GÜNDEM
  • 03-05-2023

    Evin Sanat Galerisi, Ahmet Elhan’ın “Yerüstünden Notlar III” başlıklı kişisel sergisini 3 Mayıs - 10 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Ahmet Elhan, “Yerüstünden Notlar III” sergisinin anlatısını Kutsal Aile ve Kutsal İttifak adını verdiği iki seri üzerine kuruyor. Elhan Kutsal Aile serisinde dini tasvirlerden başlayarak asırlardır ele alınan, sorgulanan aile kavramını, modern çağın ailelerinin fotoğrafları üzerinden eleştiriye açıyor. Sanatçı kimi zaman aristokrat, kimi zaman da burjuva aile fotoğraflarında figürlerin yüzlerini çeşitli nesnelerin arkasına saklayıp bulundukları mekânı dönüştürerek bu eleştiriyi kendi görsel diliyle izleyiciye sunuyor. Sanatçı Kutsal İttifak serisini; özgürlük, insan hakları, sekülerleşme gibi temel kavramların karşısında konumlanan 19. yüzyıl monarşik birlikleri temeline oturtarak, iki dünya savaşı arası dönemin siyasi, askeri ve dini ittifaklarını tartışıyor. 

    ​Sergideki eserlerin tamamı kolaj çalışmalarından oluşuyor. Sanatçı, modernitenin kavramlarını eleştirirken, özellikle 20. yüzyıl modern sanatçılarının sıklıkla tercih ettiği kolaj yönteminden yararlanarak, eserlerinde kırmızı, yeşil gibi karşıt renkleri güçlü bir ifadeyle bir arada kullanıyor ve serginin tümüne hâkim eleştirel dili daha da çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

    0
    0
    2081
  • 03-05-2023

    Fatma Nur Kaptanoğlu’nun yazdığı, Rüya Erkan Öcek’in resimlediği karla kaplı yolların buluşturduğu iki arkadaş Akça ve penguen Pinku’nun maceralarını konu alan Arkadaşlığın Paytak Adımları adlı kitap VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    6 yaş ve üzeri çocuklara yönelik bu hikâye farklı yaşam koşullarına sahip olan Akça ve Pinku’nun soğuk bir kış gününde temelleri atılan dostluklarının hikâyesini anlatıyor.

    ​“Yoğun kar yağışı sebebiyle okuluna gidemeyen Akça’nın evde canı çok sıkılır. Evinin camından dışarı bakarken şaşkın bakışlarıyla karların arasında yürüyen Pinku’yu görür.”

    0
    0
    1263
  • 02-05-2023

    Galeri Bosfor, Yasha Butler’ın “Mekâna Şiirsel Bir Öneri” başlıklı kişisel sergisini 31 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Yasha Butler’ın İstanbul’da gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi olan “Mekâna Şiirsel Bir Öneri” sanatçının toprak renklerinin hâkim olduğu seramik parçalarıyla “sade, zarif ve organik” sanat pratiğini ortaya koyuyor.

    Kariyerine tasarımcı ve iç mimar olarak başlayan Yasha Butler, zamanla yalnızca sanat üretimine odaklanmaya başlıyor. Üretimlerinde güzellik hissini kaybetmeden sadelikten faydalanmak üzere basit, gerekli, abartısız olanı arayan sanatçı, sakin ve davetkâr hissettiren ortamlar yaratmak üzere boşluğu daha canlı ve anlamlı kılacak bir nesne arayışı ile kile yöneliyor. Sanatçının sanki toprak altından çıkarılmış gibi arkaik bir dokuya ve renge sahip kil kapları, işlevsizliği üzerinden tarihi bağlamından ayrılıyor.

    Butler, “Mekâna Şiirsel Bir Öneri” sergisinde yerleştiği mekânın sesini kısan, ortamını sakinleştiren ve hatlarıyla yumuşatan formların peşinden gidiyor. Bir şiirin insan ruhuna iyi gelen havasını, kil malzemeyi biçimlediğinde ortaya çıkan düzensiz, doğal, kusurlu ve el yapımı nesneye aktarıyor. Güzelliği ve dengeyi, parçanın mükemmel geometrisini bozarak yaratan sanatçı, hep bir önceki formun izinde yeni parçalar üreterek kendi pratiğinde bir dönüşümü takip ediyor.

    ​Yasha Butler, sanat pratiği hakkında şunları söylüyor: “Durup bir ara vermemize yardımcı olmak için sanat üretiyorum. Çalışmalarım doğadan ilham alıyor ama insan elinin izlerini taşıyor. Arkaik nesneleri çağrıştırıyor ama aynı zamanda çağdaş bir duyarlılığı da içeriyor. Parçalar tanıdık geliyor ama aynı zamanda uzak diyarlardan. Umudum, bu niteliklerin zihinlerimizi kurcalaması ve eserlerin nereye ve hangi zamana ait olduklarını belirlemeyi zorlaştırarak bizi meditatif bir tefekkür anına sokması. Hatta mümkünse bizi ilk tekillik anımıza geri götürerek, birbirimize nasıl bağlı olduğumuzu hatırlatması...”

