
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin “Türk Resmini İzlemek” başlıklı kalıcı sergisi, kurgusuna yeni eklenen tematik odalar ve eserlerle yeniden ziyarete açıldı.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, bankanın 1940’tan bu yana oluşturduğu ve bugün 1.000’den fazla sanatçının 2.800’ü aşkın eserini barındıran Sanat Eserleri Koleksiyonu’nu sanatseverlerle buluşturuyor. Kalıcı serginin yenilenmesiyle birlikte, müzenin geçmiş süreli sergilerinden ilham alan özel seçkiler de kalıcı serginin birer parçasına dönüşerek sergi anlatısına zengin bir katman ekledi.
Sergi, Başlangıcın Temel Taşları odasında Türk resminin öncü isimlerinden Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi ve Mihri Hanım’ın Otoportre’si ile açılıyor. Anadolu Esinlenmeleri’nde ise ziyaretçileri Fahrünnisa Zeid’in ünlü yapıtı Mevleviler karşılıyor.
Müzenin ilk süreli sergisinden esinlenen İstanbul’un Resmi odasında kentin sanatsal ve görsel mirası çok yönlü bir bakışla izlenebilirken, Natürmort salonunda Türk resmindeki natürmort geleneğinin farklı örnekleri bir araya getiriliyor. Bedri Rahmi ve Eren Eyüboğlu’nun eserlerinden oluşan Yan Yana odası ise çiftin sanatla bütünleşen ortak yaşamını ve üretimlerini sergiliyor.
Sanatçı Kadınlar ve Kadın Portreleri odalarında Türkiye kadınlarının görsel hikâyeleriyle ve sanatçı kadınların yaratıcı dünyasıyla buluşmaya davet eden sergi; Deniz Coşkusu, Memleket Manzaraları, Yaşantının Getirdikleri ve Apartman Salonunda Sanat gibi farklı tematik alanlarla da derinlikli bir yolculuk sunuyor.
Müzenin kurucu küratörü Prof. Dr. Gül İrepoğlu tarafından hazırlanan koleksiyon kitabına Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın kitabevleri ile internet sitesinden, RHM Dükkan’dan ve seçkin kitapçılardan ulaşabilirsiniz. Müze, Eylül ayı boyunca ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
Claire Lynch’in bir anneyi merkeze alarak aile, sırlar ve aidiyet üzerine sarsıcı bir hikâye anlattığı romanı Aile İçi Bir Mesele, Dilara Alemdar’ın çevirisiyle Holden’den çıktı.
Lynch, romanında 1980’ler Britanyası’nda lezbiyen bir annenin çocuğunun velayetini kaybetmemek için verdiği mücadeleyi konu alıyor. Tarihsel gerçeklerin gölgesinde o dönemde bir kadın boşandığında çocuklarının velayetini alması olağan kabul edilebilirdi. Ancak aynı kadın lezbiyense, meselenin rengi değişirdi. 80'lerde Britanya'da boşanma davalarına giren lezbiyen annelerin yaklaşık %90'ı çocuklarının velayetini kaybetti. Bazıları partnerleriyle ilişkilerini gizlemek zorunda kaldı. Bazılarının çocuklarıyla görüşmesine ancak belirli koşullar altında izin verildi. Böylece pek çok kadın için son derece acımasız bir seçim ortaya çıktı: “Kendin olmak mı, anne kalabilmek mi?”
“Genç bir kadın kalbinin sesini dinlemeye karar verdiğinde kocası beklemediği bir tepki verir. Çirkin bir boşanma süreci başlar ve küçük bir kız çocuğu annesinden koparılır.
1982. Dawn, Hazel isimli bir kadınla karşılaşana kadar kocasıyla kurduğu hayata alışmaya çalışan genç bir annedir. İki kadın arasında oluşan bağ karşı konulamayacak kadar güçlüdür. Bir anda hayat, Dawn’ın hiç beklemediği kadar karmaşık ama aynı zamanda daha neşeli bir hâle bürünür. Ancak sorumlulukları vardır. Tutması gereken sözler ve ilgilenmesi gereken bir kızı vardır.
