
Contemporary Istanbul tarafından organize edilen CI Bloom sanat fuarının ikinci edisyonu 31 Mayıs - 4 Haziran tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Bölgenin yeni nesil sanatçılarını ve sanat profesyonellerini bir araya getiren CI Bloom, Borusan Otomotiv BMW Türkiye, Paribu ve LG OLED evo partnerliğinde düzenlenecek. Fuarın seçici kurulu tarafından davet edilen katılımcı galerilerinin yanı sıra CI Bloom, özel projelere ve inisiyatif katılımlarına yer vererek, Türkiye sanat sektörünün gelişmesini ve çeşitlenmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. Fuar programında özel projelerin yanı sıra mimarlık, çağdaş sanat ve dijital sanat odaklı konferanslar da yer alıyor. Ayrıca fuar kapsamında Türkiye’deki çağdaş sanatın güncel etkisini yansıtmak için yabancı basın ve uluslararası müzelerin temsilcileri, yöneticileri ve destekçilerini özel bir tur programıyla bir araya gelecek.
CI Bloom seçici kurul üyeleri arasında; Adnan Yerebakan (Sanatorium), Bahar Kızgut (Martch Art Project), Hazer Özil (Dirimart), Moiz Zilberman (Zilberman Gallery), Oktay Duran (Art On Istanbul), Tankut Aykut (Öktem Aykut), Ulaş Parkan, (Ambidexter) ve Yeşim Turanlı (Pi Artworks) yer alıyor.
Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli CI Bloom hakkında şunları söyledi: “Contemporary Istanbul’un 18. yaşına yaklaşırken bu geçen süre boyunca birçok zorluğa rağmen, fuarlarımızı galerilerimiz, sanatçılarımız ve partnerlerimiz ile gerçekleştirmenin sevincini ve mutluluğunu yaşıyoruz. CI Bloom’un varlığı ve çağdaş sanatın sürdürülmesi için aynı öz veriyi bu yılda veriyor. Yaşanan felaketin etkilerinin çözümlerinden birinin de sanatın devamlılığı olduğuna inanarak sanat dünyasının tüm oyuncularıyla birlikte çalışıyoruz. Bu yılki CI Bloom’u LK Rumeli Salonu’nda gerçekleştireceğiz. 2022 ve 2023 yıllarında, Türkiye'nin çağdaş sanat sahnesine katkıda bulunan yeni galerilerin sayısında bir artış gördük. Bu artışın devam etmesi bizim için önemlidir. CI Bloom fuarı beş yeni ve genç galeri ve Anadolu’nun farklı kentlerine yayılan inisiyatiflere ev sahipliği yapacak. Zor zamanlarda bile, sanatın devamlılığı ve nefes aldırması önemlidir. CI Bloom önümüzdeki yıllarda büyüyerek devam edecek. Bölgenin artan önemini ve canlılığını yansıtmakta ve bölgenin çağdaş sanat profilinin belirlenmesinde ve desteklenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.”
Sacit Hadi Akdede’nin derlediği, kültür ve sanatın, iktisadi ve siyasi güç ile ilişkisine dair derinlemesine analizlerin yer aldığı Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar - Heterodoks Bir Yaklaşım, Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Kültür ve sanat eğer arkasında yeterli iktisadi ve siyasi güç yoksa uzun süre ayakta kalamıyor, görünür olamıyor. Kültür ve sanatın ya da kültürel ve sanatsal ürünün-eserin üretimi, takipçisine ulaştırılması iktisadi ve siyasi kurumların, yapıların varlığını gerekli kılar. Hem piyasa mekanizması hem de devlet müdahalesi sanatçılar arasındaki gelir dağılımından, sanatın propaganda ya da kapitalist vitrin olarak kullanılmasına, devletin kendi görüşünü dikte etmesinden, kültür ve sanatta demokratikleşmeye, sanatçı emeğinin sömürülmesinden, malikanelerde lüks yaşantılarını sürdüren sanatçılara kadar birçok konuyu etkiler. Politik iktisat bu etkilerin nasıl ortaya çıktığını araştırır. Heterodoks yaklaşım da kapitalizmin doğasını saklayan neo-klasik iktisada önemli bir rakip yöntemi ve analiz araçlarını kullanır. Bu kitapta bu konular hakkında ayrıntılı gözlemler, akıl kurcalayan sorular, provokatif cümlelerin arkasından gelen derinlemesine analizler vardır.
