GÜNDEM
  • 08-05-2023

    CoBAC, yeni programı “CoBAC Creativity” kapsamında kitap kapaklarını okur ile yazar arasındaki iletişimin görsel dizaynı olarak ele alan, “İlk Görü: Kitabı Kapağından Okumak” başlıklı sergiye 31 Mayıs’a kadar ev sahipliği yapıyor.

    Türkiye’de geçmişi “güzel yazı sanatı”na dayanan görsel tasarım alanında birçok usta, tasarımlarıyla kitapların dili oldu. Kimi zaman yazarlar, sanatçılar kimi zaman da görsel iletişim ve tasarımda iz bırakan işlere imza attılar. “İlk Görü: Kitabı Kapağından Okumak” başlıklı sergi de Türkiye’de yayımlanmış kitapların kapaklarından bir seçki sunuyor.

    Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze Türkiye’de yayımlanmış kitap kapaklarından bir derlemenin yer aldığı sergiye aynı zamanda sergide yer alan tasarımların da konuşulacağı bir de söyleşi programı eşlik edecek. 1930’lardan 2000’lere kadarki süreçte üretilen kitap kapakları tasarımlarının kronolojik olarak yer aldığı sergide, “özgün” tarzlarıyla fark yaratan “ikonik yazar”ların farklı tarihlerde farklı tasarımlarla basılan kitaplarından oluşan özel seçkiler de bulunuyor.

    ​“İlk Görü: Kitabı Kapağından Okumak” başlıklı sergiyi 31 Mayıs’a kadar CoBAC Workspace’te ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1803
  • 07-05-2023

    Katılımcılarını farklı sesler, yeni fikirler ve yeni keşiflerle buluşturan Babylon, mayıs ayında da farklı tarzlardan pek çok sanatçıyı müzikseverlerle bir araya getirecek.

    Açıldığı günden bu yana şehrin müzik anlayışını değişmesinde büyük rol oynayan Babylon, hem yerel hem de küresel müzik kültürünü yaşatan bir merkez hâline geldi. Babylon’un mayıs programında; müziğinde duygulardan beslenen ve Türkçe pop’u kendine özgü bir şekilde yorumlayan şarkıcı ve şarkı yazarı Ceren Gündoğdu, hip-hop sanatçısı, hikâye anlatıcısı ve söz yazarı Çağrı Sinci ve Yeraltı Sakinleri, geleneksel Anadolu müziğinin, fütürist surf’ün ve post-punk’ın zıtlıklarını psikedelia akımı ile bir araya getiren Gaye Su Akyol, yerli hip-hop sahnesinden yükselen beat’leriyle DJ ve prodüktör Tanerman ve konukları, İstanbul ve İbiza kökenli plak şirketi Kanto Records’un “ShocK•ꓘulturel” projesiyle Orçun Barni & Kamer Kaya, Yalnayak, talking rocks ve Oceanvs Orientalis, Türkiye caz sahnesinin önemli virtüözlerinden, davulcu ve besteci Volkan Öktem, Anadolu ezgileri ve 70’lerin arabesk ruhunu, fütüristik ve psikedelik sound’larında harmanlayan üçlü Lalalar ve hip-hop ve new school’un yeni nesil temsilcilerinden Yung Ouzo yer alıyor.

    Babylon’un mayıs ayında gerçekleşecek tüm etkinliklerinin biletlerine Biletix ve Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Program:
    10 Mayıs Çarşamba 21:30 / Ceren Gündoğdu
    11 Mayıs Perşembe 21:30 / Çağrı Sinci ve Yeraltı Sakinleri, Sonrası: Ces XC
    12 Mayıs Cuma 22:00 / Gaye Su Akyol
    19 Mayıs Cuma 22:00 / Tanerman & Friends
    20 Mayıs Cumartesi 20:30 / Kanto Records Presents: Shock Kulturel
    25 Mayıs Perşembe 21:30 / Volkan Öktem #7
    26 Mayıs Cuma 22:00 / Lalalar
    ​27 Mayıs Cumartesi 21:30 / Yung Ouzo

    Tag: Babylon
    0
    0
    1952
  • 07-05-2023

    Fırat Engin’in “Üç / Güç / Ölçüt” başlıklı kişisel sergisi 6 Mayıs - 3 Haziran tarihleri arasında Ankara’da yer alan Galeri Siyah Beyaz’ın proje alanı Özel Şeyler’de sanatseverlerle buluşacak.

