
İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Görevlisi Cansu Cürgen ve Endüstriyel Tasarım Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Avşar Gürpınar tarafından kurulan Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün çalışmaları 7 Haziran’a kadar The Art Institute of Chicago’da (Chicago Sanat Müzesi) “An Institute Within An Institute/ Enstitü İçinde Bir Enstitü” başlıklı sergide sanatseverlerle buluşuyor.
Cürgen ve Gürpınar, Muğlak Standartlar Enstitüsü kapsamında 2014 yılından bu yana standartlaşmanın günlük hayatımızı nasıl etkilediğini, kullandığımız nesneleri nasıl şekillendirdiğini araştırıyor. Tasarladıkları sandıklarda zamanı ölçen nesnelerden elektrik prizlerine, protesto objelerinden seyahat regülasyonlarına, müzik ritimlerinden el işaretlerine dek hayatımızı düzenleyen standartların muğlaklığını ortaya koyuyorlar. Onlara göre sergiledikleri tüm bu nesneler muğlak standartları yansıtan, görsel veya işitsel bir tasarım çeşitliliğine işaret etmekten öte endüstri sistemlerinden tüketim alışkanlıklarımıza çok daha politik bir tartışmanın kapılarını aralıyor.
Daha önce İstanbul, Arles, Genk ve Kudüs’te sergilenen Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün çalışmaları şimdi ABD’de Chicago Sanat Müzesi’nde “An Institute Within An Institute/ Enstitü İçinde Bir Enstitü” başlıklı sergide yer alıyor. Ayrıca sergilenen sandıklardan biri, bu sergi için hazırlanan video yerleştirme ve posterler müzenin kalıcı koleksiyonuna da dahil edildi. Bunlar Art Institute of Chicago koleksiyonuna Türkiye’den dahil edilen ilk eserler olma niteliği taşıyor.
Muğlak Standartlar Enstitüsü’nün çalışmalarının yer aldığı sergi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ann Clare LeZotte’nin 19. yüzyılın başlarında Martha's Vineyard Adası’ndaki sağır bir topluluğun gerçek tarihinden ilhamla kaleme aldığı, engelli ayrımcılığının, ırkçılığın, sömürgeciliğin derinine indiği kitabı Bana Bir İşaret Göster, Arzu Altınanıt’ın çevirisiyle Çınar Yayınları’ndan çıktı.
2021 Schneider Aile Kitap Ödülü’nün de sahibi olan bu kitap, okuruna neyin normal kabul edildiğine dair etkileyici bir hikâye anlatıyor. Kendisi de sağır olan yazar, sürükleyici bir “kendi sesinden” hikâyesi örüyor.
Mary, Martha's Vineyard Adası’nda kendini her zaman güvende ve korunmuş̧ hissediyordu. Büyük büyük büyükbabası çok eskiden adaya gelmişti ve ilk sağır adalıydı. Şimdi, yüz yıldan fazla bir süre sonra, oradaki pek çok insan –Mary de dahil– sağırdı ve neredeyse herkes işaret diliyle iletişim kuruyordu. Mary kendini yalnız hissetmiyordu. Ancak yaşanan son olaylarla her şey değişti. Mary’nin erkek kardeşinin ölümü aileyi paramparça etti. İngiliz yerleşimciler ile adanın yerli halkı arasında arazi anlaşmazlıkları nedeniyle gerilim de giderek artıyordu. Ve adanın yaygın sağırlığının kökenini keşfetmeyi uman kurnaz bir genç̧ bilim insanı çıkagelmişti. Deneyler yaparak cevaplar bulmak için Mary’yi gözüne kestirmişti.
Synth pop müzik ikilisi GOSS’un 3 parçadan oluşan EP’siyle aynı ismi taşıyan “Yeniden” teklisi BBI Music Co. etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
Gözde Oktaş ve Serkan Serter’den oluşan Kadıköy merkezli GOSS, bugüne kadar “Anla”, “Seçilmiş Günlerim”, “Bana Kimse Sormadı” ve “Sapa Yol” isimli dört tekli yayımlamıştı. Grup 3 parçadan oluşan ve 3 farklı ruh hâline odaklanan ilk EP’leri Yeniden’de bulunan şarkıları karantina döneminde tamamladılar. Serinin ilk parçası olan ve EP ile aynı ismi taşıyan “Yeniden”de evlere kapanışla beraber yaşanan içe dönüş dinamik bir tavırla ele alınıyor. Şarkıda melodik synth’ler, oyuncu gitarlar ve vokaller baharın getirdiği enerjiyle birleşerek dinleyicileri keyifli bir yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor.
