GÜNDEM
  • 29-04-2026

    Sinematek/Sinema Evi, uzman konuşmacıların Muhsin Ertuğrul’un sinemasını birbirini tamamlayan tematik odaklar üzerinden ele alacakları “Muhsin Ertuğrul Sineması: Ulus Ötesi İzler” başlıklı bir panel düzenleyecek.

    Geç Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet Türkiye’sine uzanan tarihsel hatta, yerli sinemaya damga vuran sanatçılardan biri olan Muhsin Ertuğrul, yalnızca film üretimiyle değil, farklı coğrafyalarda yürüttüğü çalışmalar ve bu süreçte geliştirdiği estetik yönelimlerle de öne çıktı.

    Ulus-ötesi üretim pratikleri tarihsel, estetik ve toplumsal bağlamlarıyla yeniden değerlendirilirken, program şu tematik eksenler etrafında yapılandırılacak: Almanya’daki faaliyetler, yerli-ulus-ötesi ilişkiler, Sovyet sinemasının etkileri, operet geleneği, Kara Lale Bayramı (1920) ve Tamilla (1927) filmlerinin incelenmesi. Panel boyunca filmler, ulus-ötesi sanatsal ağlar ve dönemin kültürel dolaşım dinamikleri üzerinden çok boyutlu bir perspektifle tartışılacak. Bu yaklaşım, Muhsin Ertuğrul’un sinemasını yalnızca tarihsel bir uğrak olarak değil, dolaşım, etkileşim ve dönüşüm kavramları çerçevesinde yeniden konumlandırmayı amaçlıyor.

    2 Mayıs’ta saat 13.00’te Sinematek/Sinemaevi’de başlayacak panelin ardından, Tamilla filmi Almanya Federal Arşivi (Bundesarchiv) izniyle tek seferlik özel gösterim olarak sunulacak. Etkinlik ücretsiz ve herkesin katılımına açık olacak ve rezervasyon alınmayacak. Katılmak isteyenlerin salona erkenden gidip yerini alması gerekecek.

    Program Akışı

    I. Oturum*: 13.00-14.30
    Muhsin Ertuğrul Almanya’da - Oya Kasap Ortaklan
    Weimar Dönemi’nde Bir Ekspresyonist Film Örneği: Kara Lale Bayramı Filminin Sosyolojik ve Biçimsel Analizi - Barış Saydam
    Muhsin Ertuğrul’un Kemal Film Dönemi Yapımlarında Yerel ile Ulus-Ötesinin Karşılaşması - İ. Arda Odabaşı

    Ara: 15 dakika

    II. Oturum*: 14.45-16.15
    Muhsin Ertuğrul’un Sovyetler Birliği Deneyimi ve Sinema Diline Etkileri (1925–1927) - Ayşe Toy Par
    Tamilla’nın Serüveni - Ahmet Gürata
    Neşe, Müzik ve Emek: Muhsin Ertuğrul’un Operet Filmleri - Gülsenem Gün

    III. Değerlendirme (15 dakika Soru-Cevap)

    Ara: 15 dakika

    IV. Tamilla (Film Gösterimi - 65’): 16.45
    *Moderatör: Oya Kasap Ortaklan

    0
    0
    42
  • 29-04-2026

    David Mackenzie imzalı, başrollerinde Aaron Taylor-Johnson ile Theo James’in yer aldığı Fuze/Fünye, 8 Mayıs Cuma günü Chantier Films dağıtımıyla vizyona giriyor.

    Çekimlerinin bir bölümü İstanbul’da gerçekleştirilen, aksiyon ve gerilimi yüksek tempolu bir anlatıyla bir araya getiren Fuze/Fünye’nin başrollerini Aaron Taylor-Johnson ve Theo James paylaşıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise geçtiğimiz günlerde 45. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Altın Lale Yarışması’nda jüri başkanı olarak görev yapan ve Hell or High Water filmiyle geniş kitlelerin beğenisini kazanan David Mackenzie oturuyor.

    Türkiye prömiyerini 45. İstanbul Film Festivali’nde yapan film, Londra’nın merkezindeki işlek bir inşaat alanında II. Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış bir bomba bulunmasının ardından yaşanan olayları konu alıyor.

