GÜNDEM
  • 01-09-2026

    Oscar ödüllü senarist ve yönetmen Aaron Sorkin’in yeni filmi Sosyal Hesaplaşma, 9 Ekim’de TME Films dağıtımıyla vizyona girecek.

    Oscar ödüllü senarist ve yönetmen Aaron Sorkin, büyük yankı uyandıran filmi Sosyal Ağ (The Social Network) sonrasında sosyal medya devinin karanlık koridorlarını bu kez Sosyal Hesaplaşma (The Social Reckoning) ile mercek altına alıyor. Wall Street Journal’ın tüm dünyada ses getiren “Facebook Dosyaları” haberine dayanan teknolojik gerilim türündeki yapımın yönetmenliğini ve senaryosunu Aaron Sorkin üstleniyor. Filmin başrollerini Mikey Madison ve Jeremy Allen White paylaşırken; Mark Zuckerberg karakterini Jeremy Strong canlandırıyor. Kadroda ayrıca Wunmi Mosaku, Betty Gilpin, Billy Magnussen ve Bill Burr gibi iddialı isimler yer alıyor.

    Genç bir Facebook mühendisi olan Frances Haugen (Mikey Madison), Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz’in (Jeremy Allen White) yardımıyla çıktığı tehlikeli yolculukta kendisini sosyal ağın en gizli sırlarını ifşa edeceği bir mücadelenin ortasında bulur. Kontrolden çıkan dijital çarklar ve kapalı kapılar arkasında alınan kararlar karanlık bir gerçekliğe dönüşürken Frances, devasa bir sisteme karşı soluk soluğa bir hesaplaşmaya sürüklenir.

    Sosyal Hesaplaşma (The Social Reckoning) filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    116
  • 01-09-2026

    Ekolojik sanatçı Neslihan Yetişkin’in “Aidiyet Bahçesi” başlıklı yeni sergisi 1-15 Eylül tarihleri arasında Bozcaada Itırlı Bahçe’de sanatseverlerle buluşuyor.

    ​Doğanın yol alma ve yeniden kök salma biçimlerinden yola çıkan Neslihan Yetişkin, yeni sergisinde insanın yer, ev, bellek ve aidiyetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Yetişkin’in “Aidiyet Bahçesi” adını verdiği yeni sergisi, bitkilerin başka topraklarda yeniden kök salma biçimleriyle insanın yer değiştirme, köklenme ve bir yere ait olma arayışı arasında bağ kuruyor. Sergi, aidiyeti sabit bir yere bağlı olmaktan çok, zaman içinde yeniden kurulan ve yeşeren bir ilişki olarak ele alıyor. Doğal malzemelerle kurduğu özgün üretim diliyle tanınan Yetişkin, yeni çalışmalarında balmumu batik ve doğal boyama tekniklerini kullanıyor; keten kumaşları ve farklı yüzeyleri siyah havuç, meşe palamudu, pas ve doğal boyalarla dönüştürüyor. Doğal renklerin zaman içinde değişmesine alan açan sanatçı, doğayı yalnızca esin kaynağı değil, üretim sürecinin de bir parçası hâline getiriyor.

    0
    0
    313
  • 01-09-2026

    Yazar Michael Morpurgo ile çizer Jim Field’ın okurlarına sevginin, aile bağlarının ve doğaya duyulan sorumluluğun kuşaktan kuşağa aktarılmasının değerini anlattıkları Geleceğe Mektup, Arif Cem Ünver’in çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    Bir dededen torununa, çocuklardan geleceğe uzanan bu hikâye gezegenimizi sevmenin ve korumanın yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere karşı da bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor.

    ​Her yılbaşında Mia ve ailesi, merdiven altındaki dolaptan rengârenk papatyalarla süslü eski bir günlük çıkarır. İçinde, Mia'nın dedesinin yıllar önce ona yazdığı bir mektup vardır. Her yıl aynı heyecanla okudukları bu satırlarda, birlikte geçirdikleri bostan günlerinin neşesi, toprağın bereketi ve doğaya duyulan sevgi saklıdır. Dedesinin mektubu Mia’ya yalnızca geçmişi hatırlatmaz; geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğu da gösterir. Torununun daha güzel bir dünyada yaşamasını dileyen dedesi, doğanın karşı karşıya olduğu tehlikeleri anlatır ve Mia’dan onu korumak için elinden geleni yapmasını ister. Böylece bir aile geleneği hâline gelen mektup, geçmişle gelecek arasında güçlü bir köprü kurar.

    0
    0
    433
  • 31-08-2026

    Filistinli yazar ve oyuncu Khawla Ibraheem imzalı Çatıya Tıklatma (A Knock on the Roof), Nihal Yalçın’ın solo performansıyla Türkiye’de ilk kez 5 Ekim Pazartesi akşamı saat 20.30’da Moda Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak.

