
Farklı kuşaklardan sanatçıların edisyonlu çalışmalarını bir araya getiren “Editions and Echoes” sergisi, 31 Temmuz’a kadar BüroSarıgedik’te sanatseverlerle buluşacak.
“Editions and Echoes”, Eda Çekil, Cengiz Çekil, Gülsün Karamustafa, Ebru Nakamura, Aslı Özdoyuran, Deniz Pasha, Leyla Pekmen, Güneş Savaş, Erdem Taşdelen, Atalay Yavuz ve Erdil Yaşaroğlu’nun üretimlerinden oluşan özel bir seçki sunuyor. Farklı teknik ve yaklaşımları yan yana getiren sergi, çoğaltma fikrinin içinde saklı olan tekrar, farklılık, iz ve yankı kavramlarına odaklanıyor. Baskı, fotoğraf, çizim ve farklı üretim yöntemleriyle şekillenen çalışmalar, sanatçıların pratiklerine başka bir açıdan bakma imkânı yaratıyor. Edisyonlu eserler, çoğaltılabilir olmalarına rağmen sanatçının özgün diliyle kurdukları bağı korurken; sanat yapıtının dolaşımı ve izleyiciyle kurduğu ilişki üzerine yeni düşünme alanları açıyor. Sergide bir araya gelen işler, ortak bir tema altında birleşmekten ziyade her sanatçının kendi araştırma alanı ve görsel dili üzerinden gelişen farklı anlatıları görünür kılıyor.
Künye:
1. Güneş Savaş, On an Island, 2023, Mürekkep, kahve, toprak ve su ile kağıt üzerine karışık teknik 20x28cm
2. Erdem Taşdelen, Uzun ve Dramatik Bir Sessizlik İçin Grafik Notasyon_ 1_12 - Biçim al_Score for A Long Dramatic Pause_ 1_12 - Assume form, 2025, Gabardin kumaş üzerine serigrafi baskı, 60x36cm
3. Leyla Pekmen, Tuz ve Deniz, Salt and The Sea 2026 Archival Pigment Printon Hahnemühle Photo Rag Ultra Smooth 305gsm, 34x51.5cm
4. Atalay Yavuz Bak Pelin_e Pelin_e (Look at Pelin, at Pelin), 2025 Kağıt üzerine pastel (Pastel on paper) 104.14 x 83.82 cm (41 x 33 inches)
Mac Barnett ve Shawn Harris’in çocuklara bugüne kadar okudukları kitaplardan farklı olarak gelecekten gelen bir macera anlattıkları eserleri Gelecekten Gelen Kitap, Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
“Gelecekte Güneş’e ne diyeceğimizi biliyor musun? Ya da biri hapşırdığında ona hâlâ “Çok yaşa!” diyeceğimizi mi sanıyorsun? Gelecekten bildiriyoruz: YA NI LI YOR SUN!
Gelecekte sözcükler yer değiştiriyor, alışkanlıklar garipleşiyor, ortaya hiç görmediğin renkler çıkıyor… her sayfada başka bir sürpriz seni bekliyor.”
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 37. Ankara Film Festivali, bu yıl 12-20 Kasım tarihleri arasında Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda sinemaseverle buluşacak.
Ankara Film Festivali’nin geleneksel afiş yarışmasının başvuruları da başladı. Türkiye’den grafik tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına açık olacak yarışmada seçilecek afiş, festivalin 2026 yüzü olacak.
Seçilecek olan afiş, tüm tanıtım materyallerinde ve dijital mecralarda festivalin resmi yüzü olarak kullanılacak. Birincilik ödülünün 35.000 TL olarak belirlendiği yarışmaya katılacak tasarımların tamamen özgün, daha önce yayımlanmamış ve ödül almamış olması gerekiyor. Yarışmada afişlerin, festivalin tanıtım videosu (teaser) üretimine ve dijital dünya uygulamalarına adapte edilebilirliği de önemli bir değerlendirme kriteri olacak.
