GÜNDEM
  • 20-02-2024

    XTOPIA IMMERSIVE programının ilk sanatçısı Selçuk Artut’un hazırladığı “Sonsuza Uzanan Motifler: Yeniden Yorumlar” başlıklı etkileşimli deneyim 21 Şubat itibarıyla HOPE Alkazar’da sanatseverlerle buluşacak.

    Görsel iletişim performans sanatçısı Selçuk Artut’un eseri “Sonsuza Uzanan Motifler: Yeniden Yorumlar”, geçmişin “geometri sanatı” ile günümüzün “medya sanatı” arasında kaybolan bağlantıları görünür kılarak, kültürler arasındaki silinmiş yapıları yeniden canlandırıyor. Eser, HOPE Alkazar ziyaretçileri için özel olarak tasarlanmış bir ortamda ses ve görüntüyü buluşturarak, ziyaretçilerini etkileşime davet ediyor. Ziyaretçiler “Sonsuza Uzanan Motifler: Yeniden Yorumlar”da, Artut’un hazırladığı içerikler arasından seçim yaparak geometrik desenleri ve renk ayarlarını değiştirebilecek, kendi geometrik desenlerini çizerek, çizdikleri motifleri eş zamanlı olarak eser içerisinde görebilme fırsatı bulacaklar.

    “Sonsuza Uzanan Motifler: Yeniden Yorumlar” hakkında detaylı bilgiye ve etkinlik tarihlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Sanatçı: Selçuk Artut
    “Immersive” Yapım: xtopia
    “Immersive” Sanat Yönetmeni: Lalin Akalan
    Proje Koordintörü: Esra Küçükşen
    ​Mekân Destekçisi: HOPE Alkazar

    0
    0
    2318
  • 20-02-2024

    Can Aytekin’in “Geçen Program” başlıklı kişisel sergisi, Kevser Güler küratörlüğünde, 22 Şubat- 21 Nisan tarihleri arasında Nâzım Hikmet Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Nâzım Hikmet Kültürevi’nin mekânsal kurgusuyla ilişki kuran “Geçen Program” sergisinde Can Aytekin, dijital teknolojiler öncesinde yaygın bir üretim olan afiş ressamlığı pratiğinin tekniklerine, kâğıt malzeme ve baskıyla ilişkisine ve açık ya da örtük resim tarihi referanslarına yakından bakıyor. Sanatçı, enselerinde sıklıkla, resmin problemlerinin günlük yaşamda çeşitli görsel kültür sanat üretimlerinde nasıl ele alındığına eğiliyor. Sanatçı bu ilgisi doğrultusunda kentsel tasarım, mimari, grafik tasarım ve sinemayla ilişkiler kuruyor, bu üretimlerin resimle kesişen ara alanlarını ve buradan resme taşanları inceliyor.

    ​​“Geçen Program”, Aytekin’in afiş ressamlığı ve kâğıt malzemeye odaklanan sergilerinin yeni ayağı olarak izleyiciye sunuluyor. Sergi, sanatçının yakın dönemde yaptığı başka iki sergi ve iki gösterimle ortaklıklar taşıyor. 2018’de “Büyük Çayır” sergileriyle Ariel’de, 2019’da “Gelecek Program” adlı solo sergisiyle Riverrun’da, 2022’de “Bugünkü Program” sergisiyle Versus Art Project’te ve 2023’te Büyükada Lale Sineması’ndaki vitrinde yaptığı sergilemede Aytekin, bu çerçevede oluşturduğu yapıt serilerinden seçkiler izleyicilerle buluştu. Bir bakıma bu sergiler birbirleriyle temas hâlinde doğmuş yapıt serilerinden çoğalıyor, başka mekânlara taşınırken seçkiler farklılaşırken yeni bir mekânsal örgütlenmeyle bir arada gösteriliyorlar.

    0
    0
    1263
  • 20-02-2024

    Maçka Sanat Galerisi, Özdemir Asaf’ın 100. yaşını farklı disiplinlerden sanatçıların katılımıyla düzenlenen “Yalnızlık Paylaşılmaz” başlıklı grup sergisiyle kutluyor.