    ​Sanatsal üretiminde farklı teknik ve malzeme ile çok sesli bir anlatım yolu izleyen Fırat Engin, pratiğinde tematik olarak savaş, şiddet, siyaset, göç ve sosyal adalet gibi kavramlara odaklanıyor. Sanatçının farklı dönemlerden üç videosunun yer aldığı “Üç / Güç / Ölçüt” sergisi, izleyiciye Engin’in video yapıtlarını ilk kez bir arada deneyimleme imkânı sunuyor. Sergide yer alan Vaziyet Tespiti (2012), Bu yükü daha ne kadar taşıyabiliriz? (2017) ve bir saha çalışması sonucu ortaya çıkan Denizin Ahlakı, Mülteci / Balıkçı (2016) başlıklı videoların tümünde yalın bir anlatımı tercih eden sanatçı; göç, kimlik, aidiyet, dil gibi kavramları tartışmaya açıyor. Sergide, bu üç video hem tematik anlamda hem de ele alınış biçimleriyle şaşırtıcı bir ortaklık kuruyor.

    Künye:
    1. Fırat Engin, Bu Yükü Daha Ne Kadar Taşıyabiliriz, 2017, video taş metal
    ​​2. Fırat Engin, 2016, Denizin Ahlakı, Mülteci /  Balıkçı 

    0
    0
    1599
  • 07-05-2023

    Sarkis’in Arter Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtlarını yeni bir mekânsal kurguda bir araya getiren “SONSUZ” başlıklı sergi, Arter’de ziyarete açıldı.

    Emre Baykal’ın küratörlüğünü üstlendiği “SONSUZ” sergisi, 1980’li yıllara tarihlenen yapıtlardan başlayıp sanatçının 2015 yılında Venedik Bienali Türkiye Pavyonu için gerçekleştirdiği Respiro isimli yerleştirmesinin Arter Koleksiyonu’na bağışladığı neon ve aynalarını da içine alıyor. Bir mekânla birlikte var olmak, mekânsal referanslar veya çağrışımlar üstlenmek veya yeni bir mekân kurgulamak üzere tasarladığı yapıtlarını her sergilenişte değişime ve yorumlamaya açık tutan Sarkis, “SONSUZ” başlıklı kişisel sergisinde Arter Koleksiyonu’nda yer alan yapıtlarından seçtiklerini bir araya getiriyor. Sergi, Sarkis’in farklı mecralar kullanarak ürettiği yapıtların kendine özgü belleklerini birbirleriyle kurdukları ilişkiler aracılığıyla genişletirken, onları içine yerleştikleri mekânda yeni bir yolculuğa çıkarıyor.

    Sarkis’in üretiminde geniş bir zaman dilimini kapsayan sergi; ısıtma, yakma, kamuflaj, bellek, iz bırakma, atölye, ev gibi sanatçının eserlerine sıklıkla eşlik eden kavram ve temaların yanı sıra ışık, renk ve müzik gibi farklı unsurların pratiğinde oynadığı başat rolü de vurguluyor. Sanatçı sergide İstanbul İkonaları (1986–2013), Elle Danse (1990), Transflammation (1996–2001), Karışık Retrospektif (2001), (Arılara) Çağrı I (2013) adlı işlerini ve 2017 yılında Arter Koleksiyonu’na bağışladığı Respiro’nun ayna ve neonlarını farklı zaman ve mekânlara dair hafızalarıyla birlikte Arter’e yerleştirirken, mekânda meydana getirdikleri bütün içinde her birini yeniden yorumluyor. “SONSUZ” sergisinde sanatının bu sergi için özel olarak ürettiği iki yeni yapıtı da ilk kez izleyiciyle buluşacak.

