
Mine Söğüt’ün dışlanmış, hor görülmüş ve kimliklerinden arınmış insanların yarı hayal, yarı gerçekçi hikâyesinde medeniyetimizin temellerine dair acımasız bir sorgulamaya giriştiği yeni romanı Başkalarının Tanrısı, Can Yayınları’ndan çıktı.
Yaşlı Efsun Abla, hafızasını yitirmiş Adnan Abi, toksikoman Hülya, kafası karışık şair Musa. Ve bir de çöpte bulunmuş bir bebek... Her biri kendi zorlu geçmişleriyle baş etmeye çalışan bu insanlar yaşadıkları bina yıkılınca şehrin sokaklarında barınacak bir delik arıyor ve anbean puslu bir geleceğe sürükleniyorlar.
"Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil…"
Uzun bir aradan sonra yeni albümü Sirenler’i yayımlayan Mor ve Ötesi, Kerki/Solfej organizasyonu ile 28 Mayıs Cumartesi akşamı Beşiktaş İnönü Stadı’nda (Vodafone Park) müzikseverlerle buluşacak.
Mor ve Ötesi’nin hayalini kurduğu bu konser için Beşiktaş Jimnastik Kulübü yönetimiyle görüşmeler 2019 yılında başladı. Konser kulübün çimlerle ilgili hassasiyeti sebebiyle lig bittikten sonra ve çimlerin toprakla beraber tamamen yeniden döşenmesinden önce gerçekleşecek. 1947 yılındaki açılışından itibaren kısa aralıklar dışında hep Beşiktaş İnönü Stadyumu olarak anılan stadyum, 1993 yılında Metallica, Madonna, Michael Jackson ve Sting konserlerine ev sahipliği yapmıştı. Konserin biletleri Passo ve Biletix üzerinden 15 Nisan Cuma günü saat 13.00’te satışa çıkacak.
Martch Art Project, 15 - 30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek “SENKRON ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’”nin ikinci edisyonu kapsamında Mustafa Boğa’nın “Otherness” başlıklı tek kanallı video kolajını sanatseverlerle buluşturuyor.
Performansla sanatçı, toplumsal cinsiyet normlarına meydan okumak için erkeklik ve kadınlık arasındaki sınırı kırmaya çalışıyor. Bu nedenle, ötekiliği yaratan bu sahnelerde beden, iktidara ve ataerkilliğe karşı bir direniş işlevi görüyor. “Neden sadece erkeklerin bu kostümlerle gösteri yapmasına ve bu duaları okumasına izin veriliyor?” sorusu soruluyor. Kostümün ve duanın bu yorumu; kadın-erkek, doğa-kültür, özel olan-kamusal olan, hayvan-insan, savaş-barış, toplum kuralları ve dini ritüeller gibi ikilemleri sürekli hâle getiren bu durumu vurguluyor.
“Kukeri, kötü ruhları korkutup kaçırmak için geleneksel ayinler yapan, kostüm giyen Bulgar erkekleridir. Sıddırbahur, Türkiye’nin güneyinde sadece erkeklerin okuduğu bir duadır. Ruhsal arınma ve tanrılara yaklaşma aracı olarak kabul edilen bir tütsü yakma ritüelinin parçasıdır. Kokunun tanrıları memnun ettiğine, öfkelerini yatıştırdığına ve aynı zamanda meleklerle birlikte iyi ruhları tütsünün etrafına davet ettiğine inanılır. Yanan tütsü ritüeli sırasında erkekler bu duayı okurlar. Bilinçsiz görünen, aslında danstan duaya, manzaradan kostüme uzanan birer ritüel ve gelenektir.”
Mustafa Boğa’nın “Otherness” başlıklı tek kanallı video kolajını 15 - 30 Nisan tarihleri arasında Martch Art Project’te görebilirsiniz.
Alice Roberts’ın Homo sapiens adı verilen türümüzün dünyaya nasıl ve ne zaman yayıldığını araştırdığı, kısmen dedektif hikâyesi, kısmen seyahatname olan çalışması İnsanın İnanılmaz Yolculuğu, Alfa Yayınları’nın “Bilim” serisinde yayımlandı.
