
James Hakan Dedeoğlu polisiyenin, maceranın, aşkın ve gizemin başrolde olduğu yeni romanı Olağanüstü, Sıradışı ve Mükemmel, April Yayıncılık’tan çıktı.
“Kariyerinin tekdüzeliğinden sıkılıp hayatının filmini çekmek için herkesten kaçan ünlü dizi yönetmeni kendini Akdeniz kıyısında, üzerine yazlık site inşa edilmiş bir antik kentte bulur. Yavaş yavaş tanıştığı ahalinin yıllanmış sırlarını karşı konulmaz bir merakla açığa çıkarma peşine düştükçe doğanın akıl almaz mucizeleri eşliğinde kendinden bile sakladığı yakıcı sırlarla yüzleşir.
Nükleer savaş ve dünyanın son şafağı.
Adı sanı bilinmez bir çiçeğin insanların yüzüne yerleştirdiği o tekinsiz tebessüm.
Geçmişin bir günlükten seslenen hayaletleri.
Kadim zamanlardan beri insanları avlayan şu delilik.
Sanki hepsi ortaya çıkmak için Mert’in Harabeler Sitesi’ne gelmesini bekliyor.
Çıldırtıcı aşkın gölgesinde, atom bombası patlasa umursamayacak sakinlerle, kan gölünün ortasında dans etmek için ondan geriye sayılıyor.”
Sena Başöz, Didem Erbaş, TUNCA, Merve Ünsal ve Yoğunluk’un eserlerinden oluşan, küratörlüğünü Sinan Eren Erk’in üstlendiği “Aşikâr Hareketlerin Gizli Hâlleri” başlıklı sergi, 22 Şubat-4 Mayıs tarihleri arasında Bilsart’ta sanatseverle buluşacak.
“Aşikâr Hareketlerin Gizli Hâlleri” başlıklı sergi, hareket kavramının hayatımızdaki farklı ortaya çıkma biçimlerini incelerken, hareketin akışkan doğasında gizlenmiş ve ilk refleksle yapılan tanımlamanın ötesine geçen fiziksel, düşünsel ya da duygusal anlamları düşündüren bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Sergi, beş sanatçının eserleri aracılığıyla, gündelik yaşamın basit eylemlerinin bile zaman içinde nasıl değiştiğini, neleri ima ettiğini ve yaşamlarımızda bıraktığı duygusal izleri keşfetmeye davet ediyor. Hareketin içine gizlenen toplumsal ve politik okumaları, eserler arasındaki ilişkiler üzerinden tartışmaya açan sergi; Sena Başöz, TUNCA, Yoğunluk, Didem Erbaş ve Merve Ünsal’ın eserlerinden oluşan küratöryel bir seçkiyi sergi mekânına taşıyor. Sergi, günlük yaşamın sıradan eylemlerinden, geçmiş ve geleceğin derinliklerine uzanan geniş bir perspektifte, sanatçıların farklı zamanlardan ya da yerlerden birbirlerine verdikleri referanslarla şekillenen anlam örgüsünün derinlerinde, uyanmayı bekleyen farklı yönlerini sorgulamayı amaçlıyor.
“Hareket, ona kimi zaman atfedilenin ötesinde bir şiirsellik taşır. Her hareket -bu ister kıtaların yerinden kaymasıyla ister tarihi bir lise binası önünde her hafta sonu kayıplarını arayan ve anan annelerin sesinde hayat bulsun- içinde hep uyku hâlinde uyanmayı bekleyen, duman gibi hafif, uçucu ama yoğun başka olasılıkları barındırır. Apaçık ortada olduğunu sandığımız hareketin içinde saklı anlamlar onun paradoksal karakterini tamamlar ve tanımların netleşmediği, sınırların katılaşmadığı bir anlamı ifade eder. Hareket ancak böyle bir bakışta gerçek kimliğini bulur; dondurulmuş, sabitlenmiş, yerleşik algıların, kültürel kodlarla şekillenen ön yargıların kabuğundan sızar ve doğal durumuna, akışkanlığa kavuşur.”
Sergi metninden alıntıdır.
