GÜNDEM
  • 12-08-2026

    Colleen Hoover’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, Anne Hathaway, Dakota Johnson ve Josh Hartnett’in başrollerinde yer aldığı psikolojik gerilim filmi Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, TME Films dağıtımıyla 2 Ekim’de vizyona girecek.

    Michael Showalter’ın yönettiği, senaryosunu Nick Antosca’nın kaleme aldığı filmde Dakota Johnson, maddi zorluklarla mücadele eden yazar Lowen Ashleigh’i canlandırıyor. Geçirdiği kaza sonrası yazı yazamaz hâle gelen ünlü yazar Verity Crawford’un yarım kalan serisini tamamlamak üzere işe alınan Lowen, ailenin gözlerden uzak malikanesine taşınır. Burada Verity’nin kaleminden çıkan otobiyografik notları bulan Lowen, yazarın eşi Jeremy Crawford hakkındaki rahatsız edici ve karanlık itiraflar ile derin bir şüpheye sürüklenir.

    ​Amazon MGM Studios sunumuyla hazırlanan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, Türkiye’de TME Films dağıtımıyla 2 Ekim’de sinemalarda olacak. Filmin fragmanına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    102
  • 12-08-2026

    Felsefeci ve psikolog Svend Brinkmann’ın yaşamı kişisel deneyime endeksleyen bakış açısının etik ve psikolojik sonuçlarını araştırdığı kitabı Deneyim Toplumunda Hayatta Kalmak - Öznelliğin Ötesinde Yaşam, Mercan Yurdakuler’in çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Yazar, bireylerle dünyanın arasına deneyim katmanları koymanın nasıl ahlâki fakirleşme ve dünyaya yabancılaşma riskine kapı araladığını gösteriyor. Bugün toplum hayatında alışverişten sağlık hizmetine kadar her şey “kişisel deneyim”le ölçülüp değerlendiriliyor. Deneyim kavramı eğitim, iş hayatı, siyaset, kültür ve ahlâk dahil, hayatımızı oluşturan her tür olgu ve eylemi anlamanın anahtarına dönüşmüş durumda.

    ​Peki bir şeyin değerini, bireylere verdiği memnuniyetle ölçmek mümkün müdür? Hayatın gitgide daha fazla alanının deneyime dönüşmesinin bireylere ve topluma bedeli nedir? Deneyim ekonomisi nedir, sürekli eğlence ve tatmin arayışına dayalı hayat görüşünün yaygınlaşmasına nasıl katkıda bulunur? Birbirinden ayrı ve bireysel deneyim dünyalarında yaşamak, bizi birbirimize ve dünyaya nasıl yabancılaştırır? Dünyayla öznel algımızın ötesinde aklımızla, mantığımızla ve bedenimizle bağ kurmak bizi daha gerçekçi ve sorumlu bir varoluşa götürür mü? Hayatı bir deneyim projesi olarak gören hâkim anlatı, bizi öznellik hapishanesine tutsak edip aslında dünyayı gözden kaçırmamıza neden oluyor olabilir mi?

    0
    0
    250
  • 11-08-2026

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğiyle, Çatalca Belediyesi’nin düzenlediği Çatalca Film Festivali, 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek.

    Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in ev sahipliğinde 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek 1. Çatalca Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması’nda 10 film finale kaldı. Genç yönetmenlere yeni üretim alanları açmayı ve sinema sanatını desteklemeyi hedefleyen yarışmaya bu yıl toplam 224 başvuru yapıldı. Yönetmen Kerem Yükseloğlu, yapımcı Gamze Topuz ve kurgucu İsmet Araç’tan oluşan ön jürinin değerlendirmesi sonucunda 10 film seçildi.

    Beril Tan’ın Alis, Fatih Diren’in Baletler Köyü, Utku Ali Güler’in Feridun, Semih Ellialtı’nın Galaksinin Tezenesi, Doğa Kılcıoğlu Esen’in Kirpik, Mehmet Oğuz Yıldırım’ın Kudret, Turgut Kanal’ın Mümeyyiz, Rabia Özmen’in Prosedür, Ozan Takış’ın Salman Gitmek İstiyor ve Dalya Keleş’in Yerçekimi adlı filmleri Altın Erguvan Ödülleri için yarışacak.

    Ana jürinin değerlendireceği finalistler arasından En İyi Kısa Film (100.000 TL), Büyük Jüri Özel Ödülü (75.000 TL), Jüri Özel Ödülü (50.000 TL) ve Mansiyon Ödülü (25.000 TL) olmak üzere toplam 250.000 TL tutarındaki ödüller sahibini bulacak.

