GÜNDEM
  • 07-06-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali, 11-25 Haziran tarihleri arasında müzikseverlerle buluşuyor.

    Bu yıl Ânın İçinde teması etrafında şekillenen festival; Viyana Senfoni Orkestrası, Kammerakademie Potsdam, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Tekfen Filarmoni Orkestrası ve CCN/Aterballetto gibi önemli toplulukların yanı sıra Bruce Liu, Kian Soltani, Lucas ve Arthur Jussen, Behzod Abduraimov, Ian Bostridge, Iestyn Davies ve Sara Correia’nın aralarında olduğu 80’in üzerinde sanatçı ve topluluğu ağırlayacak. Klasik müzikten çağdaş dansa, elektronik müzikten geleneksel müziklere uzanan geniş bir program kapsamında, farklı mekânlarda gerçekleştirilecek 23 konserde dünyanın dört bir yanından önemli orkestraları ve solistler dinleyicilerle bir araya gelecek.

    Festivalin açılışı, Özbek piyanist Behzod Abduraimov ile Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın konseriyle gerçekleştirilecek. Açılış konserinde Rachmaninoff’un 2. Piyano Konçertosu ile Stravinsky’nin Ateş Kuşu süiti seslendirilecek. Konser 11 Haziran Perşembe saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek.

    ​54. İstanbul Müzik Festivali’nin programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    249
  • 07-06-2026

    Galeri 77, Narek Arzumanyan ve Artur Eranosian’ı bir araya getiren “Rhapsody” başlıklı sergiyi 29 Ağustos tarihine kadar Belçika’daki Gallery Verduyn ile eş zamanlı olarak Karaköy’deki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Rhapsody” hafıza, göç ve aidiyet kavramlarını birbirinden farklı resimsel yaklaşımlar üzerinden ele alıyor. Serginin çift yönlü yapısı, serginin küratöryel bir uzantısından çok kavramsal omurgasının bir parçası olarak şekilleniyor. Hareket, çeviri ve anlamın farklı coğrafyalar içinde nasıl dönüşüme uğradığı üzerine kurulu olan sergide eserler tek bir mekâna sabitlenmiyor; bulundukları bağlama göre farklı biçimlerde açılıyor.

    “Bu çerçevede sergi, Narek Arzumanyan ve Artur Eranosian’ın pratiklerini bir araya getirir. Her iki sanatçı da Erivan doğumludur ve Avrupa’ya yayılan göç ve yeniden konumlanma deneyimleriyle şekillenmiş bir geçmişi paylaşır; ancak resimsel dilleri radikal biçimde ayrışır. Sergi bu ayrışmayı bir çelişki olarak değil, temel yapısı olarak ele alır; resmi, deneyimin karşıt mantıklar aracılığıyla tercüme edildiği bir alan olarak konumlandırır: birikim ve indirgeme, fazlalık ve kısıtlama.

    Arzumanyan’ın resimleri yoğunluk, fiziksel gerilim ve psikolojik yük üzerinden şekillenir. Tuvallerinde folklor, çocukluk hafızası, Sovyet görsel kültürü ve kişisel mitolojiden gelen imgeler üst üste birikir. Bu unsurlar mizah, şiddet ve sembolik belirsizlik arasında gidip gelen dengesiz ilişkiler içinde ortaya çıkar. Yüzey, boya ve yağlı boya çubuklarının kuvvetli uygulamasıyla fiziksel olarak gerilir ve kırılma noktasına yaklaşır. Resim burada imge ile duygunun birbirinden ayrılamadığı bir yüzleşme alanına dönüşür.

    Eranosian’ın pratiği ise buna karşıt bir mantık üzerinden gelişir: indirgeme, kontrol ve biçimsel açıklık. Fotoğraf geçmişinden gelen sanatçı, kadraj ve mekânsal yapı konusundaki hassasiyetini korurken, 2020’den itibaren tamamen resme yönelmiştir. Terracotta, okra ve koyu yeşil gibi dikkatle dengelenmiş düz renk alanları sessiz yüzeyler üzerinde mimari bir kesinlikle düzenlenir. Bu çalışmalar anlatı ya da sembolizm kurmak yerine, anlamın kısıtlama, eksiltme ve denge aracılığıyla ortaya çıktığı bir dikkat hâlini sürdürür.

