
Türk rock müziğinin önemli gruplarından Kurban, “Damla” isimli yeni şarkısını Circle Music ve Sony Music Türkiye iş birliği ile müzikseverlerle buluşturdu.
Özgür Kankaynar, Deniz Yılmaz, Burak Gürpınar ve Kerem Tüzün’den oluşan Kurban, yedi yıl aradan sonra ağustos ayında yayımladığı “Gülümse”nin ardından “Damla” ile yeniden dinleyicisiyle bir araya geliyor. “Yalan”, “Nafile”, “Uyut Beni” gibi hitlere imza atan grubun yeni şarkısı “Damla”nın sözü Deniz Yılmaz’a, müziği ise Deniz Yılmaz ve Özgür Kankaynar’a ait. Şarkının düzenlenmesini grup üstlenirken, mix ve mastering ise Cem Ömeroğlu tarafından yapıldı.
Kurban’ın yeni şarkısı “Damla”yı buradan dinleyebilirsiniz.
Bilgili Holding ev sahipliğinde, UBS ana sponsorluğunda hayata geçirilen Artweeks@Akaretler’in 7. edisyonu, 2 -13 Kasım tarihleri arasında Akaretler’de sanatseverlerle buluşacak.
Bilgili Sanat ve Sabiha Kurtulmuş’un organize ettiği Artweeks@Akaretler’de bu sene farklı disiplinlerden pek çok özgün ve yeni eser yer alacak. Dünyadan ve Türkiye’den pek çok galeriyi bir araya getiren Artweeks@Akaretler, sanatçıları ve izleyicileri buluşturarak sanatı erişilebilir kılmayı hedefliyor. Çeşitli galerilere, koleksiyoner sergilerine ve bağımsız sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapacak olan Artweeks@Akaretler’in 7. edisyonu, Akaretler Sıraevler 15-17-19-37-39-55-57 numaralı binalar ile rezidans alanlarında gerçekleştirilecek.
Sanat alanında fuar dışı bir yaklaşım ile organize edilen Artweeks@Akaretler, 6. edisyonunu 30 Mart - 10 Nisan 2022 tarihleri arasında gerçekleştirmişti. 100’den fazla sanatçıyı, 16 çağdaş sanat galerisini, 2 solo sergiyi ve 2 koleksiyoner seçkisini 110 bin ziyaretçi ile bir araya getirdi. Artweeks@Akaretler 7. edisyonu ile yeniden uluslararası sanat galerilerine, koleksiyoner sergilerine ve solo show’lara ev sahipliği yaparak sanatseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.
Defne Suman’ın İstanbul’un son yetmiş yılında dolaşan, hikâyesinde hüznün ve matemin olduğu kadar dostluğun, direnişin ve ümidin de yer aldığı yeni romanı Çember Apartmanı, Doğan Kitap’tan çıktı.
Yitip giden İstanbul’a bir ağıt niteliğindeki Çember Apartmanı, İstanbullu Rum Periklis Drakos’un anılarını, hem aşk ile tutkunun hem de acıyla kaybolan Beyoğlu’nun hikâyesini anlatıyor.
Yetmiş beş yaşındaki İstanbullu Rum Periklis Drakos, koronavirüs günlerinde, doğup büyüdüğü Çember Apartmanı’ndaki dairesinde anılarını kaleme almaya başlar. Mahallede kendine bir ev arayan Leyla’ya ilk görüşte âşık olur. Artık anılarını kendini Leyla’ya anlatmak için yazacaktır.
“Yağmur bastırmıştı. Temrin Yokuşu’ndan Dolapdere’ye içinde çalı çırpıyla seller akıyordu yine. İstanbul gri bir perdenin ardında yitip gitmişti. Tam da bana lazım olan dekor. Kalemi elime aldım. İnce mavi mektup kâğıtlarımın kırışıklıklarını elimle düzelttim. Yazdıkça Leyla’yı daha çok düşünüyor, onu düşündükçe daha çok yazmak istiyordum. Böyle bir çemberin içinde bulmuştum kendimi. Belki de matemin panzehriydi aşk.”