    Ali Haydar Çataltepe’nin yönettiği oyunda Yalçın, Gazze’de yaşayan Meryem adlı Filistinli bir anneyi canlandırıyor. Meryem’in bütün dünyası, oğlunu olası bir bombardımandan kurtarabilmek için yaptığı hazırlıkların etrafında giderek daralıyor.

    Adını, bombardımandan önce bir binanın çatısına gerçekleştirilen ve bina sakinlerine tahliye için yalnızca birkaç dakika tanıyan “uyarı vuruşu” uygulamasından alan Çatıya Tıklatma, savaşın gündelik hayatı nasıl ele geçirdiğine bakıyor. Oliver Butler’ın geliştirdiği, Arya Akkutlu’nun Türkçeye çevirdiği ve Ferdi Çetin’in dramaturjisini üstlendiği oyun, büyük politik anlatıların ve savaş haberlerinin gerisinde kalan bir hayatı, bir annenin bedeni ve sesi üzerinden görünür kılıyor. Elektriği, suyu, izinleri, bir sonraki saldırıyı ve sevdiklerinin akıbetini bekleyen Meryem için zaman artık gündelik hayatın doğal akışı değil; sürekli ertelenen, kesintiye uğrayan ve her an sona erebilecek bir bekleyiş. Mizahla gerilimi, gündelik olanla felaketi yan yana getiren yapımın hareket düzenini Seda Özgiş, ışık tasarımını Eren Uğurhan üstleniyor; Dilara Vural yardımcı yönetmen, Yelda Kardaş Ayfer ise reji asistanı olarak ekibe katılıyor. 

    Fact Tiyatro tarafından, Nihal Yalçın’ın ortak yapımcılığında gerçekleştirilen Çatıya Tıklatma, Edinburgh Fringe’deki başarısının ardından New York Theatre Workshop ve Royal Court Theatre’da sahnelenen metni Türkiye'deki seyirciyle buluşturuyor.

    Bir çantaya neler sığdırılabilir? Bir çocuğu kucağınıza alıp beş dakikada ne kadar uzağa koşabilirsiniz? Hangi eşyalar geride bırakılabilir, hangileri mutlaka yanınıza alınmalıdır? Meryem bu soruların cevaplarını bulmakla kalmıyor; her ihtimale karşı tekrar tekrar prova ediyor. Bir süre sonra gerçek hayatla prova arasındaki sınır ortadan kalkıyor: Meryem yaşamaktan çok, hayatta kalacağı anı prova etmeye başlıyor.

    5 Ekim Pazartesi akşamı saat 20.30’da Moda Sahnesi’nde prömiyer yapacak oyunun ikinci gösterimi ise 6 Ekim Salı günü yine saat 20.30’da gerçekleşecek. Çatıya Tıklatma’nın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye: İdil Sezgin

    0
    0
    439
  • 31-08-2026

    Nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından başlatılan Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün 2026 yılı başvuruları 31 Ağustos – 2 Ekim tarihleri arasında kabul edilecek.

    Başkanlığını yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın’ın yapacağı Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu; editör ve çevirmenler Emrah İmre ve Begüm Kovulmaz ile öğretim üyesi ve çevirmenler Lale Özcan ve Ayşe Ece’den oluşuyor. Ödülün sahibi, Seçici Kurul tarafından yıl sonunda açıklanacak. Belirlenen yapıtın çevirmenine 100 bin TL tutarında nakit desteği sağlanacak. Talât Sait Halman Çeviri Ödülü önceki yıllarda Siren İdemen, Ahmet Arpad, Fuat Sevimay, Ülker İnce, Gökhan Sarı (Jüri Özel Ödülü), Ebru Erbaş, Kamil Kayhan Yükseler, Erdem Kurtuldu, Süleyman Doğru, Zafer Ceylan, Regaip Minareci, Ali Volkan Erdemir ve Elif Ersavcı’ya sunuldu.

    Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular, yayınevleri veya çevirmenler tarafından yapılabilir. Başvuruda sunulacak eserler, orijinal dilinden Türkçeye çevrilmiş, ISBN numarası almış öykü ve roman türlerinin çevirileri ile sınırlıdır. Yayınevleri en fazla üç çeviri eser ile başvuru yapabilmektedir. Seçici Kurul, aday önerilerinde bulunabilir. Adayların daha önce Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nü kazanmamış olması gerekmektedir. Başvuru formu ve koşullarına dair ayrıntılı bilgi içeren şartnameye iksv.org adresinden ulaşılabilir. 