Künye:
1. Yoğunluk, Bünyad-ı Zemin (2020) video, 2'30''
2. TUNCA, Latif Maharet (2021) tek kanallı video, ses ile, 4'38''
3. Merve Ünsal, / ya da ufuk çizgisi sadece bir çatlak mı? (2021) video, 0'35''
4. Sena Başöz, Kutu (2020) tek kanallı video, 4'31''
5. Didem Erbaş, Karanlıkta Parlayan (2021) video, 0'51''
Altay Öktem’in insanın doğayla arasındaki ilişkiye fantastik bir pencereden baktığı, binbir çeşit bitkiye ve hayvana kucak açan kitabı Kahkaha Kasabası, Berna Dörtpınar'ın resimleriyle Tudem Yayınları’ndan çıktı.
Öktem; kötüyle iyiyi, korkakla cesuru karşı karşıya getirip “büyülü” bir serüvende buluşturan kitabında, el ele verip gönül çokluğuyla tüm sorunların üstesinden gelinebileceğini gösteriyor.
“Kahkaha Kasabası'nın neşeli çocuğu ile muzır tavşanı Şaşa, meraklarına yenilip gizlice Somurtuk Köyü'ne doğru yol aldıklarında kendilerini neyin beklediğinden habersizdir. Suyu akmayan bir çeşme, dalları olmayan bir ağaç, hatta içinde köpek olmayan bir köpek kulübesi... Bir şeyler yapıp karşılarındaki esrar perdesini aralamalı ve köyü şen kahkahaların yeri göğü inlettiği bir yere dönüştürmelidirler. Ama nasıl?
Tabii ki sevginin ve dayanışmanın gücüyle! Eğer kalben istersek ve bunun için mücadele edersek en çorak araziler yeşerir, kurumuş sular çağıldar, adı Somurtuk olan bir köy bile aniden Kahkaha Köyü'ne dönüşebilir.”
Korhan Başaran’ın yönetmenliğinde dans ve canlı müzik ağırlıklı karma gösterisi blinDate: Dama Dama, 26 Şubat akşamı 20.30’da Alan Kadıköy’de izleyicilerle buluşacak.
Dans ve müziğin, yeni medya ve metni bir araya getiren performansın müzik direktörlüğünü Taylan Aygar, görsel tasarımlarını da Ataman Girişken üstleniyor. Sanatçıları anda kalarak risk almaya ve cesur kararlar vermeye zorlarken, izleyiciyi de sürece tanıklık etmeye ve kimi zaman katılmaya davet eden bu disiplinlerarası gösterinin sürpriz isimleri arasında tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu, bir eseriyle yaratıcı sürece ve geceye katılacak çağdaş sanatçı Seydi Murat Koç ve opera sanatçısı Ceren Aydın yer alıyor. Gösteride, uluslararası dansçı kadrosunun doğaçlama performanslarının yanı sıra RAu’nun yurtdışı festivallerinde gösterilen ve çok beğeni toplayan repertuarından bölümler de bulunuyor. Company RAu’nun Kadıköy Boa Sahne’nin prodüksiyon desteğiyle gerçekleştirdiği performans; İtalya, Avusturya, Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen dansçılar ve İstanbul merkezli dans sanatçılarının oluşturacağı sinerjiyi izleyicilere sunuyor.
Korhan Başaran tarafından New York’ta yaratılmış multidisipliner bir konsept olan Blindate, ilk kez 2010 yılında Metro Baptiste Church’te tasarlandı ve sezonlar boyunca birçok kez sahnelendi. 2024’teki ilk versiyonunda, blinDate: Dama Dama adını sayıları hızla azalan Alageyikin Latincesinden (Dama Dama) alıyor. Bu performans ile Anadolu'da tehdit altında olan türlere de dikkat çekmek hedefleniyor. Company RAu, blinDate: Dama Dama ile WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)’nın doğa koruma çalışmalarına destek veriyor.
26 Şubat akşamı 20.30’da Alan Kadıköy’de sahnelenecek blinDate: Dama Dama gösterisinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Kezban Arca Batıbeki’nin yeni eserlerinden oluşan “Pantagonist / Düalite: Şifa ve Zehir” başlıklı kişisel sergisi, 21-25 Şubat tarihleri arasında The Ritz Carlton Residences B Blok’ta düzenlenecek Art Show Galeriler Buluşması kapsamında, MERKUR Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
Kezban Arca Batıbeki’nin 2 yıllık çalışmasının ürünü olan yeni eserleri, “Pantagonist / Düalite: Şifa ve Zehir” serisinden bir seçki ile 24 çağdaş sanat galerisinin bir araya gelerek organizasyonunu üstlendiği Art Show kapsamında sergilenecek.
