GÜNDEM
  • 29-03-2022

    Prömiyerini Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapan Türkiye - İran ortak yapımı Göl Kenarı filmi Akbank Kısa Film Festivali ve İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Film, her iki festivalde de En İyi Kısa Film Ödülü için yarışacak.

    İran sinemasından esintiler taşıyan ve çekimleri Hatay’da gerçekleştirilen Göl Kenarı, küçük bir kasabada yaşayan Leyla’nın hikâyesine odaklanıyor. Aziz Alaca’nın yazıp yönettiği ve başrollerinde Rugül Serbest ve Mahir Berkant Varol’un yer aldığı film, Leyla’nın hamile olduğunu öğrenmesinin ardından bu haberi erkek arkadaşı Fatih ile paylaşacağı bir göl kenarı buluşmasını ve öncesinde kasabanın sokaklarında gerçekleştirdiği gezintiyi anlatıyor. Kadın merkezli bir hikâyeyi İran sinema estetiğiyle buluşturan film, Aziz Alaca’nın 2018 yılında yazdığı aynı isimli uzun metraj senaryodan uyarlandı. Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    Leyla karakterini canlandıran ressam Rugül Serbest, ilk oyunculuk deneyimini bu film ile gerçekleştirdi. Resimlerinde kendi yüzünü ve bedenini model olarak kullanan Serbest, son olarak Mixer Art Gallery’de sanatseverlerle buluşan “Kendimin Ormanında” başlıklı sergisinde, her şeyin doğanın bir parçası olduğu gerçeğini kendine özgü tarzıyla ele almıştı.

    Göl Kenarı, 31 Mart’a kadar 18. Akbank Kısa Film Festivali’nde 8 - 19 Nisan tarihleri arasında 41. İstanbul Film Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak. Film Akbank Kısa Film Festivali kapsamında buradan çevrim içi olarak izlenebilecek. İstanbul Film Festivali’ndeki gösterimleri ise 14 Nisan Perşembe günü saat 13:30’da Cinewam City’s Nişantaşı’nda ve 17 Nisan Pazar günü saat 16:00’da Kadıköy Sineması’nda gerçekleştirilecek.

    0
    0
    1995
  • 29-03-2022

    Depo, Türkiyeli ve İsveçli sanatçıların Kadın Eserleri Kütüphanesi arşivine odaklanan işlerinden oluşan “Kadın Arşivlerinden Yansıyanlar” başlıklı sergisini 30 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Kadın Arşivlerinden Yansıyanlar”da Larissa Araz ve Petra Bauer, Şafak Şule Kemancı ve Ays Alayat, Özge Açıkkol ve Elin Strand Ruin’ın Kadın Eserleri Kütüphanesi arşivini merkezine alan uzun soluklu kültürler ve disiplinler arası iş birliği ve sanatsal araştırmalarının sonucunda ürettikleri işler yer alıyor.

    Proje kapsamında Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde araştırma yapmaya davet edilen, üçü İsveç’ten, üçü Türkiye’den olmak üzere altı sanatçı, arşivle birer sanatçı olarak ilişki kurdu. Sanatçılar, Türkiye’deki kadın hareketi, küratöryel araştırma pratikleri ve arşivin düzeni ve içeriğine odaklanan yoğun bir araştırma ve tartışma sürecinin ardından, sergideki işler üzerinde çiftler hâlinde çalıştı. Bariz coğrafi ve kültürel ayrımların yanı sıra sanatçılar, feminist pratiğe farklı yaklaşımları ve kişisel bağlantılarını kesiştirmenin yollarını da aradılar.

    Sergide yer alan üç yerleştirme, arşivde yer alan görseller, mektuplar ve gazete kupürleriyle beraber, arşiv binasının çevresindeki mekân ve topluluklar arasında kurulabilecek ilişkileri ele alıyor. Sanatçılar, arşiv ve çevresinde hikâyelerine rastladıkları kişilere söz vererek, geçmişten nelerin geriye kaldığını ve kimlerin yansımalarının açığa çıkarılabileceğini sorguluyor. Sergi toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf, cinsel yönelim ve engelliliğin rolü ve kesişimlerinin geniş etkilerine dikkat çekiyor.

    Feminist, sanatsal ve arşivsel pratikleri kapsayan güncel çalışmalara katkıda bulunmayı hedefleyen “Kadın Arşivlerinden Yansıyanlar”, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı ve Depo iş birliğinde, İsveç Enstitüsü tarafından desteklenen Equal Spaces projesi kapsamında gerçekleştiriliyor.