    Sergide Asaf’ın yalnızlığa bakışını onun şiirinden hareketle yorumlayan sanatçıların fotoğraf, seramik, resim, heykel, tekstil, cam ve video gibi farklı disiplinlerden yapıtları yer alıyor.

    “Yalnızlık Paylaşılmaz” yer alan çalışmalar günümüz dünyasında kalabalıklar içinde daha çok yalnızlaşan insana ve kaçtığımız veya ihtiyaç duyduğumuz yalnızlık duygusuna odaklanırken izleyicileri “Yalnızlığın Hâlleri” üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergide Ani Çelik Arevyan, Ayşen Urfalıoğlu, Barış Murathanoğlu, Bashir Borlakov, Bilge Alkor, Defne - Hamit Demirel, Esra Carus, Etem Şahin, Fatih Kızılcan, Gönül Nuhoğlu, Güçlü Polat, Güneş Çınar, Halit Demirel, Ömür Tokgöz, Rabia Seyhan, Serhat Kiraz, Seyhun Topuz, Tunç Ali Çam, Yıldız Moran yer alıyor.

    ​“Yalnızlık Paylaşılmaz” başlıklı sergi 30 Mart 2024’e kadar Maçka Sanat Galerisi’nde pazar ve pazartesi hariç her gün 12:00 - 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Sergi kapsamında süreç boyunca Yapı Kredi Kültür Sanat iş birliğinde etkinlikler de düzenlenecek.

    0
    0
    1191
  • 20-02-2024

    Arter tarafından düzenlenen Yeni ve En Yeni Müzik Festivali’nin beşinci edisyonu 22-25 Şubat tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

    “Yeni Müzik” üzerine zengin bir içerik sunan festivalin sanat yönetmenliğini beş yıldır olduğu gibi, deneysel müzik ve kavramsal sanat dünyasının önde gelen figürlerinden Matthias Osterwold üstleniyor. Festival kapsamında, Türkiye’den ve dünyadan yeni müzik alanında üretim yapan müzisyen, besteci ve sanatçıların katılımıyla, öncü ses çalışmaları ve seçili eserlerin prömiyerlerinin yanı sıra atölyeler ve mecralar arası performanslar Arter’in performans salonlarında gerçekleştirilecek.

    Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, 22 Şubat Perşembe gün Onur Türkmen’in bestesi “Bizans’a Seyrederken” üzerine kurgulanan ayinsel bir drama ile başlayacak. Festival, 25 Şubat’ta gerçekleşecek Nicolas Collins’in yürütücülüğündeki “Donanım Hack’leme Atölyesi” katılımcılarının yarattığı işitsel kurguların ve sanatçının kendi eserlerinin sunulacağı bir kapanış konseriyle sona erecek.

    Yeni ve En Yeni Müzik Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz.

    Yeni En Yeni Müzik Festivali 2024 Programı:

    22 Şubat 2024 Perşembe
    19.00 / Açılış ve Sanatçı Konuşması: “Bizans’a Seyrederken” – Karbon     
    20.00 / Onur Türkmen: Bizans’a Seyrederken – Karbon 
    Ahmet Haşim ve William Butler Yeats şiirleri üzerine kurgulanmış ayinsel bir drama (2014–2016, rev. 2018–2019)
    İstanbul prömiyeri

    Gedik Filarmoni Orkestrası
    Orhun Orhon (şef), Juliana Snapper (soprano),
    Nermin Kaygusuz (mezzosoprano, kemençe), Miase Örümlü (ney),
    Kıvanç Fındıklı (klarnet), Kumsal Germen (trombon),
    Pınar Sivritepe (arp), Elif Önal (piyano), Murat Erginol (keman),
    Yaren Budak (keman), Gözde Yaşar (çello)

    23 Şubat 2024 Cuma

    14.00-19.00 / Nicolas Collins: “Donanım Hack’leme Atölyesi” – Fuaye, -3
    Gündelik eşyalarla deneysel, analog elektronik ses üretimi (2002–) 
    Türkiye prömiyeri