    Sarkis, kendinden önce gelen ve çağdaşı olan sanatçılarla kurduğu diyaloğu sergide yer alan yapıtlarında da sürdürüyor. Mekânın iki ucuna konumlandırdığı yerleştirmelere ses veren, Johann Sebastian Bach’ın 127 numaralı kantatı ve Dmitri Şostakoviç’in 15 numaralı kuarteti, Jacopo Baboni-Schilingi’nin Respiro için bestelediği müzikle birleşerek “SONSUZ” sergisini üç sesli bir sahnelemeye dönüştürüyor. Ali Kazma’nın ve Domenika Kaesdorf’un Sarkis’in davetiyle sergiye ödünç verdikleri yapıtlar da sanatçının sergide kurduğu dünyanın zenginleşerek büyümesine katkıda bulunuyor.

    Serginin küratörü Emre Baykal, Arter Yayınları’nın Yakın Plan dizisi çerçevesinde Eylül 2019’da yayımlanan Çaylak Sokak adlı kapsamlı bir kitap da kaleme aldı. Sarkis’in Türkiye çağdaş sanatı tarihinde dönüm noktalarından biri sayılan ikonik yerleştirmesi Çaylak Sokak’a odaklanan kitap, politik ve kültürel tarihle iç içe geçen farklı bağlamlarda, Sarkis’in bazıları “SONSUZ”da da gösterilen çalışmalarını yeniden yorumluyor.

    Sarkis’in  “SONSUZ” başlıklı kişisel sergisi 4 Şubat 2024'e kadar Arter’in 2. kat galerisinde görülebilir.

    Künye:
    1-3. Sarkis SONSUZ Küratör: Emre Baykal Sergiden görünüm Arter, 2023 Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    4. Sarkis Karışık Retrospektif, 2001 Fotoğraflar, masa, floresan, gazete balyaları, vazo içinde çiçek Masa: 119 x 240 x 76,5 cm Arter Koleksiyonu Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    5. Sarkis Tekerlekli İskemle, Kuş Tüyleriyle, 2023 Tekerlekli iskemle, kuş tüyü 86 x 63 x 103 cm Sanatçının izniyle İs Siyahı Parmak İzleri, 2023 İs siyahı suluboya parmak izleri 300 cm ø Sanatçının izniyle Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    6. Sarkis SONSUZ Küratör: Emre Baykal Sergiden görünüm Arter, 2023 Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    7. Sarkis Transflammation, 1996–2001 Film (renkli, sesli), suluboya, ahşap bloklar Suluboyalar: 17 adet, her biri 34,5 x 41,5 cm Film: 16’05” Ahşap bloklar: Değişken boyutlar Suluboyalar ve film: Arter Koleksiyonu Ahşap bloklar ve film ile yerleştirme: Sanatçının ve Galerie Nathalie Obadia’nın izniyle Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    8. Sarkis SONSUZ Küratör: Emre Baykal Sergiden görünüm Arter, 2023 Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

    0
    0
    16870
  • 06-05-2023

    Gedik Filarmoni Orkestrası, 10 Mayıs tarihinde Süreyya Operası’nda son konserini vererek sezonu kapatıyor.

    Cem Mansur yönetimindeki Gedik Filarmoni Orkestrası’na, Caz Çağı’ndan başyapıtlar ve Mozart’ın son senfonileri temalarını kapsayan üç konserlik serinin sonuncusunda Kıvanç Fındıklı eşlik edecek. Konserde A. Copland (1900-1990) “Music for the Theatre” (1925), W. A. Mozart (1756-1791) Senfoni no 41 "Jüpiter" (1788) ve Yunus Gencer: Klarnet Konçertosu (2023) eserleri seslendirilecek.

    Mozart, 1788 yılında bilindiği kadarıyla ortada hiçbir sipariş veya çalınma ihtimali yokken son üç senfoni yazdı. Son senfonisine ölümünden sonra “Jüpiter” ismi yakıştırıldı. Mozart burada yalnız kendi sanatının değil, müzik tarihinin de bir özümsemesini yapıyor. Woody Allen, Manhattan filminde hayatta kalmaya değecek şeyleri sıralarken Jüpiter Senfonisi’nin yavaş bölümünden de bahsediyor.

    Aaron Copland’ın genç yaşta bir bestecinin hem Paris’te gördüğü akademik eğitimi ve Caz Çağı’nın enerjisini yansıtan “Tiyatro için Müzik” eseri belli bir sahneyi değil, hayalimizdeki tiyatroyu canlandırıyor.

