
İrem Almaç Yüce’nin çocukları sürükleyici bir yaz tatili macerasının içine çektiği, dostluğun, dayanışmanın, doğa ve hayvan sevgisinin değerini hatırlattığı kitabı Karaburun’un Gizemi, Ali Çetinkaya’nın resimleriyle Redhouse Kidz (SEV Yayıncılık) tarafından yayımlandı.
8 yaş ve üzeri okurlara hitap eden Karaburun’un Gizemi, vahşi bir hayvanla bir insan arasındaki sıra dışı bağın ekseninde gelişen olaylarla örülü.
Aile büyükleriyle bir arada olmanın, yazlık arkadaşlarıyla buluşmanın, tavan arasındaki bir odayı düzenlemekten dalından meyve yemeye pek çok güzellikleri keşfetmenin zamanıdır yaz tatilleri. Karaburun’un Gizemi de dört kafadarın yaz tatili macerasını anlatırken, bir yandan da dostluğun, dayanışmanın, doğa ve hayvan sevgisinin değerlerini hatırlatıyor.
“Yazları Karaburun’da buluşan dört kafadar Ela, Rüzgâr, Yağmur ve Eren gizemli bir olaya tanıklık ederler. Çalılıkta gezinen bir karaltı görmeleri, yaşayacakları büyük maceranın başlangıcı olur. Nedir bu karaltı, neden Karaburun’dadır? Çocuklar bu gizemin peşine düşerler ve kendilerini yıllar öncesine uzanan ilginç bir olayın ortasında bulurlar.”
4. Doğal Yaşam Festivali 3 - 5 Haziran’da Kemerburgaz Kent Ormanı’ndaki şehrin ilk açık hava kültür ve sanat alanı Yeni Bir Yaşam’da gerçekleştirilecek. Festivalde sağlıklı yaşamın ayrıntılarını öğrenmek isteyenler, doğal ve organik yaşamın hayat kalitesindeki etkilerini merak edenler, çocukların sağlıklı bir geleceğe sahip olabilmeleri için temiz gıda, temiz üretimin çoğalmasını destekleyenler, sürdürülebilir yaşamın sadece insanoğlu için değil tüm canlılar için önemli olduğunun farkında olanlar, bildiklerini paylaşmak ve gelecek nesle daha iyi daha doğru bilgiler aktarmak için bir araya gelecek.
Happy Nest ve YBY tarafından organize edilecek olan Doğal Yaşam Festivali’nde ülkenin her yerinden doğal, organik ve sağlıklı birçok ürünün üreticisi, tedarikçisi ve uygulayıcısı sağlıklı yaşama gönül verenlerle bir araya gelecek. Festival kapsamında sağlıklı ürünlerin satışı için stantlar açılacak, yetişkinler ve çocuklar için programlar düzenlenecek. Festivalde yetişkinler için sağlıklı beslenme, organik yaşam, bilinçli tüketim, sürdürülebilir hayat, aromaterapi, farklı beslenme metotları, çocuklar büyürken gibi pek çok konu başlıklarında doktor, akademisyen ve konuların uzman isimler tarafından seminer ve söyleşiler gerçekleştirilecek. Ayrıca her saat başı farklı isimlerle mindfulness, mandala, nefes terapi, yoga, el işi becerileri gibi atölye ve workshoplar yapılacak. Çocuk Etkinlik Alanında ailelerin çocuklarıyla gün boyunca eğlenerek zaman geçirebileceği birçok atölye etkinliği ve aktiviteler gerçekleştirilecek. Günün sonunda ise Suat Suna ve Mary Jane festivalin canlı müzik sanatçıları olarak sahne alacaklar.
Doğal Yaşam Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
KOLİ Art Space’in görme, gözetleme ve voyörizm kavramına odaklandığı ikinci sergisi “Karşı Pencere” 8 Haziran - 2 Temmuz tarihleri arasında sanatseverle buluşuyor. Gözetleme kavramını merkeze alarak güncel bir durum tespiti ve sorgulama niyeti taşıyan serginin küratörlüğünü Melike Bayık üstleniyor.
