
Ocean Vuong’un 2017 yılında T.S. Eliot Şiir Ödülü başta olmak üzere birçok ödül kazanan ilk şiir kitabı Gece Göğünde Çıkış Yaraları, Gökçenur Ç.’nin çevirisiyle Harfa Yayınları’ndan çıktı.
Vuong, bu ilk şiir kitabında ailesi, sevgilileri ve henüz bir çocukken terk ettiği ülkesi üzerinden bir tür otobiyografi oluşturuyor. Bir göçmen olmanın ne anlama geldiğini, cinsel yönelimini ve yaşadığı aile içi gerilimleri samimiyetle ve bütün çarpıcılığıyla ortaya koyuyor. Kişisel travmalardan tarihe ve mitolojiye kadar farklı alanlarda büyük bir beceriyle gezinirken okuru hayal gücüyle de büyülüyor.
Şiddetin, ötekileştirilmenin ve yerinden edilmenin mirasıyla yılmadan yüzleşen Vuong’un; zamana, bedene ve kimliğe yaklaşırken kullandığı üslubuyla bu kitabı Amerika'dan çıkan en önemli şiir kitaplarından biri görülüyor.
18-19 Mart’ta Zorlu PSM’de gerçekleşecek Sónar İstanbul’un Digilogue’un katkılarıyla düzenlenen yaratıcılık ve teknoloji platformu Sónar+D’nin panel programı açıklandı. Program kapsamında Metaverse’ten NFT’ye, kamusal alandan ve teknolojiden iklim krizine, gaming’ten üç boyutlu sinemaya bugünün ve geleceğin konularını konuşulacak.
Zorlu PSM’de bu yıl altıncı kez gerçekleşecek, %100 Music katkılarıyla düzenlenen Sónar İstanbul’un, Yaratıcı Endüstriler ve Teknoloji Girişimcisi ve xtopia’nın Kurucusu Lalin Akalan’ın küratörlüğünde, Digilogue’un katkılarıyla hayata geçirilen Sónar+D programında yer alacak paneller duyuruldu. Programda teknolojik inovasyonlardan sanat dünyası ve sosyal değişime kadar geniş kapsamlı tartışmaların dünya genelindeki sektör ve endüstrilerden araştırmacılar, yenilikçiler ve iş liderleriyle gerçekleşeceği beş farklı panel yer alıyor. Paneller “Kamusal Alan ve Teknoloji”, “Sürdürülebilir NFT”, “Daha kaç kez iklim krizini konuşmamız gerekecek?”, “Metaverse ve Gaming” ve “Immersive Sinema” olmak üzere beş ayrı başlık altında gerçekleştirilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek paneller hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, buradan kayıt olarak katılabilirsiniz.
Asuman Susam ve Duygu Kankaytsın’ın üç bölümde topladığı, bir Gülten Akın kitabı olan İncelikler Tarihi’nin ve Gülten Akın’ın şiirinin tüm yönleriyle ele alınacağı “Gülten Akın ve ‘İncelikler Tarihi’” başlıklı söyleşi 10 Mart Perşembe günü Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta düzenlenecek.
21 yazarın katkısıyla Asuman Susam ve Duygu Kankaytsın tarafından hazırlanan İncelikler Tarihi – Gülten Akın Şiiri’nde Gülten Akın’ın şiiri tüm yönleriyle ele alınıyor. Kitap; şairin edebiyat tarihindeki yerini yeniden düşündürmeyi, ardından gelenlere açtığı yolları göstermeyi, yeni kuşaklardan okurlarla şairi buluşturmayı hedefliyor. Türkiye’de kadın ve şair oluşun bir anlamda minör/öteki tarihi olarak da okunabilecek Gülten Akın şiirlerine dair yapılan bu edebiyat arkeolojisi, kadının bireysel-toplumsal duruşunu gösterme ve özellikle “şair oluş” ve “kadın oluş” imgelerinin katmanlarını birlikte açma amacını da taşıyor.
