GÜNDEM
  • 31-08-2022

    Collect Gallery, İngiliz sanatçı Richard Bartle’ın son dönem çalışmalarından üç seriyi bir araya getiren “Atlama Taşları / Stepping Stones” başlıklı kişisel sergisini 14 Eylül - 10 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

    “Atlama Taşları” Richard Bartle’ın İstanbul’un büyüleyici ve hayrete düşüren sokak dokusunun karşılaşmalarıyla ortaya çıkan bir gerilimi aşma hâliyle, 18 yıllık dilsel, tarihsel ve kültürel araştırmalarının kavramsal alt yapısını oluşturduğu makro ve mikro ölçeklerdeki resim, heykel ve enstalasyon çalışmalarını izleyiciye sunuyor. Sanatçının, Kadıköy’ün insan yapımı kayalık sahili boyunca koşarken karşılaştığı manzaradan esinlenerek oluşturduğu çalışmalar sadece kendi yolculuğunun, kayaların ve sokakların hikâyesini değil, aynı zamanda izleri kayalar ve çatlaklar arasında ya da bu kayaların yüzeyine yaptıkları grafiti şeklindeki muhalif müdahalelerde görülen, bu alanları işgal eden yerel halkın hikâyesini de anlatıyor.

    Sanatçının İstanbul’da yaşama ve çalışma deneyimi ile Osmanlı ve Pers hanedanlarının minyatür ressamlarının çalışmalarından etkilenerek oluşturduğu büyük ölçekli enstalasyonları; minyatürcülerin yöntem ve stillerini, dönemin zanaatkar atölyelerinin özgün sınır ve hiyerarşilerini ele alıyor. İstanbul’un peyzajını ve mimarisini kaynak malzeme olarak kullanıp şehrin dokusuna, sokak sanatına ve halk anlatılarına atıfta bulunan eserler, farklı bakış açılarından şehir ve deniz boyunca bakarken, izleyiciyi İstanbul sokaklarında sürükleyici ve samimi bir yolculuğa çıkarıyor. Serilerin odak noktasını İstanbul gözlemleri, sokaklar, karakterler ve karşılaşmalar oluşturuyor.

    ​Richard Bartle’ın “Atlama Taşları” başlıklı kişisel sergisini 14 Eylül - 10 Ekim tarihleri arasında Collect Gallery’nin Tophane ve Juma’daki mekânlarında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1692
  • 31-08-2022

    Kim Liggett’in, 2017 Bram Stoker Ödülü kazanan kitabı Son Hasat, Oya Yalçın çevirisi ile Yabancı Yayınları’ndan çıktı.

    Babasını, göğsüne sımsıkı bastırdığı bir haçla kanlar içinde ve etrafı hayvan cesetleriyle çevrili hâlde komşu sığır çiftliğinin ahırında bulan on yedi yaşındaki yıldız oyun kurucu Clay Tate’in hayatı bir anda cehenneme dönmüştü.

    Midland, Oklahoma’da gerçekleşen bu dehşet verici katliamın birinci yıl dönümünde bütün kasaba Clay’e sıra ona gelmiş gibi bakıyordu. Geçmişi ardında bırakıp sadece ailesini kurtarmak isterken, babasının şeytana tapmakla suçladığı Koruma Derneği’nin onu rahat bırakmaya niyeti yoktu.

    Kasabanın kurucularının altıncı neslinin karanlık bir görevi vardı ve herkes payına düşeni yapmak zorundaydı. Clay delirmeye başladığını düşünüyordu ancak çok daha kötücül bir şey yaklaşmaktaydı.

    0
    0
    1940
  • 30-08-2022

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, Mine Sanat Galerisi’nin 1985’ten 2000 yılına kadar gerçekleştirdiği sergi ve etkinliklerine dair yazılı, görsel ve işitsel malzemeleri derleyerek oluşturduğu arşiv koleksiyonunu Salt Araştırma’nın Sanat Arşivi’nde erişime açtı.