Roberts, BBC’nin ünlü dizisi de olan bu kitabında insanlığın 200 yüzyıldır tartışılan sorusuna cevap buluyor. Atalarımız Afrika’dan yola çıktığında gezegende zaten iki insan türü daha vardı: Avrupa’da Neandertal ve Asya’da Homo erectus. Her ikisi de yaygın kanının aksine zekiydi, alet ve silah yapımında ustaydı ve uzun süredir çevreleriyle uyum içinde yaşıyorlardı. Peki neden sadece Homo sapiens hayatta kaldı?
Roberts, atalarımızın bu zorluklara karşı fiziksel olarak nasıl evrimleştiğini inceliyor; rengimizin, şeklimizin, büyüklüğümüzün, beslenmemizin, hastalıklara karşı direncimizin, hatta atletik yeteneğimizin nasıl geliştiğini keşfediyor.
Kendine Has’ın sunduğu Babylon Soundgarden, Pozitif deneyimi ile 28 - 29 Mayıs’ta Yapı Kredi bomontiada’da gerçekleşecek.
Festivalin ana sahnesinde gün boyunca Weval, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Gaye Su Akyol, Hey! Douglas (Live), Artz & Bugy, Sattas, Dilan Balkay, Mert Demir, Bosphoroots, Geeva Flava, Simba Roots Sound System ve Balkan Marching Band olacak. Kaan Düzarat, Hünkar, Garan Garan, Volkan Judocu, Bantmag DJ’leri, Simba Roots Sound System, Discolog, Murat Beşer & Levent Şen, Ras Memo & Da Frogg ve kiwi ise Babylon, Popülist ve avlu etrafında kabin başında müzikseverlerle buluşacak. Poster tasarımı Mert Tugen’e ait olan festivalin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Babylon Soundgarden Programı:
28 Mayıs Cumartesi
Weval
Hey! Douglas (Live) - Artz & Bugy
Dilan Balkay - Bosphoroots - Balkan Marching Band
Simba Roots Sound System
Volkan Judocu - Bantmag DJ’leri
Discolog - Murat Beşer & Levent Şen
29 Mayıs Pazar
Yüzyüzeyken Konuşuruz
Gaye Su Akyol
Sattas - Mert Demir - Geeva Flava
Kaan Düzarat - Hünkar - Garan Garan
Ras Memo & Da Frogg - kiwi
Türkiye genelinde sanat kurumu ve organizasyon yapılarını video sanatı etrafında buluşturan “SENKRON, ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’”nin ikinci edisyonu 15 - 30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek.
Video sanatını farklı mekanlarda görünür kılmayı amaçlayan SENKRON’nun ilk edisyonu geçtiğimiz sene nisan ayında sergi ve etkinlikler bütünü olarak yapıldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden pek çok sanat kurumu ve organizasyonunun iş birliğiyle düzenlenen SENKRON, geçen sene 50 katılımcı kurumun katılımıyla video sanatını merkeze alan bir dizi sergi, etkinlik, konuşma ve gösterimi hem fiziksel hem çevrim içi etkinlikler ile izleyicilerle buluşturdu.
Galeri, müze, bienal ve sanat inisiyatiflerinin o yılki programlarına dahil ettikleri video odaklı etkinliklerini senkronize ederek video sanatına dair yeni diyaloglar kurmayı hedefleyen “SENKRON, ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’”, bu sene 50’yi aşkın katılımcı kurumla birlikte 15 - 30 Nisan tarihleri arasında video odaklı işleri izleyiciyle buluşturacak. SENKRON ile aynı anda gerçekleştirilecek ve video sanatına dair derinlemesine bir bakış sunacak bir dizi etkinlik önerisi de yer alıyor.
Mixer, Bilsart ve Versus Art Project’in öncülüğünde; İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde katılım gösteren kurumlarla gerçekleşen SENKRON, her yıl gösterilen program, etkinlik ve gösterimleri internet sitesi üzerinde arşivleyerek gelecek yıllarda da erişilebilir kaynaklar yaratmayı hedefliyor.