Kitabın yazarları arasında yer alan akademisyen Olcay Akyıldız ve şair Haydar Ergülen’in konuşmacı olarak katılacağı, moderatörlüğünü Duygu Kankaytsın’ın üstleneceği Gülten Akın ve “İncelikler Tarihi” başlıklı söyleşide İncelikler Tarihi kitabı okurlara tanıtılacak ve Gülten Akın’ın şiiri farklı boyutlarıyla ele alınacak.
10 Mart Perşembe günü, saat 18.30’da Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık - Loca’da gerçekleşecek söyleşi eş zamanlı olarak Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın YouTube kanalından da yayımlanacak.
Dirimart, Ayşe Erkmen’in “Israr” başlıklı kişisel sergisini 27 Mart tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Düşünürlerin kavramları eğip bükmelerine, onlara yeni konturlar kazandırarak yeni görme biçimleri icat etmelerine benzer şekilde Ayşe Erkmen de mekânı ve onun unsurlarını eğip büküyor, yerleşik olanın potansiyellerini araştırıyor. Ayşe Erkmen 2017’de Dirimart’ta sanatseverlerle buluşturduğu “Kıpraşım Ripple” başlıklı ilk kişisel sergisinde mekânının beyaz alçıpan duvarlarını çeşitli boyutlarda kesip çıkartmış, bu uzunlu kısalı parçaları galerinin bellek tabletleri olarak tavandaki kirişlerden aşağı sarkıtmıştı. Alçıpanlar sökülüp alınınca ortaya çıkan delik deşik ahşap panelleri bu sergi-yerleştirmenin asli unsurları olarak izleyiciye sunmuştu. Sanatçı şantiye olarak bıraktığı galeri mekânında beş yıl sonra “Israr” başlıklı sergisiyle yeniden izleyici karşısına çıkıyor. Erkmen bu çıkardığı alçıpan panelleri bir duvar boyası kataloğundan seçtiği altmış dört renge boyayarak monokrom tablolara dönüştürüyor. Sanatçı malzemeyi, malzemenin işlevini, o malzemeyle yüzleşen izleyicinin algı düzlemini kıpraşıma tabi tutmakta dün olduğu gibi bugün de ısrar ediyor.
Ayşe Erkmen’in “Israr” başlıklı kişisel sergisini 27 Mart tarihine kadar Dirimart’ta ziyaret edebilirsiniz.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
30’uncu yaşını kutlayan Tekfen Filarmoni, 23 Mart Çarşamba günü İzmir Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde, 24 Mart Perşembe günü Ankara CSO Ada Ankara’da ve 26 Mart Cumartesi günü İstanbul Zorlu PSM Ana Salon’da konser verecek.
Tekfen Filarmoni, 1992 yılında Karadeniz Oda Orkestrası olarak Tekfen Holding’in kurucu ortaklarından Ali Nihat Gökyiğit tarafından kuruldu. 30’uncu yaşını kutlayan Tekfen Filarmoni, mart ayında İzmir, Ankara ve İstanbul’daki müzikseverleri klasik müzik repertuvarının başyapıtlarıyla buluşturacak. Prokofyev ve Rahmaninov’un eserlerinin seslendirileceği turnede Tekfen Filarmoni Daimî şefi Aziz Shokhakimov yönetimindeki orkestra, Ukraynalı ünlü piyanist Alexander Romanovsky’yi ağırlayacak. Konserlerde Sergey Prokofyev’in Romeo ve Jülyet Süitleri’nden seçkiler ve Sergey Rahmaninov’un 2 No'lu Do minör Piyano Konçertosu seslendirilecek.
