GÜNDEM
  • 10-11-2021

    Öyküleriyle Post ÖyküYeni e DergisiÖykülemÖykü GazetesiTrendeki Yabancı ve Kayıp Rıhtım gibi mecralarda yer alan Iraz Şensöz’ün genç bir kızın bir yıllık yaşamına odaklandığı, insanın varlığına dair herkesin aklına üşüşen sorulara cevap aradığı romanı Sincaplı Buda, Holden Kitap’tan çıktı.

    Şensöz, Sincaplı Buda’da on yedi yaşındaki Ece’nin bir yıllık yaşamına odaklanıyor. Ece bir yandan ebeveynlerinin boşanma haberini sindirmeye, bir yandan yeme bozukluğuyla başa çıkmaya çalışıyor. Aile, arkadaşlık, aşk, yaşam, tanrı, doğmak, büyümek, sevmek, yaşlanmak, ölmek konusunda aklına takılanlara cevap arıyor. Sincaplı Buda, insanı hayat karşısında gülümsemeye zorluyor.

    “Ben yalnız bir kraliçeyim. Parmak kadar boyum var. Beni bir adam kadife minderin üzerinde taşıyor. Bir gün ilk defa ülkemin ara sokaklarında dolaşmaya çıkıyorum. Açlığı, sefaleti görüyorum. Sarayımda yaşamayı bırakıyorum. O günden sonra bütün dünyayı yalınayak dolaşıyorum. Bir keşiş gibi. Sincaplı Buda yollarda…”

    0
    0
    1169
  • 10-11-2021

    Ankara Sinema Derneği’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla bu yıl 26. kez düzenleyeceği Gezici Festival, 26 Kasım’da sinemanın ilham verici örneklerini beyazperdede izleme fırsatı sunmak için yola çıkıyor.

    Geçtiğimiz yıl pandemi sebebiyle ara veren festival, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında Ankara’da, 3-5 Aralık’ta Sinop’ta ve 6-8 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak. Festival’in bu yılki programında Dünya Sineması, Kısa İyidir, Türkiye Sineması gibi klasikleşen bölümler yer alacak. Festivalin bu yılki afişi de usta çizer Behiç Ak'ın imzasını taşıyor.

    Türkiye 2021 bölümünde yılın en yeni, dünya festivallerinde gösterilmiş ödüllü filmlerinin yanı sıra yönetmenlerin ilk filmleri de izleyiciyle buluşacak. Festival programında Emre Kayiş’in Anadolu Leoparı, Necip Çağhan Özdemir’in Bembeyaz, Ali Tansu Turhan’ın Diyalog, Selman Nacar’ın İki Şafak Arasında, Ferit Karahan’ın Okul Tıraşı, Tayfun Pirselimoğlu’nun Kerr, Ahmet Necdet Çupur’un Yaramaz Çocuklar, Nazlı Elif Durlu’nun Zuhal filmleri yer alıyor.

    26. Gezici Festival hakkında ayrıntılı bilgiye ve programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1229
  • 10-11-2021

    SALT Galata, Fatma Belkıs ve Onur Gökmen’in “Ardışık” programı kapsamında gerçekleştirdikleri “Belkıs Hanım ile Onur Efendi” isimli sergilerine 23 Ocak 2022 tarihine kadar ev sahipliği yapacak.

    Modernleşme hamlesiyle beliren bir “aydın” kimliği ve onun beraberinde doğan çalkantılı ruh hâllerine odaklanan “Belkıs Hanım ile Onur Efendi” sergisi, bu karaktere atfedilen seçkinci avangart tavrın Tanzimat’tan itibaren nesilden nesile aktarılmış olma ihtimalini sorguluyor. İkilinin ilk uzun metrajlı kurgu filmi Alakadar’dan (2018-süregelen) bir kesit ile bir dizi heykelden oluşan çalışma, otoriteyle kurulan sancılı ilişki kadar, sanatsal üretimde başarısızlık kaygısını ele alıyor.