    0
    0
    1435
  • 02-05-2023

    Kanada’nın ilk feminist yazarlarından Helen Weinzweig’in kaçak oynayan bir sevgiliye duyduğu arzuyla, hissettiği hayal kırıklıkları ve umutsuzluk arasında kısılıp kalan bir kadının gelgitlerini anlattığı romanı İnci Kolyeli Düz Siyah Elbise, Betül Kadıoğlu’nun çevirisiyle Yüz Kitap’tan çıktı.

    Neyin gerçek neyin hayal olduğunun muğlaklaştığı İnci Kolyeli Düz Siyah Elbise’de bir süre sonra bu ayrım önemini yitiriyor, çünkü roman “kendisinden hiçbir şey istenmeyen, kendisinden hiçbir şey beklenmeyen” kadınların gözü karalığını ve usancını başarıyla anlatıyor.

    ​İlişkileri yıllardır devam eden evli, çocuklu Shirley ile Şirket diye bilinen uluslararası bir kuruluşta çalışan Coenraad, dünyanın farklı şehirlerinde buluşurlar. Bu yolculukların öncesinde Shirley buluşma yerini öğrenebilmek için National Geographic dergisine bırakılan şifreleri çözer. Yolculuklarında Lola Montez takma adını kullanan Shirley sevgilisini ruhsuz otel odalarında bekler ve bir saygıdeğerlik kamuflajı olarak kullandığı inci kolyeli düz siyah elbisesini giyer hep. Shirley, sonuncu buluşma yerleri olan Toronto’da, çocukluğunun geçtiği yoksul Yahudi göçmen mahallelerinde, her kokunun her sesin tanıdık olduğu sokaklarda, Coenraad’ı ararken geçmişe dair anıları berraklaşıp su yüzüne çıkar ve Shirley’in içine çökmüş olan koyu sis yavaş yavaş dağılmaya başlar.

    0
    0
    1571
  • 02-05-2023

    Büyükdere35, Gamze Yalçın’ın “I believe in spring” başlıklı ilk kişisel sergisini 27 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Gamze Yalçın, “I believe in spring” sergisi ile dünyevi bir baharı izleyiciye sunuyor. Yalçın’ın gezgin bir ruh ile ürettiği, misafir sanatçı programlarında keşfettiği çeşitli ülkeler ve kültürleri resimlerin ana konusu olarak izleyici karşısına çıkıyor. Sergide minimal bir kurgu olarak sunulan doğa ve mimari ilişkisi, insanın olmadığı bir dünyanın soyutlama bir görsel izlencesi olarak yer alıyor. Çoğunlukla doğanın, nadiren mimarinin soyutlandığı, formal ve lekesel bir imge şöleni olarak bulunan resimler ve çizimler alegori dolu bir izlenimin izlerine dönüşüyor. Sanatçının kamusal alan duvar boyamaları; yanında tuval, kâğıt ve kumaş gibi deneysel ve alternatif yöntemler ile kurguladığı resimleri doğanın şiirsel bir yorumu olarak irdeleniyor. Sergide yer alan resimler doğa, mimari ve ütopya olarak söz edebileceğimiz dünyanın cennetini izleyiciye sunuyor. Yalçın’ın dünya keşfi ve doğa yorumları arasında dağların rengi, denizlerin dalgası, yaprakların hışırtısı yeni bir anlatı, armoni dolu bir görsellik olarak izleyicinin karşısına çıkıyor.

    “I believe in spring” sergisi ironik bir temsil ile insanlığın yaşadığı karanlığı aydınlatan, “her gecenin sabahı vardır” sözünün bir hicvi ile bütünleşiyor. Rengarenk tonlar, geçirgen ışıklar ve katmanlı soyutlama doğa resimleri arasında Yalçın, dünyanın çeşitli kültürlerini, egzotik doğasını, nice görünmeyen tüm güzelliklerini büyük bir bahar daveti olarak izleyici ile paylaşıyor.

    0
    0
    1770
  • 02-05-2023

    Ozan Ertürk ve Attila Ertürk’ün birlikte kale aldığı bilimkurgu fantastik mizah öykülerinden oluşan Anasuni Uzay Gemisi, Eksik Parça Yayınevi’nden çıktı.

    En az 5 en fazla 15 dakikada okunabilen bir öykü seçkisi sunan Anasuni Uzay Gemisi’nde keşfedilmemiş teknolojilerin doğuşuna şahit olacak, ağalara başkaldıracak ve spor olsun diye avlanan hayvanların intikamıyla mutlu olacaksınız.

