
Haktan Kaan İçel’in çocukların yetişkinleri anlama çabasını mizah, hayal gücü ve tilki metaforuyla anlattığı kitabı Babamın Kafasındaki Kırk Tilki, Semra Ersoy’un resimleriyle Timaş Çocuk’tan çıktı.
Babamın Kafasındaki Kırk Tilki, çocukların, yetişkinlerin karmaşık dünyasını anlamasına yardımcı olan bir hikâye anlatıyor. Ozan’ın kafası sorularla dolu. Ama onun için en büyük gizem, her şeyi, “Kafamda kırk tilki dolanıyor.” diyerek geçiştiren babası. Ve bir gün kendini babasının zihninin içinde bulduğunda bu sözün sadece bir mecaz olmadığını fark eder. Babasının zihnindeki karanlık koridorda açtığı her kapı; onun iş stresi, sorumluluklar, yorgunluk, anılar ve aile sevgisiyle dolu bir dünyaya çıkar. Ozan, kapıları tek tek açtıkça sadece babasını değil, yetişkinlerin karmaşık dünyasını da keşfeder.
“Zaten babalar böyledir, değil mi? Duygularını pek dile getirmezler ama sessizce yaptıklarıyla yanınızda olduklarını hissettirirler.”
Goethe-Institut, Kino 2026: Alman Filmleri Türkiye’de programının 12-17 Mayıs tarihleri arasındaki İstanbul gösterimlerini Sinematek/Sinema Evi iş birliğiyle sinemaseverlerle buluşturuyor.
Goethe-Institut’un German Films iş birliği ve Ernst Reuter İnisiyatifi (ERI) katkılarıyla düzenlediği Kino 2026: Alman Filmleri Türkiye’de bir kez daha son bir yıl içerisinde festivallerde dikkat çeken ve ödüller kazanan başarılı Alman yapımlarını izleyicilerle bir araya getiriyor. Sinematek/Sinema Evi’nde gerçekleşecek gösterimlerde sekiz film izleyiciyle buluşacak.
Bu yılki yolculuğuna 45. İstanbul Film Festivali çerçevesinde gösterilen Alman yapımlarıyla başlayan Kino 2026’nın Sinematek/Sinema Evi’ndeki programının açılışını Eva Trobisch’in yönettiği Çok Özel Bir Şey (Etwas ganz Besonderes) filmi yapacak. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü için yarışan Çok Özel Bir Şey filminin kökleri Alman tarihinin derinliklerine uzanıyor. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü için yarışan bir diğer film, Angela Schanelec’in yönettiği Karım Ağlıyor (Meine Frau weint) da Türkiye’de ilk kez Kino 2026 çerçevesinde Sinematek/Sinema Evi’nde gösterilecek. İlk gösterimi yine bu yıl Berlin Film Festivali’nde, Panorama bölümünde gerçekleşen Ne Seninle Ne de Sensiz (Allegro Pastell) Leif Randt’ın aynı adlı, çok satan romanından uyarlaması olarak izleyici karşısına çıkıyor. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde belgesel sinema dalında verilen ödülde mansiyona layık görülen Bazen Hep Birlikte Dans Ettiklerini Hayal Ediyorum (Was an Empfindsamkeit bleibt) da Kino 2026 programında yer alıyor. Babam (Babai) veya Yabancı (Exil) gibi sosyal gerilim filmleriyle tanınan Visar Morina’nın, ocak ayında Sundance Film Festivali’nin Dünya Sineması yarışmasında Büyük Ödül’ü kazanan yeni filmi Ailem İçin (Shame and Money) de Türkiye’de ilk defa Kino 2026 çerçevesinde gösterilecek. Bu yıl Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde gösterilen Cennetin Yakınında (Im Umkreis des Paradieses) ise sömürgeciliğin yeni biçimleri üzerine bir belgesel.
Önceki yıllarda sadece yakın tarihli Alman filmlerini seyirciyle buluşturan Kino, bu yıl bir istisna yapıyor ve geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz, Alman sinemasının iki öncü yönetmenini klasik birer filmiyle anıyor. Aralık 2025’te, 83 yaşında hayata veda eden yönetmen ve aktivist Rosa von Praunheim, 70’li yıllardan bu yana Alman sinemasının en özgün ve öncü seslerinden birisiydi. 1983 yapımı filmi Kayıp Ruhlar Şehri: Berlin (Stadt der verlorenen Seelen) Batı Berlin’in benzersiz alt kültürünün bir belgesi. Oberhausen Manifestosu’nun imzacılarından, Genç Alman Sineması akımının anahtar figürlerinden, yönetmen, yazar ve düşünür Alexander Kluge ise mart ayında, 94 yaşında hayatını kaybetti. Kino 2026 çerçevesinde gösterilecek Vatansever (Die Patriotin) onun en karakteristik filmlerinden biri.