    1985’ten bu yana faaliyetlerini sürdüren Mine Sanat Galerisi’nin kuruluşundan 2000 yılına dek düzenlediği sergi ve etkinliklere odaklanan, Salt Araştırma tarafından kataloglanan arşiv koleksiyonu 810 belgeden oluşuyor. Çevrim içi olarak erişime açılan bu arşiv, galerinin 1985-2000 yıllarında gerçekleştirdiği faaliyetlere odaklanıyor. Galerinin düzenlediği sergi ve etkinliklere katılmış olan, aralarında Yusuf Taktak, Tomur Atagök, Serhat Kiraz, Nur Koçak ve Mustafa Altıntaş’ın da bulunduğu sanatçıların Salt Araştırma’daki arşivleriyle birlikte, dönemin sanat ortamına bütüncül bir bakış sunuyor. Mine Sanat Galerisi arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

    Mine Sanat Galerisi, 1980’lerde Kadıköy, İstanbul’da Adnan Çoker, Şenol Yorozlu, Serhat Kiraz, Meriç Hızal, Can Maden ve Berna Erkün gibi birçok sanatçının uğrak yeri olan Melodi Müzikevi’nin üst katında açıldı. Resmî olarak 1985’te Mine Gülener tarafından kurulan galeri, yıllar içerisinde Kadıköy’de çeşitli mekânların yanı sıra Nişantaşı ve Bodrum’da faaliyetlerini sürdürdü. Anadolu Yakası’nda konumlanan ve bölgedeki sanat faaliyetlerinin gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan galerinin oluşuma dair ilk adımlar, aralarında Adnan Çoker, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Serhat Kiraz, Nur Koçak ve Yusuf Taktak’ın da bulunduğu bir grup sanatçı ile fikir paylaşımı içerisinde atıldı. 1985’ten günümüze pek çok sanatçının kişisel ve grup sergilerinin yanı sıra her yıl gerçekleştirilen, toplam 25’i aşkın yaz sergisi düzenledi, çeşitli sanat fuarlarına katıldı. Atölye ve etkinliklerle bu sergilerde ele alınan konuların daha geniş kitlelerce tartışılmasını teşvik ederek Türkiye sanat ortamına katkıda bulundu. Mine Sanat Galerisi hâlâ İstanbul ve Bodrum’da etkinliklerini sürdürüyor.

    Künye:
    1. Çağdaş Sanat sergisinin (Mine Sanat Galerisi, Kadıköy, 1987) davetiyesi, Salt Araştırma, Mine Sanat Galerisi Arşivi
    2. Mine Sanat Galerisi (Bahariye), 1997, Salt Araştırma, Mine Sanat Galerisi
    3. Mine Gülener Müstakiller ve D Grubuna Saygı sergisinde, Mine Sanat Galerisi (Altıyol/Kuşdili), 1988, Salt Araştırma, Mine Sanat Galerisi Arşivi
    ​4. Mustafa Altıntaş sergisi, Mine Sanat Galerisi (Bahariye), 1996, Salt Araştırma, Mine Sanat Galerisi Arşivi

    0
    0
    2083
  • 30-08-2022

    Ramazan Can’ın resim, heykel, mozaik, dokuma ve neon dahil olmak üzere farklı disiplinlerde eserlerinden oluşan “Aidiyet” başlıklı kişisel sergisi 30 Ağustos - 12 Ekim tarihleri arasında Anna Laudel Bodrum’da sanatseverlerle buluşacak.

    Osmanlı’nın son dönemine kadar göçebe olarak yaşamış bir aileden gelen ve “ait olma” duygusunu kendi deneyimlerinden ilham alarak anlatan Ramazan Can, kapitalist düzenin yeni bir toplumsal yapı yaratma amacıyla bütün kültürleri köksüzleştirerek ayakta kalma çabasını bir eylem olarak eserlerinde yansıtıyor. Sanatçı sergiyi oluştururken yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, Fransız yazar ve filozof Gilles Deleuze ile politik aktivist ve psikanalist Fellix Guatari’nin “göçebe kültürü” düşüncesi ve köksüzlük anlamına gelen “yersizyurtsuzluk” kavramından yola çıkıyor. Üretim sürecinde kendi kimliksel arayışları sonucunda göçebe yörük kültürü ve Şamanizm konularını araştıran sanatçı, bir düşünce tarzı olarak “yersizyurtsuzlaştırma” eylemini aidiyet kavramı üzerinden sorguluyor. Sergide sanatçının “bir yere ait olma” duygusunu en derin bağlarla hissettiği kişisel atölyesinde göçebe kültürü ile Bodrum’a ait motifleri bir araya getirerek ürettiği eserleri yer alıyor.

