GÜNDEM
  • 08-09-2026

    Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan yirmi iki sanatçının eserini bir araya getiren “USTASINDAN SONRA Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar” başlıklı sergi, Itır Demir küratörlüğünde 7 Eylül-24 Ekim tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    Sergide yer alan sanatçılar arasında; Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Temel, Burhan Uygur, Dinçer Erimez, Erol Deran, Fikret Mualla, Halil Dikmen, Hanefi Yeter, Hüseyin Bilişik, Kainat Barkan Pajonk, Komet, Leyla Gamsız, Malik Aksel, Mehmet Pesen, Memduh Kuzay, Naile Akıncı, Nevin Çokay, Özdemir Altan, Sabri Berkel, Şevket Dağ, Yusuf Katipoğlu ve Zehra Aral bulunuyor.

    “Bir ustanın öğrencisine bırakabileceği en büyük miras, kendi üslubunu devam ettirmek değil öğrencinin özgün yolunu bulmasına imkân tanımaktır. Öğretmek, bilgiyi ve deneyimi aktarırken öğrencinin bunları kendi bakışı, sezgisi ve deneyimiyle yeniden kurmasına alan açmaktır. Jacques Ranciere, Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders adlı kitabında öğrenmenin yalnızca bilen ile bilmeyen arasındaki bilgi aktarımına dayanmadığını; öğrencinin ve çırağın kendi kapasitesini kullanarak, kendi başına düşünme ve ilişki kurma gücünü ortaya çıkarmasıyla gerçekleşebileceğini öne sürer. Bu düşünce, sanat eğitiminde de kendine yer bulur. Atölye, yalnızca teknik bilgi ve becerinin aktarıldığı bir alan değil, usta ve hoca olarak sanatçının bireysel deneyimini paylaştığı, bakma ve üretme biçimlerinin tartışıldığı bir alan olmalıdır.

    Bu düşüncenin temelini oluşturduğu ‘USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar’; Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan yirmi iki sanatçının eserini bir araya getiriyor. Farklı kuşaklardan birbirine temas eden hocaların ve öğrencilerin kendi sanatsal üsluplarını nasıl geliştirdiklerine, birbirlerinden nasıl etkilendiklerine ve zamanla bu etkiden nasıl ayrıştıklarına odaklanıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Anadolu motiflerini öne çıkaran soyut resimlerinin etkisi, öğrencilerinden Yusuf Katipoğlu’nun resimlerinde kendine yer bulurken, bir diğer öğrencisi Zehra Aral’ın kadın bedenini karanlık, içe dönük ve psikolojik bir anlatım içinde ele alan resimlerinde farklı bir forma dönüşüyor. Sanat pratiğine kübist figüratif anlayışta başlayıp, ilerleyen dönemde soyut geometrik üslup ile devam eden Halil Dikmen’in yolunun kesiştiği öğrencilerden Dinçer Erimez, bilinçaltına referans veren tekinsiz bir kontur hattını resmin temel unsurlarından biri hâline getirerek hocasının biçimsel mirasını kendi özgün dünyasında dönüştürüyor.

    Bu seçki, usta–öğrenci ilişkilerini belgelemekten çok, bu ilişkilerin sanatçılarda ve dolayısıyla sanat eserlerinde nasıl iz bıraktığını; öğrencinin hocasından ayrılarak kendi sesini nasıl bulduğunu, öğrendiği mirası nasıl dönüştürdüğünü ve kendi sanat dilini nasıl kurduğunu araştırıyor. Sergi, hiyerarşik bir hoca-öğrenci ilişkisi üzerinden kurgu yaratmak yerine, birbirini etkileyen, dönüştüren ve özgün üslubunu bulma yolunda ilerleyen sanatçıların karşılıklı diyaloğuna odaklanıyor. Sanatı kurumsal bir sorumluluk ve eğitimsel bir gereklilik olarak benimseyen Terakki Vakfı’nın köklü geçmişini destekler şekilde oluşturduğu Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan bir seçki sunan sergi, öğrenme ve aktarma süreçlerini sanat üzerinden yeniden düşünmeye davet ederken, bir kuşağın diğerine aktardığı mirasın nasıl dönüştüğüne izleyicinin tanıklık etmesine olanak veriyor.”