    ​2015 yılında Smit Composition Ödülü’ne layık görülen Yunus Gencer, Gedik Sanat siparişi üzerine grup şefi Kıvanç Fındıklı için bir klarnet konçertosu besteledi.

    0
    0
    1407
  • 06-05-2023

    İş Sanat, İtalya’nın önde gelen topluluklarından biri olan Venedik Barok Orkestrası’nı 9 Mayıs Salı akşamı İş Kuleleri Salonu’nda müzikseverlerle buluşturacak.

    Barok dönemin eserlerini, orijinal dönem enstrümanları ile seslendiren Venedik Barok Orkestrası konserinin solisti çellist Mario Brunello olacak. Konserde Arcangelo Corelli, Antonio Vivaldi, Carl Emanuel Bach gibi unutulmaz bestecilerin eserlerine yer verecek orkestra, barok operanın önemli örneklerini yeniden keşfe çıkarıyor.

    Ünlü İtalyan orkestra şefi ve klavsen sanatçısı Andrea Marcon tarafından kurulan, Diapason D’Or, Choc du Monde de la Musique, ECHO ve Edison ödüllü Venedik Barok Orkestrası, 18. yüzyılın aryalarından oluşan L'Olimpiade isimli son albümleriyle 2012 yılında Chocdu Monde de la Musique ödülünü kazandı.

    9 Mayıs Salı saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek Venedik Barok Orkestrası konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Program:
    Francesco Geminiani / Arcangelo Corelli Konçerto Grosso Re minör, “La Follia”
    Antonio Vivaldi Yaylı Sazlar Konçertosu Sol Minör, RV 156
    Giuseppe Tartini Cello Konçertosu La Majör 
    Georg Friedrich Haendel Konçerto Grosso Sol Majör, Op. 6 No. 1
    ​Carl Emanuel Bach La Majör Konçerto

    0
    0
    1473
  • 05-05-2023

    Sinematek/Sinema Evi, Mayıs - Haziran ayları boyunca “İranlı Kadınlar Konuşuyor” seçkisini ve “Buradayız Ayaktayız” sergisini izleyicilerle buluşturuyor.

    Kadın ve na-binary sinemacılar tarafından çekilmiş dört uzun metraj belgesel ve altı kısa metraj filmden oluşan “İranlı Kadınlar Konuşuyor” seçkisine aynı zamanda Saliha Yavuz’un küratörlüğünü üstlendiği “Buradayız Ayaktayız” başlıklı sergi eşlik ediyor.

    “Buradayız Ayaktayız” sergisinde, İran’daki İslam Devrimi’nin ardından Tahran’da gerçekleşen büyük kadın yürüyüşünden fotoğraflar; dünyanın farklı yerlerindeki direniş gösterilerinde farklı coğrafya, kültür ve dinlerden insanların bir araya gelerek bütünler oluşturduğu Bahar Samadi’nin Assembly video enstalasyonu; Ata Kam’ın 2013’teki Gezi Parkı protestoları sırasında çektiği Here and Now fotoğrafı; görsel hafızamızda yer etmiş, dünyanın farklı yerlerindeki protestolardan sahnelere yer verdiği cyanotype resimleri ile Yeşim Paktin’in “Mavi Çiçekler” ve “Direniş” serileri; anonim bir sanatçının Çöküş başlıklı resmi; Pegah Derakhshan Rokni’nin The Wind Will Blow Our Hair Away deseni ile, Fulya Çetin ve Can Ünlü’nün İran’daki protestolara selam ettikleri “Salınan” serisi yer alıyor. Sergi, İran’ın tarihi boyunca ve özellikle bugün her yerde yaşanan hak ve özgürlük taleplerini dile getirme, direnme ve sesini duyurma ihtiyacı duyan bir direnişi yansıtıyor. “Buradayız Ayaktayız” sergisi 25 Haziran’a kadar Sinematek/Sinema Evi sergi salonunda ziyaret edilebilir.