    20.00 / Øyvind Torvund: Gelecek Operalar İçin Planlar – Sevgi Gönül Oditoryumu          
    Soprano, piyano ve multimedya sunumu (2022)
    Türkiye prömiyeri

    Juliet Fraser (soprano)
    Mark Knoop (piyano)

    21.30 / Mieko Suzuki ve Claudia Rohrmoser: Kırık Plak – Karbon   
    Görsel-işitsel performans (2023)
    Türkiye prömiyeri

    Mieko Suzuki: Hybrid DJ Set

    Goethe-Institut’un değerli desteğiyle

    24 Şubat 2024 Cumartesi

    11.00-18.00   Nicolas Collins: “Donanım Hack’leme Atölyesi” – Fuaye, -3
    Gündelik eşyalarla deneysel, analog elektronik ses üretimi (2002–)
    Türkiye prömiyeri

    20.00 / Cevdet Erek: Davul, Adım 3 – Karbon          
    Davul, elektronikler ve karışık medya ile performans (2024)
    Türkiye prömiyeri

    Cevdet Erek (davul, elektronikler, görseller ve kalıntılar)
    Gökhan Deneç (davul, ses mühendisi)

    22.00 / Raed Yassin: Hayalet Orkestra – Karbon 
    12 Pikap ve 42 Plak ile Solo Performans (2023)
    Türkiye prömiyeri

    Katılımcı müzisyenler:
    Tomomi Adachi, Khyam Allami, Burkhard Beins, Tony Buck, Anthea Caddy, Lucio Capece, Audrey Chen, Paed Conca, Marina Cyrino, Marta De Pascalis, Axel Dörner, Mia Dyberg, Tony Elieh, Emilio Gordoa, Judith Hamann, Carl Ludwig Hübsch, JD Zazie, Elena Kakaliagou, Mazen Kerbaj, Hans W. Koch, Matthias Koole, Andrew Lafkas, Elisabetta Lanfredini, Maurice Louca, Miya Masaoka, Magda Mayas, Matthias Muche, Andrea Neumann, Henrik Munkeby Nørstebø, Rieko Okuda, Andrea Parkins, Julia Reidy, Ingrid Schmoliner, Marie Takahashi, Michael Thieke, Anais Tuerlinckx, Els Vandeweyer, Michael Vorfeld, Biliana Voutchkova, Uygur Vural, Ute Wassermann

    25 Şubat 2024 Pazar

    11.00-15.00 / Nicolas Collins: “Donanım Hack’leme Atölyesi” – Fuaye, -3
    Gündelik eşyalarla deneysel, analog elektronik ses üretimi (2002–)
    Türkiye prömiyeri

    15.00 / Yeni Nesil: Genç Türk Besteciler – Sevgi Gönül Oditoryumu          

    Arda Yurdusev: Seyyah III (2019), İstanbul prömiyeri
    Fulya Uçanok: Childlike Only in the Depth of Innocence (2020)
    Didem Coşkunseven: Chōrei (2017), Dünya prömiyeri
    Onur Dülger: The Potbelly Hill (2017), Türkiye prömiyeri
    Zeynep Toraman: Awake (over the darkening land) (2022), Türkiye prömiyeri
    Artun Çekem: A Night of Music in the Uncanny Valley, Part III (2018–2019)
    İstanbul prömiyeri

    Hezarfen Ensemble
    Kerem Tunçer (şef), Cem Önertürk (flüt), Kıvanç Fındıklı (bas klarnet),
    Müge Hendekli (piyano), Amy Salsgiver (perküsyon), Kerem Öktem (perküsyon), İpek Mine Sonakın (arp), Özcan Ulucan (keman), İmge Tilif (keman), Ulrich Mertin (viyola), Gökhan Bağcı (viyolonsel)

    17.00 / Kapanış Konseri – Fuaye, -3 

    Nicolas Collins: “Donanım Hack’leme Atölyesi”
    Atölye üretimlerinin sunumu & Toparlama
    Nicolas Collins: Kurtarılanlar
    Altı atölye katılımcısından performans

