Örgüsü”, var olmayarak var olanın ihtimalini araştıran bir görsel deneyim sunuyor.

    0
    0
    405
  • 29-06-2026

    Fransız elektro ikilisi The Blaze, Epifoni’nin 10. yıl konserleri kapsamında Türkiye’de üç şehirlik özel bir turneye hazırlanıyor. İkili, özel DJ set performanslarıyla, 7 Ekim’de İzmir Havagazı Fabrikası’nda, 8 Ekim’de Ankara CerModern’de, 9 Ekim’de ise İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Kuzen olan Guillaume ve Jonathan Alric tarafından kurulan The Blaze, müzik ve sinemayı birbirinden ayrılmaz iki sanat formu olarak ele alan yaklaşımıyla elektronik müzik dünyasında kendine özel bir yer edindi. 2016 yılında yayımladıkları ve kısa sürede viral olan “Territory” ile uluslararası çapta büyük ses getiren ikili, yalnızca müzikleriyle değil, yönettikleri çarpıcı videolarla da yeni bir estetik dil yarattı.

    “Virile”, “Territory”, “Heaven”, “Queens” ve “Dreamer” gibi parçalarla elektronik müziğin duygusal sınırlarını genişleten The Blaze, ilk albümleri Dancehall ve ardından gelen Jungle ile modern elektronik müziğin en saygın projeleri arasında gösterildi. İkilinin müziği house, downtempo ve elektronik öğeleri sinematik anlatılarla birleştirirken, dinleyiciyi aidiyet, özgürlük, yalnızlık ve umut gibi evrensel duyguların içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

    ​The Blaze konserlerinin biletleri bugün (29 Haziran Pazartesi) saat 12.00’de satışa çıkacak.

    0
    0
    445
  • 29-06-2026

    Bu yıl “Edebiyatın Gerçeği Gerçeğin Edebiyatı” temasıyla 43’üncü kez 12-20 Aralık 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğu Latife Tekin olarak açıklandı.

    Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, bu yıl “Edebiyatın Gerçeği, Gerçeğin Edebiyatı” temasıyla edebiyatın yaşamı anlama, yorumlama ve dönüştürme gücünü odağına taşıyacak. Edebiyatın yalnızca bir anlatı biçimi değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal hafızayı şekillendiren güçlü bir ifade alanı olduğuna dikkat çeken tema kapsamında; gerçeğin edebiyattaki yansımaları, edebiyatın gerçekliği yeniden kurma biçimleri ve anlatının toplumsal deneyimleri anlamlandırmadaki rolü farklı perspektiflerle ele alınacak. 

    Eserlerinde kentleşmeyi, göçü, toplumsal değişimleri ve bireyin dönüşen yaşam deneyimlerini özgün bir anlatım diliyle ele alan Latife Tekin, çağdaş Türk edebiyatının en etkili ve özgün yazarları arasında gösteriliyor. Gerçek ile düşü, bireysel hikâyeler ile toplumsal belleği ustalıkla bir araya getiren Tekin’in edebiyat yolculuğu ve eserleri, fuar kapsamında düzenlenecek söyleşi, panel ve özel etkinliklerle farklı yönleriyle değerlendirilecek. Ayrıca, yazarın hayatı ve eserlerinden oluşan özel bir anı kitabı da okurlarla buluşacak.

    43. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı; 12-20 Aralık tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuar, hafta içi 10.00–19.00, hafta sonları 10.00–20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek olup, son gün olan 20 Aralık 2026 tarihinde 19.00’da sona erecek. Fuarla ilgili en güncel haberler, konuk yazarlar, ulaşım bilgileri, etkinlikler ve imza günlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    377
  • 29-06-2026

    Muse Contemporary, Rüzgar Polat’ın “The Shape Between” başlıklı kişisel sergisini 1 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “The Shape Between”, beden formunu soyutlayarak varlık ile yokluk arasındaki sınırları sorgulayan bir anlatı sunuyor. İçimizde taşıdığımız boşluklar, üzerimize düşen gölgeler ve tamamlanmamış duygular üzerinden şekillenen formlar, sanatçının kendine özgü görsel kurgusunun temelini oluşturuyor. Sergide beden ve boşluk, birbirini var eden iki unsur olarak karşımıza çıkarken, keskin çizgiler yaşamın akışını oluşturan kırılma ve dönüşüm anlarına işaret ediyor.