    “İranlı Kadınlar Konuşuyor” seçkisi ile İran Çantası (Irani Bag), Ne Cüretle Bunu İstersin (How Dare You Have Such a Rubbish Wish), Bir Ailenin Röntgeni (Radiograph of a Family), İranlı Kadınların Kurtuluş Hareketi: Milat (Le mouvement de libération des femmes iraniennes: année zéro), Sessiz Çoğunluk Konuşuyor (The Silent Majority Speaks), Tehlike Altında Yaşama Sanatı (The Art of Living in Danger) ve Kuşaklararası Aktarımlar (Inter-generational Transmissions) filmleri gösterilecek. Program kapsamında ayrıca Ne Cüretle Bunu İstersin filminin yönetmeni Mania Akbari gösterime katılmak ve İran’daki halk hareketiyle ilgili son gelişmelere dair görüşlerini paylaşmak üzere Sinematek/Sinema Evi’ne konuk olacak.

    İran’da 1979’da İslam devrimi ile yeni bir yaşam biçimi dayatılmasının ardından sokağa çıkan halk, 1981’de dönemin cumhurbaşkanının görevden alınmasını takiben çeşitli şehirlerde protesto eylemleri gerçekleştirdi. 2003’teki öğrenci ayaklanmaları, 2009-2010 İran seçim protestoları, 2011-2012’de bütün ülkede eş zamanlı gerçekleşen eylemler, 2017-2018’de genel grev ve suya dair protestolar ve ardından temel hak ve özgürlüklere dair eylemler düzenlendi. 2017’de Vida Movahedi, Tahran’ın en işlek caddelerinden birinde beyaz başörtüsünü sopaya geçirerek bayrak gibi salladığı bir eylem gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başörtüsünü uygun şekilde takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmasının ardından polis tarafından öldürüldüğü iddiası da İran halkını sokaklara döktü. Ölümlere, tutuklanmalara, idamlara karşın İran halkı, Eylül 2022’den bu yana direnişine devam ediyor. Sadece İran’da değil dünyanın her yerinde halklar insani, ekonomik, politik, yaşamsal haklarına dair taleplerini dile getiriyor ve çoğunlukla başı kadınlar çekiyor. Feminizmin diri tuttuğu kaslar, eylemlerin kadın hareketi ile ilişkisini güçlendiriyor.

    ​“İranlı Kadınlar Konuşuyor” seçkisi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1524
  • 05-05-2023

    Nilüfer Belediyesi, “Böyle Rüyadaymış Gibi” ve “İstikrarlı Hayaller” sergilerini 6 Mayıs - 10 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    2023’ün temasını “İkinci Yüzyıl İçin Tasarım” olarak seçen Nilüfer Belediyesi, Yekhan Pınarlıgil’in hazırladığı “Ütopyanın Gerçeğe Bakan Yüzü” mottosuna odaklanan beş sergiden oluşan 2023 görsel sanatlar programını hayata geçiriyor. Program, yeni yüzyılı uçurumdan kurtulmak için bir fırsat olarak kabul ederek, sürdürülebilir toplum inşası üzerine sanatın önerilerine odaklanıyor. Sözde idealler etrafında kurgulanmış karanlık ütopyaların yerine, gerçeği sürdürülebilir şekilde dönüştüren, yeni yaşam alanları açan, renkli, cümbüşlü, kahkahalı metotların denediği sergilerde Nilüfer Belediyesi, ütopyanın gerçeğe bakan yüzünü arıyor.

    Derya Yücel küratörlüğünde, Nâzım Hikmet Kültürevi’nde izleyiciyle buluşan “Böyle Rüyadaymış Gibi” başlıklı sergi, Türkiye’de soyut resmin temsilcilerinden Ferruh Başağa ve genç kuşak disiplinlerarası sanatçı Defne Tesal’ın çalışmalarından oluşuyor. Sergi sanatçıların soyutlamaya yönelik tasarlama ve icat etme süreçlerini karşılaştırıyor, jenerasyonlar arası farklılıkların ve kesişmelerin izini sürüyor.