    Sanatçıların esin kaynaklarından biri, Osmanlı’da modern arkeoloji biliminin temellerini atarak Müze-i Hümayun’un (bugünkü adıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri) kurucu ve yöneticiliğini üstlenen ressam Osman Hamdi Bey oluyor. Tahterevall-yAteşkes teslimiyetten neden farklıdır? ve Güneşe İsyan ironi dozu yüksek işler olarak karşımıza çıkarken, bir modernleşme aracı olarak kültür fikrinden hareketle bu çok yönlü Tanzimat aydınının meslek hayatını konu ediyor. İkilinin kinayeli saptamaları Osman Hamdi’ye atfedilen anekdotlarla sınırlı kalmayıp mimariye uzanıyor. Bir cephe süslemesi üzerinden günümüz müzelerinin estetik tercihlerini ele alan Geç olsun güç olmasın, Türkiye’de kurumsal olarak ortaya çıkışından itibaren müzeciliğin “modern” olanın güçlü bir temsiline dönüşmesinin altını çiziyor. 1930’larda millî dil çalışmaları kapsamında geliştirilen ve Türkçe’nin dünya tarihindeki en eski dil olduğunu savunan Güneş-Dil Teorisi’ne göndermede bulunan Hitit Güneşi ile “Batı-Doğu ikilemi” ezberini ele alan Biraz ordan biraz burdan, Batılılaşma ve modernleşme arasındaki tartışmalı ilişkiyi öznel bir tarih okuması aracılığıyla sorguluyor.

    “Belkıs Hanım ile Onur Efendi” sergisi paralelinde, Warehouse 421 desteğiyle bir podcast serisi düzenlenecek ve podcast’lere dair ayrıntılı bilgi saltonline.org’da duyurulacak.

    ​SALT’tan Amira Akbıyıkoğlu ile Farah Aksoy tarafından hazırlanan “Ardışık IV” programı dahilinde izleyiciyle buluşan “Belkıs Hanım ile Onur Efendi” sergisi 23 Ocak 2022 tarihine kadar SALT Galata’da ziyaret edilebilir.

    0
    0
    2793
  • 10-11-2021

    Ödüllü Fransız çizer Alfred’in Güney İtalya’da geçen, bir yanlış anlaşılma sonucu birbirini hiç tanımayan iki insanın kendilerini alakadar etmeyen bir düğünde karşı karşıya gelmesinin hikâyesini anlattığı çizgi romanı Senso, Tolga Üyken’in çevirisiyle KaraKarga Yayınları’ndan çıktı.

    Senso, kendinden kaçamayanların kaçamak öyküsünü anlatıyor. Güney İtalya’da, eski bir otelin etrafındaki devasa park iki yabancının birbirine tutunma mekânı olur. O geceye kadar birbirlerinden haberleri olmayan Germano ve Elena tanışırlar ve birdenbire bir macera içine düşerler. Kendilerini gecenin kollarına bırakan çift, hayatın anlamıyla yüzleşirler.

    ​Çizerin 2014 yılında Angouleme Uluslararası Çizgi Roman Festivali’nde En İyi Çizgi Roman Albümü Ödülü alan Eskisi Gibi (Come Prima) isimli çizgi romanı da yine KaraKarga Yayınları tarafından yayımlanmıştı. 

    0
    0
    1480
  • 09-11-2021

    Artopol Art Gallery, sanatçı Edi Yakar’ın “Düzende Sanat Var mıdır?” başlıklı ilk kişisel sergisini 11 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Edi Yakar, çalışmalarında doğru düzene ulaşmak estetiğin kendisidir diyerek, düzenin hazzını vurguluyor. Eserlerinden farklı renk, boyut ve şekillerdeki hurda elektronik parçaları birbirleriyle ilişkilerinden yola çıkarak yeni bir düzen içerisine yerleştirerek bir araya getiriyor.

    Edi Yakar (1975, İstanbul) üniversite eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladı. Alanında uzun yıllar çalıştıktan sonra, sanata yönelerek kendi düzenini aramaya başladı. 2012 yılından beri sanatsal çalışmalarına devam etmektedir.