“Karşı Pencere” başlıklı sergide Başak Bugay, Ahmet Rüstem Ekici, Tuba Geçgel, Can Küçük, Berkay Tuncay ve Eşref Yıldırım’ın disiplinler arası (video, yerleştirme, fotoğraf, resim ve örgü) eserleri çok boyutlu bir yaklaşım içinde izleyicilerle buluşuyor. Gözetim, voyörizm (röntgencilik) ve cinsiyet olgularından yola çıkan sergi, mahremiyet, gözetleyen–gözetlenen ilişkisi, görme ve izleme, bakış, teşhir, özel alan ve gözetlemenin bedenin sınırlarına müdahale etmesi üzerinden cinsiyet rollerinin sorgulanması gibi kavramlar doğrultusunda şekilleniyor. Gözetlemeyi, mahremiyetin ve voyörizmin sınırlarını yeniden sorgulatmayı amaçlayan sergi, mekânın formu dikkate alınarak, dışarısıyla direkt ilişki kurabilecek ve böylelikle sokaktan geçeni de gözetleyen konumuna çekebilecek şekilde yönlendiren stratejik bir küratöryel tasarımla kurgulandı.
“Karşı Pencere” başlıklı sergi, 8 Haziran - 2 Temmuz tarihleri arasında pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 13:00 - 18:00 saatlerinde Kadıköy Yeldeğirmeni’nde yer alan KOLİ Art Space’te ziyaret edilebilecek.
Künye:
1- Başak Bugay, Bayram/ Feast, Karışık teknik/ Mixed media, 33 x 24,2 x 30 cm, 2017
2- Ahmet Rüstem Ekici, Delikten İçeri / Through inside the hole, 3D Animasyon /3D Animation, Hologram, Holofan, 43.5 cm, Hamam Serisi / Hamam Series, 2019, Tek Edisyon/ Unique Edition
3- Eşref Yıldırım, Yalnızlık her sabah öldürüyor beni, Tuval üzerine karışık teknik, örgü / Mixed media on canvas, embroidered rope, Tuval / Canvas: 180 x 130 cm, Örgü / Rope: 155 x 160 cm, 2020
4- Can Küçük, Eşek, Ayaklı askılık, 8 adet giysi askısı, 8 adet takasa açık giysi / Clothes rack, 8 clothes hangers, 8 pieces of exchangable clothing, 56 x 99 x 160 cm, 2021
Pauline Harmange’ın feminizm, cinsiyetçilik ve kadınların her gün maruz kaldığı eril baskı üzerine kaleme aldığı, dayanışmayı ve kız kardeşliği kucaklayan metni Erkeklerden Nefret Ediyorum, Neslihan Elagöz’ün çevirisiyle Mundi Kitap’tan çıktı.
Fransa’da küçük bir yayınevinden çıkan Erkeklerden Nefret Ediyorum, bugün 17 ülkede yayımlanıyor. Harmange, kadın düşmanlığı olmasaydı erkek düşmanlığının da olmayacağının altını çiziyor. "Erkekleri sevmeme hakkımız olmalı," diyerek başladığı bu kitapta, kişisel düzeyde değil de genel anlamda kadınların erkeklerden hoşlanmama ve onlara güvenmeme hakkına sahip olması gerektiğini savunurken, kadın dayanışmasına yönelik modern tavırları sorguluyor.
Kadınlar, bilhassa da feministler uzun zamandan beri erkek düşmanlığıyla suçlanıyor. Kadınlarsa bu iddiayı içgüdüsel olarak reddediyor, ne de olsa geçmişte bundan çok daha azı yüzünden kazıklarda yakıldılar. Peki ya erkeklere güvenmemek, onlardan hoşlanmamak -ve evet, belki de nefret etmek- cinsiyetçiliğe karşı etkili bir cevapsa?
Türkiye’nin çevrim içi video platformu BluTV, haziran ayında da birbirinden çeşitli içeriklerini üyeleriyle buluşturmaya devam ediyor. BluTV Discovery+’ın Citizen Penn, Ed Gein: The Real Psycho, Groomed, The Choice 2016, Putin’s Way ve The Rise of ISIS BluTV isimli altı yeni içeriğini arşivine eklerken, Okan Bayülgen’in sunduğu Renkli Rüyalar Oteli’nin ilk bölümü ise 9 Haziran’da yayımlanacak.
