
Değersiz Bir Hayat’ın yazarı Hanya Yanagihara’nın aşkı, utancı, muhtaçlığı ve yalnızlığı irdeleyen, her kelimenin farklı kapılar açtığı, sorular sorduran, şaşırtan, düşündüren romanı Cennete, Elif Sema Mutlu’nun çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Kitabın birbirlerine bağlı üç bölümü bir senfoni oluştururken Hanya Yanagihara insanın arzuladığı ama hayal bile edemediği bir cennet için sahip olduğu her şeyden nasıl vazgeçebileceğini keşfediyor.
“1893 yılında, alternatif bir Amerika gerçekliğinde, New York şehri herkesin istediği gibi yaşayabildiği ve görünürde istediğini sevebildiği Özgür Eyaletler’in bir parçasıdır. Saygın bir ailenin genç evladı, münasip taliplisi ile parasız ama çekici bir müzik öğretmeni arasında kalır.
1993 yılında, AIDS salgınının zirvesinde Hawaiili bir genç, babasının yaşadığı kaderi en yakınlarından bile gizler.
2093 yılında, totaliter bir rejimin distopik dünyasında, önemli bir doktorun torunu büyükbabasının ölümüyle ve kocasının ortadan kaybolmasıyla baş etmeye çalışır.”
Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu, Piu Entertainment ve Zorlu PSM ortak yapımı, Zorlu Holding ve Grup şirketlerinin desteğiyle Cumhuriyet’in 100. yılına özel olarak hazırlanan 1923 müzikali 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda prömiyer yapacak.
Cumhuriyet’in kuruluş hikâyesini yeni kuşaklara aktarma misyonuyla hayata geçirilen 1923 müzikali, ışık ve ses tasarımından dans koreografilerine, canlı orkestra kullanımından dönem kostümlerine kadar Milli Mücadele ile başlayarak Cumhuriyet’in kuruluş sürecini anlatan en büyük sahne sanatları eseri olma özelliği taşıyor. Hazırlıkları bir buçuk yıl süren, sahne üstünde ve sahne arkasında 200 kişilik bir ekip çalışmasıyla hayata geçirilen müzikalin başrollerinde Kerem Alışık, Özge Özder ve Ece Dizdar ile yeni neslin yetenekli oyuncuları Elif Gülalp, Ülkü Hilal Çiftçi, Metin Boray Dikenelli ve Ozan Persentili yer alıyor. Müzikal bir müze gezisi sırasında kaybolan, kendilerini Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlattığı Bandırma Vapuru’nda bulan dört arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Bandırma’dan Meclis’in açılışına, Büyük Taarruz’dan Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan müzikalde yer yer fantastik öğeler de bulunuyor.
Yekta Kopan, Mert Dilek ile Mehmet Ergen tarafından kaleme alınan müzikalin yönetmenliğini Mehmet Ergen ve Lerzan Pamir üstleniyor. Müzikalin özel olarak bestelenen müzikleri Tuluğ Tırpan’ın, müzikalin koreografisi Beyhan Murphy’nin imzasını taşıyor. Eserin tarih danışmanlığını ise İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan yapıyor. Dekor tasarımında Robert Innes Hopkins, kostüm tasarımında Gül Sağer, ışık tasarımında Malcolm Rippeth ve multimedya tasarımında Douglas O’Connell yer alıyor.
1923 müzikali, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Askıda Ne Var iş birliği ile öğrencileri ücretsiz ağırlayarak prömiyer yapacak. Müzikalin 24 ve 25 Nisan’daki gösterimlerinin biletleri ise 27 Mart Pazartesi günü Passo ve Biletix üzerinden satışa çıkacak.
Harun Antakyalı’nın “BU” başlıklı kişisel sergisi Cue Art Space organizasyonu ile 9 Nisan tarihine kadar Yapı Kredi bomontiada Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
GROHE Türkiye’nin desteğiyle düzenlenen “BU” sergisi, Harun Antakyalı’nın farklı dönemlerinden eserlerini retrospektif bir bakışla bir araya getiriyor. Sergi, Antakyalı’nın 30. yılını tamamladığı profesyonel sanat kariyeri boyunca ürettiği eserlerden bir seçki sunuyor.