    ​Çatalca Belediyesi’nin düzenlediği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğiyle ilki gerçekleşecek Çatalca Film Festivali; sinema üretimine destek olmayı ve alanındaki gelişmelere katkı sağlamayı hedefliyor. Festivalin direktörlüğünü yönetmen Cengiz Özkarabekir, genel koordinatörlüğünü yönetmen Onur Güler, program, etkinlikler ve iletişim koordinatörlüğünü ise kurumsal iletişimci Serdar Çamkır üstleniyor. Festival; film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler ve kısa film yarışmasıyla sinemaseverleri 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde Çatalca’da bir araya getirecek.

    0
    0
    332
  • 11-08-2026

    Pi Artworks İstanbul, Nancy Atakan ile Dilek Aydın’ın uzun yıllara dayanan iş birliğini “Ne Tatlı Ayrılık” başlıklı ilk ortak sergiyle 17 Eylül-31 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Ne Tatlı Ayrılık”, yaratıcı alanlarda üretim yapan kadınların gözünden doğum deneyimini ele alan disiplinler arası bir sergi olarak kurgulanıyor. Sergi, doğumu anne ile çocuğun fiziksel olarak birbirinden ayrıldığı bir eşik anı olarak ele alırken, bu ayrılığın aynı zamanda yeni bir yaşamın, yeni kimliklerin ve yeni yaratıcı yolların başlangıcını temsil etmesine odaklanıyor.

    Sergi, Ne Tatlı Ayrılık başlıklı yeni video çalışması, portre kartpostallardan oluşan bir heykel yerleştirmesi, kişisel metinlerle işlenmiş bebek battaniyelerinden oluşan bir enstalasyon, Bye Bye Baby yazılı neon işi ve Nancy Atakan’ın daha önce ürettiği Homage to Myrna Lewis ile Mersin Hastanesi adlı iki video çalışmasını bir araya getiriyor. Bu yapıtlar, doğum deneyiminin kadınların hem kişisel hem de yaratıcı yaşamlarında bıraktığı izleri görünür kılarken, samimi anlatılar ile sanatsal düşünüş biçimlerini bir araya getiriyor.

    Sergi mekânı, izleyiciyi sıcak, açık ve düşünmeye davet eden bir atmosferin içine çekiyor. Yerleştirmeler, yavaşlamayı, dikkatle bakmayı, derinlemesine dinlemeyi ve duygusal bir karşılaşmayı teşvik ediyor. Mekânsal kurgu, tekstil işler ve kişisel tanıklıkların bir araya gelişi, doğumun çoğu zaman göz ardı edilen ancak son derece insani ve karmaşık dönüşümünü görünür kılan çok katmanlı, duyusal bir deneyim sunuyor.

    Sergi süresince düzenlenecek Açık Mikrofon Oturumları, sergi mekânını yaşayan bir paylaşım alanına dönüştürmeyi ve izleyicinin doğrudan katılımını teşvik etmeyi amaçlıyor. Sergi boyunca iki ila üç kez gerçekleştirilecek bu özel oturumlarda önceden kayıt yaptıran veya davet edilen kadınlara, canlı yayın karşısında doğum hikâyelerini paylaşmaları için 10’ar dakika ayrılacak. Her oturum en fazla 6 katılımcıyla gerçekleştirilecek ve yaklaşık bir saat sürecek. Bu etkinlikler, sergide ele alınan anlatıları eserlerin ötesine taşıyarak, doğaçlama gelişen hikâye anlatımı ile ortak duygusal deneyimlerin ortaya çıkmasına alan açmayı amaçlıyor.

    Künye: Nancy Atakan, Bebek Battaniyeleri, 2026, örgü ve nakış

    0
    0
    365
  • 11-08-2026

    Knut Hamsun’un dilimizde 1979 yılında 12 bölümlük radyo tiyatrosu olarak yayımlanan romanı Benoni ile Rosa, Behçet Necatigil’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Behçet Necatigil, Knut Hamsun’un Benoni romanını 1960’ta, Rosa’yı 1968’de çevirmiş, birbirinin devamı olan bu iki romanı “Benoni ile Rosa” adıyla radyoya uyarlamıştı. Arşivinde daktilo edilmiş sayfalar hâlinde bulunan ve 1979’da İstanbul Radyosu “Arkası Yarın” kuşağında 12 bölüm olarak yayımlanan oyun ilk kez kitaplaştı. Yönetmeni Engin Uludağ, efektörü Erhan Mesutoğlu olan oyunu seslendiren sanatçılar; Muazzez Küçük, Jeyan Mahfi Tözüm, Kâmuran Usluer, Bilge Zobu, Sait Ergenç, Nüvit Özdoğru, Sezai Altekin, Nedret Denizhan, Zihni Göktay, Mümtaz Ener, Müşfik Kenter ve Kadriye Kenter’di.