Okan Bayülgen’in her bölüm farklı otellerde konuklarıyla sohbet edeceği Renkli Rüyalar Oteli isimli programının ilk bölümü 9 Haziran’da başlayacak. Ayrıca Discovery+’ın altı yeni içeriği de BluTV’de izleyiciyle buluşacak. Sean Penn’in Haiti depreminin ardından adaya on yıl boyunca yaptığı yardımları anlatan Citizen Penn, Amerikan tarihinin en kötü şöhretli seri katilinin hikâyesini merkezine alan Ed Gein: The Real Psycho ve film yapımcısı Gwen van de Pas’ın geçmişiyle yüzleşmek ve onu çocukken taciz eden adamı polise bildirip bildirmemeye karar vermek için kasabasına geri dönmesini konu alan belgesel film Groomed platform arşivine eklenen filmler arasında bulunuyor. Bunların yanı sıra The Choice 2016, Putin’s Way ve The Rise of ISIS gibi siyasi belgeseller de haziran ayında platformda yerini alacak.
Jessica Biel’in başrolünde oynadığı Limetown filmi BluTV’de 6 ay boyunca gösterimde olacak. Oscar ödüllü Steve McQueen’in yönettiği, kocalarının borçlarını kapatmak için bir banka soygunu düzenleyen dört kadının hikâyesini anlatan Widows, başrollerinde Ethan Hawke ve Julie Delpy’in olduğu ünlü üçlemenin ikinci filmi Before Sunset, Joaquin Pheonix’in 2017 yılında Cannes Film Festivali’nde En İyi Oyuncu Ödülü’nü kazandıran You Were Never Really Here, Kate Winslet ve Jennifer Connelly’nin başrollerini paylaştığı Little Children, Timothy Spall’ın başrolünde oynadığı Mike Leigh imzalı All or Nothing, Tom Hanks’in başrolünde yer aldığı Clint Eastwood yönetmenliğindeki Sully de haziran ayında BluTV’de izleyicilerle buluşacak.
Contemporary Istanbul kapsamında hayata geçirilen ve bu sene 8. yaşını kutlayan PLUGIN, dijital sanatlar ve yeni medya alanında sanatsal üretimlerini “Post” temasıyla 1 - 6 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek 15. Contemporary Istanbul’da sanatseverlerle buluşturacak.
Küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği PLUGIN’in bu seneki konseptine RW [post-] ile hammaddenin nasıl işlendiğini göstererek, ilk yıldan aldığı verileri dijital sanatlar üretimiyle bir araya getiriyor. Siemens Ev Aletleri sponsorluğunda yeni medya alanında bilimle sanatı bir araya getiren 8. Plugin Istanbul, sanatçılar tarafından üretilen, maddenin işlenmiş hâlini izleyiciyle RW. [post-] teması ile buluşturarak; insan-makine iletişimindeki akışa, yapay reprodüksiyonlara, yapay zekaya, birbiri içine geçen ve ayrılan yeni medyanın estetik dili ile sınırlı kalmayan bir yapıyı ele alıyor.
Biyo sanat gibi alanlara ve gelecek üzerine çokça düşündüğümüz bu günlerde yeniden üretmek üzerine çaba sarf ettiğimiz inşayı odak noktası yapan Plugin Istanbul, tüm bu yapı içerisinde «post-» bugünün insanını, sanatçısını, araştırmacısının derinine inen bir kurgu içerisinde izleyiciyi keşfetmeye çağırıyor. Plug-in’de bu sene Aypera, Ahmet Rüstem, Can Büyükberber, Ece Gözen, Enes Özenbaş & Ethem Cem, Güvenç Özel, Hakan Sorar, Sofia Crespo H.o, Mert Kızılay& Hakan Gündüz, Maxim Zhestkov, Mario Klingemann, Murat Yıldırım, Onur Sönmez, Void ve Yonca Karakaş yer alacak.
