
Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ın danışmanlığında gerçekleşen, 17 fotoğrafçının 51 eserinden oluşan “Yalın” başlıklı karma fotoğraf sergisi 3 Nisan’a kadar La Visione Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
Bir yıllık proje sürecinde fotoğrafçılar, çeşitli mekânlarda yaptıkları çekimler ile süsten ve zorlamadan uzak, leke ve formun birlikte değerlendirildiği yalın fotoğraflar çekmeye odaklandılar. Bu süreç sonunda çekilen fotoğrafların sergilendiği “Yalın” sergisine ayrıca bir de kitapçık eşlik ediyor. Sergide; Emel Arısan, Lina Basmacı, Nurhayat Baysal, Semiha Berkem, Sema Cengiz, Alain Danon, Meral Egüz, Dilek Elçiçek, Neslihan Harmancı, Müjgan Horozoğlu, Hamiye Kalcıoğlu, Neşe Karaarslan, Sibel Razzon, Harika Topaloğlu Yücel, Nurdan Turan, Arzu Ünal Çokşirin ve Işıl Yaman’ın fotoğrafları yer alıyor.
“Yalın” başlıklı karma fotoğraf sergisini 3 Nisan’a kadar La Visione Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Vişnezade, Süleyman Seba Cad. No: 58 Beşiktaş
Beats By Girlz Türkiye ve British Council’ın, WOW - Dünya Kadınlar Festivali İstanbul’un bir parçası olarak ilk kez geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği “Benim Şehrim Benim Sesim” projesi, ikinci edisyonundaki yeni katılımcılarıyla yine farklı şehirlerin özgün seslerini keşfetmeye devam ediyor. Proje kapsamında 3 Nisan’da İzmir Originn’de ve 5 Nisan’da İstanbul Babylon’da gerçekleşecek konserlerin gelirleri, afet bölgesinde faaliyet gösteren Hatay Defne Kooperatifi’ne aktarılacak. Konserlerin açılışlarını ise DJ performansıyla Birleşik Krallık’tan Natalia Mamcarczyk (aka Walya) yapacak.
2022 Ekim ayı itibarıyla başvuruları başlayan “Benim Şehrim Benim Sesim” projesinin ikinci edisyonunda 15 müzisyen seçildi. 15 müzisyen, geçtiğimiz kasım ayında gerçekleşen Beats By Girlz Türkiye Festivali kapsamında İstanbul’da Beats By Girlz Türkiye ekibi ve projenin destekçileri ile bir araya geldi. Diyarbakır, Gaziantep ve İzmir, projenin ikinci edisyonunun merkez şehirleri olarak seçildi. Saffron Records, katılımcılarla “Şehre Müzikle Yaklaşmak” başlıklı çevrim içi bir seminer gerçekleştirdi. Projenin finalistleri İzmir, Gaziantep ve Diyarbakır’da yaşadıkları şehirlerde ses yürüyüşlerine çıkarak sesleri, müzikal bir çerçevede tasarlayıp kompozisyon oluşturacakları kayıtlar aldılar. Bu ses yürüyüşlerinden elde edilen stüdyo kayıtları ve şarkılarının ortaya çıkış hikayelerini anlatan “Benim Şehrim Benim Sesim” belgeseli nisan ayında seyirciyle buluşacak.
“Benim Şehrim Benim Sesim”, 2022’nin son aylarında projenin merkez şehirleri olan İzmir, Diyarbakır ve Gaziantep’teki kadın müzisyenlerle yollarını kesiştirdi ve onlara, yaşadıkları şehirlerin hikâyelerini müzik yoluyla anlatmaları için olanaklar sağladı. Beats By Girlz Türkiye, 2023 projeleri için çalışmalara devam ederken bir taraftan da yönünü afet bölgelerine çeviriyor ve bu bölgeler özelinde, birkaç yıla yayılacak kısa ve uzun vadeli projeler için de yola çıkmaya hazırlanıyor. Olası projelerin gündeminde ise öncelikli olarak kız çocukları, gençler, kadınlar ve LGBTİ+’lar bulunuyor.
