GÜNDEM
  • 26-06-2026

    Bu yıl 7-9 Ağustos tarihleri arasında yedinci kez gerçekleşecek Bergama Tiyatro Festivali’nin çok yönlü bir seçkiyle hazırlanan programına dair ilk detaylar paylaşıldı.

    2018’den bu yana Bergama’nın tarihi dokusunu sanatla buluşturan ve 2025 senesinde dönüşüm odaklı yeni bir yapının inşasına başlayan Bergama Tiyatro Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bergama Belediyesi’nin paydaşlığında; Bergama Ticaret Odası (BERTO), Bergama Kültür Sanat Vakfı (BERKSAV), Ne Yerde Ne Gökte Derneği ve Bergamalı işletmeler Canoğlu Matbaa, Golden Keys ve Ürper’in destekleriyle yedinci kez tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival; Ateş Wind Power sponsorluğunda, BERaBER, Bergama’yı Sevenler Turizm Derneği (BSTD) ve Bergama Tiyatro Festivali Derneği koordinasyonunda 7-9 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.

    Bergama’nın çok katmanlı tarihi atmosferi, bu yıl da tiyatrodan gastronomiye, çocuk oyunlarından akademik sahnelere kadar geniş bir yelpazeye yayılarak zengin bir festival programına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bergama Tiyatro Festivali, bu sene Festival Özel seçkisi ile Akropol Gün Batımı’nda Selçuk Artut’un disiplinler arası performansı ile katılımcılarını tarihin zirvesinde büyüleyici bir buluşmaya davet ederken, açılışta Türkçe pop ve alternatif müziğinin sevilen isimlerinden müzisyen, yorumcu, besteci Gökhan Türkmen akustik konser verecek.

    Festival seçkisinde Reşad Ekrem Koçu’nun kent belleği anlatısından uyarlanan Dolkun Production imzalı Aşk Yolunda İstanbul'da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan'ın Dolabı, geleneksel meddah hikâyeciliğini epizodik ve çok sesli bir yapıyla tarihi Osmanlı Arastası’nda iki gün üst üste izleyicilerle buluşacak. İnsan doğasının katı ve pinti hâllerini mizahi bir pencereden sorgulayan Semaver Kumpanya’nın Cimri oyunu ile Haldun Taner’in tuluat ile Batı tiyatrosu arasındaki çekişmeyi eğlenceli bir “oyun içinde oyun” anlayışıyla ele alan DasDas yapımı Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Asklepion Antik Tiyatro’da klasikleşen metinlerin gücünü sahneye yansıtacak.

    Seçki içerisinde yer alan Mono Creative’in Uyku Ölüm Dondurma Ülke prodüksiyonu, yatılı bir yurtta yolları kesişen iki genç kadının aidiyet ve kimlik arayışını geçmişle şimdi arasında cesurca sorgularken; artalan kolektif ise evden kaçan bir muhabbet kuşunun gözünden büyümeyi ve mutluluğu arayan çok sesli anlatısı Yıldız ile seyirciyi derin bir sorgulamaya davet ediyor. Gastronomi ile sahne sanatlarını aynı masada buluşturan MonoVino’nun Bu Bir Aşk Hikayesi adlı interaktif deneyimi ise, Anadolu’nun üzüm hikâyelerinden ilham alan duyusal ve özgün bir keşif alanı yaratacak.

    Festivalin “Bergama’dan” başlığı altında ise Sahne mi Sahne tarafından hazırlanan Çingene Boksör, 1920'lerin efsanevi şampiyonu Johann Wilhelm Trollmann’ın Nazi Almanya’sının karanlık gölgesinde geçen, ayrımcılığın ezdiği sarsıcı hayat hikâyesini ve arkadaşlık bağını çocukluk dostunun anılarından süzerek aktarıyor. Odeon Pergamon Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu ise Shakespeare'in ölümsüz eserini modern bir fiziksel tiyatro uyarlamasıyla ele aldığı Bir Yaz Gecesi Rüyası 'Orman Karıştı' oyunuyla festival izleyicisiyle buluşacak. Bergama Tiyatro Festivali, ayrıca konservatuvar ve üniversite topluluklarının prodüksiyonlarına da ev sahipliği yapacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin tek perdelik eğlenceli Çehov komedisi Ayı ve Yeditepe Üniversitesi’nin gerçek ile yanılsamanın sınırlarını belirsizleştiren absürt taşra anlatısı Madox ile Üç Gece, gençlerin sahne dinamizmini ortaya koyan yapımlar olarak festival izleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Haliç Üniversitesi Konservatuarı’nın geçmişin ve yaşanmışlıkların peşine düşen Monologlar Müzesi #TBT performansı hikâyeleri odaların köşelerinden çıkarırken; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Yangınlar sahnelemesi, Wajdi Mouawad’ın sarsıcı metnini beş kadın oyuncunun bedeninde kolektif bir kadın hafızasına dönüştürerek savaşın ve eril şiddetin yarattığı yıkımı sarsıcı bir dille sorguluyor.

