GÜNDEM
  • 02-06-2026

    Latife Tekin’in edebî birikiminin izini süren yazılardan oluşan, Burcu Şahin’in yayına hazırladığı Ormanın İçinde, Toprak Düzeyinde - Latife Tekin Edebiyatı Üzerine Yazılar, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Kitapta Onat Kutlar, Nurdan Gürbilek, Gönül Kıvılcım, Osman Damla, Esra Yalçın, Fatih Altuğ, Semih Gümüş, Mustafa Sütlaş, Özlem Öğüt Yazıcıoğlu, Belma Fırat, Esra Dicle, Başak Deniz Özdoğan, Burcu Şahin, Yeşim Tabak, Deniz Gündoğan İbrişim, Mahmut Temizyürek, Gonca Özmen, Pınar Öğünç, Murat Özyaşar, Pelin Özer, Haydar Ergülen, Mehmet Mahsum Oral, Mine Söğüt, Abdullah Ezik, Mesut Varlık ve Dila Keleş’in yazıları yer alıyor.

    ​Onat Kutlar’ın ifadesiyle “toprak düzeyinden ve çok içinden bir bakış” sunuyor, Latife Tekin. Bu bakışı korurken bir yandan da korkusuzca yeni yollar deniyor. Latife Tekin’in kendini tekrar etmeyen yazma biçimi kaynağını, yazma arzusunun sabitlendiği o kara noktadan alıyor. Gölü, toprağı, ağacı, doğayı metnin kendisi gibi gören bir bakış bu. Yeniye ulaşma cesareti gösterirken de –yine doğaya ait olan– aşırılıktan hareket ediyor.

    0
    0
    43
  • 02-06-2026

    Bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek İstanbul Comics and Art Festival, Dream Sales Machine organizasyonuyla 13-14 Haziran tarihlerinde Paribu Art’ta katılımcılarla buluşacak.

    Çizgi roman, illüstrasyon, karikatür, fanzin, animasyon ve sokak sanatını aynı çatı altında buluşturmaya hazırlanan İstanbul Comics and Art Festival; yayınevleri, bağımsız sanatçılar, çizerler, tasarımcılar ve yaratıcı toplulukları bir araya getirirken ziyaretçilerine yalnızca bir festival deneyimi değil, yaşayan bir kültür alanı sunuyor. Bu yıl festival programında Gerekli Şeyler, Kara Karga, Athica, Kayıp Kıta, Flaneur gibi önemli yayınevleri ve Big Baboli, Flashmarket, dirt cake studio, MRE, Bülent Gültek, Ezgi Arslan, Selin Çınar gibi sanatçı stantlarının yanı sıra; Hollanda Krallığı desteğiyle Hollandalı sanatçılar ve Türkiye’den sanatçılar canlı duvar sanatı uygulamaları gerçekleştirecek. Festivalde ayrıca kolektif çizim alanları, atölyeler, imza alanları, paneller ve performanslar yer alacak. Özellikle festival alanına yayılan canlı çizim çalışmaları sayesinde ziyaretçiler üretim süreçlerini doğrudan izleme fırsatı bulacak.

    ​Şehrin dört bir yanından katılımcıları ağırlamaya hazırlanan festival, bağımsız yayıncılıktan illüstrasyona, underground çizgi kültüründen yeni nesil sokak sanatına kadar geniş bir yaratıcı alanı kapsıyor. Festivalin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    115
  • 02-06-2026

    Cenk Düzyol’un “Daha İyi Bir Yer” başlıklı kişisel sergisi 4 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında Martch Art Project’te sanatseverlerle buluşacak.

    “Daha İyi Bir Yer, daha önceki üretimlerine benzer şekilde dile gelemeyenin alfabesiyle konuşsa da yeni bir yön işaret eder.