    ​Künye: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Süreli Yayınlar Koleksiyonları’nın yıllık düzenleme ve temizlik çalışmaları, İstanbul 2021 

    0
    0
    1871
  • 28-03-2022

    SALT, pandemi nedeniyle ara verdiği Açık Sinema’daki gösterimlerine “Aramızda Bir Espri: Electronic Arts Intermix’ten Mizahi Bir Seçki” ile yeniden başlıyor. Program kapsamında gerçekleşecek gösterimler 29 Mart - 3 Nisan tarihleri arasında SALT Beyoğlu Açık Sinema’da ve saltonline.org’da çevrim içi olarak izlenebilecek.

    Electronic Arts Intermix iş birliğiyle düzenlenen program, disiplinlerarası küratör-sanatçı Katie Vida tarafından hazırlandı. Kuruluşunun 50. yılı nedeniyle Electronic Arts Intermix’in kapsamlı video arşivinden mizahi bir seçki sunan program kapsamında sanatçılar Jamie Davidovich, Jayson Scott Musson, Michael Smith, Stuart Sherman, Andrew Lampert ve Stanya Kahn’ın altı kısa videosu izleyicilerle buluşacak. Sanat ve kitle kültürüne dair ironik, absürt ve parodik yaklaşımları bir araya getiren, mizahın eleştirel gücünün öne çıktığı bu seçki, 80’li yıllardan günümüze uzanan bir süreci kapsıyor.

    1971’de ABD’de, galerici ve koleksiyoner Howard Wise’ın girişimiyle kurulan Electronic Arts Intermix, yaratıcı bir ifade ve sanat biçimi olarak videoyu ve bu alanda üreten sanatçıları desteklemeyi, işlerini arşivlemeyi amaçlıyor.

    SALT Beyoğlu Açık Sinema’da gün boyu devam edecek gösterim programı “Aramızda Bir Espri: Electronic Arts Intermix’ten Mizahi Bir Seçki” ayrıca saltonline.org üzerinden çevrim içi olarak da izlenebilecek.

    Açık Sinema'da Tekrarlı Gösterim Programı
    29 Mart - 3 Nisan, 11.00 - 19.00

    Portrait of the Best Artist [En İyi Sanatçının Portresi]
    Jaime Davidovich; 5 dakika 38 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 1982

    Art Thoughtz, Relational Aesthetics [Sanat Üzerine Düşünceler: İlişkisel Estetik]
    Jayson Scott Musson; 5 dakika 27 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 2011

    Mike’s World Orientation Video [Mike’ın Dünyası: Oryantasyon Videosu]
    Michael Smith (Joshua White’ın iş birliğiyle); 5 dakika 51 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 2007

    Newsbreak [Son Dakika Haberleri]
    Stuart Sherman; 8 dakika 46 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 1994

    What Portland Thinks About Technology At 3 A.M [Geçenin Üçünde Portland’ın Teknolojiye Dair Düşündükleri]
    Andrew Lampert; 5 dakika 51 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 2014

    Arms are Overrated [Kol Dediğin Nedir ki?]
    Stanya Kahn; 11 dakika 35 saniye; İngilizce; Türkçe altyazılı, 2012

    0
    0
    1848
  • 28-03-2022

    Yusuf Aygeç’in “Mekanlar Tercihlerin Gölgesidir” başlıklı altıncı kişisel sergisi MERKUR’ün Polat Piyalepaşa’daki yeni mekânında 30 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    “Mekanın Ruhu” sergisinin devamı niteliğindeki “Mekanlar Tercihlerin Gölgesidir” sergisinde Yusuf Aygeç’in tuval üzerine yağlı boya ve asitsiz kâğıt üzerine füzenleri yer alıyor. “Mekanın Ruhu” sergisinde sanatçının insanın elementsel karşılıklarının hissel yansıması olarak, mekân sorgulamalarına girmişti. Bu sergide ise aynı hissiyatı doğanın içerisinde mekân, boşluk ve gölge kavramları ile iç içe alarak temelinde tüm bu sarmalın benzer kimyalar olduğunu sorguluyor.

