
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği, Seda Türkmen ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı iki kişilik oyun Istırap Korosu, 15 Mart Salı saat 20.30’da ENKA Sanat’ta tiyatroseverlerle buluşacak.
BAM İstanbul’un Istırap Korosu oyunu, izleyicileri “sessiz” ve “huzurlu” bir apartmana davet ediyor. Oyun, İstanbul’un seslerini, genç ve yaşlı kadınların içlerinden geçirdiklerini, oradan oraya savrulan gençlerin kırgın ve öfkeli hâllerini sahneye taşıyor. Bir apartman hikâyesi olan oyun, karakterlerin kâh kimselere sezdirmeden çektikleri kâh yeri göğü inleterek ilan ettikleri “ıstırapları”, oyunu açılıştan finale hareketli kılan ritmik bir akışın içine yerleşiyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
PİLEVNELİ, Alman sanatçı ikilisi Mehmet & Kazım’ın “Bad & Boujee” başlıklı Türkiye’deki ilk sergisini 9 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.
“Bad & Boujee” sergisi Mehmet & Kazım’ın çok yönlü sanatsal pratiğine bugüne kadarki en kapsamlı bakışı sunuyor. Ressam ikilisi, her daim uyguladıkları tarzlarında, medya repertuarlarının yelpazesini yayarak geleneksel resim kavramını genişleterek izleyiciyi kırmızı ve beyaz dünyalarında bir yolculuğa çıkartıyor. Yarattıkları dünya ikilinin kişilikleriyle ve biyografilerindeki sayısız benzerlikle yakın bir bağlantı kuruyor. İkili kuzen olmaları ve Türkçede beyaz-kırmızı anlamına gelen “Akal” soyadını paylaşmaları nedeniyle şimdiye kadar yaptıkları tüm çalışmalarında sadece bu iki renge odaklanıyorlar. Sanatsal arka planlarının Hip Hop, Breakdance ve Graffiti’ye dayandığı gerçeği de tekrar eden motifsel elementlerden, şarkı sözlerinden ve ayrıca çizgi romanların etkisine işaret eden çeşitli sembollerden yapılan alıntılarla gösteriliyor. Sanatçı ikilisi, “Bad & Boujee” sergisinde farklı stiller ve tekniklerin kullanıyor.
Türk ressam Haşmet Akal’ın torunları olan Mehmet & Kazım’ın hayatlarının bir noktasında güzel sanatlara ve resme yönelmeleri bekleniyordu. İkili çalışmalarında sanat tarihinden önemli isimleri rol model alıyor. Eserlerinde öncelikle Philip Guston, daha sonra André Butzer, Martin Kippenberger, Markus Oehlen, Albert Oehlen ve Peter Saul’un etkileri görülüyor.
Mehmet & Kazım’ın “Bad & Boujee” başlıklı Türkiye’deki ilk sergisini 9 Nisan tarihine kadar pazar ve pazartesi günleri hariç 10.00 - 18.00 saatleri arasında PİLEVNELİ Dolapdere'de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Mehmet & Kazım, Higher Beings Commanded: Stroke and tickle!, Tuval üzerine yağlı boya, 230 x 300 cm, 2022
2. Mehmet & Kazım, "They/Them 1" Tuval üzerine yağlı boya, 150 x 130 cm, 2022
Borusan Contemporary, dijital platformlarında sanatseverlerle buluşmayı sürdüren, güncel sanat sahnesinin uluslararası temsilcilerini bir araya getirdiği “Düş Suda” başlıklı sergisi paralelindeki etkinlik programlarına “Edip Cansever Üzerine Konuşmalar” serisi ile devam ediyor.
Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan eserlerden bir seçki sunan ve çağdaş Türk edebiyatının güçlü kalemi Edip Cansever’in aynı isimli on bölümlük şiirden yola çıkan “Düş Suda” paralelinde “Edip Cansever Üzerine Konuşmalar” başlığı altında iki bölümlük bir program serisi yayımlanacak. Program kapsamında Gonca Özmen, Anita Sezgener ve Ömer Cansever ağırlanacak.
Küratör Dr. Necmi Sönmez’in moderasyonunda gerçekleşen ve 15 Mart tarihinde Borusan Contemporary YouTube hesabından yayımlanacak olan söyleşide Cansever’in poetikası konuşulacak. Serinin ilk etkinliğinin konukları şiirlerinin yanı sıra aktivist çalışmalarıyla da tanınan Gonca Özmen ve Anita Sezgener olacak. Modern şiirin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Edip Cansever’in Türkiye gündemine metaforlar üzerinden yaklaşan imge dünyasını ele alan bu konuşmada, şiir ve gündelik hayat arasındaki ilişkiler üzerine yoğunlaşılacak.