    Tamamlanmayan ancak yine de çerçevenin dışından göz kırpan anlatıları, şimdi yerini daha temel, tekinsiz ve insansız bir belirsizliğe bırakmıştır. Kompozisyonlar neredeyse hiç figür içermez: manzaranın kendisi bir şeyleri biliyor, ancak söylemiyor gibidir. Gökyüzünde beliren yazılar sanki bir arkeolojik kazıda ortaya çıkmışlardır. Ufuklar ulaşılamaz görünür, hatta bir resimde resmen kordon altına alınmışlardır.

    Düzyol'un resimleri sürrealist geleneğe işaret etseler de sürrealizmin tekinsizi sahneleyişinden net bir iradeyle kaçınmaktadırlar. Soruyu sorup geri çekilirler.

    Düzyol, kendi deyişiyle sözel ifadenin değil, “boğazda düğümlenen bir hissin” peşindedir. Derdi izleyiciyi yönlendirmek değil, onları resimde kendi başına bir serüvene çıkmaya davet etmektir. Başlığın işaret ettiği arayışa da gönderme yapar bu durum: bizi bu arayışlara sürükleyen mantığımız değil duygularımızdır, dolayısıyla düşünerek değil hissederek çözebileceğimiz, hatta belki de çözümsüz kalacak meselelerdir. Bu çözümsüzlükle yaşayabilme önerisi Düzyol'un resimlerini salt estetik bir deneyim ya da dayatılmış bir anlatının ötesine taşır. Burada teslimiyetten ziyade, farklı türden bir uyanış söz konusudur: her şeyi anlamlandırma zorunluluğundan vazgeçmenin, belirsizliği tehdit değil bir başlangıç noktası olarak kabul etmenin mümkün olduğuna dair sessiz bir ısrar vardır.

    Bu yüzden tuvallerdeki yazılar açıklama değil, davet niteliği taşır. I know you can carry on, take me where you're going to: bunlar izleyicinin içinde zaten var olan ama adını koyamadığı bir şeyin manzaralardaki yüzeylerden yankılanarak geri dönen sesidir. Düzyol’un daha eski üretimlerinden tanıyabildiğimiz ironisini içerseler de gerek bir “anlatı” gerekse plastik olarak kırılgan anları daha farklı bir şekilde ele alırlar. Kelimelerin duygulara ayak uyduramadığı anlarda gelen kendini ikna etme çabası gibi bir tezat oluştururlar. Düzyol'un "boğazda düğümlenen his" dediği şey tam da burada ikamet eder: ne tam anlamıyla melankoli ne tam anlamıyla özlem ne de tam anlamıyla umuttur. Üçünün de bir arada bulunabildiği eşik bölgedir.

    Daha İyi Bir Yer, bu anlamda hem coğrafi hem de içsel bir koordinatı işaret eder. Kimi yerde yoğun bitki örtüleriyle canlanan, kimi yerde kurak ve kayalık olan manzara, insandan öte bir söylem olasılığını da barındırır: bu manzaralarda barınmaya çalışır izlenimi veren tek tük figürler bize doğanın karşısındaki güçsüzlüğümüzü hatırlatır ki bu özgürleştiricidir de. Bu manzaralarda insanlar sadece izlerini bırakmıştır. Öte yandan içsel bir topografya da haritalanıyor gibidir. Bu kayalıklar, bugün batımları, neredeyse kendi benliğimizden daha tanıdıktır bizim için. Resimler bizi henüz adını bilmediğimiz ama belli belirsiz seçebildiğimiz bir yere hazırlar. Arayışın sonu gelmiyorsa da yapılabilecek en doğru şey bir banka oturup manzaraya doğru bakmak, belirsizlikle barışmak olabilir.”

    Künye:
    1. Life Happens, Love Stays, 2026, 100x140 cm, Acrylic on Canvas / Tuval üzeri aklirik boya
    2. Let me Tell You A Secret, 2026, 100x140 cm, Oil on canvas / Tuval üzeri yağlı boya
    ​3. It Will Never Be The Same, 2026, 60x70 cm, Acrylic on Canvas / Tuval üzeri aklirik boya

    0
    0
    249
  • 02-06-2026

    Matt Haig’in ünlü romanı Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçen yeni hikâyesi Gece Yarısı Treni, Kıvanç Güney’in çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.

