
Ekin Su Koç’un beden algısı, cinsiyet önyargıları ve kadın olma hâli temalarına odaklandığı “Venüs’ün Yeniden Doğuşu” başlıklı kişisel sergisi, 11 Kasım-31 Aralık tarihleri arasında Anna Laudel Istanbul’da sanatseverlerle buluşacak.
Ekin Su Koç’un Berlin’de hazırlıklarına başlayıp, Ayvalık’ta üretimini tamamladığı eserlerinden oluşan “Venüs’ün Yeniden Doğuşu” sergisinin ismi 15. yüzyılda Floransa'da rönesans akımının önemli sanatçılarından Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu adlı eseri üzerinden cinsiyet eşitliğine gönderme yapıyor. Sergi, kadınları ve cinsiyet kimliğini toplumsal normların dışında tanımlayan herkesi özgürleştiren, sanatın ve estetiğin birleştirici gücünden beslenen bir seçki sunuyor. Sanat tarihinde sıkça işlenmiş olan mitolojik ve klasik eserler, bu sergi ile yeni bir kimlik kazanıyor. Sergide, kadın bedenlerini objeleştiren, sanat tarihinin kült sayılan eserleri sanatçının modern ve protest tarzıyla yeniden yorumlanıyor.
Koç’un tuval üzerine boya, epoksi ve kâğıt üzeri kolaj gibi farklı teknikleri içeren üretimlerinden oluşan sergide yer alan eserler, ikili cinsiyet normlarına, yaşa ve ten rengine dayalı sınırlamaları reddederek, bedenin doğal güzelliğini ve çeşitliliğini kutlarken, aynı zamanda kadınlık, dişi yaratıcılık ve patriyarkanın zayıflaması gibi günümüzün öne çıkan temalarını ele alıyor.
Adres: Kazancı Yokuşu No: 45-49a Gümüşsuyu Mah., Beyoğlu 34437 İstanbul, Turkiye
Künye:
1. Ekin Su Koç, The 3 Graces, 2023, 140hx160wcm, Acrylic on Canvas Tuval üzeri akrilik, Anna Laudel Istanbul
2. kin Su Koç, The 3 Graces for Themselves, 2023, 60x60cm, Collage on Paper Kağıt üzeri kolaj, Anna Laudel Istanbul
3. Ekin Su Koç, The Boy with the Pearl Necklace, 2023, 50x50cm, Collage on Paper Kağıt üzeri kolaj, Anna Laudel Istanbul
4. Ekin Su Koç, Not an Odalık, 2023, 40x40cm, Collage on Paper Kağıt üzeri kolaj, Anna Laudel Istanbul
5. Ekin Su Koç, The 2 Graces for Themselves, 2023, 140hx140w cm, Acrylic on Canvas Tuval üzeri akrilik, Anna Laudel Istanbul
6. Ekin Su Koç, Not The Klimt's Kiss, 2023, 100x100cm, Acrylic on Canvas Tuval üzeri akrilik, Anna Laudel Istanbul
Arzu Uçar’ın Arıların Dişleri Yoktur kitabı ile başlayan “Farkındalık Serisi”nin bir yardımseverlik öyküsü anlatan, Gözde Başkent’in resimlediği ikinci kitabı Kediler Şemsiye Tutamaz, İthaki Çocuk’tan çıktı.
Birbirinden uzak iki ülkede yaşayan İpek ve Ren’in ilk kitap ile başlayan farkındalık yolculuğunda bu kez konu yardımseverlik.
Kediler Şemsiye Tutamaz, etrafımızdaki insanları ya da can dostlarımızı önemsemenin, onlara yardım edip sorunlarıyla ilgilenmenin değerini derinden hissettiren bir hikâye anlatıyor.
Almanya çıkışlı bir indie-rock grubu Giant Rooks, 28 Mayıs akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.
AnnenMayKantereit ile yaptıkları “Tom’s Diner” cover’ı ile kısa sürede Spotify’da 250 milyon dinlenme elde ederek ünlenen Giant Rooks, “Wild Stare”, “Morning Blue”, “Bedroom Exile” gibi şarkılarını İstanbullularla buluşturmaya hazırlanıyor. 2014 yılında Hamm’da kurulan, günümüz indie-rock dünyasının başarılı grupları arasında gösterilen Giant Rooks, ilk albümü Rookery ile 200 milyondan fazla dinlenmeye ulaştı. Giant Rooks, konserde 2 Şubat 2024’te yayımlayacağı How Have You Been? isimli yeni albümünü de dinleyicilerle buluşturacak.
28 Mayıs saat 21.30’da Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleşecek Giant Rooks konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Sinema tarihinin en çok izlenen serilerinden Star Wars hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı sergi, 1 Şubat 2024 tarihine kadar İstanbul Sinema Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.