    Nicolas Collins: Yuvarlanma, Eğim ve Yalpalanma
    İnteraktif analog elektronik solo performans
    ​Türkiye prömiyerleri

    0
    0
    1251
  • 20-02-2024

    Levent Çalıkoğlu küratörlüğünde ve İrem Büşra Çoşkun’un asistan küratörlüğünde düzenlenen “Botter Sergileri” serisinin ilki “Solo Botter: Selma Gürbüz”, 14 Nisan’a kadar Casa Botter’de sanatseverlerle buluşuyor.

    “Solo Botter: Selma Gürbüz” sergisi, vefatının üçüncü yılında Selma Gürbüz’ün farklı dönemlerinden karakteristik çalışmalarını bir araya getirerek sanatçıyı ve onun bu eşsiz dünyasını hatırlatmayı amaçlıyor. Gürbüz’ün 1986 yılında henüz 26 yaşında iken düzenlediği ilk kişisel sergisinden itibaren inşa ettiği imge dünyasının merkezinde kadın, doğa ve canlılar yer alıyor. Sanatçı, gereksiz öğeleri ve fazlalıkları ayıklayarak yalınlaştırdığı kendine özgü resim dilini, zaman içerisinde görsel sanatların farklı disiplinlerinde kullanarak geliştiriyor ve çoğaltıyor. İnsanlık tarihinin ortak kültürel belleğine yerleşmiş mitleri, masalları, görsel ve sözel ifadeleri çağdaş bir dille yorumlayan Selma Gürbüz, Doğu ve Batı sanatlarının yüzyıllardır geliştirdiği kadına, doğaya ve canlılara ait sembol, arketip ve anlamları bilinçaltının referansları ile yeni baştan tanımlıyor. Sonsuz bir iştah ve merakla kültürel tarihin belleklerde yer edinmiş örneklerini inceliyor ve izleyicisinin bakar bakmaz yakınlık kurabileceği bir imge atlası oluşturuyor.

    Künye:
    1. Boom - Tuval üzerine yağlıboya  2016
    2. Gündöndüler-Tuval üzerine yağlıboya 2010
    3. The Night - El yapımı kağıt üzerine guaj 2005
    4. İncirli Natürmort - Kâğıt üzerine toz pastel 2004

    0
    0
    3020
  • 20-02-2024

    Eda Albayrak’ın ilk okuma yolculuğunda çocuklara eğlenceli bir yol arkadaşı olacak yeni serisi “Bumçikiler”in ilk iki kitabı Bumçikiler Doğuyor ve Öylesine Bir Gün, Doğan Çocuk’tan çıktı.

    7 yaş ve üzeri okurlara seslenen, Zeynep Ertunç’un renkleriyle canlanan “Bumçikiler” serisinin ilk kitabı Bumçikiler Doğuyor BUM ÇİKİ ÇİKİ sesiyle başlıyor. Serinin ikinci kitabı Öylesine Bir Gün’de ise Toprak ülkesindeki barınakta böcekler sakin sakin yaşarken Bumçikilerin doğuşuyla birlikte işler karışıyor.

    Bumçikiler Doğuyor’da toprak ülkesinde yaşayan böcekler telaşlı. Önem Hanım vız oraya, vız buraya uçuyor. Fatma Ana’ya gidip neler olduğunu soruyor. “Çabuk Mühim kızıma haber ver! Bebekler geliyor!” diyor Fatma Ana. Bunları duyunca kafası karışan Mühim Hanım hemen bahçeye iniyor. Tam o sırada BUM ÇİKİ ÇİKİ sesleri tekrar duyuluyor. Bu kez Mühim Hanım, “Ne oluyor Fatma Ana?” diye soruyor. Fatma Ana heyecanla cevap veriyor: “Bebekler geliyor dedim ya Mühim kızım, bebekler geliyor!”