    “Londra’nın merkezindeki hareketli bir inşaat alanında, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış bir bomba bulunur. Ordu ve polis ekipleri, zamana karşı yarışarak bölgede geniş çaplı bir tahliye operasyonu başlatır. Kaosun ortasında, tehlikenin bertaraf edilmesi için verilen bu amansız mücadele; şaşırtmacalar ve gizli aktörlerle dolu nefes kesen bir gerilime dönüşür.”

    0
    0
    86
  • 29-04-2026

    Dirimart, Olivia Sterling’in galeriyle ve İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “Jöle”yi 7 Mayıs-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Pera’daki mekânında sanatseverlerle buluşturacak.

    Meyve, aşk ve koyu rengin taşıdığı temaları bir araya getiren “Jöle”, bu imgelerin değişen güç ilişkileri içinde nasıl dönüştüğünü, parçalandığını ve yeniden yapılandırıldığını ele alan bir çerçeve içinde kurgulanıyor. Müzler ile meyveyi eşleştiren şiirsel geleneklerden beslenen sergi, müzleri sanatsal üretimin tüketilebilir kaynakları olarak tahayyül eden romantik eğilimler üzerine düşünmeye çağırıyor.

    Sterling’in pratiği, yiyecek, beden ve lekeler üzerinden kurulan sahneler aracılığıyla ilk bakışta eğlenceli ve abartılı görünse de örtük hiyerarşileri, nesneleştirme süreçlerini, mikro saldırganlıkları ve yapısal eşitsizlikleri açığa çıkarıyor. Sanatçının kompozisyonlarında yer alan harfler, basit renk işaretlerinin ötesine geçerek ırkın dil aracılığıyla nasıl kurulduğunu ve bu sınıflandırmaların keyfi doğasını ortaya çıkartan bir sistem oluşturuyor.

    Sterling’in meyve, duygu ve renk etrafında şekillenen görsel dili, başlangıçta pozitif ve yoğun çağrışımlara sahipken, arzuyla yüklü canlı renklerin zamanla nasıl manipüle edilip parçalandığını ve ezildiğini, nasıl özünden ayrıştırılarak daha kontrol edilebilir ve indirgenmiş formlara dönüştüğünü izliyor. Bu süreç, aşk ve rengin yalnızca duygusal ifadeler değil, aynı zamanda ideolojik araçlar olarak da işlediğini; güçlü ve çok olanın sistematik biçimde nasıl zayıflatıldığını ve yeniden biçimlendirildiğini açığa çıkarıyor.

    ​Serginin İngilizce başlığı “Jelly”, bu dönüşümün kavramsal ve duyusal bir karşılığı olarak esneklik, akışkanlık ve neredeyse grotesk bir bedensellik çağrıştırıyor; kimlik, arzu ve bedenin kırılgan ve değişken doğasını yansıtıyor. Serginin Türkçe karşılığı “Jöle” ise, başlığın kültürlerarası dolaşımını güçlendirerek yoğun olanın çözülmesi, sabit olanın akışkanlaşması ve beden, arzu ile rengin güç yapıları içinde sürekli yeniden şekillenmesi fikrini taşıyan bir metafor olarak sergiyi konumlandırıyor.

    Künye: Perhaps more lies, 2026, Tuval üzerine akrilik, Acrylic on canvas, 51 x 51 cm

    0
    0
    94
  • 29-04-2026

    İstanbul merkezli bağımsız tiyatro ve üretim platformu GalataPerform’un farklı sanat disiplinlerini kesiştiren bir öğrenme ve deneyim platformu LAB yayına alındı.

    GalataPerform, yirmi yılı aşkın birikimini yeni oluşumu GalataPerform LAB ile genişletecek. Platformda, tiyatrodan sinemaya, edebiyattan müziğe, tasarımdan yeni teknolojilere uzanan bir eksende; yurt içi ve yurt dışından eğitmenlerle çevrim içi ve hibrit atölyeler, masterclass’lar, mentorluk programları, okumalar ve yaratıcı buluşmalar gerçekleştirilecek. Bu yapının aynı zamanda ortak üretimleri ve yeni karşılaşmaları mümkün kılan bir paylaşım ortamı sunacak.

    LAB atölyelerinin programına GalataPerform’un sitesinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    283
  • 28-04-2026

    Bu yıl 17’ncisi düzenlenen Uluslararası Çocuk, Gençlik ve Kukla Tiyatroları Festivali, 16-20 Mayıs tarihleri arasında tiyatroseverlerle buluşacak.

    Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek 17. Uluslararası Çocuk, Gençlik ve Kukla Tiyatroları Festivali, farklı ülkelerden gelen toplulukları ve detaylı programıyla kenti kültür-sanatın odağına taşıyor. Türkiye’den katılan toplulukların yanı sıra İtalya, Slovenya, Bulgaristan, Hollanda, Romanya, Fransa ve İsveç’ten gelen ekipler sahne alacak. Festival programında çocuk, gençlik ve kukla tiyatrolarının yanı sıra atölye çalışmaları ve sergiler de yer alıyor. Beş gün sürecek etkinlikler boyunca toplam 32 farklı program Eskişehir’in çeşitli noktalarına yayılacak.

    Eskişehir Şehir Tiyatroları, 17 yıldır aralıksız sürdürdüğü festivalle, uluslararası alandaki saygınlığını güçlendirirken, farklı kültürlerden tiyatro topluluklarını Eskişehirlilerle ücretsiz olarak buluşturmaya devam ediyor.

    ​17. Uluslararası Çocuk, Gençlik ve Kukla Tiyatroları Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    394
  • 28-04-2026

    Salt’ın Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan bir coğrafyada arazi, hafıza ve arşiv arasındaki ilişkilerin izini süren yeni sergisi “Barajdan Sızanlar” 23 Ağustos’a kadar Beyoğlu’ndaki mekânında sanatseverlerle buluşuyor.

    Salt’ın yeni sergisi “Barajdan Sızanlar”, Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan bir coğrafyada, sanatçıların üretimleri aracılığıyla sömürgeci pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” tahayyül ediyor. Ulus-devlet sınırlarını aşan ortak tarihsel deneyimlerin ve coğrafyalar arası dayanışma imkânlarının peşinde, kolektif bir varoluş zemini düşlüyor.

    Sergi, bu ortak zeminin oluşumunda arazinin hafıza ve arşivle ilişkisini merkeze alıyor: Barajlar, kanallar, petrol kuyuları, jeotermal santraller, gözetim sistemleri, baz istasyonları, fiziksel peyzajın yanı sıra onun etrafında şekillenen sosyal ve kültürel bağları da dönüştürüyor. Ancak toplumsal bellek yok olmaz; aksine araziye kazınır. Bu sebeple nehirler, bataklıklar, sokaklar, kahvehaneler hafızayı tutan birer arşiv hâline geliyor.

    Adını insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden alan sergi, altyapıları sadece bir tahakküm aracı olarak değil, sızıntıların ve direnişin metaforu olarak konumlandırıyor. Durağan görünen bir nehrin ansızın taşkına dönüşmesi gibi, hafıza da çatlaklardan bugüne sızıyor. Arazi, mülkiyetin, tahakkümün, kaynak sömürüsünün zemini olabildiği kadar hatırlamanın, bir araya gelmenin ve yerdeşlik kurmanın yollarını da barındırıyor.

    Sömürgeci bir “iç deniz” projesinin Sahra’daki tortuları, telekomünikasyon ağlarının görünmez peyzajı, terk edilmiş bir gece kulübünden sızan ışıklar ve yüzyılların çöküşünü saniyelere sığdıran obrukların sesi mekânda birbirine karışıyor. Eski bir istihbaratçının Batı Asya’nın enerji haritasını belirleyen çöl rotalarından nükleer felaketlerin arazide bıraktığı izlere, Avrupa’ya göçen işçilerin belleklerinde taşıdıkları manzaralardan yok edilen Filistin köylerinin sınırlarını yeniden çizen inatçı kaktüs köklerine kadar nice anlatı müşterek bir zeminde buluşuyor.

    Künye:
    1. Önde: Yelta Köm, hep seninleydim (2026); arkada: Metincan Güzel, Too Close to Home [Eve Fazlasıyla Yakın] (2023–süregelen), Barajdan Sızanlar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu, 2026 Fotoğraf: Metean Bars (Salt)
    2. Emre Hüner, Metasomatizm-(a) (2026), Barajdan Sızanlar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu, 2026 Fotoğraf: Metean Bars (Salt)
    3. Dima Srouji, A Crack in the Water Followed by Return [Çatlaktan Sızanlar ve Geri Dönüş] (2023), Barajdan Sızanlar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu, 2026 Fotoğraf: Metean Bars (Salt)
    4. Fredj Moussa, Mirage, The Inner Sea [İç Deniz, Bir Serap] (2024), Barajdan Sızanlar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu, 2026 Fotoğraf: Metean Bars (Salt)
    ​5. Monira Al Qadiri, Holy Quarter [Kutsal Çöl] (2020), Barajdan Sızanlar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu, 2026 Fotoğraf: Metean Bars (Salt)

