GÜNDEM
  • 27-04-2026

    Ahmet Güneştekin’in yapının iç ve dış mekânlarına özgü bir yerleştirme olarak tasarladığı “Sessizlik”, 6 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında Venedik’te bulunan Palazzo Gradenigo’nun restorasyonu tamamlanan zemin ve birinci katlarında sanatseverlerle buluşacak.

    Sergio Risaliti küratörlüğünde hazırlanan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen “Sessizlik” sergisi, Güneştekin’in 11 büyük ölçekli bronz heykel ve 11 karışık teknik çalışmayı bir araya getiriyor. Palazzo Gradenigo’nun “Sessizlik” sergisiyle başlayan sanat yolculuğu, sergiler ve disiplinlerarası programlar aracılığıyla genç ve dezavantajlı sanat üreticilerine odaklanan uluslararası bir merkez olarak şekillenirken, Ahmet Güneştekin’in sanatı aracılığıyla kültürler arasında kalıcı bağlar kurma ve gelecek nesiller için kapsayıcı bir üretim alanı yaratma vizyonunu somutlaştırıyor.

    Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Venedik’te gerçekleşen serginin ön izlemesinde yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Mutluluğun paylaştıkça çoğaldığına, sanatın da tam bu noktada hem bireyler hem toplum için birleştirici ve dönüştürücü bir güç oluşturduğuna inanıyoruz. Ahmet Güneştekin son yıllarda gerçekleştirdiği büyük ölçekli sergiler ve kültürel projelerle uluslararası çağdaş sanat dünyasında güçlü bir yer edinmiş sanatçılarımızdan biri. Onun sanatında dikkat çeken şey, Anadolu’nun çok katmanlı kültürel hafızasını çağdaş sanatın evrensel diliyle buluşturabilmesi olmuştur. Biz Yıldız Holding olarak kültür ve sanatın toplumlar için taşıdığı değere inanıyoruz. Ahmet Güneştekin’in hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda gerçekleştirdiği projelere destek vermekten memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’den çıkan sanatçıların uluslararası platformlarda daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve bu yöndeki desteklerin devam etmesini arzu ediyoruz. Venedik’teki bu girişimi yalnızca bir sergi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir köprü olarak görüyorum; geçmişle bugünü, yerelle evrenseli ve hafızayla geleceği birbirine bağlayan güçlü bir köprü.” 

    ​Serginin sponsorluğunu üstlenen Yıldız Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, sergiyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yıldız Holding’de Mutlu Et Mutlu Ol anlayışımız, iş yapış biçimimizin yanı sıra; sanat, kültür ve toplumsal gelişimi destekleyen bütünsel bakış açımızı şekillendiriyor. Mutluluğun, bireylerin ve toplumların ilerlemesindeki en güçlü unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Sanatın birleştiren, ilham veren, düşündüren ve geçmişle bugünü birbirine bağlayan yönü bu anlayışla güçlü bir şekilde örtüşüyor. Yıldız Holding olarak bugüne kadar hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda çok sayıda sanat projesine destek verdik. Türkiye’nin dört bir yanında, Londra, New York, Cidde gibi dünyanın farklı lokasyonlarında bulunan ofislerimizde sanatçılarımızın eserlerini sergileyerek geniş bir yelpazede kültür ve sanatın gelişimine katkı sunuyoruz. Eserlerinde hafıza, kültürel miras ve insanlığın ortak değerlerini ele alan Ahmet Güneştekin, sanatın evrensel dilini ustalıkla kullanıyor. Gerçekleştirdiği çalışmalarla Türkiye’nin uluslararası sanat sahnelerinde görünürlüğüne değerli katkılar sunan sanatçının yeni sergisi ‘Sessizlik’in uluslararası sanat dünyasında güçlü bir iz bırakacağına inanıyor; bu vesileyle sanatımızın küresel ölçekte görünürlüğüne katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”

    0
    0
    229
  • 27-04-2026

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlenen “Yazar - Editör Sohbetleri” serisi kapsamında 28 Nisan’da yazar Gaye Boralıoğlu ile yazar ve belgeselci Ümit Kıvanç bir araya gelecek.

