
Seda Gazioğlu’nun kontrol, teslimiyet, gözetim ve kadın bedeni üzerine odaklanan “Sanatçıyı Beslemeyiniz” başlıklı kişisel sergisi, 11 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında Merdiven Art Space’te sanatseverlerle buluşacak.
“‘Sanatçıyı Beslemeyiniz.’ Bu uyarı, izlenenle izleyenin yerinin belli olduğu bir düzene aittir. Otorite yazar, ziyaretçi kurala uyar; hakkında karar verilen bedenin ise fikri sorulmaz. Gazioğlu bu talimatı tersine çevirir. Burada uyarı, sanatçıyı korumak için değil, onun adına ve bir tehdit olarak yapılır.
Sanatçıya ne verirseniz, sonunda sanat olarak geri döner. Ama hangi biçimde döneceğine artık siz karar veremezsiniz.
Sergi, sanatçının ‘teslimiyetin kaybı’ olarak tarif ettiği bir eşikten yola çıkar: Yargıyı daha gelmeden hesaplamak, verilecek tepkiyi önceden kurmak ve sürekli pozisyon almak, bir noktadan sonra strateji olmaktan çıkar ve karaktere yerleşir.
Göç, annelik, hırs ve insanın ayağının altındaki zemini durmadan değiştiren bir ülke bu refleksi besler. Dışarıdan gelen sesleri o kadar içimize alırız ki, bir süre sonra hangisinin gerçekten bize ait olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Kontrol, kendini korumanın bir yolu gibi görünmeye başlar. Sonunda teslimiyetin kendisi bile yönetilmesi gereken bir olguya dönüşür.
Eserler, ev içi emeğin, ibadetin ve hayatın sürdüğü zeminin hafızasını taşıyan eski Anadolu halıları üzerine yapılır. Gazioğlu halıları kesip açar, yüzeylerine yağlıboyayla müdahale eder ve pirinç tellerle yeniden diker. Hiçbir dikişi gizlemez; hepsini görünür bırakır.
Burada yapılan bir onarım değildir. Yarayı ortadan kaldırmak yerine onu görünür tutan bir müdahaledir: zorla kapatılmış, çevresindeki malzemeden daha sert bir dikiş ipliğiyle bir arada tutulan ve kaybolmasına izin verilmeyen bir yara.
Serginin ana malzemesi olan halı, bir tür vekil beden gibi çalışır. Baskıyı içine alan ve onu beklenmedik biçimlerde geri veren bir beden, tıpkı köşeye sıkışınca ne yapacağı öngörülemeyen vahşi bir hayvan gibi.
Gazioğlu’nun yedinci kişisel sergisi; gözetim, içselleştirilmiş bakış ve kadın bedenini düzenleyen sistemler üzerine uzun süredir sürdürdüğü araştırmayı devam ettiriyor.
Sergi bir iyileşme vaadi sunmuyor; burada yaralı bedenler eski hâline döndürülmüyor.
Sunulan iyimserlik değil, umut.
İyimserlik ‘düzelecek’ der.
Umut, düzelmese de devam eder.
Paribu Art, yeni sezona uluslararası konserlerden çağdaş tiyatro ve dans yapımlarına uzanan zengin bir program ile başlıyor. Eylül ayından itibaren konserler, tiyatro, sinema, festival, dans, performans, çocuk ve aile etkinlikleri, atölyeler ve stand-up gösterileriyle farklı disiplinleri bir araya getirecek.
Program kapsamında 8 Eylül’de Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi adlı tiyatro oyunu izleyiciyle buluşacak, 10 Eylül'de ise TV+ Açık Hava Sinema Geceleri The Drama filmi ile sona erecek. Sezonun ilk konseri 14 Eylül’de Gotik rock'ın en etkili topluluklarından biri olarak müzik tarihinde iz bırakan The Sisters of Mercy ile olacak. Tiyatro ile dijital etkileşimi buluşturan A Teen Odyssey, 17–18–19–20 Eylül'de 10 seans olarak izleyici karşısına çıkacak. İspanyol topluluk La Mecànica tarafından geliştirilen yapım, akıllı telefon teknolojisini anlatının bir parçasına dönüştürerek katılımcıları performansın akışına dâhil edecek. Dilhan Şeşen, 19 Eylül'de dinleyiciyle buluşacak, geçtiğimiz sezonu başarıyla tamamlayan Birbirimizi Hiç Göremeyecekmişiz tiyatro oyunu, 23 Eylül'de tekrar Paribu Art sahnesinde olacak. 8. İstanbul Fringe Festival kapsamında çağdaş dans yapımı Kübalı koreograf Susana Pous imzası taşıyan Mondo, Paribu Art Sahnesi’ne gelecek. “Cümlelerim”, “aşk olsun” ve “bi kere öpse bükülür uzay” gibi şarkılarıyla kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan TUANA, 26 Eylül'de, Sarp Apak, Tek Kişilik Gösteri ile 23 Ekim’de sahne alacak.