Şairin oğlu Ömer Cansever'le gerçekleştirilecek ve 29 Mart tarihinde Borusan Contemporary YouTube hesabından yayımlanacak olan bir diğer konuşmada şairin kişiliği, aile hayatı ve ruh hâlleri üzerine yoğunlaşılacak. Cansever'in Düş Suda isimli şiirinden yola çıkarak Borusan Contemporary'deki yeni koleksiyon sergisini hazırlayan küratör Dr. Necmi Sönmez'in moderasyonunda gerçekleşecek bu söyleşi dinleyicileri şairin az bilinen özelliklerini keşfetmeye davet edecek.
“Edip Cansever Üzerine Konuşmalar” serisi kapsamındaki bu söyleşileri 15 Mart tarihinden itibaren Borusan Contemporary YouTube hesabından izleyebilirsiniz. "Düş Suda" sergisini ise çevrim içi olarak buradan ziyaret edebilirsiniz.
Birkan Nasuhoğlu’nun sözü ve müziği sanatçıya ait altı parçadan oluşan ilk solo albümü ne çok şey birikti içimde müzikseverlerle buluştu.
ne çok şey birikti albümünün çıkış parçası “Bir Masaldık Sadece”, beklenmedik anda yaşanan, karşı konmaya çalışılsa da başarılamayan ve kabullenilen bir aşkın hikâyesini anlatıyor. Nasuhoğlu’na albümde yer alan her parçada akustik gitarı da eşlik ediyor.
Birkan Nasuhoğlu, 2017 yılında yayımladığı “Varsa Yoksa” parçasıyla solo kariyerine adım attı. “Bi’Fazla”, “Anlat Ona”, “Diken” gibi milyonlarca dinlenmeye ulaşan parçalar yayımlayan müzisyen, Gökhan Türkmen, Nova Norda, Elçin Orçun, Dilhan Şeşen gibi isimlerle ortak çalışmalar gerçekleştirdi. Üç yıl aradan sonra geçtiğimiz günlerde tekrar bir araya gelerek dört yeni parça çıkaran Yedinci Ev grubunun vokali ve aynı zamanda tüm parçalarının söz ve bestecisi olan müzisyen Birkan Nasuhoğlu, şarkı sözlerinde olduğu gibi kayıt sürecinde de müziğinin olabildiğince samimi ve yalın olmasına özen gösteriyor.
Birkan Nasuhoğlu’nun ne çok şey birikti içimde isimli ilk solo albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
Ülkü Çağlayan Baş Başa isimli performansını, Performistanbul iş birliğiyle Zühre projesi kapsamında, 19 Mart saat 17:00’de İstanbul Sinema Müzesi’nde gerçekleştirecek.
Atlas 1948 Sineması ile İstanbul Sinema Müzesi, mart ayı boyunca kadın -ve kendini kadın olarak tanımlayan- sanatçıların etkinliklerini “Zühre//Sanatçı Kadınlar Ayı” başlığı altında sanatseverlerle buluşturuyor. Film, söyleşi, atölye ve performanslardan oluşan etkinlik programında, Ülkü Çağlayan da başın ve onun temsil ettiklerinin ağırlığından kurtulmak için bir yöntem arayışı olan Baş Başa performansıyla yer alıyor.
Çağlayan’ın Baş Başa performansı, bedensel deneyimlerimizin içinde köklenmiş olan duyusal ve duygusal değerlerden yola çıkarak yeni bir sosyal potansiyelin altını çiziyor. Birlikte ve yalnız, canla başla mücadele eden bir insanlığı merkeze alan performans, başa geleni çekmekle, alıp başını gidememek arasındaki gergin, arafta kalmış hâlin ne ölebildiğimizin ne yaşayabildiğimizin; yerleşik hâle gelemeyecek kadar hareketli oluşumuzu anlatıyor. Performansta Çağlayan’a kendisine eşlik eden Ali Efe Özkan, Cemre Özkan, Eda Tekirli, Gülce Bulduk, Gülden Ataman, Lal Yılmazoğlu, Maya Ela Uyğun, Mirel Ergeneli, Nazlı Tecimer, Oğuzhan Saçıkara, Öyküm Pala, Özge Kırdı, Özge Mutlu, Özlem Doksan, Serap Kızıleroğlu, Zeynep Sinan ve Esila Ay olmak üzere 17 katılımcı bir araya geliyor.
Geçtiğimiz aylarda 65 “güzel soruyu” içeren ve Performistanbul’un “Stay Live at Home” performans serisinde yer alan Making Sense performansı kitap versiyonuyla izleyiciyle buluşan sanatçı, Baş Başa performansında gövde ile başın ayrılamadığı ve kavuşamadığı bir düzende sosyal bir deneyi izleyiciye sunuyor.