    Künye:
    1. Sabri Berkel (1907-1993) 1935 Karton üzerine çini mürekkebi, desen 34x49 cm Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu
    2. Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911-1975) Duralit üzerine yağlıboya 51x104 cm Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu
    ​3. Halil Dikmen (1921-2010) Karton üzerine pastel 52x37 cm Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu

    0
    0
    174
  • 08-09-2026

    Toronto ve İstanbul Film Festivallerinden mansiyon ödülleriyle dönen usta yönetmen György Pálfi’nin yeni filmi Tavuk, 18 Eylül’de Bir Film dağıtımıyla vizyona girecek.

    Hukkle ve Taxidermia gibi kült yapımlarıyla tanınan Macar yönetmen György Pálfi, yeni filmi Tavuk (Hen) ile kaçınılmaz bir sondan kaçıp özgürlüğü ve sevgiyi arayan bir tavuğun dokunaklı hikâyesini anlatıyor.

    İnsan yaşamının karmaşıklığını ve acılarını bir tavuğun gözünden anlatan yapım, festival yolculuğuna önemli başarılarla başladı. Dünya prömiyerini yaptığı Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Platform bölümünde Mansiyon Ödülü kazanan yapım, Türkiye prömiyerini ise 45. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde gerçekleştirdi ve buradan da Mansiyon Ödülü ile ayrıldı.

    Film, çiftlikteki kaçınılmaz sondan kurtulmak amacıyla kaçan bir tavuğun, Yunanistan kıyılarındaki eski bir restoranın avlusuna sığınmasıyla başlıyor. Karakterimiz yabancısı olduğu bu yeni dünyada bir yandan türlü tehlikelerle yüzleşip sevgiyi keşfederken, diğer yandan kümesin acımasız hiyerarşisinde hayatta kalmaya ve yumurtalarını korumaya çalışıyor. Tavuğun özgürlüğe ve anneliğe uzanan bu soluksuz yolculuğu hem eğlenceli hem de çevresindeki insanların sessiz kederlerine, hayata tutunma mücadelelerine ayna tutan dokunaklı bir anlatıya dönüşüyor.

    ​Senaryosunu György Pálfi ile Zsófia Ruttkay’ın kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Yannis Kokiasmenos, Maria Diakopanayotou ve Argyris Pandazaras yer alıyor. Tavuk (Hen) fimlini fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    188
  • 08-09-2026

    Küratör Dorothea Strauss’un farklı kuşak ve coğrafyalardan on sanatçıyı bir araya getirdiği “Making Worlds. Systems of Being” başlıklı sergi 9 Eylül-9 Ekim tarihleri arasında Sevil Dolmacı Gallery’nin İstanbul’daki tarihi mekânı Villa İpranosyan’da sanatseverlerle buluşacak.

    “Making Worlds. Systems of Being, bugün giderek daha fazla önem kazanan “Yaşadığımız gerçeklikleri kimler ve neler şekillendiriyor?” sorusunun izini sürüyor. Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in eserlerinin yer aldığı sergi, gerçeklik algımızı biçimlendiren görünür ve görünmez sistemleri odağına alıyor.

    Sergi, gerçekliğin kendiliğinden var olan, sabit ve tarafsız bir olgu olmadığı düşüncesinden hareket ediyor. Arzu ve hafıza, kültürel kodlar ve toplumsal roller, imgeler ve sanat tarihi, malzeme, teknoloji ve algoritmalar; neyi gerçek olarak gördüğümüzü, neye inandığımızı ve dünyayı nasıl anlamlandırdığımızı birlikte belirliyor. Bu noktadan hareketle sergi, içinde yaşadığımız dünyaların ne ölçüde bizden önce biçimlendirilmiş olduğunu ve onları başka türlü kurma imkânımızın nerede başladığını sorguluyor. Tek bir yanıt önermek yerine, gerçekliği oluşturan farklı sistemler arasındaki ilişkileri görünür kılıyor; dünyayı başka türlü görmenin, kendimizi farklı biçimlerde tahayyül etmenin ve gerçekliği yeniden şekillendirmenin imkânlarını araştırıyor.