Çağdaş maske tiyatrosunun öncü topluluklarından Mummenschanz, kuruluşunun 50. yılına özel hazırladığı 50 Years prodüksiyonuyla 31 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde Paribu Art’a konuk olacak. 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenecek İngiltere'nin ödüllü topluluğu Ad Infinitum’un Veda Ritüeli (Last Rites) oyunu da gösterim yapacaklar arasında. 20 Kasım'da Kanadalı dream pop ikilisi Ghostly Kisses, yeni albümü Across the Pond turnesi kapsamında Paribu Art sahnesinde olacak. 27 Kasım'da Jakuzi, darkwave, post-punk ve new wave etkilerini Türkçe sözlerle buluşturan kendine özgü müziğiyle Paribu Art'ta sahne alacak. 29 Kasım'da ise Sena Gül, alternatif pop ve elektronik tınıları bir araya getiren müziği ve kendine özgü anlatımıyla Paribu Art sahnesinde izleyiciyle buluşacak.
2027 programının ilk açıklanan etkinliklerinden biri olan Dylan Moran, BAFTA ödüllü komedyenin yeni gösterisi Looking For Trouble 2027 ile 20 Mart 2027 tarihinde Paribu Art sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Paribu Art’ın yeni sezon programına buradan ulaşabilirsiniz.
KüçükÇiftlik Park’ın URU organizasyonu, Kendine Has ve Coca-Cola’nın katkılarıyla düzenlediği KüçükÇiftlik Film Kulübü: Bahçe Sineması, 10-15 Eylül tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.
Altıncı sezonunda son dönemde gişeye damga vuran yapımları açık havada izleyicilerle buluşturacak etkinliğin gösterim programı 10 Eylül Perşembe akşamı, Freida McFadden’ın çok satan romanından Paul Feig yönetmenliğinde uyarlanan Hizmetçi (The Housemaid) ile başlayacak. Başrollerini Sydney Sweeney ile Amanda Seyfried’in paylaştığı psikolojik gerilim; hapishaneden çıkarak yeni bir hayat kurmak isteyen Millie’nin, kusursuz görünen Winchester ailesinin malikanesinde işe başlamasıyla gelişen sır dolu olayları konu alıyor.
11 Eylül Cuma akşamı, Emily Brontë’nin klasik eserinden Emerald Fennell imzasıyla uyarlanan Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) gösterilecek. Filmin başrollerinde Margot Robbie ve Jacob Elordi yer alırken, müziklerinde Charli XCX imzası bulunuyor.
Seçki, 13 Eylül Pazar akşamı Olivia Wilde’ın yönettiği ve kadrosunda yer aldığı komedi filmi Davet (The Invite) ile devam edecek. Gösterimler, 15 Eylül Salı gecesi Ryan Coogler’ın blues ezgileriyle örülü doğaüstü gerilim filmi Günahkârlar (Sinners) ile sona erecek.
Kapı açılış saatinin 19.30, film başlama saatinin 21.00 olduğu gösterimlerin biletlerine Biletinial ve KüçükÇiftlik Park gişesinden ulaşabilirsiniz.
Mustafa Boğa’nın “Bu Baktığın Son Şey Olabilir” başlıklı yeni sergisi 18 Eylül-16 Ekim tarihleri arasında Martch Art Project’te sanatseverlerle buluşacak.
“Bu Baktığın Son Şey Olabilir”, hepimizin yaşamının bir anında üzerine mutlaka düşündüğü “son” kavramını karanlık ve hüzünlü bir bağlamdan uzaklaştırarak yeni bir başlangıcın ihtimaliyle yan yana getiriyor.
