GÜNDEM
  • 26-01-2023

    Borusan Sanat, farklı konserlerle dolu programı ile yeni yılda da müzikseverlerle buluşmaya devam ediyor. Şubat ayında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası dünyaca ünlü şef ve solistleri ağırlarken, Borusan Müzik Evi konser programıyla müzikseverlere keyifli bir müzik deneyimi yaşatacak.

    9 Şubat Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek konserde BİFO’ya “zorluk tanımayan kemancı” olarak bilinen Valeriy Sokolov eşlik edecek. Konserde BİFO’yu incelikli tekniği ile büyük beğeni toplayan Belçikalı orkestra şefi Karel Deseure yönetecek. BİFO’nun 16 Şubat Perşembe günkü konserine Amerika’nın en bilinen orkestralarından biri olan Seattle Senfoni Orkestrası’nın müzik direktörü ve şefi olarak tanıdığı ve orkestrayla beş Grammy ödülüne layık görülen Ludovic Morlot ile “büyüleyici bir ses ustası” olarak tanınan keman sanatçısı Alena Baeva konuk olacak. 23 Şubat Perşembe günü James Judd yönetimindeki BİFO ve devlet sanatçısı piyanistler Güher-Süher Pekinel, bu konserde Pekineller’in Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler projesinin sanatçılarıyla sahneyi paylaşacak. Sanatçılar, Beethoven, Mendelssohn ve Bach’ın solist grupları için yazdığı seçkin eserlerden oluşan bir programda ustaları Güher-Süher Pekinel ikilisi ile birlikte sahne alacaklar.

    Brassolist, düzenlemesi kendilerine ait repertuvarlarıyla 3 Şubat Cumartesi günü saat 21.00’de Borusan Müzik Evi’ne konuk olacak. Jülide Özçelik, Fikri Karayel ve Ceren Gündoğdu’nun da katılacağı konserde; caz, pop, R&B ve özellikle Anadolu türkülerinden oluşan ve düzenlemeleri kendilerine ait olan eserleri seslendirecekler. Bu yıl sanatta 30. yılını kutlayan gitarist ve besteci Şevket Akıncı, 25 Şubat Cumartesi günü saat 21.00’de Borusan Müzik Evi’nde sahne alacak. Yıllar içerisinde çalıştığı önemli isimlerin de kendisine eşlik edeceği bu konserde, 2021’de Tarla Records tarafından yayımlanan Dünyada Saat Kaç? ve 2017 yılında A. K. Müzik tarafından yayımlanan Escher Chronicles albümlerinden seçmeleri seslendirecek.

    Borusan Quartet, 20 Şubat Pazartesi günü saat 20.00’de Kadıköy Süreyya Operası’nda gerçekleştireceği 2023’ün ilk konserinde müziğin romantik ustalarının eserlerinden bir seçkiyle müzikseverlerle buluşacak. Felix Mendelssohn’un yaylı çalgılar için en sevilen yapıtlarından biri olan Mi minör Capriccio ile başlayacak olan konser, bestecinin Op. 80 Dörtlüsü ile devam edecek. Gecenin son yapıtı ise Robert Schumann’ın 1842 tarihli eseri, Op. 41, 3 Numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü olacak.

    Borusan Sanat’ın konser deneyimini dijitale taşıyan platformu borusansanat.tv, pek çok konseri izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Şubat ayının ilk konser yayını 12 Şubat Pazar günü saat 11.30’da başlıyor. Carlo Tenan’ın BİFO’yu yönettiği “BİFO & Jan Mráček” başlıklı konserde dünyaca ünlü keman virtüözü Jan Mráček, Brahms’ın keman konçertosunu seslendirecek. Yayın bir hafta süreyle borusansanat.tv’de izleyicilerle buluşacak. 18 Şubat Cumartesi günü saat 20.00’de Burak Özdemir ve topluluğu Musica Sequenza’nın Borusan Müzik Evi’ndeki konserinin kaydı borusansanat.tv’de yayımlanacak. Konser kaydı, iki hafta yayında kalacak. Şubat ayının son borusansanat.tv konserinde ise 26 Şubat Pazar günü saat 11.30’da BİFO, onursal şef Gürer Aykal’ın 80. yaş gününü kutlayacak. Finlandiyalı piyanist Joonas Ahonen’in konukluğunda gerçekleşen bu konserde Ahmed Adnan Saygun’un 1. Piyano Konçertosu ve Prokofiev’in bir ve iki numaralı Romeo ve Juliet Süiti’nden bölümler seslendirilecek. Yayın bir hafta süreyle borusansanat.tv’de yayımlanacak. Ayrıca BİFO’nun Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde ve Borusan Quartet’in Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleştirdiği tüm konserler Borusan Sanat’ın çevrim içi radyosu Borusan Klasik’ten canlı olarak yayımlanacak.

