
Geleneksel bir sergi kavram ve formundan öteye giderek küratöryel bir deneyle İstanbul’un güçlü akışına tepki veren Collect Gallery, Marcus Graf küratörlüğündeki “Check-In 2” sergisinde Sevda Semer’in eserlerine ev sahipliği yapıyor.
Her hafta galerinin ana mekânında bir sanatçının kişisel sergisine bireysel olarak yer veren “Check-In”in ilk sergisinde yer alan Georgi Georgiev / Jorrras’ın eserleri “Check-Out” kısmında gösterimde kalırken Sevda Semer ana galeri alanını devralıyor ve “Check-In 2”de eserleri izlenebiliyor. Bu alansal aktarım tüm sergilerin bitimine kadar devam edecek. “Check-In” sergileri kapsamında Georgi Georgiev / Jorrras 17 - 26 Mayıs arasında izleyiciyle buluşmuştu. “Check-In”in devam sergileri ise şöyle; 28 Mayıs - 6 Haziran Sevda Semer, 8 - 16 Haziran Martian Tabakov, 18 - 27 Haziran Kalina Dimitrova. Böylece sanatçı ve eserlerden oluşan bu kuvvetli akış, bir dizi açılış ve kapanışın birleşimi yoluyla geçmişi, bugünü ve geleceğini kaynaştırdığı “Check-In”in özünü izleyiciye sunacak. Bu bakımdan, “Check-In” yalnızca bazı sanatçılarını izleyicilere sunarak Collect Gallery’i yerel sanat ortamına tanıtmakla kalmayacak, bir yandan da İstanbul’un hem kentsel karakterini yansıtırken hem de kültürel dokusuna özgü dinamizme de ayak uyduracak.
“Check-In 2” başlıklı sergi bedenin hatırlayışını, benliğin inşasını ve kimliğin oluşumunu gözler önüne seren resim ve çizimlerden oluşuyor. Sevda Semer’in eserleri şahsi duygular ve öznel gerçeklik algılarının ve nasıl duyguların dışa vuruluşuna yol açabildiğini açığa çıkarıyor. İzleyici bu dışavurum yoluyla sanatçının parçalı kompozisyonlarından kendi bireysel gerçeklik yapılarını inşa ediyor. Sergide ayrıca Semer’in Kusursuz Bir Gün (One Perfect Day) başlıklı kapsamlı ve uzun soluklu projesi de yer alıyor. Sanatçının 2017 yılında; bir yıl süresince, düşünce ve duygularını ifade ettiği bir görsel günlükten oluşan proje, çekici bir sanatsal matris ortaya çıkarıyor. Proje, sanatçının her gün ürettiği ve yeni tarzlar keşfettiği çizimleri ve deneysel katlanan heykellerinden oluşuyor.
“Check - In” sergisi, Sevda Semer’in ardından 8 - 16 Haziran tarihleri arasında Martian Tabakov’la devam edecek. Tabakov’un eserleri, soyutlaştırılmış figüratif heykeller ve izleyicinin ses yaratmak için kullanabileceği tamamıyla soyut heykellerden oluşuyor. Figüratif eserler insan bedenine atıfta bulunurken soyut eserler ise seyircinin katılımlı bir eylemin parçası olabilmesini amaçlıyor. Bu eserler görsel ve duyumsalın birleştiği bir deneyim sunuyor. Sergide Tabakov’un üç boyutlu eserlerine, harmonik bakımdan benzeşen çizimleri de yer alıyor. Sanatçının, soyutlanmış ve çarpıtılmış insan bedenlerinin egemenlik sürdürdüğü çizim alanına yönelik minimalist yaklaşımı, insan bedenine dair şairane olduğu kadar da eleştirel bir diğer bakış açısı sunuyor.
Sevda Semer’in “Check-In 2” başlıklı kişisel sergisini 6 Haziran tarihine kadar Collect Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Ferda Art Platform, Sinem Sezgin Bozkurt’un tuval üzerine yağlıboya ve akrilik ile çalıştığı eserlerinden oluşan “Etiketsiz” başlıklı ilk kişisel sergisini 30 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Sinem Sezgin Bozkurt çalışmalarında bireylerin modern kültüre ait davranış kalıpları ve sosyal şablonlar karşısındaki tanımlarına, tutumlarına ve psikolojilerine odaklanıyor. Sanatçı kolaja benzer, parçaları bir araya getirerek oluşturduğu hibrit portrelerinde, sanat tarihi referansları, dijital kaynaklar ve kişisel görsellerden yararlanıyor. Tasarımlarında kullandığı parçaları bir araya getirirken, renksel ve estetik bir bütünlük ve denge neticesine ulaşmayı amaçlıyor.