Boğa’nın sergideki çalışmaları izleyiciyi önce kurduğu etkileyici görsel dille kendine çekiyor. Bu görsel dil, popüler kaygıların ötesine geçerek yaşama dair daha içsel, kişisel ama bir o kadar herkesin aşina olduğu bir sorgulamanın ipuçlarını taşıyor. Sanatçı, her işin kendi içindeki sembolleri bir araya getirerek çözülmesi gereken bir bulmaca sunuyor. İzleyiciler ise bu tanıdık ama çok kişisel bulmacayı çözerken sadece sanatçının geçmişini değil, kendi yaşamından parçaları da hatırlamaya başlıyor. İşlerin ilk izlenimi bilinçli olarak yanıltıcı; fakat formların ve katmanların içinde kayboldukça akıntıya karşı yaşanan bir hayatın izleri ortaya çıkıyor. İzleyici sanatçıya yaklaştıkça, onun işlerinde bıraktığı düğümleri kendi eliyle çözmeye başlıyor. Sergi metnini ise Sinan Eren Erk kaleme aldı.
Nahid Sırrı Örik’in Osmanlı’ya yönelik farklı ve birbirini tamamlayan iki bakış açısını yansıtan, Fransızca yazdığı iki anlatısı Alüfte Zeynep (Zeynép La Courtisane) ile Padişahın Gazabı (Colère de Sultan), İlhan Alemdar’ın çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.
Bahriye Çeri’nin külliyat editörlüğünü yaptığı kitapta “Alüfte Zeynep”, yoksulluk, beden, arzu ve hayatta kalma mücadelesi üzerinden Batı’nın “Doğu”ya bakışının gündelik ve mahrem yüzünü açarken; “Padişahın Gazabı”, iktidarın merkezine yerleşen padişah figürü üzerinden tarihsel ve siyasal tahayyülü dramatize eder.
Bu iki anlatı birlikte okunduğunda oryantalist bakışın temel mekanizması görünür hâle gelir: Doğu, bir yandan beden ve arzu üzerinden egzotikleştirilirken, bir yandan da iktidar, tiyatral ve aşırı görkemli bir sahneye dönüştürülür. Örik’in metinleri bu imgeleri yeniden üretiyor ama aynı zamanda bunların hangi söylemsel kalıplarla kurulduğunu da görünür kılıyor. Yazarın üslup ve dil keşifleriyle özgünleşen bu iki hikâye, inşa edildikleri zihin haritasına yeniden bakmaya çağırıyor.
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14-20 Eylül tarihleri arasında beşinci kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Dünyanın dört bir yanından 76 filmi ağırlayacak olan festival, gösterimlerin yanı sıra paneller, söyleşiler ve açık hava etkinlikleriyle sinema coşkusunu tüm kente yayacak. Açılış gecesi 14 Eylül akşamı Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro’da gerçekleşecek festivalin açılış filmi ise Pedro Almodóvar’ın bu yıl Cannes Film Festivali ana yarışmasından ödülle dönen yeni yapımı Buruk Noel (Bitter Christmas) olacak.
Dünya festivallerinde ses getiren pek çok yapımı bir araya getiren zengin programda usta yönetmenlerin son çalışmaları dikkat çekiyor. Emin Alper’in Berlin Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne (Gümüş Ayı) layık görülen yeni filmi Kurtuluş, festivalin en merak edilen yerli yapımları arasında öne çıkıyor. Berlinale’de Altın Ayı kazanan İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar, Paweł Pawlikowski’nin Cannes’da En İyi Yönetmen ödülü alan başyapıtı Ata Yurdu (Fatherland) ve Gregg Araki’nin uzun bir aradan sonra çektiği Seni İstiyorum (I Want Your Sex) programın öne çıkan diğer uluslararası başlıkları arasında yer alıyor. Ayrıca siberpunk türünün kült klasiği Akira da restore edilmiş özel kopyasıyla beyazperdede izleyiciyle buluşacak.
Festival programında yakın zamanda aramızdan ayrılan usta sinemacılar Béla Tarr, Marjane Satrapi ve Kadir İnanır anısına özel gösterimler düzenlenirken, film seansları Rauf Denktaş Kültür Merkezi, Ayvalık Belediyesi Vural Sineması ve Fabrika Ayvalık gibi farklı mekânlara yayılacak. Biletler ise 5 Eylül itibarıyla çıkacak.
