GÜNDEM
  • 29-05-2026

    Kanadalı şarkıcı, söz yazarı, multi-enstrümantalist ve yapımcı Mac DeMarco, Epifoni organizasyonuyla 2 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.

    “For the First Time”, “My Kind of Woman”, “Chamber of Reflection” gibi kültleşmiş parçalarıyla tanıdığımız Mac DeMarco, indie rock ve lo-fi tınılarını benzersiz bir samimiyetle harmanladığı şarkılarıyla büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı. Yaptığı müzik tarzını “jizz jazz” olarak tanımlayan Mac DeMarco, İstanbul konserinde hem klasikleşmiş hit’lerini hem de yeni sürprizlerini dinleyicilerle paylaşacak.

    ​Bağımsız müzik sahnesine ilk olarak 2012 yılında adım atan sanatçı, o zamandan beri altı stüdyo albümü yayımladı. Coachella, Glastonbury, Lollapalooza, Primavera Sound, Fuji Rock Festival gibi önemli festivallerde sahne aldı. Bu yıl Guitar isimli albümünü yayımladı. Michael Jackson, Neil Young, Black Sabbath, Genesis, Sting ve Weezer’ın hayranı olan, kendi kurduğu plak şirketi ile yeni yetenekleri de müzik sektörüne kazandırmaya başladı. 

    0
    0
    378
  • 29-05-2026

    Rahmi M. Koç Müzesi, kara yolu ulaşımı koleksiyonuna eklenen “Ward Kardeşler Bisiklet Koleksiyonu” ile bisiklet tarihinin yaklaşık iki asırlık gelişimini sanatseverlerle buluşturuyor.

    Dünyaca ünlü koleksiyonerler Daniel Ward ve kardeşi Toby Ward’ın koleksiyonundan müzeye kazandırılan 23 özel bisiklet, 19. yüzyılın başlarından modern bisikletin gelişimine uzanan önemli örnekleri bir araya getiriyor. Çoğu 19. yüzyıl ortasına tarihlenen iki tekerlekli ulaşım araçlarından oluşan “Ward Kardeşler Bisiklet Koleksiyonu”, mühendislik tarihindeki yeniliklerin yanı sıra değişen sosyal yaşamın, ulaşım kültürünün ve bireysel hareket özgürlüğünün izlerini de yansıtıyor. Müzeye kazandırılan 23 özel bisiklet, pedalsız ilk modellerden üç tekerlekli tasarımlara, güvenlik odaklı yeniliklerden modern bisikletin gelişimine uzanan yaklaşık iki asırlık dönüşüm hikâyesini ziyaretçilerle buluşturuyor.

    1818 tarihli pedalsız Johnson Hobby Horse’tan farklı dönemlere ait öncü modellere uzanan seçki, ziyaretçilere nostaljik olduğu kadar öğretici bir deneyim de sunuyor. Üç ve dört tekerlekli modellerin ilk örneklerinin de yer aldığı koleksiyon, mühendislik tarihinin önemli aşamalarını gözler önüne seriyor. Her biri kendi döneminin tasarım anlayışını, üretim teknolojisini ve kullanım alışkanlıklarını yansıtan bisikletler yalnızca teknik yönleriyle değil; sosyal yaşam, ulaşım kültürü ve bireysel tutkular açısından da dikkat çekiyor.

    Koleksiyondan öne çıkan modeller:

    Johnson Hobby Horse Bisiklet (1818)
    Pedalsız yapısıyla dikkat çeken “Hobby Horse”, sürücünün ayaklarıyla yerden güç alarak ilerlediği erken dönem bisiklet örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. İlk formunun mucidi Baron Karl von Drais olarak bilinse de araç, İngiliz araba üreticisi Denis Johnson tarafından geliştirilerek 1818-1820 yılları arasında İngiltere’de büyük ilgi gördü ve dönemin aristokrat çevrelerinde bir moda akımına dönüştü.

