GÜNDEM
  • 10-08-2021

    İş Sanat’ın Teos’ta Tragedya başlıklı projesinin antik tragedya yazarlarından Euripides’in kaleme aldığı Medea’dan canlandırılan bölümlerden oluşan ikinci bölümü 12 Ağustos’ta izleyiciyle buluşuyor.

    Oyundan bölümlerin sahnelendiği Medea tragedyası, İason’un eşi ve Kolhis Krallığı'nın prensesi olan Medea'yı terk ederek Korinthli Yunan prensesle evlenmeye karar vermesi üzerine yaşananları konu alıyor. Yönetmenliğini Mehmet Ergen’in üstlendiği oyunda tiyatro sanatçıları Gizem Erdem, Güliz Gençoğlu, Elif Ürse ve İpek Türktan Kaynak rol alıyor. Oyunun çekimleri Türkiye İş Bankası’nın 2018 yılından bu yana kazı çalışmalarına katkı sağladığı Teos Antik Kenti’nde gerçekleştirildi.

    Teos’ta Tragedya projesinin ikinci bölümünü 12 Ağustos Perşembe saat 20.30’dan itibaren İş Sanat’ın YouTube kanalından ve internet sitesinden izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1131
  • 09-08-2021

    Galeri Muaf, Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in eserlerinin bir araya geldiği “Traditional Y” başlıklı sergiyi 4 - 26 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor. Barın Han’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek sergide genç sanatçıların son dönemine ait eserler yer alacak.

    Çocukluklarını birlikte geçiren Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin, sergide “lunapark” kavramını ele alıyorlar. Güngör ve Ertekin “Lunaparklar oyun teması adı altında bir yandan çocuk olmaya dair anlamları üretir, diğer yandan yetişkinlerin ‘çocukça’ davranışlarının mazur görülmesini sağlayarak bu muğlaklığı yaratır.” diyerek geleneksel çini tekniği ve sırlama yöntemleriyle geleneksel malzemelerin çağdaş anlatımla aidiyet sorularının peşine düşüyorlar ve sanatsal pratiklerinde sosyal, kültürel ve politik yapıları araştırarak sanat temsilinin normal biçimleri değiştirilirse ortaya çıkabilecek söylemlerle ilgileniyorlar.

    Hızla gelişen kentlerde insanlar şehrin stresli yaşamından kurtulmak, eğlenceli vakit geçirmek ve çalışma sürelerinden artan boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla farklı aktivitelere yönlenmektedir. Bu aktivitelerin yapıldığı çok sayıda rekreasyon alanlarından biri de lunaparklardır. Birer eğlence parkı olan lunaparklar, farklı aktiviteler sunarak, insanların hoşça zaman geçirmeleri, canlanmaları ve dinlenmeleri sağlamaktadır. Eğlence endüstrisinin bir parçası olan bu alanlar, çok uzun yıllardan bu yana insanların sosyal, kültürel, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarına karşılık vermektedir.

    Bireyin mutluluk arayışını canlı tutarak, çocuksu eylemlerini içeren çeşitli eğlencelerin gerçekleştirildiği bu mekanlar, her dönem popüler kültürün bir göstergesi olmuştur. Çünkü lunaparklardaki eğlence alanları farklı hedefler doğrultusunda yeniden yapılandırılıp, kurgulanarak zaman sınırlarını aşan, kitlelerin paylaştığı bir unsur haline gelmektedir. Böylece, mekanların günün ihtiyaçlarına göre devamlı güncellenmesi eğlencenin sürekliliğini ve popülerliğini sağlamaktadır.

    Sanatçı ikilisi ise içinde bulundukları zamandan yaşadıkları kentin eski anılarına ve kullandığı malzemenin geçmişine bakıp günümüze yönelik tasarım öğelerini kullanarak yeni bir dil arayışına giriyor, bulundukları kültürün tek bir pencereden farklı perspektiflerle baktıkları bir lunapark inşa ediyorlar.

    0
    0
    1157
  • 09-08-2021

    Taner Öngür, 1992’de çıkardığı Alarm adlı ilk solo albümünü modifiye ederek Alarm 21 adıyla yeniden yayımladı.

