GÜNDEM
  • 08-05-2026

    Galeri Siyah Beyaz, Gökhan Tüfekçi’nin “Grotesk Fanteziler” başlıklı kişisel sergisini 8 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Grotesk Fanteziler”, Anadolu ve Asya’ya ait kültürel ikonları, toplumsal anıları, kaosu, korkuyu, mitleri ve histerik ruh hâlini ele alıyor. Linç kültürünün var olma ve yok oluş biçimlerini travmatik bir jestle, anakronik bir tavırla yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçı, sergideki çalışmalar aracılığıyla, minyatür resim sanatındaki istifleme anlayışını; figür ve mekânda perspektifi bozarak iki boyutluluğa indirgeyen yaklaşımıyla kendi anlatım diline dahil ediyor. Kişileri, nesneleri, olayları ve hikâyeleri ait oldukları bağlamdan koparıp, kurduğu mekân içinde üst üste bindirerek bir anlatı varmış izlenimi yaratıyor. Ancak bu sahneler bütünlüklü bir sonuca ulaşmıyor; anlamı parçalanıyor, çoğalıyor ve izleyiciye dağılıyor.

    ​Grotesk ve teatral bir yaklaşımla izleyici sabit bir bakışa değil, hareketli bir algıya yönlendiriliyor; resim durağan bir yüzey olmaktan çıkarak yoğunlaşmış bir sahneye dönüşüyor. Karanlık, toksik ve histerik duygularla örülü düşüncelerle renkli bir formda görünür hâle geliyor. Şiddet, korku, gösteri ve çöküş gizlenmek yerine doğrudan sahneye taşınıyor; zıt duygular en uç noktalarda eş zamanlı yaşanıyor. Bütünsel bir duygu ön plandaymış gibi görünse de aslında bu duygudan çok bireyin kendi histerik hâlleri ciddiye alınıyor. Bu durum, dönemin gerilimini açıkça görünür kılıyor.

    Künye:
    1. Gökhan Tüfekçi, “Medusa”, 2025, tuval üzerine karışık teknik
    2. Gökhan Tüfekçi, Köyde Jazz, 2026, tuval üzerine akrilik
    3. Gökhan Tüfekçi, Cin Düğünü, 2026, tuval üzerine akrilik

    0
    0
    226
  • 08-05-2026

    Komedyen ve yazar Trevor Noah’ın her yaştan okuru hayal gücü, dostluk ve keşif dolu büyülü bir maceraya davet ettiği kitabı Yabani Çayırlara Doğru, Sabina Hahn’ın resimleri Hilal Dikmen’in çevirisiyle Doğan Çocuk’tan çıktı.

    ​Noah, okurları insanlarla bağ kurmanın, dayanışmanın ve birlikte yol almanın anlamını yeniden düşünmeye çağırıyor. Yabani Çayırlara Doğru, huzurun bazen bir yolculukta, bazen de yanımızda yürüyenlerde saklı olduğunu hatırlatan zamansız bir hikâye sunuyor. Hayal gücünü besleyen anlatısı ve duygu yüklü dünyasıyla Yabani Çayırlara Doğru, paylaşmanın ve birlikte yürümenin değerini anlatan unutulmaz bir okuma deneyimi vaat ediyor.

    0
    0
    295
  • 07-05-2026

    Cevdet Erek’in Venedik Bienali 57. Uluslararası Sanat Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu’nda 13 Mayıs-26 Kasım 2017 tarihleri arasında sergilenen “ÇIN” adlı ses ve mimari yerleştirmesinden yola çıkan aynı isimli plak projesi, Caz Plak etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Cevdet Erek imzalı “ÇIN”, mekâna özgü bir ses yerleştirmesi olarak, mimari yapı ile işitsel deneyimi bir araya getiriyor. İş, adını Türkçede bir yansıma kelimesi olan ve “çınlama” etkisini çağrıştıran “çın”dan alıyor; bu yönüyle yankı (reverberasyon) ve sesin mekân içindeki dolaşımına odaklanıyor.

    Sanatçı tarafından eş zamanlı üretilen mimari kurgu ve çok kanallı ses düzeni, ziyaretçinin konumuna göre değişen, hareketli ve çevreleyici bir deneyim oluşturuyor. Fiziksel yapı tamamlandıktan sonra mekâna yerleştirilen sesler, izleyiciyi sergi boyunca yönlendiren, kimi zaman ardışık kimi zaman da sınırsız kombinasyonlar hâlinde algılanabilen bir işitsel akış yaratıyor.

    ​“ÇIN”ı buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    312
  • 07-05-2026

    Ülkemizde daha çok Thomas Allom’ın çizimleriyle tanınan, metinlerini Robert Walsh’ın yazdığı Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor adlı kitap, Şeniz Türkömer’in çevirisiyle İstanbul Manzaraları – Rumeli’de ve Batı Anadolu’da Gezintilerle adıyla Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    İstanbul Manzaraları’nın resimlerini dönemin önde gelen ressamlarından Thomas Allom yerinde çizdi; metinlerini, İstanbul’daki İngiltere sefaretinin başrahibi Robert Walsh kaleme aldı.

