
Diana Wynne Jones’un kaleme aldığı, Hayao Miyazaki’nin Oscar adayı Howl’s Moving Castle filmine ilham olan Yürüyen Şato Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle, serinin ikinci ve üçüncü kitapları Uçan Şato ile Sihirli Ev ise Cihan Karamancı’nın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan yayımlandı.
Yürüyen Şato: “Sophie Hatter üç kız kardeşin en büyüğü olmak gibi kara bir talihe sahiptir, öyle ki kısmetini aramak için evinden bile ayrılamamaktadır. Ancak farkında olmadan Çöl Cadısı’nın hiddetini üstüne çektiğinde, korkunç bir büyünün etkisi altında kalır: O artık yaşlı bir kadındır. Bu berbat durumdan kurtulmanın tek yolu, tepelerde durmadan hareket eden bir şatodan, Büyücü Howl’un şatosundan geçmektedir. Sophie büyünün bozulmasını sağlamak için kalpsiz Howl’la başa çıkmaya, bir ateş ciniyle pazarlık yapmaya ve Çöl Cadısı’yla karşı karşıya gelmeye mecburdur. Bu macera sırasında Howl’un –ve kendisinin– bilinmeyen ve olağanüstü yanlarını keşfedecektir.”
Uçan Şato: “Genç tüccar Abdullah’ın sıradan hayatı, bir yabancının kendisine sihirli bir halı satmasıyla birlikte altüst olur. Öyle ki Abdullah hayallerini kurduğu hayatın tam ortasına düşer. Muhteşem bir bahçede uyandığında hayallerinin kızı Gece Çiçeği’yle tanışır. Ancak görür görmez âşık olduğu bu güzeller güzeli prenses kötü bir cin tarafından Abdullah’ın gözleri önünde kaçırılır. Böylece kahramanımız macera dolu bir takibe başlar.
Bu öyle bir maceradır ki bir sürü sıradışı karakter de işin içine girer: aksi bir sihirli halı, sinirli bir şişe cini, düzenbaz bir asker ve dik kafalı bir kara kedi. Acaba bu renkli tayfa kötü cinin gizemli şatosunu bulup prensesleri kurtarabilecek midir?”
Sihirli Ev: “Charmain Baker, büyük amcası Kraliyet Büyücüsü Norland’ın evine göz kulak olmayı kabul ettiğinde, aklında tek bir şey vardır: Korumacı ailesi olmadan bol bol kitap okumak. Fakat işler istediği gibi gitmez. Zira o evin zaman ve mekânı bükebildiğinden, sihirli bir sokak köpeği olan Başıboş’tan ve genç büyücü çırağı Peter’dan haberi yoktur. Bu da yetmezmiş gibi, bir de lubok denen korkunç bir yaratık peşine düşer ve Charmain, kralın ülkeyi kurtarmaya yardımcı olacak efsanevi Elfarmağanı’nı arayışında başkahraman olur. Büyücü ailemiz Sophie, Howl ve ateş cini Calcifer da muzip ve kıvrak zekâlarıyla bu arayışı renklendirir.”
Alternatif folk-rock grubu Midlake, 6 Eylül akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.
Bir grup caz öğrencisi tarafından, Teksas’ta kurulan ve müzikal yolculukları 20 yıldan fazladır devam eden Midlake, Türkiye’de ilk konserini Zorlu PSM’de verecek. Hayranlık duydukları Jethro Tull, Radiohead, Björk, and Grandaddy gibi ustalardan ilham alan Midlake, Les Inrockuptibles, Wintercase, End Of The Road Festival ve South by Southwest gibi festivallerde sahne alarak Avrupa’da da büyük bir dinleyici kitlesi elde etti. Beşinci stüdyo albümleri For The Sake of Bethel Woods’u Mart 2022’de yayımlayan Midlake, Avrupa turnesi kapsamında 6 Eylül akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da sahne alacak. Konser biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Versus Art Project, İskandinavya’nın tek uluslararası sanat fuarı olan Danimarka Kopenhag’taki Enter Art Fair’da temsil ettiği sanatçılardan Ömer Pekin, Çağla Ulusoy, SABO’nun eserlerinden oluşan bir seçki ile yer alacak.