    Öylesine Bir Gün’de mühim Hanım Bumçikiler için barınakta kalacak yer ayarlıyor, Önem Hanım bütün gün Bumçikilerle ilgileniyor. Ama Fatma Ana tedirgin; çünkü kar günleri yaklaşıyor ve Bumçikiler için daha çok erzak depolamak gerekiyor. Üstelik battaniye, atkı, kazak da lazım… Önem Hanım ve Fatma Ana bu işleri hallederken Bumçikilerle ilgilenmek Mühim Hanım’a düşüyor. Neyse ki Bumçikiler masal dinlemeyi çok seviyor!

    “Gecelerden birinde Mühim Hanım’ın tedbirli mi tedbirli, telaşlı mı telaşlı, kibar mı kibar, biricik yardımcısı Önem Hanım odasının penceresinden gökyüzünü seyre dalmış. Birden gökten mi geldi yoksa yerin altından mı geldi anlayamadığı bir gümbürtü duymuş. BUM BUM!”

    0
    0
    1090
  • 19-02-2024

    Al’York’un mart ortası yayımlamayı planladığı yeni uzunçalarlarından son teklisi “Again & Again (Once Again)” müzikseverlerle buluştu.

    Daha önce yayımladığı ve yine aynı EP’de yer alan “Again & Again” teklisinin yeni hâli olan “Again & Again (Once Again)”, Al’York’un ev stüdyosundaki ilk kayıt olma özelliği taşıyor. Daha önce çeşitli stüdyolarda kayıt alıp, deneyimleyen grup, ilk defa ev ortamında kendi içlerine kapanıp üretip kayıt aldı.

    Soyuz Microphones ile kurduğu iş birliği sonucu, tüm enstrümanları ve vokalleri, bir çift Soyuz mikrofonuyla, küçük bir odada ev stüdyosunda kaydeden grup, yazım ve kayıt sürecinde alışık olduğu kayıt tekniklerinin dışına çıkarak, yeni yöntemler keşfedip, stüdyoyu bir yazım aracı olarak kullandı. “Again & Again (Once Again)” teklisinin kapak tasarımı Jeremy Steel imzası taşıyorken, şarkının mix ve master’ı grubun gitaristi Ediz Steel, tarafından yapıldı.

    ​Al’York’un “Again & Again (Once Again)” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1334
  • 19-02-2024

    Efsanevi İngiliz rock grubu Deep Purple, 25 Haziran’da KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

    ​“Smoke On The Water”, “Highway Star”, “Burn”, “Child in Time”, “Soldier of Fortune”, “Hurricane”, “Perfect Strangers” gibi hitlere imza atan, tüm dünyada 100 milyondan fazla albüm satışına ulaşan Deep Purple konserinin biletleri 20 Şubat Salı saat 14.00’de (yarın) Passo’da satışta çıkacak. 50 yılı aşkın kariyerine 22’yi aşkın albüm sığdıran grup, Planet Rock Radyo İstasyonu’nun düzenlediği ankette Dünyanın En Etkili Grupları arasında 5. sırada yer aldı. Ian Gillian, Roger David Glover, Ian Piece, Simon McBride ve Don Airey’den oluşan Deep Purple, geçmişten günümüze gelene kadar Ritchie Blackmore’un yanı sıra, David Coverdale, Glenn Hughes, Joe Lynn Turner, Joe Satriani gibi isimleri kadrosunda ağırladı.

    0
    0
    1110
  • 19-02-2024

    James Hakan Dedeoğlu polisiyenin, maceranın, aşkın ve gizemin başrolde olduğu yeni romanı Olağanüstü, Sıradışı ve Mükemmel, April Yayıncılık’tan çıktı.

    “Kariyerinin tekdüzeliğinden sıkılıp hayatının filmini çekmek için herkesten kaçan ünlü dizi yönetmeni kendini Akdeniz kıyısında, üzerine yazlık site inşa edilmiş bir antik kentte bulur. Yavaş yavaş tanıştığı ahalinin yıllanmış sırlarını karşı konulmaz bir merakla açığa çıkarma peşine düştükçe doğanın akıl almaz mucizeleri eşliğinde kendinden bile sakladığı yakıcı sırlarla yüzleşir.