Yarışmaya 18 Eylül Cuma gününe kadar Ankara Film Festivali’nin internet sitesi üzerinden başvuru yapılabilir. Seçici kurulun değerlendirmesinin ardından kazanan afiş, 9 Ekim Cuma günü festivalin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.
Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nin düzenlediği “Krizin Ötesinde: Yeni Yaratım Eylemleri” temalı 4. Uluslararası Disiplinlerarası Sempozyum Sınır/sız 4.0 kapsamında gerçekleştirilen sergi, 4 Temmuz’a kadar Kasa Galeri’de izleyiciyle buluşacak.
Sempozyum ile eş zamanlı olarak hayata geçirilen serginin odak noktası 21. yüzyılda yaratıcılığın değişen manzarasını gözler önüne seriyor. Disiplinler arasındaki geleneksel sınırlar ortadan kalkmaya devam ederken, “yaratıcılık” artık atölye veya laboratuvarla sınırlı kalmayıp, dayanıklılık, direnç ve değişim için hayati bir araç hâline geliyor. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, ekolojik gereklilik ve yeni sosyal hareketlerin “yaratıcı” olmanın anlamını nasıl yeniden tanımladığını inceleyen sergi, resim, heykel, seramik, yerleştirme, fotoğraf, video, dijital sanat gibi farklı pratikleri kapsayan geniş bir yelpazede sanatın deney ve eleştiri alanı olarak nasıl işlediğini görünür kılmayı hedefliyor.
Fuat Sevimay'ın memleketin dertlerine, cehalete, bürokratik kibre ve Türkiye'nin yakın siyasi tarihine dair kaleme aldığı romanı Diye Diye, Doğan Kitap’tan çıktı.
Anadolu’nun orta yerinde, heybetli bir karlı dağın gölgesinde kendi halinde bir ilçe: Kuppak... Yeni seçilen iyi niyetli kadın belediye başkanı makam odasındaki gıcırdayan koltuğu ve yaldır yaldır parlayan "Sayın Başkan" isimliğiyle meşgulken; sokaklardan, iş cinayetlerinin yaşandığı fabrikalardan ve fakültelerden giderek yükselen, tekinsiz bir "homurtu" duyulur. Ancak bu uğultulu hak arayışı, ilçeyi usul usul ağına düşüren tarikat lideri Şeyh Efendi, kendi çıkarının peşindeki uyanık Hacı Dayı ve her devrin dalkavuğu Müşavir'in gürültüsü arasında yok sayılır. Olaylar çığırından çıkıp ilçeye Ankara'dan yakası kurt rozetli, asıp kesen bir "Kayyum Başkan" atandığında ise işler durulmak yerine trajikomik bir hal alır. Adaletin, emeğin ve liyakatin çöküşüne karşı son ağır çekiç darbesini vurmak ise her şeye rağmen karanlık dağların doruğuna bakıp özgürlüğün simgesi "İnce Memed"i yontmayı hayal eden beş parasız heykeltıraş Hüseyin'e kalacaktır.
“Diye diye ne hale gelmişiz, onu anlarız belki. Yok canım diye diye. Dur bakalım diye diye... Bir şey diyecek halimiz kalmayınca, aman sus sus, yerin kulağı vardır, diye diye.”
Bu yıl 7-9 Ağustos tarihleri arasında yedinci kez gerçekleşecek Bergama Tiyatro Festivali’nin çok yönlü bir seçkiyle hazırlanan programına dair ilk detaylar paylaşıldı.
2018’den bu yana Bergama’nın tarihi dokusunu sanatla buluşturan ve 2025 senesinde dönüşüm odaklı yeni bir yapının inşasına başlayan Bergama Tiyatro Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bergama Belediyesi’nin paydaşlığında; Bergama Ticaret Odası (BERTO), Bergama Kültür Sanat Vakfı (BERKSAV), Ne Yerde Ne Gökte Derneği ve Bergamalı işletmeler Canoğlu Matbaa, Golden Keys ve Ürper’in destekleriyle yedinci kez tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival; Ateş Wind Power sponsorluğunda, BERaBER, Bergama’yı Sevenler Turizm Derneği (BSTD) ve Bergama Tiyatro Festivali Derneği koordinasyonunda 7-9 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.
