GÜNDEM
  • 31-03-2022

    DasDas, dopdolu programıyla sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Program kapsamında Nergis Öztürk tek kişilik oyunu Düğün Şarkıcısı ile DasDas Atölye’ye konuk olurken, Büyük Ev Ablukada Mutsuz Parti konser serisine DasDas’ta vereceği üç konser ile uzun bir ara verecek.

    Kaan Sekban Saçmalar 31 Mart saat 20.30’da DasDas Sahne’de izleyiciyle buluşacak. Kaan Sekban’ın kendi odasından yaptığı talk şovlarını sahneye taşıdığı şovda, plaza hayatlarından cast ajanslarına, beyaz yaka dramlarından sosyal medyadaki davranış bozukluklarına değiniyor.

    1, 2 ve 3 Nisan saat 22.00’de Büyük Ev Ablukada son Mutsuz Parti konserlerini DasDas Sahne’de verecek. Büyük Ev Ablukada, bu üç konser sonrası uzun bir süre konser vermeyecek.

    DasDas Atölye’de 3 Nisan günü çocuklara özel bir program düzenlenecek. 14.00’te Alper Baytekin’in tasarlayıp yönettiği Uyku Nereye Kaçar?, 16.00’da yine Baytekin’in tasarlayıp yönettiği Astro Ay’a Tırmanıyor sahnelenecek.

    DasDas Sahne’nin sevilen oyunlarından Vahşet Tanrısı 4 Nisan saat 20.30’da izleyici karşısına çıkacak. Binnur Kaya, Dolunay Soysert, Güven Kıraç ve Levent Ülgen’in rol aldığı Yasmina Reza imzalı oyun, çocuklarının kavgalarının ardından orta yolu bulmak üzere bir araya gelen ebeveynlerin hikâyesini eğlenceli bir dille anlatıyor.

    Şebnem İşigüzel’in aynı adlı romanından uyarlanan Ağaçtaki Kız oyunu 5 Nisan saat 20.30’da DasDas’ta tiyatroseverlerle buluşacak. Ahsen Eroğlu ve Tunahan Çilingir’in rol aldığı, İlksen Başarır’ın yönettiği oyun, iki gencin hayata dair paylaşımlarına odaklanıyor.

    6 Nisan saat 20.30’da DasDas Sahne’de izleyici karşısına çıkacak Romeo & Juliet’in oyuncu kadrosunda Ayberk Aladar, Barış Gönenen, Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Can Avcı, Ceren Boz, Deniz Can Aktaş, Erdem Akakçe, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Hülya Gülşen, Naz Çağla Irmak, Onur Tanyeri, Sinan Gülşen ve Ümit Erlim yer alıyor. Verona’nın iki düşman ailesinin çocuklarının büyük aşkını anlatan oyun, Mert Fırat ve Nagihan Gürkan tarafından bambaşka bir zaman dilimine taşınarak izleyiciye sunuluyor.

    DasDas Atölye, Anadolu Efes Mavi Sahne kapsamında Nergis Öztürk’ün Düğün Şarkıcısı isimli tek kişilik oyununa 6 Nisan saat 21.00’de ev sahipliği yapacak. Kayhan Berkin rejisiyle izleyici karşısına çıkan oyun, BBG yarışmasıyla ünlü olan caz şarkıcısı Şahnaz’ın bir düğün şarkıcısına dönüşümünü anlatıyor.

    Didem Balçın, Mert Fırat, Onur Dilber ve Özgün Aydın’ın yer aldığı Tom Basden imzalı Joseph K. oyunu 7 Nisan saat 20.30’da DasDas Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak. Oyunda Joseph K. modern dünyanın labirentlerinde yeniden özgürlüğüne kavuşmaya çalışırken görünmez ve mantıksız bir adalet sistemiyle savaşa giriyor.

