GÜNDEM
  • 28-10-2022

    Açık Radyo’nun 17. İstanbul Bienali kapsamında Çemberlitaş semtinde bulunan Barın Han’da kurduğu etkinlik alanında 30 Ekim Pazar günü 12:00 - 18:00 saatleri arasında Tophane Noise Band bir ses performansı gerçekleştirecek.

    Yaklaşık 28 yıldır İstanbul’dan yayın yapan Açık Radyo, bu sene İstanbul Bienali’nin katılımcısı oldu. Radyonun görsel ve işitsel arşivinden parçalarla, bir podcast dinleme alanı ve özel bir belgesel gösteriminden oluşan “Açık Radyo - Şimdi ve Burada” başlıklı yerleştirme içinde 20 Kasım’a kadar pek çok etkinlik gerçekleştiriliyor.

    Bugüne dek 25 canlı yayın, 4 panel, 6 canlı müzik performansı ve 1 radyo tiyatrosunun yer aldığı etkinlik alanında Tophane Noise Band bir ses performansı gerçekleştirecek. Selim Cizdan, Serkan Aka, Berke Can Özcan, Ufuk Fakıoğlu ve Mihran Tomasyan’dan oluşan Tophane Noise Band, 30 Ekim Pazar günü 12:00 - 18:00 saatleri arası şehir atıklarından üretilen enstrümanlarla sıra dışı bir dinletiye imza atacak. Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

    “Gürültü, pazar kahvaltısının çatal tabak sesleriyle öğleden sonrasının rabarbasına karışırken, tramvayın zil sesine eşlik edecek. Şehrin atıkları tarihi Çemberlitaş semtinde bulunan Barın Han’da Açık Radyo’nun açık stüdyo alanında bir araya gelecek. Bu dinletide zamansız bir karga sesine, bir radyo frekansına, Han’ın başka bir odasından seslere ve belki de bir seyircinin kendini tutamayışına denk gelebilirsiniz.”

    0
    0
    3779
  • 28-10-2022

    Islandman; Cem Karaca ve Nâzım Hikmet'i buluşturan “Çok Yorgunum” şarkısını yeniden düzenlediği yeni teklisi “Yorgunum Kaptan”ı plak şirketi EMGE etiketiyle bugün yayımladı.

    Islandman, “Yorgunum Kaptan” ile geçmişten günümüze ses mirasını taşıyor. Geçtiğimiz mayıs ayında Music For Dreams etiketiyle yayımlanan Bahar isimli kısaçalarını yayımlayan grup, uzunca bir süredir konserlerinde çaldığı Cem Karaca’nın 1984 tarihli “Çok Yorgunum” şarkısını yeniden düzenledi.

    “Yorgunum Kaptan”; 1957’den 1984’e, oradan da 2020’li yıllara uzanan bir yolculuk yani Nâzım Hikmet’ten Cem Karaca’ya, oradan da Islandman’e uzanan bir yolculuk. Islandman’in, Türkiye ve Almanya’dan müzisyenlerin eşlik ettiği Die Kanaken albümünün tek 45’liği olan “Çok Yorgunum”un plak kaydını dinleyerek başlayan dönemin koşullarıyla kurduğu bağlar, çok geçmeden yeni bir üretime ve şarkının bugünkü düzenlemesine dönüştü. “Yorgunum Kaptan”, Islandman’in ses yolculuğunda yeni bir liman.

    ​“Yorgunum Kaptan”ı buradan dinleyebilirsiniz dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    2382
  • 28-10-2022

    Türk saykedelik müziğinin önemli temsilcilerinden, Hollanda çıkışlı Anadolu rock ve saykedelik folk grubu Altın Gün, Mart 2023’te çıkacak yeni albümlerinin ilk teklisi “Leylim Ley”i grubun Türkiye temsilcisi olan Gülbaba Records etiketiyle yayımladı.