    ​“Making Worlds. Systems of Being”de Villa İpranosyan yalnızca serginin gerçekleştiği bir mekân değil, küratöryel kurgunun ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. Yapının katmanlı geçmişi, mimarisi, göçün ve kültürel etkileşimin bıraktığı izler serginin temel meseleleriyle kesişiyor. Villanın farklı karakterlere sahip odaları ve katları boyunca çeşitli sanatsal diller karşılaşırken; beden ve kimlikten kültürel hafızaya, özgünlük ve yeniden üretimden dijital gerçekliklere uzanan farklı dünyalar aynı yapı içerisinde birbirleriyle diyaloğa giriyor.

    0
    0
    417
  • 08-09-2026

    İKSV Alt Kat’ın Alarko Holding desteğiyle hayata geçirdiği, sanatın farklı disiplinlerinden ilham veren isimleri çocuklarla buluşturan “Sanata İlk Adım” programı yeni video serisiyle dijital dünyaya taşındı.

    Çocukların ve gençlerin kültür-sanatla buluşma imkânlarını artırmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren İKSV Alt Kat, İKSV 2026 Festivalleri Çocuk ve Genç Atölyeleri Sponsoru Alarko Holding desteğiyle sürdürdüğü “Sanata İlk Adım” programını ikinci yılında çok daha geniş kitlelere ulaştırıyor. İlk yılında çocuklara yüz yüze festival deneyimleri sunan “Sanata İlk Adım”, bu kez hazırlanan özel video serisi sayesinde ekran başındaki tüm genç sanatseverlere de ulaşmayı hedefliyor.

    Bu seride çocuklar; müzisyenlerden yönetmenlere, oyunculardan orkestra şeflerine kadar pek çok yaratıcı isme sanata dair en merak ettiklerini soruyor. Serinin, Salih Bademci ile sahne sanatlarını ve oyunculuğu odağa alan ilk bölümü İKSV YouTube kanalında yayında. Serinin devamında; yönetmen Nisan Dağ ile sinemanın mutfağını ve yönetmenliği keşfe çıkan ikinci bölüm, orkestra şefi Murat Cem Orhan ile bir orkestra şefinin müzikal yolculuğunu ele alan üçüncü bölüm ve Selen Beytekin ile caz müzik odağında şekillenen son bölümü yayımlanacak.

    Serinin tüm bölümleri İKSV YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=4fuF_MS5Jwg

    0
    0
    373
  • 07-09-2026

    Yunan müziğinin son yıllardaki dikkat çeken isimlerinden Konstantinos Argiros, 26 Eylül Cumartesi akşamı MIORI Göcek’te sahne alacak.

    Çağdaş Yunan pop müziğini Laïko geleneğinden aldığı ilhamla yorumlayan Konstantinos Argiros, MIORI ile Riva arasındaki iş birliğinin Göcek’teki adresi Riva Lounge sahnesinde müzikseverlerle bir araya gelecek. Akşam yemeğiyle başlayacak gece, Konstantinos Argiros’un canlı performansıyla devam edecek ve DJ performansıyla gece yarısına uzanacak. Ege’nin doğası, müzik ve gastronomiyi aynı deneyimde buluşturan gece, MIORI’nin uluslararası sanatçıları Bedri Rahmi Koyu’nun kendine özgü atmosferine taşıdığı özel gecelerden biri olacak.

    ​Konstantinos Argiros; güçlü vokali, sahne enerjisi ve Akdeniz müzik kültürünü günümüzün müzikal diliyle birleştiren tarzıyla kendi jenerasyonunun öne çıkan sanatçıları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz sezon Pink Martini’yi ağırlayan MIORI, Konstantinos Argiros konseriyle uluslararası müziği Bedri Rahmi Koyu’nun doğası ve gastronomiyle buluşturan vizyonunu bu sezon da sürdürecek. 26 Eylül’de dolunayın aydınlattığı Bedri Rahmi Koyu’nda Konstantinos Argiros’un müziği, MIORI’nin gastronomi dünyası ve Riva Lounge’un ikonik atmosferi aynı gecede buluşacak. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    357
  • 07-09-2026