25 - 28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek Enter Art Fair, bu sene 23 farklı ülkeden seçilmiş 78 galeri ile 350’den fazla sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturacak. İlk senesinden beri fuarın katılımcı galerileri arasında yer alan Versus Art Project, geçtiğimiz üç yıldır Enter Art Fair’e Türkiye’den katılan tek galeri olma özelliği taşıyor. Versus Art Project bu sene temsil ettiği sanatçılardan Ömer Pekin, Çağla Ulusoy, SABO’nun eserlerinden oluşan bir seçki ile fuar kapsamında izleyiciyle buluşacak.
Eserlerinde geleneksel malzeme anlayışını ve resimsel kompozisyon olgusunu farklı bir boyuta taşımayı amaçlayan Ömer Pekin, objeyi hem sanatsal işi hem de izleyicisini kapsayan bir kavram olarak sunuyor. Renk ve ışığı, eserlerin özündeki materyal olarak kullanan sanatçının yeni metal heykelleri fuar kapsamında ilk kez sergilenecek.
Çağla Ulusoy, fuar kapsamında yer alan Fruit Abundance isimli resim dizisinde barındırdıkları sembolizmi, mitolojik anlamları ve doğurganlıkla ilişkilerini düşünerek meyvelerin özleriyle vakit geçiriyor. Sanatçının bu seriden yeni işleri fuarda izleyiciyle buluşacak.
SABO, fuar kapsamında izleyiciyle buluşacak olan, yağlı boya tuvaller ile üç boyutlu seramik işten oluşan 2022 tarihli Dancing Shoes serisinde, birçok farklı döneme ait olan dans akımını eş zamanlı resmediyor. Dansın zamanın karşısındaki dönüşümünü vurgulamasının yanı sıra, seçtiği, hissettiği cinsiyet ve kimlikleri özgürce ifade edebildiği bir alan olarak kapsayıcılığının altını çiziyor.
Künye:
1. Çağla Ulusoy, Lavender Soap, 2021, Acrylic and sand Canvas, 240 x 160 cm
2. Sabo, Dancing Shoes, 2022, Oil on Canvas, 185 x 165 cm
3. Ömer Pekin, Untitled, 2022, Welded and Lacquered Aluminium, 75 x 50 x 9 cm
Amerikan gazeteciliğinin ve edebiyatının 20. yüzyıldaki en tartışmalı figürlerinden Hunter S. Thompson’ın kendine has dünyasının kapılarını açan, ihtiras yüklü bir Amerikan klasiği olan romanı Rom Günlükleri, Kıvanç Güney’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Thompson’ın 1959’da, henüz yirmi iki yaşındayken kaleme almaya başladığı ancak yayımlanması 1998’i bulan Rom Günlükleri, onun bir kurmaca yazarı olarak nasıl bir yol takip ettiğini gösterdi. Ayrıca Rom Günlükleri’nin, tıpkı Las Vegas’ta Korku ve Nefret’teki gibi yine Johnny Depp’in başrolde olduğu bir sinema uyarlaması bulunuyor.
Gazeteci Paul Kemp, New York’tan kalkıp Porto Riko’ya gelir ve Daily News’ta çalışmaya başlar. Hayata pek de tutunamayan gazetecilerin uğrak mekânlarında vakit öldürüp bol bol kadeh yuvarlayan, sık sık belaya bulaşıp oradan oraya savrulan Kemp, kendini neredeyse her şeyin mübah sayıldığı küçük ama tekinsiz bir dünyada bulur.
Hollandalı sanatçı Sharon Kovacs, 31 Ağustos’ta Antalya Aspendos Açıkhava Tiyatrosu’nda, 1 Eylül’de Ankara CerModern’de ve 3 Eylül’de İstanbul Maslak Uniq’te konser verecek.
Geçtiğimiz aylarda “Not Scared Of Giants” isimli son teklisini yayımlayan Kovacs, üç konser için Türkiye’ye geliyor. 2015 yılında Edison Pop - Nieuwkomer Ödülü’nü kazanan, Türkiye’de defalarca sahne alan sanatçı şimdi de Antalya, Ankara ve İstanbul’da konser verecek. Konserlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Akbank’ın ana partnerliğinde düzenlenen 17. Contemporary İstanbul, 17 - 18 Eylül ön izleme ve 19 - 22 Eylül tarihleri arasındaki genel ziyaretçi programıyla Haliç’te yer alan Tersane İstanbul’da gerçekleşecek.
Contemporary Istanbul, dünyanın dört bir yanından 66 çağdaş sanat galerisi ve inisiyatiflerin temsil ettiği 558 sanatçının 1.476 eserini Haliç’te yer alan Tersane Istanbul’un tarihi mimarisinde sanatseverlerle buluşturacak.