Türkiye’nin ilk içerik şirketi Orchestra Content tarafından, Şebnem Sönmez süpervizörlüğünde hayata geçirilen Orchestra Theatre; Mithat Ozan Küren’in kaleme aldığı Lora oyunu ile 21 Ekim’de Hann Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Kolektif üretimi odağına alan ve her oyunun ilk kez sahneleneceği Orchestra Theatre, ilk oyunu Lora ile izleyici karşına çıkacak. Geçtiğimiz sene Kıyafetlerimin Neden Üzerimde Olmadığının Hikâyesi metniyle Nilüfer Kent Tiyatrosu ve Mitos Boyut Tiyatro Yayınları iş birliğiyle düzenlenen Sahne Eseri Yazma Yarışması’nda üçüncülük ödülü kazanan Mithat Ozan Küren’in yönetmenliğini üstlendiği Lora oyunun başrollerinde Çağdaş Ekin Şişman ve Mehmet Okuroğlu yer alıyor. Oyun işten eve dönen ve karnını doyurmak, dinlenmek, uyumak gibi bazı basit işleri yaparken zorlanan Lora’nın akşamdan sabaha süren kısa bir hayat kesitini izleyiciye sunuyor. Yivine oturmayan her nesneyle birlikte geçmişi ve geleceği de bir olup üzerine çökerken, sendromları ve göz kamaştıran yenilgileri ile Lora, izleyicileri hiç sevmediği evinin ve aklının içine davet ediyor.
Lora oyunun ilk gösterim biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
LORA KÜNYE
Yazan / Yöneten: Mithat Ozan Küren
Oyuncular: Çağdaş Ekin Şişman, Mehmet Okuroğlu
Sahne Tasarımı: Pınar Demir
Hareket Düzeni: Ezgi Künktakan
Işık Tasarımı: Alev Topal
Müzik / Ses Tasarımı: Çağrı Beklen
Afiş Tasarımı: Müjde Başkale
Yönetmen Yardımcıları: Denizhan Çay, Gözde Demirtaş
Koordinatör: Büke Akşehirli
Süpervizör: Şebnem Sönmez
Yapımcı: Mine Şengöz
İçerik: Orchestra Content
Küratörlüğünü Ayça Okay’ın üstlendiği “Criss-Cross Pollination” başlıklı grup sergisi Berlin’deki uluslararası misafir küratör programı SomoS kapsamında sanatseverlerle buluştu.
SomoS’taki küratöryel rezidans programın kapsamında 27 Eylül - 1 Ekim tarihleri arasında izleyici karşısına çıkan “Criss-Cross Pollination” sergisi, sürekli hareket hâlinde olma ve göç etme gibi eylemler ekseninde insanlar ve botanik arasındaki sosyo-politik ilişkilerin izlerini süren; uluslararası ölçekte üretim yapan İnci Eviner, Anwar Al Atrash, Verena Kyselka, Jasmina Metwaly, Manaf Halbouni gibi sanatçıların video, enstalasyon ve resim gibi farklı disiplinlerden üretimlerine yer verdi. Botanik arşiv araştırmasının sonuçlarını ve bir dizi anketi birleştiren sergi, küratörün ve katılımcı sanatçıların yabancı bir ülkede etnik bir arada yaşama konusundaki kişisel deneyimlerini temel aldı. Merkezi metaforu Botanik olan sergi, mono kültürün zayıflatıcı etkilerine karşı çeşitlilik ve çapraz tozlaşmanın hayati önemini vurgulayarak, insanların ve bitkilerin hareketi arasındaki bağlantıları araştırdı.
Bağımsız küratör Ayça Okay’ın küratöryel rezidans programına seçilen projesi altı aylık bir araştırma sürecini kapsıyor. Berlin’de metropolünde yer alan komünel bahçeleri ve botanik müzelerindeki arşivleri inceleyen Okay, projenin geliştirilmesinde 20’nin üzerinde Berlin’de yaşayan ve üretim sağlayan sanatçıyla bir araya gelerek stüdyo ziyaretleri gerçekleştirdi.