İBB Kültür Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü, 26 - 30 Mart tarihleri arasında depremden etkilenen illerdeki tiyatro ekiplerine sahne veriyor.
İBB Kültür Dairesi Başkanlığı, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, Tiyatro Kooperatifi’nin önerisiyle, Akdeniz Bölge Tiyatro Kooperatifi’yle birlikte depremden etkilenen bölgedeki tiyatro topluluklarıyla bir dayanışma süreci başlattı. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, deprem bölgesindeki tiyatroların tekrar sahnelerde olabilmesi adına depremzede sanatçılar ve tiyatro çalışanlarıyla yürütülecek dayanışma kapsamında, beş yetişkin üç çocuk oyunu olmak üzere toplam sekiz oyun sahnelenecek. Yıl boyunca sürecek projede, bölgedeki tiyatrolar İBB sahnelerinde izleyicilerle buluşacak.
Adana Gösteri Sanatları Merkezi Canlanan Masallar, Adana Gülse Tiyatro Vikingler Yıldız Taşı Kolyesi, Osmaniye Pano Kids/Tiyatro Mavra Bugün Ne Anlatsam adlı çocuk oyunlarını ve Adana Ekol Casting Eyvah Babam Kapıda, Hatay Ortak Sahne Halktan Biri, Adana Reverans Sanat Üç Kadın ve Bir Kavanoz Kül, Tarsus Şehir Tiyatrosu Duvar, Hatay Nar Sahne Bağ adlı yetişkin oyunlarını İBB kültür merkezlerinde ücretsiz olarak sahneleyecek. Detaylı bilgiye ve oyun programına buradan ulaşabilirsiniz.
Aslıhan Kaplan Bayrak’ın son dönem işlerinden oluşan “Düğüm Kayıtları” başlıklı kişisel sergisi 29 Nisan’a kadar Labirent Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.
Aslıhan Kaplan Bayrak’ın “Düğüm Kayıtları” sergisi adını İnka’lar ve eski And Dağları toplumlarının Khipu adını verdikleri düğüm, düğümlemek anlamına gelen üç boyutlu iletişim sisteminden alıyor. Bugüne kadar kullanılmış yazılı iletişim tekniklerinden farklı olarak ana gövdeyi oluşturan kalın bir ipliğe dikey olarak düğümlenmiş çeşitli, renkte, kalınlıkta ve yönde atılan her bir düğümün farklı sayısal değerleri, istatistikleri, hesapları ve soyut fikirleri işaret eden anlamları bulunuyor. Sergide izleyici hareketsiz yüzeydeki hareketin dinamizmi, mekâna yayılan, mekânı kuşatan, dönüştüren işlerinin oluşum sürecinde sanatların, tekniklerin dolaysız olarak birbirine karışmaya başlamasına birbiri içinde geçmesine tanıklık ediyor.
Sanatçının işleri her şeye sınır olarak bakmamızı isteyen bir mekân teorisini, yaratıcı harekete set çeken mutlak mekân fikrini yıkarak, eşik imgesiyle düşünmenin olasılıklarını üretim sürecine dahil ediyor. Eşik ihtimallere, imkanlara açılan, geriye dönüşünde önünü tıkamayan bir hareket alanı sağlıyor. İç ve dışı birbirine bağlayan bir özgürlük alanı tanıyor. Sanatçı sergi ile düşünme, okuma, resmetme, yazma edimlerinin, bilinç akışının süreç içinde tuval yüzeyinden, videoya; mekân yerleştirmesinden yazıya farklı tekniklerle ifade alanı kazandığı işlerini izleyiciye sunuyor.