    ​Borusan Sanat’ın sezon boyu gerçekleştireceği tüm konserlerin biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3107
  • 26-01-2023

    Ali Şentürk, Cansu Sönmez, Derya Geylani, Gözde Can Köroğlu, Ömer Faruk Yaman, Sevim Kaya ve Sinem Demirci’nin farklı malzemeler ve tekniklerdeki eserlerinden oluşan “Bildiğin gibi değil!” başlıklı sergi, 20 Şubat’a kadar Pg Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Alışık olduğumuz bedenler, nesneler, bitkiler ve besinler, “Bildiğin gibi değil!” sergisinde ezber bozan bir biçimde simüle edilerek izleyiciye sunuluyor. Kendi bağlamından uzaklaşan bu “şey”ler, galeri mekânıyla bütünleşerek yeni birer anlam kazanıyorlar.

    Galeride izleyiciyi ilk karşılayan, odağına siyah yapay bir kulak yerleştirilen ve duvarı kaplayarak zemine yayılan Ali Şentürk’ün İkinci Kattan Gelen Sesler adlı enstalasyonu oluyor. Sanatçının galerinin üst katında konumlanan bir diğer çalışması Efsanevi Olmayan Yaratık ise gündelik hayatta kullandığımız bir sehpanın evrim geçirerek, kendi formuna yabancılaşması ve alternatif bir tür yaşam formuna dönüştürmesinin hikâyesini ele alıyor.

    Ömer Faruk Yaman’ın ince işçilikle bezediği doğa tasviri üzerine kusursuz daireleri sistematik bir şekilde yerleştirerek oluşturduğu doku, iki farklı katmanın nasıl bir bütüne ulaştığını anlatıyor.

    Doğayı ve bitkileri üretiminin merkezine alan Sevim Kaya, triptik beyaz kil rölyefini, amorf gri bir zemin üzerinde sergiliyor. Keskin sınırlardan kaçınan sanatçının bu çalışması, bir topoğrafya haritasını andırıyor.

    Cansu Sönmez ise Ekşi Mayalı Cyber Ekmek adlı işinde pandemi döneminde herkesin birer ekmek ustasına dönüşümüne ve ekmek şarap ayinine gönderme yapıyor. Bu çalışma, pandemi döneminin önemli gündemlerinden biri olan ilksel edimlerimizden ekmek yapımı eylemini ve insan 2.0 olgusunu birleştiriyor. Sönmez, enstalasyonda ona eşlik eden şarapla birlikte ilksel edimlerin yeni sürece olan adaptasyonuna bu yüzyılın gözünden bir ayin, bir kutlama ekliyor.

    Derya Geylani, siyah porselenler ve saf bir malzeme olan camı ustalıkla kullanarak oluşturduğu Masada mı konuşalım? isimli enstalasyonunda; mutluluk, hüzün, heyecan, kutlama, anlaşma gibi pek çok vesile ile bir araya gelinen sofralar, her bireyin belleğinde farklı çağrışımlar yapıyor.

    Üretimlerinde ağırlıklı olarak beden politikaları, toplumsal cinsiyet kavramı, cinsiyetsizlik, inşa edilebilir kimlik, kabul edilmiş normlarım yeniden inşası gibi konulara odaklanan Gözde Can Köroğlu, sergiye Grift formlar No:1 isimli heykeli ile dahil oluyor.

    Çalışmalarını benliğin farklı yüzlerini yansıtan “çoklu ben” kavramı ile tanımlayan Sinem Demirci, paralel evrenlerde veya zaman çizgilerinde var olan, her birinin kendi deneyimleri, seçimleri ve yolları olan sayısız versiyonumuz olduğunu ve her birinin benzersiz ve yine de bütünle bağlantılı bir kimlikler kaleydoskopu gibi olduğunu anlatıyor.

