GÜNDEM
  • 05-06-2026

    Bu yıl 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 36. Caz Festivali’nde sahne alacak ilk isimler belli oldu.

    Türkiye’nin köklü caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, 36. yılında da “Şehrin Caz Hali”ni İstanbul’un kültür sanat ajandasına taşımaya devam ediyor. Cazın klasik mirasından çağdaş yorumlarına, doğaçlamadan elektronik ve türler arası seslere uzanan geniş programıyla festival, bu yıl da farklı coğrafyalardan müzisyenleri ve özel projeleri aynı sahnede buluşturacak. Akbank Sanat’ın BKM organizasyonuyla hayata geçirdiği festivalin açıklanan ilk isimleri arasında; 10 Grammy ödüllü trompet virtüözü Arturo Sandoval, saksafon virtüözü James Carter’ın organ dörtlüsüyle sahneye taşıdığı John Coltrane’in 100. yaşını kutlayan özel projesi “Coltrane: A Centennial Supreme” projesi, Chicago’nun deneysel yaratıcı müzik sahnesinden beslenen kozmopolit blues yaklaşımıyla çok yönlü besteci ve kornetçi Ben LaMar Gay ve vokal cazın sınırlarını yeniden çizen Grammy ödüllü besteci ve piyanist Nicole Zuraitis yer alıyor.

    Festivalde ayrıca Güney Londra caz sahnesinin önde gelen yaratıcı figürlerinden biri olan Joe Armon-Jones, toplumsal meseleleri caz, spoken word ve multidisipliner üretimlerle buluşturan Samora Pinderhughes’un Elliott Skinner, Joshua Crumbly, Jonathan Pinson ve kardeşi Elena Pinderhughes ile sahne aldığı beşlisi, güçlü ve sinematik performanslarıyla tanınan Londra merkezli topluluk Kinkajous, caz, geleneksel Akdeniz müzikleri ve klasik müziği çağdaş bir estetikte buluşturan üç virtüözden oluşan L’Antidote ve vibrafondaki yenilikçi yaklaşımıyla yeni kuşağın en dikkat çekici isimlerinden Sasha Berliner dinleyiciyle buluşacak.

    Akbank Caz Festivali, bu yıl Zorlu PSM ile ilk kez gerçekleştireceği iş birliği kapsamında; pan-Arap köklerini elektronik müzik, soul ve şiirsel sözlerle harmanlayan kült müzisyen Yasmine Hamdan’ı ağırlayacak. Programın öne çıkan diğer konukları arasında, Hindistan Başkonsolosluğu’nun desteğiyle gerçekleşecek konseriyle; caz, elektronik müzik ve Hint klasik müzik gelenekleri arasında kurduğu köprüyle çağdaş İngiltere cazının en özgün isimlerinden Sarathy Korwar Drum Ensemble ve British Council desteğiyle sahne alacak, İngilitere caz ve elektronik müzik sahnesinin yükselen isimlerinden davulcu, prodüktör ve besteci Momoko Gill de yer alıyor.

    ​Önümüzdeki aylarda açıklanacak yeni isimlerle birlikte zenginleşecek 36. Akbank Caz Festivali programı, 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı lokasyonlarında müzikseverlerle buluşacak.