    “Düzende Sanat Var mıdır?” başlıklı sergiyi 11 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında Artopol Art Gallery’nin 42 Maslak AVM’de yer alan mekânında ziyaret edebilirsiniz.

    ​Artopol Art Gallery: 42 Maslak AVM, Ahi Evran Caddesi No: 6 Kat: 5 Maslak-Sarıyer/İstanbul

    0
    0
    1609
  • 09-11-2021

    GalataPerformun oyun yazarlığı alanında gerçekleştirdiği, bu yıl 10.’su 1-28 Kasım tarihleri arasında düzenlenen “Yeni Metin Festivali”, dünya tiyatrosunun önemli isimleri Magne van den Berg, Cecilie Loveid, Demian Vitanza, Joan Yago ve Athena Farrokhzad’ı ağırlıyor.

    #TiyatroylaNefesAlıyoruz sloganıyla seyirci ve tiyatrocuları bir araya getiren, Türkiyenin ilk “Oyun Yazarlığı Festivali” olma özelliğini taşıyan Yeni Metin Festivali kapsamında tiyatro sanatının farklı alanlarında önemli isimlerle atölyeler, oyun okumaları, söyleşiler gerçekleştirilecek. Bu yıl hem çevrim içi hem de fiziksel olarak gerçekleşen festival, dünya tiyatrosundan Magne van den Berg, Cecilie Loveid, Demian Vitanza, Joan Yago ve Athena Farrokhzad’ı ağırlayacak.

    Yeni Metin Festivali 10 Konuk Yazar Programı:

    10 Kasım
    “Demian Vitanza ile Oyun Yazarlığı Atölyesi”
    Saat: 19.30 - 21.30
    Yer: zoom.us

    13 Kasım
    “Norveç Çağdaş Tiyatrosu Üzerine Webinar”
    Moderasyon: Yeşim Özsoy, Ferdi Çetin
    Katılımcılar: Finn Iunker, Fredrik Brattberg, Demian Vitanza, Cecilie Loveid
    Yer: yeniperform.com
    Saat: 11.00

    14 Kasım
    “Cecilie Loveid ile Oyun Yazarlığı Atölyesi”
    Yer: Zoom
    Saat: 12.00 - 14.00

    “Ağırlık”
    Okuma Tiyatrosu ve Söyleşi
    Yazan: Demian Vitanza
    Yöneten: Okan Urun
    Çeviren: Ferdi Çetin
    Dramaturji: Melike Saba Akım
    Oyuncular: Deniz Celiloğlu, Okan Urun
    Yer: BAU Konservatuvar Pera Sahnesi
    Saat: 18.00

    20 Kasım
    “Joan Yago ile Oyun Yazarlığı Atölyesi”
    Yer: BAU Konservatuvar
    Saat: 15.00 - 17.00

    21 Kasım
    “Fairfly”
    Okuma Tiyatrosu & Söyleşi 
    Yazan: Joan Yago
    Yöneten: Mark Levitas
    Çeviren: S. Seniz Coşkun Adıgüzel
    Oyuncular: Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ
    Yer: BAU Konservatuvar Pera Sahnesi
    Saat: 18.00

    27 Kasım
    “Medeaya Göre Ahlak”
    Okuma Tiyatrosu & Söyleşi
    Yazan: Athena Farrokhzad
    Yöneten: Yeşim Özsoy
    Yer: BAU Konservatuvar Pera Sahnesi
    Saat: 18.00

    28 Kasım
    Athena Farrokhzad ile Oyun Yazarlığı Atölyesi
    Yer: BAU Konservatuvar
    Saat: 12.00 - 14.00

    10. Yeni Metin Festivali ile ilgili detaylı bilgiye buradan, ekinliklerle ilgili takvime ve detaylı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1050
  • 09-11-2021

    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabıyla geniş bir okur kitlesine sahip olan Clarissa Pinkola Estés’in savaşın dehşetini en ağır biçimde yaşamış ve bir biçimde hayatta kalmayı başarmış yaralı iki ruhun hikâyesini anlattığı kitabı Kalpten Gelen Armağan ve Yeni Tohumlar, Yeni Hayat, Seda Ağar’ın çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.

