GÜNDEM
  • 16-03-2022

    Bir Amerikan yerlisi ve botanik bilimci olan Robin Wall Kimmerer’in kadim bilgilerle bilimin sesini bir araya getirdiği, okura doğanın sesini duymayı öğrettiği kitabı Bitkilerin Ruhu, Ayşe Başcı’nın çevirisiyle Mundi Kitap’tan çıktı.

    Kimmerer, Potawatomi halkının bir üyesi ve bir botanikçi olarak doğayla birden fazla dilde konuşabilen bir araştırmacı: Bir yandan çocukluğundan itibaren bitki ve hayvanlarla kurduğu ilişki ona doğanın en eski öğretmenimiz olduğunu göstermiş, öbür yandan ise botanik eğitimi ona bütünün parçalarını görmeyi öğretmiş. Halkının öğretilerini ve bilimin sesini kendinde birleştiren Kimmerer, Bitkilerin Ruhu'nda bu iki farklı bilgi merceğinden bakarak edindiği tecrübeleri bir araya getiriyor ve canlıların dünyasıyla kurduğumuz ilişkinin karşılıklı olması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü ancak diğer canlıların dillerini anlayabildiğimiz zaman dünyanın cömertliğini anlayabilir, bu cömertliğe karşılık kendi hediyelerimizi vermeyi öğrenebiliriz.

    "Robin Wall Kimmerer olağanüstü bir kitap yazmış; kanıtlara dayalı, objektif bir bilim anlayışının, yerlilerin kadim öğretileriyle nasıl zenginleşebileceğini gösteriyor. Güzelliği o kadar iyi yakalayıveriyor ki… boylu mazıların, yabani çileklerin, yağmurun eksik olmadığı ormanların, mis gibi kokan kutsal ot dolu çayırların manzarası kitabı kenara koyduğunuzda bile gözünüzün önünden gitmiyor." - Jane Goodall

    0
    0
    2674
  • 15-03-2022

    Pera Film ve Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu'nun yaptığı iş birliğiyle büyük soprano Maria Callas’a ithaf edilmiş, Tom Volf’un yönetmenliğini yaptığı Maria by Callas: In Her Own Words filmi 16 ve 23 Mart’ta Pera Müzesi Oditoryumu’nda ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacak.

    Maria by Callas: In Her Own Words filmi, oyuncu Fanny Ardant’ın Maria Callas’ın sözlerine hayat veren sesi, Callas’ın röportajlarından, opera gösterimlerinden nadir kesitler ve arşiv görüntülerinden oluşuyor. Maria Callas’ın bir kaydını tesadüfen keşfeden Tom Volf, kendisini büyülenmiş hissetti. Bu tutku onun gerçek Maria Callas’ı aramak için 3 yıl boyunca dünyayı dolaşmasına ve Callas’ın neslinin son hayatta kalanlarıyla, yakın arkadaşlarıyla, meslektaşlarıyla ve onu gerçekten tanıyanlarla tanışmasına sebep oldu.

    Maria by Callas: In Her Own Words filmi 16 ve 23 Mart’ta Pera Müzesi Oditoryumu’nda gösterilecek. Filmin yönetmeni Tom Volf, 23 Mart Çarşamba günü yapılacak film gösteriminin ardından bir söyleşi gerçekleştirecek. Dili İngilizce olan etkinlikte, Türkçe simültane çeviri yapılacak. Film hakkında ayrıntılı bilgiye buradan, söyleşi hakkında bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1991
  • 15-03-2022

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından hayata geçirilen İstanbul Tiyatro Festivali, vakfın 50. yılını kutladığı 2022’de yeni bir yapı ve Işıl Kasapoğlu küratörlüğünde düzenlenecek.

    Küratöryel bir bakış açısıyla oluşturulacak İstanbul Tiyatro Festivali programı, bu yıldan itibaren sahne sanatları alanından bir oyuncu, yönetmen, dramaturg veya yazarın artistik yaklaşımını yansıtacak. Festival programı kapsamında ulusal ve uluslararası yapımlar arasından türünün en iyi ve güncel örneklerinin yanı sıra festivale özel yapımlar da tiyatroseverlerle buluşacak. Festival yeni oluşturulan yapısı ile farklı yaklaşımlara alan açabilen, dinamik ve yenilikçi bir program sunmayı amaçlıyor.

    26. İstanbul Tiyatro Festivali’nin küratörlüğünü yazıp yönettiği 100’den fazla oyunla ve kurucusu olduğu topluluklarla Türkiye tiyatrosunun son 40 yılındaki en önemli isimlerinden biri olan Işıl Kasapoğlu yapacak. Festival bu yıl Aygaz, Opet, Tüpraş sponsorluğunda Kasım 2022’de gerçekleştirilecek.