15. Contemporary Istanbul 1-6 Haziran tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Kongre Merkezi Rumeli Salonları’nda ziyaretçiyle buluşacak.
Altyazı Sinema Dergisi, 20’nci yaşını matbu olarak yayımladığı “200 Film: Sinema Tarihinde Devri Âlem” başlıklı özel sayı ile kutluyor.
Editörlüğünü Berke Göl ve Gözde Onaran’ın üstlendiği, MUBI Türkiye iş birliğiyle hazırlanan, 126 yıllık sinema tarihine güncel ve kapsamlı bir bakış atan 256 sayfalık bu özel sayıya 42 yazar katkıda bulundu. Yazarlar sinemanın başlangıcından günümüze, 56 ülkeden, farklı türlerden ve çeşitli akımlardan seçilmiş tam 200 filmi alternatif bir bakışla ele aldılar.
Senem Aytaç, Melis Behlil, Ekrem Buğra Büte, Ayça Çiftçi, Engin Ertan, Övgü Gökçe, Aslı Ildır, Kutlukhan Kutlu, Alisa Lebow, Eren Odabaşı, Aslı Özgen, Elif Rongen-Kaynakçı, Necati Sönmez, Ali Deniz Şensöz, Yeşim Tabak ve Fırat Yücel’den oluşan bir danışmanlar kurulunun katkılarıyla belirlenen bu 200 filmlik seçki okurları sinema tarihinde kronolojik bir geziye çıkaracak.
Bu seçki bir yandan Hitchcock’tan Antonioni’ye, Varda’dan Ozu’ya pek çok ustanın filmlerini içerirken, bir yandan da “sinema tarihinin en iyi filmleri” listelerinde her daim yer edinen pek çok ünlü yapımı dışarıda bırakmayı ve böylece kanon dışına itilmiş başka filmlere alan açmayı tercih ediyor. Sinema tarihinin güncel bir bakışla gözden geçirilmesi sonucu ortaya çıkan seçki, tarih yazımında ihmal edilmiş, geleneksel kanonların dışında bırakılmış ülkelerin sinemalarına, zamanında görmezden gelinip değeri sonradan anlaşılmış kadın, kuir, siyah yönetmenlerin filmlerine; kurmaca sinemanın gölgesinde kalmış deneysel sinemanın ve belgeselin önemli örneklerine dikkat çekmeyi, böylece olabildiğince kapsayıcı bir sonuç ortaya koymayı hedefliyor.
“200 Film: Sinema Tarihinde Devri Âlem” başlıklı bu özel sayıyı bayilerden, kitapçılardan ve www.altyazi.net/dukkan üzerinden satın alabilirsiniz.
İdil Meşe’nin “Yabani Otlar” isimli yeni teklisi Ada Müzik etiketiyle yayımlandı. Meşe’nin pandemi sürecinde yazdığı ve iç dünyasını yansıttığı “Yabani Otlar” şarkısı, hayatındaki belirsizliklere rağmen doğanın uyanışına şahit olduğu için duyduğu minneti anlatıyor.
Şarkıda İdil Meşe’ye eşlik eden Umut Çetin, aynı zamanda şarkının düzenlemesini de üstleniyor. Velican Sagun’un perküsyonları, Umut Çetin’in düzenleyip çaldığı tuşlular ve synth’leri, İdil Meşe’ye “Dünya Halim” ve “Kendini Sev” şarkılarında eşlik etmiş olan Zeynep Ayşe Hatipoğlu’nun çello ezgileri, Özgür Çıtır ve Umut Çetin’in gitar riff’leri ve Jesper Poelke’nin flütü şarkıyı bir bütün hâline getiriyor. Sözleri ve müziği İdil Meşe’ye ait olan şarkının prodüksiyonunu yapan Umut Çetin’e, yardımcı prodüktör olarak İdil Meşe ve Ceren Çakar eşlik ediyor. Ceren Çakar tarafından Ada Stüdyo’da kaydedilen şarkının, mix ve mastering’ini Umut Çetin üstleniyor. Şarkının yaratıcı düzenlemesi ise Özgür Çıtır, İdil Meşe ve Umut Çetin imzası taşıyor.