    0
    0
    3
  • 05-06-2026

    EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’nın gelenekselleşen yaz sergisi serisinin dokuzuncu edisyonu “Summer Love IX: Blue Dreams”, 9 Haziran-9 Ağustos tarihleri arasında Ekavart Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    ​Dr. Feride Çelik küratörlüğündeki sergi, 12 çağdaş sanatçının yer aldığı güncel sanat pratiklerinden oluşan eser seçkisi aracılığıyla günümüz sanatından bir kesit sunuyor. Bu edisyon, maviyi yalnızca bir renk paleti olarak değil; bir algı alanı, derinlik katmanı ve kavramsal bir eşik olarak odağına alıyor. Mavi, bu seçkide yalnızca görsel bir tercih değil; serginin kavramsal omurgasını oluşturan bir katalizör olarak temellendiriyor. İzleyici ile yapıt arasındaki düşünsel etkileşimi tetikleyen bir eşik görevi üstlenen bu renk; farklı disiplinlerden gelen eserleri ortak bir paydada buluşturan bağlayıcı bir güç işlevi görüyor. Aynı zamanda mekânsal ve zihinsel algıyı dönüştüren bir dinamik olarak mavi, sergiyi fiziksel bir izleme deneyiminden çıkarıp, disiplinler arası bir diyaloğa dönüştürüyor. EKAV Vakfı’nın “Sanat Geliştirir, Sanat İyileştirir, Sanat Birleştirir” vizyonu çerçevesinde kurgulanan sergi, çağdaş sanatçıların özgün üretimlerini bir araya getirirken, izleyiciyi mavinin sunduğu geniş ve katmanlı evrende bir keşfe davet ediyor. Ekavart Gallery, her bir eserin maviyi bir strüktür olarak kurguladığı bu dokuzuncu buluşmaya, yazın enerjisini ve sanatın birleştirici gücünü deneyimlemek isteyen tüm sanatseverleri bekliyor.

    0
    0
    83
  • 05-06-2026

    2025 yılında yaşama veda eden Baek Sehee’nin her şeye rağmen içindeki ışığı keşfetmek için çabalayan herkes için yazdığı novellası Barselona’dan Vasiyet, Derya Çelik’in çevirisiyle Nova Kitap’tan çıktı.

    Kitabın kahramanı Lee Sem dünya çapında büyük yankı uyandıran, otuz dile çevrilip milyonlarca insanın kalbine dokunan o kitabın yazarıdır. İçindeki boşluğu doldurmak istercesine durmadan yemek yiyor ve evinin güvenli sınırları içinde öylece duruyor. Kendisini dış dünyaya bağlayacak o kırılgan ipiyse, kitabını İspanyolcaya çeviren; güzelliğin, zekânın, ışığın ete kemiğe bürünmüş hâli Paula uzatıyor.

    ​Sem, adının taşıdığı “berrak bir pınar” olma vaadinden uzaklaşıp içindeki o amansız kıskançlığın sularında boğulurken, her şeyi ardında bırakıp Barselona’ya giden bir uçakta buluyor kendini. Zira göz kamaştırıcı güzelliklerin karşısında eğilip bükülen bir ruhun, Sagrada Família’nın rengârenk ışıklarında ve yabancı bir şehrin plajlarında kendini arama hikâyesi anlatıyor bu kitap.

    0
    0
    227
  • 04-06-2026

    Belgesel sinema ve tiyatronun kesişiminde konumlanan uluslararası kapasite geliştirme programı Kundura DocLab, 8-12 Haziran tarihleri arasında Beykoz Kundura’da gerçekleştirilecek.

    Türkiye ve farklı coğrafyalardan yönetmenleri ortak bir düşünme ve üretim alanında bir araya getiren program, araştırma odaklı yaklaşımı, disiplinlerarası yapısı ve uluslararası danışman kadrosuyla belgesel anlatının dönüşen olanaklarını tartışmaya açıyor. İlk kez 2023 yılında hayata geçirilen Kundura DocLab, her edisyonunda farklı yaratıcı pratikleri ve metodolojileri buluşturarak kurmaca dışı hikâye anlatımını yeniden düşünmeye alan açıyor. Sinema ve tiyatronun araştırma süreçlerini ortak bir zeminde buluşturan program, yalnızca proje geliştirme süreçlerine değil, aynı zamanda sanatçıların üretim biçimlerini, bakış açılarını ve yaratıcı yöntemlerini derinleştiren kolektif bir düşünme pratiğine odaklanıyor.

    Bu yıl yedi farklı ülkeden seçilen yönetmenleri İstanbul’da ağırlayacak Kundura DocLab kapsamında katılımcılar beş gün boyunca Beykoz Kundura’da konaklayarak belgesel sinema ve belgesel tiyatro arasında kurulan yaratıcı alanda ortak araştırmalar yürütecek. Program boyunca gerçekleştirilecek atölyeler, sanatçı konuşmaları, gösterimler ve ustalık sınıfları aracılığıyla katılımcılar anlatının estetik, politik ve dramaturjik katmanlarını disiplinlerarası bir yaklaşımla birlikte tartışma imkânı bulacak.