SENKRON’a katılan sanat kurumları ve organizasyonlar: 5533, .artSümer, Akbank Sanat, ARE Projects, Balconnection, Barın Han, BE Contemporary Art Gallery, Bilsart, Borusan Contemporary, Bosfor, Büyükdere35, Contemporary Istanbul Vakfı Cocoon Sanat Alanı, Daire Sanat, Elgiz Museum, Müze Evliyagil, Ferda Art Platform, Galeri Bu, Galeri Nev İstanbul, Galeri Siyah Beyaz, Gate 27, KA Atölye, Karşı Sanat Çalışmaları, Kasa Galeri, KENDİ Koleksiyonu, Kendine Ait Bir Oda, KOLİ Art Space, Kültürhane, Loading Art Space, Maçka Sanat Galerisi, MAHAL, Martch Art Project, Mekan Blogspot, Merkezkaç Sanat Kolektifi, Mişar Art, Mixer, MONITOR, NOKS Art Space, OMM - Odunpazarı Modern Müze, Odeabank O'art, Pera Müzesi, Performistanbul, Pg Art Gallery, Pi Artworks, Pilot Galeri, Sanatorium, Simbart Projects, Sinopale, SPOT Projects, Summart, SyncSociety, Versus Art Project, Videoist, Vision Art Platform, Zilberman Gallery.
15 - 30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek “SENKRON, ‘Eş Zamanlı Video Sergileri’” hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. BE Contemporary - Genco Gülan, Tek Geçişli Bilet (Single Ride), 2022, HD video, 9'30''
2. Yasemin Kalaycı “Plumbob Refleksi” Sergisi, NOKS Art Space
3. Ozan Atalan, Ekmel Ertan, YOLO, video yerleştirme video installations, değişebilir ölçüler dimensions variable, 2022
4. 2016, Ekin Bernay, Annem ile Ben, Küratör: Simge Burhanoğlu, Yer İstanbul, İstanbul Performans kalıntısı; saç Fotoğraf: Gülbin Eriş
Netflix, Into The Night evreninde geçen Kıvanç Tatlıtuğ’un başrolünde yer aldığı yeni dizisi Yakamoz S-245’in ilk resmi fragmanını ve yeni görsellerini paylaştı.
Tolga Karaçelik ile Umut Aral’ın yönetmenliğini üstlendiği dizide, Kıvanç Tatlıtuğ cesur ve yetenekli bir dalış eğitmeni olan Arman karakterine hayat veriyor. Yakamoz S-245, gizemli kozmik bir olay dünyayı kasıp kavururken, deniz altına sığınan bir grup insanın hayatta kalabilmek için verdikleri zorlu mücadeleyi anlatıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Kıvanç Tatlıtuğ, Özge Özpirinçci, Meriç Aral, Ertan Saban, Ece Ceşmioğlu, Onur Ünsal, Ecem Uzun, Jerry Hoffmann, Güven Murat Akpınar, Ersin Arıcı, Hakan Salınmış ve Alper Saldıran yer alıyor.
20 Nisan 2022’de tüm dünyayla aynı anda Netflix’te gösterime girecek Yakamoz S-2452’in fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
“Tüm dünyayı etkisi altına alan felaketin sonucunda, Arman (Kıvanç Tatlıtuğ) ve bilim ekibi insanlığı tehdit eden güneşten kaçabilmek için askeri bir deniz altına binmek zorunda kalır. Arman ve ekibi, bir yandan neler olup bittiğini anlamaya çalışırken bir yandan da içinde kapana kısıldıkları Yakamoz’un gerçek görevini sorgularlar. Bu durum Arman’ı onları denizaltında istemeyen askerlerle karşı karşıya getirir. Dışarıda Güneş içeride ise birbirlerine güvenmeyen bu iki grup arasında büyük mücadele yaşanır. Her şeyin sonunda kendini, ekibini ve aslında çok daha fazlasını kurtarma yolunda başarılı olabilecek midir?”
https://www.youtube.com/watch?v=6ehO1ncnNxs
Çağımızın en özgün koreograflarından biri olan Ohad Naharin’in 28 yıl yönettiği Batsheva Dans Company ve Ensemble için yaptığı Decadance#21 adlı eseri ilk defa Türkiye’de 28 - 29 Nisan’da CRR sahnesinde izleyiciyle buluşacak.