    Klasik bir kayıp, aşk ve sürgün şarkısı olan “Leylim Ley”, Altın Gün’ün yorumuyla dinleyiciyle buluşuyor. Sabahattin Ali’nin “Ses” (1937) isimli kısa öyküsünde yer alan bir şiir olan “Leylim Ley”in bestesi Zülfü Livaneli imzası taşıyor. Herkes tarafından bilinen Türkçe şarkılardan biri olan “Leylim Ley”, geçmişten günümüze farklı kesimden pek çok insan tarafından benimsendi ve dinlendi.

    ​Altın Gün’ün yeni teklisi “Leylim Ley”i buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1387
  • 28-10-2022

    Pilot Galeri, Emir Erkaya’nın “Büyücü Eve Geliyor” başlıklı galerideki ilk kişisel sergisini 4 Kasım - 17 Aralık arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Emir Erkaya’nın kendine özgü üslubuyla dramatik bir çizgide hikâyeleştirdiği resimleri, içinde yaşadığı topluma sosyolojik incelemeler ve psiko-analizler gerçekleştirerek bireyi, cinselliği, tarihi ve medeniyeti ele alıyor. Sanatçının resimlerinde queer, yaşlı, cüce ve evsiz karakterler gibi öteki olmaya zorlananlar sıkça yer alıyor. Sergideki işler bir araya geldiklerinde, kimi zaman queer, kimi zaman okült ve gizemli bir dil ortaya çıkıyor.

    Oluşturulan dil, doğası gereği ezoteriktir çünkü özneleri ya “gizli” ya da “içsel” bir yaşam geleneğini takip eder ya da sadece toplumsal kurumlar tarafından kabul edilmemiş bilgilerin takipçileri konumunda yer alır. Dışardakilerin ve görmezden gelinenlerin yarattıkları belli belirsiz bir zamanı ve mekânı işgal eden ve kimine göre “yabancı yeni dünya” olarak tabir edilebilecek bu dünyanın resimleri, geleneğin dışında kalmış izleyiciye bir pencere açıyor.

    ​Emir Erkaya’nın “Büyücü Eve Geliyor” başlıklı kişisel sergisini 4 Kasım - 17 Aralık arasında Pilot Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2811
  • 28-10-2022

    Kadın ve kuir hikâyelerinin, deneyimlerinin merkeze alındığı, ses tiyatrosu ve söyleşi formunda içerikler üreten K’nın Sesi Podcast, yeni polisiye dizisi Kıvılcım’ı dinleyicilerle buluşturdu.

    Oyun yazarı Duygu Dalyanoğlu’nun kaleme aldığı senaryoyu, yönetmen ve oyuncu Ayşenil Şamlıoğlu yönetiyor. Projede oyuncu olarak da yer alan Dalyanoğlu ve Şamlıoğlu’na Nazlı Bulum, Ayça Damgacı, Erol Babaoğlu, Tilbe Saran, Gün Koper eşlik ediyor. Yapım koordinatörlüğünü Nihal Albayrak’ın üstlendiği oyunun ses tasarımı ve özgün müzikleri ise Beril Sarıaltun’a ait.

    İlk dört bölümü yayına giren Kıvılcım, intihar ettiği iddia edilen genç bir kadının şüpheli ölümünün araştırıldığı polisiye türünde sürükleyici bir hikâye sunuyor. Kıvılcım aynı zamanda Türkiye’de kadınların merkezde olduğu ilk polisiye podcast dizisi olarak da öne çıkıyor.

    “İzmirde gerçekleşen şüpheli bir kadın ölümü… “İntihar” diye kapatılan bir dosya…

    Kızı Kıvılcım’ın intihar ettiğine inanmayan bir anne…

    Tüm engellere rağmen gerçeğin peşinde koşan, üç kuşaktan üç kadın: Polis Derya, fizik öğrencisi Nehir, emekli Leman… Bu üç kadın sadece Kıvılcım’ın şüpheli intiharı ardındaki gerçek ile değil kendi geçmişlerindeki kayıpların yası ile de yüzleşiyor.”