Kino 2026, İstanbul sonrasında 10-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek 5. Kaş Uluslararası Film Festivali’ndeki gösterimleriyle devam edecek. Kino 2026 hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir, film biletlerini ise buradan satın alabilirsiniz.
Bu yıl ilk kez düzenlenecek Edirne Bienali, “Köprüler” temasıyla 21 Mayıs-28 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek.
Edirne Bienali, “Köprüler” temasıyla yalnızca sanat eserlerini değil; sanatçıları, mekânları, kültürel ve tarihsel katmanları bir araya getirerek kenti baştan sona deneyimlenen bir düşünce alanına dönüştürüyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesi’nin destekleriyle; Resim Heykel Müzeleri Derneği ile Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin öncülüğünde gerçekleşen Edirne Bienali, fiziksel geçişlerin ötesine geçerek zamanlar, kimlikler ve düşünme biçimleri arasında kurulan görünmez bağları görünür kılmayı hedefliyor. Açılış tarihinin Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 21 Mayıs Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’ne denk gelmesi, bienalin kapsayıcı ve çok katmanlı yapısını güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu tarihten itibaren Edirne, sanatın yalnızca sergilendiği değil; birlikte düşünüldüğü bir platforma dönüşüyor.
Edirne Bienali, klasik bienal modellerinden ayrışarak tekil bir küratoryal bakış yerine çoğul bir düşünme alanı öneriyor. Didem Çapa’nın koordinasyonunda; Atilla Güllü, Coşar Kulaksız, Fırat Arapoğlu, Görkem Kızılkayak, Gu Zhenqing, İsmail Erim Gülaçtı, Irina Batkova ve Songül Güneş Gültekin’den oluşan küratör ekibi, bienali sabit bir sergi düzeninin ötesine taşıyarak disiplinlerarası bir karşılaşma alanına dönüştürüyor. Bu yapı; sergiler, performanslar, söyleşiler ve atölyeler aracılığıyla sanatçıları, akademisyenleri ve izleyicileri aynı düşünsel zeminde buluşturuyor. Bienal, yalnızca izlenen değil; deneyimlenen ve tartışılan bir süreç olarak kurgulanıyor.
24 ülkeden 200 sanatçının yer alacağı bienal, uluslararası ölçekte önemli isimlerle genç üreticileri hiyerarşiden arınmış bir düzlemde buluşturuyor. Fotoğraf, yeni medya, heykel, performans ve yapay zekâ gibi farklı disiplinlerden sanatçılar; hafıza, kimlik, teknoloji, ekoloji ve toplumsal dönüşüm gibi güncel meseleleri çok katmanlı bir yaklaşımla ele alıyor.
Bu çeşitlilik, bienalin “köprü” kavramını yalnızca mekânsal değil; kuşaklar ve üretim biçimleri arasında kurulan bir ilişki olarak da ele aldığını ortaya koyuyor.
Edirne Bienali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
James Salter’ın hem ışık hızıyla geçen hayatları hem de yan yanayken bile birbirlerinden ışık yılı kadar uzak düşen iki insanın öyküsünü anlattığı romanı Işık Yılları, Suat Kemal Angı’nın çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.
Çocukları, dostları, hayvanları; verdikleri partiler, gittikleri partiler, kalabalık sofralar, sanat etkinlikleri… Uzaktan bakanlar, Nedra ve kocası Viri’nin evliliklerini şöyle tanımlayacaktır: engin, mavi bir deniz gibi. Oysa denizde fırtınalar yukarıda, sakinlik derinlerdedir; burada ise yüzey sakinken, derinlerde fırtınalar kopmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ işletmesindeki, İstanbul’un en etkileyici tarihi yapılarından biri olan Şerefiye Sarnıcı, “Derinden Gelen Sesler” konser serisine ev sahipliği yapıyor.