    Ramazan Can’ın “Aidiyet” başlıklı kişisel sergisi 30 Ağustos - 12 Ekim tarihleri arasında Zai Yaşam’da yer alan Anna Laudel Bodrum’da ziyaret edebilirsiniz.

    Adres: Zai Yaşam Çırkan Mahallesi, Halide Edip Adıvar Cd. No:7, Bodrum

    Künye:
    1. Ramazan Can, Ve Dans Ederken Görülenler Deli Sanıldı, 2022, Halı, 165x246 cm, Anna Laudel Bodrum
    2. Ramazan Can, Deterritorialization, 2022, Boncuk İşleme, Detay, Anna Laudel Bodrum
    ​3. Ramazan Can, Yeniden Yerliyurtluşatırma, 2022, Mozaik, Detay, Anna Laudel Bodrum

    0
    0
    2056
  • 30-08-2022

    Yazar Meg Rosoff ile çizer Grace Easton’ın ortak imzasını taşıyan Bilge Köpek serisi yeni hikâyesiyle devam ediyor. Her sorunun aynı zamanda bir fırsat barındırdığını ve kapanan her kapının ardından mutlaka bir yenisinin açılacağını anlatan Bilge Köpek Taşınıyor, Tudem Yayınları’ndan çıktı.

    “SEN de OKU” koleksiyonundaki yerini alan Bilge Köpek Taşınıyor, okurları yuva kavramı üstüne düşündürmeyi amaçlıyor. Taşınmaya bağlı olarak ortaya çıkan zorunlu değişimleri ve yeni bir düzene uyum sağlama sürecini keyifli bir anlatıya dönüştüren kitap, alışkanlıklarımızın ve günlük rutinimizin gerçekte hayatımızı nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

    Baba Pişi’nin değmeyin keyfine! Eski aksi, huysuz hâlinden eser kalmamış gibi görünüyor. Neden mi? Yeni bir iş teklifi aldı da ondan. Bu, Pişi ailesi için topyekûn yenilik demek. Üstüne curcunalı bir taşınma macerası da cabası! Yeni bir ev, yeni bir mahalle derken ev halkını ve Bilge Köpek Merlin’i tatlı bir telaş sarıyor. Hepsinin kalbi pır pır, hepsi heyecanlı. Tabii Beren hariç! Beren, doğduğu evden, nice anılar biriktirdiği okulundan kopmak istemiyor. Yaşamındaki hızlı değişikliklere kolay ayak uyduramayacağından endişe ediyor. Ya yeni sınıf arkadaşları onu sevmezse? Ya her şey eskisinden daha kötü olursa?

    Ama bir dakika... Bu havlamalar da nesi? Merlin yine kimi kovalıyor dersiniz? Yok mu onu durduracak birileri? Ah Merlin, sen olmasaydın kim kurtaracaktı Pişileri, içine düştükleri bu kaostan!

    0
    0
    1518
  • 29-08-2022

    ENKA Sanat, Türk tiyatrosunun ve sinemasının usta isimlerinden Metin Akpınar’ı 2 Eylül Cuma saat 21:15’te ENKA Açıkhava Tiyatrosu’nda izleyicilerle buluşturacak.

    ​BKM’nin yapımcılığını üstlendiği, Zeynep Miraç’ın moderatörlüğünü yaptığı “Metin Akpınar ile Muhabbet”, tiyatroseverlerle usta oyuncuyu bir araya getirecek. Gecede mizahtan siyasete, müzikten yemeğe, umuttan aşka kadar pek çok konu sanatçının anlatımıyla gündeme gelecek. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2278
  • 29-08-2022

    Martch Art Project, Mustafa Boğa’nın “All The Things I Don’t Want To Hear From A Politician” başlıklı sekizinci kişisel sergisini 14 Eylül - 5 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Sanatçı; fotoğraf, video, performans ve yerleştirme gibi çeşitli sanat pratiklerini bir araya getirdiği disiplinler arası üretimlerinde, bireye yüklenen sınırlamalardan yola çıkarak ulusal, cinsel, politik ve sosyal kimliklerin bireyi dönüştürebilme gücü ile bu zorlayıcı gücün sonucunda oluşan çelişkileri, sıkışmışlığı ele alıyor. Gündelik yaşam deneyimlerini güncel sanatla bir araya getiren sanatçı, kişisel deneyimlerinden ve çocukluğundan kalan imgelerle hem gözlemleyen hem de anlatan oluyor. Farklı medya kanallarının politik ortamı etkileyebilme ve algıyı yönetebilme gücünü sanat alanında izleyiciye sunuyor.