British Council’ın desteği ve Saffron Records’un partnerliğiyle hayata geçirilen “Benim Şehrim Benim Sesim”, genç kadınların yaşadıkları şehirlerdeki seslerle kendi müziklerini yapmalarını teşvik eden yerel bir sanatçı gelişim projesi. Bu proje atölye ve mentorluk programları, birbirinden farklı müzikal deneyimlere sahip kadınların, şehir yaşamlarını müzikle ifade edebilmelerine ve yaşadıkları şehirlerin seslerinden ilham alarak kendi müziklerini yaratmalarına olanak tanıyor. “Benim Şehrim Benim Sesim” projesinin 2022’deki belgeseline buradan, projesinin 2022’deki albümüne buradan ulaşabilirsiniz.
3 Nisan İzmir Originn’de gerçekleşecek konser için biletler BuBilet üzerinden satın alınabilir. 5 Nisan İstanbul Babylon’da gerçekleşecek konser için biletler Mobilet ve Biletix üzerinden satın alınabilir.
Son albümleri Random Access Memories’in 10. yıl dönümü baskısını 12 Mayıs’ta çıkacağını duyuran Daft Punk, projenin ilk parçası “The Writing of Fragments of Time”ı yayımladı.
Daft Punk’ın son stüdyo albümü olan Random Access Memories’in 10. yıl dönümü baskısında daha önce hiç duyulmamış dokuz yeni parça yer alacak. “Fragments of Time”ın sözleri Todd Edwards ile yazılıp kaydedildi. Los Angeles’taki Henson Kayıt Stüdyoları’nda 29 Şubat 2012’de gerçekleştirilen kayıtta, parçanın yapım aşamasındaki yaratıcı süreç kayıt altına alındı. Thomas Bangalter ile Todd Edwards arasındaki bu yaratım anlarından bazılarını “The Writing of Fragments of Time”da yer alıyor. Random Access Memories’in 10. yılına özel hazırlanan baskısı için Daft Punk’ın ses mühendisi Florian Lagatta tarafından düzenlenen “The Writing of Fragments of Time”, Giorgio Moroder’in kendi yaratıcı sürecini ve ortaya çıkışını anlattığı ünlü parça “Giorgio by Moroder”e göz kırpıyor.
“The Writing of Fragments of Time”ı buradan dinleyebilir, klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
Pera Müzesi Öğrenme Programları’nın “Zamane İstanbulları” ve “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” sergileri kapsamında düzenlediği “Yaratıcılığın Doğası” başlıklı atölye programı 7 Nisan’a kadar devam ediyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları’nın “Zamane İstanbulları” ve “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” sergileri kapsamında düzenlediği atölyelere 18 yaş ve üzerindeki herkesin katılabiliyor. “Yaratıcılığın Doğası” başlıklı atölye programında sanatseverler, Paula Rego’nun eserlerinden ve “Zamane İstanbulları” sergisinin çok katmanlı yapısından ilhamla farklı yolculuklara çıkıyor.
Paula Rego’nun masalsı hikâyeler anlattığı eserlerinden yola çıkarak hazırlanan “Bedenselleşen Hikâyeler” atölyesi 24 Mart Cuma saat 19.00’da (bu akşam) gerçekleştirilecek. Hareket terapisti Derya Dinç’in eşlik ettiği atölyede, katılımcılar duygularını sanat yoluyla keşfetme ve ifade etmenin farklı biçimlerini keşfedecekler. Katılımcılar, kişinin içinden gelen hareketin kaynaklarını fark etmesini sağlayan “Otantik Hareket” tekniğini kullanarak hareketlerini büyük bir kâğıt üzerine aktaracaklar. Ortaya çıkardıkları çizgi, sembol ve renklerden oluşan hikâyeyi hep birlikte yorumlayacaklar.
“Zamane İstanbulları” sergisi kapsamında düzenlenen “Hikâye Anlatıcılığı: Kentin Fısıldadıkları” atölyesi yazar ve kent tarihi araştırmacısı Ekin Can Göksoy’un yürütücülüğünde 31 Mart Cuma saat 10.00’da gerçekleşecek. Atölyede katılımcılar, sergiden seçilmiş fotoğraflardan ilhamla çeşitli yaratıcı yazma teknikleri aracılığıyla bir şehrin hikâyesini kurgulayacaklar.