New York Times Gazetesi Alexander Romanovsky’i “Çok özel bir piyanist, tonları mükemmel yakalayan, olağanüstü bir icracı olmanın ötesinde, aynı zamanda son derece duyarlı ve çaldığı eserleri berrak kılabilen bir yorumcu” olarak tanımlıyor. Geçtiğimiz yaz, pandemi sırasında “Piyano B” adlı projesini gerçekleştiren Romanovsky, karavanıyla gittiği İtalya’nın 40’tan fazla kent meydanında Chopin ve Rahmaninov’un eserlerini seslendirdiği bir dizi açık hava resitali verdi. Romanovsky’nin Decca ile kaydettiği albüm çalışmaları arasında Beethoven: Diabelli Varyasyonları; Brahms/Schumann, Rahmaninov: Etudes-Tableaux ve Corelli Varyasyonları; Rahmaninov: Piyano Sonatları ve en son olarak da Çocukluk Anıları yer alıyor.
Galeri Diani, Hasan Çevik’in “Kuyu” başlıklı kişisel sergisini 23 Mart'a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Kuyu imgesi Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşk mesnevisinde dış dünyadan iç dünyaya geçişi ifade ediyor. Kuyu imgesi Hasan Çevik’in üçüncü kişisel resim sergisinde de izleyicinin karşısına çıkıyor. Çevik’in Galeri Diani’deki “Sessiz” başlıklı bir önceki kişisel sergisinde doğaya dönük kendine has duyumsayışının simgesel izinde değerlendirilebilecek olan “Kuyu”, sanatçının daha çok figürü ön plana aldığı resimlerinden oluşuyor.
Hasan Çevik sergide yer alan eserlerdeki tekli ve ikili figür grupları, doğa sahnesindeki ağaç vb. natüralist biçimlerin önünde, renk ve ışığın son derece özgür bir armonik yapı içinde kullanılıyor. Sergiye adını veren kuyu imgesi, figürlerin adeta kendileriyle yüzleştikleri, kendi karanlıklarını fark edip yaşam enerjisiyle aydınlanıp yeniden doğuş yaşadıkları bir ayna gibi izleyicinin karşısına çıkıyor. Sergide yer alan ağaç imgesi yine sanatçının kendi biçimsel yaklaşımıyla ana elaman olarak kompozisyonlarda yer alıyor.
Hasan Çevik’in “Kuyu” başlıklı kişisel sergisini 23 Mart tarihine kadar Galeri Diani’de ziyaret edebilirsiniz.
Nobelli yazar Herta Müller'in Yürekteki Hayvan adlı romanı, Çağlar Tanyeri'nin çevirisi ve yeni edisyonuyla Siren Kitap’tan çıktı.
Müller, Kleist Ödülü’nü ve Uluslararası IMPAC Dublin Ödülü’nü aldığı Yürekteki Hayvan’da toplumsal baskının boğuculuğunu ve nefes alma arayışlarını metaforlarla örülü ince bir dille zihinlere kazıyor. Roman, insan ilişkilerinin siyasi rejimin karanlık mengenesinde adeta büzüştüğü ve bireylerin yalnızlıkları içinde ne pahasına olursa olsun birer çıkış yolu aradıkları tüyler ürpertici bir yoksunluk ortamını betimliyor.
Müller, diktatörün baskısı altında yaşamı ve yaşamın imkânsızlığını anlatıyor. Düşünmeyi yasaklayan köy sessizliği ile yaşamayı cezalandıran kent gürültüsünün arasına sıkışmış insanları kendine özgü diliyle sayfalara taşıyor. Kuşatılmışlığa ve bir direniş alanı olarak dostluğa dair çarpıcı bir büyüme öyküsü bu, diktatörün ölümünden başka umudu kalmamış insanların, her şeye rağmen dayanışmanın ve ne kadar uzağa gidilirse gidilsin kapanmayacak yaraların öyküsü.
Beykoz Kundura’nın film ve müzik eşliğinde Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayacağı mart ayı programı kapsamında, alternatif müzik sahnesinin özgün seslerinden Lara Di Lara kadınlara ithaf edeceği özel bir programla 11 Mart Cuma akşamı müzikseverlerle buluşacak.
