
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Julia Ducournau’nun son filmi TITANE, 19 Kasım Cuma günü MUBI kullanıcılarına özel bir ön gösterim yapıyor.
Ducournau’nun seyirciyle buluştuğu ilk andan bu yana şok dalgaları yaratan filminin başrolünde Agathe Rousselle yer alıyor. Ona, 2015 Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Vincent Lindon ile Laïs Salameh ve Garance Marillier eşlik ediyor.
TITANE, 10 yıldır kayıp olan bir gencin babasıyla kavuşmasını anlatırken, bedene, cinselliğe ve aileye dair algılarımızı yerle bir edecek yepyeni bir sinema dili yaratıyor.
TITANE, 19 Kasım Cuma günü sadece 24 saat için geçerli olacak özel ön gösterim kapsamında MUBI üyelerine ve 7 günlük ücretsiz deneme üyeliği başlatan herkese açık olacak. Ön gösterime katılmak isteyenler TITANE için hazırlanmış sayfadan LCV yapabilecekler. Ön gösterimi kaçıranlar ise TITANE’ı 28 Ocak 2022’den itibaren MUBI’de izleyebilecekler.
TITANE'nın fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=ct6g0DITLVg
Çağdaş sanatı İstanbul’a yayarak kültür sanat hayatını bir araya getirmeyi amaçlayan İstanbul Gallery Week (IGW), #RenginiBul çağrısıyla 11 Kasım’da başlıyor.
Küresel “gallery weekend” ağının bir parçası olacak IGW, İstanbul’daki galerileri Türkiye’den ve yurt dışından meslektaşlarıyla buluşturan etkinlikler dizisiyle çağdaş sanat sahnesini sanatseverlerle bir araya getirecek.
İlk defa düzenlenecek IGW, dokuz gün boyunca kentin çeşitli lokasyonlarına dağılan zengin bir program sunacak. Kenti etkinlik planına dâhil ederek galerilerin kendi mekânlarındaki sergilerini ve şehrin geneline yayılan pop-up etkinliklerini seyirciyle buluşturacak.
İstanbul, IGW internet sitesinden ulaşılabilecek bir harita aracılığıyla çağdaş sanatla canlanacak. Programdaki sergiler, konuşmalar, etkinlikler ve pop-up seriler, günlük takvim ve harita Instagram hesabından takip edilebilecek. Ayrıca program kapsamında galeriler, sanat turları ile “Açık Pazar” ve konuşma serisi ile “Uzun Perşembe"nin yanı sıra kapılarını özel programlar ve daha uzun saatlerle tüm ziyaretçiler için açık tutacak.
Katılımcı galeriler: Art On İstanbul, .artSümer, BBprojecTT, BE Contemporary, BüroSarıgedik, Büyükdere35, C.A.M. GALERİ, Ferda Art Platform, Galeri Binyıl, Galeri Bu, Galeri Kambur, Galeri Muaf, GALERİ NEV İSTANBUL, Galeri Siyah Beyaz, Galerist, Krank Art Gallery, Labirent Sanat, Martch Art Project, MERKUR Galeri, Mixer, Öktem Aykut, PG Art Gallery, Pi ARTWORKS, PİLEVNELİ, PİLOT, SANATORIUM, Simbart Projects, Summart, The Empire Project, Versus Art Project, Vision Art Platform, x-ist ve Zilberman | Istanbul, Berlin.
11-20 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Gallery Week hakkında ayrıntılı bilgi almak için web sitesini ziyaret edebilir ve Instagram hesabını takip edebilirsiniz.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Kültür Politikaları Çalışmaları kapsamında, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlanan “Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat: Türkiye'den Örnekler” başlıklı yeni bir politika metni yayımlandı.
Yayımlanan metin İKSV’nin Şubat 2021 tarihli “Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat” başlıklı raporunda sunulan çerçeveyi Türkiye’den örneklerle destekliyor. Türkiye’de kültür-sanat ve ekoloji ekseninde yürütülen çalışmalardan bir derlemenin yer aldığı metinde, alanın paydaşları arasındaki bağlantıları gösteren bir ağ haritası da sunuluyor.
