
Ceki Celardin’in “Mutluluk Yanılsaması/ Illusion of Happiness” başlıklı fotoğraf sergisi 25 Mayıs’tan itibaren Karaköy’deki Kurşunlu Han’da sanatseverlerle buluşacak.
Nilhan Sesalan’ın küratörlüğünü üstlendiği “Mutluluk Yanılsaması” sergisi, Ceki Celardin’in fotoğraflarını bir araya getiriyor. Celardin sergide, izleyiciyi kendine pek çok soru sorduğu, hâlen içinde olduğunu düşündüğü bir döneme ait görselleri deneyimlemeye davet ediyor.
Ceki Celardin’in “Mutluluk Yanılsaması/ Illusion of Happiness” başlıklı kişisel sergisini 25 Mayıs - 24 Haziran tarihleri arasında Karaköy’de yer alan tarihi Kurşunlu Han’da ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Kurşunlu Han, Arap Cami mah. Kürekçiler Kapısı Sk, No:47/7 Karaköy, Beyoğlu, İstanbul
Behiç Ak’ın yazdığı ve resimlediği, dünyanın en önemli sorunlarından su krizine dikkat çektiği yeni kitabı Ayşe'nin Bulut Projesi, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.
Ak, her yaştan okuruna doğayla insanın uyum içinde yaşayacağı bir gelecek için bilimsel bir öykü anlatıyor. Ayşe'nin Bulut Projesi; bir çocuğun gözünden, kentleşmenin, ormansızlaşmanın, iklim değişikliğinin gezegenimizin su kaynaklarına ciddi etkilerini aktarıyor. Su uzmanı Dr. Akgün İlhan'ın danışmanlığında yenilenen resimli kitap, çocukları ve yetişkinleri, topraktan havaya, gezegenimizin tüm ekosistemi üzerine ortak okumalara ve birlikte öğrenmeye çağırıyor.
“Ayşe, tırmanmaya bayıldığı ceviz ağacının kurumaya başladığını görüp, evden su getirmeye koşar. Ancak, yağışsız geçen günler nedeniyle su kesintisi başlatılmıştır. Demek ki, bir yağmur bulutu oluşturmalıdır. Ama nasıl?.. O sırada tepelerinde beliren minik bir bulut, Ayşe ve kedisi Sarman'ı gökyüzünde bir gezintiye çıkarır. İkisi de, doğadaki su döngüsünden çevre kirliliğine, yenilenebilir enerji kaynaklarından suyun verimli kullanımına ve şehir planlamasına kadar pek çok şey öğrenecektir...”
Ayrıca bu kitap Günışığı Kitaplığı'nın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı (SKA) anlatan kitaplarının ilki oldu. Projeye ve ilgili diğer kitaplara dair ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Vision Art Platform, Jacqueline Roditi’nin “Günün En Güzel Saati” ile Şule Nur Alev’in “Ötede Bir Şey Yok” başlıklı kişisel sergisini 22 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Jacqueline Roditi’nin “Günün En Güzel Saati” başlıklı kişisel sergisinde yer alan eserler; yazın, sıcaklığın ve şefkatin güzelliğine eşlik eden tanıdık alanlar ve anıları çağrıştırıyor. Galeri mekânının giriş ve birinci katlarına yayılan sergi, beklenmedik anlarda ortaya çıkan tekinsizliklere ve çelişkilere kapı aralıyor.
“İsmini sanatçının yazdığı ve henüz yayınlamadığı kitabından alan ‘Günün En Güzel Saati’ sergisi, kitabın son sayfasıyla başlıyor. Roditi’nin görsel anlatımı, belki de bu sebepten sıklıkla şiire yaklaşıyor ve sanrı ile gerçeklik arasında bir manzara ortaya koyuyor. Sanatçının alışılagelmiş zamanın dışında duran fotoğrafları, bizleri aşina olduğumuz saatlerin uzayarak aktığı yürüyüşlere çıkarıyor. Zamansız çöl, gökyüzü, göl, yol manzaralarına; gündeliğin zamanında yaşayan iç içe geçmiş şefkat dolu bedenler, anlar eşlik ediyor. Yalnızlık, manzaralarda mevcutken, uykuda kayboluyor.