Künye:
1. Aslıhan Kaplan Bayrak, Varlığın Geçici Güzelliği, 2023, tuval üzerine yağlı boya, 130x200cm
2. Aslıhan Kaplan Bayrak, İçsel Uçsuz Bucaksızlık, 2022, tuval üzerine yağlı boya, 130x200cm
3. Aslıhan Kaplan Bayrak, Yaşama Coşkusu, 2019, karton üzerine karışık teknik, 65x97cm
4. Aslıhan Kaplan Bayrak, Gömülü Dev, 2019, karton üzerine karışık teknik, 65,5xx52cm
Wilfrid Lupano ile Grégory Panaccione'nin ortak imzasını taşıyan, denizlerin altını üstüne getiren bir aşk hikâyesi anlatan Aşk Denizi, Desen Yayınları’ndan çıktı.
Aşk Denizi, mütevazı bir köyde, denizle iç içe yaşayan kıyı insanlarının küçük dünyasına konuk ediyor. Okuru, yaşlı bir balıkçı ile cefakâr eşinin türlü maceralarla devleşen aşkına tanıklık ettiriyor.
Gözlüklü, çelimsiz, yaşlı bir balıkçı ile yüzlerce sardalya konservesi doldurmaktan hiç erinmeyen biricik karısı okuru ucu bucağı olmayan bir aşk denizinde yüzdürüyor; ışığın ve sessizliğin tadını çıkarmaya, dalgaların kayalara öfkeyle vuran sesiyle dans etmeye, şimdiye dek hiç işitmediğimiz en keyif verici diyalogları dinlemeye çağırıyor. Kelimelerin susup sadece çizgilerin konuştuğu bu anlatının başrolünde aşk var. Hem de öyle keyif verici, dingin bir aşk ki bu; varlığını sürdürmek için fırtına olup esmeye, okyanusu çalkalamaya bile hazır.
İlkem Güneri’nin lowbrow ve street art akımlarından etkiler taşıyan eserlerinden oluşan “Bullseye” başlıklı kişisel sergisi 28 Mart tarihine kadar RED art istanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.
Güncel olguları ironik bir bakış açısıyla aktardığı resimlerinde çoğunlukla stilize edilmiş çizgi karakterleri figür olarak merkeze alan İlkem Güneri, çocuksu ve minimalist yüz ifadelerine sahip bu figürlerin asi, sisteme başkaldıran ve özgürlüğüne düşkün karakterler olduğunu söylüyor. “Bullseye” sergisi, lowbrow ve street art akımlarından etkiler taşıyan 15’i aşkın eseri izleyiciye sunuyor. Sergiden elde edilen gelirin bir kısmı deprem bölgesindeki çocuklara destek veren UCİM’e (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği) bağışlanacak.
RED art istanbul Kurucu Ortağı Yiğit Aydın, İlkem Güneri’nin “Bullseye” sergisi hakkında şunları söylüyor: “Kullandığı temalardan renk paletinin çarpıcılığına kadar İlkem Güneri’yi özgün kılan birçok özelliği var ancak bunların arasında benim için en değerli olanı sanatının yarattığı pozitif etki. İlkem’in eserlerini izleyen herkesin yüzünde kocaman bir tebessüm oluşuyor ki bunu başarabilen sanatçı sayısının çok da fazla olduğunu söyleyemeyiz. İçinden geçtiğimiz bu zorlu dönemde İlkem’in eserlerinin sanatın iyileştirici gücünü gerçek anlamda yansıttığına inanıyorum.”
İlkem Güneri’nin ilk kişisel sergisi “Bullseye” 28 Mart tarihine kadar RED art istanbul’da ziyaret edilebilir.
Netflix, Hakan Günday’ın kaleme aldığı, Onur Saylak’ın yönettiği, başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Funda Eryiğit’in yer aldığı Boğa Boğa filminin ilk resmi fragmanını ve görsellerini paylaştı.
Yapımcılığını Ay Yapım’ın üstlendiği Boğa Boğa filmi prömiyerini 42. İstanbul Film Festivali’nde 15 Nisan’da gerçekleştirecek, 21 Nisan’da Netflix’te yayımlanacak. Filmde Kıvanç Tatlıtuğ ve Funda Eryiğit’e Gürgen Öz, Müge Bayramoğlu, Onur Gürçay, Aşkın Şenol, Hayat van Eck, Kerem Arslanoğlu, Onur Akgülgil, Ahmet Baki Kurtuluş ve Nadi Güler eşlik ediyor.