    Programın danışmanlığını, kültür-sanat, insan hakları ve sosyal adalet alanlarının kesişiminde geliştirdiği uluslararası projelerle tanınan yaratıcı yapımcı ve stratejist Bruni Burres ile belgesel tiyatro, kamusal alan performansları ve araştırma temelli sahne pratikleri üzerine çalışan dramaturg ve küratör Aljoscha Begrich üstleniyor.

    Kundura DocLab programının dramaturjistliğini eski sözlü gelenekleri çağdaş yaratıcı uygulamalarla birleştiren hikâye anlatıcısı, yazar ve tiyatro pedagogu Nazlı Çevik Azazi üstleniyor. Programın bu seneki mentörleri ise Yunanistan'da belgesel tiyatronun öncülerinden biri olarak kabul edilen, araştırmaya dayalı ve belgesel tiyatro pratiğiyle hem Yunanistan'da hem de uluslararası alanda pek çok çalışmaya imza atan Anestis Azas, romancı, film yapımcısı, senarist, oyun yazarı, sahne yönetmeni, oyuncu ve yapımcı gibi pek çok alanda üretim veren çok yönlü sanatçı Santiago Giralt, Avrupa Film Akademisi ve Fransız yazarlar ve yönetmenler derneği La SCAM’in üyesi oyuncu ve yönetmen Nino Kirtadze, Nazlı Çevik Azazi, Aljoscha Begrich, Bruni Burres ve S. Buse Yıldırım olacak.

    ​Kundura DocLab programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    230
  • 04-06-2026

    Fatma Berber’in her kitabının “Mekân, hafıza ve sanat birbirine nerede değiyor?” sorusuna başka bir açıdan cevap arayan serisinin ilk kitabı Taştan Düş Yaratmak “Edebiyat”, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

    “Edebiyat”la başlayan ve “Müzik”, “Resim”, “Sinema” ve “Şehir” ile devam edecek olan “Taştan Düş Yaratmak” serisi, mekânların hikâyesini ve tarihini anlatmıyor; bütün bu alanların birbirine nasıl değdiğini, nasıl iç içe geçtiğini düşünmeye çalışıyor; bir nevi hafıza topografyası ya da duygu arkeolojisi olarak öne çıkıyor.

    ​Bu ilk kitap, yazı ve anlatı üzerinden ilerliyor; şehri bir anlatı yüzeyine dönüştürüyor, taşın suskunluğuna düş ekliyor, insan hikâyelerinin izini sürüyor. Berber, bu yolculukta bizleri alanında uzman pek çok kıymetli isimle buluşturuyor ve onların görüşlerini ve esere dönüşmüş çalışmalarına dair güncel söyleşilerini paylaşıyor: Annie Ernaux kitapları özelinde Elise Hugueny-Léger’den yazar Georgi Gospodinov’a, araştırmacı ve yazar Erhan Altunay’dan çizgi roman yazarı Levent Cantek’e, çizgi roman, karikatür ve illüstrasyon sanatçısı M.K. Perker’den masal anlatıcısı Nazlı Çevik Azazi’ye, ressam Nuri Kuzucan’dan yazar ve akademisyen Murat Belge’ye, gazeteci yazar Umur Talu’dan yazar ve araştırmacı Haldun Hürel’e, şair Bejan Matur’dan şair ve yazar Güven Turan’a, yazar ve eleştirmen Orhan Koçak’tan yazar, yayıncı ve gazeteci Rober Koptaş’a… Ayrıca metnin içine yerleştirilen QR kodlara saklanan görsellerle mekân yalnızca bir yer değil, bir hatırlama biçimine dönüşüyor.

    0
    0
    293
  • 04-06-2026

    Dublin çıkışlı Bleech 9:3, 1 Ekim akşamı %100 Müzik katkılarıyla Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

    Son dönemin en hızlı yükselen yeni live gruplarından biri olarak gösterilen Bleech 9:3, kısa sürede İngiltere ve İrlanda alternatif sahnesinde yarattığı güçlü ivme, sold-out konserleri ve underground çevrelerde giderek büyüyen etkisiyle dikkatleri üzerine çekti. Karanlık ama melodik gitar katmanlarını, patlayıcı distorsiyonlarla birleştiren; post-punk, indie rock ve alternatif sound arasında sert geçişler yapan özgün bir sound’a sahip olan grup; Radiohead ve Nirvana gibi efsanelerden, Fontaines D.C. ve Sleep Token gibi modern sahneye uzanan geniş bir referans evreninden besleniyor.