    Uzun yıllardır birlikte düşünen ve tartışan, 2021’de Kıraathane Yayınları’ndan çıkan Haysiyet adlı kitabı da birlikte kaleme alan Boralıoğlu ile Kıvanç, bu söyleşide Her Şey Normalimiş Gibi’nin ortaya çıkış süreci, yazım aşamaları ve metnin arka planında şekillenen düşünsel katmanları ele alacak.

    Okur ile yazar arasındaki ilişkinin farklı yönleriyle konuşulacağı etkinlik, yazının bireysel olduğu kadar kolektif bir alan olarak nasıl şekillendiğine odaklanan bir paylaşım zemini sunacak. Yazarlar, edebi üretim süreçlerini yalnızca metin üzerinden değil; birlikte düşünmek, tartışmak ve ortaklaşmak deneyimleri üzerinden de değerlendirecek.

    ​28 Nisan Salı, 19.00’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsiz olacak. Rezervasyon alınmayacak ve etkinlik dili Türkçe olacak.

    0
    0
    232
  • 27-04-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2007-2036 Bienal Sponsoru Koç Holding’in desteğiyle 18 Eylül-14 Kasım 2027 arasında düzenlenecek 19. İstanbul Bienali’nin küratörlüğünü sanatçı ve küratör LIU Ding ile sanat tarihçisi ve küratör Carol Yinghua LU üstlenecek.

    Liu Ding ve Carol Yinghua Lu, 2007 yılından bu yana küratoryal çalışmalar yürüten ve araştırmalar yapan bir ekip olarak birlikte çalışıyor. 2024 yılında düzenlenen 8. Yokohama Trienali’nin sanat direktörlüğünü birlikte üstlendiler. Küratörlüğünü yaptıkları sergiler arasında Trans-Güneydoğu Asya Trienali: Sounds as Silence: The Academic Value of Life (2021), Anren Bienali: Crossroads (2017), Shenzhen Heykel Bienali (2012), Little Movements: Self-practice in Contemporary Art I/II/III (2011, OCAT Shenzhen, Çin; 2013, MUSEION, Bolzano, İtalya; 2015, ACC, Gwangju, Kore) ve Liberation (2010) yer alıyor. 2011 yılından bu yana, küratoryal çalışmalarında Çin’de güncel sanatın tarihsel gelişiminde sosyalist gerçekçiliğin yankıları üzerine yürüttükleri araştırmalara dayanan bir dizi tematik ve kişisel sergiye odaklanıyorlar.

    Liu Ding ve Carol Yinghua Lu, 19. İstanbul Bienali’ne dair ilk düşüncelerini şöyle aktardı: “Uzun yıllardır çok cesur küratoryal ve sanatsal arayışlara imkân tanıyan bir platform olarak bilinen İstanbul Bienali’nin on dokuzuncu edisyonunun küratörlüğünü üstlenmekten onur duyuyoruz. Bugün biz sert politik dalgalanmalar ve algoritmaya dayalı teknolojilerle kuşatılmış bir alanda yol alırken sanat da ‘başka yerde’, derin varoluşsal kaygılarımızı uzak ufuklara yönelterek hafifletme çabasına saplanmış hâlde buluyor kendini. 19. İstanbul Bienali, ciddi bir odak değişikliğinin gerekliliğine işaret ediyor. Tepkisel yorumları ve teknolojiye sığınarak gerçeklikten kaçmayı bir kenara bırakıp, sanata ve bireye özgü eylem imkânlarını tanımak ve sahiplenmek istiyoruz. Bu bienalde, kendimizi ve günümüzün gerçekliklerini karşımıza alarak düşünceye ve sanata eleştirel dirayetleri ile duyumsanan görkemlerini geri kazandırmayı, sanatsal üretim için bağımsız ve dirençli bir geleceğin yalnızca hayal değil inşa da edilebildiği bir alan yaratmayı amaçlıyoruz.”

