GÜNDEM
  • 11-05-2023

    Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen Sait Faik Hikâye Armağanı'nın bu yılki sahibi Anatomi Dersi adlı kitabı ile Ayşegül Devecioğlu oldu.

    Darüşşafaka Cemiyeti ile Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle bu yıl 69’uncu kez armağan edildi. 69. Sait Faik Hikâye Armağanı’nın Doğan Hızlan’ın başkanlığındaki Seçici Kurul’u Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Prof. Dr. Jale Parla, Beşir Özmen (Darüşşafaka Cemiyeti Temsilcisi), Metin Celal ve Jale Özata Dirlikyapan’dan oluştu. Kurul; dünyaya, insan ilişkilerine, toplumsal uzlaşımlara bakmanın farklı yollarını gösterdiği, duyguların kolayca gösterişe varabilecek patlamalarından uzak durarak, soğukkanlı, ince ayarlı cümlelerle yazdığı öyküleriyle Ayşegül Devecioğlu'nun Anatomi Dersi adlı kitabına oy birliğiyle vermeyi kararlaştırdı.

    Ayşegül Devecioğlu, 1977 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden öğrenimini tamamlayamadan ayrıldı. 1986'dan sonra gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı. Çeşitli dergilerde makaleleri, denemeleri yayımlandı. Ağlayan Dağ Susan Nehir romanıyla 2008 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. Geçtiğimiz yılın nisan ayında Metis Yayınları’ndan yayımlanan Anatomi Dersi kitabı Devecioğlu'nun dördüncü öykü kitabı.

    ​1955’te yazarın annesi Makbule Abasıyanık’ın kurduğu Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten beri Darüşşafaka Cemiyeti tarafından sürdürülüyor. Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık’ın vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyatçılarından oluşan jüri, o yıl içinde yazılmış en başarılı ve üstün hikâye kitabını seçerek Sait Faik Hikâye Armağanı’nı veriyor. Armağan, 2012’den bu yana Darüşşafaka Cemiyeti ile Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle düzenleniyor. Her yıl yazarın vefat yıl dönümü olan 11 Mayıs tarihinde açıklanan armağan geçen yıl, Yok Yolcu adlı kitabıyla Kâmil Erdem’e verilmişti.

    0
    0
    1943
  • 11-05-2023

    Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi, 20 Mayıs’ta açılıyor. Bienalin ana mekânlarından Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu’nda, küratörler Sevince Bayrak ve Oral Göktaş’ın Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi adlı projesi 26 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşacak.

    Mevcut olanı anlamaya ve dönüştürmeye odaklanan Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi, terk edilmiş binaları yıkmak ya da kaderine terk etmek yerine, onların hikâyelerini dinlemeyi ve anlamayı öneriyor. Yapılan bir açık çağrıyla Türkiye genelinden çok sayıda âtıl kalmış bina belgelenerek kolektif bir arşiv oluşturuldu. Küratörler Sevince Bayrak ve Oral Göktaş bu yapıları Lesley Lokko’nun bienal için önerdiği tema olan “geleceğin laboratuvarı” ile ilişkilendirerek ve mimarlık dünyasındaki köklü değişimler, yapay zekâ, robotlar gibi yeni teknolojilerin de yardımıyla nasıl dönüştürebileceğimize dair araştırmaları pavyonda sergiliyor, umut dolu öneriler getiriyor.

    Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi ilhamını, Elizabeth Fisher’ın Evrimin Çuval Teorisi ile bu kuramı edebiyata uyarlayan Ursula K. Le Guin’in Kurgunun Çuval Teorisi metinlerinden alıyor. Fisher, insanlara ait ilk kültürel aracın, sanılanın aksine, sivri ve keskin av araçları yerine içinde sebzelerin taşındığı bir çuval olabileceğini iddia ediyor. Le Guin, Fisher’ın bu düşüncesini kurmacaya uyarlayarak, kahraman olmayan sıradan karakterlerin, hayatı bütün iniş çıkışlarıyla yaşadığı sürükleyici hikâyeler anlatıyor. Türkiye için çok kritik bir dönemde gerçekleştirilen Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi, Le Guin’in kurgusunun mimarlıktaki izlerini sürüyor ve kahraman yapıların başarı öyküleri yerine terk edilmiş̧ yapıların hikâyelerini dinlemeyi ve anlamayı öneriyor.  