“Kadın ve erkeğin toplumsal yaşamdaki yerini belirlemede uzun zaman etkili olan ataerkil ideoloji, mitolojik anlatılarda ve teolojik metinlerde kimi zaman örtülü kimi zaman aleni biçimde ‘Kadın’ı tüm günahların sorumlusu olarak işaret eder. Tüm bu hikâyelerde ortaya çıkan ‘yılan’ ise kadının suç̧ ortağıdır. Kadının itaatkarsızlığını yılan, yılanın kötücüllüğünü kadın temsil eder. Tarih boyunca negatif motiflerle tanımlanan dişil enerji ve yılanın kaderi büyük ölçüde kesişir.
Mitolojide tanrıçalar hem saygı duyulan hem korkulan figürler olarak aktarılır. Özellikleri zıtlıklarla kavranır, yaratıcı güçlerine rağmen yıkıcı yanları da vardır. Yılanlarla betimlenen tanrıçaların, özellikle yaradılış mitlerinde, ilim ve ölümsüzlüğü temsil eden yılan sembolüne dair en önemli görünüşlerinden biri de ilahi bir gücün temsilcileri olmalarıdır. Genel olarak tek Tanrılı dinlerde kötü ruhların ve kötü gücün simgesi olarak tasvir edilen yılan, eski toplumlarda olumlu niteliklere sahip simgesel bir varlık olarak görülür.
Sanatsal üretimlerinde çağrışımcı düş gücü ile eleştirel-estetik bir perspektife sahip olan Batıbeki, resimleri ve farklı medyumlar kullandığı diğer eserlerini, mitik hikâyelerin, toplumsal zihniyetin ve kültürel deneyimlerin ortak donanımları olarak yorumluyor. Bu görsel yorumlarda birer ikona dönüşen kadın ve yılan, nice sırları barındıran bir güç, sonsuzluğu aktaran bir rehber, şifa ve zehri aynı anda sunan dünyanın ve yaşamın kendisi olarak betimleniyor.
Kezban Arca Batıbeki’nin yakında kitabı da basılacak olan ‘Pantagonist’ serisinde, merkezine aldığı kadın ve yılan figürleri, sanatçının iç dünyasıyla dış dünyaya ait gerçekler arasında bir köprü işlevi görüyor. Evrensel bilgiyi alıp kendi bakış açısıyla yeniden yorumlayan sanatçı, dünyanın bir temsili olan mitler, masallar ve efsanelerle yaratılmış olan bilinçaltı kayıtlarına imgeler aracılığıyla yeniden bakıyor.”
Derya Yücel’in kaleme aldığı sergi metninden alıntı.
Gazeteci Kate Murphy’nin dinlemenin psikolojik, sosyolojik ve nörobilimsel taraflarını aktarırken en iyi dinleyicilerin sözlerine kulak verdiği çalışması Dinlemiyorsun - Ne Kaçırdığının Farkında Mısın?, Özge Onan’ın çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Murphy, okuruna soruyor: “En son ne zaman gerçekten birini dinledin veya biri seni dinledi?” Ofiste en çok konuşan olmak istiyoruz. Sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sokaklarda, restoranlarda, kafelerde hep bir ağızdan konuşuyoruz. Ama dinlemiyoruz. Kimse de bizi dinlemiyor. Teknolojinin dijital iletişime her an izin verdiği bir çağda yaşasak da kimse birbirini dinlemiyor. Ve bu bizi daha yalnız, daha izole ve daha geçimsiz insanlara dönüştürüyor. Mesleği gereği iyi bir dinleyici olan gazeteci Kate Murphy, nasıl bu hâle geldiğimizi ve bundan nasıl kurtulabileceğimizi araştırıyor.
“Siz de diğer birçok insan gibiyseniz, yeterince sıklıkla ve dikkatle dinlemiyorsunuz demektir. Bu beceriyi edinmek için yetenekli bir gazeteciden daha iyi bir öğretmen bulamazsınız.” - Adam Grant, Orijinaller ve Yeniden Düşün’ün #1 New York Times çoksatan yazarı
Görkem Karabudak’ın dört şarkıdan oluşan “Kontra” isimli yeni EP’si Sümbül Plak etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
Görkem Karabudak’ın kariyerindeki izler ve zamansızlığın oluşturduğu bütünlük yeni EP’nin dokusunu oluşturuyor. Karabudak’ın bugüne kadar yer aldığı projelerin yanı sıra, yayımladığı solo teklilerden de dinleyicilerinin aşina olduğu ses paleti esnekliği, “Kontra”da da kendini gösteriyor. Tüm prodüksiyonunu Görkem Karabudak’ın üstlendiği mini albüm, endüstriyel rock, anadolu psychedelic rock, punk ve synth-pop tınıları arasında sert geçişlerle bezeli bir deneyim sunuyor. EP’de sanatçının Da Poet ile birlikte yazıp seslendirdiği “Sanrılar Çıldırmış Olmalı” parçası da yer alıyor. Karabudak’ın kendi label’ı olan Sümbül Plak etiketiyle yayımladığı EP’nin kapak fotoğrafı ve tasarımı Berk Çakmakçı’ya ait.