Pera Öğrenme ve DenizTemiz Derneği (TURMEPA) iş birliğinde ücretsiz olarak düzenlenen “Sürdürülebilirlik: Doğa Dostu Deterjan” atölyesinde katılımcılar, ekolojik farkındalıklarını geliştirerek, sürdürülebilirliği gündelik hayatlarına dahil etmenin pratik yollarını keşfedecekler. Ali Taptık’ın “Zamane İstanbulları” sergisinde yer alan ve eski isimlerinden biri “kutsal sular şehri” olan İstanbul’un kaybolan su kaynakları hakkındaki çalışmasından ilham alan atölye 1 Nisan Cumartesi saat 15.30’da gerçekleştirilecek.
Düşüncelerin yarattığı duyguları sanat terapisi pratikleriyle keşfetmeye çağıran “Terapötik Sanat: Farkındalıkla Resim” atölyesi 7 Nisan Cuma saat 19.00’da “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” sergisine yönelik rehberli turla başlayacak. Hazal Altun’un yürütücülüğünde gerçekleştirilecek atölyede, katılımcılar bilinç ve bilinç dışındaki duygu ve düşünceleri kelimelere ihtiyaç duymadan ifade edebilmek için guaj ve akrilik boyalarla iç dünyalarını tuvale yansıtarak, ortaya çıkan şekiller üzerinden duygu ve düşüncelerini yorumlayacaklar.
“Yaratıcılığın Doğası” başlıklı atölye programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 59. Kütüphane Haftası kapsamında 28 Mart Salı günü kitapseverlere yönelik “Kağıttan Kitaba: Cilt Atölyesi”ne ev sahipliği yapıyor.
Atölyede katılımcılar geleneksel malzemelerle cilt yapım tekniklerini keşfederken kütüphanelerindeki eski kitap ve eserleri bu tekniklerle nasıl koruyabilecekleri hakkında da bilgi edinecekler.
Eğitmen Enes Çinğay ile birlikte gerçekleşecek “Kağıttan Kitaba: Cilt Atölyesi”, yazılı bilgi ve belgeleri koruma yönünde kadim yöntemlerin başında gelen cilt sanatını meraklıları ile tanıştırıyor. Etkinlik, kitapseverlere, kâğıdın ve kitap cildinin tarihsel serüvenini sunarken cilt yapımıyla ilgili tüm adımları da uygulamalı olarak öğrenme imkânı tanıyor.
Kitap sayfalarının formalara dönüştürülüp dikilmesinden cilt hazırlığına, isim ve bezeme işleminden baskıya, ciltçiliğin tüm süreçlerini deneyimleme fırsatı bulan katılımcılar ayrıca, ciltli kitapların sırt bölümündeki ince şeride adını veren şirazenin nasıl örüldüğünü de öğrenecekler. Atölyenin sonunda katılımcılara Enes Çinğay’ın ürettiği ciltli el yapımı defterler hediye edilecek. Arzu edenler defterlerini yaldızlı isim baskısı ile kişiselleştirebilecek.
“Kağıttan Kitaba: Cilt Atölyesi”, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü 2. Kat Arka Oda'da gerçekleştirilecek. Katılımın ücretli olduğu etkinliğe kayıt yaptırmak için tıklayın.
Özcan Alper’in 28 Nisan’da vizyona girecek olan son filmi Karanlık Gece’nin afişi yayımlandı.
59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde prömiyerini yapan Karanlık Gece, festivalde En İyi Film ve En İyi Senaryo Ödülleri’ni kazandı. Film son olarak 27. Türkiye Almanya Film Festivali’nden En İyi Erkek Oyuncu (Berkay Ateş) ve Seyirci Ödülü aldı.
Özcan Alper’in dördüncü uzun metrajlı filmi olan ve senaryosunu Murat Uyurkulak’la birlikte kaleme aldığı film, İshak’ın nasıl toplu bir öfkenin parçası hâline gelip Anadolu’da küçük bir köyde vicdanıyla nasıl başa çıktığını ve kolektif sessizliğin şiddetiyle nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. Suç ve gerilim filmi olan Karanlık Gece’nin başrollerinde Berkay Ateş, Cem Yiğit Üzümoğlu, Taner Birsel, Pınar Deniz ve Sibel Kekilli yer alıyor. Türkiye-Fransa-Almanya ortak yapımı filmin görüntü yönetmenliğini ise Y. Roy Imer üstleniyor.