“Yeniden” şarkısının söz ve müziği GOSS, prodüksiyonu ise Aras Tüysüz imzası taşıyor. Bas gitarları Ali Sak tarafından çalınan şarkının kayıt, mix ve mastering’i Aras Tüysüz tarafından A2 Stüdyo’da yapıldı. Albüm kapağının tasarımını grup yaparken fotoğraf ise Aksel Köseoğlu’na ait.
GOSS’un “Yeniden” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Dirimart, Jennifer İpekel’in yeni işlerinin yer aldığı “Anne, İsyan!” başlıklı kişisel sergisine 26 Mayıs - 18 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.
“Anne, İsyan!” başlıklı sergide girift şekillerde süslenmiş yoğun renkli resimler ve onlara eşlik eden seramikler, gerçeklikle semavi, ilahi ve dünyevi olan arasında bir köprü görevi görüyor. İpekel’in duyusal ve arkeolojik referanslarla dolu olan son dönem resimleri doğada ve mitolojide gezinti hâlindedir. Seramikleri ise animistik fikirlerden yola çıkarak nesnelerin zor zamanlarda tapınmanın tarihinde nasıl bir yeri olduğu sorusuna cevap arar. Sanatçının bu çalışmaları izleyiciye yaratıcılığının ve deneyciliğin, bitkilerin hayatından ve ruhlarından, rock kültürü, ruhanilik, folklor ve doğal dünyadan çıkan ayrıksı bir ikonografiye nasıl dönüştüğünü gösterir.
İpekel’in sergide yer alan bitkilerle iletişim kurmanın yollarını aradığı bir deneyden evrilen serisi, bitki temelli boyaların, linolyum baskı çiçeklerin, kadim zamanlarda bitkiye dönüşmüş olan kültürlere ait sembollerin izlerini taşıyor. Psikedelik kültürden aldığı cinsel ve fiziksel referanslarla yüklü rengârenk, baş döndürücü imgeler, kendi kişisel aşk deneyiminden ve yeryüzünün sıcaklığından, renklerinden doğan daha ağıtsal, mitsel imgelere yöneliyor.
Jennifer İpekel’in “Anne, İsyan!” başlıklı kişisel sergisi 26 Mayıs - 18 Temmuz tarihleri arasında Dirimart’ta ziyaret edilebilir.
Künye:
1- Okyanus / Wilderness, Kağıt üzerine pigment ve linol baskı / pigment and linocut on paper, 2020
2- Asefal, Kağıt üzerine pigment ve linol baskı / pigment and linocut on paper, 2020
3- Soma Cennetin Sütü, seramik / ceramics, 2021
4- Yüklü Ayak / Charge Foot, seramik / ceramics, 2021
Kazuo Ishiguro’nun Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıktan sonra yayımlanan ilk romanı Klara ile Güneş, Lâle Akalın’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından dilimizde yayımlandı.
Ishiguro, bu romanında yeni teknolojilerin etkisiyle köklü değişimler geçirmiş bir toplumda yaşanan, sevgi, umut ve fedakârlığa dair bir hikâye anlatıyor.
Sıra dışı gözlem yeteneğine sahip bir yapay zekâ olan Klara, kendisi gibi “Yapay Arkadaş”ların satıldığı mağazadaki yerinden insanları izleyip dış dünyayı öğrenmeye çalışır, onu yeni evine götürecek o özel çocuğu sabırla bekler. O çocuk nihayet çıkageldiğinde, Klara kendini ezici kaygılar ve kırılgan umutlarla dolu bir dünyada bulacak, sarsılmaz bir adanmışlıkla bağlandığı Güneş’in yardımıyla bir mucizeyi gerçek kılmaya çalışırken insan denen canlıyı bütün zaafları ve çelişkileriyle tanıma fırsatı bulacaktır.
Fotoğraf: Richard Pohle / The Times / News Syndication / Redux
Fransız filmi Gagarine Türkiye’de ilk kez 22 - 24 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’nın çevrim içi programı “Bahar Nöbeti” seçkisi kapsamında gösterime giriyor. Türk Tuborg A.Ş’nin katkılarıyla İstanbul Modern Sinema’nın gerçekleştirdiği çevrim içi gösterim programında 2020’de festivallerde adından söz ettiren, ödüllü filmler 30 Mayıs’a kadar sinemaseverlerle buluşuyor.
