
Faruk Duman’ın kaleme aldığı Sus Barbatus! üçlemesinin son cildi Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
Son ciltte umutlu yarınlar için çalışan devrimci gençler pınarları kurumuş A. Dağları’nın eteklerinde örgütlenerek Ş. Mitingi için kente inerler. Kadir Ağa’nın gölgesi ve radyodan çalınan marşlar yeni bir kışın, ülkede Eylül darbesinin habercisidir.
Duman, gerçeküstünün dilini yaratarak siyasal, tarihsel, toplumsal gerçekleri ete kemiğe büründürüyor. Orhan Kemal Roman Armağanı ve Cevdet Kudret Roman Ödülü’nü alarak geniş bir yankı uyandıran Sus Barbatus! doğanın tahrip edilmediği, ütopyaların diriliğini koruduğu, emeğin ve adaletin saygınlığını yitirmediği, masumiyetin egemen olduğu zamanların romanı.
“Çocuk o kadar yorulmuştu ki, ağzı açık uyuyordu, kıpırtısız, hafif bir horlama tutturmuş, yüzü gündüzün sıcağından kıpkırmızı, ağır, ölüm gibi bir uykuydu bu. SUS BARBATUS onun içinden çıktı. Bir sis bulutu gibi dağılıp toparlandı, sonra kendi biçimini aldı. Karanlıkta, domuz biçiminde bir gümüş ışık oldu, dönüp çocuğa baktı, sonra evden çıktı, yükseldi, A. Dağları’na doğru çekilip gitti.”
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Kadıköy Belediyesi Yeldeğirmeni Sanat kasım ayı programı kapsamında klasik müzik ve cazın önemli isimlerinden yeni keşiflere birçok topluluğu dinleyiciyle buluşturacak. Program çerçevesinde kontrbas performansı ile Onur Özkaya, Fazıl Say’ın Kontrbas Sonatı Gece Gezintisi’ni ilk kez seslendirecek.
Yeldeğirmeni Sanat kasım ayı Çarşamba Klasikleri Serisi’nin 3 Kasım’da Çarşamba günü gerçekleşecek ilk konserinin açılışında Felix Mendelssohn, Rus romantiklerinden Mikhail Glinka ve Frank Bridge viyola ve piyano için iki parçasını dinleyicilerle buluşacak. 17 Kasım Çarşamba solo kontrbas performansı ile Onur Özkaya, Fazıl Say’ın Gece Gezintisi adlı kontrbas sonatının Türkiye’de ilk seslendirilişini gerçekleştirecek. 24 Kasım Çarşamba ise ViolinCello ikilisi, Bach, Vivaldi ve Paganini gibi klasik bestecilerin eserlerinden temaları da kullandıkları sıra dışı ve yepyeni düzenlemelerini müzikseverlerin beğenisine sunacak.
Yeldeğirmeni Sanat’tın Caz Yeli bölümünün ilk konuğu neyzen Burcu Karadağ, caz piyanisti Kaan Bıyıkoğlu ile birlikte 5 Kasım Cuma günü sahnede olacak. 12 Kasım Cuma gitarist ve besteci Mert Pekduraner, 19 Kasım Cuma ise vokalde Ayşe Gencer’in yer aldığı trio, usta trompetçi İmer Demirer ve piyanoda Can Çankaya ile müzikseverlerle buluşacak. Türkiye’de caz müziğin öncü isimlerinden gitar sanatçısı Önder Focan, son dönemlerde birlikte çaldıkları yeni neslin beğenilen caz müzisyenlerinden basçı Enver Muhamedi ve davulcu Burak Cihangirli ile birlikte 26 Kasım Cuma Caz Yeli’nin ay sonu konserinde sahne alacak.