Fuara katılacak galeriler arasında 193 GALERİ, Paris; HESTIA, Belgrad; WADSTRÖM TÖNNHEIM, Marbella, Malmö; DEDICACE, Tiflis; MUCCIACCIA CONTEMPORARY, Roma ilk kez Contemporary Istanbul’da yer alacak. Contemporary Istanbul aynı zamanda Türkiye’de yükselen farklı çağdaş sanat girişimleri Are Projects, Antalya; Baksı Müzesi, Bayburt; İmalat-hane, Bursa; Kvareli Foundation for Contemporary Art, Tiflis; Loading Art Space, Diyarbakır; Noks Art Space, Istanbul; OMM, Eskişehir; Viable, Istanbul ve Video-Ist, Balıkesir yer alıyor.
Akbank Sanat fuara Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde sanatçı Clement Valla’nın “Başka Sesler Başka Odalar” başlıklı sergisi ile katılacak. Dijital sanatın olanaklarını kullanarak doğanın gizemli yanına yeni boyutlar ekleyen Clement Valla’nın işi izleyiciyi gördüğünü sandığı veya hiç görmediği nesneleri, anları, durumları gösterecek.
Fuarın dikkat çeken bölümleri arasında ikinci edisyonu ile The Yard sergisi, CI Dialogues by CIF, ileri dönüşüm temasıyla Contemporary Istanbul Vakfı - Artist in Residence Programı ve Jeff Koons’un BMW iş birliğindeki araba tasarımı bulunuyor.
The Yard heykel ve enstalasyonlardan oluşan açık alan sergisinde bu yıl Anke Eilergerhard, Ardan Özmenoğlu, Ayla Turan, Bedri Baykam, Can Yıldırım, Canan Tolon, Erdil Yaşaroğlu, Ergin Cavuşoğlu, Güvenç Özel, Halil Altındere, Isaac Chong Wai, Ingravi Desa, Itamar Gov, Kemal Tufan, Luis Cera, Martian Tabakov, Osman Dinç, Renée Levi, Sergen Şehitoğlu, Stijn Ank, Uğur Cinel, Vuslat gibi sanatçıların 22 farklı eserini izleyici ile bir araya getirecek.
Contemporary Istanbul Vakfı tarafından hayata geçirilen CI Dialogues programı bu yıl Contemporary Istanbul’un 2015-2016 yıllarında Sanat Direktörü olarak görev yapan Marc Olivier Wahler ile birlikte kurgulandı. Konuşma programında “Bugünün ve Yarının Kurumsal ve Ticari Sanat Alanları” konulu galeri ve müze yöneticileri ile gerçekleşecek iki ayrı paneli bulunuyor.
Contemporary Istanbul Vakfı Artist in Residence (Sanatçı Misafir Programı) programında bir araya gelen farklı prensiplerden beş sanatçının seçtiği hurda ve atık malzemeleri sanat eserine dönüştürüyor. Tosyalı Holding iş birliğinde gerçekleşen Artist in Residence programı kapsamında Chiara de Rocchi, Emrullah Örünklü, Koray Tokdemir, Nermin Ülker ve Songül Girgin İstanbul Maslak’ta programa özel kurulan stüdyoda ileri dönüşüm temasıyla mayıs ayında hurdalarla çalışmaya başladı. Her sanatçının pratiğinden öne çıkan eserlerden oluşan Contemporary Istanbul’da izleyici karşısına çıkacak.
Ayrıca Contemporary Istanbul, Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW’nin partnerliğinde Amerikalı heykeltıraş ve ressam Jeff Koons’un tasarımı BMW M850i’ye ev sahipliği yapacak.