Tabiat Kitap, portre yazarlığı konusunda önemli bir isim olan Ümit Bayazoğlu’nun yeni kitabı Ümit Dünyası ve Ferah Doğan’ın şiir kitabı Bir Hissi Parlatmak İçin ile yayın hayatına başladı.
Hatırda Kalmaz Satırda Kalır, Hatay Meyhanesi Defterleri ve Uzun, İnce Yolcular kitaplarıyla ülkemizdeki sayılı portre yazarlarından biri olarak tanınan Ümit Bayazoğlu, Ümit Dünyası’nda deneme, biyografi, gezi, hatıra, kurmaca türlerini bir araya getiriyor. Kitapta sivil portrelerin ele alınma biçimi sıkı bir edebiyatçının gazetecilik macerası gibi gözükse de aslında usta bir gazetecinin edebiyat hevesini okura yansıtıyor. Kitap, “Yazarın tarihe, coğrafyaya ve insan portrelerine dair, ortaokul terkler için yazılmış kişisel bir tarihyazımı denemesi.” olarak sunuluyor.
“Cahit Sıtkı kaymakam, vali olmak için yazıldığı Mülkiye’de başarısızdı. Oradan Yüksek Ticaret Mektebi’ne geçti. Babası işlerini Diyarbakır’dan İstanbul’a nakletmiş, başına da oğlunu geçirmişti. Ama ne hata! Hiç şairden tüccar olur mu? Her gece eve yıkılırcasına sarhoş gelip, ertesi gün işleri savsaklayınca babası kapıyı göstermekte gecikmedi. Ama evlat işte, kıyamamış oğlunu Paris’te Sciences Politiques okumaya yollamıştı. Tahmin edeceğiniz gibi Tarancı bu okulu da bitiremedi, ama en güzel şiirlerini işte bu sırada Paris’te yazdı. Cahit Sıtkı, tatlı Paris rüyasından Nazi bombardımanıyla uyandı. Bisikletle on günde önce Bordeaux’ya, ardından yine bisikletle Cenevre’ye kaçtı.”
Bireysel girişimleri fanzin-kitaplarla hayatımıza giren şair ve ressam Ferah Doğan’ın şiir kitabı Bir Hissi Parlatmak İçin, şiirin patikalarında dikkatlice çalıştığı her konuda merkezi sarsıyor.
“Merkezin çekidüzeni onun göçebeliğinden, barbarlığından darbe alıyor. Bizi tabiata iade edecek imgesel girişimleri oldukça başarılı. Doğan devletin ideolojik aygıtlarıyla mücadele ederken tuzaklardan da kendini koruyor. Çürümüşlüğün, sahteliğin, yarı deliliğin, nitelikli dolandırıcılığın başını alıp gittiği yerde bizlere taze, saf, gerçek, çılgınca teklifler sunuyor. Dilin barbar evladı şiiri; düzyazının, düzinsanın, düzenin üzerine saldırtıyor.” (Tanıtım bülteninden)
“yaprak düşmez kul ölür
biz evde
garip bir müstehcenlikle konuşuruz sıradan şeyler hakkında
bizi bir aile yapan bu
(ben ancak taşa yattığımda uzağa gidiyor bir gemi
sarıldığımda taşa, taş daha derine, daha uzağa gemi)”
Zorlu PSM’nin “Ortak Yapım” projesi kapsamında yapımını üstlendiği Kum Zambakları oyunu prömiyerini 14 Mart Pazartesi akşamı %100 Studio sahnesinde gerçekleştirecek.
Oyuncu ve yönetmen Yeşim Özsoy’un, iklim krizi ile yaşamları değişen evli bir çiftin iniş çıkışlarını ironik bir dille kaleme aldığı oyunu Kum Zambakları, yönetmen ve oyuncu Mark Levitas rejisörlüğünde izleyiciyle buluşuyor. Evrim Doğan’ın Duygu, Umut Kurt’un ise Fikret karakterine hayat vereceği oyun, içinde yaşadığımız dönemdeki iklim krizini evli bir çiftin ilişki süreciyle paralel olarak irdeliyor. Oyun, doğanın sevgisizlik ve şiddetle yok edilmesini, çiftlerin modern hayatın içinde asimile oluşunu, insanoğlunun doğa ile bozulan ilişkisini ve dışardan bakıldığında mutlu olarak nitelendirilebilecek bir çiftin, bu bağlamda, kendi sonlarını nasıl hazırladıklarını anlatıyor.