2022. Heron, doktorundan aldığı bir haberle dünyası altüst olmuş yaşlı bir adamdır. Sessiz ve alışkanlıklarla örülü bir yaşamın içine sıkışıp kalmıştır. Kızına gerçeği söylemek ise neredeyse imkânsız görünmektedir. Heron yıllardır sakladığı diğer sırlar gibi hastalığını da kızına açıklayamaz.”
Elektronik müzik sahnesinin en özgün ve köklü seslerinden İzlanda çıkışlı GusGus, 18 Eylül akşamı %100 Studio’da konser verecek.
Bugün Biggi Veira, Daníel Ágúst ve Margrét Rán öncülüğünde yoluna devam eden ve Depeche Mode, Björk ile Sigur Rós gibi efsanevi isimlere yaptığı remixlerle adından söz ettiren GusGus, yaklaşık çeyrek asırdır elektronik müzik sahnesinin yönünü belirliyor.
Felaketler, son dakika iptalleri ve dramatik kırılmalarla örülü hikâyesi, kariyerlerindeki beklenmedik zirve anlarıyla iç içe geçerek GusGus’u elektronik müzik tarihinin en ilham verici topluluklarından biri hâline getiriyor. Canlı sahne performanslarıyla efsaneleşen GusGus, sahnede parçalarını yeniden şekillendirerek her konserde dinleyicilerine yalnızca o ana ait, eşi benzeri olmayan bir deneyim sunuyor. Türler arasında özgürce dolaşan bu benzersiz müzikal kimlik, topluluğu dünya çapında ün kazandırdı.
18 Eylül Cuma akşamı Zorlu PSM’in yeni nesil sahnesi %100 Studio’da gerçekleşecek GusGus (Live) konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul Modern’in Burgan Bank ON Dijital Bankacılık desteğiyle izleyiciyle buluşturduğu “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi paralelinde düzenlenen Panorama Konuşmaları, beşinci buluşmasında Emre Baykal ve Begüm Yamanlar’ı ağırlayacak. Orhan Cem Çetin’in moderatörlüğünü üstlendiği etkinlik, 3 Eylül Perşembe günü saat 18.00’de İstanbul Modern’de gerçekleşecek.
Sergiyle eş zamanlı başlayan Panorama Konuşmaları, sanatçı ve küratörlerin üretim süreçlerini izleyicilerle paylaşırken Türkiye’de güncel fotoğraf ve mercek temelli sanat pratikleri üzerine bir tartışma alanı oluşturmayı amaçlıyor. Küratörlüğünü İstanbul Modern artistik direktörü Çelenk Bafra ile fotoğraf küratörü Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği “Panorama: Hayaller ve Yerler”, farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lu yıllardan bu yana ürettiği yapıtları bir araya getiriyor. İstanbul Modern’in birinci kat galerilerine yayılan sergi, düşsel manzaralar, kurgusal portreler ve alternatif mekân tahayyülleri üzerinden izleyiciyi dünyayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Güncel fotoğrafın farklı yönelimlerini sanatçıların üretimleri üzerinden ele alan konuşma serisi, sergi süresince devam ediyor. Sergi paralelinde düzenlenecek söyleşide sanatçılar, sergide yer alan çalışmaları üzerinden düşünce, üretim ve sergileme pratiklerini ele alacak.
Künye:
1. Panorama: “Hayaller ve Yerler” sergi alanı, Fotoğraf, Flufoto
2. Begüm Yamanlar
3. Emre Baykal
4. Orhan Cem Çetin
Kate DiCamillo’nun kendisini “doğuştan kinik” olarak tanımlayan on yaşındaki Flora ile sıra dışı güçlere sahip bir sincabın dostluğunu anlattığı kitabı Flora ve Ulis'in Resimli Maceraları, K. G. Campbell’in resimleri ve Arif Cem Ünver’in çevirisiyle Tudem’den çıktı.