Sanatçı sergide yer alan video yerleştirmesinde, deniz imgesini kesitler hâlinde sergileyerek, çoklu olasılıkların ve karmaşanın dışarıdaki varlığını ve içerideki yalnızlık döngüsünü anlatmak için kullanıyor. Denizin üzerinde farklı yansımalar ve kaotik sesler görüntünün anlık yitimiyle bir anda kesilerek, dibe dalma, içe dönme ve kalp sesi gibi bir uğultuya bırakıyor yerini.”
Ela Atakan’ın kaleme aldığı sergi metninden alıntı.
Şule Nur Alev’in “Ötede Bir Şey Yok” başlıklı kişisel sergisi düş/zihin mekânlarını ilk kez izleyici karşısına çıkan Here You Are’dan Non Plus Ultra’ya doğru sadeleşen, Core serisi ile parçalara ayrılarak, desenlerle izleyiciyi yeni düş mekânlarına davet ediyor. “Ötede Bir Şey Yok” sergisi galeri mekânının ikinci katında yer alıyor.
“Sergi ismini antik bir post-klasik Akdeniz aforizmasından, Cebelitarık boğazının iki yanındaki Herkül Sütunları’nda yazan, gemilere daha uzağa yelken açmamaları için bir uyarı olarak yazılmış olduğu iddia edilen Non Plus Ultra’dan ödünç alıyor. Rönesans döneminde antik felsefenin düşüncenin ilerlemesi üzerindeki boğucu etkisinin bir metaforu olarak benimsenen kavram Latincede ‘daha ötede, ileride hiçbir şey yok’ anlamına geliyor. Mükemmellik, gelinecek son nokta anlamlarını cesur bir şekilde üzerine giyinen işler ile Non Plus Ultra / Ötesi Yok’ta sanatçının son bir yıldır ürettiği işler ile birlikte Here You Are ve Core serileri yer alıyor.”
Saliha Yavuz’un kaleme aldığı sergi metninden alıntı.
Künye:
1-3.Jacqueline Roditi, “Günün En Güzel Saati” Sergisi
4-6. Şule Nur Alev, “Ötede Bir Şey Yok” Sergisi
Sosyal psikolog Darly R. Van Tongeren’in tevazu kavramı üzerinden okurunu kendini tanıma, kendini kontrol edebilme ve kendini aşabilmeye dair düşünsel bir yolculuğa çıkardığı kitabı Tevazu - Narsistik Dünyanın Tuzaklarından Kurtulmak, E. Gülsen Yüksel’in çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
“Tevazu kendimize, başkalarına ve bizi çevreleyen dünyaya, onu olduğu gibi algılamamızı sağlayacak şekilde yaklaşmanın yoludur. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tevazu insan ilişkilerini güçlendirmeye, iş hayatında ilerlemeye ve toplumu daha iyi bir noktaya taşımaya katkı sağlar. Yadsınamaz bir güce sahiptir ve dönüştürücüdür. Bugün artık modern bilimin kadim bilgeliği onadığı noktadayız: Tevazunun güçlü bir dönüştürücü etkiye sahip olduğunu biliyoruz. Narsisizm bizi kendimizi aldattığımız bir yalan dünyaya tutsak ederken tevazu özgürleştirir, güçlendirir ve geliştirir.”
“Çağımızın kültürel mitleriyle iliklerimize işleyen narsisizm zamanımızı ve çabamızı heba edecek, bizi köksüz bırakıp hayal kırıklığına uğratacak bir tuzakken alçak gönüllülük özgürleştirici ve güçlendiricidir.”
Zorlu PSM ve DG Art iş birliğinde Cumhuriyet’in 100. yılına özel olarak düzenlenen, Cumhuriyet’in kazanımlarına farklı dönemlerde tanıklık etmiş üç sanatçıyı bir araya getiren “Dün, Bugün ve Yarın” sergisi 4 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
“Dün, Bugün ve Yarın” başlıklı sergi, ressam Devrim Erbil, heykeltıraş Beste Alperat ve grafiti sanatçısı Mr. Besk’in eserleriyle Cumhuriyet’in kazanımlarını odağına alarak oluşturulan toplam 35 eseri bir araya getiriyor. Sergi kapsamında uygar bir yaşam arzusunu ve İstanbul’u eserlerine yansıtan Devrim Erbil, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımlarından kadın haklarına odaklanan heykeltıraş Beste Alperat ve ülkemizin asırlardır eski efsanelere, fermanlara, hikâyelere konu olmuş lale çiçeği motifleriyle genç kuşağın yenilikçi ismi Mr. Besk’in eserleri izleyici karşısına çıkıyor.