Ohad Naharin’in İsrailli dans topluluğu Batsheva Dans Topluluğu’nun 10. yılında ortaya koyduğu eserlerden alıntılar yaparak tasarladığı bir çalışma olan Decadance, topluluğun genç kuşak dansçılarından oluşan Batsheva Ensemble tarafından iki gösteri ile İstanbul’da sergilenecek. 2000 yılındaki prömiyerinden beri, Ohad Naharin her yıl dansçılarıyla, Decadance için ikonik ve yeni koreografilerinden adaptasyonlar ile bir kolaj oluşturuyor. Decadance bir eserin ucu açık kalmasını, sonsuz oluşumunu ve hiçbir zaman bitmeyişini cisimleştiriyor. Decadance #21 ile topluluğun yaratıcı ve etkileyici repertuarına ek olarak Zorn adlı yeni eserin prömiyeri de izlenebilecek. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
1974 yılında dansçı olarak girdiği Batsheva Dance Company’e 1990 yılında sanat yönetmeni olduğu ana kadar Ohad Naharin, Martha Graham ve Maurice Béjart’ın topluluklarında dans etti ve New York’ta kendi koreografilerini sergilerken önemli dans topluluklarına eserler yarattı. Kendi hareket dili ile bir dans metodolojisi geliştiren sanatçı, dans dünyasında “gaga” diye tanınan bir tekniğin de yaratıcısı oldu. Sanatçı Batsheva Dance Company’nin sanat yönetmeni olduğu yıl, gençlere ayrıcalık ve olanaklar tanımak amacıyla sadece genç dansçılardan oluşan bir topluluk olan Batsheva Ensemble’ı kurdu ve bu dansçıların yaratıcısı olduğu “gaga” tekniği ile şekillenmesini sağladı.
SALT, 22 Nisan Dünya Günü’nde saksı bitkileriyle çevrili, sıkıştırılmış toprak zeminden oluşan Kış Bahçesi’nde bitki meraklılarına özel bir program düzenliyor. Program kapsamında Ecem Ömeroğlu ile bir söyleşi ve bitki takası gerçekleştirilecek.
SALT’ın 22 Nisan Dünya Günü programında katılımcılar SALT Beyoğlu’nun dördüncü katında yer alan Kış Bahçesi’nin bahar bakımı ve yaza hazırlık sürecine dâhil olacaklar. Kış Bahçesi’nin bakımını üstlenen Ecem Ömeroğlu, bitki yetiştiriciliği üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek. Ömeroğlu, bitkilerle ilişkimizi çeşitli metinler ve anlatılar üzerinden katılımcılarla birlikte tartışmaya açacak. Söyleşiden sonra Kış Bahçesi’ndeki farklı bitkilerin temizlik ve bakım süreçlerini uygulamalı olarak anlatacak. Bahar temizliği esnasında hazırlanan bitki çelikleri takasa açılarak, katılımcıların getirdiği süs bitkilerinin değiş tokuşu yapılabilecek. Katılımcılar, takas etkinliği için hastalık ve böcek sorunları olmayan, kolay taşınabilir boyda ve önceden köklendirilmiş bitkileri, küçük saksılarda toprağa ekili veya yeni kesilmiş olarak yanlarında getirebilir.
20 kişi ile gerçekleştirilecek programa buradan kayıt olarak katılabilirsiniz.