    Bu roman, pişmanlıklar, ikinci şanslar ve yaşamak üzerine büyüleyici bir zaman yolculuğuna çıkarıyor okurunu.

    ​Nora Seed gece yarısı olduğunda ölmemeyi öğrenmişti. Wilbur Budd ise gece yarısı olduğunda yaşamayı öğrenmek zorunda. Bir kitapçı zinciri sahibi Wilbur, 81 yıllık ömrünün çoğunu işine adamış, bu uğurda büyük aşkı Maggie’yi ihmal etmiştir. Yıllar sonra gelen bir telefonla tam umutlanmışken ölüm kapıda belirir. Ancak bu kez bir son değil, bir tren yolculuğunun başlangıcı olarak. 

    Wilbur bu trenle geçmişine, hayatının en karanlık ve en parlak anlarına doğru ilerleyecek. Tek bir kural var: Geçmişteki halinle asla konuşma. Peki, insan her şeyi berbat ettiğini bildiği o âna geri dönse, kurala uyup izlemekle mi yetinir yoksa başka bir hayat yaşamak uğruna raydan çıkmayı mı seçer?

    0
    0
    207
  • 01-06-2026

    MUBI, haziran ayında Yasujirô Ozu’dan Özcan Alper’e, Albert Serra’dan Hong Sang-soo’ya usta yönetmenlerin öne çıkan filmlerini sinemaseverlerle buluşturacak.

    MUBI’nin yeni programının öne çıkanları arasında; Park Chan-wook’un son filmi Başka Yolu Yok (No Other Choice), László Nemes’in yeni filmi Yetim (Orphan), Cansu Baydar’ın Venedik Film Festivali, Sundance ve pek çok prestijli duraktan övgüyle dönen kısa filmi Neredeyse Kesinlikle Yanlış, Özcan Alper’in suç, yüzleşme ve kolektif vicdan temalarını ele aldığı Karanlık Gece yer alıyor.

    ​Ayrıca dünya sinemasının büyük dehalarından Yasujirô Ozu’nun zamansız eserleri MUBI’de bir araya geliyor. Çağdaş sinemanın radikal yönetmenlerinden Albert Serra’nın son dönemde çektiği üç önemli filmi bir araya getiren bir seçki de bu ay izleyicilerle buluşuyor. Güney Kore sinemasının en üretken ve kendine has yönetmenlerinden Hong Sang-soo’nun insan ilişkilerini, rastlantıları ve melankoliyi merkezine alan üç filmi haziran ayında MUBI’de gösterime girecek.

    Tag: MUBI
    0
    0
    285
  • 01-06-2026

    Mehmet Ekşioğlu’nun ilk kişisel sergisi “Alternative Plan by 64”, 20 Haziran’a kadar İMÇ 6. Blok’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    “Alternative Plan by 64”, Mehmet Ekşioğlu’nun çocukluktan bu yana sürdürdüğü görsel günlük pratiğini; spontane, filtresiz ve doğrudan bir ifade dili üzerinden bir araya getiriyor. 

    Kelimelerden çok çizimle düşünmeyi tercih eden Ekşioğlu; gündelik hayatın içinden geçen kişisel hikâyelerini, duygularını ve gözlemlerini üretimlerinin merkezine taşıyor. Yağlı boya, sprey boya, marker ve pastel gibi farklı malzemeleri; tuvalin yanı sıra kâğıt ve karton kutu gibi gündelik yüzeylerle buluşturan sanatçı, kontrollü ve kusursuz bir estetik anlayışı yerine dürtüsel, hızlı ve doğaçlama bir üretim pratiğini benimsiyor. 