İlk serisi 1977 yılında çıkan Star Wars yapımları ile paralel olarak ilerleyen sergide, 40 yıl boyunca hayranları tarafından tasarlanan konstrüksiyonlar ve eşsiz objeler yer alıyor. Sergi, 600’den fazla parçayı Star Wars evreninin içine çeken çok yönlü anlatımı ile ortaya koyuyor. Sergide orijinal ürünlerin yanı sıra yüzlerce benzersiz koleksiyon parçası, gerçek boyutlu figür, kask, ışın kılıcı, imzalı maske, sanal gerçeklik deneyimi sunan alanlar, set dekorlarıyla hazırlanan mekânlar yer alıyor. Dünyanın en çok hasılatlı film serisi olarak tarihe geçen 12 yapımı konu alan koleksiyon, fanlarının gözünden Star Wars dünyasına odaklanıyor.
Sergide; 50’den fazla heykel, 120 figür, 30 gerçek ölçekli zırh ve giysi, filmde bulunan uzay gemisi savaşı, 25 adet modellenmiş ve elle boyanmış gerçek boyutta büst ve devasa yaratık figürleri ile benzersiz dioramalar, miğferler, oyuncular tarafından imzalı film maskeleri, posterler ve her biri bir sanat eseri olan birçok parça ziyaretçilerle buluşacak. Odağına hayranlarını alan Avrupa’nın en seçkin Star Wars koleksiyonu, Türkiye’den özel olarak seçilen koleksiyon parçalarına da ev sahipliği yapacak. Sergi süresince Star Wars yapımlarının gösterimleri, film okumaları ve belgesel gösterimleri gibi birçok farklı etkinlik de gerçekleştirilecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen sergi 1 Şubat 2024 tarihine kadar İstanbul Sinema Müzesi’nin geçici sergi salonunda görülebilecek.
Nörolog Guy Leschziner’in farklı kişilerin hikâyeleri üzerinden duyularımızın kısıtlarını ve tuhaflıklarını anlatırken her birimizin dünyaya dair algısının gerçeklikten epeyce farklı olabileceğini ortaya koyduğu çalışması Sözcükleri Tadan Adam - Duyularımızın Tuhaf ve Ürpertici Dünyası, Deniz Keskin’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Leschziner; hiç fiziksel acı hissetmeyen Paul, kör olduğu halde etrafında zombi yüzleri gören Nina, sürekli ölüm ve çürüme kokusu alan Joanne, sıcak nesneleri soğuk, soğuk nesneleri de sıcak gibi hisseden Alison, sözcüklerin tadını alan James ve daha nicelerinin hikâyesine yer veriyor bu kitapta. Ve bu kişilerin hikâyelerini, alışılmadık durumlarının neden ve sonuçlarını anlatırken, konuya sadece bilimsel değil insani bir açıdan da yaklaşarak bize her yaşamın kendi içinde biricik ve değerli olduğunu hatırlatıyor.
“Nörolojide öteden beri geçerli olan bir ilke vardır: Bir sistemde terslik yaşandığı zaman onu incelediğimizde, sistemin normal işlevine dair kavrayışımız artar. Bu kitapta aktarılan hikâyeler duyularımızın –her birimiz açısından– kısıtlarını ve tuhaflıklarını, sinir sistemimizin yapısal ve işlevsel bütünlüğüne ne kadar bağımlı olduklarını ve daha da önemlisi, her birimizin dünyaya dair algısının gerçeklikten epeyce farklı olabileceğini açık seçik ortaya koyuyor. Bu insanların tecrübeleri gerçekliğin tabiatına ve insan olmanın ne demek olduğuna dair sorular ortaya atıyor.”
Bade Nosa’nın ilk stüdyo albümü Zemheri Bitti müzikseverlerle buluştu.
Bade Nosa’nın yakın bir dönemine ait, hayatının belli eşiklerinde yazdığı şarkılardan oluşan Zemheri Bitti’nin prodüksiyon, mix ve mastering’i Emre Malikler imzası taşıyor. Albümde çeşitli duygulara dair, birbirinden bazen epey farklı dünyaları olan ama ortak bir hikâyenin çatısında bir araya gelmiş şarkılar yer alıyor. Albüm boyunca yükselip alçalan duygularla bir hikâye takip ediliyor. Albümle aynı adı taşıyan çıkış şarkısı “Zemheri Bitti”nin sözleri Bade Nosa’ya, bestesi ise Bade Nosa ve eşi, gitaristi ve müzik partneri Emrecan Sarısayın’a ait. Şarkıda Bade Nosa’a geri vokallerde Selin Sümbültepe başta olmak üzere, Taner Yücel, Ozan Sarohan, Canozan ve Melis Karaduman eşlik ediyor. Albümde ayrıca Bade Nosa ve Selin Sümbültepe düeti olan “Sahibinden Satılık Tır” ve Mabel Matiz cover’ı olan “Yaşım Çocuk” yer alıyor.