Zorlu PSM’nin DG Art küratörlüğünde izleyiciye sunduğu “Dün, Bugün ve Yarın” başlıklı sergiyi 4 Haziran’a kadar Zorlu PSM Meydan Fuaye’de ziyaret edebilirsiniz.
Anna Laudel, sanat gazetecisi M. Gülben Çapan’ın küratörlüğünü üstlendiği “Seni Sevmeyen Ölsün” başlıklı karma sergiyi 26 Mayıs - 10 Eylül tarihleri arasında Gümüşsuyu’ndaki mekânında sanatseverlerle buluşuyor.
Anıl Can, Ardan Özmenoğlu, CANAN, Cansu Yıldıran, Haluk Çobanoğlu, Rasim Aksan, Tuğberk Selçuk ve Yasemin Özcan’ın disiplinlerarası eserlerinden oluşan bir seçkiyi izleyiciye sunan sergi adını Tüdanya’nın 1986 çıkışlı aynı isimli şarkısından alıyor. “Seni Sevmeyen Ölsün” başlıklı serginin ana temasını Türkiye’nin modernleşme çabasına tepki olarak ortaya çıkan 1960’ların önemli kültür furyası arabesk oluşturuyor. Uzun yıllar resmi yasaklara ve sansürlere maruz bırakılan, zor hayat şartlarına karşı bir başkaldırı niteliğinde olan arabeskin yaşadığı dönüşüm, seçkide yer alan eserler aracılığı ile farklı form ve biçimlerde hayat buluyor.
Arabesk kültürünü derinlemesine araştıran M. Gülben Çapan küratörlüğündeki sergi, son yıllarda değişen, dönüşen ve günden güne özgürleştirilerek daha geniş kitlelere hitap eden bir müzik türü hâline gelen arabesk müziğin yolculuğuna ışık tutarak arabeskin günümüz toplumundaki yerini ele alıyor. Geçmişte arabeskin “babaları” olarak anılan figürler ile günümüzde arabeski yaşamaya devam edenler arasındaki sınıfsal uçurum üzerine kurulan sergi, bugün toplumun geride kalan ve kimlik arayışını sürdürmeye devam eden ötekileri yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergi, acının ve aşkın isyanı üzerinden ortak bir kimlik ve bir “kurtarıcı” arayışına giren bu kültürün, kendi yarattığı kahramanlarının toplumsal değişimine, kenardan merkeze hareketle ve bu hareketin gücüyle yeni kahramanların nasıl yaratıldığını gözler önüne seriyor.
Künye:
1. Cansu Yıldıran, Lubunlarca Son Akşam Yemeği, 2022, Arşivsel pigment baskı 35x50cm, Anna Laudel
2. Haluk Çobanoğlu, Teknik okulda dönem sonu eğlencesi, Sultanahmet, İstanbul, Arşivsel pigment baskı, 70 x 50 cm, 5 ed + 2 AP, 2000, Anna Laudel
3. Anıl Can, Bizim Çayevi, Pendik 1967 - Altındiş Ziya, Yapay zeka üretimi, 2023, 40x40 cm, Anna Laudel
4. Rasim Aksan, O Kadar Kalabalık ki Yalnızlığım, Ne Yana Dönse Sana Çarpıyor, Kağıt üzerine aquarel kalem, 11.5x8.4cm, 2017., Anna Laudel jpg
5. Yasemin Özcan, Affet, Arşivsel pigment baskı, 45 x 60 cm, 2023, Anna Laudel
6. Haluk Çobanoğlu, Hıdrellez şenliklerinde Ferdi Tayfur konseri, Kağıthane, İstanbul, Arşivsel pigment baskı 70x 100 cm, 5 ed + 2 AP, 2001, Anna Laudel
Georgina Stevens’ın yazdığı, Katie Rewse’nin resimlediği iklim değişikliği ve etkileriyle mücadele için okurlarını acil eyleme geçmeye çağıran, adını “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nden alan İklim Eylemi, Büyülü Fener Yayınları'ndan çıktı.