    Bir araya geldiklerinde bu iki pratik, yerinden edilme ve ulus ötesi yaşam deneyimiyle şekillenmiş ortak bir durumu görünür kılar; ancak bunu ortak bir estetik çözüm içinde birleştirmeyi reddeder. Biri yoğunluk ve fazlalık aracılığıyla genişlerken, diğeri sessizlik ve indirgeme yoluyla varlığa ulaşır. Rhapsody, bu iki yaklaşım arasında resmi, hafıza, biçim ve kırılganlık arasında süregelen bir müzakere alanı olarak düşünür.

    Belçika’da Gallery Verduyn ve İstanbul’da Galeri 77’de eş zamanlı gerçekleşen Rhapsody, çift mekânlı yapısıyla sanatçıların yaşamlarının ve pratiklerinin merkezindeki ikilikleri de yansıtır. Her iki sanatçı da Erivan’da doğmuş, hayatlarını farklı ülkeler, kültürler ve kimlikler arasında kurmuştur; sergi de benzer şekilde tek bir yere ait olmaktansa iki farklı bağlam arasında var olur. Benzer eserlerin Belçika ve İstanbul’da eş zamanlı sunulması, serginin yerinden edilme, hafıza ve dönüşüm meselelerini farklı tarihsel, kültürel ve duygusal bağlamlar içinde yeniden açığa çıkarmasına olanak tanır. Böylece serginin yapısı, anlamının ayrılmaz bir parçasına dönüşür.”

    Künye:
    1. Narek Arzumanyan, Mağlup Dino, 2020, Tuval üzerine çubuk yağlıboya ve yağlıboya, 100x150 cm
    2. Artur Eranosian, Açılım II, 2026, Tuval üzerine yağlıboya, 100x150 cm
    3. Narek Arzumanyan, Ölüm Çocuğunun Kayıp Oyuncakları, 2023, Tuval üzerine çubuk yağlıboya, 170x150 cm
    4. Artur Eranosian, Serenad V, 2025, Tuval üzerine yağlıboya, 80x80 cm​

    0
    0
    233
  • 07-06-2026

    Mieko Kawakami’nin ergenlik düşleriyle yetişkin dünyasının acımasızlıklarını ustalıkla anlattığı, kalıcı bir dostlukla ihanetin hikâyesi olan romanı Sarı Ev, Peren Ercan’ın çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.

    “Üçümüz kıvrana kıvrana güldükçe o capcanlı sarı ton, bir oraya bir buraya saçılıyordu. Sarı, canlıymış gibi uzuyor, küçülüyor, sıçrıyor, bir kuşak misali dalgalanıyor ve yuvarlak çiziyordu. Kayan yıldız misali parıldayarak bana doğru geliyordu. Göğsümü ardına kadar açıp onu kabul ettim.”15 yaşındaki Hana, barda çalışan annesiyle, Tokyo’nun dış mahallelerinden birinde, ufak bir dairede yaşar. Ne paraları ne de herhangi bir güvenceleri vardır.

    ​Bir gün annenin arkadaşı Kimiko çıkagelir ve Hana’nın dünyasını aydınlatır. Kimiko’yla Hana, Limon adını verdikleri bir bar açarlar. Bu küçük izbe bar, Hana’nın sığınağı olur. Artık sevdiği bir işi, eğlendiği kız arkadaşları ve geçinecek parası vardır. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Hana’nın umutları, iyimserliği ve dayanma gücü son haddine kadar sınanacaktır…

    0
    0
    256
  • 06-06-2026

    Elektronik dans müziğinin sevilen hitlerini senfonik düzenlemelerle yeniden yorumlayan SYNTHONY, Piu Entertainment organizasyonuyla 10 Ekim’de Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak.