    Serginin tasarımı “Bulut” ve “Tezgâh” olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. “Bulut”, Aralık 2022’de yapılan açık çağrıyla toplanan, Türkiye’nin farklı şehirlerinden kullanılmayan gökdelenler, oteller, okullar, hastaneler, restoranlar ve sosyal tesislerden oluşan Hayalet Hikâyeleri seçkisini içeriyor. “Tezgâh” ise küratörlerin hazırladığı Mimarlığın Çuval Teorisi için Bir Manifesto’nun on beş maddesine referans veren on beş masadan oluşuyor. “Tezgâh”ta, var olan yapıların nasıl dönüştürülebileceğine dair sorular, teoriler, çelişkiler, araç gereçler, yöntemler ve hayaller yer alıyor.

    Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi projesine Sevince Bayrak ve Oral Göktaş tarafından hazırlanan bir kitap da eşlik ediyor. Kitapta açık çağrı ile toplanan hayalet hikâyelerinden örnekleri, sergi tasarımını ve Sevince Bayrak’ın manifesto maddelerinden yola çıkarak yazdığı metni de yer alıyor. Kitabın İngilizce cildi Venedik Mimarlık Bienali’nin mağazalarından, ListLab yayınlarından ve ListLab’in anlaşmalı tedarikçilerinden, Türkçesi ise Yem Kitabevi başta olmak üzere seçili kitabevlerinden satın alınabilir.

    İKSV’nin koordinasyonunda düzenlenen Türkiye Pavyonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Schüco Türkiye ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. Türk Hava Yolları, havayolu partneri olarak destek veriyor.

    ​“Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” projesi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2158
  • 11-05-2023

    Aoko Matsuda’nın Japon halk masallarını feminist bakış açısıyla yeniden yorumladığı tekinsiz öykülerden oluşan kitabı Vahşi Kadınlar, Nilay Çalşimşek’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Matsuda bu öykülerde binlerce yıllık anlatıları alıp günümüz Japonya’sına taşıyarak hayalet hikâyeleriyle günümüz toplumlarıyla ilgili daha büyük hakikatleri göz önüne seriyor. Kapı kapı dolaşıp el feneri satan iki kadın, her gece konforlu bir banyo yapmak için ziyarete gelen neşeli bir âşık, bekâr bir anne işteyken eve gelerek bebek bakıcılığı yapan sessiz bir ziyaretçi... Bu öykü kitabında temizlikten şatoları korumaya, seyyar satıcılıktan suçla savaşmaya kadar birçok yararlı hizmet sunan ruhlar ile insanlar yan yana geliyor, öte âlem ile günlük hayat iç içe geçiyor.

    “Aoko Matsuda’nın hayaletleri tanıdığınız insanların karakteristiklerine sahip: kimi yakın bir arkadaşınız, kimi peşin hükümlü akrabanız, kimiyse gün içinde rastlaştığınız işgüzar kimseler. Kitap ilerledikçe Matsuda ilmekleri sıklaştırıp karakterleri birbirlerine yaklaştırıyor ve bir bütün olarak kitap, düşündüğünüzden daha zengin ve derin bir hâl alıyor.”  – Kelly Link

    0
    0
    2128
  • 10-05-2023

    George Frideric Handel’in Alcina operası 26 ve 27 Mayıs’ta Süreyya Operası’nda, 13 Haziran’da Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Sahnesi’nde Türkiye prömiyeri ile sanatseverlerle buluşuyor.

