
76. Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve Altın Palmiye ödülü için yarışan Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi Kuru Otlar Üstüne’nin ilk fragmanı yayımlandı.
Doğu Anadolu’nun ücra bir beldesinde zorunlu hizmetini yapmakta olan resim öğretmeni Samet’in hikâyesini anlatan Kuru Otlar Üstüne’nin oyuncu kadrosunda Deniz Celiloğlu, Merve Dizdar ve Musab Ekici yer alıyor. Filmin Türkiye vizyon tarihi ise henüz açıklanmadı.
2014 yılında Kış Uykusu filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan, Bir Zamanlar Anadolu’da, Uzak ve Üç Maymun filmleriyle de Cannes Film Festivali’nden ödüller aldı.
“Samet, Doğu Anadolu'nun ücra bir köyünde dört yıl zorunlu görev yaptıktan sonra İstanbul'a tayin edilme hayali kuran genç bir öğretmendir. Ancak meslektaşı Kenan ile birlikte iki kız öğrenci tarafından asılsız bir şekilde tacizle suçlanınca Samet'in hayalleri paramparça olur. Yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelmesine yardımcı olabilecek başka bir öğretmen olan Nuray ile tanışınca işler değişir.”
Kuru Otlar Üstüne’nin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Qu2D5UZ4tnI
G-art Galeri, Oylum Öktem İşözen’in fotoğraf ve yazı dilini de kullanarak üç bölüm hâlinde kurguladığı heykel sergisi “Eşik ve Mertebe” ile yeni mekânında yeniden kapılarını açıyor.
Pandemi dönemi ve onu takip eden adres değişikliği nedeniyle ara verdiği dönem sergilerine yeniden başlayan G-art Galeri, açılışını 25 Mayıs’ta “Eşik ve Mertebe” sergisiyle yapıyor. Oylum Öktem İşözen, 2010’lu yıllardan bu yana memlekete dair değişmeyen konular, toplumsal sorunlar ve bu sürece yaşanan deprem felaketinin de eklenmesi ile güncelliğini koruyan, insanlara, kentlere, kültüre ve doğaya ait kaygılarla sergiyi kurguluyor.
Serginin ilk bölümü, sanatçının 2016 yılında İstanbul Mimarlar Odası’nda açtığı, henüz toplumsal olarak çok duyumsanmayanlara dair ön sezileriyle yonttuğu heykellerinden oluşan “Derin Deliler, Bir Kent Meselesi” sergisinde yer alan bazı eserlerden oluşuyor. Bu heykeller, sanki kıyamet günü dik başlarıyla kendilerine verilmeyen onuru temsil edercesine yükseliyorlar. Serginin ikinci ve üçüncü bölümleri ise 10 yıl önce sanatçının derin bir yaralanma olarak duyumsadığı toplum ile yüzünü doğaya dönerek vardığı eşiklerdeki cevapların sonucunda yarattığı eserlerini yine toplumla paylaşarak diyalog kurma arzusundan meydana geliyor. Sergi, sanatçının Cumhuriyet’in 100. yılı dolayısıyla açacağı sergisinin öncü bağı olma niteliğini taşıyor.
Oylum Öktem İşözen’in “Eşik ve Mertebe” başlıklı kişisel sergisini 25 Mayıs - 9 Temmuz tarihleri arasında G-art Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Firuzağa Mah. Cukurcuma Cad. Hacı Osman Çıkmazı No:5 Art Apt. Beyoğlu/İstanbul
Eiko Kadono’nun kaleme aldığı küçük cadı Kiki’nin cadılıkta ikinci yılını ve yeni maceralarını anlattığı Kiki ve Sihirde Yeni Bir Sayfa, Takako Hirono’nun çizimleriyle, Derya Akkuş Sakaue’nin çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Kiki ilk yılında ailesinin yanından ayrılmış, bir kıyı kasabası olan Koriko’ya uçmuş ve burada kasabalılara yardım etmek için bir kargo servisi kurmuştu. İkinci yılında ise Kiki ve Jiji’yi yine rengârenk maceralar bekliyor.
Kiki ve Sihirde Yeni Bir Sayfa’da Kiki bu süreçte yepyeni dostlar ediniyor, zorlu müşterilerle başa çıkmayı öğreniyor ve çok daha başarılı bir cadı olmak adına yeni büyüler öğrenmek için ilk adımını atıyor.