    DasDas’ın programına internet sitesinden, etkinliklerin biletlerine ise mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1993
  • 31-03-2022

    Kale Tasarım ve Sanat Merkezi, Murat Germen’in iklim değişikliği, küresel ısınma, su hakları gibi konulara dair birbirine eklemli sergilerinin en son safhası olan “Küresel İkaz” başlıklı fotoğraf sergisini 30 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Kale Grubu’nun hayata geçirdiği “İyi Bak Dünyana” hareketi kapsamında daha sürdürülebilir bir dünya için sosyal fayda yaratan fikirleri savunmayı amaçlayan KTSM, küresel sorunların başında gelen iklim krizi konusunda farkındalık oluşturmak ve harekete çağırmak amacıyla “Küresel İkaz” sergisini izleyicinin beğenisine sunuyor. Aşırı kentleşmenin etkileri, insanın doğada yarattığı tahribat, küresel ısınma, iklim değişikliği ve su hakları konuları üzerine çalışan Murat Germen, buzlarla kaplı kuzey coğrafyalarında belgesel fotoğraf çalışmaları ile küresel ısınma sorununun ciddiyetini vurgulamayı hedefliyor. Sergide Norveç, Svalbard Adası ve Grönland’da çekilen toplam 17 fotoğraf yer alıyor. İnsan türünün sonunu getirecek gibi görünen beşeri gaflet, ihmalkârlık, lakaytlık ve kayıtsızlığa dikkat çeken sergi, küresel iklimle başa çıkmanın yolunun tevazu, sadelik ve tasarruftan geçtiğinin altını çiziyor.

    Sanatçı Murat Germen şunları söyledi: “Svalbard Adası-Norveç, Grönland-Danimarka, Tromsö-Norveç, Laponya-Finlandiya ve İzlanda’da uzun süredir küresel ısınmanın etkilerini gözlemliyorum. Buralarda deneyimlediklerim, yerellerden duyduklarım, fotoğrafladıklarım sonrasında yaşamımda zaten merkeze oturan ‘yettiği kadar’ kavramını iyice benimsedim. Mimari, giyim, beslenme, nüfus, günlük yaşam, vb. boyutlarda her şeyin gereken asgari miktarda üretildiğini ve tüketildiğini görmek ‘demek ki mümkün!’ dedirtti. Dünyanın en gelişmiş bazı ülkeleri tarafından yönetilen bu coğrafyalarda iklimin üstünlüğünden dolayı tevazu, yetinme, sadelik, tasarruf, iş birliğinin benimsenmesi ve israf, ifrat, gösteriş, fuzulî büyüme, hırs, egodan uzak durulması örnek alınması gereken tavırlar.”

    Kale Grubu Kurumsal İletişim Müdürü Zeynep Özler ise şunları söyledi: “Her zaman öze değen, özgün ve özgür projelere öncelik veriyoruz. Dünyanın sanatla daha iyi bir yer olacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın önceliklerinden olan sorumlu üretim ve tüketime davet eden sanatçılara alan açmaya devam ediyoruz. Murat Germen de bu sanatçılardan biri. Kendisine sergi fikrini götürdüğümüzde hepimiz çok heyecanlandık. Bu fotoğraflar, üç yıldır KTSM’de sergilenmeyi bekliyordu. Doğru zamanda bu sergiyi hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Sanat, yüzleşme için bir araç ve biz de ziyaretçilerimizi iklim krizi ile yüzleşirken aynı zamanda atalete kapılmadan bugünden harekete geçmeye davet ediyoruz.”

    Kalebodur desteğiyle düzenlenen Murat Germen’in “Küresel İkaz” başlıklı fotoğraf sergisini 30 Nisan tarihine kadar KTSM’de ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. EISCAT Svalbard Radar,  Spitzbergen, Svalbard Adası, Norveç, 2018
    ​2. Küresel Tohum Deposu, Longyearbyen, Svalbard Adası, Norveç, 2018

    0
    0
    2324
  • 31-03-2022

    Pascaline Nolot’nun çocukları kütüphanelerin büyülü dünyasında bir yolculuğa çıkararak onlara kütüphanenin hayatlarını nasıl değiştirebileceğini gösterdiği Eliott ve Gizemli Kütüphane, Şirin Etik’in çevirisiyle Redhouse Kidz (SEV Yayıncılık) tarafından yayımlandı.