“Criss-Cross Pollination”da anlatı, aidiyet, kimlik ve yabancılaşma gibi konuları içeren, göç ve göçmenler üzerindeki etkilerine ilişkin küresel politikaların süregelen eleştirilerini ele almak için bir araç olarak kullanıldı. Projede, bitki ve insanın iç içe geçmiş politize olmuş bir ekosistemdeki rolünü kentsel yaşam perspektifinde analiz edildi. Küratörün araştırma şehircilik, antroposentrizm, ekolojik eleştiri konusundaki kapsamlı araştırmaları yakın geçmişte gerçekleştirdiği “Terra Incognita”, “Moving Memories” ve “Taksim Maksim” gibi sergilerinin devamı niteliğinde değerlendirildi. Sergi, çeşitli sanatsal konumları boyunca, erişilebilir, birbirine bağlı bir küresel dünya için bir çağrıda, göçmen bir bakış açısıyla tutarlı bir şekilde ele alınan ve yorumlanan son derece güncel sorunları ele aldı.
7 - 16 Ekim tarihleri arasında Filmekimi’nin gösterimlerine ev sahipliği yapacak olan Sinematek/Sinema Evi, kendi gösterimlerine 18 Ekim’de başlayacak.
Sinematek, 30 Aralık’a dek sürecek yeni programında 1930’larda Fransız sinemasına damga vuran şiirsel gerçekçiliğe odaklanıyor. Fransız Kültür Merkezi İstanbul ve Cinémathèque Française’in katkılarıyla düzenlenen ana program kapsamında şiirsel gerçekçiliğin önde gelen yönetmenleri Jean Renoir, Marcel Carné, Jean Vigo ve Julien Duvivier’nin filmleri gösterilecek. L’Atalante, Oyunun Kuralı (La règle du jeu), Cennetin Çocukları (Les enfants du Paradis), Sisler Rıhtımı (Quai des Brumes), Harp Esirleri (La grande illusion) gibi klasiklerin yer aldığı 14 filmden oluşan seçkinin yanı sıra film analizi, söyleşi, panel gibi etkinlikler de gerçekleştirilecek. Program 1930’lar boyunca Fransa’da etkili olan ve Amerikan kara filmi, İtalyan yeni gerçekçiliği, Fransız yeni dalgası gibi önemli akımlara, janrlara ve birçok sinemacıya ilham veren bu kısa ama çok etkili dönemin sinemasına yakından bakmayı amaçlıyor. Programının açılışı, Jean Renoir’ın Bay Lange’ın Suçu (Le crime de Monsieur Lange) filmi ile 18 Ekim Salı saat 20:00’de yapılacak. Program hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Her yıl İtalya’nın Bologna kentinde düzenlenen ve temel amacı yeni restore ettiği filmleri seyirciye sunmak olan, dünyanın en önemli film restorasyon merkezlerinden Cineteca di Bologna’nın film festivali Il Cinema Ritrovato bu yıl 37. kez gerçekleştirildi. Sinematek/Sinema Evi, Cineteca di Bologna ve İtalyan Kültür Merkezi İstanbul’un katkılarıyla festivalin bu yılki restore edilmiş filmler programından seçtiği altı filmi, yenilenmiş kopyalarıyla sinemaseverlerle buluşturacak.
Sinematek/Sinema Evi’nde sessiz film gösterimleri “Sessiz Perşembe” programı ile düzenli hâle getiriyor. Eye Filmmuseum’ın sessiz sinema küratörü Elif Rongen-Kaynakçı danışmanlığında hazırlanan ilk program “Erken Dönem Sinemanın Sihirbazları: Georges Méliès ve Segundo de Chomón”, bu iki öncü sinemacının filmlerinden oluşan iki kısa film seçkisi olarak, “Tophane Noise Band” ve “Gökhan Ulusoy Trio Feat. Jeff Savaryego, Okan Kaya” canlı performansları eşliğinde izleyicilerle buluşacak.