    Türkiye’den ve dünyadan sanatçıları bir araya getiren Istanbul Fringe Festival, 8. edisyonuyla 19-26 Eylül tarihleri arasında izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

    Tiyatro, dans, performans, katılımcı işler ve müziği bir araya getiren festival; Arter, Alan Kadıköy, Barın Han, İMÇ Atölye 5554, Zorlu PSM, Paribu Art, Öktem Aykut ve ROXY gibi şehrin farklı noktalarındaki kültür mekânlarına yayılıyor. Bu yıl “bağ kurmak” teması etrafında şekillenen etkinlik, sahnedeki pratiklerin yanı sıra mekânlar, sanatçılar ve izleyiciler arasındaki ortak üretim biçimlerine de odaklanıyor.

    Festival, 19 Eylül akşamı ROXY’de gerçekleşecek açılış gecesinde Omar Alkilani’nin Guitarology performansı ile Seda Erciyes ve Tuğçe Şenoğul ikilisinin 2MUCH konseriyle başlayacak. Mart 2026’dan bu yana Barın Han’da devam eden “Bağ Kurma: Barın Han × Istanbul Fringe Festival Ortak Üretim Programı”, farklı disiplinlerden on kadın sanatçının altı aylık araştırma sürecini 20-21 Eylül tarihlerinde açık bir sunumla paylaşılacak.

    Hafta boyunca çağdaş dans ve fiziksel performans alanında İMÇ Atölye 5554’te Selim Cizdan’ın Experimental Breakdown, Vivien Tauchmann’ın Self-As-Other-Trainings ve beş dansçının yer aldığı a tangible blue işleri sahnelenirken; Öktem Aykut, Jana Jacuka’nın solo çalışması HA’ya ev sahipliği yapacak. Arter’de izleyicinin yön verdiği oyuncusuz yapım if not this then that, Alan Kadıköy’de ise Yusuf Onur Aydın’ın yazıp yönettiği Bu Bir Prova Değil “Le Réel” izleyici karşısına çıkacak. Paribu Art’ta Küba yapımı Mondo, Zorlu PSM’de Brezilya ve Birleşik Krallık ortak yapımı Deluge, Arter’de ise ABD merkezli Ariel Rivka Dance topluluğunun repertuvar seçkisi ile Yunus Emre Şahin’in 14 dansçıyı buluşturan Görme Tutkusundan Kör Olabilir İnsan çalışması yer alacak. Farklı ülkelerden kısa işleri bir araya getiren ikili ve solo seçkilerle sürecek olan festival, 26 Eylül akşamı Alan Kadıköy’deki Fringe Solo Kısalar ile sona erecek.

    8. Istanbul Fringe Festival biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Künye: 7. Istanbul Fringe Festival | 2GETHER/AL(L)ONE | Credit- Hacer Irmak Yılmaz

    0
    0
    297
  • 07-09-2026

    poşe’nin bir inisiyatif olarak son sergisi “Silinmenin Manzaraları”, 16 Eylül-21 Kasım tarihleri arasında Sena Tural’ın sergi koordinatörlüğünde Depo’da sanatseverlerle buluşacak.

    Ece Gökalp, Ekin Can Göksoy, Hiwazerê, Larissa Araz, Marina Papazyan, Rojda Tuğrul ve Zilan İmşik’in çalışmalarını bir araya getiren sergi, geç Osmanlı döneminde başlayan modernleşme ve merkezileşme süreçlerinden Cumhuriyet dönemine uzanan kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında araştırma yürüten sanatçıların üretimleri üzerinden ele alıyor. “Silinmenin Manzaraları”, poşe’nin bir inisiyatif olarak gerçekleştirdiği son sergi olmasının yanı sıra, özgürlük alanlarının giderek daraldığı bir dönemde toplumsal hafıza, kayıp ve yüzleşme üzerine üretmeye devam eden sanatçıların ilk mekânsal birlikteliğini oluşturuyor.