Flora ve Ulis’in Resimli Maceraları; çocukları kahkahaya boğarken yalnızlık, aile, dostluk, umut ve sevgi üzerine açtığı sohbetlerle 10 yaş ve üzeri çocukları yetişkinlerle birlikte okumaya davet ediyor.
Çizgi romanlara tutkuyla bağlı, dünyaya biraz mesafeli yaklaşan ve kendini her türlü felakete karşı hazırlamaya çalışan Flora'nın hayatı, komşusunun devasa süpürgesinin küçük bir sincabı yutmasıyla değişiyor. Kazadan uçabilen, müthiş güçlü ve hatta şiir yazabilen bir süper kahraman olarak çıkan sincaba Ulis adını veren Flora, onunla birlikte kendini birbirinden tuhaf olayların ve renkli karakterlerin ortasında buluyor. Ulis yeni güçlerini keşfederken Flora da bu beklenmedik dostluk sayesinde çevresindeki insanlarla, ailesiyle ve kendi duygularıyla yeniden bağ kurmaya başlıyor.
İMALAT-HANE, Fatma Belkıs’ın “Serseri Dalga” başlıklı kişisel sergisini 5 Eylül-5 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Aslı Seven küratörlüğündeki sergide, video, suluboya, heykel ve edisyonlara ek olarak Fatma Belkıs’ın yazıp yönettiği yeni performans ve yerleştirme Ambulans, ilk kez izleyici karşısına çıkacak. Adını okyanuslarda nadiren görülen, öngörülemez ve çoğu zaman ölümcül olabilen serseri dalgalardan alan sergi, dostluğu, mizahı ve dayanışmayı duygusal kriz anlarında yön bulma yolları olarak öne sürüyor.
Sergi boyunca ateş ve su, dil, imge ve eylem arasında dolaşan tekrar eden unsurlar olarak beliriyor. Duygusal çalkantı ise serseri dalgalar, ev içlerini istila eden fırtınalar ve tanıdık olanı tekinsizleştiren yağmur aracılığıyla biçim kazanıyor. Bu doğal güçlere, tek bir su kaynağını çoğaltmaya yarayan ve Kuzey Amerika’da Siyam bağlantısı olarak bilinen itfaiye bağlantı ağzı ile ambulans figürü eşlik ediyor. Bu iki unsur hem işlevsel hem kavramsal araçlar olarak, acil durumu bireysel bir kriz olmaktan çıkarıp, dayanışmanın birbirini taşıma, dinleme ve birlikte kalma pratikleriyle kurulduğu ortak bir durum olarak düşünmeye davet ediyor. Bu iki figürün açtığı alanda bölünme, aynalama ve yer değiştirme; bakımın, hayatta kalmanın ve ortak öznelliğin bedenler arasında çoğalmasına olanak tanıyan hareket biçimlerine dönüşüyor.
Anlatıların birbirine katlandığı ve birbirini yankıladığı sergide yer alan video, suluboya, heykel ve edisyonlar seçkisini örgütleyen Ambulans, hem bir metin hem dört oyuncu için yazılmış bir performans hem de sergi mekânında birbirine eklemlenerek yayılan “istasyonlardan” - eylem ve zaman birimlerinden - oluşan bir yerleştirme. Kayıp ve yasın açtığı duygusal acil durumlar arasında dolaşan gezici bir kavramsal araç olarak da düşünülebilir. Bu yönüyle Ambulans, başarısızlık, yanlış anlama ve bakım üzerinden kurulan dayanışma ve kolektif anlam üretme arzusundan güç alıyor; beyhudelik ve geri döndürülemez kayıplar karşısında bile insanlar arasındaki bağın mümkün olabileceğinde ısrar ediyor.