Türkiye sineması için alternatif bir gösterim mecrası ve bir tartışma platformu oluşturmak amacıyla FilmKoop iş birliğiyle hayata geçirilen “Bağımsız Türkiye Sineması” gösterimleri yeni dönemde de devam ediyor. Filmlerin ardından ekip söyleşileriyle devam eden gösterimler, yeni dönemde pazar günleri 14.00 seansında gerçekleştirilecek.
Sinematek/Sinema Evi’nin programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan, etkinlik biletlerine ise Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Arter’in, farklı temalar etrafında bir araya getirilen eser seçkilerini çevrim içi olarak sanatseverlerle buluşturduğu rehberli turları, 10 ve 24 Ekim Pazartesi günleri saat 19:00’da gerçekleştirilecek.
Güncel sergiler etrafında şekillenen, sınırlı sayıda katılımcı ile ücretsiz olarak gerçekleştirilen çevrim içi rehberli turlar, katılımcılara sanat etrafında düşünme ve yapıtları kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlama fırsatı sunuyor. Herkesin yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortam yaratmayı amaçlayan Öğrenme Programı kapsamında düzenlenen turlar, katılımcıların yapıtları kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlamalarını teşvik eden bir yaklaşım benimsiyor. Turlarda, Arter’in sergi rehberleri her etkinlikte farklı bir tema etrafında bir araya getirdikleri eser seçkilerini çevrim içi olarak katılımcılarla paylaşıyor ve yoruma açıyor.
10 ve 24 Ekim Pazartesi günleri 19:00 - 20:00 saatleri arasında gerçekleşecek çevrim içi rehberli turlara etkinlik tarihinden önce turlar@arter.org.tr adresine e-posta göndererek kayıt yaptırabilirsiniz.
Arter’in fiziksel ortamda düzenlenen turları ise pazartesi hariç her gün, 13:00 ve 15:00 saatlerinde gerçekleşiyor. Ayrıca Arter’de her cumartesi 12:00’de İngilizce rehberli turlar da düzenleniyor. Arter’in güncel programları hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Ahmet Doğu İpek: Başımızda Siyahtan Bir Hâle Küratör: Selen Ansen Sergiden yerleştirme görüntüsü Arter, 2022 Fotoğraf: flufoto
2. Eva Koťátková Boru Tesisatının İtirafları serisinden 2019 Mukavva üzerine metin/dijital baskı Değişken boyutlar Sanatçının ve Hunt Kastner’in (Prag) izniyle Arter’deki sergiden yerleştirme görüntüsü: Koyun Koyuna, 2022 Fotoğraf: flufoto
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu yazarları tarafından kaleme alınan, toplumsal cinsiyet eşitliği odağındaki masallardan oluşan Mor Masallar adlı kitap, HKTM firması sponsorluğunda Yakın Kitabevi tarafından yayımlandı.
Elif Çelebi, Gülay Pamuk ve Nevzat Süer Sezgin’in projelendirip, derlediği 8-12 yaş çocuklarına uygun nitelikte eserlerin yer aldığı Mor Masallar kitabındaki masallara çizer Beste Örge Sağlam resimleriyle eşlik ediyor. Yetmişten fazla yazar, çizer, editör ve adaylarının katılımı ile 2020 yılı sonlarında kurulan Eksi 18 Edebiyat Topluluğu; on sekiz yaş altındaki bireyler için nitelikli çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtları üretmeyi amaçlıyor. Topluluk tarafından çeşitli temalara odaklanan derleme kitaplar, Kıpırtı Çocuk Dergisi ve çeşitli projeler gerçekleştiriliyor.
Kitap, 2009 yılında hayatını kaybeden toplumsal cinsiyet alanındaki çalışmaları ile tanınan Sosyolog Dr. Dicle Koğacıoğlu’na ithaf edildi. Mor Masallar; çocukların eşit, adil, şiddetten uzak ve dayanışmayla örülmüş masallarla birey ve dünya insanı olabilmelerini güçlendirecek yeni anlatılar oluşturmak amacıyla topluluk üyesi yirmi yazar tarafından kaleme alınan aynı sayıdaki masallarından oluşuyor.
