GÜNDEM
  • 03-07-2026

    MUBI Türkiye, temmuz programıyla sinemanın farklı coğrafyalarda filizlenen en güçlü hikâyeleri bir araya getiriyor.

    Temmuz programındaki yapımları, aşkı ve umudu, politik çalkantıların gölgesinde yeniden düşünmeye davet ediyor. Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat’ın Berlinale’nin açılış filmi olarak dünya prömiyerini yapan son filmi İyi Erkek Yok (No Good Men), 3 Temmuz’da MUBI’de izleyicilerle buluşacak. Film, Taliban’ın iktidara gelmesinden hemen önce Kâbil’de yaşayan bir kadın kameramanı merkezine alıyor. 10 Temmuz’da ise Alejandro G. Iñárritu’nun Oscar adaylığı kazanmış kült filmi Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros), restore edilmiş 4K sunumuyla geri dönüyor. İlk gösterildiği 2000 yılındaki etkileyiciliğini koruyarak izleyicilere “hayatla köpeklerin dövüştüğü” o unutulmaz yolculuğu yeniden yaşatacak bu Meksika dramasında köpek dövüşlerinin vahşeti, toplumsal trajediler ve tutkulu ilişkiler iç içe geçiyor. 

    ​Programın öne çıkan filmleri arasında; Ece Dizdar’ın Altın Portakal Kısa Film Jüri Özel Ödülü sahibi bu ilk yönetmenlik denemesi Mükemmel, Doğuş Algün’ün Adana Altın Koza Film Festivali’nden pek çok ödülle dönen ilk uzun metrajlı Ölü Mevsim, Giacomo Abbruzzese imzalı 73. Berlin Film Festivali’nden En İyi Sanatsal Katkı Gümüş Ayı ödülüyle dönen Disco Boy, İran’ın Oscar aday adayı olarak dünya sinema çevrelerinde büyük ses getiren ve katıldığı festivallerde derin tartışmalar başlatan Ali Zarnegar imzalı Ölüm Nedeni Bilinmiyor, Hollywood’un büyük ustalarından Billy Wilder’ın iki eseri The Apartment ve Bazıları Sıcak Sever (Some Like It Hot), 2025 Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda Büyük Ödül’e layık görülen İşe Yarar Bir Hayalet, Stanley Kubrick’in Soğuk Savaş paranoyasını kara mizahla buluşturan başyapıtı Dr. Strangelove, Cameron Crowe’un kendi gençlik yıllarındaki deneyimlerinden damıtılan Şöhrete Bir Adım, Amerikan bağımsız sinemasının ve gençlik anlatılarının en etkili örnekleri arasında yer alan Genç ve Heyecanlı yer alıyor.

    Tag: MUBI
    0
    0
    289
  • 03-07-2026

    Anna Laudel İstanbul, gerçekleştirdiği açık çağrı süreci sonucunda şekillenen “Zeitgeist” başlıklı grup sergisini 3 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’daki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Zeitgeist” sergisi, galerinin yeni üretimlere alan açma ve farklı sesleri görünür kılma yaklaşımını sürdürürken, 34 bağımsız sanatçıyı bir araya getiriyor. Galerinin iki katına yayılan seçki, çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini izleyicilere sunuyor.

    “Serginin ismini aldığı ‘Zeitgeist’ kavramı, yalnızca bir dönemin ruhunu tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda o ruhun nasıl üretildiğini, dolaşıma girdiğini ve yeniden yazıldığını da ifade eder. Günümüz görsel kültürünün hız, tekrar ve dolaşım üzerine kurulu yapısı, eserlerde hem estetik bir strateji hem de eleştirel bir zemin olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda ‘Zeitgeist’, çağdaş sanatın yalnızca zamanı yansıtan değil, onu kuran ve dönüştüren bir alan olduğunu öne sürer.