İstanbul Opera Topluluğu 6 Kasım’da sevilen aryalar ve operaların konser versiyonlarından bölümler seslendirecek. 13 Kasım Cumartesi Ulucan Trio, Franz Schubert’in içe dönük tutkulu dünyasını yansıtan, op. 100 Mi-Bemol Majör Piyanolu Trio’su ile dinleyicilerle buluşacak. 20 Kasım Cumartesi Yeldeğirmeni Sanat ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği iş birliğinde gerçekleştirilecek konserde tenor Aykut Yılmaz ve Polymnia Korosu sahne alacak. Kasım ayının son konserinde ise Akdeniz Trio, Belçikalı flüt sanatçısı Berten D’Hollander’in, Türk müziğine olan ilgilisi ile bir araya gelerek kayıtlarını gerçekleştirdikleri Musical Turkish Delight albümünün yurt dışında piyasaya çıkması öncesi ilk konserini verecek. Konserlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Yeldeğirmeni Sanat kasım ayı programı:
Çarşamba Klasikleri
03 Kasım Çarşamba 20.00 - Yeldeğirmeni Güz Resitali
17 Kasım Çarşamba 20.00 - Solo Kontrbas ve Bir Premiyer
24 Kasım Çarşamba 20.00 - ViolinCello Duo
Caz Yeli
05 Kasım Cuma 20.00 - Ney’in Cazı
12 Kasım Cuma 20.00 - Mert Pekduraner
19 Kasım Cuma 20.00 - Ayşe Gencer Trio
26 Kasım Cuma 20.00 - Önder Focan Trio
Cumartesi Konserleri
06 Kasım Cumartesi 20.00 - İstanbul Opera Topluluğu
13 Kasım Cumartesi 20.00 - Ulucan Trio
20 Kasım Cumartesi 20.00 - Aykut Yılmaz ve Polymnia Korosu
27 Kasım Cumartesi 20.00 - Akdeniz Trio
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sezonun ikinci bale eseri olarak Uğur Seyrek’in 2017 yılında Dünya Dans Günü kapsamında koreografisini yaptığı modern bale Dört Mevsim’i sanatseverlerle buluşturacak.
Aşkın dört mevsimini modern bale adımlarıyla sahneye taşıyacak olan Dört Mevsim, 2 ve 7 Aralık saat 20.00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde, 4 Aralık’ta ise AKM Tiyatro Salonu’nda izleyiciyle buluşacak. Dört Mevsim balesinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Dört Mevsim’in konusunu Uğur Seyrek ve Işık Noyan şöyle anlatıyor: “Antonio Vivaldi’nin müziği eşliğinde dansın estetiği ve çeşitli simgeler, metaforlarla zenginleştirilmiş anlatım gücüyle ‘Aşk’ın Dört Mevsimi’ sahneye yansıtılmaktadır. Dört solist çift, aslında tek bir kadın ve erkeği, daha da doğrusu tüm kadın ve erkekleri temsil etmektedir. Çünkü aşkın bazen kavurucu, bazen dondurucu, gelgitlerle dolu iklimi ve döngüsel olarak birbirini izleyen mevsimleri, o mevsimlerin yarattığı etki ve tepkiler, bir aşk ilişkisi içinde olan her kadın ve erkek tarafından kaçınılmaz olarak yaşanır.”
Yaratıcı Kadro:
Koreograf: Uğur Seyrek
Müzik: A. Vivaldi
Libretto: Uğur Seyrek / Işık Noyan
Kostüm Tasarımı: Çimen Somuncuoğlu
Sahne Düzeni ve Işık: Uğur Seyrek
Işık Uygulama: Taner Aydın
Arzu Tülümen’in Çanakkale’nin sanat ve kültürel mirasını keşfeden deniz tutkunu Mercan’ın heyecan dolu keşiflerini konu alan kitabı Liman Kentleri- Çanakkale Mercan’ın Yelkenlisi, Dilara Polat’ın resimleriyle Beta Kids tarafından yayımlandı.
Tülümen, kitabında Çanakkale’nin Antik Yunan döneminden bugüne olan serüvenini ve mitolojik zenginliğini gözler önüne seriyor. Deniz tutkunu Mercan, kedisi Sütlaç ile uçsuz bucaksız bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olan bu liman kentinde unutamayacağı bir maceranın içine giriyor.
“Mercan, kaptan dedesinin anlattığı efsaneleri dinleye dinleye büyümüş; maceraperest ve deniz tutkunu bir kızdır. Bir süre önce seyahate çıkan, kimselerin haber alamadığı dedesi burnunda tütünce onu aramaya koyulur. Bir kaptan için deniz vazgeçilmez olduğundan Mercan, teknesinin dümenini ne yöne çevireceğini çok iyi biliyordur; elbette dedesinin gözdesi olan liman kenti Çanakkale’ye!”
"Kulak tiyatrosu” türünde birbirinden farklı eserleri tiyatroseverlerle buluşturan Podacto’nun BluTV iş birliğiyle gerçekleştirdiği disiplinlerarası bir seri olan Podacto Stüdyo, 3 Kasım’da BluTV’de izleyicilerle buluşuyor.
Dünyada bir ilk olan formatta izleyiciler, Türkiye tiyatrosunun en önemli altı çağdaş yazarının kaleminden çıkan sekiz farklı oyunun üç performans sanatçısı tarafından gerçekleştirilen ses üretim sürecine dâhil olacak ve birbirinden başarılı on oyuncunun sesinden oyunları deneyimleyebilecekler.