    Program kapsamında düzenlenecek atölyeler, paneller, yürüyüşler, kente ve sahip olduğu somut olmayan mirasa dair buluşmalar ve lezzet turları ile festival, şehri çok boyutlu bir yaşam alanına dönüştürerek katılımcıların kenti yaşayan bir sahne olarak deneyimlemesine olanak sunmaya hazırlanıyor. 7-9 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Bergama Tiyatro Festivali boyunca kamusal alanda katılımcılarla ücretsiz olarak buluşacak pek çok etkinliğin yanı sıra biletli gerçekleşecek etkinliklerinin biletlerine Mobilet ve Bubilet üzerinden yakında satışa sunulacak. Bergama Tiyatro Festivali’nin 7. buluşması ile ilgili güncel duyuruları takip etmek için bergamatiyatrofestivali.com adresini ziyaret edebilir ve festivalin sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

    0
    0
    427
  • 26-06-2026

    Arter’in Paribu’nun desteğiyle gerçekleştirdiği “Uzun Cumartesi” uygulaması çerçevesinde çok yönlü bir program 27 Haziran’da ziyaretçilerle buluşacak.

    Hera Büyüktaşcıyan’ın sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunan yeni kişisel sergisi “Hayalet Kuartet”; Mehtap Baydu’nun farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılan solo sergisi “Seni Sevmek Çok Zor!”; Arter’in kuruluşundan bu yana üretimine destek verdiği yapıtlardan bir seçkiyi bir araya getiren “Yapım Aşamasında” başlıklı grup sergisi; Tayfun Erdoğmuş’un Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi “Atlas 1/137,035999” ve yeni grup sergisi “Gökyüzü Şekerdendi”, Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” kapsamında gece yarısına kadar ziyarete açık olacak.

    “Uzun Cumartesi” kapsamında çocuklar için “Yedi Çizgili Portenin Sesi” başlıklı atölye; yetişkinler içinse “Aylin Zaptçıoğlu ile Baskı Resim Atölyesi” ve Gözde İlkin’in konuk olacağı “Yapım Aşaması” Üzerine söyleşisi düzenlenirken rutin turlara ek rehberli turlar da gerçekleşecek. Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” kapsamında Arka Bahçe’de Nazlı Erdol DJ set, Karbon’da ise Melis Danişmend konseri izleyicilerle buluşacak. Taksim’den ve Tepebaşı’ndan Arter’e ücretsiz ulaşım imkânı sağlayan servis araçları, Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” boyunca ziyaretçilere hizmet vermeye devam edecek.

    “Arter’de Uzun Cumartesi” programına buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    1. Mehtap Baydu: Seni Sevmek Çok Zor! Sergiden görünümler Küratör: Selen Ansen Arter, 2026 Fotoğraflar: Kayhan Kaygusuz
    2. Hera Büyüktaşcıyan: Hayalet Kuartet Sergiden görünüm Küratör: Nilüfer Şaşmazer Arter, 2025 Fotoğraf: Murat Germen
    ​3. Yapım Aşamasında Sergiden görünüm Küratör: Emre Baykal Arter, 2026 Fotoğraflar: Murat Germen

    0
    0
    246
  • 26-06-2026

    Burhan Sönmez’in yıllar önce birbirini kaybeden bir anne ile oğulun klasik bir kavuşma hikâyesinden fazlasını anlattığı yeni romanı Kırmızı Ayna, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Ömrünün son günlerini bir hastane odasında geçiren Zaza ile onun gizemli bir şekilde ortadan kaybolduktan yıllar sonra yanında beliren oğlu Seba’nın hikâyesini anlatıyor Burhan Sönmez. Klasik bir kavuşma hikâyesi değil bu. Bir yandan hafızanın, zamanın, ölümün ve insan ruhunun bilinmezlikleriyle dolu, diğer yandan memleketin bir türlü dağılmayan, Dersim’den Galatasaray Meydanı’na uzanıyor.

    Kırmızı Ayna, havai fişekler milenyumu karşılamak için gökyüzünde patlarken, kendi göğüyle baş başa kalan bir kadının kudretini ve onun ömür boyu sadık kaldığı aynaların içindeki hayatı gösteriyor.