    Antonin Faure’nun resimlediği kitabın her sayfası gizem ve macera dolu. Okulunda zorbalığa maruz kalan Eliott için kütüphane, sevdiği kitapları bulup okuyabileceği bir yer olmanın ötesine geçip adeta sığınağa dönüşür. Kitaplar ve kitaplar aracılığıyla yepyeni hikâyelere açılan pencereler ise ona, sorunlarıyla farklı şekillerde yüzleşecek cesaret ve özgüveni aşılamaya hazırdır. Hepimiz gibi Eliott’un da kitaplardan öğreneceği çok şey vardır…

    “Eliott’un okul günleri, Charlie ve çetesinin soğuk şakaları yüzünden zehir olmaktadır. Neyse ki bir sığınak bulur kendine: Kütüphane!

    Bir gün Charlie’den kurtulmak için kütüphaneye saklandığında orada uyuyakalır. Akşam olup kütüphane kapandığında uykusundan uyanır ve o da ne! Karşısında bambaşka bir dünya vardır. Kütüphanenin bu gizemli hali, Eliott’u yepyeni bir maceraya davet eder. Peki, Eliott bu daveti kabul edecek midir?”

    0
    0
    3599
  • 30-03-2022

    Gama Art Gallery, Çağlar Tağcı’nın “Infinity (Sonsuzluk)” başlıklı kişisel sergisini 1 - 30 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Çağlar Tağcı “Infinity (Sonsuzluk)” başlıklı sergisinde, 2017 yılından bugüne evren üzerine “astral keşif yolculuğum” diye adlandırdığı düşüncelerini, izlediği filmleri, okuduğu kitapları, uzayla ilgili gelişmeleri takip etmesi, gökyüzüne olan ilgisiyle beslenerek zihnindeki düşünce ve kurgulardan yarattığı “kendi evreni”ni izleyiciye sunuyor. Sanatçı sergide resim çalışmalarını izleyicinin sonsuz hayal gücüne bırakıyor.

    Çağlar Tağcı “Infinity (Sonsuzluk)” sergisi hakkında şunları söyledi: “Kendimi bildiğimden beri sanat alanında attığım her adımın beni daha ileriye taşımasını, Türkiye ve uluslararası sanat arenasında işlerimi sergilemeyi hayal ettim. Önce hayal ediyor, gerçekleştiriyor, yeni hayaller peşinde koşmaya devam ediyorum. Ben bir hayal öğrencisiyim ve yaşamım boyunca hep öğrenci olarak kalacağımı düşünüyorum. Yaptığım işler sadece benim dünyamı, evrenimi dışarıya yansıtıyor. Zihnimdeki görsel şöleni ziyafete dönüştürüp tuvale aktarıyorum. Bunun yanı sıra resimlerimin kendi içerisinde bir kaosu, yaratılmış bir şey veya yaratılmak üzere olan bir durumu var. Bu sergideki her bir işin izleyiciye göre devamlılığı var. Resimlerin devamını sadece kendisine özel görmek isteyenleri sonsuz görsel ziyafete davet ediyorum.”

    ​​Çağlar Tağcı’nın “Infinity (Sonsuzluk)” başlıklı kişisel sergisini 1 - 30 Nisan tarihleri arasında pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 13:00 - 19:00 saatlerinde Gama Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2559
  • 30-03-2022

    Min Jin Lee’nin Japonya’ya göç eden Koreli bir ailenin hikâyesini görkemli bir destana dönüştürdüğü, dünya çapında geniş bir okur kitlesine ulaşmasını sağlayan romanı Paçinko, Kübra Tekneci’nin çevirisiyle Epsilon Yayınevi’den çıktı.