Nar Film, BKM ve Baykuş Yapım’ın yapımcısı olduğu Karanlık Gece, Bir Film dağıtımıyla 28 Nisan’da Türkiye’de vizyona girecek. Karanlık Gece’nin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=zUEeZQAVU3Q
Fransız elektronik müzik grubu M83, 13 Haziran’da Blind presents Epifoni organizasyonu ile Maximum Uniq Açık Hava’da müzikseverlerle buluşacak.
Grubun kurucusu Anthony Gonzalez’in “yetişkinler için rüyalar üreten” elektronik müzik grubu olarak tanımladığı M83, “Midnight City” isimli şarkılarıyla dünya çapında üne kavuştu. 2011 yılında yayımlanan şarkı bugüne kadar Spotify’da 845 milyon dinlemeye ulaştı.
Anthony Gonzalez’in 1999 yılında kurduğu electro-pop grubu M83, 17 Mart’ta yeni stüdyo albümleri Fantasy’yi yayımladı. Grup, yeni albümlerinin turnesi kapsamında 13 Haziran’da İstanbul’da konser verecek. M83 konserde “Midnight City”, “Kim & Jessie”, “Skin of the Night” ve “Don’t Save Us From the Flames” gibi ünlü şarkılarını seslendirecek.
13 Haziran’da Maximum Uniq Açık Hava’da gerçekleşecek M83 konserinin biletleri 27 Mart Pazartesi günü satışa çıkacak.
MERKUR, küratörlüğünü Burcu Perçin’in üstlendiği “Varoluşa Saygı” başlıklı karma sergiyi 1 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
İnsanın doğa ile olan ilişkisini temel alarak, çevresel bilincin oluşmasına katkıda bulunan on sanatçının farklı medyumlardaki eserlerinden oluşan “Varoluşa Saygı” başlıklı sergiden edilecek gelirin bir kısmı, deprem felaketinden etkilenen insanlar için bağışlanacak. Sergide; Alper Aydın, Ahmet Duru, Burcu Perçin, Evren Sungur, İrem Tok, Serkan Demir, Sibel Horada, Sinem Dişli, Yusuf Sevinçli ve Yüksel Arslan yer alıyor.
Burcu Perçin sergi ile ilgili şunları söylüyor: “Sanatçılar her çağda doğadan beslenmiş ve onu bir kaynak olarak görmüştür. İnsan doğanın bir parçası olduğuna göre doğa insan sanat birlikteliğinin ortaya çıkması çok normal. 1960'lardan günümüze ise sanatçılar, sanayileşmenin doğayı nasıl kırıp geçtiğinin farkında olarak, tabiatın yok oluşuna ve kendi işleyişinden çıkarak insanın denetimine ve kullanımına dönüşmesine dikkat çekmişlerdir. Bugüne kadar birçok sanatçı gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunları işaret eden işler üretmiş ve üretmeye devam etmektedir.
Son dönemde özellikle Türkiye’de yaşanan çevre tahribatları, doğal kaynakların, güzelliklerin yok edilmesi, bize, tüm canlılara büyük ölçüde zarar verdi. Çevremiz için sanatçının ya da herhangi bir bireyin sorumluluklarını birlikte daha fazla düşünmeye ve tartışmaya ihtiyacımız var. Öyleyse şimdi ne yapacağız? Farkındalık ve eylem araçları sunmak, yeni yollar bulmak için birlikte neler yapabiliriz? Yaratıcılık ve sanatsal duyarlılığın değişimi tetikleyebilme gücüne inanarak, antroposen sanat dünyası ile, duyarlı çevreciler ve aktivistlerin iş birliğini nasıl güçlendirebiliriz? Sürdürülebilir bir dünya hayal ederken, sürdürülebilir bir tepki ve kararlılıkla biz neleri farklı yapabiliriz? Sorunların üzerine konuşmanın ötesinde nasıl çözümler üretebiliriz? Bu soruların temel alındığı sergide, insanoğlunun çevre üzerinde giderek artan yıkıcı etkisine yönelik derin kaygı ve duyarlılığın yansıdığı yapıtlar yer alıyor.