    ​Bienalin başlığı, kavramsal çerçevesi, mekânları ve diğer ayrıntıları önümüzdeki aylarda açıklanacak.  

    0
    0
    191
  • 27-04-2026

    Mustafa Horasan’ın “Tuhaf Karşılaşmalar” başlıklı kişisel sergisi 31 Mayıs’a kadar Antalya’da bulunan Alpek Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    “Tuhaf Karşılaşmalar” sergisi, Horasan’ın daha önce hiçbir yerde izlenmemiş son dönem yapıtları yer alıyor. Çağdaş Türk resminin özgün figüratif dilini kuran sanatçılardan biri olan Horasan, son dönem çalışmalarında insan figürünü sabit bir kimliğin temsilcisi olarak değil; sürekli değişim ve dönüşüm hâlindeki herhangi bir varlık olarak ele alıyor. Sanatçının ürettiği yüzeylerde beden, yalnızca fiziksel bir form olmaktan çıkıyor; zihinsel gerilimlerin, kırılmaların ve içsel çatışmaların görünür hâle geldiği bir temsile dönüşüyor.

    “Tuhaf Karşılaşmalar”, tam da yaşadığımız çağın kırılmalarına işaret ediyor. Bu sergide yer alan yapıtlarda girift kompozisyonlar, tuhaf varlıkların çatışmalı ve kaotik ilişkilerini ele veriyor. Sanatçı, figürü belirli bir anlatının içine yerleştirmek yerine, onu kendisinin inşa ettiği bir yaşam anında yakalıyor. Sıradan olanı görselleştirdiği yüzeyler, sanatçının çevreyle kurmuş olduğu ilişkinin onda yarattığı dönüşümlerin içsel izlerini taşırken; bazen okuduğu kitaplar ya da izlediği filmler de bu empatinin evrenini oluşturuyor. Horasan’ın karakterleri, bazen hepimizin tanıdığı ama aynı ölçüde yabancı bir atmosferde var olan; bir ruh hâlinden diğerine geçişin tam ortasında, tanımlanamaz bir ara durumda görünüyor. Bu durum, izleyiciyi yalnızca bir görüntüyle değil, aynı zamanda psikolojik bir alanla karşı karşıya bırakıyor.

    ​Sanatçının son dönem resimlerinde mekân giderek belirsizleşirken, figür kendi iç dünyasının sahnesine dönüşüyor. Yüzeyde görünen deformasyonlar, abartılı jestler, tuhaf rastlantılar ve renkler; insanın kırılganlığını ve varoluşsal gerilimini açığa çıkaran bir ifade diline dönüşüyor. Böylece Horasan’ın resimleri, figürün dış görünüşünden çok onun içsel hareketine odaklanan bir anlatıya yöneliyor.

    0
    0
    136
  • 27-04-2026

    EVİN, yeni sergisi “Uzun Soluklu Bir Yolculuk: EVİN’in 30 Yılı” ile 16 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    EVİN, kuruluşunun 30. yılını, bugüne dek galeriyle yolu kesişen sanatçılardan özel bir seçkiyle kutluyor. Küratörlüğünü EVİN’in direktörü Gizem Kâhya İyem’in üstlendiği sergi, zaman içinde galerinin çatısı altında kurulmuş bağları görünür kılmayı amaçlıyor. Sergide zaman kavramı doğrusal bir akıştan ziyade döngüsel ve sürekli yeniden kurulan bir hareket olarak ele alınıyor. Bağ kurmanın zaman aldığı; ancak bu zamanın yalnızca ölçülen ve tüketilen bir süre olmadığı düşüncesinden hareketle sergi, geçmişi erişilemez bir yerde konumlandırmak yerine “şimdi”ye davet ediyor. Bu yaklaşım, EVİN’in geçen 30 yılını yalnızca kronolojik bir tarih olarak değil, iç içe geçen bağlardan oluşan bir hafıza alanı olarak ele alıyor. Bu bağlamda, sergide yapıtlarla birlikte EVİN’in geçen 30 yılına dair kişisel anekdotlar, arşiv belgeleri, söyleşiler ve efemeralar da gün ışığına çıkıyor. Sergi vesilesiyle EVİN’in uzun soluklu yolculuğu kolektif bir hatırlama ve paylaşma zeminine dönüşüyor.