BKM, DasDas, ENKA Sanat, İKSV ve Zorlu PSM’nin bir araya gelerek Türkiye’nin kültürel birikimine katkı sağlamayı hedeflediği “Ortak Yapım” projesinin bir parçası olan Kum Zambakları oyunu, proje için yapılan açık çağrıya başvuran 786 projeden seçilen oyunlardan biri.
Zorlu PSM’nin yeni oyunu Kum Zambakları, 14 Mart akşamı Zorlu PSM %100 Studio sahnesinde prömiyerini yapacak ve sezon boyunca izleyiciyle buluşacak. Oyunun biletlerine passo.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
BE Contemporary Art Gallery, kadın anlatılarına odaklanan “Female Narrative” başlıklı grup sergisini 20 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Çağdaş sanatta kadın anlatısı kavramına odaklanan “Female Narrative” sergisi, farklı nesillerden sanatçı kadınların eserlerini bir araya getiriyor. Sergide Pemra Aksoy, Gözde Baykara, Deniz Doğruyol, Ceylan Eşit, Karolin Fişekçi, Ece Gauer, Gülfem Kessler ve Esin Öner’in eserleri yer alıyor.
“Female Narrative” sergisi, kadınların gözünden anlatılan, farklı dişil hikâyelerin okunabileceği yapıtları izleyiciye sunmayı ve çağdaş sanatta kadın sanatçıların bakış açısını öne çıkarmayı hedefliyor. Sergide yer alan eserler kadınlık ve kadın varoluşu açısından anlatı (narrative) kavramının taşıdığı öneme referans veriyor. Kadın bedeni, doğayla ilişki ve sanat tarihi başlıklarından yola çıkan ve bu konularla sınırlı kalmayarak kadın anlatısı kavramını geniş bir perspektif üzerinden ele alan “Female Narrative” sergisi, izleyiciyi dişil öyküleri bulmaya, üzerlerindeki ruhsal toprağı atıp, gömülü oldukları yerlerden çıkarmaya davet ediyor.
“Female Narrative” başlıklı grup sergisini 20 Nisan tarihine kadar BE Contemporary Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Yenice Mah. Park Sokak No:8/2 Urla, İzmir, Türkiye
Simone de Beauvoir’ın hayatından ve savaş öncesinde içinde bulunduğu düşünce dünyasından izler taşıyan, 1943’te yayımlanan ilk romanı Konuk Kız, Esra Özdoğan’ın çevirisiyle Everest Yayınları tarafından yeniden okurla buluşturuldu.
Fransa, Almanya’nın işgali altındaydı ve iş birlikçi Vichy Hükümeti vatan, aile, çalışma gibi değerleri öne sürerek kitleleri elinde tutmaya çalışıyordu. Konuk Kız, bu anlayışa tamamen karşıt bir kurgu ve atmosfere sahip bir roman.
Savaş yaklaşırken Paris’te bir tiyatroyu ayakta tutmaya çalışan Pierre ve Françoise çiftiyle himayelerine aldıkları, taşradan gelen genç kızın hikâyesi, dönemin yerleşik yargılarına ve hükümetin ideallerine alabildiğine uzaktır. Üçlü bir ilişkiye dönüşen bu birlikteliğin taraflarının ötekinin varlığıyla sarsıldığı, çatışmalara sürüklenir.
Sinemamızın auteur yönetmenlerinden Reha Erdem’in Türkiye’nin ekolojik anlamda ilk sürdürülebilir film yapım girişimi olacak yeni filmi Neandria’nın çekimleri başladı.
Yapımcılığını Ömer Atay’ın üstlendiği film Neandria antik kentinin yakınlarında, yoksul ve küçük bir köyde yaşayan ve atletizm müsabakalarına hazırlanan Suna adlı genç bir kadının hikâyesini anlatacak. Filmin çekimleri Çanakkale’nin Kayacık köyünde ve Neandria antik kentinde gerçekleşecek. Filmin görüntü yönetmenliğini ise Kaç Para Kaç, Korkuyorum Anne, Beş Vakit, Kosmos, Jîn, Şarkı Söyleyen Kadınlar ve Koca Dünya filmlerinde de birlikte çalıştığı Florent Herry üstlenecek.
Neandria’nın oyuncu kadrosunda Ahmet Rıfat Şungar, Bülent Emin Yarar, İnci Nur Daşdemir, Nihal Yalçın, Nur Fettahoğlu, Serkan Keskin, Gizem Katmer ve Ayşegül Kopartan rol alacak. Ayrıca filmde Deniz İlhan ve rap müzisyeni İzzy İsmail ilk oyunculuk deneyimleri ile perdede olacak.
Neandria ile ilgili güncel bilgileri Facebook, Instagram ve Twitter hesaplarından takip edebilirsiniz.