Bu çalışmanın çıkış noktasını İKSV’nin İngiltere’den Julie’s Bicycle ve British Council Türkiye’nin iş birliği ile temmuz ayında düzenlediği “The Climate Connection, Kültür ve Çevre Yuvarlak Masa Toplantısı: Türkiye” başlıklı çevrim içi toplantıda dile getirilen öneri ve talepler oluşturdu. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP26) devam ederken yayımlanan politika metni, çevre ve kültür-sanat ilişkisini kültür politikaları perspektifiyle tartışmaya açmayı ve toplantıda dile getirilen önerileri kamuoyuyla paylaşmayı amaçlıyor.
Türkiye’de ekolojik dönüşüm yolunda güncel yaklaşımlar neler? Sanatçılar veya kültür kurumları hangi pratikleri benimsiyor? Ne tür konular ekoloji ile iç içe ele alınıyor? gibi sorulara cevap arayan metinde, toplantıya katılan kültür-sanat aktörleri, sivil toplum kuruluşları, yerel örgütlenmeler, akademisyenler ve gençlik ağlarından temsilcilerin ekolojik ayak izlerini azaltmak, etkilerini artırmak, sürdürülebilirliklerini sağlamak ve iklim krizine yönelik politikaları şekillendirmek için tespit ettikleri ortak ihtiyaçlar ve talepler özetleniyor.
“Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat: Türkiye'den Örnekler” başlıklı politika metninin tamamına iksv.org adresinden erişilebilir.
Görsel: Carbon Capture by Daniel Gosling - Fotoğraf: Paula Harrowing - Artsadmin izniyle
Şenay Tanrıvermiş'in yazdığı, Yağmur Yağmur’un yönettiği dinamik, fiziksel ve imajinatif bir anlatı sunan tiyatro oyunu AB Uyumlu Aile, 12 Kasım Cuma akşamı Jetgişe Dijital Sahne’de izleyiciyle buluşuyor.
K! Kültüral Performing Arts’ın yenilikçi yapımlarından, Ayşe Lebriz Berkem, Altuğ Görgü, Merve Güran ve Dilara Mücaviroğlu’nun yer aldığı oyunda güven, bağlılık, aile, sistem, iktidar, cinsiyet, kimlik, sıkışmışlık ve arada kalmışlık gibi kavramlar sorgulanıyor.
AB Uyumlu Aile, modernizmin ve refah anlayışının iki yüzünü ulus, aile, kadın, cinsiyet, kimlik ve beden üzerinden gözler önüne seriyor. Renkli, coşkulu, aynı zamanda karanlık olan bu ‘tuhaf aile’, arada kalmışlığı, kimliksizleşmeyi yahut kimliğin esiri olmayı, günümüz koşullarında güncellenen “aidiyet” kavramını sorgulayarak izleyiciyi hem sarsıyor hem “rahatsız ediyor”.
AB Uyumlu Aile’yi 12 ve 26 Kasım 2021 tarihlerinde Jetgişe Dijital Sahne'de izleyebilirsiniz.
Sanatçı Ramazan Can, küratör, akademisyen ve sanat yazarı Marcus Graf ile Anna Laudel’de devam eden “Ne Yerdeyim, Ne Gökte” isimli kişisel sergisi kapsamında 13 Kasım Cumartesi günü sergi ve üretimleri hakkında konuşacak.
13 Kasım Cumartesi günü 17.00-18.00 saatleri arasında Anna Laudel’in Gümüşsuyu’ndaki yeni mekânında gerçekleşecek söyleşide Marcus Graf, Can’ın son yedi yıl içerisinde farklı materyallerle ürettiği eserleri üzerinden, sanatçının üretim tekniklerini ve odaklandığı göçebelik, şamanizm, kimlik konuları ve temellük fikirlerini irdeleyecek. Ayrıca söyleşi sonrasında katılımcılar ön sözünü Marcus Graf’ın yazdığı sergi kitabını sanatçıya imzalatabilecekler.