    0
    0
    2475
  • 15-03-2022

    Kanadalı yazar Miriam Toews’un Bolivya’da dış dünyaya son derece kapalı bir yaşam süren bir kolonide yaşanan dehşet verici gerçek bir olaya dayanan romanı Konuşan Kadınlar, Gül Korkmaz’ın çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.

    Toews, dünyada da çok ses getiren romanında gerçeği kurguyla, acıyı mizahla zarif bir şekilde harmanlıyor. Kolonideki sekiz erkeğin, topluluklarındaki küçük kızları ve kadınları hayvan anestezisi kullanarak bilinçsiz hâle getirdikten sonra onlara yıllar boyu tecavüz ettiği olaydan yola çıkan roman, cahil bırakılmış, baskılanmış kadınların ilham verici çare arayışlarının yanı sıra terk edip gitmenin zorluğunu da sayfalarına taşıyor.

    2005 ve 2009 seneleri arasında, Bolivya’da ücra bir Mennonit kolonisi (Frieslandlı Menno Simons’un adını taşıyan Anabaptist mezheplerin kilise topluluklarına ait belirli Hıristiyan grupların üyeleridir.) olan Manitoba’da pek çok kız çocuğuyla kadın, sabahları uyuşukluk hissi ve acıyla uyanıyordu. Bedenleri çürük ve yara içindeydi; geceleri saldırıya uğruyorlardı. Önceleri saldırılar hayaletlere ve iblislere dayandırıldı. Koloninin bazı üyeleri, kadınların günahları yüzünden Tanrı ya da Şeytan tarafından cezalandırıldığına inanıyordu; çoğu, kadınları dikkat çekmek ya da yaptıkları zinaların üstünü örtmek için yalan söylemekle suçladı, bazılarıysa her şeyin dişilerin vahşi hayal gücünün bir ürünü olduğunu düşündü.

    Nihayetinde kolonideki sekiz erkeğin kurbanlarını hayvanlarda kullanılan bir uyuşturucu ilaçla bayıltarak onlara tecavüz ettiği ortaya çıktı. 2011’de bu adamlar, Bolivya mahkemeleri tarafından uzun süreli hapis cezasına çarptırıldı. 2013’te suçlular hâlâ hapisteyken benzer saldırıların ve cinsel istismarların devam ettiği bildirildi.

    ​Margaret Atwood, Konuşan Kadınlar için şunları söylüyor: “Yaşanmış bir olaydan alınan ilhamla yazılan, hem büyüleyen hem hüzünlendiren hem de okurunu şoke eden bir roman!” şeklinde niteliyor. The Washington Post yazarı Ron Charles ise Kanadalı usta kalem için “Yaratıcılık, Toews’in çanağında gözyaşları ve kahkahalarla karıştırılarak yaşamın özü gibi görünen sihirli bir iksir hâline getirilir.”

    0
    0
    2327
  • 15-03-2022

    ABD’li indie pop rock grubu Brazzaville, 14 Mayıs Cumartesi gecesi Asmalımescit’in en yeni konser mekânı Blind’da müzikseverlerle buluşacak.

    Odelay (1996) ve Midnite Vultures (1999) isimli Beck albümlerinde saksafon çalan David Brown tarafından 1998’de kurulan Brazzaville, kendi ismini taşıyan ilk albümünü 1999 yılında Brown’ın sahibi olduğu plak firması South China Sea’den çıkardı. Joel Virgel Vierset (perküsyon), Joe Zimmerman (bas gitar) ve Mick Bolger’in (trompet) katılımıyla hazırlanan ikinci Brazzaville albümü Somnambulista ise 2001 yılında yayımlandı.

    İsmini Kongo’nun başkentinden alan Brazzaville, 2009’da yayımlanan Brazzaville in Istanbul ile birlikte kariyeri boyunca toplam 12 albümü dinleyiciyle buluşturdu. Farklı coğrafyalardan ilham alan Brazzaville, İstanbul için şarkılar yazdı, İstanbul’da klipler çekti ve sırf bu kente özel bir albüm yayımladı.

    14 Mayıs Cumartesi günü Blind’da gerçekleşecek konser biletleri çarşamba günü satışa çıkacak. Buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1681
  • 15-03-2022

    Meşher, “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisi kapsamında ev sahipliği yapacağı “Cins Adımlar” programı ile sanat ve Beyoğlu’nu bir araya getiren özel bir etkinlik serisini sanatseverlerle buluşturacak.

    Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) tarafından 2014 yılından itibaren gerçekleştirilen “Cins Adımlar” programının ilk etkinliği “Cins Adımlar: Sanatçı Kadınların İzinde Beyoğlu” 16 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilecek. “Cins Adımlar: Sanatçı Kadınların İzinde Beyoğlu” yürüyüşünde Beyoğlu’nun az bilinen sanatçı kadınlarının hikâyeleri sanatçıların penceresinden anlatılacak.

    ​​Çiğdem Simavi hâmiliğinde ve ÜNLÜ & Co sponsorluğunda Meşher’de sanatseverlerle buluşan “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisinin küratörlüğünü Deniz Artun üstleniyor. “Cins Adımlar” programında bu sergide eserleriyle yer almış sanatçı kadınların hikâyeleri, Meşher ve SU Gender ekiplerinden oluşan hikâye anlatıcıları tarafından on duraklı bir rota ile takip edilecek. Aliye Berger, Adalet Cimcoz, Füreya - Hakkiye Koral ve Nasip İyem, Yıldız Moran, Iraida Barry, Maryam Şahinyan, Frumet Tektaş, İvi Stangali, Sabiha Bengütaş, Ruzin Gerçin ve Lerzan Bengisu’nun eser ve hikâyeleri Gezi Parkı, Kallavi Sokak, Narmanlı Han, Taksim Cumhuriyet Anıtı gibi duraklar üzerinden katılımcılarla buluşacak. Mart, nisan ve mayıs ayında birer fiziksel birer de dijital yürüyüş olarak planlanan etkinliklerden ilki fiziksel olarak 16 Mart Çarşamba günü düzenlenecek. İlk dijital yürüyüş ise 22 Mart Salı günü gerçekleştirilecek. Yürüyüşe katılmak için kayit@mesher.org adresine mail atarak kayıt olabilirsiniz.

    0
    0
    2318
  • 15-03-2022

    Michèle Standjofski'nin kendi yaşamından izler taşıyan, Lübnan İç Savaşı'nı öncesi ve sonrasıyla ele alarak Ortadoğu'nun yakın tarihini belgesel tadında bir anlatıya dönüştürdüğü grafik romanı Bütün Denizler, Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.

    Bütün Denizler, 1800'lerin sonlarından günümüze uzanan çokkültürlü, çokdilli, çoksesli bir ailenin rengârenk hikâyesini anlatıyor. Bu aile hiçbir yere gerçek anlamda kök salamayan bir aile. Standjofski, bu ailenin İtalya, Fransa, Rusya, Yunanistan, Türkiye ve Lübnan topraklarında yaşadıklarına odaklanırken bir yeri yuva yapan en vazgeçilmez şeyin ''sevgi'' olduğunu yeniden hatırlatıyor okura.

    Kökleri Napoli'den İzmir'e, Atina'dan Beyrut'a uzanan bir ailenin izini süren Bütün Denizler, yaklaşık yüz otuz yıllık bir tarihe ayna tutuyor; siyasi, toplumsal ve sanatsal değişim ve gelişmeleri bir sanatçının gözünden çizgilerle buluşturuyor.

    “İnsan bir kenti nasıl hem sevebilir hem de aynı zamanda ondan nefret edebilir? Peki yuva neresidir? Doğduğunuz ya da yaşadığınız yer mi?

    Neşenin ve cümbüşün eksik olmadığı büyük bir aileye doğan Michèle, yıllarca bu sorunun yanıtını aradı. Zaman zaman Fransa'ya taşınma isteği depreşse de onu her zaman yine doğduğu yere, kadim Beyrut kentine bağlayan tarifsiz his nerede yatıyor? Peki onu Fransa'da biraz daha Lübnanlı, Lübnan'daysa biraz da Fransız hissettiren şey ne? Yerli yersiz uyum çabaları mı? Birçok Lübnanlı gibi iki kültür arasında gidip gelmedeki ustalığı mı? Yoksa okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden ve dinlediği müziklerden yola çıkarak farklı dünyalar arasında açtığı geçitler mi? Ama belki de bunu başarabilmesini anne babasına, dedelerine, büyükannelerine ve onların anne babalarının Beyrut'a olan aşkına borçlu...”

    0
    0
    2289
  • 14-03-2022

    18. Akbank Kısa Film Festivali, 21 - 31 Mart tarihleri arasında çevrim içi olarak düzenlenecek.

    Sinema sanatı için kısa filmin öncü rolünün bilinciyle, bu alanda bir platform oluşturmayı amaçlayan Akbank Kısa Film Festivali’ne bu sene 68 ülkeden toplam 2.081 kısa filmin başvurdu. Festival “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Perspektif”, “Özel Gösterim”, “Forum” ve “Genç Bakışlar” bölümlerinden oluşuyor. Festival programında dünya festivallerinde yer almış birçok filmin yanı sıra çok sayıda Türkiye prömiyeri yapacak yeni filmin yer aldığı, 33 ülkeden 81 kısa ve 3 uzun metraj film yer alıyor.