Davet ettiğim sanatçılarla, sosyal ve çevresel farkındalıkların daha geniş kitlelere iletebilmenin arayışı içinde, beraber yeni yollar bularak değişime daha güçlü katkı sağlayabileceğimize inanıyorum. Bir arada hareket etmenin gücünü kullanmanın merakı ve heyecanı içinde, bu serginin önümüzdeki süreçte büyüyerek devam etmesini arzu ediyorum.”
Künye:
1. Yusuf Sevinçli
2. Evren Sungur
3. Sinem Dişli
4. Alper Aydın
5. Burcu Perçin
İngiliz dilinin yaşayan en büyük yazarlarından Edna O'Brien’ın Kuzeydoğu Nijerya'nın vahşi doğasında din adına işlenen insanlık suçlarını ve kadın düşmanlığını ele aldığı romanı Kız, Seda Çıngay Mellor’un çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Kız; dehşet dolu ormanlara kaçışı, bürokrasinin sonsuz labirentini ve düşmanın kanını taşıyan bir çocukla yuvasına dönen bir kadının karşılaştığı düşmanlığı konu ediniyor.
Bir gece vakti, uykusundan silah sesleriyle uyandırılan Maryam, okul arkadaşlarıyla birlikte Boko Haram örgütü tarafından kaçırılır ve ormanın derinliklerinde, tamamen erkeklerin egemenlik kurduğu bir kampta her türlü barbarlığı, dehşeti deneyimler. Militanlardan biriyle zorla evlendirilir, hamile kalır. Nihayet oradan kaçıp tehlikelerle dolu bitmek bilmez bir yolu aştıktan sonraysa kendisini bekleyen sıcak bir karşılama değil, toplumsal yargılar ve bürokratik açmazlardır.
“Bir zamanlar bir kız çocuğuydum ama artık değilim.”
Valentina Sciarra’nın yemek yeme tercihleri ile ilgili tabulara odaklandığı “Post-Industrial Butchery” başlıklı kişisel sergisi 29 Nisan’a kadar Collect Gallery’nin Tophane ve Juma binasındaki mekânlarında eş zamanlı olarak sanatseverlerle buluşuyor.
“…Ne yiyorsak o’yuz kabullenişi (yiyecek bizim çok katmanlı kimliğimizin bileşenlerinden biridir) zaten kendi içinde gayet karmaşıktır; ancak daha karmaşık olan, teoride -bazen de pratikte- tersinin de mümkün olabileceğini hayal etmektir:
OLDUĞUN ŞEYİ YE.
Birisinin etimizi ısırması düşüncesi veya kendimizi – belki de ‘zararsız’ sığır eti olduğuna inandırarak, bir insan eti ziyafetinde bulabileceğimiz bu sergi projesinde sunulan şeydir.
Bu sergi projesinde sunulan, birisinin etimizi ısırması düşüncesi ya da kendimizi -belki de ‘zararsız’ sığır eti olduğuna inanarak- bir insan eti ziyafetinde bulabileceğimiz düşüncesidir.
Gözlerinizin önündeki –post-human – bu etler satılmaya ve yenmeye hazırdır. Şimdi Post-Endüstriyel kasaplık anındasınız. Et parçanızı seçmek ve kaç kilo et alacağınıza karar vermek size kalmış.
Çok az faaliyet vardır ki yamyamlık kadar çelişik, grotesk ve büyüleyici olsun: kendini derinden keşfetmeyle ilgili ve kimliğimizin ihlal edilebileceği, parçalanabileceği ve lokma lokma yenebileceğine dair arkaik ve atadan kalma bir tabu.
Evet, bu post-endüstriyel eti satın alma ve yeme olasılığıyla yüzleştiğimize göre, BU ET’e biçtiğimiz değer nedir?”
Valentina Sciarra’nın “Post-Industrial Butchery” başlıklı sergisini Collect Gallery’nin Tophane ve Juma binasındaki mekânlarında 29 Nisan’a kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 11.00 - 19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.