    Serginin merkezinde yer alan “64” kavramı ise sanatçı için yalnızca bir sayı değil; zaman içinde kişisel bir işarete, bir üretim alanına ve ortak bir enerjiye dönüşen bir fikir etrafında şekilleniyor. Rekabet yerine paylaşımı, hiyerarşi yerine birlikte üretmeyi önemseyen bu yaklaşım; serginin ruhunu belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Ekşioğlu’nun eserlerinde sıkça karşılaşılan yarım kalmış cümleler, semboller, karakterler ve hızlı müdahaleler; sanatçının anlık ruh hâlini doğrudan yüzeye taşıyan görsel notlar gibi ilerliyor. Bu yönüyle “Alternative Plan by 64”, sterilize edilmiş estetik kalıpları reddeden; sokağın ritmini, gençliğin enerjisini ve ham ifade biçimlerini sahiplenen bir dünya kuruyor. 

    ​Daha önce karma sergilerde yer alan Ekşioğlu’nun ilk kişisel sergisi “Alternative Plan by 64”, sanatçının kendi kurallarını yazmaya hazırlanan yeni döneminin ilk manifestosu niteliğini taşıyor. 

    0
    0
    304
  • 01-06-2026

    Amerikalı yazar Catherine Lacey’nin kimliğin gerçekliğini sorgulayan, hakikat ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran romanı X’in Biyografisi, Püren Özgören’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Lacey, fotoğraflar, dipnotlar ve David Bowie’den Tom Waits’e gerçek figürlerin yer aldığı bu devasa anlatıda, biyografi türünün sınırlarını zorluyor.

    ​Geleneklere karşı çıkan ressam ve yazar X öldükten sonra geriye sarsıcı bir külliyatın yanı sıra, titizlikle inşa edilmiş bir boşluk bırakır. Ardından eşi C.M. Lucca, yasın getirdiği amansız bir hakikat arayışıyla bu boşluğu doldurmaya karar verdiğinde, tanıdığını sandığı kişinin aslında hiç var olmadığını keşfeder. X, hayatını bir sanat eseri gibi kurgulamış; geçmişini ise uydurulmuş belgeler, çalınmış biyografiler ve siyasi firarların gölgesine gizlemiştir. Peki X kimdir? Bir sanatçı mı, bir sahtekâr mı, yoksa kendi hayatını baştan sona kurgulamış bir anlatı mı?

    0
    0
    593
  • 01-06-2026

    Canlı performanslarıyla son yıllarda melodik elektronik müziğin öne çıkan isimlerinden Ben Böhmer, 4 Temmuz Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Konserde Ben Böhmer’e, canlı vokalleri, duygusal derinliği ve elektronik müziği indie estetiğiyle buluşturan performanslarıyla dikkat çeken Jan Blomqvist eşlik edecek.

    Ben Böhmer, duygusal katmanlarla örülü prodüksiyonları, sinematik atmosferi ve derin melodik anlatımıyla dünya çapında sadık bir dinleyici kitlesi yarattı. Organik dokuları elektronik müzikle buluşturan sanatçı, festival sahnelerinden ikonik açık hava performanslarına uzanan live setleriyle modern elektronik müziğin en karakteristik isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

    ​Generic Music ve URU iş birliğiyle düzenlenen The Moment Presents: Ben Böhmer konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    477
  • 01-06-2026

    Müze Gazhane, sanatın dönüştürücü gücünü hayvan hakları savunuculuğuyla buluşturan “Barı-n/m-ak” sergisini 31 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    İBB Kültür ve İBB Miras tarafından gerçekleştirilen “Barı-n/m-ak” sergi, sanat aracılığıyla hem bir farkındalık yaratmayı hem de somut bir dayanışma modeli sunmayı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi “Barı-n/m-ak” ile aynı başlığı taşıyor. Küratörlüğünü Hicran Aksöz’ün üstlendiği sergide 27 çağdaş sanatçı, izleyiciyi kentte birlikte yaşam, barınma hakkı ve türler arası dayanışma üzerine düşünmeye davet ediyor.