Modern ve post-modern yaşamın kaynağı metropolden, yükselen binalardan, duvarlardan, sokaklardan, 20. ve 21. yüzyıl insanının her daim temasta olduğu betondan ve tüm bunların insana yansımalarından görsel ve fikirsel evrenini oluşturan sanatçı; bu yaklaşımını, sanat pratiğinde figür, malzeme, yüzey, doku ve boyut gibi unsurlara dahil ederek farklı formlarda ifade ediyor. Sokağı ekspresyonist bir tutumla galeri mekânına taşıyan sanatçı, bu tavırla aynı zamanda, kendi kimliğini şehrin tamamına nüfuz edecek kadar geçirgen kılıyor. Beton malzemesi üzerinden sokak sanatının özgürlüğünü benimseyen sanatçı, metropol yapılarının tümünü, okulları, binaları, hastaneleri, köprüleri ve duvarları, kendi figürlerinin dolaşabileceği alanlara dönüştürüyor. Sergi, Antakyalı’nın modern insanın metropolün yapısıyla birleşik, karmaşık ve hatta çapraşık varlığının yanı sıra, sokağın bir parçası olarak insan fikrinden yola çıkan yaklaşımını nasıl ele aldığını, zamana yayılan bir perspektiften izleyiciye göstermeyi amaçlıyor.
Sergide yer alan eserlerin satışından elde edilecek gelirin bir kısmı Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı TOÇEV’in yararına; sergi kapsamında hazırlanan ve sanatçının tasarımlarını taşıyan ürünlerin satışından elde edilecek gelirin bir kısmı ise sokak hayvanları için çalışan sivil toplum kuruluşları Hepader, Çakbipati ve Pawguard’ın yararına bağışlanacak.
Harun Antakyalı’nın “BU” başlıklı kişisel sergisini 9 Nisan’a kadar her gün 10.30 - 20.00 saatleri arasında Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Serdar Biliş’in uyarlaması ve yönetmenliğiyle, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü tek kişilik performansıyla sahneye taşınıyor.
Biliş, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği hibrit bir dünyanın tasarlandığı çağdaş bir uyarlama ile sanatseverlerle buluşturacak. Oyunda Tuluğ Tırpan canlı piyano performansı ile hikâyeye eşlik edecek. Oyunun görüntü yönetmenliğini Ahmet Sesigürgil, sahne ve dekor tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor.
Saatler Kolektif’in yapımını üstlendiği 12 Nisan’da Maximum Uniq Hall’da prömiyeri gerçekleşecek Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün biletlerine Biletix’ten ulaşabilirsiniz.
Sevil Dolmacı Art Gallery, Koreli sanatçı Cody Choi’nin “The Soul of the Silk Road” başlıklı Türkiye’de gerçekleşecek ilk kişisel sergisine 23 Nisan’a kadar ev sahipliği yapıyor.
2017 yılında Venedik Bienali’nde Lee Wan ile birlikte ülkesi Güney Kore’yi temsil eden Choi’nin The Soul of the Silk Road” başlıklı sergisi, sanatçının kişisel yolculuğu ile tarihi İpek Yolu’nun zengin kültürel ve sanatsal mirasının kesişim noktasında yer alıyor. Sergide sanatçının neon enstalasyonlarının yanı sıra, tuval üzerine Color Paintings serisinden çalışmaları ve mermer üzerine özel bir teknik ile üretilen Noblesse Hybridige serisinden işleri de yer alıyor.
Choi’nin resim, heykel ve enstalasyon çalışmaları, günümüzün farklı kültürleri ile melez kültürler arasındaki çatışmalara ve bunun sonucunda yaratılan sonsuz sosyal olguya odaklanıyor. İpek Yolu’nun yüzyıllar boyunca Doğu ve Batı arasındaki sosyo ekonomik ve kültürel, sanatsal ve daha birçok alanda kültürlerarası yarattığı iletişim ve buna bağlı meydana gelen küreselleşme ve hibritleşme, sanatçının eserlerinin odak noktasını oluşturuyor. Sanatçının Noblesse Hybridige serisi ismini Fransızca’da asil kimselerin başkalarına mertçe ve iyi yürekli davranma görevi anlamına gelen “noblesse oblige” ifadesinden alıyor. Seride on yedinci yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan resim türlerinden Rokoko tarzında çiçek resimlerinin üzerine “Sagunja” adı verilen geleneksel Koreli bir resim türüne ait floral formların eklenmesi ile meydana geliyor. Sergide yer alan Color Paintings isimli seri ise, Choi’nin birbirinden farklı iki kültür arasında yaşadığı karmaşa ve kaygı ile şekilleniyor. Sanatçı, serideki resimler aracılığıyla izleyiciyi resimlerini beyinden değil, kalpten okumaya davet ederek resim sanatının görsel ve kavramsal olarak farklılık gösterebileceğini ortaya koyuyor.