    “Bacakları sadece Corona Australis takımyıldızının gezegenlerinde bulunan albino bir yaratıktan, ayakları ise Dünya gezegenindeki bir ceylandan geliyordu. Şu ana kadar 75 doğum yapmasına rağmen vücudu 100. yaşında gibiydi. Saçları uçan bir kanatlıdan, gözleri bir avcıdan, dudakları ise yine Dünya gezegeninden kırmızı dudaklı bir yarasa balığından klonlanmıştı. Üstünde bedenini sıkıca saran, şu pahalı siyah yeni deri elbiselerden vardı ve göğüs dekoltesi Başkan Kuarnek’i başka dünyalara ve eski anılara götürmeye yetmişti. Profesör Uhrea ayağa kalkıp “Sayın başkanım…” diye söze başladı. Başkan Kuarnek “Ah bu buğulu sesi nereden hangi gezegenden klonladı acaba” diye düşündü. “TANRININ GÖZÜ” öyküsünden “Dünyanın hangi hayvanat bahçesinde tıp fakültesi var. Sence bu goriller oradan mı mezun? Unuttun galiba! Hani kaybolduğumuz ilk gün nehrin kenarında üç metre boyunda bir sürü timsah görmüştük ya! Hatta 1-2 tanesi kuyruklarının üstüne kalkarak peşimizden koşmuştu ya! Ona ne diyeceksin?!” diyerek cevap verdi. Kenan “Hakikaten lan! Kızılırmak nehrinde timsah ne arar? O neydi öyle! Korkudan altımıza edecektik neredeyse. Şimdi daha iyi hatırladım.”  – “Çukur” adlı öyküden

    0
    0
    2090
  • 01-05-2023

    Kısa filmlerin yapımını özendirmek, bu alanda yeni yapımları teşvik etmek ve ülke sinemasına katkıda bulunan yeni sinemacıları destelemek amacıyla düzenlenen 19. Akbank Kısa Film Festivali, 2 - 12 Mayıs tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.

    Hem fiziksel olarak Akbank Sanat binasında hem de çevrim içi olarak gerçekleşecek 19. Akbank Kısa Film Festivali, “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Genç Bakışlar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Perspektif”, “Özel Gösterim” ve “Forum” bölümlerinden oluşuyor. 71 ülkeden toplam 2237 kısa filmin başvurduğu festivalde, içlerinde dünya festivallerinde gösterilmiş ve Türkiye prömiyerini yapacak olan filmlerin yer aldığı 36 ülkeden 88 kısa ve 3 uzun metraj film seyirciyle buluşacak.

    Festivalin “Deneyimler” bölümüne dünya sinemasının önemli isimlerinden Norveçli yönetmen Jonas Matzow Gulbrandsen konuk olacak. Programda yönetmenle yapılacak bir masterclass, uzun metraj filmi Valley Of Shadows ve kısa mesaj filmleri Everything Will Be Ok ve Darek yer alıyor.

    “Kısadan Uzuna” bölümünde bu yıl genç yönetmen Umut Aral yer alıyor. Yönetmenin deneyimlerini aktardığı bir söyleşi, ilk uzun metraj filmi İyi Oyun ve ödüllü kısa filmleri Çarpışma ve Otuzdört festival programda bulunuyor.

    “Belgesel Sinema” bölümünde de çok sayıda belgeselin yanı sıra, Mahmut Fazıl Coşkun yönetmenliğindeki Crossroads filmi yer alıyor. Program kapsamında yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’un filmin yapımcısı Bulut Reyhanoğlu ile yapacağı söyleşide belgesel film deneyimlerini festival takipçileriyle paylaşacak.

    “Forum” bölümünde ise kısa filmlerin fikir aşamasından itibaren desteklenmesi amacıyla düzenlenen “Kısa Film Senaryo Yarışması” gerçekleşecek. Bu yıl 572 senaryonun başvurduğu yarışmada finale kalan 8 senaryo arasından en iyi senaryo festivalde belirlenecek.

    Bu yıl festivalin “Özel Gösterim” bölümünde İtalyan kısa filmleri sinemaseverlerle buluşacak.

    19. Akbank Kısa Film Festivali kapsamında yer alan atölye söyleşi programında Gülse Birsel, Aleyna Seymen, Ekin Koç, Emir Etminan, Berkay Ateş, Mustafa Kara, Deniz Şaşmaz Oflaz, Serkan Çakarer, Gönenç Uyanık, Aslı Dadak, Barış Yıkılmaz, Mine Pakel, Saki Çimen, Fırat Terzioğlu, Yalın Özgencil, Utku Gürler gibi pek çok sanatçı, kendi alanlarındaki deneyimlerini paylaşacaklar.