Sinem Sezgin Bozkurt’un “Etiketsiz” başlıklı sergisini Ferda Art Platform Proje Alanı’nda 30 Haziran tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.
Dolu Kadehi Ters Tut, Evdeki Saat, Dilan Balkay, Seda Erciyes, Batu Akdeniz, Ezgi Alaş, Melis Karaduman ve Levvera’nın sahne alacağı “Paprika ve Aşırı Ünlü Arkadaşları” konseri 3 Haziran Cuma akşamı 21.00’de Zorlu PSM Vestel Amfi’de müzikseverlerle buluşacak.
Yedi arkadaştan oluşan funk cover grubu Paprika, “aşırı ünlü arkadaşlarıyla” Zorlu PSM Amfi’deki ilk konserini 3 Haziran Cuma akşamı verecek. Sena Gül (a.k.a. paptircem), Soykan Soner ve Ece Akın’ın vokallerde; Kaan Arslan’ın gitarda, Alp Görener’in basta, Yüce Akın’ın klavyede, Cenk Güngör’ün de davulda yer aldığı Paprika grubu, geçtiğimiz yıl sosyal medyada paylaştığı ilk videosuyla tanınmıştı.
“Tek günlük festival” olarak da bilinen %100 Açık Sahne’de birçok müzisyeni aynı sahnede buluşturan Tolga Akyıldız; bugüne dek 29 etkinlikte 300’ü aşkın ismi ağırladı. Müzik sektörüne yenilikler kazandırmayı misyon edinen %100 Açık Sahne, sürprizlerle dolu performanslarla sekiz yıldır müzikseverlerle buluşuyor. Açık Sahne’nin 30’uncu etkinliğinde ise “Paprika ve Aşırı Ünlü Arkadaşları” konseri ile 3 Haziran Cuma akşamı 21.00’de gerçekleşecek.
3 Haziran Cuma akşamı saat 21.00’de Zorlu PSM Vestel Amfi’de gerçekleşecek “Paprika ve Aşırı Ünlü Arkadaşları” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Oyuncu ve yazar Devrim Yakut’un sıradan hayatların hasarlı parçalarının hikâyesini anlattığı yeni öykü kitabı Söz Uçar Hasar Kalır, Küsurat Yayınları’ndan çıktı.
Ölenlerin bir yere gitmediği, kalanların olur olmadık anlarda kahkahalara boğulduğu koca bir sirk burası. Kalabalığın içinde, rüyamızda görüp tanımadığımızı sandığımız, esasen dikkat kesilmediğimiz yüzlere rastlıyoruz. Yaşamın kesişim kümesinde denk gelmesek de benzer yerlerimizden kırılıp yaralarımızı aynı acemilikle sarmaya çalışıyoruz.
“Sanki aramızda hayat için yakılmış bir mum vardı da konuşursak nefesimizin yarattığı esintiden mum söner diye korkuyorduk. Mum incinmesin, hayat devam etsin diye susuyorduk.”
“Çekilmiş bir dişin yerini, orada olmadığını bildiğin halde dilinle habire yoklama hali gibi geçti yıllarım. Dolmayan, dolamayan kocaman bir boşlukla...”
Galeri Bosfor, Ilgın Seymen’in “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri” başlıklı beşinci kişisel sergisini 18 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Ilgın Seymen “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri” başlıklı yeni sergisinde çevre ve özne arasındaki sınırların belirsizliği üzerine eğilerek izleyiciyi en yakından en uzağa değişen görüş mesafeleri arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Orman, toprak, deniz ve gökyüzünün birbirlerine dokunduğu ve iç içe geçtiği bir kurgu ile hazırlanan sergide sanatçı, kültürel olarak yer etmiş özne-nesne, organik-sentetik ayrımlarını yeniden sorguluyor ve işlevsizleştirilen, değersizleştirilen nesneleri, cazip ve yeniden bakılabilir hâle dönüştürüyor. Örneğin, binayı oluşturan beton yapıdan kopup terk edilmiş ve işlevsizleştirilmiş moloz parçalarına bir “reanimation” hamlesi olarak renkli ve pırıltılı bir müdahale yapıyor.
