GÜNDEM
  • 05-02-2024

    Rafet Arslan’nın “Happy End” başlıklı kişisel sergisi 24 Şubat tarihine kadar Karşı Sanat’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Mutlu Son, yaşam ile ölüm arasında ince çizgide giden varoluşumuz içinde karnavalesk bir estetik arzusuna işaret ediyor.

    ‘51 yaşındayım, sekizinci kişisel sergimi yapıyorum. Ardımda 12 kitap, onlarca fanzin, iki kaset, 20 artbook, kürete ettiğim onlarca proje, festivaller, konserler, bugünlere geldim. Beraber sokak sunumları yaparak büyüttüğüm bir de kızım var. 2011 Yıkım sergisini ya da Şiir Sokakta hareketini doğuran Erekte Şiir Manifestolarını ürettim. Ütopyaya dokunmak, ezbersiz şiir okumak, biraz kafası güzel bir şenliği çağırmak istedim. Disiplinlerarası kavramını soyut bir kelimeden çıkarıp hayat ile sanatın buluşma noktası yapmayı deneyimlemekteyim senelerdir. Aslında sıkıştırılmış öykü ya da şiirler kurgularım ve onları bir hikâye anlatıcısı gibi forma dökmeye çalışırım. Serseri, soytarı, kral ve şifacıyım. Bu benim mutlu sonum.

    İstanbul, ben birleşik imgeler ürettikçe beni branşlara ayırdı. Bence artık bu sergiyle birleşik tüm kaplarım şiir, öykü, cobra, sürrealizm, film, düşler, gnosis, ütopyalar yan yana geliyor. Sanatı disiplinize edemezsiniz, sanat disiplinsizdir, liberterdir.

    Referanslarımız çok, çünkü onlar birer alıntı değil; onlar ile yaşıyor- üretiyoruz. Asger Jörn, Walter Benjamin, Theodor Adorno, Herbert Marcuse, Philip K. Dick, Komet, Jean Luc Godard, Nazım Hikmet, Hüseyin Bahri Alptekin, Ece Ayhan bu serginin tininde yerlerini alıyorlar.

    Zaman içinde travmatik/sadistlik şok imgesinden naif imgeye doğru geçiş yaptım. Kendine has dünyası olan yaratıcılara daha çok bağlandım. Naif imgeler ile dolu, başka varoluşları arayan, yeni formlar arayan bir sergi bu. Mutsuz bir coğrafya da mutluluğu aramaya soyunan bir düşle.

    Bu serginin bütünü benim evrenim, benim düşlerim. Şairin dediği gibi dikkat düşlerimin üstüne basıyorsunuz!’

    Yalnızız..
    Varsılsızız..
    Sadece çalışarak mutlu oluyoruz.
    Anlam kayıp kuyu,
    Ütopya diye bir adaya sığınmışız
    Ve tek cephane şiir.
    Yaşıyoruz.
    İşte bu yüzden, mutlu son-kader bize.

    ​Rafet Arslan

    0
    0
    1240
  • 05-02-2024

    Yeni yazarlar keşfedip edebiyatımıza katkıda bulunmak amacıyla Kafka Kitap tarafından bu yıl ilki düzenlenen “Kafka İlk Kitap Ödülü”ne başvurular başladı.

    Seçici Kurulu’nda Latife Tekin, Ayfer Tunç, Sema Kaygusuz, Deniz Yüce Başarır ve Mahir Ünsal Eriş’in yer aldığı “Kafka İlk Kitap Ödülü” bu yıl roman dalında verilecek. 18 yaşından büyük ve daha önce yayımlanmış bir edebi eseri bulunmayan herkesin katılımına açık olacak.

    Yalnızca daha önce yayımlanmamış eserler değerlendirilecek. Adaylardan pdf formatında ve daha önce hiçbir mecrada yayımlanmamış romanlarını ilkkitap@kafkakitap.com’a göndermeleri bekleniyor. Başvurular 15 Mayıs 2024 günü, saat 23:59’a kadar devam edecek.

    Eylül 2024’te sonucun açıklanacağı organizasyon, takip eden aylarda yapılacak törenle kazananı ödülüyle buluşturacak ve eser aynı yıl içinde Kafka Kitap’tan yayımlanarak edebiyat severlerin beğenisine sunulacak.