    Estés, hikâyeleri gündelik yaşamının parçası hâline getirmiş, onların şifa verici bir güce sahip olduklarına inanan bilge insanlarla dolu kalabalık bir göçmen ailesinden geliyor. Hikâyelerini hem birbirleriyle paylaşan hem de nesilden nesile aktaran bu aileden iki kişiyle tanıştırıyor bizleri yazar: Irena Teyze ve Zovár Amca.

    Kalpten Gelen Armağan’da, Irena Teyze’nin anlattığı bir hikâyeden yola çıkarak, bir gece vakti, savaşın ortasında, ıssız bir ormanda yolu kesişen ve birbirleri sayesinde kendilerinde yola devam edebilme gücü bulan iki ihtiyarla, sahip oldukları en değerli şeyin içlerindeki aşk olduğunu keşfeden genç bir çiftin hikâyesine tanıklık ediyoruz. Yazar, bu iç içe geçmiş hikâyelerle “Nedir Yeterli Olan?” sorusuna bir cevap arıyor.

    Yeni Tohumlar, Yeni Hayat’ta yazar, Zovár Amca’nın anlattığı hikâyeler ve ona dair anılarla “Asla Ölmeyecek Olan”ı keşfediyor. Nasıl ki bomboş bırakılmış bir toprak yeni tohumları ve yeni bir hayatı kendisine çekerse yaşamımız da öyledir, daima kendini yeniler diyor: “…Hem de kaç kez delik deşik edildiğinin, çırılçıplak bırakıldığının, yerlere çalındığının, incitildiğinin, alaya alındığının, yok sayıldığının, küçümsendiğinin, horlandığının, işkenceye uğradığının ve çaresizliğe terk edildiğinin bir önemi olmaksızın…”

    0
    0
    1785
  • 09-11-2021

    Hang davulunu baştan çıkarıcı bir müzik aletine dönüştürdüğü performansları ve Björk, Anoushka Shankar, Ólafur Arnalds, The Cinematic Orchestra gibi isimlerle gerçekleştirdiği projelerle de tanıdığımız Avusturyalı müzisyen Manu Delago, 13 Kasım Cumartesi günü Kundura Sahne’de dinleyicilerle buluşacak.

    1 Ekim’de açılan Kundura Sahne’nin ilk müzisyen konuğu da olacak Manu Delago, dinleyenlerde rüya etkisi yaratan Circadian adlı albümünü Türkiye’de ilk kez çalacak. Handpan ve davullarda Manu Delago’yu izleyeceğimiz konserde, keman, piyano ve vokalde Isa Krz, nefesli çalgılarda Christoph Pepe Auer, kemanda Bernie Mallinger, basta Clemens Rofner ve perküsyonda Chris Norz sahne alacak. Konserleriyle dünyayı sıklıkla gezen sanatçının, turneleri boyunca yaşadığı uykusuzluktan ilhâmla yarattığı Circadian, İngiliz müzik yayını Songlines’ta “Cesur, çekici ve büyüleyici” sözleriyle karşılanmış, eleştirmenlerce 2020’nin en iyi albümleri arasında gösterilmişti. Konserde tüm albümü akustik çalacak Delago, dinleyiciyi hafif uykudan başlayarak uyku evrelerinden geçiren ve sonunda REM uykusuna ulaştıran spiritüel bir müzik yolculuğuna çıkaracak. Vietnam, Rusya, Endonezya, Türkiye gibi ülkelere yaptığı turnelerde tanıştığı vurmalı çalgıların başrolünde olacağı konser, İstanbullulara rüya anları yaşatacak.