Görkem Karabudak’ın yeni EP’si “Kontra”yı buradan dinleyebilirsiniz.
Borusan Kocabıyık Vakfı’nın Cumhuriyetin 100. yılına özel düzenlediği, Galataport İstanbul O2 Blok’ta sanatseverlerle buluşan “Cumhuriyetin Yüzü” başlıklı sergi, 2 Haziran tarihine kadar uzatıldı.
1922-1942 yıllarına odaklanan ve erken Cumhuriyet döneminin edebiyat, plastik sanatlar, müzik, grafik ve mimari tasarım, sahne sanatları, müzecilik, arkeoloji gibi kültür disiplinlerine ve toplumsal yaşama bakışını yansıtan “Cumhuriyetin Yüzü” sergisi, 500’ü aşkın orijinal eser, belge ve efemera yer alıyor. Kurtuluş Savaşı’ndan başlayarak sanatsal yaratının esin kaynağı olan “kuruluş, kurtuluş” temalarına da sergi kapsamında özel bir vurgu yapılıyor. Sergi, milli mücadele ve sonrasını kapsayan çeyrek asırlık dönemdeki çok boyutlu toplumsal dönüşümü, sanat ürünlerinin yanı sıra akademik sanat tarihi disiplini kapsamında ele alırken; dönemin estetik anlayışını sosyal yaşamdaki izleriyle izleyiciye sunuyor.
Gündelik hayattaki kültürel kodların, dönemsel karşılıklarını zengin bir içerik ve deneyimle keşfetmelerine olanak sağlayan serginin küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar üstleniyor. Prof. Dr. Haluk Oral’ın proje danışmanı olarak yer aldığı “Cumhuriyetin Yüzü”nün sergi tasarımı ise PATTU imzası taşıyor. Ayrıca sergi kapsamında, yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı bir belgesel film de izleyiciyle buluşuyor. Sunduğu özgün seçkiyle estetik anlayışta yaşanan çeşitlilik ve değişimi ortaya koymayı amaçlayan sergide, aralarında Salt, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, İBB, Kültür Bakanlığı Film Arşivi, Yapı Kredi Tarihi Arşivi, Semiha Berksoy Opera Vakfı ve İnönü Vakfı’nın da bulunduğu kültür sanat kurumları ile galeriler, kişisel arşivler, vakıflar, araştırma merkezleri, resmi arşivler ve üniversitelerin koleksiyonlarından 500’ü aşkın orijinal ve dijital eser, belge ve efemera yer alıyor. Sergi, orijinal eser, belge ve efemera ile dijital deneyimlerin de birlikte tasarlanarak, dönemin ruhunu kapsayıcı içerik bütünüyle izleyiciyle buluşturuyor.
Borusan Kocabıyık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi, “Cumhuriyetin Yüzü” sergisi ile ilgili şunları söyledi: “Sergiyi, ‘Bu memlekete gönül borcum var, hayatım boyunca bunu ödemek için çalıştım’ anlayışını benimseyen babam, Kurucu ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık’ın emaneti, kurumsal değerlerimiz ve Borusan Kocabıyık Vakfı’nın toplumsal katkı alanlarını yansıtacak şekilde oluşturduk. Yeni nesillere ilham vereceğini umduğumuz bu kıymetli projeyi gerçekleştirmemize katkıda bulunan destekçilerimize, iş ortaklarımıza ve vakfımızın tüm iş birimlerine teşekkür ederim.”
Borusan Grup CEO’su Erkan Kafadar, sergi hakkında şunları söyledi: “Kültür ve Sanat, Borusan Grubu’nun daimî başlıkları arasında yer alırken, Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık’ın kültür, sanata ve eğitime verdiği değer sayesinde bugün bu alanlarda öncü kurumlar arasında bulunuyoruz. Topluma fayda sağlama, kültür ve sanata erişim imkanları sunarak Türkiye’nin gelişim yolculuğuna destek verme misyonumuzla varlık gösteriyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlarken Cumhuriyetin kurucu değerlerinden ilham alacağımız ve gelecek için de umutlarımızı canlı tutacağımız bir sergiyi hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz.”
Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Sekreteri Canan Ercan Çelik ise şunları söyledi: “Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilanı sonrasında, ülkemizin çağdaşlaşma ve çok boyutlu toplumsal dönüşüm hikâyesini sosyal yaşam, eşitlik, kültür ve sanat gibi perspektiflerden ortaya koyacağımız bu serginin, Atatürk’ü ve Cumhuriyet devrimlerinin özünü anlamaya hizmet edeceğine inanıyoruz. Sergi tasarımı ve gelişmiş teknolojilerin kullanımı ile her yaştan ziyaretçimizin Cumhuriyet’i farklı açılardan duyumsayacağı, bir şekilde GÖReceği, DİNLEyeceği ve HİSSEdebilecekleri bir zemin yaratarak, gelecekte 100 yıllık emaneti daha da ileriye taşıyacağını umut ediyoruz.”
Borusan Contemporary’nin katkılarıyla hayata geçirilen “Cumhuriyetin Yüzü” sergisini, 2 Haziran tarihine kadar pazartesi hariç her gün 11.00-20.00 saatleri arasında Galataport İstanbul O2 Blok’ta ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.
Baran Güzel’in erkek egemen düzenin bir alegorisini ortaya koyduğu ilk romanı Korkudan da Büyük Bir Şey, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Her Kötü Geceden Sonra adlı öykü kitabının ardından bu kez bir romanla okurun karşısına çıkan Güzel, kadınların saçlarının kaldırımlardan kazındığı tekinsiz, umutsuz bir evrene götürüyor. Sadece kadınları etkileyen çaresiz bir intihar salgınının gölgesinde adım adım sona yaklaşan bir dünya, bu korkunç karmaşanın içinde eski sevgilisinin peşine düşen yalnız, yoksul, paniklemiş bir adam: Hükümet aleyhine tweet attığı için gözaltına alınan ve şartlı tahliye edilen anlatıcı, bir yandan birkaç kadının intiharıyla başlayan ve kısa zamanda kitlesel bir hal alan kaosla baş etmeye çabalarken, bir yandan da eski sevgilisinin son arzusunu yerine getirmeye çalışacaktır.
“Dünya büyük bir şantiyeydi. Belediyeler, taşeronlar işçi bulmakta zorlanıyordu. Birçok adam karşı çıkıyordu çalışmalara. Ne gerek var, diyorlardı. Yok olup gidecektik nasılsa. Kaosa teslim olmalı, girdabın bizi alıp götürmesine izin vermeliydik. Elimizde yalnızca kendi hayatlarımız vardı. Gezegeni teslim etmemiz gereken yeni bir kuşak doğmayacaktı. Düzene, paraya, ilerlemeye, güzelliğe ihtiyacı yoktu dünyanın. İyiliği kaybetmiştik, hepsi buydu.”
Viet Thanh Nguyen’in Pulitzer ödüllü aynı adlı romanından uyarlanan Park Chan-Wook imzalı The Sympathizer’den yeni fragman yayımlandı. Robert Downey Jr. ve Hoa Xuande’nın başrolünde yer aldığı dizi, yakında BluTV’de gösterime girecek.
HBO yapımı The Sympathizer, Vietnam Savaşı’nın son günlerinde yarı Fransız, yarı Vietnamlı bir komünist casusun mücadelesini anlatıyor. Güney Vietnamlı mültecilerden oluşan bir toplulukta yaşarken, topluluk hakkında gizlice casusluk yapmaya ve sadakati ile yeni hayatı arasında kalan bir adamın mücadelesini konu alan dizi casusluk gerilimi ve kültürlerarası bir hiciv olarak tanımlanıyor.
Park Chan-wook ve Don McKellar’ın yapımcılığını üstlendiği The Sympathizer’ın oyuncu kadrosunda Robert Downey Jr., Hoa Xuande, Fred Nguyen Khan, Toan Le, Phanxine, Vy Le, Ky Duyen, Kieu Chinh, Duy Nguyen, Alan Trong, Sandra Oh yer alıyor. Yedi bölümden oluşan dizide Robert Downey Jr. birden fazla karaktere hayat veriyor.
The Sympathizer dizisinin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=L6QmY_fYVUQ