    Galerinin gerçekleştirdiği açık çağrı sonucunda gelen başvurular ile oluşturulan sergide; resim, heykel, fotoğraf, video ve disiplinler arası üretimlerden oluşan ve farklı ifade biçimlerinin buluştuğu bir ortak alan izleyiciye sunulacak. Sergi, tekil anlamlar üretmekten ziyade, izleyiciyi açık uçlu okumalar ve çoklu karşılaşmalarla baş başa bırakır.”

    İstanbul’daki “Zeitgeist” sergisiyle eş zamanlı olarak Anna Laudel Düsseldorf, yeni sanatçılara alan açma misyonunu sürdürerek bağımsız sanatçıların üretimlerine odaklanan bir sergiyi izleyiciyle buluşturacak.

    Künye:
    1. Orçun Beslen Bağımsız Hafıza Yeşili / Independent Memory Green, 2026 Buluntu yağlı boya resim üzerine akrilik müdahale
    2. Ece Akdemir İçi Boş Bir Zaferin Yankıları / Echoes of a Hollow Victory, 2026 Tuval üzerine yağlı boya
    ​​3. İrem Sözer Psetaların Cengi / The Battle of Dirty Ancestors, 2026 Stoneware tabak üzerine çok renkli sır altı ve tarama tekniği

    0
    0
    243
  • 03-07-2026

    Lily King’in Women’s Prize, PEN/Faulkner gibi edebiyat ödüllerine aday gösterilen, aşk, arkadaşlık ve hikâyelerin dönüştürücü gücüne dair dokunaklı bir hikâye anlattığı romanı Kupa Sevgili, Selen Birce Yılmaz’ın çevirisiyle Koridor Yayıncılık’tan çıktı.

    Yazar olmak isteyen genç bir kadın, başkalarının hikâyelerini çok iyi anlayıp çözümleyebilse de kendi hikâyesindeki kırılmaları bir türlü anlamlandıramaz. Yaratıcı yazarlık okuduğu üniversitenin en parlak öğrencilerinden Sam ve Yash’la tanıştığındaysa işler değişir.

    Arkadaşlarının ona taktığı lakapla Jordan iskambil oyunları ve edebiyat tartışmalarının ortasında aşkı ve arkadaşlığı keşfederken, aynı zamanda kendi entelektüel tutkusunun da farkına varır. Fakat öğrencilik günlerinin sonuna yaklaştıkça kararsızlıklar ve belirsizliklerle birlikte hayat yolu çatallanmaya başlar...

    Yıllar sonra hayalini kurduğu mutlu hayatını yaşarken sürpriz bir ziyaret onu geçmişiyle yüzleşmeye zorlar. Ulaşılamamış hedefler, dile getirilememiş duygular, kalp kırıklıkları, sırlar… Jordan geçmişe dair pişmanlıklarıyla bugünün sorumlulukları arasında bir denge kurmaya çalışırken kendi içinde de bir hesaplaşmaya girer.

    0
    0
    222
  • 03-07-2026

    Jane Austen’ın edebiyat tarihine geçen romanı Sense and Sensibility’den uyarlanan Aşk ve Yaşam’ın Türkçe alt yazılı fragmanı yayımlandı.

    Yönetmenliğini Georgia Oakley’nin üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Daisy Edgar-Jones, Esmé Creed-Miles, Caitríona Balfe, Frank Dillane, George MacKay, Herbert Nordrum, Bodhi Rae Breathnach ve Fiona Shaw yer alıyor. 19. yüzyıl İngiltere’sinde geçen yapım, babalarının ölümünün ardından maddi zorluklarla karşı karşıya kalan Dashwood kardeşlerin aşk, aile ve toplumsal beklentiler arasında verdikleri mücadeleyi konu alıyor.

    Aşk ve Yaşam filminin Türkçe alt yazılı ilk fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    204
  • 03-07-2026

    “Eşik” grup sergisi, Mardin’deki ilk gösteriminin ardından 17 Temmuz’a kadar Galeri / Miz’in Teşvikiye’deki mekânında sanatseverlerle buluşuyor.