    Sanatçının anlatımında renkler ve biçimler, varlığın karşıt hâllerini temsil ediyor. Boşluk ile doluluk, benlik ile yokluk arasında kurulan gerilim, eserlerin temel yapısını oluştururken, figürler bu zıtlıklar arasında sürekli dönüşen bir varoluş hâlinin izlerini taşıyor. Kimliğin görünür izlerini taşımayı reddeden maskeler ve içi boş insan postlarını andıran figürler, serginin dikkat çeken öğeleri arasında yer alıyor. Düşüncenin ağırlığı altında şekil değiştiren bu figürlerde maskeler artık yalnızca yüzü değil, bilinci de örten metaforlara dönüşüyor.

    Künye:
    1. Rüzgar Polat, Murderer, Tuval üzerine Yağlıboya, 60x80 cm
    2. Rüzgar Polat, Voids, Tuval üzerine Yağlıboya, 40x60 cm
    3. Rüzgar Polat, Other Masks, Tuval üzerine Yağlıboya, 50x50 cm

    0
    0
    572
  • 29-06-2026

    Nurhan Suerdem’in toplumsal ve bireysel olarak insanların bir başına kalma hâlini işlediği öykülerinden oluşan Herkes Kendi Kendine, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Haldun Taner Öykü Ödülü sahibi Suerdem bu kitapta kendi kendine olmalarına inat insanların hayata tutunma ve var olma çabalarının konu ediniyor. Öykülerde umut, sevgi ve direnç karakterlerin içinde kor gibi yanan itici birer kuvvete dönüşüyor. Doğa ve hayvanlarla kurdukları derin bağlar onların zamana ve yalnızlığa direnme gücünü artırırken, bizlere de unuttuğumuz ve kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor.

    ​“Bir umut gelmelerini bekliyorum. Beklemek, gelmeyeceklerini bilerek ama ufacık bir ihtimali de içinde muhafaza ederek beklemek. Yalnızlığın çaresizliği mi, yoksa sevgi mi ya da her ikisi birden mi? Biri bir gün çıkıp gelecek biliyorum.”

    0
    0
    472
  • 28-06-2026

    Türk rock müziğinin önemli gruplarından Duman, Pür Cunda Live Sessions başlıklı canlı stüdyo kayıt projesini yayımladı.

    Ayvalık Cunda’da yeni açılan Pür Cunda Stüdyoları’nda kaydedilen proje kapsamında grup, sevilen şarkılarını canlı performans anlayışıyla yeniden yorumladı. Yönetmenliğini Burçin Esin’in üstlendiği Pür Cunda Live Sessions, Duman’ın müzikal yolculuğuna farklı bir perspektiften yaklaşırken, grubun sahne enerjisini ve performans gücünü yalın bir prodüksiyon anlayışıyla kayıt altına alıyor.

    Pür Cunda Live Sessions albümünde toplam yedi şarkı yer alıyor. Şarkıların büyük bölümü Duman’ın son stüdyo albümü Kufi’den seçilirken, Eski Köprünün Altında albümündeki “Hatun” da proje kapsamında yeniden seslendirildi. “Ah Bir Ataş Ver” de Duman yorumuyla albümde yer alıyor.

    Pür Cunda Live Sessions
    1. “Ah Bir Ataş Ver”
    2. “Maşallah”
    3. “Teessüf Ederim”
    4. “Canımsın”
    5. “Ben Senden Vazgeçmem”
    6. “Hele Hele Gur Gur”
    7. “Hatun”

    Pür Cunda Live Sessions albümünü buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    518
DAHA FAZLA
Geldanlage