    2017 yılında yayımlandıktan sonra diziye de uyarlanan bu uluslararası çoksatan roman, okurunu Japonya’da yaşayan Koreli göçmenlerin hayatına dahil ediyor. Hareketli sokak pazarlarından Japonya'nın en iyi üniversitelerinin salonlarına ve yeraltı suç dünyasının paçinko odalarına dek iz sürüyor Paçinko. Lee'nin karmaşık ve tutkulu karakterleri vasıtasıyla yoksulluk, istismar, savaş, intihar ve servet birikiminin birden fazla nesil üzerindeki etkisine tanık olurken bize çok uzak görünen bir kültürün kapısını aralıyor.

    ​1900'lerin başında, Koreli sakat bir balıkçının kızı Sunja, evlerinin yakınındaki deniz kıyısında karşılaştığı zengin bir yabancıya âşık olur. Bu gizemli adam, genç kadına büyük vaatlerde bulunarak onu baştan çıkarıp hamile bıraktıktan sonra aslında evli olduğu açığa çıkar. Çok sevdiği ailesini bu planlanmamış hamilelikle utandırmak istemeyen Sunja, kurtuluşu genç ve hasta bir bakanın kendisini Japonya’ya götürmeyi teklif edişinde bulur. Sunja, evini terk etmesi ve oğlunun imtiyaz sahibi babasını reddetmesi anlamına gelen bu kararı aldığında yankısı nesiller boyu sürecek dramatik bir destanı da başlatmış olur.

    0
    0
    1918
  • 30-03-2022

    Soner Caner’in yazıp yönettiği, Selahattin Paşalı ve Ece Çeşmioğlu Ölmez’in başrollerinde yer aldığı Mukavemet filmi, dünya prömiyerini 41. İstanbul Film Festivali’nde yapacak.

    8 - 19 Nisan tarihleri arasında 41’incisi gerçekleşecek İstanbul Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirecek olan Mukavemet, Türkiye’de kesintisiz tek plan olarak çekilen ilk film. Festivalin Ulusal Yarışma seçkisinde yer alan ve Selahattin Paşalı’nın ilk kez beyazperdede seyirci karşısına çıkacağı film, ilişkilerinin henüz başında bir çift ile peşlerini bırakmayan eski sevgili arasında geçen gerilim dolu bir geceyi anlatıyor. Psikolojik drama türündeki filmin tek gecede ve aksiyonu hiç kesmeden yapılan çekimleri için çok uzun süreli bir ön hazırlık yapıldı.

    İlk uzun metrajı Rauf ile hem dünya çapında hem de Türkiye’deki festivallerden 30’a yakın ödül kazanan Soner Caner’in yazıp ve yönettiği Mukavemet filmi, 41. İstanbul Film Festivali kapsamında 17 Nisan Pazar günü Atlas Sineması’nda sinemaseverle buluşacak.

    “Ecem ve Rahmi, İstanbul'da bir apartmanın bodrum katında yaşayan, ilişkilerinin henüz başında iki genç sevgilidir. Ecem'in yakın zamanda ayrıldığı ve peşini bırakmayan eski sevgilisi, Ecem'i görmek için kapılarına dayanır. Gerilim ile hiç bitmeyen bir gece başlar.”

    0
    0
    5317
  • 30-03-2022

    Kahve Dünyası’nın güncel sanat projesi Yanköşe, sokak sanatçısı No More Lies’ın Origami Geyik başlıklı çalışmasını Şubat - Ağustos 2022 tarihleri arasında Kabataş’ta sergiliyor.

    Kahve Dünyası’nın 2017 yılında hayata geçirdiği, kâr amacı gütmeyen sanat platformu Yanköşe, beklenmedik ve deneysel güncel sanat eserleri üreten sanatçılara ifade alanı yaratıyor. Her sene iki projeyi/sanatçıyı kamusal alanda ağırlamayı hedefleyen Yanköşe, yedinci sergisinde sokak sanatçısı No More Lies’ın Origami Geyik başlıklı çalışmasını sanatseverlerle buluşturuyor.