1600 yıllık tarihiyle dikkat çeken Şerefiye Sarnıcı’nın mistik ambiyansı, “Derinden Gelen Sesler” konser serisiyle müzikle buluşuyor. 15 Mayıs Cuma günü başlayacak programda Kyriakos Kalaitzidis, 16 Mayıs Cumartesi günü Kadıköy Flute Ensemble, 17 Mayıs Pazar günü ise Barok / Klasik Gitar Dinletisi ile Murat Akça yer alacak.
“Derinden Gelen Sesler” konser serisi, farklı müzik geleneklerini aynı atmosfer içinde buluşturarak dinleyiciyi mekânla kurulan güçlü bir deneyime davet ediyor. Tarihin katmanlarını bugünün sesleriyle bir araya getiren seçki, müziği mekânla birlikte var olan bir deneyim olarak ele alıyor. Şerefiye Sarnıcı’nın özgün atmosferi, müziği mimariyle iç içe geçen çok katmanlı bir deneyime dönüştürüyor. Konserlere müze giriş biletiyle katılım sağlanabilecek.
Etkinlik Programı:
15 Mayıs Cuma - 20.30 / Kyriakos Kalaitzidis (Konuk Sanatçı Derya Türkan)
16 Mayıs, Cumartesi - 20.30 / Kadıköy Flute Ensemble
17 Mayıs Pazar - 15.00 / Murat Akça
Günışığı Kitaplığı’nın 30. yılına özel hazırladığı “Gizemli Maceralar” koleksiyonu, polisiye yazarı Suat Duman’ın kaleme aldığı “Mars Vulpes” dizisinin ilk romanı Kayıp Kuş Sesleri ile başladı.
Yusuf Tansu Özel’in resimlediği romanda okul bahçesinde kaybolan kuşların izini süren üç arkadaşın esrarengiz hikâyesi anlatılıyor. Hassas algıya sahip bir kahramanın gözünden, okul bahçesini saran tuhaf sessizliğin ve kaybolan kuş seslerinin izini sürüyor. Çocukların merak ve ilgilerini yüceltirken, çevrelerindeki dünyayı gözlemlemelerinin, doğaya duyarlı bakışlarının önemini hatırlatıyor.
“Gelişmiş duyulara sahip olan Mars Vulpes, bir sabah okul bahçesinde bir tuhaflık fark eder: Kakadu kuşlarının her zamanki cıvıltıları kesilmiştir. Üstelik, şampiyonluk kupası da kayıptır ve öğretmenler hayaletlerle ilgili tuhaf sorular sormaktadır. Mars, arkadaşları Güneş ve Cemil'le ipuçlarını birleştirdikçe sessizliğin ardında gizli bir düzeneğin ve beklenmedik bir planın izleri belirir. Okulu şenlendiren kuşların sesini kim, neden kesmiştir?..”
Yerli alternatif müzik sahnesinin önemli gruplarından Dolu Kadehi Ters Tut, +1 katkıları ve URU organizasyonuyla 15 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.
Bağımsız müzik dünyasındaki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştıran Dolu Kadehi Ters Tut; dinamik ritimleri, duygusal yoğunluğu ve mizahı bir araya getiren tarzıyla kısa sürede büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Grup, indie ve alternatif rock ekseninde dolaşan müziğinde gündelik hayatın küçük kırılmalarını, ilişkileri ve iç sesle yapılan uzun konuşmaları şarkılara dönüştürüyor. Söz merkezli yaklaşımı ve ironiyi elden bırakmayan anlatımıyla grup, son yıllarda Türkiye’de öne çıkan isimler arasında yer alıyor.
Dolu Kadehi Ters Tut konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
13-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek Global Design Forum İstanbul’un ön programı belli oldu.
Global Design Forum İstanbul, konuşmalar ve şehir geneline yayılan araştırmalarla katılımcılarla buluşmaya hazırlanıyor. Londra Tasarım Festivali’nin, 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi’nde düzenlenen düşünce liderliği platformu Global Design Forum’un İstanbul’da hayata geçirilen yeni edisyonu, uluslararası sesleri bir araya getirecek.
Global Design Forum’un İstanbul edisyonu dünyanın her yerinden tasarımcıları tartışmaya davet eden güçlü oturumların yanı sıra şehir geneline yayılan çeşitli ölçeklerde kolektif yerleştirmeler, şehrin güçlü üreticilerinin, fikirlerinin ve yerlerinin interaktif olarak dahil olduğu görsel, işitsel ve editoryal anlatılar ve uygulamalı araştırmaları kapsıyor. Toplam dört gün sürecek olan program uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul’da buluşturarak şehirde tasarım kültürünü kutlamayı ve tartışmayı hedefliyor.