    Sanatçıların bir kısmının temaya özel yeni eserler ürettiği, bir kısmının ise mevcut eserleriyle katıldığı “Barı-n/m-ak” sergisinde Özge Akdeniz, Ozan Atalan, Vahap Avşar, Melis Baçaru, Beyza Boynudelik, Cins, Yağmur Çalış, Bekir Dindar, Alea Pınar Du Pre, Çağdaş Erçelik, Arzu Ertekin, Güler Güçlü, Osman Gültepe, Seydi Murat Koç, Mehmet Sinan Kuran, Burak Kutlay, Gönül Nuhoğlu, Tuğba Öztopçu, Lebriz Rona, Ezgi Sandıkçı, Gonca Sezer, Nilüfer Şatana, Erkut Terliksiz, Cansu Yıldıran, Çiğdem Yıldırım, İpek Yücesoy ve Baysan Yüksel’in çalışmaları yer alıyor.

    Tipografik bir müdahaleyle oluşturulan sergi başlığı, “barınak” ve “barınmak” kavramlarını aynı anda sorgulayarak izleyiciyi kentte birlikte yaşam, barınma hakkı ve türler arası dayanışma üzerine düşünmeye davet ediyor. Sözcükteki tireler ve harf aralığı, kelimenin yapısını bozarak şu soruları gündeme getiriyor: Barınma hakkı nedir? Kentte kimler barınır, kimler barınamaz? Hayvanlar için barınak bir sığınak mı yoksa bir tecrit alanı mıdır? İnsan eliyle açılan veya kapatılan yaşam alanları nasıl şekilleniyor? Eksik ya da fazla harfler, hayvanların tamamlanmayı bekleyen yuvalarını ve insanın bu eksikliği tamamlama sorumluluğunu ima ediyor.

    “Barı-n/m-ak” sergisi kapsamında düzenlenecek sanatçı söyleşilerinde katılımcı sanatçılar, eserleri ve proje süreci hakkında izleyicilerle bir araya gelirken, atölye çalışmaları çocuklar ve yetişkinler için hayvan hakları temalı sanat etkinliklerini kapsayacak. Sergi sonunda ise sanatçılar, kendi inisiyatifleriyle eserlerini koleksiyonerlerle buluşturacak ve bu buluşmadan sağlanan destekle Beşiktaş Belediyesi Barınakları ve Angels Farm'ın acil ihtiyaç listelerindeki malzemeler doğrudan temin edilecek.

    Künye:
    1. Baysan Yüksel, Totoro Dark, 2017 64 x74 cm Tuval Üzerine Akrilik 
    2. Tuğba Öztopçu, Huzur, 2026, 80x80 cm, Tuval üzerine Yağlı boya 
    3. Mehmet Sinan Kuran, Gift, 2026, Tuval üzerine akrilik, 80x100 cm
    4. Melis Baçaru, İsimsiz, 2026, Karışık Teknik, 70x50 cm
    5. Seydi Murat Koç, “İnsanlar Alemi Serisinden” 2023, Çap 80 cm, Tuval Üzerine Akrilik, Yağlı boya

    0
    0
    653
  • 01-06-2026

    Matthew Ward’un kaleme aldığı, Scott Magoon’un resimlediği minik okurları denemekten vazgeçmemenin neşeli ve ilham verici dünyasına davet ettiği Henüz Uçamıyoruz, Betül Yılmaz’ın çevirisiyle Biblio Kids Yayınevi’nden çıktı.

    ​3-5 yaş grubundaki çocuklara hitap eden bu kitap, uçmak için kanatları olan ama bir türlü başaramayan üç kafadar kuşun hikâyesini anlatıyor. Henüz Uçamıyoruz, çocuklara “başarısızlık” kavramına bambaşka bir pencereden bakmayı öğretiyor. Kitap boyunca spor yapan, roket inşa eden, hatta karmaşık matematik hesaplarına girişen kahramanlarımız; düşseler de balonları patlasa da pes etmiyorlar. Çünkü onlar biliyor ki yeterince çabalarlarsa bir gün mutlaka başaracaklardır. Bu kitap, yeni bir yetenek kazanmaya çalışan veya hayallerinin peşinden giden tüm çocuklar için cesaret verici bir rehber sunuyor.

    0
    0
    618
DAHA FAZLA
Geldanlage