    Coventry Rotary (1880)
    İngiltere’nin Coventry kentindeki Rudge Company tarafından üretilen sıra dışı üç tekerlekli bisiklet, özellikle kadınların bisiklet kullanımını teşvik etmek amacıyla tasarlandı. İngiliz bisiklet endüstrisinin öncülerinden James Starley’nin geliştirdiği model; iki küçük sıralı tekerlek ve bir büyük yan tekerlekten oluşan yapısıyla dikkat çekiyor. Direksiyon yerine el kollarıyla kontrol edilen araç, yük taşıma kapasitesi sayesinde dönemin fotoğrafçıları ve balıkçıları arasında da popüler hâle geldi.

    Ladies’ Tricycle (1895)
    Singer firması tarafından özellikle kadın kullanıcılar için üretilen Ladies’ Tricycle, havalı lastikleri ve arka taşıma bölümüyle dönemi için konforlu bir sürüş sunuyordu. 1881 yılında Kraliçe Victoria’nın bir çift üç tekerlekli bisiklet satın almasının ardından bu araçlar kısa sürede popülerlik kazanmış; kendi kulüpleri ve yayınları oluşacak kadar yaygınlaşmıştı.

    American Star Bisiklet (1889)
    W. Pressey tarafından tasarlanan ve New Jersey’de H. B. Smith Machine Company tarafından üretilen American Star, klasik yüksek tekerlekli bisikletlerin güvenlik sorunlarına yenilikçi bir çözüm getirdi. Tekerlek düzeninin tersine çevrilmesiyle sürücünün ağırlık merkezi geriye alınarak denge artırıldı. Bisikletin güvenliği, dönemin en dikkat çekici tanıtımlarından biriyle; Amerika Birleşik Devletleri Kongre Binası merdivenlerinden inerken görüntülenmesiyle kanıtlandı.”

    0
    0
    468
  • 29-05-2026

    Çağdaş İtalyan edebiyatının sevilen yazarlarından Domenico Starnone’nin sarsılmaz sandığımız doğruların ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdiği romanı Yanlış Hedef, Eren Cendey’in çevirisiyle Tersine Kitap’tan çıktı.

    Starnone, masum hataların olmadığını sadece söz geçiremediğimiz arzularımızın olduğu hatırlatıyor yeniden. Otuz sekiz yaşında bir senarist. On yılı devirmiş tutkulu bir evlilik ve üç çocuk. Sorunsuz giden bir hayat. Ta ki o kaotik öğleden sonraya kadar. Adam, karısı Livia’ya göndereceği bir aşk mesajını, yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia’ya gönderiyor. Hemen düzeltilip gülünüp geçilecek, basit bir dalgınlık bu. Tabii ciddi ve mesafeli meslektaşı da onu çoktandır sevdiğini söyleyen bir mesajla karşılık vermeseydi. O andan itibaren saplantı şekilleniyor, ete kemiğe bürünüyor, göz ardı edilenler tek gerçeklik haline geliyor. Ne de olsa arzular sandığımızdan çok daha tehlikeli, çok daha açgözlü.

    “… ev tam da ateşi tamamen kontrol altına aldığımızı sandığımız anda alevlere teslim oluverir.”

    0
    0
    399
  • 28-05-2026

    Celine Topsakal kuruculuğunda hayata geçen Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”, 14 Haziran’da T. Melis Golar küratörlüğünde Tekirdağ’da yer alan Barbare Bağları’nda açılıyor.