    ​“Kafka İlk Kitap Ödülü”nün şartnamesiyle birlikte tüm detaylarına ve çağrı metnine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    5480
  • 05-02-2024

    Türk resminde 1930’lu yıllarda gelişen yenilikçi hareketin başlıca sanatçılarından biri olan Hamit Görele’nin eserleri 1 Nisan tarihine kadar İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Müziğin matematiğe, resmin de geometriye dayandığını yazılarında sık sık dile getiren sanatçı Hamit Görele, resimlerindeki geometrik yaklaşımlar ve figürlerdeki hacimsel etkiler ile özgün eserlere imza attı. 1981 yılında hayatını kaybeden Hamit Görele’nin, kızı Tonya Görele koleksiyonundan eserleri İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde izleyici karşısına çıkıyor.

    Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki eğitiminin ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı Avrupa sınavını kazanarak Paris’e giden ve orada Julian Akademisi’nin yanı sıra Andre Lhote Atölyesi’nde eğitim alan Görele, yurda döndükten sonra Müstakil Ressamlar Grubu’na katıldı, bu grubun yeni sanat görüşünü paylaştı.

    ​Kibele Sanat Galerisi, sanatçıları ve eserlerini gelecek kuşaklara aktarmak üzere kapsamlı sergi katalogları hazırlıyor. Emre Zeytinoğlu’nun kaleme aldığı sergiye özel hazırlanan katalog, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı.

    0
    0
    1375
  • 04-02-2024

    Salt’ın sahne ve performans kavramları odağında Türkiye’nin 1990’lı yıllarından sanat üretimlerini bir araya getiren “Sahnede 90’lar” başlıklı sergisi, 14 Nisan’a kadar Kunstverein Hamburg’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Dönemin performans üretimlerine yoğunlaşarak kültür, sanat ve eğlence tarihine çok yönlü bir bakış getiren “Sahnede 90’lar” sergisi, muhtelif kaynaklardan toplanmış arşivlere dayanıyor ve canlı performanslardan video kliplere uzanan bir çeşitlilikte çarpıcı üretimleri de içeriyor. Bu dönemde parklarda, eğlence mekânlarında, tarihî alanlarda ve terk edilmiş yapılarda görünürlüğü artan performans temelli üretimler ile popüler kültür arasında beklenmedik bağlantılar kuruyor ve “sahne” kavramının ne kadar geniş bir yelpazede ele alınabileceğine işaret ediyor. Performansın toplum, ekonomi, sokak ve siyasetle ilişkisini irdeleyen sergi, sanatçı ve tasarımcıların oluşturduğu bireysel ve kolektif girişimleri ele alırken kültür tarihinden de bir potpuri sunmuş oluyor.

    Amira Akbıyıkoğlu tarafından araştırmacı Mine Söyler ve tasarımcı Emirhan Altuner ile birlikte programlanan sergi, Salt iş birliğiyle düzenleniyor. Kunstverein Hamburg’daki sunumda, L'Internationale’nin “Our Many Europes” projesi kapsamında 15 Eylül 2022-2 Nisan 2023 tarihlerinde Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da izleyiciyle buluşan sergiden seçili işler yer alıyor.

    Künye:
    1-3. Sahnede 90’lar sergisinden görünüm, Kunstverein in Hamburg, 2024 Fotoğraf: Fred Dott
    4. Diana Marto ile Hope Coffin’in Athena Tapınağı’ndaki performansından fotoğraf, Assos Gösteri Sanatları Festivali, 1997 Fotoğraf: Nurgül Polat
    5. Aydın Teker’in Köm-ür performansından bir kare, Seretonin II, 1992 Sanatçının izniyle

    0
    0
    1108
  • 04-02-2024

    Luly’nun yazdığı ve çizdiği, bir penguen ve gergedanın ilişkisini konu alan, Kore’nin Küçük Prensi olarak bilinen En Uzun Gece, Athica Yayınları’ndan çıktı.

    Yayımlandığı günden beri Kore’nin en çok satan çocuk edebiyatı kitabı olan Küçük Prensi, 21. Munhakdogne Çocuk Edebiyatı Ödülü’nü aldı. Her yaş için yazılan bu eser, hayatın gerçeklerini betimlemelerle sevgi dolu hikâyelerle anlatıyor.

    Birlikte geçirdiğimiz sayısız uzun gecenin ardından “biz” olarak adlandırılmamız doğaldı.

    Dünyada son kalan beyaz kaya gergedanı ve terk edilmiş bir yumurtadan çıkan bir penguen. O zamanlar bunun gerçek bir mucize olduğunu fark etmemiştik. Baştan aşağı her şeyimiz farklıydı ancak bizim için tek önemli olan birbirimizden başka hiçbir şeyimizin olmadığıydı.