    Ayşe Ebru Eryılmaz, Ayşe Topçuoğulları, Belmin Pilevneli, Cemil Güç, Doğukan Çiğdem, Gül Ilgaz, Işıl Esen, Kaan Tanhan, Metin Kalkızoğlu ve Tuba Önder’in üretimlerini bir araya getiren “Eşik” sergisi, çok katmanlı hikâyelerden yola çıkarak hafıza, geçiş, aidiyet ve karşılaşma üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi Mezopotamya’yı coğrafya olmaktan çok, üst üste binmiş zamanların, anlatıların ve bilgi rejimlerinin çakıştığı katmanlı bir yüzey olarak ele alıyor. Mitler, ikonlar ve sanatsal izler aracılığıyla kurulan kadimlik söylemi, yalnızca bir birikimi değil; aynı zamanda kayıp, kopuş ve müdahale edilmiş tarihsel anlatıları da örten bir temsili araştırıyor. Simgesel olarak görünür olan ile temsil edilemeyenin ürettiği yoğunluğa odaklanıyor.

    ​Sanatçıların mekâna özgü ürettiği çalışmalarında; Ayşe Ebru Eryılmaz, farklı zamanlara ve bilgi rejimlerine ait izleri üst üste bindirerek doğrusal olmayan bir okuma öneriyor. Ayşe Topçuoğulları, hafızada bedenden bedene taşınan ve zamanı geldiğinde bir nar gibi açılarak çoğalan saklı bilgiyi araştırıyor. Belmin Pilevneli, miti sabit bir anlatı olmaktan çıkararak güncel bir bilgi biçimi olarak yeniden kuruyor. Cemil Güç Mezopotamya Ovası’nın serapla denize dönüştüğü hayali bir düzlemde, ruhumuzla görebildiğimiz bir var oluşun izini sürüyor. Doğukan Çiğdem, mitlerin ideolojik aygıtlar içinde dönüşümünü ve kolektif hafızanın yeniden yazımını ele alıyor. Gül Ilgaz, özgürlük kavramını sezgisel bir düzlemde ele alarak tüm coğrafyalarda ortak bir sorunsal olarak yeniden sorguluyor. Işıl Esen, beden, mit ve sembol arasındaki geçirgenliği araştırıyor. Kaan Tanhan, geçmişin bilgisini güncel teknolojilerle birleştirerek yeni bir geçit aralıyor, Metin Kalkızoğlu, yeraltı ve yerüstü arasındaki eşiği ve görünür tarihin altında saklı hafızayı araştırıyor. Tuba Önder, Mezopotamya mirasını toprağın derinliklerindeki kök hareketiyle birleştirerek saklı kalmış bilgiyi yüzeye taşıyan dinamik bir köprü kuruyor.

    0
    0
    197
  • 03-07-2026

    Maude De Bel’in bir aile hikâyesini hayal gücüyle şekillenen bir macerayla anlattığı kitabı Dedemiz Dede Olmadan Önce Kimdi?, Quentin Greban’ın resimleri ve Hazel Bilgen’in çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.

    5 yaş ve üzeri okurlar Léa ile Oscar'ın yaz tatilinde yaşadıklarına eşlik ediyor bu hikâyede. Tatilde Léa ile Oscar, dedelerinin evinde büyük bir gizemi çözmek için beraber fikir yürütür, hayallere dalarlar. Acaba dedeleri eskiden, henüz onların dedesi olmadan önce kimdi? Mesleği neydi? Bir astronot muydu, veteriner mi, yoksa aşçı mı? Léa ile Oscar'ın macerasına eşlik edip bir tahminde bulunmaya ne dersiniz?

    “… BİR İTFAİYECİYDİ!”;
    Léa kahkahalarla gülmeye başladı.
    “Dedem itfaiyeci miydi diyorsun? Evet ama arabasının rengi kırmızı bile değil!”
    “Olabilir… Ama doğum günümde pastamın üzerindeki mumları söndürmeme yardım etmişti, hem de tek nefeste.
    Bir defada, puf diye söndürdü hepsini! Yanan tek bir mum bile kalmadı!”