İzleyicilere disiplinler arası özgün bir tiyatro deneyimi yaşatacak olan Podacto Stüdyo’nun yapımcılığını Nisan Ceren Özerten ve Faruk Özerten üstlendi. Ferit Katipoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı seri, Babylon’a 360 derece olarak yerleştirilen 14 kamera ve 32 mikrofon ile kaydedildi. Mihran Tomasyan’ın performans yönetimini üstlendiği projede Tomasyan’a; oyunların ses dünyalarının kurulmasında performanslarıyla Melih Kıraç ve Selim Cizdan eşlik ediyor. Podacto Stüdyo’da Ahmet Sami Özbudak, Aslı Ceren Bozatlı, Balca Yücesoy, Derem Çıray, Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Sami Berat Marçalı’nın eserleri; Alican Yücesoy, Aslı İnandık, Ceren Moray, Damla Sönmez, Emir Çubukçu, Serkan Keskin, Sezin Akbaşoğulları, Tülin Özen, Ushan Çakır ve Yağız Can Konyalı’nın sesinden hayat buluyor. Podacto Stüdyo, 3 Kasım’dan itibaren BluTV’de izlenebilecek.
Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), cam sanatçısı ve tasarımcı Felekşan Onar’ın ileri dönüşüm yöntemleriyle tasarlayıp ürettiği cam eserlerinden oluşan “Artakalan” başlıklı sergisini 4 Kasım-31 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Artakalan” başlıklı sergide Felekşan Onar’ın tasarımcı Şahika Etemoğlu ve üretim ekibinin katkılarıyla ileri dönüşüm yöntemlerine göre tasarlayıp ürettiği, toplamda dört ana gruptan oluşan cam eserler bulunuyor. Çizgisel “Al-Üret-Tüket” sistemine kendi cam pratiğinden sürdürülebilir bir üretim modeliyle yanıt veren Onar, sergide kendisinin kurucusu olduğu Fy-shan Glass Studio’nun ileri dönüşüm yöntemleriyle tasarlayıp ürettiği kullanıma yönelik cam eserler ile heykelsi objeleri bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Serra Yentürk’ün üstlendiği sergi, güncel tasarımın tüketicilerin günlük yaşam deneyimini zenginleştirmenin ötesinde, sosyopolitik, ekonomik ve ekolojik düzlemde yaratabileceği faydaya odaklanıyor.
Felekşan Onar, kullanılabilir malzemeyi atığa dönüşmeden, ekonomik ve kültürel değeri olan ürünlere çeviriyor. Kullanılabilir malzemeyi atığa dönüşmeden, ekonomik ve kültürel değeri olan ürünlere çeviren sanatçının imalat süreçlerinden geriye kalan cam parçaları değerlendirdiği bir dizi tasarımı da sergide yer alıyor. Saydamlığının ardında uzun araştırma süreçlerini saklayan, insan nefesine gözle görülür bir biçim kazandıran ve tarihsel olarak belki de en incelikli işçiliğin malzemesi olan cama bütüncül bir üretim anlayışıyla yaklaşan sanatçının tasarımları, atık olarak gözden çıkarılmış parçaların, en az ürüne dönüşenler kadar değerli ve biricik olduğunu ortaya koyuyor.
Felekşan Onar’ın “Artakalan” başlıklı sergisini 4 Kasım-31 Aralık tarihleri arasında Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilir.
Fransız filozof ve psikanalist Anne Dufourmantelle’in artırılmış güvenlik önlemleri, sınır duvarları, tetiklenen kötü hatıralar ve sonu gelmez davalarla kendini gösteren bir çağda risk almaya bir övgü sunan eseri Riske Övgü, Murat Erşen’in çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.
Dufourmantelle, felsefi düşünceyle bir psikanalist olarak biriktirdiği zengin vaka örneklerini harmanlayarak hazırladığı bu kitabında “Yaşamı riske atmak, yani sahiden yaşamanın riskini almak ne demektir?” sorusunun peşinden gitmeyi öneriyor.
Bağımlılık, dil, unutuş, aileyi terk etme, yalnızlık, kayıp, kaygı ve itaatsizlik gibi hayatımızın önemli bahislerine bakışımızı sarsacak sorular yöneltiyor. Yazara göre risk dışımızdaki bir tehditten ziyade hayatın içinde bilinmedik bir alan açan, tutumlarımızı, varoluş tarzımızı belirleyen bir dönüşüm ânı, şimdide olma imkânı.
“Hayat biz canlıların pervasızca aldığı bir risktir.”
Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle hayata geçirilen Zuhal Demirarslan’ın hazırlayıp sunduğu, Türkiye’nin öncü çağdaş seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayatı anlatan Benim Sanatım isimli belgeselin ilk bölümü 6 Kasım 14:15’de ikinci bölümü ise 7 Kasım 10:15’de NTV’de yayımlanacak.