    ​“Bu kitabın yazılış saikleri konusunda kayıtlı bir bilgi olmamakla birlikte, tahmin yürütmek zor değildir. Batı Avrupa’da Doğu dünyasına ve Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik ilgi, 15. yüzyıldan beri var olan, ama 18. yüzyılda sayılarında büyük artış görülen seyahatnamelerde ifadesini buluyordu. 1830’lu yılların sonlarında baskı tekniğinde kaydedilen gelişmeler, çelik kalıplara kazınan gravürlerle büyük miktarlarda basım yapmanın maliyetini o güne dek görülmemiş ölçüde düşürmüştü. Bu da seyahatnamelerin görsel açıdan alışılmadık derecede zenginleşmesini sağlamıştı.

    0
    0
    244
  • 07-05-2026

    Animal Collective’in kurucu üyelerinden Panda Bear, Garanti BBVA Genç Konserleri kapsamında 2 Haziran’da Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

    Animal Collective ile yayımlanan Sung TongsFeels ve Merriweather Post Pavilion gibi albümler, modern pop müziğin yönünü belirleyen dönüm noktaları arasında yer alırken; Noah Lennox’un Panda Bear projeleri bu estetiği içe dönük, melodi merkezli ve samimi bir forma dönüştürdü. 2007 tarihli Person Pitch, yalnızca Panda Bear’ın kariyerinde değil, çağdaş müzik tarihinde de referans kabul edilen bir albüm olarak öne çıktı. Psychedelic pop, dub, folk ve sample kültürünü özgün bir duygusal dünya içinde birleştiren bu albüm, pek çok sanatçı için ilham kaynağı oldu.

    Bu yaratıcı çizgi Tomboy ve Panda Bear Meets the Grim Reaper ile gelişmeye devam ederken, Noah Lennox Daft Punk, Solange, Dean Blunt ve Paramore gibi farklı sahnelerden isimlerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle türler arası yaklaşımını daha da genişletti. Domino Records etiketiyle yayımlanan son Panda Bear albümü Sinister Grift, Lizbon’da, Noah’ın uzun yıllardır birlikte çalıştığı Animal Collective üyesi Josh “Deakin” Dibb ile kaydedildi. Albümde Cindy Lee, Spirit of the Beehive’dan Rivka Ravede, Maria Reis ve ilk kez bir Panda Bear albümünde Animal Collective’in tüm üyeleri yer alıyor.

    ​Panda Bear konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    223
  • 07-05-2026

    Şeniz Baş’ın çocuklarla büyümenin korkutucu yanlarını dürüstçe konuşurken onlara değişmenin içindeki güzelliği gösterdiği fantastik olaylarla örülü romanı Büyümek İstemeyen Çocuk, Ela Nur Bayyiğit’in resimleriyle İlk Genç Timaş’tan çıktı.

    ​Sare büyümek istemiyor. Hem de hiç. Çünkü büyümek; sadece yaş almak demek değil. Daha çok beklenti, daha çok baskı, daha çok soru, daha çok değişim demek. Bedenin değişiyor, herkes bir şey söylüyor, bazı şeylerden utanman bekleniyor, bazı şeyleriyse saklaman... Tam da doğum gününde yaşadığı büyük hayal kırıklığının ardından Sare’nin karşısına parkta gizemli bir kadın çıkıyor. Ve onun eline öyle renkli çikolatalar veriyor ki Sare her lokmada geleceğin başka bir zamanına sıçrıyor. Peki ya büyümemek gerçekten sandığı kadar harika mı?

    0
    0
    241
  • 06-05-2026

    Ekin Bernay, Human Was isimli performansının prömiyerini 15 Mayıs Cuma akşamı saat 20.30’da Arter’in performans salonu Karbon’da yapacak.

    Beden, sistem ve zaman arasındaki dönüşümü 12 yaratıcı dansçı, canlı ses tasarımı ve görsel ritüellerle sahneye taşıyan performans, izleyenleri bedenin sınırlarını ve koreografik dünyanın anlamını yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Ekin Bernay imzalı Human Was, canlı sanat alanında konumlanan, izleyiciyi yalnızca izleyen değil, tanıklık eden bir noktaya taşıyan çok katmanlı bir performans deneyimi sunuyor. 12 performansçı ve canlı ses tasarımıyla şekillenen bu yapı; koreografi, ses ve görsel ritüeller aracılığıyla seyirciyi hareketin ve dönüşümün merkezine davet ediyor. Beş bölümden oluşan performans; tekdüze sistemler içinde aynılaşan insan figüründen yola çıkarak, küresel yıkımların izlerine, zamanın beden üzerindeki etkilerine ve nihayetinde bir arınma ihtimaline doğru evriliyor. Her an yeniden kurulan bu dünyada, doğaçlamalara yer veriliyor; her temsil, kendine özgü bir dönüşüme açılıyor. Human Was, hâlâ insanken tutunabileceğimiz hisleri ve yüzleşmemiz gereken gerçeklikleri sahneye taşıyor.