    “Şuradaki ufuk çizgisini görüyor musun? Yeşil renkte parıldıyor. Burası benim denizim.”

    “Burayı sevdim. Ben de burada kalacağım.”

    “Sen bir penguensin. Gidip kendi denizini bulmalısın.”

    “Öyleyse, ben de bir gergedan olarak yaşarım. Gagama bir bak, tıpkı boynuza benziyor.”

    “Sen zaten harika bir gergedansın. Şimdi geriye kalan tek şey iyi bir penguen olmak.”

    ​“Buraya gel. Sana sarılacağım çünkü bu gece uzun bir gece olacak.”

    0
    0
    3392
  • 03-02-2024

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV), Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirdiği “Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı” kapsamında gerçekleştirdiği bir yıllık saha araştırmasının sonucunda hazırlanan, Doç. Dr. Ulaş Bayraktar’ın kaleme aldığı kültür politikaları raporu “Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi” yayımlandı.

    11’inci kültür politikaları raporu “Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi”, Türkiye’de birbirinden çok farklı aktörleri ve profilleri içinde barındıran kültür ekosisteminin genel bir resmini çizmeyi amaçlıyor. Raporun, yerel yönetimler ve sivil kültür-sanat kuruluşları arasında güçlü bir diyalog ve iş birliği zemini oluşturması, bu sayede yerel kültür politikalarının uzun vadeli bir perspektifle ortaklaşa kurgulanmasını mümkün kılacak bir tartışmayı başlatması hedefleniyor.

    “Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi” başlıklı raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

    Türkiye’de Yerel Kültür Ekosistemi Araştırması

    • Rapor için; Mart-Ekim 2023 tarihlerinde, 12 şehirde 139 bilgi verenle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler, 30 farklı şehirden 157 katılımcıyla odak grup toplantıları, 406 çevrimiçi ve 1.245 yüz yüze anket gerçekleştirildi.
    • Genel kamuoyu anketine göre kent sakinlerinin %59’u, çevrimiçi ankete katılan belediye temsilcilerinin %62’si, STK temsilcilerinin de %18’i belediyelerin sağladığı kültür-sanat hizmetlerinin beklentilerini yeterince ya da kısmen karşıladığını ifade ediyor.
    • Genel kamuoyu anketinde kent sakinlerine kültüre atfettikleri anlam sorulduğunda öne çıkan yanıtlar “gelenek” ve “görenek” oluyor.
    • Genel kamuoyu anketinin bulgularına göre kent sakinlerinin %81’i kültürel etkinliklere arzu ettiğinden daha az katılıyor.
    • Belediye temsilcileri, kültür-sanat etkinlikleri düzenlerken yaşadıkları en büyük sorunu %61 oranla, STK’lar ise %83’e oranında finansman bulmak olarak belirtiyor.
    • STK’ların belediyelerle iş birliği arayışındaki temel motivasyonları maddi destek almak değil, yerel kültür politikalarında söz sahibi olmak. STK’ların %40’ı politika yapım aşamasında söz sahibi olmanın en büyük beklentileri olduğunu dile getiriyor.
    • Belediye temsilcilerine göre, kültürel etkinliklerin programlanmasında %89 oranla, kültür politikalarının belirlenmesinde %91 oranla en etkili aktör belediye başkanlarıdır.
    • ​STK temsilcilerinin %73’ü belediyelerle kurulan iş birliklerinde kişisel bağlantıların belirleyici olduğunu belirtiyor.


    0
    0
    1549
  • 03-02-2024

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin K2 Güncel Sanat Merkezi iş birliğiyle bu yıl ilk kez “Aynı Suya Bakmak” teması ile hayata geçirdiği İzmir Akdeniz Bienali, 11 Mart tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Akdeniz’e kıyısı olan 17 ülkeden 32 katılımcının eserlerinin sergilendiği İzmir Akdeniz Bienali; çoğulculuğu, çeşitliliği ve özgürlüğü sürdürmek için Akdeniz kültürleri ve toplumları arasındaki diyaloğu sanat aracılığıyla pekiştirirken, bölgenin kültürel ve sanatsal kapasitesini de gözler önüne seriyor. Ayşegül Kurtel’in sanat direktörlüğünde Kültürpark Atlas Pavyonu’nda yapılan bienalde resim, fotoğraf, video, multimedya yerleştirme, seramik, üç boyutlu görsel-işitsel yerleştirme gibi birçok farklı disiplinde üretilmiş eserler yer alıyor.