Cody Choi’nin Venedik Bienali’nden aşina olduğumuz neon enstalasyonları, sanatçının Amerikan toplumunda “yabancı Asyalı” kimliğini bulması konusunu işliyor. Genellikle Taoizm konulu metinlerden alıntıladığı tek satırlık yazıları Çinceden İngilizceye çeviren Choi, ardından bu İngilizce tek satırlık yazıları Korece neon tabelalarına aktarıyor. Bu işaretler bir Koreli veya Kore işaretlerini okuyabilen biri tarafından okunduğunda, İngilizce dizesi fonetik olarak telaffuz edilebilir hâle geliyor. Sanatçı için bu kültür ve dil kombinasyonu, kendi yaşadığı göçmenlik deneyimini ve aynı zamanda günümüzde insanlık olarak deneyimlediğimiz hibrit kültürü yansıtıyor.
Cody Choi’nin “The Soul of the Silk Road” başlıklı kişisel sergisini 23 Nisan tarihine kadar Sevil Dolmacı Art Gallery Villa İpranosyan’da ziyaret edebilirsiniz.
Tiyatro Kooperatifi, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü mesajında bugünü #SahnedenDayanışma’yla kutluyor ve sisteme yönelik taleplerini yineliyor.
Özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan güçlenmesi ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlamak için çalışmalarını sürdüren Tiyatro Kooperatifi, pandemi, deprem, sel gibi toplumsal olarak yaşadığımız acıların dinmesini dilerken, her türlü krizde özel tiyatroları savunmasız bırakan sorunlar için kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesini talep ediyor.
Özel tiyatroların sürdürülebilirlik sorununu konuştuğumuz son 27 Mart olmasını bekleyen Tiyatro Kooperatifi’nin temel talepleri şöyle:
-Tiyatrolar ticarethane, tiyatro sanatını icra edenler de tacir değildir. Mevcut mevzuatta özel tiyatroların faaliyetlerine özgü bir tanım yapılması gerekmektedir.
-Özel tiyatroların üstündeki ağır vergi yükü kaldırılmalıdır.
-Özel sektörün tiyatro alanını desteklemesi teşvik edilmelidir.
-Özel tiyatroların bağış alabilmesinin önünün açılmalıdır.
-Özel tiyatrolara yapılan çok sınırlı destek genişletilmelidir.
-Özel tiyatrolara SGK teşviki verilmelidir.
-Belediyecilik mevzuatında kültür sanat alanıyla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Kooperatif ayrıca 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinden sonra toplumsal sorumluluğunun bilinciyle, depremden hayatta kalanlarla dayanışmayı örgütlemek üzere #SahnedenDayanışma adlı bir kampanya başlattı.
Kampanya kapsamında yürütülen çalışmalar ise şu şekilde:
-Tiyatro Kooperatifi ortağı özel tiyatrolar, oyun gelirlerinin tamamını veya bir kısmını seçecekleri Afet Platformu’na dahil Sivil Toplum Kuruluşu'na, kendi imkânları doğrultusunda bağışlıyor.
-Tiyatro Kooperatifi ortağı özel tiyatrolar oyun gelirlerini, evini kaybetmiş depremzedeler ile kira desteği vermek ya da boş durumdaki evini kullanıma açmak isteyen kişileri buluşturmak için İhtiyaç Haritası tarafından başlatılan #BirKiraBirYuva projesine bağışlıyor.
-Tiyatro Kooperatifi ortağı özel tiyatrolar, Afet Platformu’na üye herhangi bir sivil toplum kuruluşunun üyesi, gönüllüsü veya destekçisi olan seyircileri, 1 Mart 2023’ten başlayarak 2022-2023 sezon sonuna kadar #SahnedenDayanışma kontenjanıyla oyunlarında misafir ediyor.