Romantik dönem yazarlarının doğa gözlemleri üzerinden insani değerler üretme yöntemlerini kendisi için bir strateji olarak belirleyen sanatçı, çevre-insan ilişkisini bugünün koşullarında değerlendirip, bugünün materyallerinden insani değerler çıkarmaya çalışıyor. Nesnelerin dışında düşünceleri de canlılığın izleri olarak tanımladığı bu çerçevede, Emerson ve Coleridge gibi yazarların doğa üzerine yazılarından yola çıkarak hazırladığı çalışmalarda, yazı ve düşünce, formun akışkanlığında zamanın ve değerlerdeki dönüşümün etkisini hatırlatan uçucu bir hâle dönüşüyor. Araştırma sürecinin sonuçlarını sunmak için en doğru taşıyıcıyı seçerken, basit ve gündelik malzemelere de var olabilecekleri yeni bir alan oluşturan Seymen, sergisinde sonsuz bir alan olarak tanımladığı, başlangıç ve bitiş noktaları olmayan çevreye yeniden bakmayı öneriyor.
Ilgın Seymen’in kolaj, video, buluntu nesnelerden oluşan heykel ve yerleştirme gibi farklı medyumlarından çalışmalarının yer aldığı “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri” başlıklı kişisel sergisini 18 Haziran’a kadar Galeri Bosfor’da ziyaret edebilirsiniz.
Kemalettin Kuzucu’nun köpekler üzerinden bir kültür ve şehir tarihi araştırması yaptığı çalışması İstanbul’un Sokak Köpekleri - Muhafazakârlık ve Modernlik Bağlamında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Kapı Yayınları'ndan çıktı.
19. yüzyıl İstanbul’unun merkez alındığı kitapta; günlük hayattan politikaya, mizahtan edebiyata, felsefeden matbuata, şehircilikten oryantalizme, modernlik tartışmalarından anayasaya akla hayale gelmedik nice ayrıntı, nice birleşme ve nice ayrışmaya yer veriliyor.
“Bir milletler, diller, dinler geçidi olan İstanbul, hayvanlar açısından da oldukça zengin bir manzaraya sahiptir. Hayatın canlılığı gibi hiç durmayan değişim süreci, onlara bakışı ve onların bir mesele olarak merkezde kalışlarını da biçimlendirir. Tarihçiler sadece olayları yazmazlar. Belki de asıl ve büyük tarihçilik, farklı yazma alternatifleri geliştirmektir.
Belgeler, görsel malzemeler, ilginç konu başlıkları…Kültür, tarih ve hayvan sevgisi ile dolu olanlar için bir muhteşem şölen. İstanbul’u ve geçmişi bir de bu gözle okuyun…”
Atlas 1948, Başka Sinema iş birliğiyle hayata geçirdiği Başka Sinema seçkilerini haziran ayından itibaren sinemaseverlerle buluşturacak.
Başka Sinema’nın oluşturduğu özel bağımsız film gösterimlerinin yer alacağı program kapsamında her çarşamba “Başka Çarşamba” özel seçkileri, her cuma, cumartesi ve pazar günleri ise vizyon filmleri gösterilecek. Ayrıca ayın sürpriz günlerinde de özel gösterimler gerçekleştirilecek.
İlk belirlenen program kapsamında Eskil Vogt’un yazıp yönettiği dram, korku ve gizem kategorilerindeki Masumlar (The Innocents) filmi 10 Haziran’da; Mike Mills’in yazıp yönettiği, ünlü oyuncu Joaqin Phoenix’in başrolünde olduğu Yaşamaya Bak (C’mon C’mon) 17 Haziran’da; Kira Kovalenko’nun yönettiği Yumrukları Gevşetmek (Unclenching the Fists) ise 24 Haziran’da Atlas 1948 Sineması’nda izleyiciyle buluşacak.
Atlas 1948’de yer alacak Başka Sinema seçkisi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Akbank Sanat’ın Resim ve Heykel Müzeleri Derneği ile birlikte düzenlediği Akbank 40. Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması’nda jüri tarafından seçilen eserler, 30 Temmuz’a kadar hem fiziksel olarak Akbank Sanat’ta hem de Metaverse’te sanatseverlerle buluşuyor.
Çağdaş Sanat alanındaki gelişmeleri teşvik etmek ve genç sanatçılara destek olmak amacıyla hayata geçirilen Akbank 40. Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması’nda jüri üyelerinin yaptığı değerlendirme sonucunda Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden yapılan 1011 başvuru arasından 23 sanatçının 24 eseri seçildi. 40. Yılını kutlayan yarışmanın bu yılki jüri üyeleri arasında İpek Duben, Çelenk Bafra, Gönül Nuhoğlu, Derya Bigalı ve serginin küratörlüğünü de üstlenen Fatoş Üstek yer aldı.