    Gölge kavramı tercihlerin dışında gelişen bir izdüşümdür. Bütünlüğü oluşturan lekelerin, boşlukta yer kaplayan bütün nesnelerin tanımsal özetleri olduğunu düşünen sanatçı, mekânları, bütünlüğün içerisinde görebildiğimiz detaylardaki her alanda çözümlemeyi tercih ediyor. Bu tercihler noktasında ise “yazgı” kavramı devreye girerek, seçeneklerin sonucunda gölgelerin izdüşümlerinin canlı olan her varlıktaki hissetme karşılıklarının sorgulama sürecini oluşturur.

    ​Yusuf Aygeç’in “Mekanlar Tercihlerin Gölgesidir” başlıklı sergisini 30 Nisan’a kadar MERKUR’ün Polat Piyalepaşa’daki yeni mekânında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2246
  • 28-03-2022

    İletişim uzmanı Erica Dhawan’ın cinsiyetler, nesiller ve kültürler arasında geleneksel beden dilinin yerini alan yeni işaretleri ve ipuçlarını deşifre ettiği, beden dilinin dijital dünyada da eskisi kadar önemli olduğunu savunduğu kitabı Dijital Beden Dili, Zeynep Sena Sökmen’in çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Dhawan; konferanslardan görüntülü toplantılara, günlük e-postalardan anlık mesajlara ve çevrim içi görüşmelere kadar pek çok olası ortam, mecra ve yöntemi mercek altına alarak dijital iletişimde dikkat etmemiz gereken noktaları irdeliyor. Sürekli değişen bu dünyada iletişim kurduğumuz insanlara güven vermek ve netlik sağlamak için türlü iç görülerini paylaşıp çözüm önerilerinde bulunuyor.

    ​Dijital ve sanal dünyada iletişim kurmak adına önemli ipuçları veren Dijital Beden Dili, “Bu yeni düzende kendimizi doğru ifade etmek için ne yapmalıyız?”, “Net ve güvenilir iletişim kurduğumuzu düşünürken aslında hangi yanlışları yapıyoruz?” gibi sorulara yanıt arıyor.

    0
    0
    2818
  • 28-03-2022

    Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, üç nesil sanatçı bir ailenin yıllar içinde biriktirdiği fotoğraflar, resimler, kişisel eşyalar ve objelerden oluşan “Memento İstanbul: Hristoff Aile Arşivi” sergisini 31 Mart - 7 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Hristoff ailesinin olduğu kadar, bir şehrin de tarihine mercek tutan Memento İstanbul: Hristoff Aile Arşivi”, Yapı Kredi Kültür Sanat’ın Galatasaray’daki binasının 2. ve 3. katlarında sergileniyor. Serginin ilk katında arşiv malzemeleri eşliğinde Hristoff ailesinin hikâyesi ve dostları olan sanatçıların eserleri yer alıyor. İkinci katta ise Peter Hristoff’un İstanbul’dan ilham alarak ürettiği işler sanatseverlerle buluşuyor.

    Peter Hristoff, Elif Erdoğan, Yeşim Demir Pröhl’ün küratörlüğünü yaptığı sergide Hristoff Aile Arşivi’nden derlenen objelere Pera Müzesi, Rahmi Koç Müzesi, Yapı Kredi, Nur ve Selçuk Altun, Ömer M. Koç, Emel ve Bülent Korman ile Ayşegül ve Ömer Özyürek koleksiyonlarından alınan resimler eşlik ediyor. Ailenin erken Cumhuriyet yılları sanat ortamıyla bağlarının anlatıldığı bölümde Aliye Berger, Ali Sami Boyar, İbrahim Çallı, Hayri Çizel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Faik İzer, Zeki Kocamemi ve Şerif Renkgörür’ün eserleri de bulunuyor.

    Raffles İstanbul, Can Carpet, Jotun ve New York School of Visual Arts desteğiyle hazırlanan sergi süresince Yapı Kredi Kültür Sanat’ın Galatasaray’daki merkezinde ve sosyal medya platformlarında konuşmalar, söyleşiler, atölyeler, dinletiler, performanslar ve şehir turları gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Ayrıca sergi kapsamında Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçe-İngilizce bir katalog da hazırlandı.

    Hristoff Aile Arşivi, 1923 yılında Bulgaristan’dan İstanbul’a gelen Peter Dimiter Hristoff’un 1920-30’lu yılların İstanbul’unu belgeleyen fotoğrafları ile oluşturulmaya başlandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarının sanat ortamının tam merkezinde yer alan Peter Dimiter’in başlattığı bu arşiv oğlu Dimiter ve torunu Peter tarafından da devam ettirildi. Arşivde yer alan kartpostal, resim, efemera ve fotoğraflar bir ailenin köklerini saldığı şehirle olan nostalji ve duygusallıkla harmanlanmış hikâyesini anlatıyor.