Geçtiğimiz yıl Cannes’da prömiyerini yapan Gagarine filminin yönetmenliğini Fanny Liatard ve Jérémy Trouilh üstleniyor. Yuri adlı bir delikanlının kentsel dönüşüm yüzünden evinin yıkımını engellemeye çalışmasıyla uzaya gitme hayâllerini iç içe işleyen filminin oyuncu kadrosunda ise Alseni Bathily, Lyna Khoudri ve Jamil McCraven yer alıyor.
Jason Segel, Dakota Johnson ve Casey Affleck’in bir araya geldiği Arkadaş (24 - 26 Mayıs), rock müzik tarihinin ikonik isimlerinden Frank Zappa’nın hayatını anlatan belgesel Zappa (26 - 28 Mayıs) ve bir babanın çocukları için verdiği mücadeleyi ele alan Sırp filmi Baba (28-30 Mayıs) “Bahar Nöbeti” seçkisinde bulunan diğer filmler arasında yer alıyor. Filmleri İstanbul Modern’in internet sitesi üzerinden izleyebilirsiniz.
Depo, Raziye Kubat’ın 2017 - 2021 yılları arasında ürettiği, bu süreçte değişen ve dönüşen dünya-memleket hâllerinden ilham aldığı “Gece Uçuşu” başlıklı kişisel sergisini 27 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide sanatçının resim, video, sesli kitap, gravür ile sokak hayvanları ve çocuklar yararına tasarlanmış eserleri yer alıyor.
Serginin sunum yazısında Seda Yavuz şunları söylüyor: “Sergideki biçimsel kurguyla anlam dünyası oldukça iç içe, ancak bu içerme hali sürekli deviniyor. Sanatçının, metni aktarana dönüştürdüğü bu süreçte, üzerinde durduğu bir önermesi var: 'Herkes, sevmediği ve hatta iğrendiği bir özelliği hayvanlarda gördüğünde hayranlıkla karşılar.' Biz insanlar, öteki, diğeri, farklı olan üzerinden algıladığımız her şeye yabancılaşmayı, üzerimize alınmamayı, düşünmeye gerek duymaksızın becerebiliyoruz. Binlerce yıldır görme duyumuz kadar çalıştırılan, yönlendirilen başka bir duyumuz yok. Gece uçuşu, keskin gözlü ve gece yaşayan bir baykuş yahut kör bir kartal tarafından yapılıyor olabilir. Buradaki özne, görme yetisi gelişkin olandan öte sezginin gücüyle hisseden oluyor. Sergide, farklı türden hayvanların yaşadıkları anlar, sanatçının dokunuşuyla tekrar can buluyorlar, biz izleyiciler de görmeyi kaçırdıklarımıza bir kez daha bakıyoruz. Hayvan figürleri de çoğunlukla tekil varoluşlarıyla değil, hareketleriyle ifadeyi çağrıştırıyorlar. Sanatçı, fotoğrafı çekilerek özel alanından soyutlanan ve sanal dünyanın bir verisi haline gelen bu hayvanları zarafetle özgürleştiriyor.”
Raziye Kubat’ın “Gece Uçuşu” başlıklı kişisel sergisini 27 Haziran’a dek Depo'da izlenebilir.
Künye: Raziye Kubat, fil gördüm filler ordusuymuş, kâğıt üzerine karışık teknik / i saw an elephant, it was in fact an army of elephants, mixed media on paper, 2018
Şair Asuman Susam’ın Türk edebiyatının köşe taşı/çağdaş şair ve yazarlarının eserlerine yazar, eleştirmen ama her şeyden önce bir okur olarak yaklaştığı inceleme kitabı Açıklığa Doğru, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Susam, Açıklığa Doğru’da edebiyatın kendine has meselelerini diğer disiplinleri de içine alan çoğulcu bir bakışla yazar-metin-okur üçgeninde irdeliyor. Behçet Necatigil’den Nilgün Marmara’ya, Anita Sezgener’den Bülent Keçeli’ye, Süreyya Berfe’den Ethem Baran’a, Elif Sofya’dan Mustafa Irgat’a, Hulki Aktunç’tan Suat Derviş’e birçok yazar ve şairin metinlerine odaklandığı yazılarda, özellikle şiirin sorunsalları, açmazları ve çıkış noktaları üzerine incelikli görüşler sunuluyor.
“Bu kitap iyi okur olmaya çalışan bir yazarın ötekinin çağrısını duyma ve ona yaklaşma çabasını içeriyor.”