    “…Kültürel ve düşünsel olguların sanatsal veya günlük kullanım eşyaları üzerinden yaratımlara dönüşmesi bireylerin hem algıladıkları dünya hem de içinde yaşadıkları coğrafyanın kendilerine sunmuş olduğu olanaklar çerçevesinde mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla etnografik veya sanatsal üretim noktasında toplumların geçmişte yaptıkları, yaşadıkları ile gelecekteki bağlam, dolayısıyla da şu an içinde yaşanılan dönemde yaptıkları ile yakından ilişkilidir. Bu yakın ilişki noktasında Mustafa Boğa’nın “Bir Politikacıdan Duymak İstemediğim Her Şey” adlı solo sergisi bir yüzleşme ve uyanış niteliği taşımaktadır.

    Sergi metninden kesit, Ömer Uğurluoğlu

    Mustafa Boğa’nın “All The Things I Don’t Want To Hear From A Politician” başlıklı kişisel sergisini 14 Eylül - 5 Kasım tarihleri arasında Martch Art Project’in Asmalı Mescit lokasyonu ile birlikte Polat Piyalepaşa’daki yeni mekânında da ziyaret edebilirsiniz.

    Künye: 
    1. Savaş Yadigarı Seri II, Koyun, Parça sırıtma yorgan, 135hx187w, 2022
    2. Savaş Yadigarı Seri II, Asker, Parça sırıtma yorgan, 156hx129w, 2022
    ​3. Savaş Yadigarı Seri II, Molotof Kokteyl, Parça sırıtma yorgan, 156hx173w, 2022

    0
    0
    3692
  • 29-08-2022

    Pera Müzesi, “Ağırlık ve Ölçü Sanatı” başlıklı koleksiyon sergisinin kataloğunu yayımladı.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’ndan yeni bir seçkiyi geçtiğimiz yıl “Ağırlık ve Ölçü Sanatı” başlığı altında sergilemişti. Anadolu’da kullanılan ağırlık ve ölçü aletlerinin tarihsel gelişimi kadar, farklı uygarlıkların ekonomik ve sosyo-kültürel dinamiklerine de ışık tutan yayın hem görselleriyle hem de araştırma yazılarıyla dikkat çekiyor.

    Katalog, Anadolu ve bağlantılı coğrafyalarda kullanılan ağırlık ve ölçü aletleri etrafında şekillenen ekonomiyi, kültürü, kültürlerarası sistem ilişkilerini, toplumsal güven dinamiklerini ve birimlerin standartlaşmasının yolculuğunu; uygarlıkların, tanrıların, tüccarların, usta ve çırakların gözünden keşfetmeyi amaçlıyor. MÖ ikinci bin yıldan günümüze uzanan geniş zaman diliminde yaşanan dönüşümleri ve süreklilikleri disiplinler arası bir bakış açısıyla sunan yayında, metinlere ek olarak 500’den fazla eser görseli yer alıyor. Ağırlık, uzunluk ve hacim ölçme yöntemlerinin inançtan ideolojiye, tarımdan hukuk sistemine, yaşamın farklı alanlarına etkisini ortaya koyan serginin kataloğunda, arkeolog Oğuz Tekin’in “Tarih Boyunca Terazi ve Terazi Ağırlıklarına Genel Bir Bakış”, Antik Yunan tarihi uzmanı Charles Doyen’ın “Astragalus Biçimli Roma Ağırlıkları”, mimarlık tarihçisi Uğur Tanyeli’nin “Osmanlı Topoğrafya Teknolojisi ve Havayi Terazi”, sanat tarihçisi Brigitte Pitarakis’in “Bizans’ta Ağırlık Ölçme Sanatı” ve “Bir 19. Yüzyıl Kâğıt İkonasındaki Adalet Terazisi” başlıklı makaleleri bulunuyor.

    Anadolu coğrafyasının ev sahipliği yaptığı uygarlıkların değişim ve dönüşümünü, tarihe tanıklık etmiş ağırlık ve ölçü aletlerinin hikâyeleri eşliğinde aktaran “Ağırlık ve Ölçü Sanatı” sergisinin ana bölümleri için kaleme alınan metinler de katalogda yer alıyor. Koleksiyondan seçilen eserler, şu başlıklar altında sergileniyor: “Tohumlar ve Metaforlar”, “Düşüş ve Yeniden Doğuş: Antik Çağ’da Anadolu”, “Tartmanın Politikası ve Poetikası: Roma İmparatorluğu Yönetiminde Anadolu”, “İnanç ve Güç: Bizans Egemenliğinde Anadolu”, “İdeoloji ve Devamlılık: Osmanlı Dünyasında Tartmak”.