    0
    0
    342
  • 28-04-2026

    Romanlarıyla tanıdığımız Georgi Gospodinov’un kimileri muzip ve oyunbaz, kimileri hüzünlü ve melankolik 19 öyküsünden oluşan kitabı Ve Her Şey Aya Büründü, Hasine Şen Karadeniz’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Bulgar yazar hepsi birbirinden yaratıcı bu öykülerde hayatın içinde veya hayal gücünün sınırsız çayırlarında dolaşan hikâyeler anlatıyor.

    “Ufaklık’ın bir babaya öyle ihtiyacı vardı ki... Evlat edinilmek için ileri sayılacak yaştaydı, adeta moruktu (bunu Tsetsa söylemişti), hem bu zor yıllarda kim kendine bir yetim alırdı ki. Ve bir gün öylece, odanın penceresinden boş boş bakarken onu gördü. Avlunun dibindeki büyük kestane ağacını. Aynı gün öğleden sonra derslerin ardından gizlice dışarıya çıktı ve ağacın yanına gitti. Etrafında dolandı, kabuğunu eliyle yokladı, her tarafını inceledi, tarttı biçti. Baba olmak için uygundu, her şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları vardı. Sakat Mihal’den çok daha büyüktü. Ve onu asla dövmeyecekti. Seni baba edineceğim, dedi. Bu ifadeyi kendi uydurmuştu. Çocukları evlat ediniyorlarsa, demek babalar da baba edinilebilir. Kestane sessizce kabul etti.”

    0
    0
    331
  • 28-04-2026

    İngiliz alternatif rock grubu bôa, 9 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.

    Grubun 1998 yılında yayımlanan efsane şarkısı “Duvet”, Spotify’da 1 milyar dinlenmeyi aşarken, yıllar sonra TikTok’ta viral hâle gelmesiyle gruba küresel ölçekte bir yükseliş sağladı. Kült albümleri Twilight’ın 25.yılını kutlayan bôa, bugün çok daha geniş ve genç bir dinleyici kitlesiyle müzik yolculuğuna devam ediyor. 

    Grubun 1998 yılında yayımlanan ve efsane anime dizisi Serial Experiments Lain ile bir kuşağın hafızasına yerleşen parçası “Duvet”, TikTok’ta viral hâle gelerek yeni nesil tarafından yeniden keşfedildi. Bugün Spotify’da 1 milyar dinlenmeyi aşan parça, günlük ortalama 1 milyon dinlenmeyle popülerliğini korumaya devam ediyor.

    2000’lerin başında çalışmalarına ara veren ve 2022 yılında tekrar bir araya gelen bôa, bu süreçteki deneyimlerini üçüncü stüdyo albümleri Whiplash’e de taşıdı. Acı, yalnızlık ve umut gibi evrensel temaları işleyen bu albümle birlikte grup, dünyanın dört bir yanında kapalı gişe konserler ve büyük festivallerle yeni bir yükseliş yakaladı.

    ​9 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    411
  • 28-04-2026

    Nuri Kurucu’nun robotların seri üretime geçtiği bir dünyada tüketim alışkanlıklarını eğlenceli bir üslupla sorguladığı kitabı Düğme Göz, Orhan Umut Gökçek’in resimleriyle Redhouse Kidz’ten çıktı.

    10 yaş ve üzeri okura hitap eden Düğme Göz, büyük değişimler için küçük adımların etkisini gösterirken arkadaşlığın önemine değiniyor.

    ​“Utku dünyayı işiterek ve dokunarak keşfeden görme engelli bir çocuktur. Yaşıtlarından farkı, yalnızca yatarken çıkardığı mavi çerçeveli gözlüğü, iki okula birden gitmesi ve oyuncakları sevmemesidir. Akıllı robotların çalıştığı dev fabrikada üretilen, son moda ayıcıklar bile ilgisini çekmez, ta ki defolu, tek gözlü bir ayıcıkla yolları kesişene dek... Farklı olmanın anlamını iyi bilen Utku ile Düğme Göz çok geçmeden sıkı arkadaş olup Ayıcık Kurtarma Timi’ni kurar. Hızla yayılan dayanışma dalgası, Ayıcık Şirketi’nin hırslı patronunu çileden çıkarır. Ayıcıkları ve oyuncaksız çocukları mutlu etmeyi amaçlayan Ayıcık Kurtarma Timi amacına ulaşabilecek midir?