    Farklı deneyimlere sahip sanatçıların perspektiflerini bir araya getiren bienal, ortak paydalar ve farklılıklarla bir arada olmanın önemini vurguluyor. Katılımcılarının 35 yaş altındaki sanatçılar olduğu İzmir Akdeniz Bienali’nin yaş kriteri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üyesi olduğu Avrupa ve Akdeniz’den Genç Yaratıcılar Bienali ağının (BJCEM) standartları referans alınarak belirlendi. Böylece yeni ifade biçimlerine alan açılırken, Akdeniz’den genç sanatçılar için bir platform oluşturulması hedeflendi.  

    ​Bienalde; Alex Brajković, Ana Aleksić, Bawer Doğanay, Berfin Ataman, Berna Dolmacı, Can Büyükberber, Claudio Zorzi, Dalea Kovačec, Erdem Çolak, Fredj Moussa, Garance Alves, Greta Pllana, Laura Besançon, Levi Viller, Mahdi Baraghithi, Malak Elghuel, Marko Damiš, Mehdi Hachid, Merkezkaç Sanat Kolektifi, Nelly El Sharkawy, Nermin Sena Özger, Nesligül Cebesoy, Nour Abou Saada, Öznur Yıldırım, Revan Yaşar, Smirna Kulenović, Soufian Chemcham, Stratis Tavlaridis, Talha Demiral, Vladimir Novak, Yağmur Kevser Barutçu ve Yassine Sellame’nin eserleri yer alıyor.

    Fotoğraf: Yavuz Zeren

    0
    0
    2616
  • 03-02-2024

    Alasdair Gray’in post­modern bir Frankenstein anlatısı olan, Yorgos Lanthimos’un aynı adla sinemaya uyarladığı romanı Zavallılar (Poor Things), Süha Sertabiboğlu’nun çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    9 Şubat’ta Türkiye’de de vizyona girecek olan filme konu olan eser, Gray’in Viktorya Dönemi ahlakını hicvederek doğaüstü bir dokunuşla ilmek ilmek ördüğü kara komedisi. Yazara Whitbread Roman Ödülü ve Guardian Kurgu Ödülü kazandır­an Zavallılar, uyarlamasıyla Lanthimos’a da 11 dalda Oscar adaylığı kazandırdı. Alasdair Gray’in ürkütücü çi­zimleriyle bezeli bu ilham dolu bu eser, sınıf züppeliğinden İn­giliz emperyalizmine, erdem tasla­maktan genel geçer bilgeliğe, eline ne geçirirse yerden yere vuruyor.

    “19. yüzyılın sonlarında yaşa­mış Doktor Archibald McCand­less’ın anılarını okurken uçarı Bella Baxter ile tanışacaksınız. Yeni geldiği dünyayı öğren­meye can atan bu kadının tuhaf hayatı, değişimin eşiğindeki Glasgow’un büyüleyici atmosferinden Paris’in genelevlerine kadar rüzgâra kapılmış gibi sürükle­yecek sizi. 1914 yılında Victoria McCandless’ın yani “gerçek Bel­la”nın kaleme aldığı sonsözde ise karşınıza Archibald’ın anlatısını delik deşik edecek başka bir ger­çeklik sunulacak.”

    0
    0
    1987
  • 02-02-2024

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Talât Sait Halman anısına, nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla armağan edilen Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün 2023 yılı sahibi Regaip Minareci oldu.

    Seçici Kurul değerlendirmeleri sonucunda, Jenny Erpenbeck’in Can Yayınları’ndan çıkan Kairos. romanını Almancadan çeviren Regaip Minareci’ye 40 bin TL tutarındaki para ödülünün verilmesine karar verildi.

    Başkanlığını yazar Doğan Hızlan’ın üstlendiği, yazar, çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay; yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın; yazar ve çevirmen Yiğit Bener ile yazar ve çevirmen Kaya Genç’ten oluşan Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu’nun gerekçeli kararını Çevirmen Regaip Minareci, Kairos. romanında yazarın üslubuna tümüyle sadık kalarak yetkin bir çeviri ortaya çıkarmıştır. Yer yer kesintili, kopuk cümleler, zaman sıçramaları başarıyla aktarılmış, argo sözcükler hiçbir anlam kaybı olmadan Türkçeleştirilmiştir. Gerekli gördüğü yerlere eklediği kapsamlı dipnotlar ise metnin farklı katmanlarına ulaşılarak daha iyi anlaşılmasına büyük katkı sağlamaktadır. Deneyimli çevirmen Regaip Minareci’nin özenli çalışmasıyla romanın çarpıcı ve deneysel yapısının Türkçeye çok iyi aktarıldığı görüşündeyiz,” sözleriyle açıkladı.