    Sergi tasarımında esinlenilen triskelion sembolü; geçmiş, şimdi ve geleceği aynı merkezden doğan ve birbirine bağlanan üç sarmal olarak betimliyor. Sürekli genişleyerek dönen bu üçlü hareketin merkezi, EVİN’in zaman içinde koruduğu özü ve çizgisini simgeliyor. Sergi, izleyiciyi kendi “geçen zaman”ını düşünmeye ve EVİN çatısı altında kurulan bağların bir parçası olmaya davet ediyor.

    ​Sergide; Naile Akıncı, Mehmet Aksoy, Rahmi Aksungur, Setenay Alpsoy, Can Aytekin, Taner Ceylan, Eda Çekil, Cemile Çolak, Şahin Domin, Ahmet Elhan, Neş’e Erdok, Kader Genç, Can Göknil, Mehmet Güleryüz, Işık Güner, Hakan Gürsoytrak, Ilgaz Gürün, Kemal İskender, Nasip İyem, Nuri İyem, Ümit İyem, Osman Nuri İyem, Keke, Temür Köran, Mustafa Pancar, Nedret Sekban, Rugül Serbest, Emin Turan, Devin Oktar Yalkın, Feyyaz Yaman’ın eserleri yer alıyor.

    0
    0
    385
  • 27-04-2026

    David Almond’ın savaşın acımasız gerçekliğini bir çocuğun gözünden yansıttığı, David Litchfield’ın desenleriyle hayat verdiği kitabı Savaş Bitti, Azade Aslan’ın çevirisiyle Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Bu hikâye; düşmanlık söylemlerinin, korkunun ve itaatin gölgesinde empatiyi, hayal gücünü ve barış umudunu çocuk masumiyetiyle anlatıyor. Savaş çığırtkanlığının yükseldiği bir silah fabrikası kasabasında, savaşın bitmesini düşleyen bir çocuğa eşlik eden okur, barış hayalinin top mermilerinden daha güçlü olabileceğini hatırlıyor.

    “Babası cephede savaşan, annesiyse kasabadaki cephane fabrikasında çalışan John, tek bir şeye inanmak ister: Çocukların savaşmayacağına! Fabrika gezisinde gördüğü silahlar ve savaşmak azmiyle dolu yetişkinler onu çok korkutur. Bir kâğıtta rastladığı Alman çocuğun yüzü aklından çıkmaz. O da kendisi gibi bir çocuktur, düşman olamaz. Güzel günlerin hayaline tutunan John, bu karanlığın geçtiğini, babasına kavuştuğunu görebilecek midir?...”

    0
    0
    591
  • 26-04-2026

    İstanbul Modern Sinema, Kanada sinemasının 1970’lerden günümüze uzanan en önemli örneklerini “Kanada Top 10” başlıklı programla7-17 Mayıs tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.

    Toronto Uluslararası Film Festivali’nin (TIFF) “Top 10 Canadian Films” listesinden ilham alan seçki, hem usta yönetmenlerin dikkat çeken yapımlarını hem de uluslararası alanda ses getirmiş filmleri izleyicilere sunuyor. Kanada İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen “Kanada Top 10” programı, bu ülke sinemasının kuşaklar arası hafızasını yansıtan 10 filmden oluşuyor. 2015 yılında TIFF tarafından eleştirmenler ve sinemacılar arasında gerçekleştirdiği anketle belirlenen ve Kanada Ulusal Film Kurulu aracılığıyla dolaşıma sokulan “Top 10 Canadian Films” listesine dayanan seçki, Kanada sinema kültürünü şekillendiren etkileyici yapımları bir araya getiriyor.