    0
    0
    242
  • 22-06-2026

    Ece Haskan’ın ikinci kişisel sergisi “Playhouse”, Barselona’da yer alan La Plataforma’da 25 Haziran-3 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

    Bireyin benlik gelişimini oyun ve ev kavramları üzerinden ele alan sergi, çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte kimliğin nasıl şekillendiğini, gündelik yaşamdan sahneler ve sembolik imgeler aracılığıyla araştırıyor. Resimlerde bir araya gelen zamansız imgeler, mekân kavramını sorgularken aynı zamanda bilinçaltının farklı odalarına açılan pencereler sunuyor.

    Haskan’ın işleri, evi yalnızca fiziksel bir alan olarak değil; hafızanın, aidiyetin ve dönüşümün taşıyıcısı olan psikolojik bir mekân olarak ele alıyor. Sergide yer alan enstalasyonlar ve üç boyutlu çalışmalar, aidiyet ve kimlik gibi temaları oyun fikri üzerinden yeniden yorumluyor. Geçicilik ile kalıcılık arasında konumlanan bu çalışmalar, temelleri atılmış yeni ve kırılgan bir dünya öneriyor.

    Aile Portreleri serisinde sanatçı, ev içindeki ilişkileri ve bireylere atfedilen rolleri incelerken; otoportrelerinde kendi bilinçaltına yönelerek aidiyet duygusunu kişisel bir perspektiften sorguluyor. Yaşam alanlarını, aileyi, hafızayı ve benliği oyun kavramının dönüştürücü diliyle ele alan sergi, izleyiciyi kendi iç mekânlarıyla yüzleşmeye davet ediyor.

    0
    0
    478
  • 22-06-2026

    Pera Film, Onur Ayı kapsamında, Amerikan bağımsız sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Ira Sachs’ın imzasını taşıyan Peter Hujar Günü filmini 26 ve 28 Haziran’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda izleyicilerle buluşturacak.

    Ira Sachs’ın yönettiği, başrollerini Ben Whishaw ve Rebecca Hall’un paylaştığı Peter Hujar Günü, gerçek bir konuşma kaydından hareketle sanatçının yaşamı, zaman ve kültürel hafıza üzerine incelikli bir anlatı kuruyor. Prömiyerini 2025 Sundance Film Festivali’nde yapan ve ardından Berlinale başta olmak üzere pek çok festivalde gösterilen film, 1970’ler New York sanat ortamının özgün figürlerinden fotoğrafçı Peter Hujar’ın yaşamındaki tek bir güne odaklanıyor.

    Film, fotoğrafçı Peter Hujar ile yazar Linda Rosenkrantz arasında 1974 yılında kaydedilen bir konuşmayı sinemaya taşıyor. Farklı kişilerin hayatlarındaki “sıradan bir günü” anlattıkları bir kitap hazırlığı yapan Rosenkrantz’ın daveti üzerine Hujar, 19 Aralık 1974’te yazarın Manhattan’daki evine giderek bir önceki gününü baştan sona anlatıyor.

    Tamamı bu dairede geçen film, iki isim arasındaki sohbetin gündelik ayrıntılardan sanat, dostluk, geçim mücadelesi ve dönemin kültür çevresine doğru açılan akışını özgür bir sinema diliyle yeniden kuruyor. Hujar’ın Allen Ginsberg ve Susan Sontag gibi dönemin önemli kültür figürleriyle ilgili anekdotları, 1970’ler New York’unda sınırlı maddi imkânlarla sürdürülen sanatçı yaşamının güçlükleriyle iç içe geçiyor.

    ​Peter Hujar’ı Ben Whishaw’ın, Linda Rosenkrantz’ı ise Rebecca Hall’un canlandırdığı film, tek mekân ve iki oyuncu üzerine kurulu yalın yapısını, zamanın akışını ve belleğin değişken doğasını araştıran düşünsel bir yolculuğa dönüştürüyor. Hujar’ın tavizsiz kişiliğine ve New York Downtown kültür sahnesindeki yerine odaklanan yapım, dönemin kuir sanat ortamına ve kültürel hafızasına da yakından bakıyor.