“Kış Bahçesi’nde Yaza Hazırlık”
22 Nisan Cuma / SALT Beyoğlu, Kış Bahçesi
16.00 - 17.00 Ecem Ömeroğlu ile Söyleşi
17.00 - 18.00 Bitki Takası
Pera Müzesi, Annette ve Peter Nobel’in “Basın Sanatı” (Press Art) adını verdikleri koleksiyondan oluşturulan “Ve Şimdi İyi Haberler” başlıklı sergiyi 7 Ağustos tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
164 sanatçının resim, fotoğraf, kolaj, yerleştirme, video gibi farklı medyumlarda ürettiği 300’e yakın eseri bir araya getiren sergi, matbaanın icadıyla birlikte 18. yüzyıl sonlarında düzenli gazetecilik faaliyetinin oluşması, 19. yüzyılda resimli dergilerin basılmasından yola çıkarak kitleselleşen iletişim araçları ve sanat arasındaki diyaloğa odaklanıyor. Küratörlüğünü Christoph Doswald’ın üstlendiği sergi; Alberto Giacometti, Aleksandr Rodchenko, Andy Warhol, Andreas Gursky, Jenny Holzer, Bedri Baykam, Barbara Kruger, Christo, David Hockney, Dennis Hopper, Elmgreen & Dragset, Fernand Légér, Georges Braque, Henri Cartier-Bresson, Joseph Beuys, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Le Corbusier, Malevich, Man Ray, Mayakovski gibi önemli sanatçıların “Basın Sanatı” olarak tanımlanan 300’e yakın eseri yer alıyor. 19. yüzyıldan günümüze, medya tarihinde son 150 yılın bilim, kültür ve siyasetteki en can alıcı meselelerini izleyiciye sunan sergi, geçtiğimiz 20 yılda yaşanan büyük değişimlere ve bu değişimlerin medya sanatındaki etkilerine ilişkin de önemli ipuçları veriyor. Sergi düşünsel bir başlangıç noktası olarak gazeteden yola çıkıyor, metin ve haber ilişkisine, fotoğrafın bulunmasının toplumu nasıl şekillendirdiğine ve totaliter sistemlerin kitle iletişim araçları üzerindeki güçlü etkisini ele alıyor.
“Ve Şimdi İyi Haberler” sergisini küratöryel zemini Jean Baudrillard’ın İmgenin Şiddeti, İmgeye Uygulanan Şiddet, Dorothea Strauss’un Daha Çok Işık! Resimleri Okumak, Felix Uhlmann ve Cristina Bognuda’nın Sanat Özgürlüğü ve Sanatın Teşvikine İlişkin On Tez makalelerinden yola çıkılarak oluşturuldu. Serginin kataloğunda eser görsellerinin yanı sıra bu metinler de yer alıyor. Ayrıca sergiye sergi ile aynı adı taşıyan bir gazete eşlik ediyor. Gazetede Ahu Antmen’in Elektrik çarpar!.. McLuhan’ın mesajı ve akla gelen birtakım düşünceler, Süreyyya Evren’in Müphem Jest: Metin, Esra Özdoğan’ın Dünya Bir Resim: Gerçekliğe Yeni Bir Erişim Olarak Fotoğraf Algısı, Ece Temelkuran’ın “İlginç zamanlar” kimin evi?, Evren Savcı’nın Şu Kültür Dediğimiz… ve Erkan Saka’nın Facebook’ta İyi Görünmenin Yolları: Basın Sonrası Dönem başlıklı yazıları yer alıyor.
Sergi ve katalog tasarımını PATTU’nun üstlendiği “Ve Şimdi İyi Haberler: Nobel Koleksiyonu’ndan Eserler” sergisini, 7 Ağustos tarihine kadar Pera Müzesi’nde görebilirsiniz.
Künye:
1. Eric Bachmann, Zürih Tren İstasyonu, Bahnhofplatz, Zürich, 1966, Kâğıt üzerine lambda baskı, 1/6 (baskı: 2015) 34 x 52 cm ©Sanatçı
2. Allen Ruppersberg, Gelecek Bir Duvar Resmi İçin Notlar (Agnes Martin) Notes For a Future Mural (Agnes Martin), 2020 Kâğıt üzerine kolaj (kâğıt, boya) 58,4 x 76,2 cm ©Sanatçı | The artist & Mai 36 Galerie, Zurich
3. Dennis Hopper, Harlem (Daily News), 1962, Kâğıt üzerine gümüş jelatin baskı 40 x 60,3 cm ©Sanatçı | The artist & Dennis Hopper Art Trust
4. Trevor Guthrie, Fox Haber (Amigo Savaşı), 2007 Kâğıt üzerine karakalem 110 x 100 cm ©Sanatçı
5. Charlie White, Genç İdol #1 (Kız Çalışmaları’ndan) Teen Idol #1 (From The Girl Studies), 2008 Kâğıt üzerine c-print 45,5 x 36,5 cm ©Sanatçı | The artist & Loock Galerie