    Sanatçıları üzüm bağlarında yapıtlar üretmeye davet eden sergi, bir önceki dönemde Barbare Bağları’nın manzarası, sınırları ve konumunu anlamaya yönelik çalışmalara odaklandı. “Temas Bölgesi” sergisinde bu kez sanatçılar, bağlara daha sistematik ve araştırmacı bir bakışla yaklaşarak; dürbün yerine mikroskobu ellerine alıyor toprağın, organizmaların, üzümün ve tüm bu simbiyotik ilişkilerin işleyişini gözlemliyor, dikkat aralıklarını derinleştiriyor. Barbare Bağları’nın yüzeyinde değil, damarlarında dolaşarak hissedilmeyeni işitmeye, düzenin altında işleyen sistemleri görünür kılmaya çalışıyor. Bu yaklaşımın odağında gezegeni yaşayan bir beden olarak algılayan Gaia Hipotezi yer alıyor. Dünyayı yaşayan bir sistem olarak ele alan hipotez, atmosferi, yer kabuğunu, bitkileri, hayvanları, insanı birbirine bağlı bir bütünlük içinde bir organizma gibi düşünüyor. Canlı ve cansız ayrımı ortadan kaldıran yaşamı parçalar arasında akan bir ilişkiler ağı olarak düşünen hipotez sanatçıların da çıkış noktasını oluşturuyor. 

    ​Sergideki sanatçılar arasında; A. Serkan Aka, Action Pyramid, Ayça Ay, Egle Oddo, Elmas Deniz, Ezgi Kılınçaslan, Fırat Engin, İrem Apak, Kıymet Daştan, Orkan Telhan, Pınar Marul, Rozelin Akgün, Sinem Dişli, Tabita Rezaire, Yasemin Özcan yer alıyor.

    Fotoğraf: Fatih Yılmaz

    0
    0
    392
  • 28-05-2026

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ortaklığında düzenlenen “Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” başlıklı sergi, 20 Eylül’e kadar Metrohan’ın üçüncü katında sanatseverlerle buluşuyor.

    “Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” sergisi, Süleymaniye ve Zeyrek mahallelerinin 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesine temel olan ahşap konut dokusunu ve 50 yıllık belgeleme serüvenine odaklanıyor. Disiplinlerarası bir yaklaşımla hazırlanan sergi, iki tarihî alanın ortak kimliğini yaşayan dinamiklerini “mirastan öğrenme” temasıyla uluslararası bir platforma taşıyor.

    ​“Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” sergisinin çıkış noktasında, Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün 1977-1981 yılları arasında Darmstadt Teknik Yüksekokulu, Karlsruhe Üniversitesi, Tübingen Üniversitesi ve İTÜ öğrencileriyle birlikte Zeyrek’te gerçekleştirdiği saha çalışmaları yer alıyor. Bugün kent morfolojisindeki değişimler nedeniyle iki ayrı alan gibi algılanan Zeyrek ve Süleymaniye, sergi kapsamında yaklaşık 50 yıllık belgeleme geçmişi üzerinden yeniden tek bir bütün olarak ele alınıyor. Türkçe, Almanca ve İngilizce dillerinde kurgulanan sergi, araştırmacıların ses ve video kayıtlarıyla zenginleşen kentsel doku analizlerinden sokaktaki gündelik yaşamın izlerine, yapı hikâyelerini somutlaştıran titiz rölöve ve maketlerden 1:1 ölçekli ahşap mimari detaylara kadar uzanan beş ana eksen üzerinden ziyaretçilerini kapsamlı bir yolculuğa çıkarıyor. İstanbul’un çok katmanlı mirasını ve toplumsal hafızadaki yerini bir dönemin akademik belgeleriyle sunan serginin, ilerleyen dönemde Almanya’ya da taşınarak uluslararası bir kitleyle buluşması hedefleniyor.

    0
    0
    448
  • 28-05-2026

    Amitava Kumar’ın bir ülkenin hafızasını, bir ailenin hikâyesinde yeniden yazdığı romanı Sevgili Hayatım, Niran Elçi’nin çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.

    Kumar; okura hatırlamanın, anlatmanın ve yaşamanın birbirine karıştığı bir hikâye sunuyor. Hindistan’ın küçük bir köyünde başlayan bir hayat. Jadunath Kunwar’ın hikâyesi, sıradanlığın içine gizlenmiş büyük kırılmalarla şekilleniyor. Köyünden üniversiteye, oradan tarih kürsülerine uzanan bu yolculuk; aşk, evlilik, kayıplar ve kabullenmelerle örülürken, aynı zamanda bir ülkenin dönüşümüne de tanıklık ediyor.