-Tiyatro Kooperatifi, depremden direkt etkilenen illerde faaliyet gösteren paydaşları Akdeniz Bölge Tiyatro Kooperatifi ve Ahura Tiyatro Kooperatifi’ne dahil tiyatroların yeniden sahnelere dönebilmesi için depremzede meslektaşlarıyla dayanışmayı sürdürüyor. Bu kapsamda, tiyatro Kooperatifi ortakları oyun gelirlerinin bir kısmını depremzede meslektaşlarıyla paylaşacak.
-Tiyatro Kooperatifi’nin önerisiyle, İBB Kültür Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kapsayan 26 – 30 Mart tarihleri arasında İstanbul’daki oyunların yanı sıra Akdeniz Bölge Tiyatro Kooperatifi’yle birlikte depremden etkilenen illerdeki tiyatro ekiplerine de sahne veriyor. İBB, depremden etkilenen illerin tiyatrolarına kültür merkezlerinin sahnelerini açıyor ve oyunları İstanbullulara ücretsiz olarak sunuyor. Yıl boyunca sürecek dayanışma projesi kapsamında, bölgedeki tiyatrolar İBB sahnelerinde yer alacak.
-Tiyatro Kooperatifi, depremden etkilenenler yeniden bir hayat kurarken, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere toplumsal iyi oluşu destekleyecek faaliyetler yürütecek. Bölgeye giderek depremzede çocuklarla buluşmak, oyunlar, atölyeler, drama çalışmaları içeren bir projeyi hayata geçirmek için çalışmalar kurgulayacak. Bu projenin detayları netleştiğinde, kamuoyuna ayrıca bir bilgilendirme yapacak.
Tiyatro Kooperatifi’ne dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
The Circle, 6 Şubatlar kreatif inisiyatifi desteği ile depremlerden etkilenen insanlara destek olmak amacıyla bağış konseri düzenliyor. 28 Mart Salı akşamı The Circle Space’te gerçekleşecek konserde Mert Pekduraner sahne alacak.
Kültür-sanat sektörünün yeniden canlanmasına katkı sağlamak ve depremzedelere yardım sağlamak amacıyla düzenlenen bağış konserinde, müzisyen ve besteci Mert Pekduraner solo performansı ile dinleyicilerle buluşacak. Konserden elde edilen gelir, depremden etkilenen müzisyenlere destek olmak amacıyla Hatay Akademi Orkestrası’na aktarılacak. Bağış konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
ENKA Sanat, Semaver Kumpanya tarafından hayata geçirilen İstanbul Mon Amour projesinin bir parçası olan Güzel Son oyununu, 28 Mart’ta ENKA Oditoryumu’nda tiyatroseverlerle buluşturacak.
Işıl Kasapoğlu’nun 30 yıl önce tasarladığı, 26. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Semaver Kumpanya’nın gerçekleştirdiği İstanbul Mon Amour projesinin bir parçası olan Güzel Son’un yönetmenliğini Volkan M. Sarıöz üstleniyor. Hakan Tabakan’ın kaleme aldığı Güzel Son’un oyuncu kadrosunda Ahmet Kaynak, Mehmet Konu, Mertcan Ertürk, Metin Alpargun, Muhammed Türkoğlu, Onur Şenol ve Selen Şenay yer alıyor. Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Nurullah Ataç, Sait Faik Abasıyanık, Suat Derviş, Halim Şefik Güzelson gibi karakterlerin dünyasından İstanbul’u anlatan oyun, sanatçıları Lambo'nun meyhanesinde bir araya getiriyor.
Yazar Hakan Tabakan oyun hakkında şunları söylüyor: “Orhan Veli, Melih Cevdet, Nurullah Ataç, Sait Faik, Suat Derviş, Halim Şefik, Lambo ve aslında hepimizin ihtiyacı olan bir güzel son... Yeni bir söz değil hayatın geçici ama sanat ve edebiyatın sonsuz olduğu. Şairler ölür, şiirler yaşar. Teselli edici bir söz değil bu. Hayatları olan bu insanları şimdi sadece eserleri ile biliyoruz ama evet onların kaygıları, hüzünleri, sevinçleri, güzel günleri de vardı. Kimisi uzun yaşadı, kimisi 35'ini ancak gördü fakat hepsi erken öldü. Peki hâlâ yaşıyor olsaydı Orhan, Melih, Nurullah, Sait, Suat, Şefik ve hepsi Lambo’nun meyhanesinde bir akşam buluşsalardı, biz de orada olsaydık... Daha güzel bir son olmaz mıydı bu?”