    Opera İstanbul tarafından sahneye konulan Alcina operasının sanat yönetmenliğini ve sahne tasarımını Tülay Uyar Hatip üstleniyor. Opera İstanbul Orkestrası’nın orkestra şefliğini Murat Cem Orhan ve Batuğhan Uzgören, koro şefliğini ise Fevzi Çankaya yapıyor. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Aslı Varlıer Pelit, ışık tasarımı ise Ayşe Ayter imzası taşıyor. Eserde “Alcina” rolüne Tülay Uyar Hatip, “Ruggiero” rolüne Kaan Buldular ve Doğan Cem, “Melisso” rolüne Burak Bilgili ve Ozan Kutlar, “Bradamante” rolüne Esen Demirci, “Oronte” rolüne Onur Turan, “Morgana” rolüne Duha Alkan ve “Oberto” rolüne çocuk oyuncu (boy soprano) Can Özgören hayat veriyor. Alcina operasının biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Bu operanın konusu Ludoivo Ariosto’nun ‘Orlando Furiosa’ adlı epik şiirinden gelmektedir. Rugerrio adlı şövalye Bradamante ile nişanlanmıştır. Brademente nişanlısı gibi cesur bir kahramandır. Rugerrio ve Bradamente birlikte oldukları zaman iyi niyetli bir büyücü olan Zoroastro tarafından birbirlerinden ayrılıp yeni yeni kahramanlık maceralarına atılmaktadırlar.

    Bradamente bu eserin hemen başından önce sözlüsünü bir büyülü şatodan kurtarmıştır. Fakat bu şatoda birlikte bir hayata başlamaktayken Bradamente’nin sihirli uçan atı hippogrif Ruggierro’dan çok hoşlanmış ve o sırtında bilinmeyen bölgelere doğru uçuşa başlamıştır. Uçan At ve Ruggiero uçsuz bucaksız bir okyanusu geçerek okyanus ortasında bulunan bir adaya inmişlerdir. Uçan at aç olduğu için hemen oradaki mersin çalısının yapraklarını yemeye başlamıştır. Birden onları şaşırtacak olarak mersin çalısı konuşmaya başlar. Çalı onlara kendisinin gerçekte bir çalı değil Sir Astolfo adlı bir şövalye olduğunu ve adanın Alcina ve Morgana adlı büyücü iki kız kardeşe ait olduğunu bildirir.

    Çok güzel bir kadın olan Alcina bu adaya ayak basan her şövalyeyi kandırıp, onunla bir aşk yaşamaktadır; ama gayet çabuk canı sıkıldığı için kısa bir müddet sonra daha önce kendine sevgili seçtiğinden bıkıp onu (bitki, taş, hayvan gibi) hayalinden ne geçmekte ise o türlü yaratığa çevirmektedir. Astolfo’nun şiddetli ihtarlarına rağmen Ruggiero onun laflarına hiç aldırmadan bu iki büyücüyü bulmak üzere tekrar yürüyüşe başlar. Opera Alcina’nın Ruggiero’ya büyü yaparak etkisine alması, Bradamante’nin okyanusu aşarak bu adaya gelmesi ve nişanlısını bulma çabalarını ve sonunda ona kavuşmasını seyirciye aktarır.”

    0
    0
    3373
  • 10-05-2023

    Bu sene üçüncüsü gerçekleşecek ARTCONTACT İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, 1 - 4 Haziran tarihleri arasında Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    Merkezine “kamusal alanda sanat” mottosunu alarak sanatı tabana yaymayı ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamayı hedefleyen fuarın açılışından önce 31 Mayıs’taki ön gösterim ve protokol açılışında Onur Ödülleri de sahiplerine takdim edilecek. Çağdaş birçok sanatçının üretimlerini izleyiciye sunmayı amaçlayan fuar, modern toplumun ortaklığını geliştiren, toplumsal yaşamın bir parçasını oluşturan bireylerin benliği ile bu misyonun içinde yer almasını sağlayan kamusal alan kavramını sanat ile bir araya getiriyor. 40’a yakın ülkeden sanatçıların işlerini bir araya getiren fuarda 120’nin üzerinde katılımcı, 1500’ün üzerinde sanatçı ve 4500’e yakın eseri sanatseverlerle buluşacak.