Bergama’nın çok katmanlı tarihi atmosferi, bu yıl da tiyatrodan gastronomiye, çocuk oyunlarından akademik sahnelere kadar geniş bir yelpazeye yayılarak zengin bir festival programına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bergama Tiyatro Festivali, bu sene Festival Özel seçkisi ile Akropol Gün Batımı’nda Selçuk Artut’un disiplinler arası performansı ile katılımcılarını tarihin zirvesinde büyüleyici bir buluşmaya davet ederken, açılışta Türkçe pop ve alternatif müziğinin sevilen isimlerinden müzisyen, yorumcu, besteci Gökhan Türkmen akustik konser verecek.
Festival seçkisinde Reşad Ekrem Koçu’nun kent belleği anlatısından uyarlanan Dolkun Production imzalı Aşk Yolunda İstanbul'da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan'ın Dolabı, geleneksel meddah hikâyeciliğini epizodik ve çok sesli bir yapıyla tarihi Osmanlı Arastası’nda iki gün üst üste izleyicilerle buluşacak. İnsan doğasının katı ve pinti hâllerini mizahi bir pencereden sorgulayan Semaver Kumpanya’nın Cimri oyunu ile Haldun Taner’in tuluat ile Batı tiyatrosu arasındaki çekişmeyi eğlenceli bir “oyun içinde oyun” anlayışıyla ele alan DasDas yapımı Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Asklepion Antik Tiyatro’da klasikleşen metinlerin gücünü sahneye yansıtacak.
Seçki içerisinde yer alan Mono Creative’in Uyku Ölüm Dondurma Ülke prodüksiyonu, yatılı bir yurtta yolları kesişen iki genç kadının aidiyet ve kimlik arayışını geçmişle şimdi arasında cesurca sorgularken; artalan kolektif ise evden kaçan bir muhabbet kuşunun gözünden büyümeyi ve mutluluğu arayan çok sesli anlatısı Yıldız ile seyirciyi derin bir sorgulamaya davet ediyor. Gastronomi ile sahne sanatlarını aynı masada buluşturan MonoVino’nun Bu Bir Aşk Hikayesi adlı interaktif deneyimi ise, Anadolu’nun üzüm hikâyelerinden ilham alan duyusal ve özgün bir keşif alanı yaratacak.
Festivalin “Bergama’dan” başlığı altında ise Sahne mi Sahne tarafından hazırlanan Çingene Boksör, 1920'lerin efsanevi şampiyonu Johann Wilhelm Trollmann’ın Nazi Almanya’sının karanlık gölgesinde geçen, ayrımcılığın ezdiği sarsıcı hayat hikâyesini ve arkadaşlık bağını çocukluk dostunun anılarından süzerek aktarıyor. Odeon Pergamon Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu ise Shakespeare'in ölümsüz eserini modern bir fiziksel tiyatro uyarlamasıyla ele aldığı Bir Yaz Gecesi Rüyası 'Orman Karıştı' oyunuyla festival izleyicisiyle buluşacak. Bergama Tiyatro Festivali, ayrıca konservatuvar ve üniversite topluluklarının prodüksiyonlarına da ev sahipliği yapacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin tek perdelik eğlenceli Çehov komedisi Ayı ve Yeditepe Üniversitesi’nin gerçek ile yanılsamanın sınırlarını belirsizleştiren absürt taşra anlatısı Madox ile Üç Gece, gençlerin sahne dinamizmini ortaya koyan yapımlar olarak festival izleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Haliç Üniversitesi Konservatuarı’nın geçmişin ve yaşanmışlıkların peşine düşen Monologlar Müzesi #TBT performansı hikâyeleri odaların köşelerinden çıkarırken; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Yangınlar sahnelemesi, Wajdi Mouawad’ın sarsıcı metnini beş kadın oyuncunun bedeninde kolektif bir kadın hafızasına dönüştürerek savaşın ve eril şiddetin yarattığı yıkımı sarsıcı bir dille sorguluyor.