28 Mart Salı saat 20.30’da ENKA Oditoryumu’nda sahnelenecek Güzel Son’un biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Sigmund Freud’un Dostoyevski’den Da Vinci’ye sanatçıları ve çalışmalarını psikanalizin devrimci araçlarıyla incelediği makaleleri Sanat ve Sanatçılar Üzerine, Kamuran Şipal’in gözden geçirilmiş çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.
Freud, “bilinçdışına giden kraliyet yolu”nu bir arkeolog gibi kazmış, el yordamıyla yepyeni bir yöntembilim vücuda getirmiştir. Bu derleme de Freud’un bir edebiyat eserine ilişkin yayımlanmış ilk analizi olan 1907 tarihli Jensen'in Gradiva'sında Hezeyan ve Düşler" ile başlayıp, 1930 Goethe Ödülü Konuşması’yla biten on makaleden oluşuyor.
“Sanat üzerine incelemelerinde Freud psikanalitik estetiğin esasını ortaya koyar: yapıtın uyandırdığı haz etkisiyle yapıtın tekniği arasındaki ilişki sorununa –dürtüsel hazzın teknik hazza eklemlenmesine– odaklanmak. Bu alana dair bir dizi araştırma ruhsal ekonomik işlemle yorumu mümkün kılan retorik arasındaki karşılıklılığı betimler. Ve şu sorularla karşılaşmak kaçınılmazdır: Sanatsal yaratıcılığı nasıl anlamlandırabiliriz? Sanatçının, yapıtı aracılığıyla estetik bir haz duyumsamamızı sağlamasının sırrı ne olabilir? Sanatsal yaratıcılık, oyun ve düşlem arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır? Roman kahramanı ve romandaki diğer karakterler arasında nasıl bir ilişki ağı yatmaktadır ve bütün bunlar neyi temsil etmektedir? Sanat yapıtıyla sanatçının yaşamı ve kişilik yapısı arasında bağlantılar kurulabilir mi? Freud’un sanata dair yazılarından oluşan Sanat ve Sanatçılar Üzerine, yaratıcılık, psikanalitik estetik, sanat yapıtıyla sanatçının kişiliği arasındaki ilişki vb konuları merak eden okuyucular için temel bir eser niteliğinde.” – Özden Terbaş
Bir kültür projesi olan İstanbul Elsewhere’in depremden etkilenen kadınlar için düzenlediği Dayanışma Kermesi, 26 Mart Pazar günü 14.00 - 20.00 saatleri arasında Londra’daki Round Chapel’de gerçekleştirilecek.
İstanbulluluğu, İstanbulluluk kimliğini “dışarıdan” bakarak anlama, keşfetme, bulma projesi İstanbul Elsewhere, Türkiye’deki son depremlerden etkilenen kadınlarla yan yana durmak ve dayanışmanın gücünü paylaşmak için Dayanışma Kermesi düzenliyor. Dayanışma Kermesi’nde Londra’da olmayanlar da kendi belirleyecekleri bütçeyle “Dayanışma Bileti” alarak destek olabilecekler. Londra’da el emeği üretim yapanların ve işletme sahiplerinin ürünlerini sergileyeceği Dayanışma Kermesi’nde farklı müzisyenler gün boyu dinleyicilerle buluşacak. Kermesten elde edilen tüm gelir, ihtiyaç sahibi kadınları desteklemek için dayanışma ortağı Kadın Koalisyonu’nun belirleyeceği ihtiyaçların karşılanması için kullanılacak.
Dayanışma Kermesi’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Dayanışma Kermesi Programı:
14.00 - 15.00 / Celtic Session
16.00 - 17.00 / The London International Rebetiko Orchestra (LIRO) ft Çiğdem Aslan, Dunja Botic ve daha fazlası
18.00 - 19.00 / Rengin Kadın Korosu
19.00 - 20.00 / DJ Jamie Renton
Adres: Round Chapel, 1D Glenarm Road London E5 0LY