Gipsy Kings Featuring Nicolas Reyes, 17 Haziran’da İstanbul Volkswagen Arena’da, 18 Haziran’da ise Ankara Congresium’da vereceği konserlerle dinleyicileriyle buluşacak.
Latin müziğinin sevilen gruplarından Gipsy Kings, 60 milyon albüm satışı ve sahne performanslarıyla 30 yılı aşkın süredir müzikal kariyerini sürdürüyor. Poptan etkilenen flamenko rumba albümleriyle dünya çapında üne ulaşan Gipsy Kings, ilk tekileri “Djobi Djoba”, “Bamboleo” ve “Baila Baila” ile uluslararası mecralarda başarılar elde etti. Kardeşi André Reyes ile birlikte orijinal Gipsy Kings grubunun kurucu üyesi olan Nicolas Reyes, dünyanın en önemli flamenko solistlerinden biri olarak görülüyor. Ağırlıklı olarak hem geleneksel hem de popüler flamenko ve rumba unsurlarını içeren farklı tarzlarda şarkılar söyleyen Reyes, Gipsy Kings ile 30 yılı aşkın bir süredir dinleyiciyle buluşuyor.
Tar Events Türkiye tarafından düzenlenen Gipsy Kings featuring Nicolas Reyes konserlerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Labirent Sanat, Nadide Akdeniz’in karakalem resimlerinden oluşan “Şeylerin Kendinde Yaşamı” başlıklı kişisel sergisini, 24 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Nadide Akdeniz, sergide gündelik yaşamda kullanılan eşyaların bulunduğu odaları, sahibi ve kullanıcılarının yokluğunda, kendi yalnızlıkları içinde resmediyor. Bu ıssızlık içinde odanın belli bir noktasına yığılmış, öbeklenmiş sıradan kullanım nesneleri, ehlileştirilmiş bitkiler “olağan içi” olmalarına rağmen, ıssızlığın vermiş olduğu tekinsiz duyguyla fantastik bir yaşam kazanıyorlar. Sanatçı insanın konumunun silikleştiği, şeylerin adeta tamamlayanı olduğu, nesne odaklı dünyayı siyah beyaz bir kurgu içinde tasvir ediyor. Sanatçı insanı merkeze almadan, sadece varlığını hissettirerek yaptığı resimlerinde, izleyicinin mekân içinde günlük hayatın koşuşturmacasında fon ya da çerçeve gibi algıladığı, silikleşen şeylerin, kendinde yaşamına kulak vermesine imkân tanıyor. Hatta daha da ileri giderek, izleyeni odanın köşesinde duran koltuğa gömülerek tefekküre dalmaya davet ediyor.
Sanatçının iç ve dış mekân resimlerinde; gerçek ve kurgu, görünür ve gizil, nesne ve özne, yapay ve doğal, maskülen ve feminen, kapalılık ve açıklık, noumen ve fenomen, ölüm ve yaşam gibi ikiliklerin yarattığı, ilk bakışta fark edilemeyen ama karşısında zaman geçirdikçe şiddetlenen bir gerilim hissediliyor. Bitkilerin ardında durağan denizi seyreden figür izleyiciye huzurlu bir ortam gibi sunulurken, detaylara inildikçe fark edilen kamera tüm varlığıyla duyguları bulandırarak izleyiciyi bir dizi sorgulamanın içine çekiyor. Başka bir resimde büyük bir kısmı kadrajın dışında kalan helikopter sessizliği yırtarcasına kendini gösteriyor. Akdeniz, konu seçimleriyle yarattığı ikircikli duygu durumu, bakışın resmedilen şeye hiçbir zaman tümüyle hâkim olmasına izin vermediği, kadraj tercihleriyle kuvvetlendiriyor.
Künye:
1. Nadide Akdeniz, İsimsiz / Untitled, 2020, kağıt üzerine kara kalem / pencil on paper, 77,5x145,7cm
2. Nadide Akdeniz, İsimsiz / Untitled, 2020, kağıt üzerine kara kalem / pencil on paper, 135x153cm
3. Nadide Akdeniz, İsimsiz / Untitled, 2020, kağıt üzerine kara kalem / pencil on paper, 40,5x43,5cm
4. Nadide Akdeniz, İsimsiz / Untitled, 2020, kağıt üzerine kara kalem / pencil on paper, 40,5x39,5cm
Özge Özdemir’in Türkiye’nin canlı olduğu kadar çalkantılı, değişken olduğu kadar da acı tatlı bir dolu anıyla hatırlanan altmışlı ve yetmişli yıllarına dair çalışması Geçmişin İzleri - Altmışlı ve Yetmişli Yılların Kolektif Belleği, İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.