17. Contemporary İstanbul’un katılımcı galerileri; 193 GALLERY, Paris; AB GALLERY, Seul; AMBIDEXTER, Istanbul; ANCA POTERASU GALLERY, Bükreş; ANNA LAUDEL, Dusseldorf, Istanbul; ART AGENCY, Sofya; ART ON ISTANBUL, Istanbul; BAVAN GALLERY, Tahran; BERMAN CONTEMPORARY, Johannesburg; BOZLU ART PROJECT, Istanbul; BURO SARIGEDIK, Istanbul; C24, New York; C.A.M. GALERI, Istanbul; GALLERY SCHMIDT, Zürih; COLLECT GALLERY, Sofya, Istanbul; DEDICACE GALLERY, Tiflis; DIFO PHOTOGRAPHY, Istanbul; DIRIMART, Istanbul; FIRETTI CONTEMPORARY, Dubai; FREMIN, New York; GALERI 77, Istanbul; GALERI NEV ISTANBUL, Istanbul; GALERI SIYAH BEYAZ, Ankara; GALERIE DIX9, Paris; GALERIA JOAN GASPAR, Barselona; GALERIST, Istanbul; GALLERY TABLEAU, Seoul; HESTIA, Belgrade; HOFA GALLERY, London, Los Angeles, Mikonos; IRAM ART, Ahmedabad; IRANSHAHR GALLERY, Tahran; JD MALAT GALLERY, Londra; JD MALAT PROJECT, Londra, Istanbul; LEILA HELLER GALLERY, Dubai, New York; MARIANA CUSTODIO GALLERY, Lizbon; MARK HACHEM GALLERY, Paris, Beyrut; MARTCH ART PROJECT, Istanbul; MIXER, Istanbul; MUCCIACCIA CONTEMPORARY, Roma; MUSE CONTEMPORARY ART GALLERY, Istanbul; NAHAVI PROJECTS, Tahran; OBLONG CONTEMPORARY ART GALLERY, Dubai, Forte Dei Marmi; OKTEM AYKUT, Istanbul; OPERA GALLERY, Dubai; PG ART GALLERY, Istanbul; PI ARTWORKS, Istanbul, Londra; PILOT, Istanbul; PIRAMID SANAT, Istanbul; PRIME CUT CULTURE, Bratislava; RED ART ISTANBUL, Istanbul; ROYA KHADJAVI PROJECTS, New York; SANATORIUM, Istanbul; SEVIL DOLMACI, Istanbul; SUMMART, Istanbul; VILLA DEL ARTE, Barselona; VISION ART PLATFORM, Istanbul; WADSTRÖM TÖNNHEIM GALLERY, Marbella, Malmö; ZILBERMAN, Istanbul, Berlin.
20 - 30 Mart 2023 tarihleri arasında düzenlenecek 19. Akbank Kısa Film Festivali için başvurular başladı.
Sinema sanatı üzerinde kısa filmlerin etkin rolünün bilinciyle, Türkiye’de bu alanda bir platform oluşturan ve alanında öncü etkinliklerden biri hâline gelen Akbank Kısa Film Festivali’nin Yarışma Bölümü’ne geçen yıl 68 ülkeden toplam 2.081 kısa film başvurdu.
Ulusal ve uluslararası olmak üzere iki ayrı kategoride gerçekleştirilecek 19. Akbank Kısa Film Festivali Yarışma Bölümü’ne son başvuru tarihi 30 Aralık olarak belirlendi. Başvurular arasından, festival jürisinin değerlendirmeleriyle belirlenecek Ulusal Yarışma bölümünde “En İyi Kısa Film” 50.000 TL, Uluslararası Yarışma bölümünde “En İyi Uluslararası Film” ise 5.000 Dolar ödülün sahibi olacak.
19. Akbank Kısa Film Festivali, “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Perspektif” “Özel Gösterim”, “Forum” ve “Genç Bakışlar” bölümleri, atölye çalışmaları ve söyleşileri ile 20 - 30 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu, 1 Eylül Perşembe akşamı Siyah Beyaz ve Renkli’nin Fanatik oyununu, 2 Eylül Cuma akşamı ise Kumbaracı50’nin Biraz Eksik Yaz Gecesi, Biraz Fazla Rüyası oyunu tiyatroseverlerle buluşturacak.
Salih Bademci, Neslihan Arslan ve Nurhan Özenen’in rol aldığı, senarist ve yönetmen Michael Önder’in yazdığı Fanatik oyunun yönetmenliğini Çağrı Şensoy üstleniyor. Siyah Beyaz ve Renkli tarafından sahneye konan oyun; kendimizi tanımladığımız kimliklerin aslında birer seçim değil, aile ve toplum tarafından bizlere biçilen roller olduğunu vurguluyor. Oyun bizlere biçilen rolleri bir ailenin bol kahkahalı hikâyesi ve her alanda insanı kolayca ele geçirebilen “fanatiklik” üzerinden tartışmaya açıyor.
William Shakespeare’in aşkla, sihirle, doğayla, insanla ve perilerle dolu komedisi Yaz Gecesi Rüyası; Can Doğan’ın çevirisi, İsmail Sağır ile Gülhan Kadim’in uyarlaması ile Biraz Eksik Yaz Gecesi, Biraz Fazla Rüyası adlı oyunda sahneye tanışıyor. Sağır’ın aynı zamanda yönetmenliğini de üstlendiği oyunda Burcu Özhızalan, Ceyda Akel, Gizem Akdoğan, Gülhan Kadim, Sercan Gülbahar, Tuğra Can Bıçak ve Yeşim Sarı rol alıyor.