    AVICII’den Swedish House Mafia’ya, Calvin Harris’ten Eric Prydz’e, David Guetta’dan Fisher’a uzanan seçki; canlı senfoni orkestrası, DJ performansları, vokaller ve görsel tasarımlarla sahneye taşınacak. Elektronik müziğin enerjisini Piu Senfoni Orkestrası’nın anlatımla bir araya getiren gösteri, farklı disiplinleri aynı sahnede bir araya getirecek.

    ​SYNTHONY’de müziğe; özel olarak hazırlanan video içerikleri, ışık tasarımı ve sahne prodüksiyonu eşlik ediyor. Elektronik müzik hayranlarıyla klasik müzik severlere aynı anda hitap ederek iki farklı dünyayı bir araya getiriyor. Elektronik müziğin yıllar içinde klasikleşen parçaları, bu kez canlı orkestra eşliğinde yeniden hayat bulurken izleyicilere alışılmış konser formatlarının ötesinde bir deneyim sunuyor.

    0
    0
    262
  • 06-06-2026

    Bora Başkan ve Mesut Öztürk’ün “İç İçe” başlıklı sergisi 25 Temmuz’da tarihine kadar Öktem Aykut’ta sanatseverlerle buluşuyor.


    “Alacakaranlıkta modası geçmiş bir cep telefonunun düşük çözünürlüklü kamerasıyla çekilmiş bir sahil fotoğrafı, öğlen yakıcı güneş altında yükselen heybetli Knidos aslanı, akşamüstü son kez uzaktaki kayalıklardan denize balıklama atlayan gençler, plajda ıslak mayolarının kurumasını beklerken tavla oynayan yaşlılar, 1960'larda sahilde kızağa çekilmiş ve şimdi denizcilik müzesi olan atıl bir kruvazör, kışın restoranın sahilinde kafesinden tavşanı çalan bir köpek. Olaylar sahilde geçiyor. Günün farklı saatlerinden izlenimler... Figürler ve nesneler, yakıcı ya da batmakta olan güneş veya ay ışığı altında birbirine girmekte, iç içe geçmekte.
    (Başkan, 2026)


    Başkan ve Öztürk; Öktem Aykut'un uzun süredir çalışageldiği sanatçılar. Galeri iki sanatçıyla da tek kişilik sergiler düzenledi, yurt dışında iddialı fuar sunumları gerçekleştirdi. Hem Başkan hem Öztürk, Berlin ve Paris’te geçirdikleri birkaç yılın ardından temelli İstanbul’a dönmüş olan iki sanatçı. Bora Başkan çizim ve resimleri ile; Mesut Öztürk ise seramik heykelleri ve yerleştirmeleri ile tanınmakta.

    Başkan ve Öztürk’ün eserleri ilk kez Şubat 2026’da USGD tarafından düzenlenen Artshow’da beraberce sergilendi. Üretimlerini tamamen birbirlerinden habersiz şekilde sürdüren sanatçıların eserleri, kendi kendilerine bir tamamlayıcılık; ortak bir titreşim arz etmekte. İki sanatçının birbirlerinin soyut dillerini yankılandıran eser aileleri ‘İç İçe’ isimli sergide bir arada sunuluyor. Sergi, ismini Mesut Öztürk’ün bir serisine verdiği başlıktan alsa da sergi hazırlığı sırasında sanatçı bu serisini dönüştürüp yeni bir eser ailesi üretti: Alevler.

    Yılın başında yaptığım İç İçe serisi ile birlikte yüzeylerin kusursuzluğuna olan inancımla vedalaşmaya başladım. Sır ve renk kullanımında da kendi alışkanlıklarımın ötesine geçtim. Şimdi bu sapmada daha da ileri gitmeyi araştırıyorum. Yüzeyler daha bozuk, renkler daha karmaşık ve iç içe. Dünya aslında bir yangın yeri. İklim sorunları, politik çatışmalar, savaşlar, göçler, ekonominin kırılganlığı, yapay zekanın geldiği seviye... Alıştığımız her şey alevler içinde yıkılıyor gibi görünüyor. Bu huzursuz ama uyarılmış hâl, beni toprak gibi sakinleştiren bir malzemeden alevler gibi sivri ve rastgele biçimleri üretmeye zorladı. (Öztürk, 2026)

    ‘İç İçe’, dünyanın yükselen tansiyonunu beraberce duyumsayan iki sanatçının, ortak gelgitleri tecrübe eden galerileri ile gerçekleştirdikleri istisnai bir iş birliği. İçin için kavrulmuş bir iyimserlik; istikrarlı bir renk sevdası.”