    ​​Sergide yer alan çalışmalar, coğrafyanın görünür ve görünmez izlerini takip ederek bastırılmış hafızalara ulaşmaya çalışırken, bu izlerin hangi iktidar mekanizmaları ve araçları aracılığıyla silindiğini de araştırıyor. Seçkide yer alan sanatçıların büyük bölümü üretimlerini diasporada sürdürüyor. Buna rağmen geride bırakılan coğrafyalar, kültürel belleğin üzerinde kalıcı ve hayaletimsi izler bırakmaya devam ediyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan çatışmalar, tarihsel kıyım ve yıkım karşısında geliştirilen hatırlama pratikleri, “Silinmenin Manzaraları”nın ortak zeminini oluşturuyor. Sergi, hafızanın yalnızca geçmişe değil, bugünle kurulan ilişkiye de dair olduğunu hatırlatırken, silinenin ardında kalan izlere bakmak için ortak bir alan açıyor.

    Künye:
    1. Marina Papazyan after Winsor McCay, How A Mosquito Operates, 1912, silent animated film, 6’14”
    2. Rojda Tuğrul_s IN THE ZAGROS, Vol. I — A Hare (2026). Drawing, two-channel video installation, 3_00_ & 2_00_.
    3. Ece Gökalp - AfterAnahit
    4. Larissa Araz, All that we see or seem are ghosts within a dream, 2026, 7 parts_ photographic print on cotton with copper embroidery, 300x200 cm

    0
    0
    340
  • 07-09-2026

    Ömer Açık’ın arıcılık ekseninde gelişen soluksuz bir macera anlattığı romanı Arıları Kaçırmak, Büşra Kaygın Gafarov’un resimleriyle Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Kent dışındaki festivale gizlice katılmak isteyen ikizlerin ve amcalarının başına gelenler, okurlarını kardeşlik, iş birliği ve farklılıklar üzerine düşündürüyor. Hikâye, kaybolan arıların peşinde ilerliyor; bilimsel araştırmaların önemini, aile mirası ve merak duygusunu vurgulayan bir okuma deneyimi sunuyor.

    “Leyla ve Taylan benzemez ikizlerdir. Planlı ve disiplinli Leyla'nın tersine Taylan hayalperest ve sakardır. Aileden gizli, İkizler Festivali'ne katılmak için çılgın amcaları Refik'ten yardım isterler. Çiftlikten çalınan arı kovanları, gençlik iksiri üretmeye çalışan Mucize Hanım, kötücül Huzursuz Hanım ve Dedektif Menekşe de hikâyeye katılınca olanlar olur. Kendilerini karmaşık ve tehlikeli bir kovalamacanın içinde bulan ikizler, arıları ve tabii amcalarını kurtarmak için her şeyi göze alır...”

    0
    0
    651
  • 06-09-2026

    Dünyaca ünlü klasik müzik yıldızlarını ve genç yetenekleri aynı sahnede bir araya getiren İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, 6-24 Eylül tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda müzikseverlerle buluşuyor.

    Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu festival, bu yıl altıncı kez kapılarını açıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen organizasyon; oda müziğinin samimiyetini, zenginliğini ve birleştirici gücünü Kadıköy’ün tarihi atmosferine taşıyacak. Festivalin 6 Eylül’deki açılış konserinde, jenerasyonlarının önde gelen isimleri Fedor Rudin, Alexandra Soumm, Máté Szűcs, Lydia Shelley ve Julien Libeer Türkiye’de ilk kez bir araya gelerek aynı sahneyi paylaşacak.

    Program boyunca Türkiye’nin sevilen topluluklarından perküsyon dörtlüsü sa.ne.na ve Anatolian Clarinet Connection dinleyicilerle buluşurken; usta isimleri buluşturan “Festival Buluşması” konserinde Emmanuel Coppey, Katerina Chatzinikolau, Razvan Popovici, Ali Başeğmezler, Marc Coppey ve Nil Kocamangil sahne alacak. Genç müzisyenleri desteklemeyi sürdüren festivalin “Festivalin Genç Yıldızları” projesinde ise Türkiye’nin parlayan yetenekleri Deniz Yakın (keman), Beliz Güney (viyolonsel) ve Çağatay Yurt (kontrbas); dünyaca ünlü viyola sanatçısı Miguel Da Silva ve piyanist Caspar Frantz ile aynı sahneyi paylaşacak. Festival, iki Echo Klassik ödüllü ünlü topluluk Alliage Quintett’in 24 Eylül’deki kapanış konseriyle sona erecek.