Program kapsamında düzenlenecek atölyeler, paneller, yürüyüşler, kente ve sahip olduğu somut olmayan mirasa dair buluşmalar ve lezzet turları ile festival, şehri çok boyutlu bir yaşam alanına dönüştürerek katılımcıların kenti yaşayan bir sahne olarak deneyimlemesine olanak sunmaya hazırlanıyor. 7-9 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Bergama Tiyatro Festivali boyunca kamusal alanda katılımcılarla ücretsiz olarak buluşacak pek çok etkinliğin yanı sıra biletli gerçekleşecek etkinliklerinin biletlerine Mobilet ve Bubilet üzerinden yakında satışa sunulacak. Bergama Tiyatro Festivali’nin 7. buluşması ile ilgili güncel duyuruları takip etmek için bergamatiyatrofestivali.com adresini ziyaret edebilir ve festivalin sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.
Burhan Sönmez’in yıllar önce birbirini kaybeden bir anne ile oğulun klasik bir kavuşma hikâyesinden fazlasını anlattığı yeni romanı Kırmızı Ayna, İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Ömrünün son günlerini bir hastane odasında geçiren Zaza ile onun gizemli bir şekilde ortadan kaybolduktan yıllar sonra yanında beliren oğlu Seba’nın hikâyesini anlatıyor Burhan Sönmez. Klasik bir kavuşma hikâyesi değil bu. Bir yandan hafızanın, zamanın, ölümün ve insan ruhunun bilinmezlikleriyle dolu, diğer yandan memleketin bir türlü dağılmayan, Dersim’den Galatasaray Meydanı’na uzanıyor.
Kırmızı Ayna, havai fişekler milenyumu karşılamak için gökyüzünde patlarken, kendi göğüyle baş başa kalan bir kadının kudretini ve onun ömür boyu sadık kaldığı aynaların içindeki hayatı gösteriyor.
Arter’in Paribu’nun desteğiyle gerçekleştirdiği “Uzun Cumartesi” uygulaması çerçevesinde çok yönlü bir program 27 Haziran’da ziyaretçilerle buluşacak.
Hera Büyüktaşcıyan’ın sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunan yeni kişisel sergisi “Hayalet Kuartet”; Mehtap Baydu’nun farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılan solo sergisi “Seni Sevmek Çok Zor!”; Arter’in kuruluşundan bu yana üretimine destek verdiği yapıtlardan bir seçkiyi bir araya getiren “Yapım Aşamasında” başlıklı grup sergisi; Tayfun Erdoğmuş’un Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi “Atlas 1/137,035999” ve yeni grup sergisi “Gökyüzü Şekerdendi”, Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” kapsamında gece yarısına kadar ziyarete açık olacak.
“Uzun Cumartesi” kapsamında çocuklar için “Yedi Çizgili Portenin Sesi” başlıklı atölye; yetişkinler içinse “Aylin Zaptçıoğlu ile Baskı Resim Atölyesi” ve Gözde İlkin’in konuk olacağı “Yapım Aşaması” Üzerine söyleşisi düzenlenirken rutin turlara ek rehberli turlar da gerçekleşecek. Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” kapsamında Arka Bahçe’de Nazlı Erdol DJ set, Karbon’da ise Melis Danişmend konseri izleyicilerle buluşacak. Taksim’den ve Tepebaşı’ndan Arter’e ücretsiz ulaşım imkânı sağlayan servis araçları, Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” boyunca ziyaretçilere hizmet vermeye devam edecek.
“Arter’de Uzun Cumartesi” programına buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Mehtap Baydu: Seni Sevmek Çok Zor! Sergiden görünümler Küratör: Selen Ansen Arter, 2026 Fotoğraflar: Kayhan Kaygusuz
2. Hera Büyüktaşcıyan: Hayalet Kuartet Sergiden görünüm Küratör: Nilüfer Şaşmazer Arter, 2025 Fotoğraf: Murat Germen
3. Yapım Aşamasında Sergiden görünüm Küratör: Emre Baykal Arter, 2026 Fotoğraflar: Murat Germen
Ece Haskan’ın ikinci kişisel sergisi “Playhouse”, Barselona’da yer alan La Plataforma’da 25 Haziran-3 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.