Künye:
1. Ölümden öte Sürekli Dost, 2018 (video, 23 dk) Production still
2. My Broken Hand, 2024 (reclaimed ottoman legs, elastic bandage) Exhibition view. Clermont-Ferrand. Photo credit_ Marjolaine Turpin
Andreas Capellanus’un kaleme aldığı Orta Çağ Avrupa’sında aşkın anlamını kökten değiştiren temel metinlerden De Amore - Aşk Üzerine, Ahmet Deniz Altunbaş ve Nilay Dirim’in Türkçesiyle Telemak Kitap’tan çıktı.
Capellanus’un öncülük ettiği yeniliği C.S. Lewis, “ahlakımızın, hayal gücümüzün ya da günlük yaşamımızın tek bir köşesini dahi değişmeden bırakmayan bir dönüşüm” diye tasvir eder: “Bu devrimle karşılaştırıldığında Rönesans, edebiyatın yüzeyinde sadece küçük bir dalgalanma gibidir.” Amour courtois (saray aşkı) kavramını edebiyat sahnesine taşıyan Capellanus, Hristiyanlığın gölgesinde kalmış, horgörülen dünyevi aşkı, Antiklerden bambaşka bir surette tanımlayarak, Batı kültüründe bir dönüm noktasına adını yazdı. Aşk Üzerine hem tarihsel bir belge hem de modern romantik duygulanımın ve edebiyatın köklerine ışık tutan bir kitap.
“Aşk kılıcının gerçekten yaraladığı kişi, sürekli sevgilisini düşünerek sarsılır; servetten, dünyadaki herhangi bir onurdan ya da herhangi bir saygınlıktan, ruhunun arzuladığı şekilde yaşadığı aşkından zevk aldığı anlardaki kadar mutlu olamaz. Çünkü bir aşık, tüm dünyayı kazansa bile aşkında incindiği bir nokta veya engelle karşılaşırsa, geri kalan her şeyi derin bir yoksulluk olarak görür.”
Türkiye’de yalnızca oyuncu performanslarını değerlendiren 27. HDI Sigorta Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nin adayları ve özel ödül sahipleri duyuruldu. Ödüller, 21 Eylül’de Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.
Törende Onur Ödülleri tiyatro alanında Yıldız Kültür’e, sinema alanında ise Suzan Avcı ve Salih Güney’e takdim edilecek. Çolpan İlhan Sanata Değer Katan Kadınlar Ödülü Suna Keskin’e verilirken, Seçici Kurul Özel Ödülü Sarı Zarflar filmindeki rolleriyle Tansu Biçer ve Özgü Namal’ın olacak. Ekrem Bora Yılın En İyi Çıkış Yapan Oyuncu Ödülü’ne O da Bir Şey mi? ile Merve Asya Özgür değer görülürken, HDI Sigorta Özel Ödülü Monologlar Müzesi’ne gidecek. Tiyatro Seçici Kurul Tek Kişilik Performans Ödülü ise Aşağıdaki Pencere ile Gül Doğa Selvi ve Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri ile Onur Ünsal’a sunulacak.