Bu kitapta gerçekler anlatıldığı kadar umudumuzu kaybetmememiz gerektiği de anlatılıyor. İklim değişikliğine sebep olan faktörleri ve iklim krizinin gezegenimizi nasıl etkilediği öğretiliyor. İklim Eylemi; gezegen üzerindeki insan etkisini ve karbon ayak izinin ne anlama geldiğini araştırıyor. Karbon ayak izini azaltmak için ipuçları ediniyor, iklim kriziyle mücadelede yaratıcı fikirlerden bahsediyor. Georgina Stevens; dünyanın her yerinden değişim yaratan gençlerin hikâyelerinden ilham alarak harekete geçmek isteyen okurları buraya davet ediyor.
“Gezegenimizin bize, bizim de gezegenimize ihtiyacımız var.”
BRIT Awards sahibi İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Tom Odell, 24 Haziran’da Maximum Uniq Açıkhava’da müzikseverlerle buluşacak. Tom Odell’den önce İstanbullu indie-electoronic ikilisi Hedonutopia ve akustik özel set list'i ile trap müziğin genç ve yetenekli isimlerinden Mavi sahnede olacak.
Billboard dergisinin müziğini “duygusal, işlenmemiş ve Jeff Buckley ile karşılaştırılabilecek kadar dingin” olarak tanımladığı Tom Odell, geçtiğimiz temmuz ayında İstanbul’da konser vermişti. “Another Love” şarkısı ile dünya çapında başarı elde eden Odell, yoğun istek üzerine bir kez daha İstanbul’da sahne alacak.
Elton John, Leonard Cohen ve Bob Dylan şarkılarını dinleyerek büyüdüğünü söyleyen Tom Odell, duygusal ve insanı ruhundan yakalayan melodileriyle hayat bulan ilk albümü Long Way Down’ı 2013 yılında yayımladı. Odell, geçtiğimiz yıl son albümü Best Day of my Life’ı müzikseverlele buluşturdu.
Epifoni ve Kod Müzik ortak organizasyonu ve Radyo Eksen medya sponsorluğunda, 24 Haziran’da Maximum Uniq Açıkhava’da gerçekleşecek Tom Odell konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin “Modernizmin İzinde Türk Resmi” sergisi kapsamında düzenlediği “SSM’de Türk Resmi Konuşmaları” başlıklı konferans serisi 25 Mayıs’ta başlayacak.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan modernleşme sürecinin kronolojik olarak ele alınacağı konferans serisi, 25 Mayıs - 13 Haziran tarihleri arasında saat 16.00’da ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Konferans serisi ile Türkiye sanat tarihinin farklı dönemlerinde kuşaklar arası etkileşimleri ve değişim anları ele alınacak.
“SSM’de Türk Resmi Konuşmaları”, 25 Mayıs Perşembe günü Prof. Dr. Zeynep İnankur’un “Çok Yönlü Bir Kimlik: Müzeci, Arkeolog, Eğitimci ve Ressam Osman Hamdi Bey” başlıklı konuşmasıyla başlayacak. Konferansta Osman Hamdi Bey’in yaşam öyküsünün yanı sıra, Batı sanat piyasası için ürettiği resimler, konuları ve teknikleri konuşulacak.
30 Mayıs Salı günü düzenlenecek “Hüseyin Zekâî Paşa’nın Resimleri, Koleksiyonculuğu, Fotoğrafları ve Sanat Yazarlığı Üzerine” başlıklı konferansa Dr. Özlem İnay Erten katılacak. Konferansta Türkiye’de Batılı anlamda tuval resminin gelişiminde önemli bir yeri olan Asker Ressamlar kuşağının güçlü temsilcilerinden olan, özellikle natürmort ve peyzaj türündeki çalışmalarıyla tanınan Hüseyin Zekâî Paşa’nın resimlerinin yanı sıra; arşiv, belgeleme, fotoğrafçılık, müzecilik, koleksiyonculuk, resim öğretmenliği ve sanat yazarlığı gibi farklı alanlardaki çalışmaları konuşulacak.
Dr. Öğretim Üyesi Ali Kayaalp’in “Osmanlı Ressamlığının Şafağı: Asker Ressamlar” başlıklı konferansı 1 Haziran Perşembe günü gerçekleşecek. Konferansta önemli ölçüde militarizmin gerektirdiği koşullarda gelişen Osmanlı modernleşmesi, pratik nedenlerle askeri okullarda verilmeye başlanan tasvir dersleri ve bir süre sonra resme sanatsal bir form olarak ilgi duymaya başlayan bir ressamlar neslinin ortaya çıkması, 19. yüzyılın Osmanlı asker ressamlarının, kendilerinden sonraki sanatçı kuşağının özellikle de Çallı Kuşağı ressamlarının yolunu nasıl açtığına odaklanılacak.