    ​2026 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvuruların 2 Ekim Cuma saat 17.00’ye kadar İKSV’ye ulaştırılması (Nilay Kartal dikkatine, Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5, 34433 Şişhane, Beyoğlu, İstanbul) gerekmekte.

    0
    0
    359
  • 31-08-2026

    Ugo Rondinone’nin “the sun and the mountain” başlıkta İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 2 Eylül-8 Kasım tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de sanatseverlerle buluşacak.

    Ugo Rondinone’nin dünyaca tanınan Mountain serisinden yirmi yeni heykeli ile gündoğumu/günbatımı temalı on dört suluboya eserini bir araya getiren sergi, galeri mekânını dağ, deniz ve gökyüzünün temel formlarının şekillendirdiği tefekküre açık bir manzaraya dönüştürüyor.

    Uzun yıllara yayılan üretiminde doğa, zaman, yalnızlık ve insan deneyimi arasındaki kesişimleri araştıran Rondinone; heykellerin dikeyliği ile suluboyaların yataylığı arasında dinamik bir diyalog kuruyor. Eserlerinde belirli bir coğrafyayı temsil etmek yerine doğayı renk, yerçekimi, ışık ve ufuk gibi temel unsurlarına indirgeyen sanatçı, izleyiciyi dış dünyada değil, zihnin içinde var olan duyusal bir manzaraya çekiyor.

    Peri bacaları ve taş dengeleme sanatından ilham alan, neon renklerle dengelenmiş kaya heykelleri, bir takımyıldızı gibi mekânı sararken; ışıkla titreşen suluboyalarla birlikte doğaya verilen ortak ve kadim tepkileri yeniden gündeme getiriyor.

    Künye:
    1. Ugo Rondinone, ersteraugustzweitausenddreiundzwanzig, 2023, Tuval üzerine suluboya, sanatçı çerçevesi, Watercolor on canvas, artist's frame, 28 x 40.6 cm
    2. Ugo Rondinone, orange silver yellow mountain, 2026, Boyanmış taş, paslanmaz çelik ve beton heykel, Painted stone, stainless steel and concrete sculpture Heykel  Sculpture 102 x 29 x 27 cm Kaide  Pedestal 85 x 26 x 26 cm
    3. Ugo Rondinone, violet black yellow blue mountain, 2026 Boyanmış taş, paslanmaz çelik ve beton heykel  Painted stone, stainless steel and concrete sculpture Heykel  Sculpture 102 x 29 x 27 cm Kaide  Pedestal 85 x 26 x 26 cm



    0
    0
    544
  • 31-08-2026

    Paul Harding’in Malaga adasında yaşanan gerçek olaylara dayanan, 2023’te Booker Ödülü ve Amerikan Ulusal Kitap Ödülü finalisti olan romanı Öteki Cennet, Betül Kadıoğlu’nun çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Harding’in bu kitabı ayaklar altına alınan insanlık onuru, yaşam hakkı ve kültürüne adanmış bir ağıt niteliği taşıyor.

    ​Kölelikten kurtulan Benjamin Honey ve İrlandalı eşi Patience, birlikte bir hayat kurmak üzere 1792’de Apple adasına yerleşir. Aradan geçen bir asrın ardından Honey ailesinin çocukları ve torunları ile farklı coğrafyalardan gelen komşuları yoksulluk ve açlıkla boğuşsalar da onları anakarada bekleyen nefretten uzak bir hayat yaşamaktadır artık. 1912 yazında öğretmen emeklisi, idealist bir misyoner olan Matthew Diamond, adaya ayak basmasıyla önyargılarına yenilir ve adanın “cahil” çocuklarına eğitim vermek üzere kolları sıvar. Gelgelelim iyi niyetli görünen bu çabası, pusuda bekleyen “soy ıslahı” fikrinin uyanması için yeterli olacaktır.

    0
    0
    593
  • 30-08-2026

    MUBI, eylül programıyla yeni filmlerden modern klasiklere, müzik dünyasından dizilere uzanan zengin bir seçkiyi bir araya getiriyor.

    Eylül programındaki yapımlar, sonbaharı farklı dünyalara açılan hikâyelerle karşılıyor. İspanyol yaratıcı ikili Javier Ambrossi ve Javier Calvo’nun, namıdiğer Los Javis’in aile, inanç ve travma etrafında şekillenen çok katmanlı dizisi La Mesías’ın ilk bölümü, 3 Eylül’de MUBI’de yayına girecek. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Özel Ödül’e layık görülen Bi Gan imzalı Diriliş (Resurrection) 5 Eylül’de, ikonik müzik grubu Pulp’ın 24 yıl sonra sahneye dönüşünü kayıt altına alan Pulp: Son Bir Şarkı Daha (Pulp: What Do You Do for an Encore?) ise 24 Eylül’de izleyicilerle buluşacak.