    Künye:
    1. Bora Başkan, Dithyrambos / Dithyramb, 2026 Oil on canvas / Tuval üzerine yağlı boya, 150 x 140 cm
    ​2. Mesut Öztürk, 5 (from the series Flames / Alevler adlı seriden), 2026 Ceramics / Seramik, 42 x 33 x 30 cm

    0
    0
    259
  • 06-06-2026

    Ana Garralon’un kaleme aldığı, María Pascual de la Torre’nin illüstrasyonlarıyla renklendirdiği her gün geçtiğimiz yolları, her gün gördüğümüz şeyleri yeniden düşünmeye davet eden kitabı Keşifler Sokağı, Saliha Nilüfer’in çevirisiyle Redhouse Kidz’ten çıktı.

    7 yaş ve üzeri okura hitap eden Keşifler Sokağı, Uluslararası Gençlik Kütüphanesi tarafından 2025 White Ravens Kataloğu’na seçildi, 2024’te “Yılın En İyi Çocuk Kitabı” ödülüne değer görüldü.

    ​Kitabın baş kahramanı Oliver okula hep aynı yoldan gider. Fakat bu yürüyüşlere bir tarihçi, biyolog, fotoğrafçı, felsefeci ya da müzisyen eşlik edince sürekli gördüğü “sıradan” şeylere yepyeni anlamlar yüklemeye başlar. 

    0
    0
    265
  • 05-06-2026

    Kısa formda üretilmiş sahne sanatları projelerini bir araya getiren Kısalar Festivali, 18-21 Haziran tarihleri arasında DasDas’ta sanatseverlerle buluşacak.

    İlk yılında gördüğü yoğun ilginin ardından yoluna büyüyerek devam eden Kısalar Festivali, bu yıl sahnesini çağımızın en temel meselelerine ve insani çelişkilerine açıyor. Festivalin bu yılki temaları Kırılgan Köprüler, Çevresel Kıyamet, Modern Oburluk, Kimlik ve Aidiyet ve Neşeli Direniş olarak belirlendi. Bu temalar etrafında şekillenen kısa form sahne performansları, dört gün boyunca DasDas’ta sahnelenecek.

    Dünya yetişemediğimiz bir hızda değişirken; hepimiz bunun hem tanığı hem de faili olduğumuz bir çağın tam ortasındayız. Kısalar, sahnelerini bu sene; yutan, yeşerten, yıkan ve yeniden inşa eden insani çelişkiler için açıyor. Maddenin anlamı kuşattığı, hızın duyguyu tükettiği bir eşikte, bizi biz yapan bağların ne kadar dayanıklı, yarattığımız yıkımın ne kadar derin olduğunu sorgulamaya davet ediyor.

    Oyuncuların, yazarların, yönetmenlerin, dansçıların, koreografların ve farklı disiplinlerden sanatçıların bir araya geldiği Kısalar Festivali, kısa formun yaratıcı gücünü görünür kılmayı ve yeni anlatım biçimlerine alan açmayı sürdürüyor. Festival boyunca performansların yanı sıra sanatçılar ve izleyiciler arasında yeni karşılaşmaların, tartışmaların ve fikir alışverişlerinin de zemini oluşturulacak.

    ​Kısalar Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    316
  • 05-06-2026

    İstanbul’da farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiren, küratörlüğünü Esmer Erdem’in üstlendiği “Rastlaşmalar Vol. 2” sergisi 11 Haziran–11 Ağustos tarihleri arasında 42 Maslak ArtPlatform’da sanatseverlerle buluşacak.