Mor Masallar projesi ve kitap hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Kitabın daha çok çocuğa ulaşabilmesi için, sanatçılar Jülide Kural ve Tilbe Saral da masalların seslendirmesini yaptılar. Projeyi YouTube ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz.
Babylon ekim ayı boyunca; Vans Music Night: Kum, Hedonutopia, Balkan Wedding Party, Swing Planet, Frozen Clouds, Kendine Has Sunar: Nilüfer Yanya, Cemiyette Pişiyorum, Öncesi: Deli Gömleği, Hey! Douglas, Birkan Nasuhoğlu ve Melis Danişmend’i müzikseverlerle buluşturacak.
Eylül ayında sezonu “Görmek için çok özlediğin birini, duymak için kavuşmanın neşesini” diyerek açan Babylon, 32. Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek Ofer Mizrahi Trio, Portico Quartet, Tenderlonious ve Emma-Jean Thackray konserlerine ev sahipliği yapacak.
Babylon Ekim Programı:
5 Ekim Çarşamba 21.30 / 32. Akbank Caz Festivali: Ofer Mizrahi Trio
6 Ekim Perşembe 21.30 / 32. Akbank Caz Festivali: Portico Quartet
7 Ekim Cuma 21.30 / 32. Akbank Caz Festivali: Tenderlonious
8 Ekim Cumartesi 21.30 / 32. Akbank Caz Festivali: Emma-Jean Thackray
13 Ekim Perşembe 21.30 / Vans Music Night: Kum
14 Ekim Cuma 22.00 / Hedonutopia
15 Ekim Cumartesi 21.30 / Balkan Wedding Party
16 Ekim Pazar 20:00 / Swing Planet
18 Ekim Salı 21.30 / Frozen Clouds
19 Ekim Çarşamba 21:30 / Kendine Has Sunar: Nilüfer Yanya
20 Ekim Perşembe 21.00 / Cemiyette Pişiyorum, Öncesi: Deli Gömleği
21 Ekim Cuma 22.00 / Hey! Douglas
27 Ekim Perşembe 21.30 / Birkan Nasuhoğlu
28 Ekim Cuma 22.00 / Melis Danişmend
Ekimde Babylon’da gerçekleşecek etkinliklerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Çağla Cabaoğlu Gallery, Fulya Asyalı’nın “Yaldızlı Viran / Gilded Ruin” başlıklı kişisel sergisi 22 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Yaldızlı Viran” sergisi, politik ve çevresel felaketlerin yaydığı karamsarlığa ve hayatımızın janr resmini çevreleyen türlü dramatik sahnelere karşı, öfkeden ziyade direniş ve dönüşüm hissiyatıyla çevrelenmiş bir ruh hâlini yansıtıyor. Mevcut koşulların griliğinde kontrast yaratan yaldızlı detaylar, gelip geçiciliğin ve yıkımın içinde dahi lirik ve ilahi olanın kalıcılığını vurguluyor.
Ruhundaki tek göz odanın sessiz ve kırılgan özgürlüğünü, maddi dünyanın yaygarasından özenle sakınarak simyacının rolüne bürünen Asyalı, Charles Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri kitabının son sözünde dediği gibi, çamuru altına çeviriyor.
“Altın, erguvan, safir giyimli melekler,
Sizler tanık olun görevimi tam yaptığıma
Yetkin bir kimyacı gibi, kutsal bir ruh gibi,
Her şeyin özünü çıkardım çünkü,
Sen çamurunu verdin, ben Altın’a çevirdim onu.”
Fulya Asyalı’nın “Yaldızlı Viran / Gilded Ruin” başlıklı kişisel sergisini 22 Ekim’e kadar pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 11:00 - 19:00 saatleri arasında Çağla Cabaoğlu Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Zafer Sokak, No: 11-13 Tarihi Manuel Apartmanı D:10, 34371, Nişantaşı-Şişli/ İstanbul