    ​Jadu’nun hayatı yalnızca kendi seçimlerinin değil, Hindistan’ın bağımsızlığından ölünmesine, kast sisteminin gölgesinden modern şehirlere uzanan büyük tarihsel akışın içinde biçimleniyor. Ama hikâye burada bitmiyor. Yıllar sonra sözü devralan kızı Jugnu, babasının izinden ama onunla aynı yoldan yürümeyen bir hayat kuruyor. Gazeteci olarak dünyanın başka bir coğrafyasında, başka bir hızda yaşayan Jugnu, geçmişi yeniden kuruyor; babasının sessiz kaldığı yerleri konuşulur hâle getiriyor.

    0
    0
    398
  • 27-05-2026

    Pop/folk dünyasının özgün isimlerinden Tanita Tikaram, 1 Aralık’ta Stagepass organizasyonuyla Zorlu PSM’de sahne alacak.

    “Twist in My Sobriety”, “Good Tradition” gibi hitlere imza atan, pop ve folk arasında kendine has bir dil kuran İngiliz şarkıcı/söz yazarı Tanita Tikaram, konserde hem klasikleşmiş parçaları hem de 2025’te yayımlanan son albümü LIAR (Love Isn’t a Right)’tan bir seçkiyle sahnede olacak.

    Henüz 18 yaşındayken yayımladığı Ancient Heart albümüyle uluslararası ölçekte büyük bir çıkış yakalayan Tikaram, kısa sürede döneminin en özgün seslerinden biri hâline geldi. 1980’lerin sonu ve 90’ların başındaki bağımsız ruhu yansıtan şarkılarıyla kadın müzisyenlere dair kalıplaşmış algıları yıkan sanatçı; güçlü yorumu ve sahne duruşuyla dikkat çekti. Dünya çapında 4 milyondan fazla satış elde eden bu ilk albüm, uzun soluklu bir kariyerin başlangıcı oldu. Ardından gelen The Sweet Keeper (1990), Lovers in the City (1995) ve Closer to the People (2016) gibi albümlerle müzikal üretimini genişleten Tikaram, dokuz stüdyo albümüne yayılan kariyeri boyunca kişisel, duygusal ve toplumsal temaları bir arada işledi. 2025’te yayımlanan son albümü LIAR (Love Isn’t a Right) ise, sanatçının erken dönem işlerinin ruhunu bugünün birikimiyle buluşturuyor ve daha sade, güçlü bir anlatım sunuyor.

    ​Tanita Tikaram konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    406
  • 27-05-2026

    Pg Art Gallery, Aysun Bozuklu’nun “Akışkan Gelecek” başlıklı sergisini 20 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Aysun Bozuklu’nun resimleri, zamanın doğrusal akışını yitirdiği ve mekânın içinde yoğunlaşarak katmanlaştığı bir evreni ele alıyor. Sergi, insanlığın alışık olduğu ölçülebilir, bölünebilir ve ileriye doğru ilerleyen zaman anlayışından uzaklaşarak alternatif bir zamansallık üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu kurguda zaman, ilerleyen bir çizgi olmaktan çıkıyor; biriken, yoğunlaşan ve mekânın içinde katmanlaşan bir yapıya dönüşüyor. Mekân ise bu yoğunlaşmanın taşıyıcısı hâline geliyor.