    0
    0
    508
  • 22-06-2026

    Gala Galeri, “Entropi” başlıklı karma sergiyi 26 Haziran-11 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Ahmet Kolburan, Ali Demirci, Arda Selim, Emre Acar, Fatih Şimşek, Filiz Kallenci, Miraç Ceyhan, Seçkin Çoban, Umut Kartal, Yavuz Uzun, Yonca Karaarslan ve Zeynep Abacı’nın eserlerini bir araya getiren sergi, çağdaş insanın içinde bulunduğu bireysel ve toplumsal çözülme hâllerine odaklanıyor. Fizikte düzenin zamanla dağılmasını ifade eden entropi kavramından yola çıkan sergi, bu düşünceyi insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişki üzerinden yeniden ele alıyor. İnsan ile hayvan, doğa ile kent, gerçek ile düş arasında gidip gelen çalışmalar; aidiyet, yabancılaşma, hafıza, kimlik ve dönüşüm gibi meseleleri farklı perspektiflerden görünür kılıyor.

    Grotesk figürlerin, melez bedenlerin ve sürreal atmosferlerin öne çıktığı eserlerde, düzen ile kaos arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Sergi, çağdaş yaşamın yarattığı gerilimleri, bastırılmış olanın geri dönüşünü ve normalleşmiş çelişkileri odağına alırken, izleyiciyi kendi iç dünyasıyla olduğu kadar yaşadığı toplumla da yeniden yüzleşmeye davet ediyor.

    Künye:
    1. Zeynep Abacı
    2. Seçkin Çoban
    3. Arda Selim
    ​4. Yonca Karaarslan

    0
    0
    564
  • 22-06-2026

    Frédéric Lenoir’nın felsefe atölyelerindeki deneyimlerinden yola çıkarak çocukların düşünceyle kurduğu ilişkinin ne kadar erken başladığını gösterdiği çalışması Çocuklarla Felsefe ve Meditasyon, Güner Or’un çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Frédéric Lenoir Paris’ten Abidjan’a, Cenevre’den Montréal’e uzanan felsefe atölyelerindeki deneyimlerini anlatıyor. 6-10 yaş arası çocuklarla yapılan bu çalışmalarda mutluluk, ölüm, dostluk, adalet, sevgi ve hayatın anlamı gibi büyük sorular ele alınıyor. Montaigne, çocuklara “iyi doldurulmuş” değil, “iyi biçimlendirilmiş” bir kafa kazandırmak gerektiğini söylüyordu. Lenoir bu fikri soyut bir eğitim idealinden somut bir deneyime dönüştürüyor. Atölyelerde çocuklar hazır cevaplar edinmiyor; dinlemeyi, söz almayı, başkalarının düşünceleriyle gerçekten karşılaşmayı ve kendi düşüncelerini kurmayı öğreniyor. Felsefe, aktarılacak bir bilgi olmaktan çıkıp birlikte sürdürülen bir etkinliğe dönüşüyor. Meditasyon ise bu çerçevede bir rahatlama tekniğinin ötesinde; zihnin dağınıklığını çerçevelemenin, ortak yaşama ve söze dönüşen iç deneyime dikkatle yönelmenin bir pratiği olarak beliriyor.

    ​“Anne, felsefeye başlamak için 7,5 yaşını beklediğime inanamıyorum.”

    0
    0
    399
  • 21-06-2026

    Sinematek/Sinema Evi’nin Kurukahveci Mehmet Efendi desteği ile gerçekleştirdiği üçüncü restorasyon projesi, sinemamızın bugüne ulaşan ve korku türünde kültleşmiş en eski filmi Drakula İstanbul’da, 24 ve 25 Haziran’da Bologna’da sinemaseverlerle buluşacak.

    Mehmet Muhtar’ın 1953 yapımı filmi, The Cleveland Institute of Art Cinematheque ile başladığı uluslararası yolculuğuna devam ediyor. Film, dünyanın en prestijli restore film festivali Il Cinema Ritrovato’da izleyici karşısına çıkacak.

    Cineteca di Bologna organizasyonuyla bu sene kırkıncısı gerçekleşecek olan Il Cinema Ritrovato, sinema tarihinden klasikleşmiş ya da kıyıda kalmış filmleri restore hâlleri ile yeniden keşfetmeye alan açıyor. 20-28 Haziran tarihleri arasında, farklı coğrafya ve dönemlerden yaklaşık 500 filme ev sahipliği yapacak olan festivalin “Recovered & Restored” seçkisinde Sinematek/Sinema Evi, Drakula İstanbul’da ile yer alacak.

    14 Temmuz ve 14 Ağustos tarihlerinde, Madrid’deki tarihî Cine Doré sinemasında, Filmoteca Española tarafından düzenlenen yaz programı kapsamında iki gösterimi; 22 Ekim’de Minnesota Üniversitesi küratörlüğünde Minneapolis’teki Trylon sinemasında “Arşivler Perdede” programı çerçevesinde bir gösterimi gerçekleşecek. 25 Ekim’de ise Deutsche Kinemathek’in “Film Restored” festivali kapsamında gösterilecek.