Boğa Boğa, aynı zamanda 42. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde de yarışacak. Boğa Boğa filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
“İstanbullu bir çift olan Yalın ve Beyza, Assos’ta bir köye taşınır. Yeni bir hayata başlamak üzere buraya gelmişlerdir. Ancak ilk günden itibaren köylüler Yalın’a olumsuz ve tehditkâr biçimde yaklaşır. Çok geçmeden bu tepkilerin şiddeti hızla yükselir ve bir gün Yalın, bir gencin saldırısına uğrar. Bu saldırıyla birlikte Yalın’ın gerçekte kim olduğu ortaya çıkacak ve köy halkıyla arasında gizli bir savaş başlayacaktır.”
https://www.youtube.com/watch?v=PPZs8H5W1Ko
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve bu yıl 42. kez gerçekleştirilecek olan İstanbul Film Festivali, dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenler ve genç yeteneklerin son filmlerinin de aralarında olduğu pek çok filmi 7 - 18 Nisan tarihleri arasında sinemaseverle buluşturacak.
42. İstanbul Film Festivali kapsamında 12 günde, 14 bölümde, 84 ülkeden 160 yönetmenin filmleri gösterilecek. Film gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşiler, özel gösterimler ve etkinlikler de festival programında yer alıyor. Festival biletleri, İKSV Lale Kart üyeleri için 27 Mart Pazartesi günü başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından 31 Mart Cuma günü genel satışa çıkacak. İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Fransız Kültür Merkezi, Şişli’de CineWAM Premium+ City’s Nişantaşı (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy’de Kadıköy Sineması ile Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi olmak üzere altı salonda yapılacak. 42. İstanbul Film Festivali, Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması-Dram kategorisinde Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Scrapper (Hırçın) filmiyle açılacak.
İstanbul Film Festivali polisiyeden korkuya, maceradan drama pek çok farklı türde filme imza atan usta yönetmen William Friedkin’i bu yıl özel bir bölümle izleyicilerle buluşturuyor. 1970’lerdeki “Yeni Hollywood” akımının öncülerinden William Friedkin festivalin retrospektif bölümünde yer alıyor. Friedkin’in bu yıl 50. yılını kutlayan Şeytan dahil, korku ve polisiyeden gerilim-macera ve drama farklı türlerden dokuz filmi festivalde gösterilecek.
İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta iş birliğiyle Metin Erksan’ın senaryosunu yazıp yönettiği, Hamlet rolünü Fatma Girik’in üstlendiği, 1976 yapımı İntikam Meleği – Kadın Hamlet’i Atlas Post Production tarafından restore edilmiş kopyası ile izleyicilerle buluşturuyor.
Festivalin Uluslararası Yarışma jürisi Portekizli yönetmen João Canijo başkanlığında; yapımcı Dora Bouchoucha, yönetmen Teona Strugar Mitevska, yönetmen Alexandre O. Philippe ve oyuncu Maeve Jinkings’ten oluşuyor. Uluslararası Yarışma bölümünde farklı ülkelerden on film yarışacak. Uluslararası Yarışma bölümünde bu sene; Aramızdalar (Animalia), İnsanlık Ölmedi (The Survival of Kindness), Sıradaki Kız (Next Sohee), Su (The Water), Al Yelkenler (Scarlet), Atlantic Bar (Fanny Molins), Kör Noktada (Im Toten Winkel), Üçüncü Dünya Savaşı (World War III), Kopenhag Diye Bir Yer Yok (Copenhagen Does Not Exist) ve Pamfir (Dmytro Sukholytkyy-Sobchuk) filmleri yer alıyor.
Ulusal Yarışma kategorisinin jüri başkanlığını yönetmen Emin Alper üstleniyor. Ulusal Yarışma jürisinde oyuncu Farah Zeynep Abdullah, görüntü yönetmeni A. Emre Tanyıldız, kurgucu Aylin Zoi Tinel ve yazar Seray Şahiner yer alıyor. Ulusal Yarışma bölümünde; Bekir Bülbül’ün Bir Tutam Karanfil, Barış Fert’in Ölüler İçin Yaşam Kılavuzu, Orçun Köksal’ın Bars, Filiz Kuka’nın Yüzleşme, Kaan Müjdeci’nin Iguana Tokyo, Ayşe Polat’ı Kör Noktada (Im Toten Winkel), Fikret Reyhan’ın Cam Perde, Onur Saylak’ın Boğa Boğa, Çiğdem Sezgin’in Suna, Belmin Söylemez’in Ayna Ayna ve Umut Subaşı’nın Sanki Her Şey Biraz Felaket filmi olmak üzere 11 film yer alıyor.