Ayvalık Uluslararası Film Festivali programına buradan ulaşabilirsiniz.
PASAJ İstanbul, 71 sanatçının avuç içine sığacak boyutlarda ürettiği sanatçı kitaplarını bir araya getiren “Small Pains, Great Songs” projesini 5-6 Eylül tarihlerinde Indiecon Hamburg bağımsız yayıncılık fuarında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Small Pains, Great Songs” projesi kişisel sancıların, içsel kırılmaların ve yaratıcı arayışların küçük boyutlu fakat yoğun anlatılara nasıl dönüşebileceğini araştırıyor. PASAJ’ın kurucularından Seçil Yaylalı’nın kavramsallaştırdığı “Small Pains, Great Songs”, sanatçıların kişisel mücadelelerinden ve içsel kırılmalarından beslenen avuç içi boyutundaki sanatçı kitaplarını bir araya getiriyor. Sanatçıları küçük ölçekli kitabı özgür bir ifade alanına dönüştürmeye davet eden proje, sanat ile kişisel acı arasındaki bağı Theodor W. Adorno’nun Minima Moralia’da Heinrich Heine’den esinle yer verdiği “Küçük Acılar, Büyük Şarkılar” düşüncesi üzerinden ele alarak büyük kederlerin minik ve yoğun sanat nesnelerine dönüşme serüvenini sorguluyor.
Sergide her sanatçının en fazla dokuz edisyon hâlinde ürettiği mini kitaplar yer alırken, farklı teknik ve tasarımlarla hazırlanan bu işlerin bir bölümü projenin üretim ortağı Barın Han Cilt Atölyesi ustaları tarafından ciltlendi. 2022 yılından beri Barın Han’da faaliyet gösteren PASAJ İstanbul için bu iş birliği, bulunduğu mekânla doğrudan temas kuran ve yerel üretim kültürünü sanatsal pratiğe dâhil eden yaklaşımın somut bir örneğini oluşturuyor. Ayrıca Seçil Yaylalı ve Zeynep Nur Ayanoğlu fuarın kamusal programı kapsamında “Sticker Making and Urban Activism” başlıklı bir atölye de düzenlenecek.
İlk kez Haziran 2024’te İsviçre’de I Never Read Art Book Fair kapsamında uluslararası izleyiciyle buluşan ve Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisi Barın Han’da gerçekleşen “Small Pains, Great Songs”; Basel, İstanbul, Los Angeles, Bodrum, Singapur, Urla, Datça ve Novara’nın ardından Hamburg’a ulaşıyor. Koleksiyon, Indiecon Hamburg’un ardından 14-15 Kasım tarihlerinde Kunstbok Oslo Art Book Fair kapsamında Norveç’te sergilenecek.
Fransız antropolog ve filozof René Girard’ın başyapıtlarından biri olarak görülen, William Shakespeare’in eserlerine yeni bir pencereden bakan çalışması Shakespeare: Haset Tiyatrosu, Türker Körük’ün çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Girard, Shakespeare incelemesine bir yenisini eklerken, alışılagelmiş romantik ve psikolojik yorumları bir kenara bırakarak yazarın insan doğasına dair asıl keşfine, yani “mimetik arzu” ve “haset” kavramlarına odaklanıyor.
Académie française üyesi yazar, Veronalı İki Beyzade’den Bir Yazdönümü Gecesi Rüyası’na, Julius Caesar’dan Troilus ve Cressida’ya kadar pek çok komedi ve trajediyi incelerken, dostluğu nefrete dönüştüren mimetik rekabetin şeffaf paradoksunu gözler önüne seriyor. Shakespeare’in trajik kahramanlarının “değerler” uğruna değil, birbirlerini taklit ettikleri için aynı nesnelere yönelip çatıştıklarını ve yazarın metinlerinde bizzat kullandığı “haset” kavramının oyunların asıl motoru olduğunu kanıtlıyor.
Akbank Sanat ve BKM iş birliğiyle düzenlenen 36. Akbank Caz Festivali, 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı mekânlarında düzenlenecek konserler ve yan etkinliklerle müzikseverlerle buluşacak.