    Taner Öngür’ün 1976-1992 yılları arasında yazdığı şarkıları 2021 filtresinden geçirdiği Alarm 21’de 1992’deki albümle aynı parçalar aynı sözlerle yer alıyor. O yılların ruhunu korumak için sözlere müdahale etmeyen Öngür, farklı olarak albüme sadece “Limon Sıkılmış Deney” isimli şarkıyı ekledi. Bu şarkı sanatçının 1973 yılında (Cem Karaca & Moğollar dönemi) Levent’teki grup evinde yaşadığı saykodelik bir deneyime odaklanıyor.

    Albüme ismini veren “Alarm” şarkısı ise Türkiye’de yazılan ve yayımlanan ilk çevre temalı şarkı olma özelliğini taşıyor. 1964’te Frankfurt’ta bir süre bir “bezets haus”ta yaşan Öngür, o yıllarda yeni başlayan yeşiller hareketinden ve arkadaşlarının küresel iklim değişikliğinden bahsetmesinden çok etkilenerek Alarm şarkısını yazıyor. A’dan Z’ye bir Taner Öngür çalışması olan albümdeki şarkıların söz ve müziği de sanatçıya ait. Kapak tasarımını da kendisinin yaptığı albümü kendi girişimi olan Tanerong Records etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

    Taner Öngür’ün Alarm 21 isimli albümünü buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1273
  • 09-08-2021

    Nilüfer Belediyesi’nin “2021 Yılın Yazarı Gülten Akın” etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez düzenlediği Mektup Ödülü’ne başvurular 27 Ağustos 2021’e kadar devam ediyor. Başvurulan mektupların konusu Gülten Akın’ın “Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur” dizesinin odağında; anlamak, anlatmak, anlaşılmak isteğine; dünyada, kendinden ve ötekinden sorumlu olmanın anlamını sorgulayan, cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan sorunlara ilişkin olacak.

    Her yıl Türk edebiyatında önemli bir yere sahip ve farklı eserler üretmiş bir yazar üzerine yoğunlaşarak onun hayatını, edebiyata bakış açısını ve eserlerini derinlemesine incelemek amacıyla Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından düzenlenen Yılın Yazarı etkinliklerinde 2021 yılında şair ve yazar Gülten Akın yer aldı. Bu yıl ilk kez düzenlenen Mektup Ödülü ile Gülten Akın’ın edebiyatımıza getirdiği birikimin yol açıcılığıyla yazmaya yönelen, yazmayı uğraş edinenlerin insana, yaşama dair yeni bakış ve yorumlarını içeren çalışmalarının değerlendirilmesi amaçlanıyor.

    Başvurular, 27 Ağustos 2021 tarihine kadar yapılabilecek. Ödüle, rumuz ve dosya hâlinde iki mektup ile başvurulabilecek. Ödüle katılan mektup metinleri, daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış, internet ortamı dahil hiçbir yerde yayımlanmamış, basılmamış ve ödül almamış olmalıdır.

    ​“2021 Yılın Yazarı: Gülten Akın Mektup Ödülü”nde büyük ödül  3 bin TL  olacak.  Ayrıca  bin TL değerinde 5 mansiyon ödülü de verilecek. Mektup Ödülü’ne başvurmak isteyenler başvuru formuna buradan, ödül yönetmeliğine ise buradan ulaşabilir.

    0
    0
    1033
  • 09-08-2021

    İstanbul Modern’deki Selma Gürbüz’ün 35 yıllık sanatsal üretimine odaklanan “Selma Gürbüz: Dünya Diye Bir Yer” sergisi sanal tur ile izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.

    Nisan ayında aramızdan ayrılan Selma Gürbüz’ün 35 yıllık sanatsal üretimine tematik duraklar çerçevesinden bakan serginin sanal turunda sanatçının resim, yerleştirme, desen, video ve heykel gibi farklı ifade araçlarıyla ortaya koyduğu 100’den fazla çalışması görülebiliyor. Gürbüz’ün içinde yaşadığımız dünyadan beslenen, kendine özgü imge dağarcığıyla yarattığı gizemli ve renkli dünyasından bir kesit sunduğu sergi, sanatçının otuz beş yıllık sanat pratiğini ve kendine özgü imge âlemini görünür kılıyor. İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy ve Asistan Küratör Nilay Dursun’un hazırladığı sergide sanatçının resim, yerleştirme, desen, video ve heykel gibi farklı ifade araçlarıyla ortaya koyduğu yüzden fazla yapıtı yer alıyor.