Caz’dan folk’a, r&b’den synth pop’a uzanan geniş skalada müziği, cesur sözleri ve sahnesiyle dikkat çeken sanatçının ‘toprak, hava ve suda olan bitenler’i anlattığı şarkıları, Beykoz Kundura’nın Dünya Kadınlar Günü kutlamaları kapsamında dinleyiciyle buluşacak. Ayrıca konserde sürpriz konuklar da sahne alacak. Beykoz Kundura’nın eski kazan dairesinden dönüştürülmüş sahnesi Kundura Sahne’de gerçekleştirilecek Lara Di Lara konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
123 adlı müzik grubunun vokalisti olarak bilinen Dilara Sakpınar, 2015’te hayata geçirdiği müzik projesi Lara Di Lara ile sözünü ve müziğini kendi yazdığı Oraya Doğru (2015), Hazineler İçindesin (2017), Sudaki Çığlık (2020) albümlerini ve pek çok tekli yayımladı. Sanatçı en son geçen yıl, Kamufle ile birlikte kaydettikleri Denge ile beğeni topladı.
SALT’ın, “Ten, Beden, Ben” başlıklı sergisinden seçili işleri inceleyen çevrim içi video serisi “Yakından Bakınca” kapsamında İpek Duben’in Şerife işine odaklanan video yayımlandı.
SALT Beyoğlu’nun üç katında sanatseverlerle buluşan “Ten, Beden, Ben” sergisi, erkek şiddetinden toplumsal cinsiyete, yerinden edilme ve göçten tüketim alışkanlıklarına uzanan konuları irdeleyen İpek Duben’in üretimine yeni bir bakış sunuyor. Eleştirel düşünce ve bilgi paylaşımına dayalı programlardan oluşan SALT Yorumlama kapsamında hazırlanan “Yakından Bakınca” videoları sergi boyunca saltonline.org ve SALT Online sosyal medya kanallarında yayımlanacak. Videolarda Duben’in pratiği boyunca zihnini meşgul eden temalar etrafında bir araya getirilen resim ve enstalasyonlarını incelenecek.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yayımlanan ilk videoda, SALT Beyoğlu’nun giriş katında sergilenen Şerife (1980-1982) serisini ele alınıyor. Duben’in yerel bir bağlamda göç̧, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını odaklandığı ilk işi olan Şerife, bir desen ve on bir resimden oluşuyor. Toplumsal varlığı ve emeği görünmez kılınan kadınları gündeme getirerek feminist bir tavrı yansıtan resimler, kültürel gelenek ve âdetlerle kırsal ve kent yaşamı arasındaki geçişlere de işaret ediyor. İpek Duben’in Şerife işine odaklanan videoyu buradan izleyebilirsiniz.
Künye:
İpek Duben, Şerife 9-10-11, 1981
Banu ve Hakan Çarmıklı Koleksiyonu izniyle.
Ten, Beden, Ben, SALT Beyoğlu
Fotoğraf: Mustafa Hazneci, Aralık 2021
Giusi Quarenghi’nin kaleme aldığı, Simona Mulazzani’nin resimlediği, hayal gücünü yansıtan sadece çocukların bakış açısıyla kavranabilecek düşsel bir dünyaya davet eden Günlerden Bir Gün, Begüm Genç’in çevirisiyle Koç Üniversitesi Çocuk (KÜ Çocuk) tarafından yayımlandı.
Günlerden Bir Gün, okuru esnemelerin bulutlara dönüşebildiği, trenlerin denize girip yunuslara ıslık çalmayı öğrettiği gerçeküstü bir hikâyeyle tanıştırıyor.
2006’da, İtalya’nın en önemli çocuk kitapları ödüllerinden Andersen En İyi Yazar Ödülü’nü kazanan Quarenghi ve 2016’da Andersen En İyi İllüstratör Ödülü’nü kazanan Mulazzani birlikte hazırladıkları bu kitapta düşsel ve şiirsel bir anlatımla çocukların hayal gücünü harekete geçiriyorlar.