Kapak görseli Nil İpek Hülagü’nün şarkıya özel çizdiği pastoral illüstrasyonundan yola çıkılarak Merve Arslan tarafından tasarlandı ve Ali Nail Bak tarafından da hareketlendirdi. Şarkının müzik videosu yönetmen Sevan Bedan ve yardımcı yönetmen Caner Çetiner tarafından iPhone 12 ile Beykoz Kundura’da çekildi.
Performistanbul sanatçısı Aslı Dinç, <andata> isimli performansını, 2 Haziran - 12 Haziran tarihleri arasında Performistanbul ve Pasaj iş birliğinde gerçekleştirecek.
Multidisipliner bir sanatçı olan Aslı Dinç’in <andata> performansı, alternatif bir geleceğe dayanan spekülatif bir hikâye anlatımı sonrasında katılımcılardan toplanılan verilerin canlı işlenerek dönüştürülmesini ele alıyor. Çalışmalarında sanat, teknoloji ve bilimin kesiştiği alanlardan yola çıkarak insan / makine etkileşimlerini araştıran sanatçının 2019 yılından beri devam eden, geleceği düşünürken geçmiş ve şimdinin izinden ilerleyen <andata> projesi; “gündelik hayatın tamamen metalaştırıldığı bir zaman diliminde kurulmuş bir data örgütü” olarak karşımıza çıkıyor.
İlk defa birbuçuk kolektifinin davetiyle 16. İstanbul Bienali’nin kamusal programı kapsamında gerçekleşen “andata” performansı, şimdi Pasaj ve Performistanbul iş birliğinde SAHA’nın desteğiyle hayata geçirilen bir yerleştirmeyle devam ediyor. <andata> performansı izleyicileri kendi dünyalarına ait bir veri toplama alanından, anılarını paylaşmaya çağırıyor.
“Aklınıza ilk gelen an nedir? Gözünüzde canlanan ya da dönmek istediğiniz an hangisi? Geleceğe yanınızda hangi anınızı taşımak isterdiniz? Bu anı paylaşarak <andata>nın bir parçası olmaya ne dersiniz? Bu anınızın <andata> ile dönüşerek yaşamaya devam etmesini ister misiniz?”
Oğullar ve Sevgililer ile Lady Chatterley’in Aşığı gibi modern klasiklerin yazarı D.H. Lawrence’ın modern çağın ve Batı medeniyetinin radikal bir eleştirisini yaptığı eseri Kıyamet, Gilles Deleuze’ün önsözüyle ve Figen Dereli’nin çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.
D.H. Lawrence’ın 1930’da ölüm döşeğinde tamamladığı bu kitap, zombileşmeye ve sahteliğe karşı yaşama ve kozmosa yeniden katılmaya çağıran bir manifesto. Lawrence, İncil’in Vahiy kitabıyla başlar ve Hıristiyanlık’ın yok ettiği pagan dünyanın izini sürer. İnsanın evrenle ve yaşamla bağlarının kopmadığı, gerçek yaşamın ahirete bırakılmadığı bir zamanı bizlere hatırlatır. Fransız filozof Gilles Deleuze önsözde Vahiy “zombilerin kitabıdır” der.
“Kozmos en gerçek şeydi. İnsan kozmos ile birlikte yaşardı ve onun kendisinden büyük olduğunu bilirdi. Güneşi eski medeniyetlerin gördüğü gibi gördüğümüzü düşünmeyelim. Bizim gördüğümüz tek şey bilimsel, küçük, ışık veren bir gaz topudur.. Bizim güneşimiz eskilerin kozmik güneşinden tamamen farklı, daha önemsiz. Güneş dediğimiz şeyi görebiliriz ama Helios’u sonsuza kadar kaybettik.. kozmosu kaybettik ve bu en büyük trajedimizdir… İstediğimiz şey sahte, inorganik bağlarımızı, özellikle parayla ilgili olanları yok etmek ve yaşayan organik bağları yeniden kurmak; kozmos ile, güneş ve yeryüzü, insanlık, ulus ve aile ile. Güneş ile başla, gerisi yavaş yavaş olur.”
Görsel: Ludwig Meidner, Apocalyptic City, 1913