    İstanbul Modern’deki sergisi devam ederken “Selma Gürbüz: Dünya Diye Bir Yer”i sanal tur ile buradan gezebilirsiniz.

    0
    0
    1702
  • 09-08-2021

    Melis Danişmend, 9 Ağustos’tan itibaren her pazartesi Vestel PSM Radyo’da “Tematik” isimli radyo programıyla dinleyiciyle buluşacak.

    Zorlu PSM’yi yansıtan müzik seçkisinin yanı sıra programlarıyla da dikkat çeken dijital radyo Vestel PSM Radyo’da gazeteci, yazar ve müzisyen Melis Danişmend “Tematik” isimli bir program yapacak. Her hafta başka bir ruh hâline, dünya derdine veya neşesine odaklanan programda, Danişmend’in seçtiği temaları ve konu başlıklarını tamamlayan şarkılar ve kimi zaman da dinleyicilerden gelen yorum ve anılar yer alacak.

    “Tematik” programını 9 Ağustos’tan itibaren her pazartesi saat 21.00’de Vestel PSM Radyo’da dinleyebilirsiniz. Vestel PSM Radyo’ya Karnaval ve Zorlu PSMnin internet sitelerinden, Karnaval IOS ve Android uygulamalarından ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2326
  • 09-08-2021

    Fransız yazar Michel Bussi’nin okurlarını hem Akdeniz’in ışıltılı dalgalarında ve altın plajlarında bir tatile hem de gizem yüklü bir maceraya davet ettiği romanı Korsika Uçurumu, Gözde Koca’nın çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı.

    Romanlarıyla ödüllere layık görülen ve kitapları dizilere uyarlanan Bussi, Fransa’ya bağlı Korsika adasında geçen romanın katmanlarında adadaki güç savaşı üzerinden siyasi ve toplumsal irdelemelere de yer veriyor. 1989 ile 2016 yazları arasında mekik dokuyan Korsika Uçurumu, okurları büyük bir gizemle karşılıyor ve tıpkı adanın yolları gibi uçurumun kıyısında keskin virajlarla dolu, soluk soluğa okunacak bir hikâyenin içine çekiyor. Romanda gerilim, gizem ve heyecanın yanı sıra yaz eğlenceleri, romantizm ve toplumsal eleştiriler de iç içe geçiyor.

    ​Clotilde İdrissi, annesi, babası ve abisinin öldüğü kazada arabanın içindeydi. Ailesinin Korsika'nın sipsivri kayalarında parçalara ayrılışını saniye saniye izlemişti. On beş yaşındaydı. Tatil yapmaya gelmişlerdi. Korsika'nın en itibarlı adamı olan dedesi ve büyükannesinin cennet gibi çiftliğinden dönüyorlardı. Clotilde, yirmi yedi yıl sonra Korsika'ya kocası ve on beş yaşındaki kızıyla döndüğünde ailesinin ölümüyle gecikmiş bir hesaplaşmaya hazırdı. Korsika'nın yakıcı güneşi, ailesini kaybettiği kazanın üzerindeki sis perdesini kaldıramamıştı. Plajda kokteyllerini yudumlayarak güneşlenen, alışveriş caddelerini tıka basa dolduran tatilcilerin arasında, karşısında annesinin hayaletini bulmayı ise hiç beklemiyordu.

    Yirmi yedi yıl sonra annesinden gelen mektubu…

    0
    0
    1888
  • 08-08-2021

    Jakuzi, iki parçadan oluşan Açık Bir Yara adlı EP’sini City Slang etiketiyle yayımladı.