Ramazan Can’ın heykel, neon, resim ve yerleştirme işleri dahil olmak üzere farklı tekniklerde üretilmiş, zengin bir seçkiyi bir araya getiren "Ne Yerdeyim Ne Gökte" isimli kişisel sergisi 18 Kasım 2021 tarihine kadar Anna Laudel’de görülebilir. Söyleşi etkinliğine sınırlı sayıda katılımcı kabul edileceğinden, katılmak için info@annalaudel.gallery adresine kayıt yaptırmanız gerekmektedir.
Anna Laudel’in yeni adresi: Kazancı Yokuşu 45, Gümüşsuyu, Beyoğlu / İstanbul
Her biri alanının önemli isimleri tarafından kaleme alınan yazılardan oluşan, Aksu Bora’nın derlediği İradenin İyimserliği - 2000’lerde Türkiye’de Kadınlar, İletişim Yayınları tarafından 12 Kasım’da yayımlanacak.
Derlemede, sanattan spora, sanal âlemden edebiyata, sinemaya uzanan geniş bir alanda 2000’ler Türkiye’sindeki kadınların varoluş mücadeleleri anlatılıyor. İradenin İyimserliği’ni Aksu Bora, Ahu Antmen, Sema Aslan, Emek Çaylı Rahte, Zehra Çelenk, Gözde Çerçioğlu Yücel, İlknur Hacısoftaoğlu, Binnaz Saktanber, Burcu Şenel, Funda Şenol Cantek, Nagehan Tokdoğan, Figen Uzar Özdemir, İlknur Üstün, Özlem Yeniay ve Nevin Yıldız’ın yazıları oluşturuyor.
İradenin İyimserliği’nde emek pratiklerinde, sanatta, sporda, sanal âlemde, milliyetçi ve muhafazakâr muhitlerde, edebiyatta, sinemada ve televizyon dizilerindeki temsillerinde ve feminist siyasi etkinliklerinde kadınlar hakkında yazılan hikâyeler ve kendi hikâyelerini yaratan kadınlar anlatılıyor.
“21. yüzyıl için ‘kadınların yüzyılı’ dendi, bunun bazı haklı sebepleri de vardı; ama kadınlık tecrübesinin önemli kısmı hâlâ görünmüyor, sayılmıyor, temsil edilmiyor. Evet kadınlar daha çok görünüyorlar, onlar hakkında daha çok konuşuluyor ama hangi hikâyeler içinde? Kadınlar kendi hikâyelerini ne kadar anlatabiliyorlar? Belki şöyle sormak daha doğru olur: Kadınlar kendi hikâyelerini ne kadar yaratabiliyorlar? Çünkü bilirsiniz, temsilin bir güçlüğü, hep önceden anlatılmış bir hikâyeye düşmesidir; onun için temsil ile rol birbirine karışır pek çok zaman, kendinizi yazılmış bir piyeste figüran buluvermeniz işten değildir.” - Aksu Bora
Yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncu Nihan Belgin, ilk teklisi “Zeus Çok Kızgın”ı video klibiyle birlikte BBI Music Co. etiketiyle yayımladı.
Uzun yıllardır müzikle uğraşan Belgin’in ilk teklisi karanlık synth melodilerini süsleyen soft vokaller ile alternatif pop ve elektronik müzikten esintiler taşıyor.
“Zeus Çok Kızgın” mitolojik metaforlarıyla da dünyanın içinde bulunduğu kirli duruma bir bakış sunuyor. Yeryüzünde her şey kirli olsa da, Oscar Wilde’ın “Müzik, hissin uğultusudur.” cümlesinden ilhamını alan teklinin söz ve müziği Nihan Belgin, aranje ve mix süreçleri Cihangir Arslan, mastering'i ise Evren Arkman imzası taşıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=aOjcrer9RHI
HOOD Base, farklı mecralarda, farklı tarzlarda üreten beş çizgi roman sanatçısının orijinal çizgi roman sayfalarının bir arada sergileneceği "Crash!: Çizgi Roman Orijinalleri Sergisi"ne, 14 Kasım’a kadar ev sahipliği yapıyor.