    Atis Fuarcılık tarafından düzenlenen ARTCONTACT İstanbul’a sinema ve televizyon dünyasından isimler de konuşmacı olarak katılacak. Fuara İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir, Bursa ve Anadolu’nun pek çok ilinden galeriler katılım gösterecek. Rusya, Kore, Özbekistan, Azerbaycan, İran, Hırvatistan, Guatemala, Belarus, Çin ve Ukrayna’dan galeriler fuarda yerini alırken, Türkiye’deki galeriler aracılığıyla 40 farklı ülkeden sanatçıların eserleri de sunulacak. Resim, heykel, seramik, video, performans, dijital art, street art gibi farklı sanat alanlarını barındıran fuar süresince söyleşiler, performans sanatları ve dinletiler düzenlenecek. Fuarda Alarmart, Imoga Art Space, Galeri Selvin, Soyut Galeri gibi İstanbul ve Ankara’dan sanat galerilerinin çok sayıda sanatçısının eserleri sergilenecek.

    ​Atis Fuarcılık ve ARTCONTACT Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül fuar hakkında şunları söyledi: “Bu yıl ARTANKARA Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nı 72 bin kişi gezdi. Henüz üçüncüsünü düzenleyeceğimiz ARTCONTACT’a da yüksek bir katılım hedefliyoruz ve 40 bine yakın ziyaretçi bekliyoruz. ARTANKARA’nın başarısı sanatı daha geniş bir tabana yaymasından kaynaklanıyor. ARTCONTACT’ta, İstanbul’un gereksinimleri göz önünde bulundurularak, sanatı kamusal alana yayarak bu bakış açısıyla düzenlenecek. Sadece galeri ve alıcının yer aldığı değil, sanata ilgi duyan herkesin gezdiği, sanatçılarla bir araya gelip sanat üzerine sohbet edebildiği ve projeler üretebildiği bir organizasyon gerçekleştirme amacındayız.”

    0
    0
    2179
  • 10-05-2023

    Los Angeles County Museum of Art’ta (LACMA) sanatseverlerle buluşan “Women Defining Women in Contemporary Art of the Middle East and Beyond” sergisinde Kezban Arca Batıbeki, Azade Köker, İnci Eviner, Dice Kayek (Ayşe ve Ece Ege) ve Gülay Semercioğlu eserleriyle Türkiye’yi temsil ediyor.

    Asya’dan Afrika’ya uzanan coğrafyadan 42 kadın sanatçının 75 eserinden oluşan “Women Defining Women in Contemporary Art of the Middle East and Beyond” sergisi 24 Eylül’e kadar izleyiciyle buluşuyor. Sergide; Kezban Arca Batıbeki’nin Feud diptiği, Azade Köker’in Deconstruction (Venus) heykeli, Dice Kayek’in (Ayşe ve Ece Ege) Dome eseri, İnci Eviner’in Harem videosu ve Gülay Semercioğlu’nun The flower inside me ve The red seed eserleri yer alıyor. Ayrıca sergideki Kezban Arca Batıbeki’nin diptik resmi Feud ve Azade Köker’in Deconstruction (Venus) heykeli müze koleksiyonuna da dahil edildi.

    Serginin küratörü, LACMA İslam Eserleri Bölümü Başkanı Dr. Linda Komaroff sergi hakkında şunları söyledi: “Farklı kuşak ve disiplinden gelen sanatçıları içeren sergimizdeki her eser katılan sanatçıların kişisel ve temsil ettiği coğrafyadaki kaygılarını, sosyal ve politik dönüşümleri gösterirken onları sanat aracılığıyla evrensel bir boyuta taşıyorlar. Kendini ifade eden her sanatçı aynı zamanda dünyadaki kadınları da destekliyor, güçlendiriyor ve hak ettikleri yerlere ulaşmalarını sağlıyor.”

    ​LACMA Müzesi Direktörü Micheal Goven ise oluşturulan koleksiyonun önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “LACMA, Ortadoğu ve çevresindeki ülke sanatçılarının en geniş koleksiyonunu barındırıyor. Sergide yer alacak ve koleksiyonumuza yeni katılan eserler bize bölgedeki kadın sanatı alanında yeni perspektifler sunuyor. Sergiyi Los Angeles ve çevresi için çok önemli buluyoruz.”