    “Memento İstanbul: Hristoff Aile Arşivi” sergisini 31 Mart - 7 Ağustos tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat’ın Galatasaray’daki binasının 2. ve 3. katlarında ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Peter Dimiter Hristoff, Viktorya Hristova Portresi, yak. c. 1940, Keten üzerine yağlıboya
    2. Peter Dimiter Hristoff, Saray’dan Kaçış (Viktorya Hristova’nın Portresi), 1927
    3. Bedri Rahmi Eyüboğlu, İsimsiz , Tarihi bilinmiyor, Kâğıt üzerine guaj, OADA Koleksiyonu
    4. Peter Dimiter Hristoff, Gravür
    5. Zeki Faik İzer, Üretim (eskiz), 1954, Kâğıt üzerine sangin kalem, Yapı Kredi Koleksiyonu
    ​6. Peter Dimiter Hristoff ve Ailesi

    0
    0
    5311
  • 28-03-2022

    Allison Edwards’ın çocuklar için kaygının ne ifade ettiğini farklı yönleriyle anlattığı ve üstesinden gelebilmeleri için bazı çözüm yöntemleri gösterdiği kitabı Kaygı Ne Diyor?, Ayesha L. Rubio’nun resimleriyle ve Şafak Kılıç’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.

    Çocuklar, zaman zaman bazı konularda kaygı duyabilirler. Sorun, kaygının kendisiyle ilgili değildir. Sorun, çocukların bu kaygıların doğru olduğuna inanmalarıdır. Güzel çizimleri ve hikâyesiyle kendilerinden bir şeyler bulabilecekleri bu kitap; çocukların (ve büyüklerin) kaygı duymaya başladıklarında düşünme tarzlarını değiştirmelerine ve onların her şeyin üstesinden gelebilecekleri güce sahip olduklarını anlamalarına yardım edecek.

    “Kaygı’nın şarkısı karnımı ağrıtıyor ve söylediği sözler kalbimin hızla çarpmasına neden oluyor. Bazı zamanlar fısıldayarak konuşuyor, bazen de o kadar çok bağırıyor ki başka hiçbir şey duyamıyorum.”

    0
    0
    2361
  • 28-03-2022

    Patrice Karst’ın sevdiklerimizle aramızdaki kopmaz bağları anlatırken gezegenin sessiz fısıltısını duymamıza olanak sağlayan öyküsü Görünmez İp, Joanne Lew-Vriethoff’un resimleri ve Sevinç Sanem Erzurumlu’nun çevirisiyle Mundi Kitap’tan çıktı.

    Her yaştan milyonlarca okura ulaşan Görünmez İp, çocukların kolayca anlayabileceği ve kucaklayabileceği yaratıcı bir hikâyeyle yalnızlığın, ayrılığın veya kaybın üstesinden gelmek için çok basit bir yaklaşım sunuyor ve çocukların omuzlarını iklim krizi, pandemi gibi ağır yüklerle dolduran günümüz dünyasına önemli bir mesaj veriyor.

    Görünmez İp; ayrılık, kayıp, ölüm ve yas süreçlerini ve bunlarla baş etme yollarını anlatan çağdaş bir klasik. İki çocuğun ve annelerinin hikâyesinin anlatıldığı bu kitapta çocuklar büyüyüp bilinçlendikçe korkuları ve endişeleri de onlarla birlikte büyümeye başlıyor. Bunu fark eden anne, tüm sevdiklerimizle hatta artık yanımızda olmayanlarla bile aramızda kopmaz bağlar olduğunu anlatıyor onlara. Bu öykü çocuklara önce inanılmaz gelse de gün geçtikçe bu bağın gücünü hissetmeye ve sorularına cevap aramaya başlıyorlar: Herkesin görünmez bir ipi var mı? Bu ip ne kadar uzağa ulaşıyor? Hiç kopmaz mı?

    0
    0
    2274
  • 27-03-2022

    Zorlu PSM’nin, çağdaş yazarlara ait hikâyelerin sahnelerin tanınan isimleri tarafından okunacağı “Öyküler” isimli yeni projesi 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde Zorlu PSM YouTube kanalında izleyiciyle buluşacak.