    Künye:
    1.  “Bildiğin gibi değil!” Sergisi
    2. Sevim Kaya
    3. Derya Geylani
    4. Ali Şentürk
    5. Gözde Can Köroğlu
    6. Cansu Sönmez
    7. Ömer Faruk Yaman

    0
    0
    2696
  • 26-01-2023

    Psikiyatrist Veronica O’Keane’in psikozun çarpıttığı anıları insan beyninin sırlarını çözmek için kullandığı ve okura kişisel deneyimleri hakkında düşünmenin yeni bir yolunu sunduğu çalışması Eskici Dükkânı - Anılarımız Nasıl Doğar ve Biz Anılarımızdan Nasıl Doğarız, Sezen Kiraz’ın çevirisiyle Minotor Kitap’tan çıktı.

    Eskici Dükkânı’nda, “Anılarımız nasıl oluyor da bize böylesine gerçek gelebiliyor? Duyum ve algılarımız, hatıralarımızı ne derecede etkiliyor?  “Gerçek” ve “sahte” anı diye bir şey var mıdır? Hepsinden de önemlisi, hafıza işlevi, zihinsel bir rahatsızlık yüzünden sekteye uğradığında neler olur?” gibi hafızaya dair pek çok soruya yanıt aranıyor.

    ​Yazar, hastalarının dokunaklı hikâyelerinin yanı sıra edebiyattan ve peri masallarından da yararlandığı bu eserinde, olağanüstü bir bilmece olan insan beyninin doğumdan ergenliğe ve yaşlılığa değin nasıl biçimlendiğini daha iyi anlayabilmemiz için en yeni nörobilimsel araştırmalara yer veriyor. Eskici Dükkânı, ciddi ruhsal sorunlar yaşayan insanların cesaretine ve acılarına tanıklık ederken, onların deneyimlerinin, bildiğimiz ve hissettiğimiz şeylerin gizemini nasıl aydınlatabileceğini de gösteriyor.

    0
    0
    1508
  • 26-01-2023

    Martin McDonagh’ın yazıp yönettiği, Colin Farrell ile Brendan Gleeson’ın başrollerinde yer aldığı 8 dalda 9 Oscar adaylığı bulunan The Banshees of Inisherin, 3 Şubat’ta vizyona girecek.

    In Bruges filminin ardından Martin McDonagh ile Colin Farrell ve Brendan Gleeson’ı yeniden bir araya getiren The Banshees of Inisherin, “En İyi Film” dahil 3 dalda Altın Küre ödülü kazandı. “En İyi Film” dahil 8 dalda toplam 9 Oscar adaylığı bulunan film Colin Farrell’a da ilk Oscar adaylığını getirdi. İki ömürlük dost olan Pádraic (Colin Farrell) ve Colm (Brendan Gleeson)’ın arkadaşlığının Colm’un aldığı ani bir kararla bitmesini ve kendilerini bir çıkmazsa bulan ikiliden Pádraic’in arkadaşlıklarını yeniden kurtarmaya çalışmasını anlatan film, izleyicileri İrlanda’nın batı kıyısında bulunan bir adaya götürüyor. Filmde Brendan Gleeson ve Colin Farrell’a, Kerry Condon ile Barry Keoghan eşlik ediyor.

    3 Şubat’ta Türkiye’de gösterime girecek olan The Banshees of Inisherin filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    Oscar Adaylıkları:
    En İyi Film
    En İyi Yönetmen (Martin McDonagh)
    En İyi Orijinal Senaryo (Martin McDonagh)
    En İyi Erkek Oyuncu (Colin Farrell)
    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Brendan Gleeson / Barry Keoghan)
    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Kerry Condon)
    En İyi Orijinal Film Müziği (Carter Burwell)
    ​En İyi Kurgu (Mikkel E. G. Nielsen)

    https://www.youtube.com/watch?v=u0OZoY3GJNs

    0
    0
    2184
  • 26-01-2023

    Dirimart, Peter Zimmermann’ın yakın dönemde ürettiği işleri bir araya getiren “Sticker” başlıklı beşinci kişisel sergisini 2 Şubat’tan itibaren sanatseverlerle buluşturacak.