Global Design Forum İstanbul, sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un kurucusu olduğu İstanbul ve Londra merkezli düşünce platformu People Places Ideas (PPI) iş birliğiyle düzenleniyor. Melek Zeynep Bulut, Global Design Forum İstanbul’un Artistik Direktörlüğü’nü üstleniyor.
Program dört temel ilke etrafında şekilleniyor: Placemaking (Mekân Üretimi); Storytelling (Anlatıcılık), Tartışma ve Rethinking (Yeniden Düşünmek). Bu bağlamda, program 13 Mayıs’ta “Geçiciliğe Övgü” (Praise of Transience) kürasyonu ile hayata geçen “Mekân Üretimi” ve şehrin 40 güçlü fikir, yer ve üreticisinin dahil olduğu “İstanbullar” adlı platformun açılışı ile başlayacak. Program 14-15 Mayıs tarihlerinde Topkapı Sarayı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek ve dünyanın her yerinden tasarımcının, tasarımın sorumluluğunu tartıştığı Forum ile sürecek. 16 Mayıs tarihinde programın özel inisiyatifi uluslararası bir bahçe yarışmasının duyurusu ile sona erecek.
Forum kapsamında, İçerik Danışmanı Beatrice Galilee tarafından Worlds in Contact teması altında derlenen ve her güne altı oturumdan oluşan tartışma programı farklı zihinlerin çarpıştığında neler ortaya çıkarabileceğini araştırıyor. Mimarlık, tasarım, sanat, moda ve teknoloji alanlarının önde gelen isimleri, dünyayı yeniden şekillendiren fikirleri incelemek ve tartışmak üzere bir araya geliyor.
Global Design Forum İstanbul hakkında detaylı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz.
Guillaume Paoli’nin iyimser olmanın neredeyse bir göreve dönüştüğü çağımızda bu beklentinin izini sürüp iyimserlik kavramının eskizini çıkardığı kitabı İyimserlikten Daha İyisi, Orhan Kılıç’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
“Felaketlerin kapıya dayandığı, kapitalizmin çarkları arasında ezildiğimiz günümüz dünyasında kötü haberlere kulaklarını tıkayan, eleştirel düşünceye sırtını dönen insanların sayısı günbegün artıyor. Mümkün dünyaların en iyisinde, hayatların en güzelini yaşayıp ideale vardığı izlenimini yaratmak ayrı bir çabaya, “iyimser olmak” ise bir göreve, hatta fanatizme dönüşmüş durumda. İyimserliğin mevcut güç dengelerine boyun eğmek anlamına geldiği zamanlardan kötümserliği benimseyenlerin, insanlıktan umudunu kesenlerin çağına, göklerden inen kurtarıcı rolüne soyunacak sözde yapay zekâya bel bağlayanların teknolojik iyimserliğe savrulduğu bugünlere uzanıyor bu kısa panorama. Paoli kaderine razı gelmekle her şeyin sorumluluğunu sırtlamak arasına sıkışmış gibi görünen insanın iyimserliğe yeğ başka seçeneği var mı diye sorguluyor, eleştirel düşüncenin başka bir dünya tasavvuru yaratmaktaki önemini vurguluyor.”
Elektronik müziğin global sahnedeki önemli isimlerinden Argy, İstanbul Festivali kapsamında 16 Ağustos akşamı Festival Park Yenikapı’da sahne alacak.
İstanbul Festivali, 1-16 Ağustos tarihleri arasında Festival Park Yenikapı’da gerçekleştirilecek. Elektronik dans müziğinin ünlü isimlerinden Argy, sahne performansları ve özgün müzikal diliyle büyük bir dinleyici kitlesine sahip. Sahnede yarattığı hipnotik atmosferi ve güçlü beat’leri ile tanınan Argy, dinleyicileri adeta başka bir evrene taşıyan setleriyle dikkat çekiyor. Yüksek tempolu ritimler, derin bass’lar ve kusursuz geçişlerle örülü performansı, 16 Ağustos’ta İstanbul Festivali’nde dinleyicilerle buluşacak.
Dünyanın en prestijli sahnelerinde sergilediği etkileyici performanslarla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Argy, İstanbul’da müzikseverlere sadece bir DJ seti değil, baştan sona hissedilen, ritmiyle içine çeken ve uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Festival hakkında detaylı bilgiye ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.