    Programın öne çıkan yapımları arasında; zamanın, hafızanın ve rüyaların sınırlarında dolaşan Bi Gan imzalı Diriliş (Resurrection), Türk sinemasının erken dönem korku klasiklerinden biri olan ve restore edilmiş kopyasıyla sunulan Mehmet Muhtar yönetmenliğindeki Drakula İstanbul'da, Uğur Savaş’ın hayal gücüyle örülü masalsı stop-motion animasyonu Kurdun Kutusu, Orian Barki ve Meriem Bennani imzalı İtalya-Fas ortak yapımı avangart çalışma Büşra (Bouchra), yaşadıkları travmanın ardından yolları kesişen iki kadının adalet arayışını merkezine alan Eylem Kaftan belgeseli Bir Gün, 365 Saat, Hollywood’un usta yönetmenlerinden Brian De Palma’nın imza attığı gerilim ve suç klasikleri Patlama (Blow Out), Ölüme Kuşanmak (Dressed to Kill), Carlito’nun Yolu (Carlito’s Way) ve Carrie: Günah Tohumu (Carrie), Mike Nichols’ın dört kişinin karmaşık ilişkilerini odağına alan modern klasiği Daha Yaklaş (Closer) ile Luca Guadagnino’nun André Aciman uyarlaması sevilen yapımı Beni Adınla Çağır (Call Me by Your Name) yer alıyor.

    Tag: MUBI
    0
    0
    529
  • 30-08-2026

    Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonundan seçili fotoğraflar, Nâzım Hikmet’in yaşamını, üretimini ve kültürel mirasını farklı arşiv, koleksiyon ve disiplinler üzerinden ele alan “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” kapsamında 5 Eylül 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Folkart’ın yapımını üstlendiği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğindeki sergi, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonunda yer alan ve çoğu ilk defa gösterilecek Nâzım Hikmet portreleri ile 1961 yılında yayımlanan In quest’anno 1941 kitabında yer alan, Ara Güler’in Anadolu gezilerinde çektiği fotoğraflar bulunuyor. Farklı arşiv ve mecraları birleştiren sergide ayrıca M. Melih Güneş koleksiyonundan Ara Güler’in çektiği Nâzım Hikmet portreleri ile Ara Güler’in 1976 yılında Moskova’ya yaptığı ziyarette çektiği Nâzım Hikmet’in çalışma odası ve Vera Tulyakova Hikmet’in fotoğrafları da yer alıyor.

    M. Melih Güneş’in küratörlüğünde, tasarımını Ömer Durmaz’ın yaptığı “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” projesi Türkiye ve yurt dışındaki çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyondan bu sergi için bir araya getirilen belge, kişisel eşyalar ve görsel-işitsel kayıtların yanı sıra edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım alanlarından farklı eserleri buluşturuyor. Yaklaşık 2.125 metrekarelik alanda 15 salona yayılan sergi, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlayışının ötesinde, çok katmanlı bir anlatıyla ele alıyor.

    Fotoğraf Künyesi: Nâzım Hikmet, İstanbul, 1950-1951. Fotoğraf: Ara Güler, © Ara Güler Müzesi

    ​Adres: Kültürpark Atlas Pavyonu, Mimar Sinan Mah., Kültürpark, Atlas Pavyon, Konak / İzmir

    0
    0
    458
  • 30-08-2026

    Diane Oliver’ın ölümünden 58 yıl sonra yayımlanan ve “yeniden” keşfedilmiş bir hazine olarak nitelendirilen öykülerinden oluşan kitabı Komşular, Ceren Öztuna Kaynakcı’nın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    Toplumcu gerçekçi yanlarıyla sivrilen Oliver, Amerikan tarihinin en karanlık dönemlerinden birine ayna tutuyor. 1960’ların toplumsal dönüşümlerini arka plan olarak kullandığı öykülerinde ırkçılığın gündelik hayatta bıraktığı tahribatı duygusal kolaycılığa sığınmadan vurucu ama berrak bir dille anlatıyor.

    ​Bu kitapta isyanla korkuyu aynı eve sığdıran, çoğunlukla yoksulluğun ve göçün, şiddetin öne çıktığı öyküler yer alıyor. Beyazların arasında okuyacak ilk siyah çocuğun ve ailesinin okul öncesi son gecesi, oğullarını zorbalıktan korumaya çalışırken yaşamlarını bir ormanın içine sıkıştırmış bir aile, çocuklarından birinin aşısı için diğerlerini de yanına alıp kilometrelerce yürümek zorunda kalan bir anne, daha iyi bir gelecek umuduyla Kuzey’e giden ve çoğunlukla dönmeyen babalar…

    0
    0
    546
DAHA FAZLA
Geldanlage