Bireyin benlik gelişimini oyun ve ev kavramları üzerinden ele alan sergi, çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte kimliğin nasıl şekillendiğini, gündelik yaşamdan sahneler ve sembolik imgeler aracılığıyla araştırıyor. Resimlerde bir araya gelen zamansız imgeler, mekân kavramını sorgularken aynı zamanda bilinçaltının farklı odalarına açılan pencereler sunuyor.
Haskan’ın işleri, evi yalnızca fiziksel bir alan olarak değil; hafızanın, aidiyetin ve dönüşümün taşıyıcısı olan psikolojik bir mekân olarak ele alıyor. Sergide yer alan enstalasyonlar ve üç boyutlu çalışmalar, aidiyet ve kimlik gibi temaları oyun fikri üzerinden yeniden yorumluyor. Geçicilik ile kalıcılık arasında konumlanan bu çalışmalar, temelleri atılmış yeni ve kırılgan bir dünya öneriyor.
Aile Portreleri serisinde sanatçı, ev içindeki ilişkileri ve bireylere atfedilen rolleri incelerken; otoportrelerinde kendi bilinçaltına yönelerek aidiyet duygusunu kişisel bir perspektiften sorguluyor. Yaşam alanlarını, aileyi, hafızayı ve benliği oyun kavramının dönüştürücü diliyle ele alan sergi, izleyiciyi kendi iç mekânlarıyla yüzleşmeye davet ediyor.
Pera Film, Onur Ayı kapsamında, Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Ira Sachs’ın imzasını taşıyan Peter Hujar Günü filmini 26 ve 28 Haziran’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda izleyicilerle buluşturacak.
Ira Sachs’ın yönettiği, başrollerini Ben Whishaw ve Rebecca Hall’un paylaştığı Peter Hujar Günü, gerçek bir konuşma kaydından hareketle sanatçının yaşamı, zaman ve kültürel hafıza üzerine incelikli bir anlatı kuruyor. Prömiyerini 2025 Sundance Film Festivali’nde yapan ve ardından Berlinale başta olmak üzere pek çok festivalde gösterilen film, 1970’ler New York sanat ortamının özgün figürlerinden fotoğrafçı Peter Hujar’ın yaşamındaki tek bir güne odaklanıyor.
Film, fotoğrafçı Peter Hujar ile yazar Linda Rosenkrantz arasında 1974 yılında kaydedilen bir konuşmayı sinemaya taşıyor. Farklı kişilerin hayatlarındaki “sıradan bir günü” anlattıkları bir kitap hazırlığı yapan Rosenkrantz’ın daveti üzerine Hujar, 19 Aralık 1974’te yazarın Manhattan’daki evine giderek bir önceki gününü baştan sona anlatıyor.
Tamamı bu dairede geçen film, iki isim arasındaki sohbetin gündelik ayrıntılardan sanat, dostluk, geçim mücadelesi ve dönemin kültür çevresine doğru açılan akışını özgür bir sinema diliyle yeniden kuruyor. Hujar’ın Allen Ginsberg ve Susan Sontag gibi dönemin önemli kültür figürleriyle ilgili anekdotları, 1970’ler New York’unda sınırlı maddi imkânlarla sürdürülen sanatçı yaşamının güçlükleriyle iç içe geçiyor.
Peter Hujar’ı Ben Whishaw’ın, Linda Rosenkrantz’ı ise Rebecca Hall’un canlandırdığı film, tek mekân ve iki oyuncu üzerine kurulu yalın yapısını, zamanın akışını ve belleğin değişken doğasını araştıran düşünsel bir yolculuğa dönüştürüyor. Hujar’ın tavizsiz kişiliğine ve New York Downtown kültür sahnesindeki yerine odaklanan yapım, dönemin kuir sanat ortamına ve kültürel hafızasına da yakından bakıyor.