Füreya Koral’ın hayatının bilinmeyen yönlerine ışık tutan belgesel, sanatçının aramızdan ayrılışının 20. yılında Kale Grubu tarafından sanatçının en kapsamlı retrospektifi olan sergi ve kitaptan hareketle hayata geçirildi. Belgeselde başta Sara Koral Aykar olmak üzere, Füreya Koral’ın yakın çevresinden Ayşe Kulin, Alev Ebuzziya, Zeynep Oral, Sarkis, Rabia Çapa, Candeğer Furtun ve Necmi Sönmez gibi isimlerin yanı sıra Zeynep Bodur Okyay ve Zeynep Özler Füreya projesini anlattı.
Osmanlı’nın son, Cumhuriyet’in ilk yıllarına tanıklık eden Şakirpaşa ailesinin bir üyesi olan Füreya Koral, sıra dışı yaşamı, ilham veren mücadelesi ve seramik sanatına getirdiği yenilikçi sanat anlayışıyla Türk sanat tarihinin unutulmaz isimleri arasında yer alıyor. Benim Sanatım belgeseli Kurtuluş Şavaşı’nın çok önemli kararlarının alınışına tanıklık eden Koral’ın Atatürk’e yakın olduğu yıllardan, Paris’te başlayıp Meksika’ya kadar uzanan sanat yolculuğunun hikâyesine odaklanıyor.
Benim Sanatım belgeselinin ilk bölümü 6 Kasım 14:15’de ikinci bölümü de 7 Kasım 10:15’de NTV’de izleyebilirsiniz.
Pom Art & Design Galeri, fotoğraf sanatçısı Çerkes Karadağ’ın birbirini tamamlayan yeni tuval resimleri ve fotoğraflarından oluşacak ardışık iki serginin ilk ayağı olan “SEKANSLAR” başlıklı resim sergisine 2 Kasım - 27 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
Çerkes Karadağ’ın yeni özgün resimleri ve bununla örtüşen çağdaş sanat fotoğrafları, Yasemin Semercioğlu küratörlüğünde, peşi sıra açılacak iki sergiyle ilk kez Pom Art & Design Galeri’de izleyiciyle buluşacak. “SEKANSLAR” başlığıyla açılacak ardışık sergilerin ilki tuval resimlerden, 30 Kasım tarihinde açılacak ikinci sergi ise sanat fotoğraflarından oluşuyor. Küratörlüğünü Yasemin Semercioğlu’nun üstlendiği sergi, yaşam kültürümüze ait tüm değerleri erozyona uğratan çağımızın sorumsuz gidişatına yol açan kesimlere dönük çağdaş bir ağıtı dile getirirken, pasif durumda bulunan etkisiz, tepkisiz ve duyarsız izleyiciyi yaşam ve çevre konusunda sorumlu bir birey olmaya davet ediyor. Sergide yer alan resimler hayal dünyasını yitirme tehlikesi içindeki bireye, hayallerini sil baştan ele almasını önererek, sunduğu resimsel imgelerle henüz çatısı kurulmayan hikâyeler için birtakım doneler sunuyor.
Akademisyen kişiliği ve Türkiye fotoğraf sanatına katkılarıyla bilinen fotoğraf sanatçısı Çerkes Karadağ’ın SEKANSLAR” başlıklı resim sergisini 2 Kasım - 27 Kasım tarihleri arasında Pom Art & Design Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Göktuğ Canbaba’nın okurunu mekânların ve zihinlerin çatlaklarında tuhaf ve keyifli bir yolculuğa çıkardığı öykülerden oluşan yeni kitabı Çatlaklar, Doğan Kitap’tan çıktı.
Çatlaklar’da odalar, apartman boşluğu, asansör, otopark, kazan dairesi yani apartmanın her köşesini sinsice mesken tutan tekinsiz öyküler anlatılıyor.
“Seksenlerden kalma oturma takımı salonun bej duvarlarını hüzünlendiriyor, fiskos masasının üzerindeki sigara paketleri ve kristal kâsenin içindeki şekerler, bakanı zamanda seyahate davet ediyordu… “Benim baktığım yerden hiç bakmamışlardır salona” dedi belli belirsiz. “Benim gördüğüm gibi görmemişlerdir hiç.” Bir süre olduğu yerde kaldı ve öylece salonu izledi.
Camlı vitrinin karşısına geçip elleri belinde içerideki biblolara, kahve fincanlarına, üzeri desenli tabaklara baktı. Kapakları açıp alt raflardaki minik geyik biblosunu cebine attı. İçtiği kahve fincanını dolaptakilerden biriyle değiştirip aldığını ceketinin sağ cebine yerleştirdi. Acele etmeden, sakince kapakları kapatıp askılığa yöneldi ve şeffaf şemsiyeyi kemerine takıp aynadaki aksine gülümsedi. “Bunlar da yaşadıklarını sanıyorlar” dedi.”
Fotoğraf: ©Nazlı Erdemirel