11 filmin yer aldığı Ulusal Kısa Film Yarışması jürisinde yönetmen Volkan Güney Eker, yönetmen ve çizgi roman sanatçısı Yorgos Goussis ve fotoğrafçı ve yönetmen Aylin Kızıl yer alıyor.
42. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması jürisinde yönetmen Cem Kaya, yönetmen Etna Özbek ve akademisyen Lalehan Öcal yer alıyor. Ulusal Belgesel Yarışması’nda 8 belgesel yarışacak. Yarışma dışı ise Nedim Bora Hazar’ın Almanya Türküleri, Mesut Tufan’ın Gök Kubbenin Sevdaları ve Derviş Zaim’in Tavuri filmleri gösterilecek.
Türkiye yapımı uzun metrajlı kurmaca ilk filmlerin aday olduğu Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde bu yıl Berlin Uluslararası Film Festivali idari direktörü Mariëtte Rissenbeek, yönetmen ve yapımcı M. Tayfur Aydın ve yönetmen Nazlı Elif Durlu yer alıyor.
Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) jürisi Ulusal Yarışma, Uluslararası Yarışma ve Ulusal Kısa Film Yarışması’ndan birer filme FIPRESCI Ödülü verecek. Başkanlığını Klaus Eder’in yapacağı jüride Bojidar Manov, Ekrem Buğra Büte, Marietta Steinhart, Jose Solís ve Yeşim Burul bulunuyor.
Genç Ustalar bölümünde genç yönetmenlerin çektikleri ilk veya ikinci filmlerin alıyor. Türkiye’de ikâmet eden 18-25 yaş arası sinema öğrencilerinden oluşan Nespresso Genç Jürisi, Genç Ustalar bölümündeki filmleri değerlendirecek ve bir filmin yönetmenine yine Nespresso’nun katkılarıyla Genç Usta Ödülü verilecek.
42. İstanbul Film Festivali film seçkilerinden Heyula, sinemada yeni anlatım olanaklarına yer açan ve sinematik dili genişleten filmleri izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyor. Yönetmen Burak Çevik’in küratörlüğünü yaptığı seçki, yeni anlatım olanaklarını deneyen, risk alan filmlerden oluşuyor.
42. İstanbul Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye ve programına buradan ulaşabilirsiniz. Festival biletleri; 27 Mart Pazartesi 10.30 (Siyah Lale üyeleri), 28 Mart Salı 10.30 (Beyaz Lale üyeleri), 29 Mart Çarşamba 10.30’da (Kırmızı Lale üyeleri) başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından 31 Mart Cuma günü 10.30’dan itibaren Passo üzerinden genel satışa çıkacak.
Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye PEN ve Türkiye Yazarlar Sendikası, ülkemizde son dönemde artan kitap yasaklamaları ve muzır kararları hakkında ortak bir basın açıklaması paylaştı.
Jeanette Winterson’ın Vişnenin Cinsiyeti, Ahmet Ümit’in yazdığı Başkomser Nevzat Tapınak Fahişeleri adlı kitabının “muzır neşriyat” ilan edilmesinin ardından geçtiğimiz günlerde Yavuz Ekinci’nin Rüyası Bölünenler adlı kitabına Terörle Mücadele Kanunu uyarınca basım, dağıtım ve satış yasağı getirilerek tüm nüshalarına el konulmasına karar verildi.
Konuya dair basın açıklaması:
“Kitap Yasaklamaları Devam Ediyor
Jeanette Winterson tarafından yazılan ve Epsilon Yayınevi tarafından Türkçe yayımlanan Vişnenin Cinsiyeti adlı kitap, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından incelenmiş ve “eser içerisinde yer alan bazı ifade ve tasvirlerin 18 yaşından küçüklerin maneviyatı ve gelişimleri üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olduğuna” karar verilerek 2023 Şubat ayında “muzır neşriyat” ilan edildi.