    Özellikle bağımlılık, iyileşme ve kişisel dönüşüm temalarını merkezine alan anlatılarıyla Bleech 9:3, sadece müzikal değil aynı zamanda güçlü bir duygusal hikâye de kuruyor. İlk dikkat çeken single’ları “Jacky” ve “Ceiling”, bu estetiğin en çarpıcı örnekleri arasında yer alıyor.

    2024 yazında Londra’ya taşınarak yaratıcı merkezlerini büyüten grup, kısa sürede underground sahnede yoğun bir takipçi kitlesi oluşturdu. Brixton ve The Windmill çevresinde şekillenen bu yeni dönem, Bleech 9:3’nin sound’unu ve sahne kimliğini daha da keskinleştirdi.

    ​Bleech 9:3 konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    295
  • 04-06-2026

    Uluslararası Villa Concordia Sanatçı Programı’na katılan sanatçıların eserlerini bir araya getiren “Concordia Rhapsody” sergisi, 5-28 Haziran tarihleri arasında Anna Laudel İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Türkiye ile Almanya arasında kurulan sanatsal diyaloğu görünür kılan sergi, farklı disiplinlerden sanatçıları ortak bir üretim zemininin etrafında bir araya getiriyor. Internationale Künstlerhaus Villa Concordia ve Almanya Büyükelçiliği’nin katkılarıyla hayata geçirilen “Concordia Rhapsody”, birey kavramını merkezine alan küratöryel yaklaşımıyla sanatçılar arasındaki etkileşim, karşılaşma ve birlikte düşünme süreçlerine odaklanıyor. Sergi, 2025-2026 döneminde Almanya’nın Bamberg kentindeki Uluslararası Villa Concordia Sanatçı Programı’na katılan sanatçılardan bir seçkiyi izleyiciyle buluştururken, farklı coğrafyalardan gelen sanatçıların üretimlerini ortak bir zeminde bir araya getiriyor.

    Sergide, Ardan Özmenoğlu, Beate Passow, Cem Sonel ve Thomas Werner’in eserleri yer alırken, Sinem Altan da projeye müzikal ve performatif katkılarıyla eşlik ediyor. Disiplinlerarası yapısıyla dikkat çeken sergi, sanatın farklı ifade biçimleri arasındaki geçişkenliği vurgulayarak çok katmanlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

    Farklı ifade biçimlerinin kolektif bir anlatıya dönüşme potansiyelini araştıran “Concordia Rhapsody”, izleyiciyi farklılıklar içinde ortaklıklar keşfetmeye davet ediyor. İstanbul’daki gösterimin ardından sergi, Anna Laudel Ankara ve Internationale Künstlerhaus Villa Concordia’da da sanatseverlerle buluşacak.

    Künye:
    1. Cem Sonel, Schengen Strategy, 2026, P5 LED panel, HD C16L controller, stainless steel, computer code, 32 x 32 x 5.5 cm 
    2. Thomas Werner, B.F. VI., 2025, Tempera on Canvas, 105 x 100 cm
    3. Ardan Özmenoğlu, Bamberg I, 2026, Mixed technique on post it notes, 100 x 70 cm 
    4. Beate Passow, Cotton and synthetic fibre, MeToo, 2022, Textile Works, 260h x 164cm 

    0
    0
    276
  • 04-06-2026

    Çağdaş Japon edebiyatı yazarlarından Banana Yoshimoto’nun yas, yalnızlık ve yeniden hayata tutunma üzerine kurulu kült romanı Mutfak, Ahmet Can Aşkın’ın çevirisiyle Beyaz Baykuş tarafından Türkçede yeniden yayımlandı.