    Peter Zimmermann, “Sticker” sergisinde kendine has tekniğiyle tuvale işlediği sanal algoritmalara odaklanıyor. Sanatçı, dijitalleştirme ve buna bağlı temsil süreçleriyle 1990’lı yıllarda ilgilenmeye başladığında “hata” diye bir şeyin olmadığı bir yer söz konusuydu. Bu da Zimmermann’a göre dijital olarak üretilme sürecinde imajların tamamen “boşaltıldığı” fakat yine de gözle görülür sonuçlar verdiği anlamına geliyor. İmajlar kendilerini programlamayla resimsel nesneler haline getirip “gerçek” oluyorlar. Bu idrak, dijital şablonlardan üretilen, renkli epoksi reçine imajlar olarak hayat buluyor. Fotoğraflar, film kareleri veya diyagramları grafik algoritmalarla yapısöküme uğratıp dönüştüren sanatçı, daha sonra bunları birkaç saydam katman hâlinde tuvale aktarıyor.

    Sanatçı 2014 yılından beri, imaj dosyalarını izlenimci bir dikiş formunda görüntüleyip ortaya çıkan motifi yağlı boya tabloya aktaran ve “Van Gogh Anahtarı” denen bir algoritma yardımıyla bu yöntemi uyguluyor. Bu yöntem ile (yağlı boya) tablonun yoldan saptıktan sonra, bilgisayarın sanata ve sanatçıya dair tüm unsurları ortadan kaldırmasıyla yeniden kendine döndüğü izlenimini veren rahatsız edici eserler ortaya çıkıyor.

    Sergide yeni epoksi reçine tablolar, etiket oluşumlarıyla bir araya geliyor. Algoritmaların düşünüş ve davranışımızı ne kadar derinden etkilediğine odaklanan sergi, gerçeklikle algıya dair kavrayışımızı nasıl şekillendirdiği üzerine suni bir inceleme niteliği taşıyor.

    Peter Zimmermann’ın “Sticker” başlıklı kişisel sergisi 2 - 26 Şubat tarihleri arasında Dirimart’ta ziyaret edilebilir.

    Künye:
    1. Peter Zimmermann, Untitled, 2022 . Epoxy on canvas . 180 x 130 cm
    2. Peter Zimmermann, Untitled, 2022 . Epoxy on canvas . 250 x 160 cm
    ​3-4. Peter Zimmermann, Untitled, 2022 . Epoxy on canvas . 300 x 200 cm

    0
    0
    1457
  • 26-01-2023

    Kaan Sekban’ın şov dünyasında geçen beş yılının perde arkasını aktarırken kendi çocukluğuna dair anekdotlarla zenginleştirdiği anlatısı Küçük Ünlü Uyumu, İnkılâp Kitabevi’nden çıktı.

    On yıllık bankacılık kariyerinden sonra adımını attığı sahnelerde beş yılı geride bırakan Sekban, “ünlü” denilen insan türünün hususiyetlerine ne derken aslında ne demek istediğine dair kahkahası bol bir kitap sunuyor okura.

    90’ların sonu ve 2000’lerin başına tesadüf eden çocukluk ve ilk gençlik yıllarında aklı hep sahnede ya da beyaz camda olan Kaan Sekban, kurumsal yaşamın ardından hayallerini gerçekleştirdikten sonra büyük mutluluklar ve tatmin duyguları tadarken, derin hayal kırıklıkları da yaşıyor. İşte bu sıra dışı yaşamın toptan bir muhasebesini eğlenceli bir üslupla anlatan Küçük Ünlü Uyumu, Sekban’ın öyküsünün fonunda bir ülkenin ve milyonlarca insanın hikâyesini anlatıyor.

    “Türkçe bir kelimede düz ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra dar yuvarlak (u, ü) veya düz geniş ünlü (a, e) gelirse küçük ünlü uyumu sağlanmış olur. Peki bankacılıktan sonra komedi geldiğinde ne olur? Ne olmaz? Ne olmasa da olur? Ne olmazsa olmaz?”

    0
    0
    3132
  • 25-01-2023

    İzlandalı post-rock grubu Sigur Rós, Yüzdeyüz Müzik katkılarıyla Epifoni ve URU organizasyonuyla 28 Temmuz Cuma akşamı KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Progresif müziğin lider isimlerinden Sigur Rós, İzlandaca ve kendilerinin yarattığı “Hopelandish” isimli dilde yazdıkları şarkılarını 28 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta seslendirecek. Tüm dünyada 2 milyondan fazla satışa ulaşan albümleriyle en sevilen post-rock grupları arasında yer alan Sigur Rós, bugüne kadar gerçekleştirdikleri orkestral ve solo çalışmalarının yanında, 7 albüm ve 2 filme imza attı. Albümlerinin yanı sıra sahne performanslarıyla da dikkat çeken grup, müziğinde klasik elementler ile yenilikçi sound’ları bir araya getiriyor. 1997’de Von adlı ilk albümünü yayımlayan grup, 1998’de çıkan Ágætis byrjun albümü ile isimlerini dünyaya duyurdu. Post-rock, klasik müzik, ambient ve dream pop gibi farklı tarzlardan izler taşıyan müzikleriyle tanınan grup, son olarak 2019’da Variations On Darkness ve 22° Lunar Halo albümlerini yayımladı. Adını Jónsi’nin grubun kurulduğu günde doğan kız kardeşi Sigurrós’tan alan grup, ayrıca Game of Thrones dizisine de konuk oldu.