“Şehrin Caz Hali” sloganıyla gerçekleşen festival kapsamında cazın klasik mirasından çağdaş yorumlarına, doğaçlamadan elektronik ve türler arası seslere uzanan geniş bir seçki müzikseverlerle buluşacak. Farklı müzik türlerini içeren geniş yelpazeli programda, 15’ten fazla ülkeden gelen 200’e yakın sanatçının yer aldığı 36 konserin yanı sıra çok yönlü panel, atölye ve ustalık sınıfı etkinlikleri yer alıyor. Akbank Caz Festivali, bu yıl da cazın farklı kuşaklarını, türlerini ve ifade biçimlerini İstanbul’un çeşitli sahnelerinde buluşturan zengin programıyla müzikseverleri kapsamlı bir keşif rotasına davet ediyor. Programda Arturo Sandoval, James Carter, Bugge Wesseltoft, Emin Fındıkoğlu, İmer Demirer, Sibel Köse, Dhafer Youssef, Savina Yannatou, Cochemea ve Nicole Zuraitis gibi cazın usta isimleri; genç caz müzisyenleri, uluslararası sahnenin dikkat çeken temsilcileri, özel tribute projeleri, söyleşi, dinleme kulübü ve çocuk atölyeleriyle birlikte yer alıyor. Festival, cazın sahnedeki enerjisini müziğin hafıza, arşiv, görsel kültür ve eğitimle kurduğu bağlarla birlikte ele alıyor.
36. Akbank Caz Festivali’nin tüm programına buradan ulaşabilirsiniz.
Fiba Salon İKSV, Eylül 2026 - Ocak 2027 dönemini kapsayan yeni sezonunda müzik, edebiyat, tiyatro ve sohbet serilerini aynı sahnede buluşturmaya hazırlanıyor.
Çağdaş cazın avangart tınılarından Londra ve Berlin’in yeraltı kültürüne, Ukrayna halk ezgilerinden Beyoğlu’nun bağımsız müzik mirasına uzanan geniş bir konser seçkisine yer veren Fiba Salon İKSV, yeni sezonda sahnesini tiyatro ve edebiyat gibi farklı disiplinlere de açıyor. Fiba Salon İKSV’nin yeni sezonu, 12 Eylül Cumartesi akşamı çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus konseriyle başlayacak.
Yeni sezonda The Bad Plus, Zeyne, Alex Cameron, TENDER, Grouper, The Notwist, DakhaBrakha, Kiss Facility ve Büyük Ev Ablukada’nın da aralarında bulunduğu isimleri ağırlayacak Fiba Salon İKSV; Salih Bademci ve Bora Akkaş’ın yer aldığı tek kişilik tiyatro gösterilerinin yanı sıra edebiyat buluşmaları ve sohbet serileriyle sezon boyunca müziğin ötesine uzanıyor. Eylül 2026’dan Ocak 2027’ye uzanan yeni sezonunda çağdaş cazın avangart tınılarından Londra ve Berlin’in yeraltı kültürüne, Ukrayna halk ezgilerinden Beyoğlu’nun köklü bağımsız müzik mirasına uzanan geniş bir konser seçkisi sunan Fiba Salon İKSV; İstanbul Tiyatro Festivali’nin Festival Artı etkinlikleri, Ferit Odman’la Caz Kulübü, Mirgün Cabas ile “Hem Evet Hem Hayır”, Didem Bayındır ile “Edebiyat Salonu” ve Eylül Görmüş ile “Kitap Kulübü” gibi farklı disiplinlere yayılan başlıkları da programına taşıyor. Fiba Salon İKSV yeni yıla da Büyük Ev Ablukada’nın üç gecelik retrospektif serisiyle başlıyor. Topluluk, diskografisinin üç ayrı dönemini temsil eden önemli albümlerini sırasıyla canlı çalacak: Full Faça (27 Ocak), Fırtınayt (28 Ocak) ve Defansif Dizayn (29 Ocak). Ayrıca bu sezon hayata geçirilen “Salon Kart” üyeliği biletlerde ve mekân harcamalarında %15 indirim, öncelikli bilet hakkı ve çeşitli ayrıcalıklar sunuyor.
Fiba Salon İKSV’nin programına buradan ulaşabilirsiniz. Etkinliklerinin biletlerini ise Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
Fotoğraf: Mete Kaan Özdilek