    Kahve Dünyası’nın Kabataş mağazasının yanındaki iki duvarda, üstünden güneş ışınları sızan bir ormanı ve kâğıttan yapılmış bir geyiğin yanışını sergileyen eser, geçen sene dünyanın pek çok yerinde çıkan orman yangınlarından yola çıkılarak hazırlandı. Eser iklim krizinin en görünür sonuçlarından biri olan ve geçen sene dünyanın pek çok yerinde çıkan orman yangınlarına dikkat çekerek orman yangınlarının sadece ağaçlara değil, içinde yaşayan canlılara da zarar verdiğini bir geyiğin kırılganlığıyla anlatıyor. Eserin bulunduğu iki duvarın bir parçasında doğa, diğer parçasında ise insan müdahalesi ile ortaya çıkan tablo işleniyor. Yaklaşık 260 metrekarelik alana sahip iki duvardan birinde üstüne güneş ışıkları sızan ormanın, diğer duvarda da yanmaya devam eden bir geyiğin resmedildiği eser, izleyiciyi iklim krizinin can yakan etkileriyle yüzleştiriyor.

    Çalışmalarında küresel iklim krizi, sürdürülebilirlik, orman yangınları ve kadın cinayetleri gibi toplumsal konuları işleyen No More Lies şunları söyledi: “Önerilerin zamanlaması orman yangınları için çok önemliydi. Çünkü kış gelmişti ve artık kimsenin gündeminde yazın olan orman yangınları yoktu. Ormanlar yanarken infial, kavgalar, birbirini suçlamalar vardı, ya sonra? Sonra herkes kendi sıkıcı hayatına geri döndü.”

    ​No More Lies Origami Geyik çalışması hakkında şunları söyledi: “Yanköşe bana eleştiri alanını açtı. Akşam yağmurlu bir havada tıkanmış trafikte evine giderken, kirli yağmur, arabanın camlarından akarken, o amaçsız, mutsuz anda, binaların arasında, üstünde güneş doğan bir orman göreceksin. Kafanı biraz çevirdiğinde ise sadece ağaçların yaşamadığı o ormanda/ dünyada yanan bir geyiğin en az senin kadar kayıtsız ama korunmasız tutuştuğunu fark edeceksin.”

    0
    0
    1887
  • 30-03-2022

    Kafka’yı 1988 yılından beri “çizgi romana tercüme eden” görsel sanatçı Peter Kuper’ın Kafkaesk – On Dört Öykü adlı çizgi romanı Özde Duygu Gürkan’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Yirminci yüzyılın en önemli edebi figürlerinden biri olan Franz Kafka kuşaklar boyunca pek çok yazar ve sanatçıyı derinden etkiledi; öykü ve romanları edebiyat, müzik, resim, heykel, dans ve film gibi çok çeşitli alanlarda sayısız esere ilham kaynağı oldu. Kafka’nın uzunlu kısalı on dört öyküsüne Kuper’ın getirdiği yaratıcı yorumlar Kafka okurlarına yeni ve farklı bakış açıları sunuyor.

    Kafka’nın öykülerinin bireysel yorumlara ilham verdiğini, her okura benzersiz bir kişisel bağlam sunduğunu belirten Kuper şöyle diyor:

    “Kafka kırk bir yaşını doldurmadan öldü, bundan neredeyse yüz yıl önce, ama öyküleri daha dün yazılmış hissi veriyor. Ya da belki takipçilerinden Gustav Janouch’un dediği gibi, Kafka’nın eserleri ‘yarının bir aynası’dır. Bu eserler şimdiye ve buraya ait; Kafka’nın hikâyeleri insanlık durumumuza giden bir yol haritası teşkil ediyor. Bizi kurumlarımızın tehlikelerine karşı uyarıyor, bize zaaflarımızı hatırlatıyor, absürdlüklerimize gülmemiz için bizi dürtüyorlar. Dünyamız giderek daha çok ‘Kafkaesk’ sıfatını yansıtırken, Kafka’nın kulaklarımıza fısıldadığı bütün o mesajlarda yeni bir anlam bulabiliriz.”