    Küratör Derya Yücel sergi hakkında şunları söylüyor: “Ferruh Başağa ve Defne Tesal’ın eserlerini yan yana getiren ‘Böyle Rüyadaymış Gibi’ başlığındaki sergi; çizgiler, geometrik şekiller ve basit bir renk paleti içeren, evrenin nihai saflığını ifade etmek için formun soyut ifadelerine indirgenmesini savunan De Stijl’in temel estetik yaklaşımına, maddi dünyanın sınırsız ayrıntılarını keşfetmek yerine, insan deneyiminin en temel iç boyutlarını keşfetmek için tasarlanan Neoplastisizm’in ‘varlık’, ‘bilinç’ ve ‘tin’le ilişkisine, resmin özünü ifade eden plastisite’nin sadelik ve saflık arayışına iki farklı kuşak sanatçının üretimleri üzerinden bakıyor.”

    Yekhan Pınarlıgil fikrinden yola çıkarak hazırlanan ve 21 sanatçının çalışmalarını bir araya getiren “İstikrarlı Hayaller” sergisi, Meteor/Balat Kültürevi'nde izleyici karşısına çıkıyor. Genç sanatçıların çoğunlukta olduğu sergi, adını Gaye Su Akyol’un “İstikrarlı Hayal Hakikattir” şarkısından alıyor. Sergide; Aras Seddigh, Aylin Zaptçıoğlu, Bawer Doğanay, Bora Aşık, Çınar Eslek, Doğu Özgün, Duygu Deniz Bilgin, Erol Eskici, Gökçen Cabadan, Güçlü Öztekin, İhsan Oturmak, Meltem Şahin, Merve Morkoç, Mısra Balkan, Murat Balcı, Nazım Ünal Yılmaz, Nur Özkaya, Onur Gülfidan, Rafet Arslan, Sinan Tuncay ve Tayfun Gülnar’ın eserleri bulunuyor.

    İlker Cihan Biner sergi metninden şu sözlere yer veriyor: “Karnaval havasında olan sergide doğa tasavvuru yasa koyucu, temsil biçiminde değil estetiğin tekil boyutlarına yer açan konumlarda. Başka bir deyişle; sanata dair genelleyici yaklaşımlardan uzakta eserlerin yapma tarzları ile varoluş biçimleri arasında serbestlik ilkesi var. Malzeme çeşitliliğiyle beraber duyulur mikro formların katmanlaşması gökkuşağını andırıyor. Mimesisin ötesinde kuralsız, demokratik, renkli bir alan söz konusu. Mekândaki estetik pratiklerin ortaya çıkışları fanteziden ibaret yok-yer formatında değil. Hatta klişeleşmiş ütopya formatına dönüşen ideal topluluklarla dileğin gerçekleşmesi beklentilerini aşıyor. Çok boyutlu eserler haritalanarak gerçek ile hayal gücünün kesişiminde buluşuyor.”

    Künye:
    1. Ferruh Başağa, 2008, Tuval Üzeri Yağlıboya, 180x200 cm
    ​2. Onur Gülfidan - Dans Eden Yıldızlar, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 65x140 cm, 2022

    0
    0
    4459
  • 05-05-2023

    Meşher, “John Craxton: Işığın Peşinde” sergisi kapsamında düzenlediği etkinliklere 6 Mayıs’ta çocukları sanatla buluşturacak “Kitabı Kaplayan Sanat: Şömiz Atölyesi” ile devam ediyor.

    7-12 yaş aralığındaki çocukların katılabileceği atölyede John Craxton’ın yaptığı şömiz tasarımlarından ilham alınacak. Çocuklar şömizin ne olduğunu örneklerle öğrenecek, en sevdikleri kitap için şömiz tasarlayacak ve Craxton’un hayatı ile eserlerini keşfedecek.

    Meşher, Britanyalı ressam ve tasarımcı John Craxton’ın (1922-2009) yaşamını ve eserlerini tanıtan Türkiye’deki ilk kişisel sergisini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Sanatçının biyografisinin yazarı ve arkadaşı Ian Collins’in küratörlüğünü üstlendiği John Craxton: Işığın Peşinde sergisi, Craxton’ın uzun kariyerine yayılan çeşitli eserlerinden bir seçki sunuyor. 23 Temmuz 2023 tarihine kadar devam edecek sergi kapsamında düzenlenen atölyeler ile çocuklara sosyal ve kültürel gelişimlerinin önemli bir parçası olan sanatı sevdirmeyi; el becerilerini, hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmeyi hedefleniyor.