    “Deneyimler” bölümüne yönetmen Seren Yüce konuk olacak. Yönetmenle yapılacak bir söyleşi ve Venedik Film Festivali’nden ödüllü ilk uzun metraj filmi Çoğunluk festival programında yer alıyor. “Kısadan Uzuna” bölümünde bu yıl dikkat çekici filmlere imza atan, başarılı genç yönetmen Jacqueline Lentzou yer alıyor. Yönetmenin söyleşisi, Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan uzun metraj filmi Moon, 66 Questions, ödüllü kısa filmleri HiwaHector Malot: The Last Day of the Year ve The End of Suffering (a Proposal) festival kapsamında sinemaseverlerle buluşacak. Slovenya’dan Matjaž Ivanišin “Belgesel Sinema” bölümünün konuğu olacak. Playing Men belgesel filmini ve ardındaki çalışma prensiplerini yapacağı söyleşi ile festival takipçileriyle paylaşacak.

    “Forum” bölümünde ise kısa filmlerin fikir aşamasından itibaren desteklenmesi amacıyla düzenlenen Kısa Film Senaryo Yarışması yer alıyor. Yarışmaya bu yıl 692 senaryo başvurdu. Festivalde finale kalan 8 senaryo arasından en iyi senaryo belirlenecek. Ayrıca “Forum” bölümü kapsamında senarist Nuran Evren Şit bir senaryo atölyesi, yapımcı Yamaç Okur proje geliştirme atölyesi düzenlenecek. “Genç Bakışlar” bölümü bu sene ilk kez gerçekleştiriliyor. 20 yaş altı yönetmenlere yönelik açılan yarışma bölümünde 13 film finalist olarak seçildi. “Özel Gösterim” bölümünde ise Fransa’dan kısa filmler yer alıyor. Atölye söyleşi programında da yönetmen Ezel Akay, oyuncu Nihan Okutucu gibi birçok sanatçı deneyimlerini sinemaseverlerle paylaşacak.

    18. Akbank Kısa Film Festivali programına ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1880
  • 14-03-2022

    Geray Gençer ve Pınar Akkurt'un, Nesin Sanat Köyü’nde 1 - 6 Ağustos tarihleri arasında düzenleyeceği “Yaz Tasarım Atölyesi”nin başvuruları başladı.

    Tasarım, güzel sanatlar ve mimarlık bölümleri 3. 4. sınıf veya yüksek lisans öğrencilerinin katılımını hedefleyen atölyede; farklı disiplinlerden tasarımcı adaylarının beraber yaşama ve çalışma kültürünü edinebileceği köy ortamında; konuşarak çizerek, şekil vererek, hareketle ve sesle dertlerini anlatmak, problem çözmek, sorular sormak, cevaplarını bulmak, hikâyelerini anlatmak ve bunların hepsini görünür hâle getirmek amaçlanıyor.

    Katılımcılar çevrim içi koşullardan uzakta köyün düşük teknoloji ortamında soyut kavramlar üzerine düşünmek, tartışmak ve bu fikirleri takım hâlinde uygulamak için bir araya gelecek.

    1-6 Ağustos 2022 (Köy'e geliş 31 Temmuz 2022, Köy'den çıkış 6 Ağustos 2022) tarihleri arasında Şirince, Nesin Sanat Köyü’nde gerçekleşecek atölyenin ücreti, dört öğün yemek, konaklama, dersler ve her türlü temel ihtiyaçlar dahil koğuşlar için 2925, çadırlar için 2225 TL’dir. Programın kontenjanı 20 kişi olacak.

    ​“Yaz Tasarım Atölyesi”ne buradan başvurabilir, ayrıntılı bilgiyi ise buradan edinebilirsiniz.

    0
    0
    3889
  • 14-03-2022

    Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği, Seda Türkmen ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı iki kişilik oyun Istırap Korosu, 15 Mart Salı saat 20.30’da ENKA Sanat’ta tiyatroseverlerle buluşacak.

    ​BAM İstanbul’un Istırap Korosu oyunu, izleyicileri “sessiz” ve “huzurlu” bir apartmana davet ediyor. Oyun, İstanbul’un seslerini, genç ve yaşlı kadınların içlerinden geçirdiklerini, oradan oraya savrulan gençlerin kırgın ve öfkeli hâllerini sahneye taşıyor. Bir apartman hikâyesi olan oyun, karakterlerin kâh kimselere sezdirmeden çektikleri kâh yeri göğü inleterek ilan ettikleri “ıstırapları”, oyunu açılıştan finale hareketli kılan ritmik bir akışın içine yerleşiyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2487
DAHA FAZLA
Geldanlage