    ​“Ağırlık ve Ölçü Sanatı” başlıklı sergiyi buradan çevrim içi olarak deneyimleyebilirsiniz. Serginin kataloğuna ise Pera Müzesi Artshop, anlaşmalı kitabevleri ve çevrim içi satış platformlarından ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1508
  • 29-08-2022

    17 - 23 Ekim tarihleri arasında 10’uncu kez gerçekleşecek olan Engelsiz Filmler Festivali’nin “Oditoryum” seçkisinde bu yıl Cem Kaya’nın Aşk, Mark ve Ölüm, Mariano Biasin’in Olağanüstü ve Mirissa Neff’in Ulusal Uyanış filmleri yer alacak.

    Puruli Kültür Sanat tarafından düzenlenen 10. Engelsiz Filmler Festivali, 17 - 23 Ekim tarihleri arasında fiziksel gösterimlerle Ankara’da, çevrim içi olarak tüm Türkiye’de sinemaseverlerle buluşacak. Festivalin sinemaseverleri müzikal bir yolculuğa çıkaracak olan “Oditoryum” seçkisi, müziği odağına alan filmleri izleyicinin beğenisine sunulacak. Bu yıl “Oditoryum” seçkisinde Cem Kaya’nın Aşk, Mark ve Ölüm (Love, Deutschmarks and Death), Mariano Biasin’in Olağanüstü (Sublime) ve Mirissa Neff’in Ulusal Uyanış (This is National Wake) filmleri yer alıyor.

    Aşk, Mark ve Ölüm 1960’larda Almanya’daki yeraltı müzik sahnesini, eğlence kültürünü ve sosyo-ekonomik yapıyı Türkiye’den Almanya’ya yaşanan göç aracılığıyla anlatıyor. Bu yıl Berlinale Panorama bölümünde Seyirci Özel Ödülü’nü kazanan belgesel, “misafir işçi” olarak Almanya’ya giden Türklerin beraberlerinde götürdükleri müzik kültürünü ele alıyor. Belgeselde saykodelik ikili Derdiyoklar, bağlama virtüözü İsmet Topçu, Köln Bülbülü olarak bilinen Yüksel Özkasap, Türkçe rap müziğinin Almanya’daki öncülerinden Erci E. Gibi pek çok sanatçının röportajları ve arşiv görüntüleri bulunuyor.

    Küçük bir sahil kasabasında yaşayan Manuel’in dostluklarını ve müzik grubunu ele alan Olağanüstü filmi, dünya prömiyerini bu yıl Berlinale Generation 14 Plus bölümünde yaptı. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Olağanüstü, en iyi arkadaşlarıyla bir grupta bas gitar çalan Manuel’in, çok küçük yaşlardan itibaren güçlü bir dostluk paylaştıkları Felipe ile aralarındaki sıkı bağların test edilmesini anlatıyor.

    Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Ulusal Uyanış, özgürlük için ırkçı bir sistemle savaşan çok uluslu punk grubu National Wake’in sürekli değişen dünyasını ele alıyor. 1970’lerde varlığını az sayıda insanın bildiği ırkçılık karşıtı bir karşı kültürün daha önce görülmemiş görüntülerini içeren film, Johannesburg’un Yahudi bölgesinden beyaz bir gitarist olan Ivan Kadey ve Soweto’dan siyahi kardeş müzisyenler Gary ve Punka Khoza’nın müzik etrafında birleşmelerini anlatıyor.

    ​Festivalin programında yer alan tüm filmler sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı ile sinemaseverlerle buluşuyor. Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

    0
    0
    1882
  • 29-08-2022

    SANATORIUM, Misal Adnan Yıldız küratörlüğünde gerçekleşen “Bir Tutam Zapt Edilemez Karmaşıklık” başlıklı sergi ve yayın projesini 9 Eylül - 12 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Kerem Ozan Bayraktar, Akhmat Biikanov, Evgeny Dedov, Mehmet Dere, Şafak Şule Kemancı, Çağla Köseoğulları, Kateryna Lysovenko, Yağız Özgen, Sam Samiee, Sergen Şehitoğlu, Osman Sadi Temizel, Viron Erol Vert, Agnes Waruguru ve Slavs and Tatars’ın araştırma ve üretimlerine yer veren sergi, gerçeklik ve bilişsel sınırlarımızla doğayı görme biçimlerimiz birlikte düşünüldüğünde, bilimin hayatımıza kattığı karmaşıklığa adanıyor.