Fotoğraf: Mauricio Alejo
Deniz Tekin ve CanBey’in önümüzdeki aylarda yayımlanacak Kuyu isimli EP’sinin ilk teklisi olan “Olmayacak İşler” müzikseverlerle buluştu.
Şarkının önce akustik gitarı ve iki ana vokali kaydedildi daha sonrasında da İstanbul Strings’le yaylı kayıtları yapıldı. “Olmayacak İşler”, Kuyu EP’sinde yer alan şarkılar içinde kullanılan enstrümanları doğal ve fazlaca manipüle edilmemiş, işlenmemiş şekilde duyduğumuz tek şarkı olma özelliği taşıyor. Hem sözler hem de müzikal cümleler bakımından 90’-2000’lere has bir besteci / söz yazarı naifliği içeren şarkı mecazsız, oyunsuz, direkt bir yoldan anlatmak istediğini anlatıyor.
Deniz Tekin ve CanBey’in “Olmayacak İşler” isimli şarkısının video klibini buradan izleyebilirsiniz.
Akbank ana sponsorluğunda gerçekleştirilen 15. Contemporary Istanbul, 1 - 2 Haziran VIP Ön İzleme, 3 - 6 Haziran tarihlerinde ise Genel Ziyaretçi programıyla Lütfi Kırdar Rumeli Salonları’nda sanatseverlerle buluşacak.
Sürdürülebilir sanat ortamının sağlanması amacıyla sanat kurumları ve enstitüleriyle birlikte ortak hareket eden Contemporary Istanbul’un bu edisyonunda Contemporary Istanbul Vakfı (CIF), Akbank Sanat, Baksı Müzesi, Borusan Contemporary, Odun Pazarı Modern Müzesi (OMM) ve Otonom Art Events de yer alacak. 1 Haziran’da, solo sergiler ve galeriler tarafından eserleri sergilenen sanatçıların katılımıyla tüm gün sürecek Sanatçı Günü’nde her galeriden seçilmiş sanatçılar koleksiyonerlerle bir araya gelecek.
Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, 11 sanatçının eserlerinin yer aldığı ve Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde hazırlanan “Olan ve Alışkınlık” başlıklı sergisiyle 1 - 6 Haziran tarihleri arasında fuardaki Akbank Sanat standında sanatseverlerle bir araya gelecek.
Contemporary Istanbul’da bu yıl dijital sanat ve yeni medya sanatına yer veren Plugin, Siemens Ev Aletleri sponsorluğunda gerçekleşecek. Bu yıl 8. yaşını kutlayan Plugin, Esra Özkan küratörlüğünde ‘post-’ teması üzerinden insan-makine iletişimindeki akışa, yapay zekaya, insan-sonrası tartışmalarına, dijital karakterlere, birbiri içine geçen ve ayrılan yeni medyanın farklı yaklaşımlarına ve biyo sanat gibi üretim şekillerine odaklanacak.
Fuara katılan galeriler: Anna Laudel, İstanbul, Dusseldorf; Art On İstanbul, İstanbul; Art Refinery, İstanbul; Artopol Art Gallery, İstanbul; Bozlu Art Project, İstanbul; C24 Gallery, New York ; CEP Gallery, Istanbul; De Artium, İstanbul; Dirimart, İstanbul; Faar Art Gallery, İstanbul; Galeri 77, İstanbul; Galeri Binyıl, İstanbul; Galeri Diani, İstanbul; Galeri MCRD, İstanbul; Galeri/Miz, İstanbul; Galeri Nev İstanbul, İstanbul; Galeri Siyah Beyaz, İstanbul, Ankara; Gama Gallery, İstanbul; Öktem Aykut, İstanbul; Pi Artworks, İstanbul, London; Piramid Sanat, İstanbul; Sanatorium, İstanbul; Sevil Dolmacı Art Gallery, İstanbul; Vision Art Platform, İstanbul; x-ist, İstanbul; Zilberman Gallery, İstanbul, Berlin.
Plugin Istanbul'da yer alacak sanatçılar: Aypera, Ahmet Rüstem, Can Büyükberber, Ece Gözen, Enes Özenbaş & Ethem Cem, Güvenç Özel, Hakan Sorar, Sofia Crespo H.o, Mert Kızılay& Hakan Gündüz, Maxim Zhestkov, Mario Klingemann, Murat Yıldırım, Onur Sönmez, Void ve Yonca Karakaş.
15. Contemporary Istanbul’un ziyaret saatleri ve bilet fiyatlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye buradan, fuar hakkında daha fazla bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.