    Hikâyesi ile arkası yarın tarzındaki radyo tiyatrosu formunu günümüz estetiğine uyarlayan podcast dizisi, her biri ortalama 20 dakikalık 8 bölümden oluşuyor. Kıvılcım’ı SpotifyApple PodcastlerK’nın Sesi Web Sitesi üzerinden dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1837
  • 27-10-2022

    Norveçli yönetmen Kristoffer Borgli imzalı, 2022 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini gerçekleştiren İlgi Manyağı, 4 Kasım’da Başka Sinema’da vizyona girecek.

    Ödüllü kısa filmleri, video klipleri, reklam filmleri ve ilk uzun metrajlı filmi DRIB (2017) ile tanınan Kristoffer Borgli’nin yönetmenliğini üstlendiği İlgi Manyağı’nda Kristine Kujath Thorp, Eirik Sæther, Fanny Vaager, Fredrik Stenberg Ditlev-Simonsen, Sarah Francesca Brænne ve Steinar Klouman Hallert rol alıyor. The Hollywood Reporter dergisi tarafından “feci, komik, utanmazca hepimize hitap eden, keyifli ve şeytani bir ziyafet” olarak tanımlanan film, sanatçı sevgilisi Thomas’ın işleri iyiye gittikçe üstünde topladığı ilginin yönünü kendine doğru çevirmek adına bilerek kendini sürekli hasta eden Signe’nin hikâyesini ele alıyor. İlgi ManyağıDünyanın En Kötü İnsanı filminin yapımcılarından romantik olmayan bir komedi.

    “Kurban psikolojisinin getirdiği faydalar sonuçlarına değer mi? Kurban kültürünün popüler kültürdeki yeri nedir? Ya da kısacası, insan ne kadar utanmaz ve yüzsüz olabilir? Kötülükten keyif alan Signe ile sanatçı sevgilisi Thomas arasındaki sağlıksız ilişkinin temelinde rekabet yatar. Thomas beklenmedik şekilde başarıya kavuştuğundaysa 30 yaşına yaklaşan Signe’nin elinde ne hırs ne de bir başarı kalmıştır. Zedelenen konumunu düzeltip ve dibe vuran özgüvenini yeniden kazanmak için Signe sürekli ilgi, acıma ve sempati toplayacağı çıkışsız bir yola girer: Artık yaşamını bir kurban olarak sürdürecektir.”

    7 - 16 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen Filmekimi kapsamında izleyiciyle buluşan İlgi Manyağı, 4 Kasım’dan itibaren sinemalarda izlenebilecek. Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=GPirCzOKuv4

    0
    0
    1646
  • 27-10-2022

    Galeri / Miz, beden ve etkileri üzerine çalışmalarıyla tanınan genç sanatçı Nesli Türk’ün “Ritüel” başlıklı kişisel sergisini 1 - 29 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Nesli Türk, “Ritüel” başlıklı son sergisinde doğanın, buyruğun, şiddetin ve mitlerin izini sürüyor. Formları zorlayan boya sürüşüyle dikkat çeken sanatçının Euripides’in Bakkhalar adlı tragedyasından yola çıkarak oluşturduğu eserleri doğa ve insan arasındaki bitmeyen “tekrar”a odaklanıyor. Tragedya, Dionysos’un tanrılığını tanımayan Thebai Kralı Pentheus’un annesi Agave tarafından panter sanılıp parçalanması ve Agave’nin kendine geldiğinde yaşadığı pişmanlığı anlatıyor. Sanatçı, büyük tuvallerin gücünü de kullanarak kendinden yeni bir Agave yaratıyor ve Willendorf Venüsü ile Kybele’yi yeniden çağırıyor.

    Sanatçının Ritüel serisindeki hem desenlerinde hem de yağlı boya eserlerinde sınırları geçirgen ve amorf hâllerin görünürlüğü Bakkhalar tragedyasıyla veya Dionysos düşüncesiyle paralellikler taşıyor. Özellikle Ritüel I ve Ritüel II, ayrıca karışık teknik Pieta After Michelangelo ve İsimsiz-Poliptik eserlerinde imgelerin kendi ekonomileri açısından çizgi, gölge ve rengin kullanımı başlı başına bir plastik öğreti sunuyor.