Sinema Adayları
Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Berkay Ateş - Kurtuluş
Feyyaz Duman - Kurtuluş
Halit Ergenç - Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi
Haydar Şahin - Ölü Mevsim
Levent Can - Adile
Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Aslı İçözü - Gülizar
Ece Yaşar - Ölü Mevsim
İpek Bilgin - O da Bir Şey mi
Naz Göktan - Kurtuluş
Özlem Taş - Kurtuluş
Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Ahmet Rıfat Şungar - Gecenin Kıyısı
Berk Hakman - Gecenin Kıyısı
Caner Cindoruk - Kurtuluş
Sermet Yeşil - Tavşan İmparatorluğu
Timuçin Esen - O da Bir Şey mi
Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Funda Eryiğit - Ölü Mevsim
Hazal Türesan - Bildiği Gibi Değil
Leyla Tanlar - Erken Kış
Selin Yeninci - Uçan Köfteci
Sevda Baş – Atlet
Komedi ya da Kara Komedi Dalında Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Barış Gönenen - Gündüz Apollon Gece Athena
Bedir Bedir - Perde
Bülent Şakrak - Aşk ve Yemek
Osman Sonant - Aşk ve Yemek
Saygın Soysal - D.I.S.C.O
Komedi ya da Kara Komedi Dalında Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Ayşenil Şamlıoğlu - Gelin Takımı 2
Bilge Şen - Parçalı Yıllar
Deniz Türkali - Gündüz Apollon Gece Athena
Duygu Karaca - Perde
İpek Türktan - Perde
Komedi ya da Kara Komedi Dalında Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Alper Kul - Cam Sehpa
Cem Zeynel Kılıç - Perde
Feyyaz Yiğit - Yan Yana
Güven Kıraç - Kardeşler Araştırma
Yetkin Dikinciler - Parçalı Yıllar
Komedi ya da Kara Komedi Dalında Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Algı Eke - Cam Sehpa
Ecem Erkek - Gelin Takımı 2
Ezgi Çelik - Gündüz Apollon Gece Athena
Hande Doğandemir - Aşk ve Yemek
Tülin Özen - Perde
Tiyatro Adayları
Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Barkın Sarp - En Sevdiğinden Başla
Eray Karadeniz - Annemin Cenazesi: Tiyatro Oyunu
İlyas Özçakır - Kısık Ateşte Düdüklü Tencere
Sezer Arıçay - Palamut Zamanı
Ufuk Tevge - Baba
Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Alina Boz - Palamut Zamanı
Ceren Narinoğlu - Sadakat
Doğa Yiğit - Vanya Dayı
Eylem Kaçalin - Şüphe
Janset Paçal - Annemin Cenazesi: Tiyatro Oyunu
Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Ali Haydar Çataltepe - Tırtıl GPT 148
Eray Cezayirlioğlu - Sadakat
Hakan Emre Ünal - En Sevdiğinden Başla
Mehmet Berkay Baygın - Tevafuk
Meriç Taner Kadıoğlu - Lie Low
Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Ayda Aksel - Palamut Zamanı
Dila Yağcı - Annemin Cenazesi: Tiyatro Oyunu
Dilara Vural - Tırtıl GPT 148
Esra Akbaş - Sadakat
Nezaket Erden - En Sevdiğinden Başla
Komedi, Kara Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal Dalında Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Berk Yaygın - Jan Dark’ın Öteki Ölümü
Can Esmeray - Çirkin Deniz Özmen - Jan Dark’ın Öteki Ölümü
Fazıl Aksakal - Büyük Romulus
Tarık Köksal - Yoldan Çıkan Oyun
Komedi, Kara Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal Dalında Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Ayşegül Erkutay - Büyük Romulus
Çağıl Tekten - Gergedanlar
Esra Kızıldoğan - Gonzago’nun Öldürülüşü
İlkin Tüfekçi - Çirkin
Selen Nur Sarıyar - Yoldan Çıkan Oyun
Komedi, Kara Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Barış Yıldız - Gonzago’nun Öldürülüşü
Can Yılmaz - Muallak
Erdem Akakçe - Şebbaz
Fatih Koyunoğlu - Şebbaz
Semih Ertürk - Tac’ın Nöbetçileri
Komedi, Kara Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Aybanu Aykut - Bobik Nerede?