    Konserlerin yanı sıra eğitim ve etkileşim boyutuna da büyük önem veren festival kapsamında dünyaca ünlü eğitmenler Carolin Widmann (keman), Marc Coppey (viyolonsel) ve Razvan Popovici (viyola) eşliğinde masterclass çalışmaları gerçekleştirilecek. Başvurunun ve katılımın ücretsiz olduğu masterclass programları, genç yeteneklerin kapanış konserleriyle de zenginleşecek.

    ​6. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    834
  • 06-09-2026

    Seda Gazioğlu’nun kontrol, teslimiyet, gözetim ve kadın bedeni üzerine odaklanan “Sanatçıyı Beslemeyiniz” başlıklı kişisel sergisi, 11 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında Merdiven Art Space’te sanatseverlerle buluşacak.

    ‘Sanatçıyı Beslemeyiniz.’ Bu uyarı, izlenenle izleyenin yerinin belli olduğu bir düzene aittir. Otorite yazar, ziyaretçi kurala uyar; hakkında karar verilen bedenin ise fikri sorulmaz. Gazioğlu bu talimatı tersine çevirir. Burada uyarı, sanatçıyı korumak için değil, onun adına ve bir tehdit olarak yapılır.

    Sanatçıya ne verirseniz, sonunda sanat olarak geri döner. Ama hangi biçimde döneceğine artık siz karar veremezsiniz.

    Sergi, sanatçının ‘teslimiyetin kaybı’ olarak tarif ettiği bir eşikten yola çıkar: Yargıyı daha gelmeden hesaplamak, verilecek tepkiyi önceden kurmak ve sürekli pozisyon almak, bir noktadan sonra strateji olmaktan çıkar ve karaktere yerleşir.

    Göç, annelik, hırs ve insanın ayağının altındaki zemini durmadan değiştiren bir ülke bu refleksi besler. Dışarıdan gelen sesleri o kadar içimize alırız ki, bir süre sonra hangisinin gerçekten bize ait olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Kontrol, kendini korumanın bir yolu gibi görünmeye başlar. Sonunda teslimiyetin kendisi bile yönetilmesi gereken bir olguya dönüşür.

    Eserler, ev içi emeğin, ibadetin ve hayatın sürdüğü zeminin hafızasını taşıyan eski Anadolu halıları üzerine yapılır. Gazioğlu halıları kesip açar, yüzeylerine yağlıboyayla müdahale eder ve pirinç tellerle yeniden diker. Hiçbir dikişi gizlemez; hepsini görünür bırakır.

    Burada yapılan bir onarım değildir. Yarayı ortadan kaldırmak yerine onu görünür tutan bir müdahaledir: zorla kapatılmış, çevresindeki malzemeden daha sert bir dikiş ipliğiyle bir arada tutulan ve kaybolmasına izin verilmeyen bir yara.

    Serginin ana malzemesi olan halı, bir tür vekil beden gibi çalışır. Baskıyı içine alan ve onu beklenmedik biçimlerde geri veren bir beden, tıpkı köşeye sıkışınca ne yapacağı öngörülemeyen vahşi bir hayvan gibi.

    Gazioğlu’nun yedinci kişisel sergisi; gözetim, içselleştirilmiş bakış ve kadın bedenini düzenleyen sistemler üzerine uzun süredir sürdürdüğü araştırmayı devam ettiriyor.
    Sergi bir iyileşme vaadi sunmuyor; burada yaralı bedenler eski hâline döndürülmüyor.
    Sunulan iyimserlik değil, umut.

    İyimserlik ‘düzelecek’ der.
    Umut, düzelmese de devam eder.

    0
    0
    744
DAHA FAZLA
Geldanlage