Dr. Ayşenur İlkan’ın “Bohem Ressam, Efsane Hoca, Sıra Dışı Kişilik: Çallı İbrahim” başlıklı konuşması 6 Haziran Salı günü çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Konuşmada yaşadığı dönemde ülkenin en tanınan ressamlarından olan, Güzel Sanatlar Akademisi tarihine ressam ve eğitmen olarak damgasını vurmuş, bohem kişiliğiyle kendi kuşağı içinde ön plana çıkmış İbrahim Çallı’nın hayatı, yetişme koşulları, yapıtları, hocalığı ve mensup olduğu kuşak içindeki yeri ayrıntılarıyla ele alınacak.
“SSM’de Türk Resmi Konuşmaları” konferans serisi Dr. Bahadır Sürelli’nin “Süleyman Seyyid ve Fenn-i Menâzır” başlıklı konuşmasıyla 13 Haziran Salı günü sona erecek. Konferansta kırk yıldan fazla bir zaman çoğu Harp Okulu’nda olmak üzere öğrencilere dersler veren ve çoğunlukla natürmort eserleriyle tanınan Osmanlı ressamı Süleyman Seyyid’in perspektif üzerine kaleme aldığı çalışması Fenn-i Menâzir konuşulacak.
“SSM’de Türk Resmi Konuşmaları” konferans serisi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yıl 22’nci kez gerçekleşen Roxy %100 Müzik Günleri'nde finale kalan isimler belli oldu. Yarışmaya ülkenin her yerinden 285 grup/isim başvurdu.
12 grup/sanatçının seçildiği yarışmanın seçici jürisinde Barış Akpolat, Barış Demirel, Batıkan Baksı, Cem Selcen, Ece Duyar, Hakan Kurşun, Hakan Tamar, Hikmet Demirkol, İpek Atcan, Kanat Atkaya, Murat Beşer, Murat Hasarı, Ömer Ahunbay, Özge Fışkın, Şafak Ongan, Taner Öngür ve Yalçın Birol'un yer aldı.
Finale; Ezgi Arıkan (İstanbul), Hipatya (Ankara), Lapis Lazuli (Ankara), Ozan Bozdağ (Bursa), Pelin Çelik (İstanbul), Sezgin Kırılmaz (İstanbul), Silüet (İstanbul), Siyah Tavşan (İstanbul), Son Perde (İstanbul), Straygaze (İstanbul), Taylan Akdokur (İstanbul) ve Uykusuzlar (İstanbul) adlı grup/sanatçı seçildi. Finale kalan isimler 23-24-25 Mayıs tarihlerinde Roxy Club’da canlı performanslarını, seyirci ve jüri karşısında sahneleyecekler. Performanslar sonunda, dereceye giren gruplar 26 Mayıs gecesi Yasin Topçu ve Barış Demirel konserlerinin de yer alacağı büyük bir ödül töreniyle ödüllerini alacaklar.
Yarışma sonunda birinci, 100.000 TL para ödülü, Babajım stüdyolarında kayıt hakkı ve eserin Sony Müzik Türkiye tarafından yayımlanması ile MilyonFest festivallerinde sahne alma hakkı kazanacak. İkinci, 30.000 TL para ödülü ve MilyonFest’in festivallerinde sahne alma hakkı; üçüncü ise 20.000 TL para ödülü ve MilyonFest’in çeşitli festivallerinde sahne alma hakkı kazanacak. Ayrıca ilk üçe giren müzisyen/ gruplar Dore müzikten enstrüman alabilecekleri hediye çekleri de kazanacak. Finalistlerden dereceye girenlere Dergy Özel Ödülü “Master Class Jüri Özel Ödül”ü, Plakhane’den bir Retro pikap “En İyi Enstrüman” ödülleri armağan edilecek.
Final performanslarına giriş, yurdun çeşitli yerlerinden gelen katılımcıları izlemek desteklemek isteyenler için ücretsiz olacak. Saat 20.00'de başlayacak finaller aynı zamanda Roxy Müzik Günleri’nin Instagram hesabından canlı yayımlanacak.