    “Kitabı Kaplayan Sanat: Şömiz Atölyesi” 6 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de İstiklal Caddesi’nde yer alan Meşher’de gerçekleşecek. Sergi kapsamında devam edecek çocuklara yönelik atölyeler hakkında bilgi almak için www.mesher.org adresini ve Instagram hesabını takip edebilirsiniz. Detaylı bilgi ve kayıt için kayit@mesher.org adresine e-posta gönderebilirsiniz.

    0
    0
    1299
  • 05-05-2023

    Sanatçı ikilisi :mentalKLINIK’in “PARADISE ON SALE” başlıklı sergisi, 28 Mayıs’a kadar Dirimart Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Metaforik olarak ütopyanın 21. yüzyıldaki feshi fikrinden beslenen “PARADISE ON SALE” sergisi, bu neşeli karanlık çağın baştan çıkarıcı ekran manzaralarına hapsedilen satüre edilmiş yüzlerimiz, filtrelediğimiz bedenlerimiz ve fazlasıyla narin ruhlarımız için vaat edilmiş bir toprak niteliği taşıyor. Galeri mekânını değişen kokular, bozuk aynalar, parlak konfetiler ve seslerle havada süzülen dev bir yerleştirmeye dönüştüren sanatçı ikilisi, tüm masum ve günahkâr ruhlara kapitalizmin yarattığı boş zamanın riyakârlığıyla yüzleşmek için üst düzey bir günah çıkarma alanı sunuyor. Eğlence sektörünün yapısal unsurlarının eserlerin tamamlayıcı öğeleri olarak ele alınması, bir sanat galerisinden kurumsal beklentilerimize dair algılarımızla ister istemez oyun oynuyor.

    1998 yılında İstanbul’da Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından kurulan :mentalKLINIK, şimdinin cinnetine ve çağın saplantılarına ayna tutuyor. Sanatçı ikilisi izleyicinin yalnızca görsel beklentilerine cevap vererek, tüm duyuları bilinçli olarak yakalayarak deneyim sırasında ve sonrasında seyirciyi tetikte tutuyor. :mentalKLINIK yeni sergisi “PARADISE ON SALE” ile yeni bir cennet vaat etmiyor, bunun yerine izleyiciyi suç ortakları olarak ütopyanın nihayetlenişini kutlamaya davet ediyor.

    ​Sergide izleyiciyi karşılayan meta-insan Frenemy, bilgisayar ortamında üretilmiş, cinsiyetsiz bir karakter olarak izleyici karşısına çıkıyor ki bu karakter, tarifi zor bir duygunun insan suretinde vuku bulmuş hâlini; boş bir kargaşayı, muhtemel bir yetersizlik duygusu ve kaçınılmaz olarak gözyaşlarını tutamamakla sonlanan beyhude bir arayışı simgeliyor. Reflektif cam filmleriyle çevrelenen yerleştirme Double-Deal adlı reflektif panel heykellerin geçici oryantasyonuyla kendi gerçekliğini defaatle bozuyor, yeniliyor ve baştan yaratıyor. İzleyiciler, onlarla göz teması yoluyla etkileşime giren evcil bir baykuş görünümündeki sevimli etkileşimli gözetleme aracı Cute Spy ile karşılaştıklarında seyirlik hâle geliyorlar. :mentalKLINIK tarafından geliştirilen değişken kokular Happily Dizzy ve Awfully Witty, galerinin belirli noktalarına 21. yüzyılın kelime dağarcığını hafızalarımıza kazımak istercesine yerleştirilmiş iş birlikçisi ses yerleştirmesi Lunatic Poems ile birlikte izleyicinin hafızasına saldırarak deneyimlerini bilinçaltı düzeyinde kalıcı kılmayı deniyor.

    Künye:
    1. :mentalKLINIK, Double Deal, 2301, 2023 Titanium covered aluminium, anodized aluminium 200 x 100 x 4.5 cm
    ​2-3. :mentalKLINIK, Frenemy_A, 2023 video, 2:00'' loop, no sound

    0
    0
    1879
DAHA FAZLA
Geldanlage