Çoğu şarkıda Emre Malikler tarafından yazılmış ve Gökçe Coşkun, Kahraman Nice Özbay, Emirhan Serin ve Çağrı Metin tarafından icra edilmiş yaylılar ve Elif Dikeç tarafından icra edilmiş piyanolar yer alıyor. Bade Nosa’ya albümdeki bazı şarkıların geri vokallerinde Nilipek ve Selin Sümbültepe eşlik ediyor. Albümün görsel dünyası ise Elif Tekneci ve Nur Şevval Yılmaz imzası taşıyor. “Yangın Yeri”, “İkinci Perde” ve “Zemheri Bitti” şarkılarının videoları ve albümün tüm fotoğrafları da Tekneci ve Yılmaz’a ait.
Bade Nosa’nın yeni albümü Zemheri Bitti’yi buradan dinleyebilirsiniz.
Zemheri Bitti Şarkı Listesi:
1. “Kalite Bi’ Karanlık”
2. “Kefaret”
3. “İkinci Perde”
4. “Zemheri Bitti”
5. “Yaşım Çocuk”
6. “Sahibinden Satılık Tır”
7. “Yangın Yeri”
8. “Satürn Döndü”
9. “Sonsuzun Evladı”
10. “Buradan Gitmeden”
Merve İşeri’nin “Sonsuzda Birleşme” başlıklı kişisel sergisi 9 Kasım-16 Aralık tarihleri arasında Galerist’te sanatseverlerle buluşacak.
Canan Batur’un küratörlüğünü üstlendiği serginin başlığı, etimolojik olarak kaynaşmayı, kavuşturmayı ve aynı zamanda ittifakı irdeliyor. Doğa ve insan arasındaki ayrışmanın muğlaklığını, topraklanma, kök salma, ev ve aidiyet hislerini araştırırken, kozmik tozdan gelip kozmik toza döneceğimizi hatırlatan sanatçı, hasar görmüş bağları yeniden kurmaya ve toplu yaşamı kutlamaya davet ediyor. Hissedilen, ilahi ancak gözle görülemeyen bağlantılar, İşeri’nin tuvallerinde adeta bir ana dil ve işbirlikçi olarak yer alıyor. Sanatçının bu sinestezik yaklaşımı, takımyıldız haritalarından yola çıkarak irdelediği sezgisel çağrışımlarla, ses ve video enstalasyonu olarak sergide izleyici karşısına çıkıyor. Kozmik bağlantıları, denizden karaya, karadan gökyüzüne doğru irdeleyen sanatçı, sergi boyunca yerleştirilmiş toprak küreler ve yıldız haritalarından yola çıkarak ürettiği sezgisel konstellasyonlar ile samimi ve içsel bir deneyim sunuyor.
İşeri, alkemik birleşimin, simgesel ve fiziksel olarak yerini organik şekillere, alışılagelmeyen kurgusal dillere, üst üste binen sürreal formlara ve renklere verdiği “Sonsuzda Birleşme” sergisi ile izleyiciyi gökyüzünden ve yeryüzünden referanslarla akustik, sezgisel ve dokunsal algıları hissetmeye ve derinleştirmeye çağırıyor.
Künye:
1. Merve İşeri, Bir Boşluktan Bir Mağaraya, 2023, Tuval üzerine pastel, akrilik ve yağlı boya, 152 x 182,5 cm
2. Merve İşeri, Eve Dönüş, 2023, Tuval üzerine toz pigment, yağlı boya ve kömür, 149 x 194,5 cm
Türkçe bilimkurgu, fantazya ve korku edebiyatı yazarlarından Murat S. Dural’ın kaleme aldığı yeni novella serisi “Arke” üçlemesinin ilk kitabı Basübadelmevt, Epona Kitap’ın markası Lektör’den çıktı.
“Arke” üçlemesi’nin ilk kitabı Basübadelmevt olurken diğer iki novelladan Replikalar Çölü şubat, Lamia ise mayıs ayında yayımlanacak.
Dural, Basübadelmevt’te insanlığın Gılgamış'tan beri izini sürdüğü ölümsüzlük kavramına odaklanıyor. Ölmemek ile ölememenin geçidinde, ölümsüzlüğün bir lütuf mu yoksa lanet mi olduğunu sorguluyor. Bu soruşturmada, son iki bin yılın ziyadesiyle önemli olaylarına dair kurmaca tanıklıkları saklı. Biraz bilinebilen insanlık tarihinin küçük bir kesiti.