    0
    0
    2663
  • 10-05-2023

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleştirilen İKSV Galaları kapsamında Ari Aster’ın Beau is Afraid (Korkuyorum) isimli yeni filmi 6 Haziran’da Kadıköy Sineması ve CineWAM City’s Nişantaşı’nda sinemaseverlerle buluşturacak.

    Hereditary ve Midsommar filmleri ile korku-gerilim türüne farklı bakış açısı getiren Ari Aster’ın senaryosunu yazıp yönettiği Beau is Afraid, annesine ulaşmaya çalışan paranoyak bir adamın hikâyesini anlatıyor. 2011’de çektiği Beau adlı kısa filmini temel alan yönetmen, bu filmi bir “kâbus-komedi” olarak tanımlıyor. Joaquin Phoenix’in başrolünü üstlendiği film, günümüz dünyasının duygusal kaoslarını ve kolektif bilinmezliğini mercek altına alıyor. Filmde Phoenix’e Nathan Lane, Amy Ryan, Hayler Squires, Stephen Mckinley Henderson ve Denis Ménochet eşlik ediyor.

    Filmde kaygı krizleri ve korku ataklarıyla kafası karışan Beau, annesini ziyaret etmek için çıktığı yolculukta onu bekleyen kötü güçler ve görünmeyen gözlerle yüzleşmek zorunda kalıyor; iç dünyasının gizemini ve annesiyle ilişkisini çözmeye çalışıyor.

    Gerçeküstü öğelerle beslenen trajikomik bir korku-yol filmi olan A24 yapımı Beau is Afraid, eleştirmenler tarafından “şaşırtıcı bir şekilde akıl dışı” ve “yılın en tuhaf filmi” olarak nitelendirildi. Filmin müzikleri MidsommarSnowpiercerAngel of Darkness’ın da müziklerini besteleyen The Haxan Cloak imzası taşıyor. Beau is Afraid filmi 9 Haziran’da vizyona girecek.

    ​6 Haziran’da Kadıköy Sineması ve CineWAM City’s Nişantaşı’nda yapılacak Beau is Afraid filminin gala gösterimlerinin biletleri 11 Mayıs’ta Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışın ardından 12 Mayıs Cuma günü Passo üzerinden genel satışa çıkacak.

    0
    0
    2133
  • 10-05-2023

    Isle of Escape Festival üçüncü yılında 19 - 21 Mayıs tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleşecek.

    20’nin üzerinde küresel ve yerel sanatçı performansları, sanat sergileri ve atölyelerin gerçekleştirileceği festivale bu sene Susona Bodrum LXR Hotels & Resort ve DoubleTree By Hilton Bodrum Işıl Club Resort ev sahipliği yapacak. Festival sahnesinde; Ameme, Avangart Tabldot, Awen (Live/Dj), Birds of Mind, Eclair Fifi, Lea Kdoch, Life on Planets, Moojo, Seth Troxler, Can Molti, Cuneyt Ozturk, Diana Swan, Dj Bey, Ezgi, Kantel, Memo Garan, Mertkan Akd, Murat Tokuz, Orkun Bozdemir, Pekiner, Saruu, Tan Guner, Umutcan Genç ve Vasil Vingas dinleyicilerle buluşacak.

    ​Elektronik müzik sahnesinden isimlerin konuk olacağı Isle of Escape’te ayrıca ege mutfağından seçkiler, sokak lezzetleri, vegan seçenekleri barındıran geniş bir festival menüsünün yanı sıra yoga, miksoloji ve kokteyl workshopları, Sedef Gali ArtHouse pop-up workshopları, Milagron pop-up mağazası, makyaj stüdyosu da yer alacak. Isle of Escape hakkında ayrıntılı bilgiye ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2243
  • 10-05-2023

    David W. Brown’un uzay keşfinin daha önce anlatılmamış hikâyesini ve güneş sisteminin gizemli dış gezegenlerini inceleyen bilim insanlarının portrelerini kaleme aldığı kitabı Görev - Nasa’nın Uzay Programları ve Projeleri, Ulaş Apak’ın çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.