    ​Regaip Minareci, 1955 yılında İstanbul’da doğdu. Münih’te tamamladığı ortaöğrenimin ardından Münih Teknik Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği okudu. 1977 yılında Hürriyet grubunda çevirmen olarak çalışma hayatına atıldı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör, yazı işleri müdürü, yayın yönetmeni ve yayın koordinatörü olarak uzun yıllar idari görevlerde bulundu. Çok sayıda klasik ve çağdaş eseri Almancadan dilimize kazandıran Regaip Minareci, Avusturya Edebi Çeviri Devlet Ödülü sahibidir.

    0
    0
    1152
  • 02-02-2024

    Emrah Çoban’ın küratörlüğünde Ali Anıl Erçel, Ceyda Çaldıran, Ege Onat Gezer, Eray Kaynak, Görkem Tüysüz, Merve Üstünalp, Naz İşcan, Özge Kul ve Sinan Özalp’ın çalışmalarından oluşan “İkinci Seans” başlıklı karma sergi 2 Mart’a kadar AAE Design’da sanatseverlerle buluşuyor.

    “İkinci Seans” sergisi, başlangıçların ötesindeki sanatçıların üretim pratiklerinin dövme ile iç içe geçtiği bir süreci yansıtıyor. Emrah Çoban küratörlüğünde, Fatih Köktaş koordinatörlüğünde hayata geçirilen sergi, sanatçı ve dövmeci tanımlarını ayrıştıran bir tutumdan ziyade hibrit bir sanatçı kimliğine işaret ediyor. “İkinci Seans” sergisinde, ortak payda her ne kadar dövme gibi görünse de temel perspektif benzer üretim motivasyonu olan ve başlangıcın çok ötesinde sanat üretimi yapan sanatçıları bir araya getiriyor. Sergi isminin “İkinci Seans” olması bu özelliğiyle önem kazanıyor. Sergi, üretim disiplini olarak dövme sanatını odağına alan sanatçılara özgür üretimlerini sergileyebilecekleri alternatif bir mekân oluşturuyor. Sergi, alternatif sergileme mekânları oluşturmak, sanatçıların özgür üretimini desteklemek ve kolektif bir bilinç oluşturmayı amaçlıyor.

    Mekânın dövme stüdyosu kimliği korunarak gerçekleştirilecek sergide farklı medyumlarda üretim yapan dokuz dövme sanatçısı mekânı sanat eserleriyle yeniden kurguluyor. Bir üretim aracı olan dövme makinası; yerini kalem, kil, boya ve kumaşa bırakırken stüdyoda bulunan diğer yapısal unsurlar ise bir sergileme öğesi olarak yeni bir işlev kazanıyor. Transfer kağıdında hayat bulacak sergi afişi ise bu özgün deneyimi özetleyecek bir sanat eseri olarak sergide yer alıyor. “İkinci Seans” sergisi, sanatın ve dövmenin mekânsal kesişiminden yola çıkarak yeni bir döneme dair temeller oluştururken; sanat eseri ve mekân arasındaki ilişkiye farklı perspektiflerden bakabilmenin ihtimallerini arıyor. Sanatçıların kolektif bilinç ve sektör içinde kendi alternatiflerini oluşturabilme ivmesine de eleştirel bir diyalog hazırlamayı hedefliyor.

    Künye:
    1. Ceyda Çaldıran, Benlikler Selves,2022, Gazete kâğıdı üzerine linol baskı linocut on newspaper, mono print, 31x53 cm
    2. Özge Kul, İfşaat Disclosure, 2019, Fotoğraf üzerine iğne yerleştirmesi photograph, mounted together, pierced with needles, her biri each 10x15 cm
    3. Sinan Özalp, No More Nazar, 2023, Stoneware çamur üzerine nakiş  Embroidery on stone ware ceramic, 10x10x15 cm 
    4. Nazlıcan İşcan, Apollo Belvedere, 2023, Alçı kalıp heykel üzerine ayna kaplama Mirror coating on plaster mold sculpture, 80x60 cm 
    5. Merve Üstünalp, İzleyici Audience, 2013, Kumaş üzerine dikiş Stitching on fabric, 380x100 cm

    0
    0
    2002
DAHA FAZLA
Geldanlage