    ​19. Akbank Kısa Film Festivali hakkında detaylı bilgiye ve festival programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1665
  • 01-05-2023

    Daniel Wiles’ın gerçek bir maden faciasından esinlenerek kaleme aldığı ilk romanı Mercia’nın Bedeli, Süha Sertabiboğlu’nun çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

    Booker Ödülü Vakfı’ndan burs kazanan Wiles’ın 1872’deki Pelsall Hall Kömür Madeni faciasında hayatını kaybeden madencilere adadığı Mercia’nın Bedeli’yle okurları yoksulluk, sefalet ve umuda dair gerçek bir yolculuğa çıkarıyor.

    ​Michael bir madencidir; okurlar Mercia’nın Bedeli’nde onunla birlikte Sanayi Devrimi’nin en bunaltıcı zamanlarında İngiltere’de madencilik yapan insanların yaşam koşullarına şahit olur. Babasından miras aldığı ve çocuk yaşta başladığı mesleğin kendisiyle birlikte son bulması için çocuğunu okutmak uğruna iki farklı madende çalışır, sonunda bir umut ışığı gördüğünde de ayakta duramayacak hâle gelir... Yaşadıkları evde, yerin bin kat altında, kaybettiğini düşündüğünde yollarda, Mercia’nın ondan aldıklarının telafisini arar.

    0
    0
    1625
  • 30-04-2023

    ENKA Sanat, Dünya Dans Günü’nü, Tuğçe Ulugün Tuna’nın küratörlüğünü üstlendiği “Ayağa Kalk! Dans Et!” çağdaş dans gösterisi ile 2 Mayıs Salı akşamı ENKA Oditoryumu’nda kutlayacak.

    Türkiye’de çağdaş dans alanında çalışan, üreten, emekçi akademisyen ve koreografların eserlerinden oluşan “Ayağa Kalk! Dans Et!” gösterisinin programında Pınar Akyüz, Umut Özdaloğlu, Hilal Sibel Pekel, Canan Yücel Pekiçten’in koreografileri ve Tuğçe Ulugün Tuna’nın performansı yer alıyor.

    ​2 Mayıs Salı saat 20.30’da ENKA Oditoryumu’nda sahnelenecek “Ayağa Kalk! Dans Et!” gösterisinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1572
  • 30-04-2023

    Cem Sonel’in “Binary” başlıklı kişisel sergisi 1 Temmuz’a kadar Anna Laudel Düsseldorf’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Dijital tabanlı seri işleri dahil olmak üzere farklı teknik ve materyalleri bir araya getirerek varlık ve yokluk çatışmasına bireysel bir yorum getiren Cem Sonel’in 2022’de Anna Laudel İstanbul’da izleyiciyle buluşan “Bir ve Sıfır İki Eder” sergisinin devamı niteliğindeki “Binary” sergisi ismini aldığı ikili kodlama sistemi gibi, ifade gücünü basitliğinden alan, birbirlerini var eden ve besleyen kavramlar üzerine yoğunlaşıyor. Eserlerinde ileri dönüşüm tekniğine yer veren sanatçı, atık olarak değerlendirilen veya işlevini yitirmiş dijital ekran, MDF, LED panel ve pleksi levha gibi materyalleri sanatının bir parçası hâline getiriyor.

    Gerilla sokak sanatı akımını kendine özgü yorumuyla sürdüren Sonel, sokakta yaptığı mural çalışmalarında malzeme olarak bilgisayar kodu ve LED paneller kullanarak yeni medya ve sokak arasında yeni üretim teknikleri ve alanları araştırıyor. Önceden programladığı bilgisayar kodlarını harici disk ile sokaktaki LED tabelalara gerilla olarak bırakan sanatçı, bir grafiti sanatçısının sprey boya ile bir duvara imzasını bırakması gibi, sokak ruhunu sanatı ile zenginleştiriyor. Sergide varlık ve yokluk kavramlarını birbirine dönüşebilen tezler ve antitezler olarak ele alan Sonel, matematik ve algoritmalardan ilham alarak sıfır ve birin benzersiz kombinasyonları ile anlamlı bütünler oluşturan dijital iletişim dilinin, aynı zamanda sanatsal bir ifade biçimine dönüşebileceğini kanıtlayan etkileyici bir örnek oluşturuyor. Eserleriyle hiçlik, varlık ve yokluk arasındaki benzerliği analitik bir şekilde sorgulatmayı hedefleyen sanatçı, teknoloji, varoluş ve anlam arasında modern bir bağ kuruyor.

    ​Cem Sonel’in “Binary” başlıklı kişisel sergisini 1 Temmuz’a kadar Anna Laudel Düsseldorf’ta ziyaret edebilirsiniz.

    ​Künye: Cem Sonel, "Binary", Fotoğraf: Katja Illner, 2023, Anna Laudel Düsseldorf

    0
    0
    2365
DAHA FAZLA
Geldanlage