    ‘Bir Tutam Zapt Edilemez Karmaşıklık’, duygusal zekaya, samimi bağlantılara, görsel şiire ve resme karşı bir açlık duyuyor. ‘İlişki durumu: Karışık’ bir çağda, şeylerin veya olayların koşullu doğasındaki karmaşıklığın -özellikle karmaşıklık kavramının- farklı formlarını fark etmek, tanımak ve anlamak üzerine önerilerde bulunuyor. Gelişimsel sorunlar ya da sosyal çelişkiler yaşayan bir insan; parçalarıyla bir ‘makine’; bireyler, toplumlar ve topluluklar ya da içinde bulunduğumuz, hayal edemeyeceğimiz sonsuzlukta uzay, tam anlamıyla bu ‘karmaşıklığın’ örnekleri.

    Çok katmanlı proje olan “Bir Tutam Zapt Edilemez Karmaşıklık”, 9 Eylül’de SANATORIUM’un her iki mekânında aynı anda saat 17:30’da açılacak. SANATORIUM’un şimdiki adresine taşınmasının 5. yıl dönümünü mekâna özel ve bağlama duyarlı yeni işlerle kutlayan sergi kapsamında ilk kez galerinin ana mekânı ile Juma binasındaki ek mekânı birlikte kullanılıyor. Sergi birçok farklı jeopolitik gerçeklikten geçen hikâyeler, sınırlar arası seyahat eden formlar ve bir araya getirdiği pratikler arasında gelişen potansiyel diyaloglarla İstanbul için, İstanbul’u düşünerek şekillendi. “Bir Tutam Zapt Edilemez Karmaşıklık”, Misal Adnan Yıldız tarafından SANATORIUM ekibiyle birlikte diyalog hâlinde tasarlandı.

    Ayrıca serginin yapım aşaması, araştırma malzemeleri ve bütün notlarıyla tamamlanmış olacak küratöryel metin, yürütücülüğünü Sergen Şehitoğlu’nun yaptığı xx-yy-dergi adlı yayının Aralık 2022 sayısında yer alacak.

    SANATORIUM, sergiye paralel olarak, sanat profesyonellerini İstanbul’a davet eden bir misafirperverlik programı hazırladı. Program kapsamında Staatliche Kunsthalle Baden Baden Direktörü Çağla İlk, Rijksakademie Direktörü Emily Pethick ve Arts of the Working Class Kurucu Editörü ve Yayıncısı María Inés Plaza Lazo SANATORIUM’a konuk oluyor.

    SANATORIUM bienal açılış haftası Öğle Molaları ile şehri ziyaret eden profesyonellerle katılımcı sanatçıları bir araya getirecek. Öğle Molaları 13, 15 ve 17 Eylül’de 12:00 - 14:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilecek söyleşilere katılmak isteyen sanat profesyonellerinin melih@sanatorium.com.tr adresine e-posta göndererek kayıt yaptırmaları gerekiyor.

    “Bir Tutam Zapt Edilemez Karmaşıklık” başlıklı sergiyi 9 Eylül - 12 Kasım tarihleri arasında SANATORIUM’da ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Agnes Waruguru, I am the sun, I am the sky, I am the wind, 2022, Kağıt üzerine akrilik boya, akrilik mürekkep, renkli kalem, soft pastel ve kolaj, 237 x 150 cm (Sanatçının izniyle, Fotoğraf: Sander van Wettum)​
    2. Akhmat Biikanov, Seraph, 2022, Kağıt üzerine suluboya, 25 x 22 cm (sanatçı ve szena Gallery’nin izniyle)
    3. Sam Samiee, Frottage, 2022, Tuval üzerine akrilik, 100 x 70 cm (Sanatçının ve Dastan Gallery’nin izniyle)
    4. Çağla Köseoğullar, 2022 (sanatçı ve SANATORIUM’un izniyle)

    0
    0
    2138
DAHA FAZLA
Geldanlage