    “The Art of Frugal Hedonism” başlığı altında resim, heykel, seramik, cam, tekstil, enstalasyon ve karma teknik üretimleri bir araya getiren sergi, “frugal hedonism” kavramını çağdaş sanatın malzeme, emek, hafıza ve dönüşümle kurduğu ilişki üzerinden ele alıyor. Haz ile ölçülülük, gündelik olan ile estetik deneyim, tüketim ile yeniden kullanım arasındaki gerilim, serginin düşünsel zeminini oluşturuyor. Sergi, azla çoğalan duyusal deneyimlere, malzemenin taşıdığı geçmişe ve beklenmedik karşılaşmaların açtığı yeni anlam alanlarına odaklanıyor.

    Sergi, farklı kuşak ve üretim pratiklerinden sanatçıların eserleri aracılığıyla camdan tekstile, porselenden metale, mermerden tuvale uzanan geniş bir malzeme alanı sunuyor. Atık cam, geri dönüştürülmüş metal, doku, taş, boya ve zanaat temelli üretimler; kırılganlık, kimlik, beden, doğa, kent, bellek ve dönüşüm gibi kavramlarla birlikte düşünülüyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca yapıtların karşısında durmaya değil, malzemelerin taşıdığı izler, yüzeyler ve hikâyeler arasında kendi karşılaşmasını kurmaya davet ediyor.

    42 Maslak’ın gündelik dolaşım alanı içinde konumlanan sergi, sanatla karşılaşma deneyimini kapalı ve ayrıcalıklı bir alandan çıkararak günlük hayatın ritmiyle ilişkilendiriyor. “The Art of Frugal Hedonism”, gösterişten uzak ama duyusal olarak zengin bir estetik alan önerirken; izleyiciye malzemeye, emeğe, doğaya ve hafızaya daha dikkatli bakma çağrısı yapıyor.

    Sergide eserleri yer alan sanatçılar: Adnan Doğan, Ahmet Öktem Arıç, Arif Çekderi, Aslı Aydemir, Aslı Jackson, Atilla Çakır, Bahadır Kurt, Bahadır Yıldız, Büşra Kölmük, Çağdaş Erçelik, Çağlar Uzun, Çetin Pireci, Deniz Çobankent, Deniz Pireci, Didem Öz, Elif Sözkesen, Eylül Deniz, Fırat Neziroğlu, Gökçe Er, Gül Bolulu,  Hafize Melek Hidayetoğlu, İmdat Avcı, Kerim Kılıçarslan, Korkut Sönmez, Mark Erhan Geçim, Mert Çıkılmazkaya, Mehrnoush Esmailpour, Murat Tayfun Başaran, Murat Öz, Muzaffer Tuncer, Nur Akkayalı, Okan Ünal, Özge Biçer, Parisa Nami, Pemra Aksoy,  Raşit Metehan Acehan, Refika Onur Mikar, Sanem Tufan, Selçuk Gürışık, Setenay Özbek, Sevim Arslan, Sinem Bezirci, Taha Baydar, Tansu Kırcı, Tina Varon, Yağmur Kevser Barutçu, Yücel Kale.

    Künye:
    1. Çetin Pireci - 2017 Uyuyan Güzel
    2. Deniz Pireci - 2014 Geçmiş-Past
    3. Didem Öz - Kan Katran Umut
    4. Nur Akkayalı
    5. Okan Ünal - BIR SARDUNYA BUYUTTU BENI
    6. Özge Biçer - New Life I

    0
    0
    415
  • 05-06-2026

    Robin Wall Kimmerer’in piyasa ekonomisinin rekabetçi çarklarına karşı, doğanın kadim ve cömert armağan ekonomisini ortaya koyduğu kitabı Armağan Yemişi - Doğal Yaşamda Bolluk ve Karşılıklık, Evşen Yeşert Akçay’ın çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.

    Ödüllü bir botanikçi ve Potawatomi Halkının bir üyesi olan Kimmerer, Kutsal Otu Örmek kitabıyla milyonlara ulaştı. Armağan Yemişi’yle de okuru modern dünyanın kıtlık masalından uyanmaya çağırıyor. Kimmerer, bir ağacın meyvesinden, bir kuşun cıvıltısından ve topluluk olmanın gücünden devrimci bir manifesto çıkarıyor.