    0
    0
    1765
  • 29-03-2022

    Sergey Dovlatov’u en önemli eserlerinden biri olarak sayılan Bavul, Eyüp Karakuş’un Rusça aslından çevirisiyle Jaguar Kitap tarafından yeniden Türkçede yayımlandı.

    “Gözlerim boş bavula takılmıştı. Dibinde Karl Marx, kapağında Brodski. İkisi arasında ise gözden düşmüş, değerini yitirmiş koskoca bir yaşam… Bavulu kapadım. İçinde naftalin topakları boğuk bir sesle yuvarlandılar. Çıkardıklarım karmakarışık bir yığın halinde mutfak masasının üzerinde duruyordu. Bu, otuz altı yıl boyunca biriktirebildiklerimdi. Ülkemde geçirdiğim otuz altı yıllık ömrümün bir bilançosu. “Gerçekten de hepsi bu mu?” diye düşündüm. Ardından da, “Evet, demek ki hepsi bu kadarmış…” diye yanıtladım kendimi. İşte o anda, hani nasıl derler, kendimi bir anda anılar girdabına kapılmış buldum. Belli ki şu pılı pırtının arasına saklanmışlardı. Kapağı açınca hepsi dışarı nüfuz etti. Bütün bu anıları herhalde Marx’tan Brodski’ye şeklinde adlandırmak gerekiyor. Ya da ne bileyim, Biriktirebildiklerim de olur. En basit haliyle Bavul da diyebiliriz…”

    0
    0
    1701
  • 29-03-2022

    ANAMED, 10. yılını Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in Pisidya ve çevresindeki “tarihi değiştirilmiş manzara” kavramına odaklandıkları “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi ile kutluyor.

    Sergide Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in geniş format analog fotoğraf makinesiyle siyah beyaz film üzerine oluşturduğu fotoğraflarına Ömer M. Koç Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıl fotoğraf ve albümleri de eşlik ediyor. Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi Direktörü Jeroen Poblome metinleriyle tarihi çerçeveyi kurarken, Meşher Direktörü Bahattin Öztuncay da sanatçıların kullandığı deneysel çekim ve baskı teknikleriyle ilgili açıklamalarıyla sergideki fotoğrafların bağlamına yerleşmesine yardımcı oluyor. 

    Sagalassos’ta başlayan ve daha sonra Pisidya manzarasına odaklanan sanatçıların fotoğrafları, varlığın ve yokluğun kıyısında, uzun bir geçmişin izini sürüyor. Sanatçılar, geçmişe gönderme yapıp ilk fotoğrafçılara saygılarını sunabilmek için eserlerini siyah beyaz film üzerinde geniş formatlı analog alan kamerası kullanarak yaratıyor. Sergide yer alan eserlerde kullanılan teknikler arasında albümin, tuz baskıları ve jelatin gümüş baskı gibi geleneksel metotların yanı sıra serigrafi, morötesi ve foto polimer baskıları yer alıyor.

    Vehbi Koç Vakfı, Yapı Kredi Yayınları, KU Leuven, LUCA School of Arts ve Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi katkılarıyla düzenlenen “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan ve Judith Desmyttere’nin şiiri ile aynı ismi taşıyan Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına (Yapı Kredi Yayınları, 2022) adlı fotoğraf kitabının lansmanı ile eşzamanlı olarak gerçekleştiriliyor.

    ​“Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi 17 Ekim tarihine kadar pazartesi günleri hariç her gün 10:00 - 19:00 saatleri arasında ANAMED Galeri’de ziyaret edilebilir.

    0
    0
    1382
DAHA FAZLA
Geldanlage