    0
    0
    293
  • 02-07-2026

    ENKA Açıkhava Tiyatrosu, yaz sezonunu Türk rock müziğinin önemli gruplarından Mor ve Ötesi’nin Avrupa turnesinin ardından gerçekleştireceği akustik performansla 3 Temmuz Cuma akşamı açacak.

    ENKA Açıkhava Tiyatrosu, bu yaz da etkinlik programıyla yaz akşamlarını sanatla bir araya getirmeye hazırlanıyor. 3 Temmuz’da başlayıp, 21 Ağustos’a kadar devam edecek programda özgün repertuvara sahip konserler, ses getiren tiyatro yapımları ve açık hava film gösterimleri yer alacak.

    Programın açılış etkinliği olan, 3 Temmuz Cuma akşamı Türk rock müziğinin öncü gruplarından Mor ve Ötesi’nin gerçekleştireceği akustik performans, grubun 30 yıla yayılan müzikal yolculuğunun farklı dönemlerinden sevilen şarkılarını, bu kez en yalın ve etkileyici halleriyle dinleyiciyle buluşturacak. Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, 6 Temmuz Pazartesi akşamı müzikseverler için özel olarak tasarlanmış seçkin bir programla sahne alacak. Bu özel gecede Say’a, flütte Aslıhan And Say eşlik edecek ve birlikte yorumlayacakları “Bosphorus Romance”, Boğaz’ın zarafetini ve şiirselliğini müzikal bir anlatıya dönüştürecek. Gecenin bir diğer bölümünde, vokalde Seda Kırankaya ile seslendirilecek “Çılgın Nar Ağacı”, güçlü anlatımı ve duygusal derinliğiyle dinleyicilere etkileyici bir deneyim sunacak. Programın dikkat çeken eserlerinden biri de saksafon sanatçısı Asya Fateyeva ile gerçekleştirilecek “Saksafon Suiti” olacak. Türkiye’nin en özel vokallerinden, geniş ses aralığı ve derin, duygusal yorumuyla öne çıkan sıra dışı yetenek Cem Adrian, “Seçkiler” başlıklı konseriyle 8 Temmuz Çarşamba akşamı sahne alacak. Erdal Erzincan ve Jehan Barbur’un da konuk olarak yer alacağı konserde sanatçı; Telli Turnam, Neredesin Sen, Mihriban ve Ne Ağlarsın gibi Anadolu’nun derin köklerinden beslenen türkülere kendine özgü yorumuyla yeniden hayat verecek. Kariyerinin başından itibaren Bolshoi Tiyatrosu, Wiener Staatsoper ve Arena di Verona gibi dünyanın en prestijli sahnelerinde yer alan, Türk müziğini çok sesli yorumlarla dünyaya taşıyan ülkemizin önde gelen tenorlarından Murat Karahan, Avrasya Filarmoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştireceği “Romantikler” konseriyle 13 Temmuz Pazartesi akşamı izleyiciyle buluşacak. Onur Aydemir (klarnet), Cihan Tanrıverdi (elektro gitar), Fırat İkisivri (akustik gitar), Serkan Keskin (bas gitar), Özgür Taş (davul), Serkan Polat (perküsyon) ve Sibel Altan’dan (perküsyon) oluşan kadrosuyla Barabar, 17 Temmuz Cuma akşamı yeni projesi “HepBarabar”la sahne alacak. Geleneksel ezgileri modern düzenlemelerle harmanlayan grup, bu kez sahnesini Aslı İnandık, Canan Ergüder, Celil Nalçakan, Özgür Çevik, Selen Öztürk ve Umut Kurt gibi tiyatro ve sinema dünyasının güçlü isimleriyle paylaşacak. Oyunculuk kariyeri boyunca hikâyelerin peşinden giden Bergüzar Korel’in, 27 Temmuz Pazartesi gecesi “Hatırladıkça” başlıklı konserinde çocukluğumuza, gençliğimize, ilk heyecanlarımıza eşlik etmiş şarkılar; sesi, yorumu ve sahnedeki hikâye diliyle yeniden hayat bulacak. Mustafa Haybat’ın piyano ve müzik direktörlüğünde sahnede Korel’e Erdem Sökmen (gitar), Erhan Seçkin (davul), Cemil Tatlıpınar (bas gitar), Tunç Çakır (perküsyon), Batu Şallıel (saksafon/flüt), Hakan Güven (keman) ve Yonca Kocadağ (back vokal) eşlik edecek.