    Banana Yoshimoto, bu kitapla The Independent on Sunday tarafından “genç Japonya’nın sesi” olarak anıldı. Mutfak, annelik, kayıp, dönüşüm, aşk ve trajedinin iç içe geçtiği iki anlatıyı bir araya getiriyor. İlk kez 1987’de yayımlandığında Japonya’nın en prestijli edebiyat ödüllerini kazanan eser, bir yılı aşkın süre çok satanlar listelerinin zirvesinde kaldı ve milyonlarca okura ulaştı.

    ​Roman, anneannesinin ölümünün ardından yalnız kalan Mikage Sakurai’nin hikâyesi üzerinden; kayıp, aidiyet ve aile kavramını farklı bir bakışla ele alıyor. “Bu dünyada en sevdiğim yerin mutfak olduğunu düşünüyorum” cümlesiyle açılan kitap, mutfakları yalnızca bir mekân değil; iyileşmenin, yakınlığın ve yeniden başlamanın sembolü hâline getiriyor.

    0
    0
    299
  • 03-06-2026

    Aşkın Ercan’ın su, ekoloji ve kent hafızası üzerine odaklanan çalışmalarını bir araya getiren “Her Damla Bir Öykü, Her Akış Bir İz Taşır” sergisi, 13 Haziran-30 Ağustos tarihleri arasında Eldem Sanat Alanı FIRIN’da sanatseverlerle buluşacak.

    “Her Damla Bir Öykü, Her Akış Bir İz Taşır” sergisi, Porsuk Çayı çevresinde şekillenen kent dokusunu ve ekosistemi, suyun taşıdığı tarihsel ve kültürel izler üzerinden ele alıyor. Suyun çevresinde dönüşen kent peyzajı ve hafızasını odağına alan sergi; mekâna özgü yerleştirmeler, video çalışmaları, buluntu nesneler ve arşiv fotoğraflarından oluşan kolajların yanı sıra, kolektif hafıza defteri olarak kurgulanan sanatçı kitabını da içeriyor. Bataklık süsenleri, sazlık alanlar, taş yüzeylerde biriken izler ve toprağın taşıdığı katmanlı hafıza aracılığıyla ekolojik bir düşünme alanı açan sergi, su çevresinde gelişen ekosistemlerin kırılganlığına dikkat çekerken, insan ile çevre arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeyi öneriyor.

    13 Haziran’da gerçekleşecek açılış programına Fungistanbul’un canlı performansı eşlik edecek. Müzik ve ses aracılığıyla serginin ekolojik meselelerle kurduğu diyaloğu genişleten performans, izleyicileri ortak bir deneyimde buluşturacak.

    ​SAHA Sürdürülebilirlik Fonu desteğiyle gerçekleşen sergi süresince düzenlenecek söyleşi, atölye ve kamusal etkinlikler aracılığıyla ziyaretçiler, suyun kent belleğindeki yeri, ekolojik dönüşüm ve çevresel hafıza üzerine farklı disiplinlerden üretimlerle bir araya gelme fırsatı bulacak.

    0
    0
    253
  • 03-06-2026

    İsveçli kült grup The Cardigans, Bayhan Müzik organizasyonuyla gerçekleşecek Live From Fest İstanbul kapsamında 18 Temmuz Cumartesi günü LifePark’ta müzikseverlerle buluşacak.

    1990’ların alternatif pop ve indie müzik sahnesine “Lovefool”, “My Favourite Game” ve “Erase/Rewind” gibi hit şarkılarıyla damga vuran İsveçli kült grup The Cardigans, 2006 yılında İstanbul’da verdiği konserin ardından yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez Türkiye’de sahne alacak.

    Festivalin yerli sahnesinde ise güçlü vokali ve etkileyici sahne performansıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip Fatma Turgut yer alacak. Rock müziğin sevilen kadın sanatçılarından Fatma Turgut, festivalin dikkat çeken performanslarından birine imza atacak. Günün bir diğer dikkat çekici ismi ise alternatif müziğin yükselen gruplarından Ankara Echoes olacak. Kendilerine özgü tarzları ve yüksek sahne enerjileriyle öne çıkan grup, festival atmosferine güçlü bir performansla eşlik edecek.

    ​Live From Fest İstanbul biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    458
DAHA FAZLA
Geldanlage