Geçmişin İzleri’nde dönemin tanıklarının gözünden hayatın ritmi paylaşılıyor. Kitapta mini etekler, İspanyol paçalar, gür bıyıklar ve kulaklara dolan türlü müzikler de var, Yassıada yargılamaları, sokak çatışmaları ve kavgalı yılların okul anıları da... Sağcılar ve solcular da var, siyaseti hiç hayatına sokmamış olanlar da... Kadınlar da var, erkekler de... Geçmişin İzleri sadece nostaljik bir bellek anlatısı olmanın ötesine geçen, altmışları ve yetmişleri kültürün, siyasetin, sosyal yaşamın birçok alanını kuşatarak anlatan özgün bir çalışma olarak öne çıkıyor.
“Türkiye’nin altmışlı yılları ile bu yılların rüzgârıyla alev alan yetmişlerinin, önceki ve sonraki yıllarla kıyaslandığında önemli bir değişim anına karşılık geldiğini söyleyebiliriz. Bu yirmi yıllık dönem, kerameti kendinden menkul bir değişim olmanın ötesinde siyasal, toplumsal ve kültürel alanların hepsinde birden Türkiye’nin bugününü kuran gelişmelerin zamansal sahasıydı.”
90’lar dans-pop müziği denince akla gelen ilk gruplardan biri olan Moloko’nun dağılmasından sonra solo kariyerine başlayan electro-pop’un önemli isimlerinden Róisín Murphy, PSM Loves Summer by %100 Müzik serisi kapsamında 7 Haziran’da Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşacak.
Sahne şovları, prodüksiyonları ve giyim tarzıyla electro-pop’un divaları arasında gösterilen, pop müzikle funk’tan house’a, glam rock’tan country’ye pek çok türü birleştirerek popa yenilikçi ve özgün bir yaklaşım getiren İrlandalı şarkıcı ve söz yazarı Róisín Murphy, solo kariyeri boyunca 5 stüdyo albümüne ve 32 tekliye imza attı. Murphy “Owerpowered”, “Murphy’s Law”, “Dear Miami”, “CooCool” gibi kültleşmiş şarkıları ile 7 Haziran’da Turkcell Sahnesi’ni 90’lı yılların dans sahnesine çevirecek.
İngiliz müzisyen Mark Brydon ile birlikte kurdukları pop ikilisi Moloko’nun yarısı olarak tanınan Róisín Murphy, 2005 yılında ilk solo albümü Ruby Blue’yu deneysel müzisyen Matthew Herbert ile birlikte çalışarak çıkardı. Overpowered isimli ikinci solo albümü 2007 yılının en çok ses getiren albümlerinden olmayı başaran Murphy, üçüncü solo albümü Hairless Toys (2015) ile Mercury Prize’a aday gösterildi. Róisín Murphy 2016’da yayımladığı dördüncü albümü Take Her Up to Monto’nun ardından 2020 yılında diskodan ilham alan beşinci solo albümü Róisín Machine’i yayımladı.
7 Haziran’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Róisín Murphy konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Melis Erdem’in ilk kişisel sergisi “Asır ve Sır” 17 Haziran tarihine kadar Simbart Projects’te sanatseverlerle buluşuyor.
Melis Erdem, “Asır ve Sır” başlıklı sergisinde tuval üzerine aktardığı boya katmanları ve çeşitli müdahalelerle kendi duygularını izleyiciye yansıtırken, aynı zamanda şekillendirdiği demir gibi endüstriyel malzemelerle ürettiği katı formlarda gerçekliği yeniden inşa ediyor. Erdem’in heykellerindeki zarar görmüş formlar ve resimlerindeki kusurlu desenler seyirciye sanatçının üretim sürecindeki değişim ve dönüşümünü vurguluyor. Eserler izleyiciye bir ayna gibi kendi deneyim, duygu ve düşüncelerini de yansıtabilecekleri alan tanıyor. Sanatçı sergide aynanın arka yüzünü yani sırlarını izleyiciye aktarırken; seçilmiş yalnızlıkla iş birliğinin yaratacağı sessizlikte göz göze gelmenin izleyiciye ileteceği imgeleri anımsatmayı öneriyor.