    Jakuzi’nin iki yıl aradan sonra yayımladığı Açık Bir Yara’da “Açık Bir Yara” ve “Hiç Işık Yok” isimli iki yeni parça yer alıyor. EP’deki “Açık Bir Yara” parçasının yapımcılığını Jakuzi’den Kutay Soyocak ve Kerem Brumend yapıyor. “Hiç Işık Yok” isimli parçanın prodüksiyonunda ise Kutay Soyocak ve Boy Harsher, EMA, The Soft Moon gibileriyle çalışmış Maurizio Baggio imzası bulunuyor.

    Jakuzi’nin Açık Bir Yara adlı EP’sini buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1261
  • 08-08-2021

    Yapı Kredi bomontiada, tasarımcı Lalehan Uysal’ın “Kurda, Kuşa, Aşa… Ve Göze…” başlıklı sergisini 25 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Kurda, Kuşa, Aşa… Ve Göze…” sergisi Lalehan Uysal’ın hayatın sürdürülebilirliğinin öznesi olan tohumların fark edilmesi için yakın plan çektiği ve makrografik olarak tanımladığı yeni tohum fotoğraflarından oluşuyor. İlk tohum fotoğrafları sergisini Oxford Üniversitesi’nde 40 yılı aşkın süredir her yıl farklı temalarla gerçekleşen “Oxford Symposium on Food and Cookery”de açan sanatçının Londra’daki sergisinin ardından Türkiye’de farklı şehirlerde, farklı coğrafyaların topraklarına has tohumların fotoğraflarıyla sergiler açtı. Sanatçının tohumların ilk bakışta görülmeyen ince ve zarif, akıl almaz matematik ve kusursuz tasarımlarını ortaya çıkaran fotoğrafları arasında, gölgesini bildiğimiz ama tohumunu bilmediğimiz, her gün gördüğümüz ağaçların, hiç görmediğimiz çiçeklerin tohumları da var.

    ​Lalehan Uysal’ın “Kurda, Kuşa, Aşa… Ve Göze…” başlıklı sergisi 25 Ağustos’a kadar her gün Yapı Kredi bomontiada Galeri’de görülebilir. Ayrıca sergi süresince hafta sonları Lalehan Uysal’ın da eşlik edeceği tohum, baharat, buğday ve ekmek atölyeleri de gerçekleştirilecek. 

    0
    0
    2503
  • 08-08-2021

    Goncourt ödüllü Leïla Slimani’nin Fransa’nın sömürgeci geçmişine de dokunan, kendi ailesinin kökenlerinden ilham aldığı, melezlik, yabancılık, yerlilik üzerine sürükleyici bir aile hikâyesi anlattığı Başkalarının Ülkesi, Işıtan Tual Şekercigil’in çevirisiyle Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıktı.

    İkinci Dünya Savaşı sırasında Alsacelı bir genç kız, Fransa için savaşan bir Faslı askere âşık olur. Evlenip Meknes yakınlarındaki çiftliğe yerleştiklerinde doğanın, taşranın zorlu koşulları, yabancı ya da azınlık olmanın farklı biçimleri yanında Fas’ın siyasi çalkantılarıyla da yüzleşmeleri gerekecektir. Dünya savaşı ve sömürge savaşlarının şekillendirdiği dünyada bireysel mücadeleler öne çıkar; Fas topraklarına yerleşmiş sömürgeliler, yurdundan kaçmak zorunda kalmış bir Macar Yahudisi, ne Fransız ne Faslı olabilenler, Fransa’dan bağımsız olmak için isyan eden erkekler ve erkeklerden bağımsız olmak için çırpınan kadınlar…

    “Nazikçe kapıyı örttü ve koridorda limtakalın meyvelerinin yenmediğini düşündü. Posası kuruydu ve tadı öyle acıydı ki insanın gözünden yaş geliyordu. İnsanların dünyasının da botanikteki gibi olduğunu düşündü. En sonunda bir tür diğerine üstün geliyordu ve bir gün portakal limona galip gelecekti ya da tam tersi olacak, ağaç sonunda yenebilir meyveler verecekti.”

    ​Görsel: Photograph: Ed Alcock/MYOP, The Guardian

    0
    0
    1860
DAHA FAZLA
Geldanlage