Sergide Ahmet Berkin Günsay, Alara Başar, Ali Kanal, Begüm Çelik, Betül Sertkaya, Buğra Erol, Cemil Olgun Can, Dilara Başköylü, Elif Özen, Emre Çalış, Ferhat Tunç, Gizem Candan, İrem Sezer, Lalin Mercan, Nazif Can Akçalı, Oğuz Gököz, Özlem Cıbır, Özlem Köse, Rıdvan Aşar, Sümeyra Çetin, Yasemin Kaplan, Zeynep Sude Can ve Zülkif Esin’in eserleri yer alıyor.
40. yılında “Açık Kart” temasıyla tüm Türkiye’deki genç sanatçı adaylarının davet edildiği yarışmanın ödül töreninde, sergide eserleri yer alan genç sanatçılara toplamda 115 bin TL’lik ödül eşit olarak dağıtıldı.
“Akbank 40. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi” 30 Temmuz’a kadar Akbank Sanat’ta ve Metaverse’te görülebilir.
Künye:
1. Elif Özen - Sleep
2. Yasemin Kaplan - Unutmak İstemiyorum
3. Buğra Erol - The Space Between Series
4. Oğuz Gököz - Biz Neredeyiz Serisi / Where Are We Series
5. Zülkif Esin - Heterotopic Trials
6. Buğra Erol
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 50. İstanbul Müzik Festivali, 6 - 24 Haziran tarihleri arasında “İstanbul” teması altında Şerefiye Sarnıcı, Fenerbahçe Parkı ve Yıldız Parkı’nda ücretsiz konser ve etkinlikler gerçekleştirecek.
İstanbul’un tarihi mekânlarından Şerefiye Sarnıcı’nda, Çağlar Fidan, Asineth Fotini Kokkala ve Nikos Papageorgiou 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı-Türk müziğinden örneklerini müzikseverlerle buluşturacak. Sanatçılar İstanbul’a özel olarak kurguladıkları “İstanbul: Şehrin Müziği” başlıklı konserde, Osmanlı İstanbul’unda doğmuş veya yaşamış farklı dinlere mensup bestecilere ait eserleri seslendirecek. İlhamını Osmanlı İstanbul’unun gündelik hayatından alan repertuvarda, kahvehanelerde, meyhanelerde, mesire yerlerinde, Beyoğlu tiyatrolarında, Boğaziçi mehtaplarında söylenen şarkılar ve şehrin farklı katmanlarından müzik insanlarının besteleri 10 Haziran Cuma saat 21.00’de Şerefiye Sarnıcı’nda dinleyicilerle buluşacak. Etkinliğe buradan rezervasyon yaptırarak katılabilirsiniz.
İstanbul Müzik Festivali kapsamında, Mercedes-Benz Otomotiv sponsorluğunda düzenlenen Hafta Sonu Klasikleri serisinin ilkinde Boğaziçi Gençlik Korosu sahnede olacak. Boğaziçi Caz Korosu bünyesinde şef Masis Aram Gözbek tarafından kurulan Boğaziçi Gençlik Korosu, festival kapsamında 11 Haziran Cumartesi saat 19.00’da Fenerbahçe Parkı’nda ücretsiz olarak müzikseverlerle buluşacak. Hafta Sonu Klasikleri’nin ikincisinde Jamd Trio ve Duo Aliada, 18 Haziran Cumartesi saat 19.00’da Yıldız Parkı’nda sahneye çıkacak.
50. İstanbul Müzik Festivali, İKSV Alt Kat’ın iş birliğiyle, İstanbul’un her iki yakasında, çocuklara ve ailelerine yönelik ücretsiz bir etkinlik serisi düzenliyor. 11 Haziran Cumartesi 16.00’da Fenerbahçe Parkı’nda; 18 Haziran Cumartesi 16.00’da ise Yıldız Parkı’nda gerçekleştirilecek Müzikli Bir Hafta Sonu programında yer alan, Atölye Pikolo’nun yürüteceği, 3-6 yaş grubuna yönelik, “Ses Ver, İlham Ver” başlıklı atölyede, küçük müzisyenler, farklı müzik aletlerini tanıyarak seslere kulak verecek ve Orff Schulwerk tekniğiyle ritim, hareket egzersizleri gerçekleştirecekler. Atölyenin ardından, 7 ve üzeri yaş grubuna yönelik İstanbul Efsaneleri başlıklı eser sahnelenecek. Seiba Uluslararası Hikâye Anlatıcılığı Merkezi’nden Nazlı Çevik Azazi ve Roza Erdem’in kaleme aldığı ve Evrim Demirel’in müziklerini yazdığı, İstanbul’u konu alan çeşitli mitolojik hikâyelerin anlatılacağı eser, oda müziği topluluğu eşliğinde, Roza Erdem’in anlatımıyla sahnelenecek. Etkinliğe buradan rezervasyon yaptırarak katılabilirsiniz.