Resim ve heykellerinde kaos içerisindeki dengeyi bulmaya, bozulma/eskime ve çürüme gibi süreçlerin doğal döngüsünü kabul etmeye odaklanan sanatçı, istenmeyen ve terk edilmiş malzemeler kullanarak desteklediği üretimlerinde, yeni kompozisyonlara biçim vererek, bu nesnelerin günlük hayattaki kullanım alanlarından ayrıştırarak farklı bir işlev kazandırmayı amaçlıyor. Bu yapıtlar, dijital dönüşüm çağında hızla evrilen teknolojinin baskısı altında kaybolan insan dokunuşunu ve insana kendini ifade etme arzusunu hatırlatıyor. Sanatçının eserlerinde çoğunlukla ikili formlar yer alıyor. Erdem bir taraftan simetri ve asimetri arasındaki dengelerle oynarken, öteki taraftan içsel çatışma, ikiye bölünmüşlük, karşıtlık, denge ve kaos arasındaki diyaloğu ele alıyor. Birbirinden farklı gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan bu zıtlıklar yaratıcılığın, yeniliğin, keşfin ve dönüşümün sembolü olarak eserlerde tekrardan hayat buluyor.
Ayşe Kulin’in okurunu kendi iç dünyasında sorular sorduracağı, düşündüreceği başka bir zamana götürdüğü yeni romanı Yarın Yok, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Kulin, bugün hafife aldığımız sorunların olası sonuçlarına işaret eden, aynı zamanda kıymetini bilmediğimiz zenginliklerin altını çizen ve umudu asla bırakmamaya çağıran bir roman sunuyor okuruna.
“Günümüzden yüzlerce yıl sonra, Dünya’dayız. Aradan geçen zamanda gezegenimiz bütün doğal kaynaklarını tüketmiş, takvimi sıfırlayan felaket bir savaş yaşamış, hayatta kalan bir avuç insanın özverisiyle nihayet kalıcı bir barışa kavuşmuştur; ancak şimdi yine bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Merkez Şehir Devleti’nin en genç bilim kadınlarından biri olan Mira, uzun zaman önce biyolojik bir silah olarak üretilen Tayro virüsünün formülünün peşinde zamanları aşan büyük bir serüvene atılacak, bu sırada hem aşkı ve dayanışmayı hem de soyağacında yer alan cesur kadınları tanıyacaktır...”
Uluslararası prömiyerini gerçekleştirdiği Berlin Film Festivali’nin yarışma bölümüne yirmi yıl aradan sonra katılan ilk Japon anime filmi olan Makoto Shinkai imzalı Suzume, 26 Mayıs’ta Türkiye’de vizyona girecek.
Your Name, 5 Centimeters per Second ve Weathering with You filmleri ile tanınan yönetmen Makoto Shinkai’nin filmi Suzume, Japonya’da gösterime girdiği Kasım 2022’den bu yana 10 milyondan fazla seyirciye ulaştı. Film, bir felaketin ardından ortaya çıkarak daha büyük yıkıma yol açan kapıları kapatmaya çalışan 17 yaşındaki Suzume’nin olgunlaşma hikâyesini anlatıyor.
“Gökyüzün kızıla döndüğü, yerin titremeye başladığı Japonya’da felaket kapıdadır. Ülkesini kurtarma misyonunu kararlı bir genç olan Suzume üstlenir. Bütün ülkeye kaos getiren gizemli kapıları kapatmak, başkalarının göremediği doğaüstü güçleri görebilen kahramanımızın görevidir. Böylece, bütün ülkenin kaderinin bağlı olduğu tehlikeli bir yolculuğa çıkar.”
Film Künyesi:
Yönetmen / Senaryo / Orijinal Hikâye: Makoto Shinkai
Karakter Tasarım: Masayoshi Tanaka
Animasyon Yönetmeni: Kenichi Tsuchiya
Sanat Direktörü: Takumi Tanji
Yapım Stüdyosu: CoMix Wave Films Inc.
Yapım Firması: CoMix Wave Films. and STORY inc.