    Nükleer savaş ve dünyanın son şafağı.
    Adı sanı bilinmez bir çiçeğin insanların yüzüne yerleştirdiği o tekinsiz tebessüm.
    Geçmişin bir günlükten seslenen hayaletleri.
    Kadim zamanlardan beri insanları avlayan şu delilik.

    Sanki hepsi ortaya çıkmak için Mert’in Harabeler Sitesi’ne gelmesini bekliyor. 
    Çıldırtıcı aşkın gölgesinde, atom bombası patlasa umursamayacak sakinlerle, kan gölünün ortasında dans etmek için ondan geriye sayılıyor.”

    0
    0
    1479
  • 19-02-2024

    Sena Başöz, Didem Erbaş, TUNCA, Merve Ünsal ve Yoğunluk’un eserlerinden oluşan, küratörlüğünü Sinan Eren Erk’in üstlendiği “Aşikâr Hareketlerin Gizli Hâlleri” başlıklı sergi, 22 Şubat-4 Mayıs tarihleri arasında Bilsart’ta sanatseverle buluşacak.

    “Aşikâr Hareketlerin Gizli Hâlleri” başlıklı sergi, hareket kavramının hayatımızdaki farklı ortaya çıkma biçimlerini incelerken, hareketin akışkan doğasında gizlenmiş ve ilk refleksle yapılan tanımlamanın ötesine geçen fiziksel, düşünsel ya da duygusal anlamları düşündüren bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Sergi, beş sanatçının eserleri aracılığıyla, gündelik yaşamın basit eylemlerinin bile zaman içinde nasıl değiştiğini, neleri ima ettiğini ve yaşamlarımızda bıraktığı duygusal izleri keşfetmeye davet ediyor. Hareketin içine gizlenen toplumsal ve politik okumaları, eserler arasındaki ilişkiler üzerinden tartışmaya açan sergi; Sena Başöz, TUNCA, Yoğunluk, Didem Erbaş ve Merve Ünsal’ın eserlerinden oluşan küratöryel bir seçkiyi sergi mekânına taşıyor. Sergi, günlük yaşamın sıradan eylemlerinden, geçmiş ve geleceğin derinliklerine uzanan geniş bir perspektifte, sanatçıların farklı zamanlardan ya da yerlerden birbirlerine verdikleri referanslarla şekillenen anlam örgüsünün derinlerinde, uyanmayı bekleyen farklı yönlerini sorgulamayı amaçlıyor.

    Hareket, ona kimi zaman atfedilenin ötesinde bir şiirsellik taşır. Her hareket -bu ister kıtaların yerinden kaymasıyla ister tarihi bir lise binası önünde her hafta sonu kayıplarını arayan ve anan annelerin sesinde hayat bulsun- içinde hep uyku hâlinde uyanmayı bekleyen, duman gibi hafif, uçucu ama yoğun başka olasılıkları barındırır. Apaçık ortada olduğunu sandığımız hareketin içinde saklı anlamlar onun paradoksal karakterini tamamlar ve tanımların netleşmediği, sınırların katılaşmadığı bir anlamı ifade eder. Hareket ancak böyle bir bakışta gerçek kimliğini bulur; dondurulmuş, sabitlenmiş, yerleşik algıların, kültürel kodlarla şekillenen ön yargıların kabuğundan sızar ve doğal durumuna, akışkanlığa kavuşur.
    Sergi metninden alıntıdır.

    Künye:
    1. Yoğunluk, Bünyad-ı Zemin (2020) video, 2'30''
    2. TUNCA, Latif Maharet (2021) tek kanallı video, ses ile, 4'38''
    3. Merve Ünsal, / ya da ufuk çizgisi sadece bir çatlak mı? (2021) video, 0'35''
    4. Sena Başöz, Kutu (2020) tek kanallı video, 4'31''
    5. Didem Erbaş, Karanlıkta Parlayan (2021) video, 0'51''

    0
    0
    1983
DAHA FAZLA
Geldanlage