Ahmet Ümit’in yazdığı Başkomser Nevzat Tapınak Fahişeleri adlı kitap “içerisinde yer alan bazı ifade, tasvir ve görsellerin 18 yaşından küçüklerin maneviyatı ve gelişimleri üzerinde muzır ve müstehcen tesir yapacak nitelikte olduğuna” karar verilerek yine Kurul tarafından 2023 Mart ayında “muzır neşriyat” ilan edildi.
Böylece 2023 yılının ilk üç ayında 2 yetişkin kitabı muzır ilan edilmiş oldu. 2018 Temmuz’dan 2022 Aralık sonuna kadar geçen sürede toplam 36 kitap hakkında “muzır neşriyat” kararı alındı. 2022 yılında, 8’i çocuk kitabı olan toplam 10 kitap muzır ilan edildi.
Muzır kararlarının yanı sıra, kitap yasaklama ve toplatma kararlarında da son dönemde artış görülüyor.
Yazar Murat Kahraman’ın iki kitabı için 2023 Ocak ayında toplatma kararı verildi. Kitaplardan biri 2004 yılında yayımlanan Çığlık adlı kitap olurken, diğeri 2019’da yayımlanan Bitmeyen Veda oldu.
2023 Mart ayında, Yavuz Ekinci’nin Rüyası Bölünenler adlı kitabına Terörle Mücadele Kanunu uyarınca basım, dağıtım ve satış yasağı getirilerek tüm nüshalarına el konulmasına karar verildi.
Yayımlandıkları ilk günden beri tüm dünyada ve ülkemizde okurların dikkat ve beğeniyle takip ettiği bu kıymetli edebiyat eserleriyle ilgili alınan kararlar kaygı ve üzüntü vericidir.
Kitaplara ilişkin alınan her yasak kararıyla Anayasamızda güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti hakkına müdahale edilmekte, demokratik toplum ilkesi zarar görmektedir. Bu yasak kararları aynı zamanda halkın bilgi alma hakkını da sınırlamaktadır. Yayıncılığımız için hayati önem taşıyan yayımlama özgürlüğü bu tür kararlarla ağır darbe almaktadır. Bunlar sansürü meşrulaştırırken, bir yandan da otosansürü yayıncılar arasında yaygınlaştırmaktadır. Kitapların her ne sebeple olursa olsun denetime ve baskıya maruz kalması zihinleri karartmaktan başka bir sonuç getirmez.
Ülkemizde gerçekleşen ve yayımlama özgürlüğü ile çelişen bu ve benzeri ihlalleri kaygıyla takipte olduğumuzu kamuoyunun dikkatine sunarız.
Saygılarımızla,
Türkiye Yayıncılar Birliği
PEN Türkiye
Türkiye Yazarlar Sendikası”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT), Stefan Tsanev’in kara mizah baş yapıtı 3 Nalla 1 At’ı 24 Mart’ta İzBBŞT İsmet İnönü Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturacak.
Kurucu Genel Sanat Yönetmenliğini Yücel Erten’in üstlendiği İzBBŞT, sezon başından bu yana iki yeni oyunu izleyicilerle buluşturdu. Bulgar kara mizah ustası Stefan Tsanev’in yazdığı, Büyük İskender’in Atı adıyla birçok kez sahnelenen 3 Nalla 1 At oyunu prömiyerini 24 Mart’ta İzBBŞT İsmet İnönü Sahnesi’nde yapacak. Hüseyin Mevsim’in Türkçeye çevirdiği, Hatice Altan’ın yönettiği oyun, neoliberal sistemin ezdiği bir grup insanın, emperyalist güçlerden öğrendikleri yönetme biçimlerini birbirlerine karşı kullanmasını mizahi bir dille ele alıyor.
3 Nalla 1 At oyunu 24 Mart’ta prömiyer yaptıktan sonra 25 ve 26 Mart, 6, 7 ve 8 Nisan’da da İzBBŞT İsmet İnönü Sahnesi’nde sahnelenecek. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.