    Kanada sinemasının farklı dönem ve anlatı biçimlerini bir araya getiren bu özel seçki, bireysel kimlik arayışından kolektif hafızaya, toplumsal kırılma anlarından kişisel hikâyelere uzanan geniş bir perspektif sunuyor. Program günümüz Kanada sinemasından yeni bir ses olan Tracey Deer’ın Beans (2020) filmini de içeriyor. “Kanada Top 10”, Don Shebib’in Yola Düşmek (Goin’ Down the Road, 1970) filmiyle başlayarak Zacharias Kunuk’un Atanarjuat: Hızlı Koşucu (Atanarjuat: The Fast Runner, 2000) filmine uzanıyor. Seçki, Atom Egoyan, David Cronenberg, Sarah Polley ve Jean-Marc Vallée gibi yönetmenlerin sinema tarihinde öne çıkan yapıtlarını bir araya getiriyor.

    İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan, program hakkında şunları söyledi: “1970’lerden bugüne kimlik, aidiyet ve anlatı biçimi üzerine kurduğu cesur sorularla ulusal sinema fikrini sürekli yeniden tanımlayan bir sinema geleneğine odaklanıyor. Farklı kuşaklardan yönetmenlerin kişisel ve politik hikâyeleri, yenilikçi sinema dilleri ve yerli anlatılardan kişisel hafızaya uzanan çoğul estetik yaklaşımları, Kanada sinemasının dünya sinemasında kendine özgü bir yer edinmesini sağlayan zengin hattın izini sürüyor.”

    ​“Kanada Top 10” programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    394
  • 26-04-2026

    Evrim Kavcar’ın kişisel sergisi “hop biir iiki”, 29 Nisan-27 Haziran tarihleri arasında Depo’nun giriş katında sanatseverlerle buluşacak.

    Yeşim Anadol Zengin’in küratörlüğünü üstlendiği “hop biir iiki”, Evrim Kavcar’ın son dönem işlerini, uzun bir zamana yayılan ve içselleştirilmiş bir araştırma sürecinin izleriyle bir araya getiriyor. İsmini pelerin niyetine boynuna bağladığı çarşafı ve defalarca bantlanmış gözlükleriyle “hop biir iiki” diye ritim tutan bir çocuğun zıplama hareketinden alıyor. Arzular ile imkânlar arasındaki gerilim serginin düşünsel eksenini oluşturuyor.

    Havalanma ve havalandırma eylemlerinin paslaşarak karşılık bulduğu “hop biir iiki”de Kavcar, aşağı çeken muhtelif yükler ve onlarla baş etme biçimlerine duyduğu meraktan doğan işlerini bir araya getiriyor. 2023-2026 arasında üretilen heykeller, çizimler, fotoğraf baskıları, videolar, ses işleri ve metinler serginin katmanlarını oluştururken; pelerinler, zihin haritaları, defterler ve objeler kayıt ile hayal gücü arasında bir dolaşım alanı açıyor.

    Farklı yaş gruplarından özel olarak davet edilen katılımcıları birlikte hayal etmeye ve üretmeye çağıran açık bir alan olarak başlayan sergi, bir performans, değişen animasyon döngüleri ve kamusal programlarla devam edecek.

    ​Künye: Evrim Kavcar, “kafayı koru”, 2026, stoneware heykel, 33 x 11 x 18 cm, Fotoğraf: Mustafa Turgut

    0
    0
    444
  • 26-04-2026

    Yekta Kopan’ın 2013 yılında yayımlanan Aile Çay Bahçesi romanından Dilan Serinyel’in tek kişilik performansıyla sahneye uyarlanan Müzeyyen, bugün (26 Nisan) ilk kez izleyici karşısına çıkıyor.