Begüm Atak - Muallak
Pelin Abay - Jan Dark’ın Öteki Ölümü
Songül Boztepe - Olga, Maşa, İrina Yine Üç Kız Kardeş
Şebnem Sönmez - Bulaşıkçılar
Güliz Kayahan, İnanç Kayra Akyıldız ve Kaan Ünal’ın üretimlerini bir araya getiren “Eksik Parça” başlıklı sergi, 12 Eylül'e kadar HB Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
Küratörlüğünü Elif İnci Gökgöz’ün üstlendiği sergi, insanın kendisini ve çevresini anlamlandırırken hissedilen ile var olan arasında kurduğu ilişkiyi üç sanatsal yaklaşım üzerinden ele alıyor.
Büyük ölçüde sergi için üretilen yeni çalışmaların yer aldığı “Eksik Parça”, resim ve yerleştirmenin yanı sıra pleksi, mum ve çeşitli malzemelerle üretilen eserlerden oluşuyor. Mekân kurgusunda birbirini takip eden üç bölümde sanatçıların farklı çıkış noktaları bir araya geliyor. Serginin ilk bölümünde İnanç Kayra Akyıldız, yaşamın doğrusal olmayan yapısını ve aynı anda var olabilen çelişkili duygu durumlarını soyut kompozisyonlarında yeniden kurgularken; ikinci bölümde Kaan Ünal tanıdık nesneler üzerinden gördüğümüz ile algıladığımız arasındaki ilişkiye odaklanarak yaşanmışlıklar ve beklentilerin algıyı nasıl şekillendirdiğini araştırıyor. Üçüncü bölümde ise Güliz Kayahan, duyguları ifade etmek için kullanılan tanımların hissedileni karşılamakta yetersiz kaldığı noktadan hareketle içsel olanı katmanlı yüzeyler aracılığıyla görünür kılıyor.
Duygu, algı ve anlamlandırma arasındaki ilişkileri ortak bir zeminde buluşturan sergide eksik parça, tamamlanmayı bekleyen bir alana işaret etmek yerine parçayı bütünün dışında değil içinde var olan bir değişken olarak kabul ediyor.
Künye:
1. Kaan Ünal - Bir ve Üç Bilinemez _ One and Three Unknowable, 2026
2. Güliz Kayahan - ... gibi hissediyorum III _ It feels like III
3. İnaç Kayra Akyıldız - İsimsiz_Untitiled, 2026 - 50 x 60
Keigo Higashino’nun kutsal bir kâfur ağacının nesiller boyunca sakladığı duyguların ve hatıraların izini süren romanı Saklı Hatıralar Ağacı, Yaren Yaman’ın çevirisiyle Athica Yayınları’ndan çıktı.
“İnsan unuttuğunda, yaşananlar gerçekten kaybolur mu?” sorusunun peşine düşen Saklı Hatıralar Ağacı; gizem, aile sırları ve hafızayı sıra dışı bir hikâyede buluşturuyor. Higashino, roman boyunca gizem duygusunu korurken aile, kayıp, pişmanlık, sevgi ve insanın geride bıraktığı hatıralar üzerine dokunaklı sorular soruyor.
Hayatı dağılma noktasına gelen Reito Naoi, işsiz ve parasız kaldığı bir dönemde işlediği suç nedeniyle gözaltına alınır. Tam her şeyin bittiğini düşündüğü anda, daha önce neredeyse hiç tanımadığı teyzesi Chifune Yanagisawa onu hapisten kurtarır ve karşılığında tek bir şey ister: Aileye ait arazide bulunan kadim kâfur ağacının yeni bekçisi olması.
Reito çok geçmeden bu görevin sıradan bir bekçilik olmadığını anlar. Kâfur ağacına gelen insanların gerçekleştirdiği gizemli ritüeller, ailesinin kendisinden saklanan geçmişi ve geceleri ağacın çevresinde yaşanan tuhaf olaylar, onu giderek daha büyük bir sırrın içine çeker. Çünkü bu ağaçta insanlar yalnızca dua etmez; kelimelere dökemedikleri duygularını ve hatıralarını ağaca emanet eder. Ağacın sakladığı bu duygular ise kan bağı bulunan kişiler tarafından yeniden hissedilebilir.