    Zorlu PSM’nin edebiyat alanındaki ilk projesi “Öyküler”de Aylin Balboa, Barış Bıçakçı, Mahir Ünsal Eriş ve Melisa Kesmez’in sevilen hikâyeleri deneyimli oyuncuların sesi ile yeniden hayat bulacak. Ahmet Sami Özbudak’ın yürütücü yapımcılığını üstlendiği serinin ilk bölümü yazar Aylin Balboa’nın “Linda Teyze” isimli öyküsüyle başlayacak öyküyü Ece Dizdar canlandırmalı okuyacak, ona Tuluğ Tırpan müzikleriyle eşlik edecek. Mahir Ünsal Eriş’in “Bilye Hikmet” öyküsünü Sercan Badur, Melisa Kesmez’in “Görüşürüz” öyküsünü Sezin Akbaşoğulları, Barış Bıçakçı’nın “Deli Eşeğin Akıllı Sıpası” öyküsünü ise Nezaket Erden okuyacak.

    “Öyküler”

    Saat: 12.00 - Ece Dizdar’ın sesinden Aylin Balbao’nun kaleminden; “Linda Teyze”
    Saat: 12.20 - Sercan Badur’un sesinden Mahir Ünsal Eriş’in kaleminden; “Bilye Hikmet”
    Saat: 12.40 - Sezin Akbaşoğulları’nın sesinden Melisa Kesmez’in kaleminden; “Görüşürüz”
    Saat: 13.10 - Nezaket Erden’in sesinden Barış Bıçakçı’nın kaleminden; “Deli Eşeğin Akıllı Sıpası”

    ​Zorlu PSM’nin edebiyat alanındaki ilk projesi olan “Öyküler”i 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde Zorlu PSM YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1338
  • 27-03-2022

    Galeri 77, Kirkor Sahakoğlu’nun “paperworks” başlıklı kişisel sergisini 1 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Kirkor Sahakoğlu’nun “paperworks” sergisi, pandemi günlerinde üretmek, her şeye rağmen hayata tutunmak nasıl olmalı sorusuna cevap niteliği taşıyor. Alışılagelmiş çalışma mekânlarının uzağında, alışılagelmiş malzemelerin yokluğunda özüne dönmenin bir kurtarıcı olduğunu keşfeden sanatçı, kumaşları, tuvalleri ve hatta her şeyi bir yana bırakıp çok eskilere, çağlar öncesine gidip, kâğıda sığınarak paperworks başlıklı serisini oluşturdu. Sergi sanatçının pandeminin başladığı 2020 yılında, atölye imkânlarından uzak üretmeye başladığı kâğıt işler arasından seçilmiş 72x72 cm ile 24x24 cm arası farklı boyutlarda kare formlu kâğıt eserlerden oluşuyor.

    Kirkor Sahakoğlu “paperworks”ün yaratılma hikâyesini şu sözlerle anlattı: “Yaşadığımız olağanüstü süreç belleklerimizde yer etti ve ben de bu dönemi belleğin kuşaktan kuşağa aktarılmasında büyük payı olan kâğıt ile kayıt altına almaya çalıştım. Her resme bir özgün baskı mantığıyla yaklaştığımda tıpkı baskı kalıplarını imha edercesine “sınırlı-sayılı” ürettiğim bu resimler bir dönemin tanıkları olarak koleksiyonda yerlerini aldılar.”

    Sahakoğlu eserlerin kare formunda hakkında da şunlar söyledi: “Kare formunun, ana rahminde çalışırcasına, en çok kendimi özlediğim hatta yeniden keşfettiğim bu işlerin, hiyerarşiyi tamamıyla reddetmemin bir sonucu olarak çıktığını düşünüyorum. Çünkü kare formunun en belirgin özelliği ölçü ve sayıların olmaması. Her tarafı eşit olduğunda artık ne ölçünün bir önemi vardır ne de sayılar barındırır. Büyük ya da küçüktür, her şey aynıdır. Dikey-yatay, cisim-mekân gibi temel karşıtlıkların var olmadığı bir uyum sistemidir. Kare sayesinde huzur ve güveni yaşadım. Geleceğe ümit dolu bakabildim hatta belki de direndim.”

    Kirkor Sahakoğlu’nun “paperworks” başlıklı kişisel sergisini 1 Mayıs tarihine kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca sergiyi üç boyutlu sanal tur olarak buradan gezebilirsiniz.

    0
    0
    2198
DAHA FAZLA
Geldanlage