    ​“Benoni, Norveç’in küçük kıyı kasabalarından birinde genç bir balıkçıdır, posta sürücülüğü de yapmıştır. Komşu köyün rahibinin kızı Rosa ile evlenmek ister. Uzun süredir nişanlısı bulunan hukuk öğrencisi Nikolay Arentsen’den ümidini kesmiş olduğu için Rosa, Benoni’nin teklifini kabul eder görünür, fakat bir süre beklemesini söyler.”

    0
    0
    376
  • 10-08-2026

    İki yıl aradan sonra İstanbul’a dönen MUBI FEST, bu yılki programında farklı festivallerden ödüllerle dönen yapımlara yer veriyor. 79. Cannes Film Festivali’nde iki başrol oyuncusuna En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandıran Coward, Paweł Pawlikowski’ye En İyi Yönetmen Ödülü getiren Ata Yurdu (Fatherland) ve Un Certain Regard (Belirli Bir Bakış) bölümünden ödülle ayrılan Miyazma Kampı (Camp Miasma), festival kapsamında Türkiye prömiyerlerini gerçekleştirecek. Cannes Film Festivali’nde gösterilen Arthur Harari imzalı The Unknown ile Na Hong-jin’in yönettiği Hope da Türkiye’de ilk kez MUBI FEST İstanbul’da izleyiciyle buluşacak.

    Festival programında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, canlı müzik performansları ve öğrencilere yönelik etkinlikler de yer alacak. Festival alanında yeme-içme bölümleri de bulunacak.

    ​Biletlerin MUBI üyelerine özel ön satışı 12 Ağustos’ta başlayacak, genel satış ise 14 Ağustos’ta açılacak. Festival süresince düzenlenecek bazı etkinliklere ve öğrencilere ayrılan özel alana ücretsiz katılım sağlanabilecek. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    440
  • 10-08-2026

    Zeyrek Çinili Hamam, Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin “Karşılaşmalar Atlası” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisini Anlam de Coster küratörlüğünde 24 Eylül 2026-31 Ocak 2027 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    16. yüzyıldan günümüze ulaşan Mimar Sinan yapısı Zeyrek Çinili Hamam’ın altında yer alan Bizans sarnıcında gerçekleşen sergi, astronomi, şehir, mimarlık ve beden arasındaki ilişkileri haritalayan otuzdan fazla eseri bir araya getiriyor. Sergi, Červený’nin Zeyrek Çinili Hamam’ın davetiyle İstanbul’da yürüttüğü araştırma sürecinden doğan yeni yapıtları, sanatçının ilk Türkiye seyahatinden ilhamla ürettiği ve daha önce gösterilmemiş eserlerle bir araya getiriyor.

    Sergide tuval üzerine resimler, parşömen bir heykel, tarihî astronomi risaleleri ve İstanbul gravürleri üzerine müdahaleler ile nakış işlemeli peştemal yerleştirmeleri yer alıyor. Červený’nin üretimleri, “düşüncelerimi barındırmak için ideal bir mekân” olarak tanımladığı sarnıç boyunca açılan bir kitabın sayfaları gibi yerleştiriliyor.

    Alex Červený’nin sarnıç için ürettiği yeni eserler arasında İstanbul Boğazı’ndan esinlenen desen ve resimler bulunuyor. Hollandalı ressam ve seyyah Cornelis de Bruyn’un sanatçının özel koleksiyonunda yer alan Voyage Au Levant kitabından iki İstanbul gravürünün tıpkıbasımları üzerine gerçekleştirdiği yeni desenlerde sanatçının İstanbul’la kurduğu ilişkinin izini sürülebiliyor. Sergide ayrıca Boğaz’ı merkeze alan ve sanatçının alamet-i farikası olan sembol ve kaligrafi öğelerine yer veren üç yeni yağlı boya resim de yer alıyor.