    Human Was 15 Mayıs Cuma akşamı prömiyerini yaptıktan sonra, 16 Mayıs Cumartesi 16.30’da ve 20.30’da Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek. Biletlere Mobilet ve Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    321
  • 06-05-2026

    Emel Kayin’ın “Kül Tepesi” başlıklı Emrah Çoban küratörlüğünde gerçekleşen ilk kişisel sergisi 24 Mayıs’a kadar Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Emel Kayin’in üretim pratiği, mekânı durağan bir düzlemin dışında dönüşen ve iz biriktiren canlı bir yapı olarak ele alıyor. Farklı disiplinlere yayılan çalışmalarında sanatçı, bulunduğu alanın arşivsel niteliğini görünür kılıyor.

    “Kül Tepesi”, mekânın tekil bir deneyim alanı olarak kavranmasına karşılık, farklı zamansal katmanların eşzamanlı olarak var olabildiği bir yapı öneriyor. Bu yaklaşım, sürekli yeniden kurulan bir zamansallık üzerinden geçmişe ait izlerin, kırılmaların ve katmanların iç içe geçtiği çoğul bir oluş alanını düşündürüyor.

    Sergide yer alan resimler mevcut mekânın içine yeni zamansal katmanlar açarak, görünür olan ile saklı kalan arasındaki ilişkiyi açığa çıkarıyor. Katmanlar arasında oluşan boşluklar, geçmişe ait izlerin mevcut anın içinde yeniden belirmesine imkân tanıyor. Böylece mekân, bir yüzey olmaktan çıkıyor; geçmişin tortularını taşıyan canlı bir hafıza alanına dönüşüyor.

    Sergiye adını veren “Kül Tepesi”, bu birikim hâlinin metaforu olarak ortaya çıkıyor. Kül, geride kalan bir kalıntıyı ve dönüşümün izini taşıyor. Bu anlamıyla sergi, mekânın içinde biriken zamansal izleri görünür kılarak, geçmiş ile şimdi arasındaki geçirgen ilişkiye odaklanıyor.

    Künye:
    1. Emel Kayin, Tablo | The Painting, 2026, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 65x84 cm
    2. Emel Kayin, Halı | The Carpet, 2026, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 48x73,5 cm
    3. Emel Kayin, Kül Tepesi | Ash Heap, 2025, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 115x55 cm​

    0
    0
    367
  • 06-05-2026

    Yayını olan, baskı materyalleri, metinler ve edisyonlu işler üzerine çalışan-üreten sanatçılar ve inisiyatifler ile yayım yapan müze, galeri, kurum ve enstitüleri bir araya getirerek kitap üretimleri üzerinden ortak alan yaratan border_less ARTBOOK DAYS’in sekizinci edisyonu 15-17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek.

    border_less ARTBOOK DAYS gerçekleşecek bu yeni edisyonunda 12 farklı ülkeden 67 katılımcıyı yan yana getirerek izleyici ile buluşturuyor. Bu sene ikinci kez, en iyi tasarlanan masa ödülü border_less ARTBOOK DAYS danışma kurulu tarafından belirlenerek katılımcılardan birine verilecek. Ödülün sahibi bir sonraki edisyon için öncelikli katılım hakkı kazanacak.

    Etkinlik süresince yayın pratiklerine odaklı konuşma programı, atölye ve çeşitli yayın lansmanları ziyaretçileri bekliyor. Programın detayları ileri bir tarihte border_less sosyal medya hesaplarından duyurulacak.

    ​border_less ARTBOOK DAYS hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    262
  • 06-05-2026

    S. J. Watson’ın hafızasını her gün yeniden kaybeden bir kadının gerçekleri arayışını konu alan romanı Uyuyana Kadar, Şen Süer’in çevirisiyle Koridor Yayıncılık’tan çıktı.

    Watson, okuru şüphe, sırlar ve beklenmedik yüzleşmelerle dolu bir hikâyeye davet ediyor. Romanın başkahramanı Christine her sabah tanımadığı bir yatakta, bir yabancının yanında uyanır. Banyodaki aynaya baktığında tanımadığı orta yaşlı bir yüzle karşılaşır. Ve her sabah, yanında uyandığı adam sabırla ona kocası olduğunu açıklar. Bir kaza sonucu hafızasını kaybettiğini. Birbirlerine âşık olduklarını.

    ​Christine bir anı defteriyle ve fotoğraflarla kendini tanımaya çalışır. Çok geçmeden, onu gizlice tedavi ettiğini söyleyen doktor ona günlüğünü hatırlatır: Günlükte, doktorundan ve kocasından edindiği bilgiler, zihninin derinlerinden aniden gün yüzüne çıkan geçmişinin anıları kayıtlıdır. Fakat sayfalar doldukça tutarsızlıklar belirginleşir ve Christine içini kemiren soruların peşine düşer. Mahvolmuş hayatının parçalarını birleştirdikçe gerçeğe biraz daha yaklaşır ve gerçeğin sandığından çok daha karanlık, çok daha ölümcül olduğunu keşfeder.

    0
    0
    294
DAHA FAZLA
Geldanlage