    28 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Sigur Rós konserinin biletleri 30 Ocak saat 12.00’den itibaren BiletixPasso ve KüçükÇiftlik Park gişesinde satışa çıkacak.

    0
    0
    1566
  • 25-01-2023

    Chloe Benjamin’in dört kardeşin hikâyesi üzerinden yaşamın hangi ölçüde seçimlerimize göre çizildiğini sorgulatan bir aile hikayesi anlattığı romanı Ölümsüzler, Filiz Çakır’ın çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.

    Ölümsüzler, aileye duyulan sevginin hiçbir zaman kaybolmadığını vurgularken belirsizlikle nasıl yaşanabileceğine yanıt arayıp kader inancımıza ve hayatı yaşamaya değer kılanlara dönüp tekrar bakılmasını sağlıyor.

    New York’ta dar gelirlilerin yaşadığı bir bölgeden olan dört kardeş, onu görmeye gidenlere ne zaman öleceklerini söyleme yeteneğine sahip bir falcının şehre geldiği haberini alır ve baskıcı annelerinden gizlice kaçıp talihlerini öğrenmeye karar verirler... İlk bakışta basit bir kaçamak gibi duran bu eylem, kardeşlerin hayatını onulmaz şekilde değiştirecek bir dönüm noktası hâline gelecektir.

    0
    0
    1168
  • 25-01-2023

    Ünlü gitar virtüözü Steve Vai, Epifoni organizasyonu ile 18 Nisan’da Ankara Congresium’da, 19 Nisan’da ise İstanbul Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak.

    ​Bugüne dek 15 milyondan fazla albüm satan Steve Vai, konserlerde Inviolate isimli son albümünün yanı sıra kariyerinin en önemli şarkılarını da çalacak. 30 yıllık kariyeri boyunca enstrümantal rock’tan hard rock’a, heavy metal’den progressive rock’a pek çok farklı tarzda kayıtlar gerçekleştiren Steve Vai, 1980 yılından bu yana tekniği ve ürettikleriyle kendisinden sonra gelen jenerasyonlara ilham kaynağı oldu. Pek çok farklı dergi ve internet sitesi tarafından hazırlanan “En İyi Gitarist” listelerinde yer alan Steve Vai, Alcatrazz, David Lee Roth ve Whitesnake, Ozzy Osbourne, Mary J. Blige, M83, Travis Barker, Devin Townsend, Zakk Wylde ve Terry Bozzio’nun da aralarında bulunduğu birbirinden ünlü isimlerle çalıştı. Steve Vai konserlerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2623
  • 25-01-2023

    Lara Kamhi’nin, Koreli sanatçı Daeki Shim ile gerçekleştirdiği ortak çalışması Geleceğin Ötesinde, geçtiğimiz günlerde Seul’de “Şehrin Ötesinde: Kültürel Anıtlar” başlıklı sergide sanatseverlerle buluştu.

    ​Katılımcı sanatçıların geleceğin kentlerini yorumladığı “Şehrin Ötesinde: Kültürel Anıtlar” başlıklı sergide, Kamhi’nin yazdığı bir gelecek manifestosu doğrultusunda Shim’in tasarladığı Geleceğin Ötesinde isimli eser de yer aldı. Dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid’in önemli eserlerinden biri olan Dongdaemun Design Plaza’da sergilenen eseri izleyiciler galeride ziyaret ederek, galerinin çevresindeki kamusal alanlarda konumlanan ekranlarda izleyerek ya da galerinin önünde fiziksel olarak bulunan bayrağın etrafında özgürce dolaşarak Kamhi ve Shim’in hayal güçlerini deneyimleme fırsatı buldular.

    0
    0
    1596
DAHA FAZLA
Geldanlage