    Künye:
    1. Alex Červený Astronomi Defteri Serisi, 2009 Kâğıt üzerine suluboya ve tempera 23 x 30 cm
    2. Alex Červený Astronomi Defteri Serisi, 2009 Kâğıt üzerine suluboya 23,5 x 30 cm
    3. Alex Červený Boğaz, 2026 Tuval üzerine yağlıboya 27 x 35 cm
    4. Alex Červený Baklava, 2026 Tuval üzerine yağlıboya 27 x 35 cm
    ​5. Alex Červený Cornelius, 2026 Kağıt üzerine print, gümüş varak ve kalem 32,6 x 39 cm

    0
    0
    425
  • 10-08-2026

    İtalyan yazar Elsa Morante’nin çocukluğun pırıl pırıl parlayan ışığını sayfalarından yansıttığı Çocukluk Anıları ile kendi iç dünyasını sansürsüz bir şekilde ortaya koyduğu 1938 Günlüğü kitapları Özge Parlak Temel’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Morante, Çocukluk Anıları’nda çocukluğunun ülkesine geri dönüyor; ilk heyecanlarını, oyunlarını, korkularını, ilk aşklarını, kardeşlerini, okul arkadaşlarını ve Roma’nın gündelik hayatını çocuk Elsa’nın bakışıyla anlatıyor. Bir çocuğun gözünde devleşen eşyalar, eski evlerin gölgeli köşeleri, aile içindeki sessiz gerilimler ve yalnızlığın gizli sığınakları, yazarın benzersiz anlatımıyla neredeyse masalsı bir dünyaya dönüşüyor. Morante’nin oyunbaz, muzip ve dokunaklı çocuk sesinin tüm canlılığıyla yankılandığı Çocukluk Anıları; hafızanın nasıl hikâyeye dönüştüğünü gösteriyor.

    1938 Günlüğü, Elsa Morante’nin gençlik yıllarında tuttuğu notlardan oluşuyor. Yalnızca gündelik hayatın değil; rüyalar, arzular, suçluluk duygusu, yalnızlık ve aşkın yarattığı kırılganlıkların da yer aldığı bu sayfalarda Morante, henüz yirmi altı yaşındayken, kendi iç dünyasını büyük bir açıklıkla izliyor. Alberto Moravia’yla yaşadığı çalkantılı ilişkinin gölgesinde yazılan bu metin, gönderilmemiş mektupları, gece düşlerini ve parçalı düşünceleri bir araya getiriyor. Günlük ilerledikçe gerçek ile düş, uyanıklık ile bilinçdışı arasındaki sınırlar siliniyor; yazı, bir itiraftan çok, karanlık bir içsel keşfe dönüşüyor. Dante’den Rimbaud’ya, Freud’dan Kafka’ya uzanan edebî evreniyle birlikte, 1938 Günlüğü hem kişisel bir belge hem de bir yazarın kendi sesini arayışının eşsiz bir kaydı.

    0
    0
    452
  • 09-08-2026

    Dünyaca ünlü klasik crossover tenor Mario Frangoulis, Piu Entertainment organizasyonuyla 7 Ocak 2027’de Zorlu PSM’de konser verecek.

    Opera ve çağdaş müziği bir araya getiren yorumuyla tanınan Mario Frangoulis, kariyeri boyunca dünyanın farklı ülkelerinde konserler verdi. Sanatçı, Les Misérables, The Phantom of the Opera ve West Side Story gibi müzikallerde başrol üstlenirken; Andrea Bocelli, Lara Fabian, Sarah Brightman, José Carreras ve Plácido Domingo gibi isimlerle de aynı sahneyi paylaştı. İlk uluslararası albümleriyle Billboard Classical Crossover listelerinde üst sıralarda yer alan Frangoulis, kariyeri boyunca milyonlarca albüm satışına ulaştı.

    ​7 Ocak 2027’de Zorlu PSM’de gerçekleşecek konserde Frangoulis, klasik müzik eserlerinin yanı sıra Broadway müzikallerinden seçkiler ve dünya müziğinden yorumlarını seslendirecek. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    517
  • 09-08-2026

    Galeri / Miz, 2011 yılında kurulduğu günden bu yana hayata geçirdiği “Miz Volume” başlığı altında gerçekleşen özel seçkilerinin bu sene on ikincisini gerçekleştiriyor. “Miz Volume XII” sergisi 25 Ağustos’a kadar Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

    ​Deha Çun iş birliğiyle düzenlenen “Miz Volume XII” başlıklı grup sergisinde; Ayşe Topçuoğulları, Doğu Çankaya, Doğukan Çiğdem, Ergin Varlıbaş, Eylül Civelek, Fatih Kahya, Güher Elçiçek, Işıl Güleçyüz, İlayda Uçar ve Sami Gedik’in birbirinden farklı yaratım süreçlerinden beslenen, çeşitli teknik ve malzemelerle üretilmiş çalışmalarını bir araya geliyor.

    0
    0
    572
DAHA FAZLA
Geldanlage