Mey|Diageo kurumsal desteği ve URU organizasyonuyla gerçekleşen KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu’nda sahnelenecek oyunların biletlerini Biletix üzerinden satın alabilirsiniz.
KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu Programı:
31 Ağustos / Baba Kız - Müjdat Gezen Tiyatrosu
1 Eylül / Fanatik - Siyah Beyaz ve Renkli
2 Eylül / Biraz Eksik Yaz Gecesi, Biraz Fazla Rüyası - Kumbaracı50
5 Eylül / Ağaçtaki Kız - DasDas
7 Eylül / Üçü Bir Arada - Davran Tiyatrosu
Arter, besteci Ataç Sezer öncülüğünde düzenlenen Tonedmelisma Müzik Festivali’ni, 3 - 4 Eylül’de Sevgi Gönül Oditoryumu’nda müzikseverlerle buluşturacak.
Çağdaş müziğin matematiksel değerlere dayanan teknik yenilikler sonucunda aldığı somut ve ölçülebilir formu, kültür, ses ve enstrümanlardan doğan mistisizmle bir araya getirmeyi hedefleyen Tonedmelisma Müzik Festivali, çağdaş müzikle mistik gelenek arasındaki karşılıklı etkileşime odaklanıyor. “Akıl ve Mistik: Fuâd” temalı festival kapsamında 3 Eylül’de gerçekleşecek etkinlikte E-MEX Ensemble, Golijov, Bach ve Debussy’nin bestelerinin yanı sıra Füsun Köksal ile Marc L. Vogler’in festival için besteledikleri eserlerin dünya prömiyerlerini icra edecek.
Farklı müzik kültürlerini bir araya getirerek daha bireysel bir dünya müziği kavrayışı geliştirmeyi amaçlayan festival kapsamında gerçekleştirilecek konserlerin eser seçkisi, mistisizmin erişilemez ve tasavvur edilemez âleminden gelen gelenekleri, anlamları ve fikirleri tınılara ve tonlara dönüştürerek evrendeki seslerin bir ahengini yakalamayı hedefliyor. Çağdaş müziğin tüm türlerini kapsayan bir yelpazede üretim ve icralar gerçekleştiren E-MEX Ensemble, 3 Eylül Cumartesi akşamı saat 19:00’da ve 4 Eylül Pazar günü saat 15:00’te konser verecek.
Kunststiftung NRW, Goethe-Institut ve E-MEX e.V. desteğiyle ve Tonedmelisma Müzik Festivali ile Arter’in iş birliğiyle düzenlenen festivalin biletlerine Arter’den ulaşabilir, 0212 708 58 01 numaralı telefondan veya biletler@arter.org.tr adresi üzerinden rezervasyon yaptırılabilirsiniz.
Simone de Beauvoir’ın Jean-Paul Sartre’a yazdığı, çoğu zarfların içinde katlanmış hâlde bekleyen, 1930-1939 yıllarına ait yüz kırk mektuptan oluşan Sartre’a Mektuplar-I / 1930-1939, Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.
Simone de Beauvoir, 1983’te Jean-Paul Sartre’ın ona göndermiş olduğu mektupları yayımlatmış, fakat kendisinin ona yazdıklarını gün ışığına çıkarmaya niyeti olmadığını belli etmişti. Soran dostlarına, bunların ancak ölümünden sonra, bulunursa belki basılabileceğini söylemişti. Söz konusu mektupları kızı Sylvie Le Bon de Beauvoir, onun vefatının hemen ardından, Kasım 1986’da bir dolabın dibinde Mösyö Sartre”a hitaben yazılmış mektupları buldu ve gün yüzüne çıkarttı.
Simone de Beauvoir, en eski hayallerinden birinin, tüm varlığının devasa bir kayıt cihazıyla kaydedilip bir yerlerde saklanması olduğunu sık sık söylerdi. Sartre’a Mektuplar, onun sesinin, en kırılgan ve en güçlü tonlamalarıyla duyulmasını sağlıyor. Simone de Beauvoir’ın iç dünyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, hiçbir konuda konuşmaktan çekinmeyen büyük bir 20. yüzyıl entelektüelinin sesini ve düşünsel evrenini de bugüne taşıyor.