    “Bilim insanları Dünya dışındaki ilk okyanus olan Europa’yı keşfettiklerinde iki büyük soruları vardı: “Yaşanabilir mi?” ve “Oraya nasıl gideceğiz?”

    Böylece canlı bir ekibin Jüpiter’in okyanus ayı Europa’ya bir misyon düzenlemek için yirmi yıllık macerası başladı. Ama bu macerada pek çok engelle karşılaştılar: Mars’a inen robotlar NASA’nın kaynaklarını bitirmişti; Beyaz Saray uzay bütçesini kısmak istiyordu; Kongre astronotları mutlaka bir yere, aya veya Mars’a yollamayı kafasına koymuştu. Jupiter’in kendisi bile bir engeldi, çünkü Europa’yı titreşen, dalgalanan bir radyasyon kuşağıyla sarmıştı ve bir termonükleer patlama sonrasını andıran bir ortam yaratmıştı.”

    0
    0
    1460
  • 09-05-2023

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda 1 - 17 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 51. İstanbul Müzik Festivali’nde 8 eser dünya prömiyeri, 4 eser ise Türkiye prömiyeri yapacak. 

    2011 yılından bu yana çağdaş müzik üretimine katkıda bulunmak amacıyla yurt içinden ve yurt dışından bestecilere eser siparişleri veren İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl da sipariş ettiği altı yeni eseri dünya prömiyerini yapacak. Fazıl Say’ın, festivalin siparişi üzerine, Türkiye’nin kadın şairlerinden ilhamla bestelediği “Dünya Anne”, festival kapsamında iki konserde izleyiciyle buluşacak. “Kadınlar Yeterince Bekledi” başlıklı konserde festivalin siparişi üzerine Hollanda, Türkiye ve İran’dan kadın besteciler Meriç Artaç, Kate Moore ve Aida Shirazi tarafından yazılan üç bölümlük eser dünya prömiyerini yapacak. “Yarının Kadın Yıldızları” konserinde festivalin TSKB desteğiyle Cumhuriyet’in 100. yılı onuruna sipariş ettiği ve genç müzisyen Cem Esen tarafından bestelenen eserin dünya prömiyeri gerçekleştirilecek. Festivalin Cumhuriyet’in 100. yılında, ülkemizin erken dönem tango bestecilerine saygı duruşunda bulunacağı “Cumhuriyet Tangoları” konserinde, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası şefi ve besteci Hasan Niyazi Tura’nın festivale hediye ettiği yeni bir enstrümantal tango eseri ilk defa dinleyicilerle buluşacak. Yaşar Kemal’in romanının müzikli tiyatro uyarlaması Binboğalar Efsanesi, festivalde dünya prömiyerini yapacak. Konserde Michael Ellison’ın müziğini, metin ve rejide Simon Jones, koreografide Evrim Akyay, videoda NohLab tamamlayacak ve Can Okan’ın şefliğindeki Hezarfen Ensemble seslendirecek.

    Bu yıl 18 farklı mekânda, 25 konseri dinleyicilerle buluşturacak olan 51. İstanbul Müzik Festivali’nin biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz. Festivalin ayrıntılı programına ise buradan ulaşabilirsiniz.

    Program:

    Fazıl Say & Serenad Bağcan
    8 Haziran Perşembe 20.00, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu
    14 Haziran Çarşamba 20.00, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

    Yarının Kadın Yıldızları: Genç Kadın Müzisyenler Destek Fonu
    11 Haziran Pazar, 20.00, Süreyya Operası

    Kadınlar Yeterince Bekledi
    14 Haziran Çarşamba, 20.00 / 22.00, Yerebatan Sarnıcı

    Cumhuriyet Tangoları
    15 Haziran Perşembe, 20.00, St. Benoit Fransız Lisesi Bahçesi

    Binboğalar Efsanesi
    17 Haziran Cumartesi, 14.00 / 20.00, Süreyya Operası

    0
    0
    2034
DAHA FAZLA
Geldanlage