    ​13 Kasım Cumartesi akşamı saat 21:00’de Kundura Sahne’de gerçekleşecek konserin biletlerini beykozkundura.com adresinden satın alabilirsiniz. Ayrıca, Manu Delago’nun 2018’de altı müzisyenle birlikte Alpler’de gerçekleştirdikleri performansları konu alan ödüllü müzik filmi Parasol Peak ile bu eşsiz sürecin kamera arkasını anlatan On Rock and Ice adlı belgeseli 31 Aralık’a dek Beykoz Kundura’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama’da ücretsiz izleyebilirsiniz.

    0
    0
    2047
  • 09-11-2021

    Can Yıldırım’ın “Merak etme, yan yanayız / Ne devler var, ne omuzları” başlıklı kişisel sergisi 4 Aralık’a kadar İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nda (İMÇ) yer alan bağımsız sanat inisiyatifi 5533'te sanatseverlerle buluşuyor.

    Sanatçının farklı süreç ve malzemeler kullanarak ürettiği 28 eserini bir araya getiren “Merak etme, yan yanayız / Ne devler var, ne omuzları” başlıklı sergisinde insanın doğumundan itibaren sonlanmaya, sönümlenmeye, küçülmeye, işgal edilmeye gösterdiği direncin ve ritüellerde aradığı teselli vücut buluyor. Yaşayan varlıkları her şeye rağmen büyümeye, üretmeye, biriktirmeye, dayanıklı olmaya çağıran sözler, sergi mekânının iç sesine dönüşüyor. Sergide farklı canlı türleri bazen karşı karşıya, bazense yan yana acıyı sağaltmanın yöntemlerini deniyor. Bir grup çocuğun ölü bir denizanasına oyuncul bir şekilde mezar hazırlayışlarının hücum kayıt videosu ve günümüz üretim süreçleri ve malzemeleri aracılığıyla şimdiye dirilmiş rönesans gravürlerinde görülen neşe, umursamazlık ve dans motifleri zamana, ölüme ve diğer devlere göz kırpıyor.

    ​Can Yıldırım’ın “Merak etme, yan yanayız / Ne devler var, ne omuzları” başlıklı sergisini 4 Aralık’a kadar çarşambadan cumartesiye 11:00 - 17:00 saatleri arasında 5533’te ziyaret edebilirsiniz.

    Sergi fotoğrafları: Zeynep Fırat
    ​Can Yıldırım fotoğrafı: Ellis Kaan Özen

    0
    0
    3013
  • 09-11-2021

    Claire-Louise Bennett’ın sıradan bir kadının hikâyesiyle küçük şeylerde saklı derinliği hatırlattığı romanı Gölet, Begüm Kovulmaz’ın çevirisiyle Sahi Kitap tarafından yayımlandı.

    Türkçede ilk kez yayımlanan Bennett, Karl Ove Knausgaard, Deborah Levy, Eimear McBride gibi yazarlarca da övülen bir isim. Gölet, küçük bir sahil kasabasında tek başına yaşayan genç bir kadının hayatının detaylarını bazen hikâye tadında, bazen bir hikâyenin bir bölümünü anlatır gibi, bazense bir sayfadan uzun olmayan kesitler şeklinde aktarıyor ve sıradan bir hayatı sıra dışı bir şekilde sunuyor.

    Birbirlerine uzaktan bağlantılı gibi gelen hikâyelerden oluşan kitap, günlük hayatın hengâmesinden bir kaçışı andırıyor. İsimsiz anlatıcının seslerin duyulmasını, görüntülerin görülmesini sağlayan detaylı anlatımıyla kitabın karakteri gibi hissetmek mümkün.

    ​İsmi olmayan, küçük bir sahil kasabasında tek başına yaşayan genç bir kadın. Yulaf lapası ya da muz yiyişinden ineklerle karşılaşmasına, gündelik hayatının detaylarını paylaşıyor. Çevrenin kendi içine dönmeye zorladığı bu karakter arzularını, öfkesini ve hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Onun kimi zaman can sıkan, sıklıkla komik tuhaflıklarıyla boğuşan okur, elinde olmadan kendi arzuları ile yetersizliklerini, her şeye rağmen tanınmaya dair kaçak tutkusunu görecek.

    0
    0
    1729
DAHA FAZLA
Geldanlage