    ​“Armağan ekonomisi fikrini içtenlikle önemsiyorum. Her şeyi metaya indirgemeye meyilli o öğütücü düzenden; çoğumuzu aslında en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden, yani aidiyet, ilişki, amaç ve güzellik duygusundan yoksun bırakan o sistemden biraz geri çekilebilsek keşke. Çünkü bunların hiçbiri metalaştırılamaz. Zenginliğin paylaşacak kadarına sahip olmak anlamına geldiği, kendi ihtiyaçlarını karşılamanın başkalarının bu imkânını yok ederek zehirlenmediği bir sistemin parçası olmak istiyorum. Değişimin para biriminin minnettarlık ve paylaşıldıkça tükenen değil, çoğalan bir kaynak olan nezaket olduğu bir toplumda yaşamak istiyorum.”

    0
    0
    311
  • 05-06-2026

    Bu yıl 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 36. Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak ilk isimler belli oldu.

    Türkiye’nin köklü caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, 36. yılında da “Şehrin Caz Hali”ni İstanbul’un kültür sanat ajandasına taşımaya devam ediyor. Cazın klasik mirasından çağdaş yorumlarına, doğaçlamadan elektronik ve türler arası seslere uzanan geniş programıyla festival, bu yıl da farklı coğrafyalardan müzisyenleri ve özel projeleri aynı sahnede buluşturacak. Akbank Sanat’ın BKM organizasyonuyla hayata geçirdiği festivalin açıklanan ilk isimleri arasında; 10 Grammy ödüllü trompet virtüözü Arturo Sandoval, saksafon virtüözü James Carter’ın organ dörtlüsüyle sahneye taşıdığı John Coltrane’in 100. yaşını kutlayan özel projesi “Coltrane: A Centennial Supreme” projesi, Chicago’nun deneysel yaratıcı müzik sahnesinden beslenen kozmopolit blues yaklaşımıyla çok yönlü besteci ve kornetçi Ben LaMar Gay ve vokal cazın sınırlarını yeniden çizen Grammy ödüllü besteci ve piyanist Nicole Zuraitis yer alıyor.

    Festivalde ayrıca Güney Londra caz sahnesinin önde gelen yaratıcı figürlerinden biri olan Joe Armon-Jones, toplumsal meseleleri caz, spoken word ve multidisipliner üretimlerle buluşturan Samora Pinderhughes’un Elliott Skinner, Joshua Crumbly, Jonathan Pinson ve kardeşi Elena Pinderhughes ile sahne aldığı beşlisi, güçlü ve sinematik performanslarıyla tanınan Londra merkezli topluluk Kinkajous, caz, geleneksel Akdeniz müzikleri ve klasik müziği çağdaş bir estetikte buluşturan üç virtüözden oluşan L’Antidote ve vibrafondaki yenilikçi yaklaşımıyla yeni kuşağın en dikkat çekici isimlerinden Sasha Berliner dinleyiciyle buluşacak.

    Akbank Caz Festivali, bu yıl Zorlu PSM ile ilk kez gerçekleştireceği iş birliği kapsamında; pan-Arap köklerini elektronik müzik, soul ve şiirsel sözlerle harmanlayan kült müzisyen Yasmine Hamdan’ı ağırlayacak. Programın öne çıkan diğer konukları arasında, Hindistan Başkonsolosluğu’nun desteğiyle gerçekleşecek konseriyle; caz, elektronik müzik ve Hint klasik müzik gelenekleri arasında kurduğu köprüyle çağdaş İngiltere cazının en özgün isimlerinden Sarathy Korwar Drum Ensemble ve British Council desteğiyle sahne alacak, İngilitere caz ve elektronik müzik sahnesinin yükselen isimlerinden davulcu, prodüktör ve besteci Momoko Gill de yer alıyor.

    ​Önümüzdeki aylarda açıklanacak yeni isimlerle birlikte zenginleşecek 36. Akbank Caz Festivali programı, 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı lokasyonlarında müzikseverlerle buluşacak.

    0
    0
    398
DAHA FAZLA
Geldanlage