    906 Performans tarafından sahneye koyulan, Ahmet Kuntberk Alptemoçin’in yönettiği, Aysen Mede ile Dilan Serinyel’in uyarladığı Müzeyyen, romanın merkezinde yer alan Müzeyyen’in içsel yolculuğunu ve toplumsal normlarla olan mücadelesini konu alıyor. Oyun, babasının ölümü üzerine çocukluğunun geçtiği yazlığa dönen Müzeyyen’in, geçmişin gölgeleriyle ve aile içi yaşamın görünmez şiddetiyle yüzleşmesini çarpıcı bir dille anlatıyor.

    Müzeyyen, 26 Nisan akşamı ikincikat Kadıköy’de prömiyerini gerçekleştirdikten sonra 30 Nisan’da Koma Sahne, 6 Mayıs’ta No2 Sahne, 13 Mayıs’ta Mayor Sahne ve 20 Mayıs’ta Bahçe Galata’da izleyiciyle buluşmaya devam edecek.

    Künye

    Yazan: Yekta Kopan
    Yöneten: Ahmet Kuntberk Alptemoçin
    Oynayan: Dilan Serinyel 
    Uyarlayan: Aysen Mede, Dilan Serinyel 
    Dramaturg: Aysen Mede
    Işık Tasarımı: Eren Uğurhan
    Reji Asistanları: Elif Fırat, Ata Berk Mutlu, Deniz Dönmezbilek
    Yapım: Burak Şimşek, 906 Performans
    Yürütücü Yapımcı: Dilay Yıldız 

    0
    0
    629
  • 25-04-2026

    ENKA Sanat, sezonu iki özel etkinlikle kapatıyor. Ani Haddeler imzalı kuklalı çocuk oyunu Mitolojik Hikâyeler 26 Nisan’da, İngiliz yazar Matthew Seager’ın oyunu In Other Words ise Elma, Labrador, Çimen adıyla 28 Nisan’da ENKA Oditoryumu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.

    ENKA Sanat’ın gelenekselleşen Neşeli Pazarlar serisi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Ani Haddeler’in tasarlayıp yazdığı kuklalı çocuk gösterisi Mitolojik Hikâyeler’i ağırlıyor. Ani Haddeler, Onur Gürçay ve Hande Ömürlü Yılmazer’in oynadığı; Selen Öztürk, Sabahattin Yakut ve Gülinler’in konuk sanatçılar olarak yer aldığı Mitolojik Hikâyeler, ortaoyunu ve kukla tiyatrosu geleneğinden yola çıkılarak tasarlandı. 26 Nisan Pazar günü saat 14.00’te sahnelenecek oyunda, çoğu coğrafyamızda geçen mitolojik hikâyeler, güzelliğin ve aşkın temsilcisi Afrodit’in anlatımıyla sunuluyor; her hikâyeye bir konuk sanatçı eşlik ediyor.

    ​ENKA Sanat, İngiliz yazar Matthew Seager’ın dünya çapında ses getiren oyunu In Other Words’ü ise Elma, Labrador, Çimen adıyla 28 Nisan akşamı saat 20.30’da ENKA Oditoryumu’nda sahneliyor. Alzheimer ile mücadele eden bir adamın ve ona hayatı boyunca eşlik eden bir kadının hikâyesini sahneye taşıyan oyun, hatırlamanın ve unutmanın sınırında, bir ömür boyu süren sevginin gücünü anlatıyor. Onur Ünsal’ın yönettiği, Zeynep Anacan’ın dilimize çevirdiği Elma, Labrador, Çimen’de Engin Hepileri ve Nergis Öztürk rol alıyor. Müzik tasarımı Kenan Doğulu imzası taşıyan yapım, birlikte yaşlanmanın inceliklerini, hafızanın kırılganlığını ve aşkın kalıcılığını, seyirciyi derinden etkileyen bir anlatımla tiyatroseverlerin karşısına çıkarıyor.

    0
    0
    433
DAHA FAZLA
Geldanlage