    Semaver Kumpanya repertuvarında 10 yıldan fazla yer alan Metot, yenilenen kadrosuyla 20 Temmuz Pazartesi akşamı sahnelenecek. İspanyol Jordi Galceran’ın kaleme aldığı ve günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyan oyunda, iş görüşmesine gelen dört kişi, çarpıcı bir eleme sistemine dönüşen sınavlarla yeteneklerinden çok nelerden vazgeçebildikleriyle yüzleşecek. Yönetmenliğini Serkan Keskin’in yaptığı Metot, Sarp Aydınoğlu, Serkan Keskin, Şebnem Hassanisoughi ve Yavuz Pekman’ı aynı sahnede buluşturacak. 24 Temmuz Cuma akşamı ise Peter Danish’in kaleme aldığı, Sevin Okyay’ın Türkçeye çevirdiği, Okan Bayülgen, Celal Kadri Kınoğlu ve Nihal Usanmaz’ın rol aldığı, ülkemizde ilk kez sahnelenen Devlerin Savaşı, müzik tarihinin iki efsane ismini tiyatro sahnesine taşıyacak. Oyun, 20. yüzyılın en büyük orkestra şeflerinden Leonard Bernstein ve Herbert Von Karajan’ın yarım asrı aşan rekabetini merkezine alacak. Hikâye, ikilinin Viyana’daki efsanevi Sacher Oteli’nin barında karşılaşmalarıyla başlayacak ve hem birbirleriyle hem de kendi iç dünyalarıyla yüzleştikleri tek gecelik bir hesaplaşmaya dönüşecek. Ayşe Balıbey ve Kaan Sekban’ın sevilen interaktif gösterisi Gömercin Kuşları ise günlük hayatın absürt anlarını, insan ilişkilerini ve popüler kültürü kendine özgü bir dille 29 Temmuz Çarşamba akşamı sahneye taşıyacak.

    ​Ağustos programı, ulusal ve uluslararası festivallerde öne çıkan ödüllü yapımlardan ve yeni filmlerden bir seçki içeriyor. Programda Hamnet 3 Ağustos Pazartesi; Sarı Zarflar 5 Ağustos Çarşamba; Wuthering Heights (Uğultulu Tepeler) 7 Ağustos Cuma; Sentimental Value (Manevi Değer) 10 Ağustos Pazartesi; İsimsiz Eserler Mezarlığı 12 Ağustos Çarşamba; Epic: Elvis Presley in Concert (Epic: Elvis Presley Konserde) 14 Ağustos Cuma; One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş) 17 Ağustos Pazartesi; Marty Supreme (Muhteşem Marty) 19 Ağustos Çarşamba; Project Hail Mary (Kurtuluş Projesi) 21 Ağustos Cuma akşamı sinemaseverlerle buluşacak.

    0
    0
    330
  • 02-07-2026

    Yönetmenliğini Onur Saylak’ın üstlendiği, senaryosunu Sevgi Yılmaz’ın kaleme aldığı, Aras Bulut İynemli’nin başrolünde yer aldığı yeni Netflix dizisi Eve Giden Yol’un setinden yeni kareler paylaşıldı.