Nuri Bilge Ceylan’ın, Kış Uykusu filminin sinopsis ve senaryosundan yurt içinde ve dışında film üzerine yazılmış yazılara, yönetmen, oyuncular ve bazı ekip üyeleriyle yapılmış söyleşilerden filmin oluşum sürecinde yönetmenin tuttuğu yapım güncesine kadar pek çok belge ve yazıdan oluşan kitabı Doğan Kitap’tan çıktı.
Bu kitap Altın Palmiyeli filmi Kış Uykusu’na dair pek çok belgeyi barındırmasının yanı sıra ilk defa gün yüzüne çıkan çok sayıda fotoğrafa da yer veriyor. Kitapta yer alan senaryo da kurguda atılmış sahneleri içeren, senaryonun çekim öncesi orijinal ilk hâli. Bu kitap, Kış Uykusu’nun nasıl süreçlerden geçerek ortaya çıktığını anlatırken hakkındaki her şeyin derli toplu olduğu bir çalışma sunuyor. Kitabın ön okumasına buradan ulaşabilirsiniz.
“Kış Uykusu’nu izledikten sonra insan, filmin 196 dakikalık süresi içinde hayatının belli belirsiz bir değişim geçirdiği hissine kapılıyor. Ancak bu değişimin ne olduğunu ve nedenini kestirmek kolay olmuyor. Ya da belki hepimiz salondan çıkarken gerçekleşen değişimin ne olduğunu aslında biliyoruz ama tıpkı Kapadokya’daki ıssız otelin sakinleri gibi küçük dünyalarımızda bir böcek gibi yaşadığımızı kabul etmekten korktuğumuz için kendimize bile itiraf etmekten çekiniyoruz... Kış Uykusu’nu bir başyapıt, karanlık ve dumanlı bir destan kılan şey, uçsuz bucaksız derinliği ve insan olma halinin türlü inceliklerini, tüm dikenleri ve renkleriyle çekinmeden anlatıyor oluşudur...” - Karolina Ginalska, El Espectador Imaginario
Ankara ve çevrim içi gösterimlerini tamamlayan Engelsiz Filmler Festivali, 4-5 Kasım’da Eskişehir’de Cinema Pink Kanatlı AVM’de sinemaseverlerle buluşacak.
“Bir Arada Film İzlemek Mümkün” diyerek yola çıkan Engelsiz Filmler Festivali’nin Eskişehir’deki gösterim programında; Ulusal Uzun Film Yarışması, Parmak İzi, Çocuklar İçin, Cumhuriyete Doğru, İnsanlık Onuru ve Kaleydoskop bölümlerinden filmler yer alıyor. Program kapsamında Ulusal Uzun Film Yarışması’nda yer alan Kim Mihri filminin gösteriminin ardından yönetmen Berna Gençalp’in katılımıyla bir de söyleşi gerçekleştirilecek. Çocuklar İçin bölümündeki filmler otizm spektrum bozukluğu yaşayan çocuk ve gençlerin rahat bir şekilde film izleyebilmeleri için Otizm Dostu olarak Eskişehir programında yer alıyor.
Çocuklar İçin bölümünde; Thorsten Drößler ve Manuel Schroeder’ın Paolo’nun Mutluluğu (Paolo’s Happiness), Britt Raes’in Luce ve Kaya (Luce and the Rock), Augusto Schillaci’nin Atlıkarınca (La Calesita) ve Madeleine Homan’nın Kürk (Fur) filmleri gösterilecek. Ulusal Uzun Film Yarışması bölümü kapsamında Berna Gençalp’in Kim Mihri, Belmin Söylemez’in Ayna Ayna filmleri izleyicilerle buluşacak. Festival programının yeni bölümü Parmak İzi’nde Ken Loach’un Umudunu Kaybetme (The Old Oak) ve Kerkenez (Kes) filmleri gösterilecek. Engelsiz Filmler Festivali, Kaleydoskop seçkisinde Ole Giæver’ın birçok uluslararası festivalden ödüllü filmi Dereler Özgür Aksın (Let the River Flow) yer alıyor.
Elif Rongen-Kaynakçı tarafından, Hollanda’daki tek film mirası ve kültürü müzesi olan ve ilk hareketli görüntülerden en yeni filmlere kadar 55.000’den fazla filmden oluşan EYE Filmmuseum’un, koleksiyonundan yaptığı 9 arşiv filminden oluşan 42 dakikalık özel seçki sesli betimlemeli olarak izleyicilerle buluşacak.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 75. yılında günümüz dünyasının öne çıkan insan hakları sorunlarına odaklanan bölümde Nafiss Nia’nın Öğleden Sonra (That Afternoon) filmi yer alıyor.
Festival programında yer alan tüm gösterimler, sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı ile ücretsiz olarak izlenebilecek. Yer numaraları gösterimlerden iki saat önce Cinema Pink Kanatlı AVM’deki festival standından alınabilecek. Engelsiz Filmler Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.