Konsere Doğru Konuşmaları bu yıl da müzikseverlerin deneyimlerini zenginleştirmeye, besteciler ve eserler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalarını sağlamaya devam edecek. Konuşmalara Aydın Büke, Zeynep Oral, Evin İlyasoğlu, Prof. Dr. Ertuğrul Sevsay, Hakan Demirel, Kerem Piker, Feyzi Erçin, Menekşe Tokyay, Belfu Berkol, Büşra Ün, Dr. Yeşim Gürer Oymak, Burak Özdemir gibi isimler katılacak. Asuman Kafaoğlu-Büke danışmanlığında oluşturulan konuşma programına buradan ulaşabilirsiniz.
50. İstanbul Müzik Festivali, Deutsches Symphonie-Orchester Berlin, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Bilkent Senfoni Orkestrası gibi önemli toplulukları ve Anna Prohaska, Gautier Capuçon, Fazıl Say, Kirill Gerstein, Alice Sara Ott gibi yıldız solistleri müzikseverlerle buluşturacak. Festival Türkiye ve yurtdışından 65’in üzerinde solist, topluluk ve orkestrayı ağırlayacak. Ayrıca festival şef ve besteci Tan Dun ile şef ve piyanist Thomas Adès’e verdiği eser siparişlerinin Türkiye prömiyerlerine de ev sahipliği yapacak.
Büyükdere35, 1Duvar Sergileri kapsamında Melih Çebi’nin “Aralık’ta Çiçekler” başlıklı 1Duvar sergisini 28 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Lowbrow ve Pop Sürrealizm akımlarından ilham alan Melih Çebi, farklı medyumlardan ve değişik estetik anlayışlardan da besleniyor. Sanatçının çalışmalarında işlediği konular, bilinçaltının karanlık tarafıyla iç içe girerken diğer yandan toplumdaki olaylarla sarkastik bir dille dalga geçiyor. Çebi çalışmalarında, çocukluğuyla olan ilişkilerini sürdüren konuları, ergenliğin rahatsız edici evrensel arketiplere dönüştürdüğü gömülü hayalleri ve kayıp anıları somutlaştırıyor. Bir yandan cesurluğu, diğer yandan uysallığı ile ön plana çıkan sanatçının figürleri, boş gözler ve suratlarında devamlı bir gülümsemeyle tasvir ediliyor.
Melih Çebi’nin parabolik ve aynı zamanda eleştirel olan eserleri, tamamı kolektif bilinçdışını işgal eden tüketim kültürüne kök salmış, açgözlülük ve şiddet üzerine yansıyan politik anlatılarla ilgili olarak insanlığın çeşitli yönleri üzerine düşündürüyor. Ağırlıklı olarak tuval üzerine akrilik boya ve karışık teknikle yaptığı eserler, sanatçının “yüksek sanat” ve “düşük sanat” arasındaki sınırları kapatmaya yardımcı olan, güçlü birer araç olarak kullandığı kara mizah ve alay konularına odaklanıyor. Çebi’nin son çalışmaları ise kendini bulma, çocukluk anılarının titiz bir geçmişe bakışından ortaya çıkan kimliğini keşfetme ve varoluşsal sorunlar üzerine düşünme eğilimini ele alıyor.
Melih Çebi için sanat, yetişkinliğinde su yüzüne çıktığını hissettiği ve kendi kendine teşhisini koyduğu “Peter Pan Sendromu”nu yansıtabileceği bir alan niteliği taşıyor. Çebi’nin pratiği, içindeki çocuğu yaşatma girişimi olarak; anı yaşamayı kutlayan, merak uyandıran ve çocukluk deneyimlerini koruyan çalışmalarıyla birleşen profesyonel eğitiminin cazibesini alt üst ediyor.
Melih Çebi’nin “Aralık’ta Çiçekler” başlıklı sergisini 28 Haziran’a kadar Büyükdere35’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. "Clowns" tuval üzerine akrilik 80 x 90 cm 2021
2. "Blossom" tuval üzerine akrilik 60 x 70 cm 2021