    Resimlerindeki şehirler, geleceğe ait olmalarına rağmen eski görünüyor. Çünkü burada zaman geçmiş üretmiyor; yüzeylerde biriken bir yoğunluk olarak varlık gösteriyor. Yapılar bu nedenle aşınma, oluşum ve çözülme gibi farklı durumları aynı anda bünyesinde barındırıyor. Bu katmanlı yapı içerisinde, kente ait endüstriyel unsurlar da alışıldık işlevlerinden uzaklaşarak başka bir varoluş biçimine evriliyor. Boru sistemleri, taşıyıcı yüzeyler ve yapısal elemanlar fiziksel bir dolaşımı değil, zamanın kendisini taşıyan yapılara dönüşüyor. Mekân sabitliğini kaybediyor; zamanın içinde çözülerek geçirgen ve değişken bir organizmaya dönüşüyor. Doğa bu evrende büyüyen değil, hatırlayan bir yapı olarak ele alınıyor. Bitkiler toprağa bağlı bir gelişim göstermek yerine zamanın katmanlarını yararak yüzeye çıkıyor. Renk ve ışık da benzer şekilde hareket etmiyor; yayılmak yerine yoğunlaşıyor ve sabitleniyor. Böylece doğanın döngüsel yapısı da yeniden düşünmeye açılıyor.

    Künye:
    1. Respira mechina acrylic on canvas 130x130 cm
    2. Ma Eda, acrylic on canvas 160 x 130
    3. Pipe line city acrylic on canvas 190x150
    4. Neon infrastructure acrylic on canvas 170 x 120 

    0
    0
    469
  • 27-05-2026

    Lim Sunwoo’nun görülmeyen, ifade edilemeyen, açıklanamayan duyguları keşfeden sekiz fantastik öyküsünden oluşan ilk öykü kitabı Hayaletin Kalbi, Tayfun Kartav’ın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Komik ve düşünceli karakterler, ne şekilde tezahür ederse etsin kendi kederleriyle doğrudan yüzleşmek için günlük rutinlerinden uzağa çekiliyor. Hayaletler ve diğer dünyaya ait doğaüstü olaylar, yazar Lim Sunwoo’nun sessiz evrenine eklemlenirken; hikâyeler aramızdaki kaybolmuş ve incinmiş olanlara duyulan mizah, sıcaklık ve empatiyle besleniyor.

    Kendi bedeniyle bir fırında yüzleşenlerin, dünyayı ele geçiren mutant denizanalarının, eski sevgilisinin dairesinde ağaca dönüşen kalbi kırık bir adamın, elektrikli süpürgenin içine hapsolmuş K-pop yıldızı adayı bir hayaletin ve kedilerini öldüren vahşi bir köpekten intikam almak için içindeki kediyi ortaya çıkaran bir karakterin öyküleri bunlar.

    ​“Belki de bizim için bir ‘sonrası’ yoktu; belki bu an hem sondu hem de her şeydi.”

    0
    0
    406
  • 26-05-2026

    İBB Kültür tarafından düzenlenen 6. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, bu yıl 6-24 Eylül tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen olduğu İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, altıncı yılında da oda müziğinin efsanevi isimlerini Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda ağırlayacak. Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu festivalin keman, viyolonsel ve viyola alanında düzenlenecek masterclass programları için başvurular da başladı.

    Festivalin masterclass programlarında dünyaca ünlü müzisyenleri ücretsiz olarak klasik müzik öğrencileriyle bir araya getirecek. Masterclass programları bu yıl, uluslararası alanda tanınmış keman virtüözü Prof. Carolin Widmann, dünyanın önde gelen viyolonsel sanatçılarından Prof. Marc Coppey ve dünyaca ünlü viyola sanatçısı Prof. Razvan Popovici tarafından gerçekleştirilecek.

    Festivalin 5. yaşına özel olarak başlatılan “Festivalin Genç Yıldızları” projesi, bu yıl da devam edecek. Masterclass programları dahilinde her enstrüman dalından bir öğrenci, birlikte çalıştıkları eğitmen tarafından seçilerek festival programı kapsamında “Festivalin Genç Yıldızları” başlıklı konserde alanında usta isimlerle aynı sahneyi paylaşma ve festival atmosferinde konser verme şansı yakalayacak.

    ​Masterclass programlarına 1 Temmuz’a kadar buradan başvurabilirsiniz.

    0
    0
    446
DAHA FAZLA
Geldanlage