    Ay Yapım imzalı Eve Giden Yol dizisinde, Aras Bulut İynemli aynı zamanda yeni kurduğu yapım şirketi A-Game Medya ile ortak yapımcı rolü de üstleniyor. Anadolu’nun ücra köşesinde yaşanan bir trafik kazasının ardından köyde mahsur kalan bir grup insanın kendi vicdanları, sırları ve geçmişleriyle yüzleşme hikâyesini konu alan Eve Giden Yol’da İynemli’ye Nilperi Şahinkaya, Alper Çankaya, Özge Törer, Durukan Ordu ve Saygın Soysal gibi isimlerden oluşan güçlü bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. 

    “Anadolu’nun ücra köşesinde yaşanan bir trafik kazasının ardından köyde mahsur kalan bir grup insan, açlık, korku ve açıklanamayan olaylarla çevrilirken yalnızca doğayla değil, kendi vicdanları, sırları ve geçmişleriyle de yüzleşmek zorunda kalır. Köyde yaşanan esrarengiz olaylar, dağılan hayatını ayakta tutmaya çalışan Kemal’in ve diğer kazazedelerin gerçeklik algısını gitgide sarsarken, insan ilişkileri giderek ilkel bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Peki insan gerçekten kendi kaderinden kaçabilir mi?”

    0
    0
    441
  • 02-07-2026

    Aimée de Jongh’un fotoğrafın ve başkalarının trajedisine tanıklık etmenin anlamını düşündüren, ödüllü grafik romanı Kum Günleri, Birsel Uzma’nın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.

    ABD, 1937. Büyük Buhran’ın yaralarını sarmaya çalışan çiftçilere destekle görevli bir devlet kurumu, 22 yaşındaki foto muhabiri John Clark’ı işe alır. Görevi, Oklahoma, Kansas ve Teksas arasında uzanan, Toz Çanağı olarak bilinen bölgeye gidip sadece tarım ve hayvancılığı değil, yaşamayı bile imkânsız hale getiren yıkıcı kuraklık ile toz fırtınalarını, fotoğrafın sessiz ama sarsıcı diliyle belgelemek, felaketi görünür kılmaktır.

    Ama oraya vardığında insanlar bu genç muhabire şüpheyle bakar. Ölümcül toz fırtınalarına karşı birkaç fotoğraf… Ne faydası olabilir ki? John çektiği her bir fotoğrafla umutsuz çiftçi ailelerine biraz daha yakınlaşır ve yaşanan trajedide kendi rolünü daha fazla sorgulamaya başlar. Bu yolculuk onun için sadece doğanın sertliğiyle değil, bakmanın, görmenin ağırlığıyla da yüzleşmek anlamına gelecektir.

    0
    0
    349
  • 02-07-2026

    Japon metal grubu BABYMETAL, 1 Temmuz akşamı Neo Events organizasyonuyla LifePark İstanbul’da sahne aldı. Yaklaşık 10 bin müzikseverin katıldığı konserde grup, metal müziği Japon pop kültürü ve yüksek prodüksiyonlu sahne şovuyla buluşturdu.

    ​“BABYMETAL DEATH” ile başlayan yaklaşık 90 dakikalık performansta “PA PA YA!!”, “METALI!!”, “Monochrome”, “RATATATA”, “Headbanger!!”, “Gimme Chocolate!!” ve finalde seslendirilen “Road of Resistance” gibi grubun sevilen parçaları yer aldı. Özellikle “Gimme Chocolate!!” sırasında tüm konser alanı şarkıya eşlik ederken, “Monochrome” telefon ışıklarıyla gecenin en duygusal anlarından birine dönüştü. Senkronize koreografiler, ışık tasarımı, pyro efektleri, CO₂ gösterileri ve LED prodüksiyonuyla dikkat çeken konser, farklı kuşaklardan dinleyicileri aynı alanda buluşturdu.

    Fotoğraf: Cem Gültepe

    0
    0
    408
DAHA FAZLA
Geldanlage