    Nesli Türk’ün “Ritüel” başlıklı kişisel sergisini 1 - 29 Kasım tarihleri arasında Galeri / Miz’de ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Mayıs Kraliçesi Gece ve Gündüz'e Hükmediyor, Tuval üzerne yağlı boya, 200x175 cm, 2021
    2. Rituel I, Tuval üzerine yağlı boya, 225x175 cm, 2021
    ​3. Rituel II, Kağıt Üzerine Söğüt ve Grafik Kalem, 100x80 cm, 2021

    0
    0
    2075
  • 27-10-2022

    Anıl Mert Özsoy’un zorlukların üstesinden gelmek için gereken cesareti ve umudu yaratıcılıkta, dayanışmada, deneyimlerin öğrettiklerinde bulunabileceğini hatırlattığı romanı Mahalleyi Kurtarmanın Yolları, Can Çocuk’tan çıktı.

    Mert Tugen’i resimlediği 10 yaş ve üzeri okura hitap eden Mahalleyi Kurtarmanın Yolları insanın barınma ve onurlu yaşam hakkına ilişkin meseleleri ele alıyor.

    Yeni Mahalle sakinleri zor bir yaz geçiriyor. Depreme dayanıksız bulunduğu için kentsel dönüşüm kararı çıkarılan evlerini kısa bir süre içinde terk etmek zorundalar. Ekonomik kaygılara, kanunlardaki adaletsizliğin öfkesi karışıyor. Güneş de herkes kadar üzgün. Yazları gelmeye çok alıştığı bu mahalleden ayrılma fikri de kaygılandırıyor onu, anneannesi Zeliha ve onunla birlikte yaşayan dayısı Can'ın nereye taşınıp nasıl yaşayacaklarını bilememek de. Ancak eskiden gazeteci olan dayısı Can kolay kolay pes etmeye niyetli değil. Mahalledeki bütün nesilleri cesaretlendirecek, içinde bulundukları zorluğa hep birlikte bir çare bulmalarını sağlayacak bir fikri var. Dayanışmayla, ortak anılarla ve müzikle canlanan bir fikir.

    “Mahallelinin içinde bulunduğu umutsuzluk beni tedirgin etmişti. Evlerinin damlarına kuşların konduğu, teyzelerin balkonlarda plastik iplere çamaşırlarını astığı, herkesin evinin bahçesinde güneşi selamladığı, bir saz sesine herkesin toplandığı mahallemiz şimdi üzgündü. Herkes evinin penceresine kurulmuştu da, bir daha hiç göremeyecekmiş gibi sokakları uzun uzun izliyordu sanki…”

    0
    0
    1529
  • 27-10-2022

    Türkiye’nin endüstriyel kültür miraslarından biri olan Beykoz Kundura, 27 Ekim UNESCO Dünya Görsel ve İşitsel Kültürel Miras Günü kapsamında “Sinema’nın Edepsiz Kadınları” başlıklı sessiz film seçkisini izleyicilerle buluşturuyor.

    Sinema tarihinden ilk kadın komedyenlerin performanslarını hatırlatmayı amaçlayan “Sinema’nın İlk Edepsiz Kadınları” başlıklı sessiz film seçkisi, canlı müzik eşliğinde 30 Ekim Pazar günü Kundura Sinema’da ücretsiz olarak gösterilecek. 1903-1914 yılları arasında çekilmiş sekiz sessiz filmin yer aldığı seçkiye piyanoda Gonca Feride Varol ve kemanda Seçil Başabak Kalyoncu eşlik edecek. Seçki kapsamında Mary Jane’s Mishap; Or Don’t Fool With The Paraffin (1903), Laughing Gas (1907), Madame Fait Du Sport / Madame Is Athletic (1908), The Red Girl And The Child (1910), Le Bateau De Léontine / Betty’s Boat (1911), Rosalie A La Maladie Du Sommeil (1911), Lea Bambola (1913) ve Daisy Doodad's Dial (1914) filmleri sinemaseverlerle buluşacak.