    Bugüne ulaşmış en eski Türk korku filmi olan Drakula İstanbul’da, Bram Stoker’ın Dracula romanının Ali Rıza Seyfi tarafından Türkçeye uyarlanan Kazıklı Voyvoda adlı eserinden sinemaya aktarıldı. Senaryosunu Ümit Deniz’in yazdığı film, romanı 1950’ler Türkiyesi’nin sosyo-kültürel atmosferine uyarlarken kendine özgü mizahını da koruyor. Gösterime girdiği dönemde büyük ilgi gören film; etkileyici görselliği, atmosferi ve gerilimiyle zamanla kült bir yapıta dönüştü.

    ​Mehmet Muhtar’ın yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Özen Sermet üstlenirken, yapımcı Turgut Demirağ’ın öncülüğünde başarılı dans koreografilerinin yanında titiz dekor ve kostüm çalışmaları gerçekleştirildi. Dönemin teknik imkanlarıyla gerçekleştirilmesi oldukça zor görsel efektler sanat yönetmeni Sohban Koloğlu tarafından hayata geçirildi. Filmin başrollerinde aynı zamanda bir senarist olan Bülent Oran, Drakula’ya hayat veren Atıf Kaptan ve Güzin rolü ile Annie Ball yer alıyor.

    0
    0
    1042
  • 21-06-2026

    Kore edebiyatının genç kuşak yazarlarından Cheong Ye’nin toplumun tektipleştirme çılgınlığına ve bireyin sınırlarına dair gerilimi yüksek bir hikâye anlattığı romanı Portakal ve Ekmek Bıçağı, Tayfun Kartav’ın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Herkesin birbirine benzediği, toplumun görünmez kurallarına uymanın bir zorunluluk olduğu kusursuz bir düzen. Oh Yeong-a da bu düzenin sadık bir parçası: Her zaman gülümseyen, her zaman alttan alan, hayatını başkalarının beklentilerine göre şekillendiren sevecen bir öğretmen. Ancak bu sonsuz uyum sağlama çabası, içten içe derin bir çaresizliği ve öfkeyi büyütüyor. İçindeki bu tıkanmışlığı aşmak için son çare olarak radikal bir adıma başvuruyor: İnsanı “kendisinin daha iyi bir versiyonuna” dönüştürmeyi vaat eden, dört haftalık, son teknoloji eseri bir duygu düzenleme programı. Fakat bu yapay müdahale, beklenenden daha iyi işleyecek. Üzerindeki tüm sosyal filtreleri ve yorucu sorumlulukları bir kenara atan Oh Yeong-a, hayatında ilk kez kendi ham, filtresiz ve kuralsız benliğiyle yüzleşecek. Toplumun dayattığı tüm idealleri tek tek yerle bir etmeye kararlı şekilde hem de. Özgürlük bu kadar tehlikeli ve cazip bir hâl almışken, kim o eski, uysal kafese geri dönmek ister ki?

    “Bıçağın yüzeyinde yansımamı gördüm. Ağlıyor olmama rağmen gülümsüyordum.”

    0
    0
    440
  • 20-06-2026

    Alternatif rock sahnesinin önemli isimlerini bir araya getiren Drink The Sea, 31 Ekim Cumartesi akşamı IF Performance Hall Beşiktaş’ta konser verecek.

    Alternatif rock, folk ve dünya müziğini bir araya getiren özgün yaklaşımıyla dikkat çeken grubun kadrosunda, R.E.M.’in kurucu gitaristi ve söz yazarı Peter Buck, Mad Season ve Screaming Trees’in davulcusu Barrett Martin, Queens of the Stone Age, Them CrookedVultures ve Eleven projeleriyle tanınan çok yönlü müzisyen Alain Johannes ile İngiliz şarkıcı, söz yazarı ve multi-enstrümantalist Duke Garwood yer alıyor. Olympia, Reykjavik, São Paulo, Joshua Tree, Santiago ve Barcelona arasında yürütülen yaratıcı çalışmalar sonucunda ortaya çıkan grup, farklı kültürlerden beslenen müzikal yapısıyla öne çıkıyor.

    Geleneksel gitar, bas ve davul temelli yapısını Arap udu, Hint sitarı, Endonezya gamelanları ve farklı coğrafyalardan vurmalı çalgılarla zenginleştiren Drink The Sea, dinleyicilerine kültürlerarası bir müzikal deneyim sunuyor.

    ​OYL Organizasyon tarafından gerçekleştirilecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    423
DAHA FAZLA
Geldanlage