    0
    0
    340
  • 27-04-2026

    Ahmet Güneştekin’in yapının iç ve dış mekânlarına özgü bir yerleştirme olarak tasarladığı “Sessizlik”, 6 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında Venedik’te bulunan Palazzo Gradenigo’nun restorasyonu tamamlanan zemin ve birinci katlarında sanatseverlerle buluşacak.

    Sergio Risaliti küratörlüğünde hazırlanan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen “Sessizlik” sergisi, Güneştekin’in 11 büyük ölçekli bronz heykel ve 11 karışık teknik çalışmayı bir araya getiriyor. Palazzo Gradenigo’nun “Sessizlik” sergisiyle başlayan sanat yolculuğu, sergiler ve disiplinlerarası programlar aracılığıyla genç ve dezavantajlı sanat üreticilerine odaklanan uluslararası bir merkez olarak şekillenirken, Ahmet Güneştekin’in sanatı aracılığıyla kültürler arasında kalıcı bağlar kurma ve gelecek nesiller için kapsayıcı bir üretim alanı yaratma vizyonunu somutlaştırıyor.

    Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Venedik’te gerçekleşen serginin ön izlemesinde yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Mutluluğun paylaştıkça çoğaldığına, sanatın da tam bu noktada hem bireyler hem toplum için birleştirici ve dönüştürücü bir güç oluşturduğuna inanıyoruz. Ahmet Güneştekin son yıllarda gerçekleştirdiği büyük ölçekli sergiler ve kültürel projelerle uluslararası çağdaş sanat dünyasında güçlü bir yer edinmiş sanatçılarımızdan biri. Onun sanatında dikkat çeken şey, Anadolu’nun çok katmanlı kültürel hafızasını çağdaş sanatın evrensel diliyle buluşturabilmesi olmuştur. Biz Yıldız Holding olarak kültür ve sanatın toplumlar için taşıdığı değere inanıyoruz. Ahmet Güneştekin’in hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda gerçekleştirdiği projelere destek vermekten memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’den çıkan sanatçıların uluslararası platformlarda daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve bu yöndeki desteklerin devam etmesini arzu ediyoruz. Venedik’teki bu girişimi yalnızca bir sergi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir köprü olarak görüyorum; geçmişle bugünü, yerelle evrenseli ve hafızayla geleceği birbirine bağlayan güçlü bir köprü.” 

    ​Serginin sponsorluğunu üstlenen Yıldız Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, sergiyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yıldız Holding’de Mutlu Et Mutlu Ol anlayışımız, iş yapış biçimimizin yanı sıra; sanat, kültür ve toplumsal gelişimi destekleyen bütünsel bakış açımızı şekillendiriyor. Mutluluğun, bireylerin ve toplumların ilerlemesindeki en güçlü unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Sanatın birleştiren, ilham veren, düşündüren ve geçmişle bugünü birbirine bağlayan yönü bu anlayışla güçlü bir şekilde örtüşüyor. Yıldız Holding olarak bugüne kadar hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda çok sayıda sanat projesine destek verdik. Türkiye’nin dört bir yanında, Londra, New York, Cidde gibi dünyanın farklı lokasyonlarında bulunan ofislerimizde sanatçılarımızın eserlerini sergileyerek geniş bir yelpazede kültür ve sanatın gelişimine katkı sunuyoruz. Eserlerinde hafıza, kültürel miras ve insanlığın ortak değerlerini ele alan Ahmet Güneştekin, sanatın evrensel dilini ustalıkla kullanıyor. Gerçekleştirdiği çalışmalarla Türkiye’nin uluslararası sanat sahnelerinde görünürlüğüne değerli katkılar sunan sanatçının yeni sergisi ‘Sessizlik’in uluslararası sanat dünyasında güçlü bir iz bırakacağına inanıyor; bu vesileyle sanatımızın küresel ölçekte görünürlüğüne katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”

    0
    0
    409
DAHA FAZLA
Geldanlage