Sergide Ege Avcı, Gizem Akgün, Kubilay Odabaş, Orkun Bozkurt ve Tolgahan Bayhan'ın orijinal çizgi roman sayfaları ziyaretçilerle buluşuyor.
"Crash!: Çizgi Roman Orijinalleri Sergisi", 14 Kasım'a kadar her gün 12:00 - 19:00 saatleri arasında HOOD Base'de görülebilir.
Sine Ergün’ün sistemin baskısı karşısında unutmayı seçmiş birinin, isimsiz bir foto muhabirinin öyküsünü anlattığı yeni romanı Kopuk, Can Yayınları’ndan çıktı.
Günümüzün herhangi bir coğrafyasında herhangi bir bireyin dünyasını konu alan, unutmak, anımsamak ve bellek üzerine bir roman Kopuk.
Bir foto muhabiri korku ve karmaşanın hâkim olduğu bir kente yolculuğa çıkar ve orada tanıştığı rehber, tek yol göstericisidir. Foto muhabirinin geçmişine dair varla yok arası, bölük pörçük anı parçaları vardır. Rehber ise aksine, kendisinin ve öncekilerin yaşadıklarının bilgisine sahip; kişisel ve toplumsal tarihinin bilincindedir.
Foto muhabirinin kentteki cenazeye katılması ve çocuğunu arayan anneyle karşılaşmasıyla hayatında bir şeyler değişmeye başlayacaktır. Bu sırada çevrede olanlar nedeniyle dış dünya da baskısını gittikçe artıracak, onu art arda seçimler yapmaya zorlayacaktır. Kısa süre içinde kenti terk edecek, gittiği yerde yolunu bulması için önce onu oraya getiren yolu, yani geçmişini yeniden kat etmesi gerektiğini anlayacaktır.
Vizyonda izleyiciyle buluşan Cemil Şov filmiyle hatırlanan, eski bir Yeşilçam karakter oyuncusu olan Turgay Göral’ın hiç görülmemiş Yeşilçam filmlerinden görüntülerinin ve afişlerinin yer aldığı “Turgay Göral Neden Unutuldu?” başlıklı sergi Kadıköy Sineması’nda sanatseverlerle buluşuyor.
Dünya prömiyerini Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde (IFFR2021) yapan, yapımcılığını, senaristliği ve yönetmenliğini Barış Sarhan’ın üstlendiği, Ozan Çelik’in başrolde yer aldığı Cemil Şov, küçüklüğünden beri oyuncu olmanın hayaliyle yaşayan Cemil’in hikâyesini anlatıyor. Cemil, sonunda bir filmdeki kötü adam rolü için seçmelere gider ancak başarılı olamaz. Aynı rolü seneler önce oynamış olan aktör Turgay Göral’a ulaşmaya çalışır. Cemil’in rolü kapabilmek için çıktığı yol, Turgay Göral’ın hayatıyla kendi karakterinin iç içe geçtiği karanlık bir girdaba dönüşür. Filmde Ozan Çelik’e Nesrin Cavadzade, Alican Yücesoy, Cezmi Baskın eşlik ediyor.
“Zamanında “Türkiye’nin yakışıklı kötüsü” olarak ünlenmiş bir aktör neden unutulur? Göral’dan geriye kalan tüm bu film afiş ve görüntüleri onun ne denli vazgeçilmez bir konuma sahip olduğunu mu gösteriyor? Bir taraftan da bu unutuluşa sebep olan kendisinin kameranın ışığında oluşan titrek görüntüsüne tutulmasından ve onu kalıcı sanmasından başka bir şey değil belki de. Buna rağmen yitik kralların mirasına sahip çıkmak her seferinde kaybedilecek bir oyunu oynamanın cazibesini de içinde taşır. Yansımadan ibaret bu imgenin gerçekliğini aramanın kendisi de yaratıcı bir performanstır.”
Barış Sarhan’ın sergi konseptini hazırladığı “Turgay Göral Neden Unutuldu?” sergisini 22 Kasım 2021 tarihine kadar Kadıköy Sineması’nda görebilirsiniz.