    “Sinema’nın İlk Edepsiz Kadınları” seçkisi adını ABD eski başkanı Donald Trump’ın 2016’daki Başkanlık Tartışması’nda rakibi Hillary Clinton’a yönelik hakaret olarak sarf ettiği ve bir anda küresel bir feminist hareketin sloganına dönüşmüş “Nasty Woman” (Edepsiz Kadın) sözünden alıyor. Seçkinin küratörlüğünü EYE Filmmuseum’un sessiz sinema küratörü Elif Rongen-Kaynakçı, film akademisyeni ve yazar Laura Horak ile film ve medya yazarı Maggie Hennefeld birlikte üstleniyor.

    ​“Sinema’nın İlk Edepsiz Kadınları” seçkisini buradan kayıt olarak 30 Ekim Pazar günü Kundura Sinema’da ücretsiz olarak izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1489
  • 27-10-2022

    Galerist, Nazım Ünal Yılmaz’ın “Daima İleri” başlıklı galerideki ilk kişisel sergisini 10 Aralık tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Daima İleri” sergisi, sanatçının kendi deyimiyle “büyüme endeksli”, ne demokratik ne de ekolojik sayılabilecek, ekonomik modele kendini yakın bulan kültür politikaları ile tarih yazımına yönelik kuşkusundan doğan son dönem çalışmalarından oluşuyor. Yılmaz, yapıtı var eden zihinsel, duygusal, sosyal koşullar ile onu tecrübe etme modellerine yönelik eleştirinin yarattığı yeni görsel ve biçimsel olanakları, izleyicilerle araştırma ve yeni okumalarla diyaloğa sunma yoluna gidiyor. Sergide yer alan eserler, sanatçı için kendine has birer görsel anlatıyı barındırdığı kadar, sanatçının ister kapitalist, isterse komünist olsun, tüm bu modellere duyduğu uzlaşmasız kuşkuya da sözcülük ediyor.

    Yaşamını ve çalışmalarını Viyana’da sürdüren sanatçı, gerek Türkiye gerekse Avrupa çağdaş sanat tarihinin öncülerine saygıyla ortaya koyduğu soyut-dışavurumcu, a-politik kompozisyonlarıyla bir bakıma, tasvirde dürüstlüğün nerede başlayıp, nerede bitmesi gerektiğini, sanat piyasasının, gerçeklik ve samimiyet endeksini hangi değerlere göre tayin ettiğini, izleyiciye kendini teşhir eden bu tek kişilik ve soyundukça kalabalıklaşan kabare ile sormaya yöneliyor.

    “Yılmaz’ın resmi, ...her tür tasnif, tabir ve tahlilden, ısrarla uzak duruyor. 'Daima İleri' gitmekten kuşku duyan bir tarihin açgözlü varisleri olarak, bizlere karşı, hayal gücünün kendi ekolojisi lehine anti-sosyal bir mesafe gözetiyor. Yaşamın da ölümün de dikine giden bu maskesiz tavır, her yeni bakışta yapıtların ölümsüzlük olasılığını tekrar yükseltiyor. Bu da serginin tartıştığı gibi, gözü dönmüş biçimde ‘Daima İleri’ gitmektense, yaşamda, dünyada ve sanatta etkileşime girdiğimiz her unsuru, başta kendimiz olmak üzere aşağı yukarı kabullenebilme ve buna göre birlikte var olabilme seviyemizle ilişki kuruyor.”

    Evrim Altuğ (aica), “Daima İleri” üzerine aşağı-yukarı bakışlar, Ekim 2022 sergi metninden alıntıdır.

    Nazım Ünal Yılmaz’ın “Daima İleri” başlıklı kişisel sergisini 27 Ekim - 10 Aralık tarihleri arasında Galerist’te ziyaret edebilirsiniz.

    ​Künye: Nazım Ünal Yılmaz, 'Grafik', 2022, tuval üzerine yağlıboya, 200 x 160 cm Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

    0
    0
    1531
DAHA FAZLA
Geldanlage